Göz Hastalıkları

Göz İçi Sıvı Alma Ameliyatı

Göz İçi Sıvı Alma Ameliyatı öncesi değerlendirme ve sonrası iyileşme sürecine ilişkin bilgilendirici içerik.

Göz içi sıvı alma ameliyatı, tıbbi adıyla vitrektomi ya da pars plana vitrektomi, retina ve göz arkası cerrahisinin ileri düzey uygulamalarından biridir ve göz küresinin arka bölümünü dolduran şeffaf jel yapıdaki vitreus sıvısının kontrollü biçimde uzaklaştırılmasını temel alır. 1971 yılında Robert Machemer tarafından ilk kez tanımlanan pars plana yaklaşımı, günümüzde 23 gauge, 25 gauge ve 27 gauge kalınlığındaki mikro insizyon sistemleriyle son derece güvenli, sütürsüz ve minimum invaziv biçimde gerçekleştirilmektedir. Retina dekolmanı, diyabetik retinopatiye bağlı vitreus içi kanamalar, makular delik, epiretinal membran, endoftalmit ve yabancı cisim gibi pek çok karmaşık göz arka segment patolojisinde vitrektomi altın standart tedavi seçeneği olarak kabul edilmektedir. İlgili bölümlerde yürütülen bu ileri düzey cerrahi girişim, deneyimli retina cerrahları tarafından tam donanımlı ameliyathane ortamında, geniş açılı görüntüleme sistemleri ve mikro cerrahi enstrümanlar eşliğinde titizlikle uygulanmaktadır.

Vitrektomi Nasıl Tanımlanır? Retina ve Göz Arkası Cerrahisinde Kalıcı Çözüm Müdür?

Vitrektomi, gözün arka segmentini dolduran ve toplam göz hacminin yaklaşık üçte ikisini oluşturan vitreus adlı jel kıvamındaki şeffaf sıvının cerrahi olarak uzaklaştırılması işlemidir. Vitreus, yüzde doksan dokuz oranında su, kollajen lifleri ve hyalüronik asit içeriğiyle gözün optik iletim yolunun kritik bir bileşenini oluşturur ve retinaya destek sağlar. Ancak yaşlanma, travma, iltihabi süreçler veya sistemik hastalıklara bağlı olarak vitreusun berraklığını yitirmesi, retinaya traksiyon uygulaması ya da retina yüzeyinde patolojik membranlara zemin hazırlaması durumunda cerrahi olarak temizlenmesi gerekmektedir. Pars plana vitrektomi terimi, cerrahinin girişim yapıldığı anatomik bölgeyi ifade eder; pars plana, siliyer cismin arka yüzü ile retinanın ön kenarı arasında kalan, retina ve lens gibi hassas yapılardan uzak, dört milimetre genişliğindeki güvenli cerrahi giriş sahasıdır.

Modern retina cerrahisinde vitrektomi kalıcı bir çözüm sunmakla birlikte, kalıcılığın derecesi altta yatan patolojinin niteliğine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Örneğin basit vitreus içi kanamalarda vitrektomi tek başına kesin ve kalıcı iyileşme sağlarken, diyabetik retinopati gibi ilerleyici sistemik hastalıklarda cerrahinin başarısı hastalığın kontrolüne bağlıdır. Retina dekolmanlarında yüzde seksen beş ile doksan beş arasında anatomik başarı oranı bildirilmekte, makular delik cerrahisinde ise doksan ile doksan beş arasında delik kapanma oranlarına ulaşılmaktadır. Vitrektomi sonrasında vitreus jeli tekrar üretilmez; onun yerine göz kendi doğal aköz hümörünü üreterek boş alanı doldurur, bu durum gözün optik ve fizyolojik işlevini olumsuz etkilemez. Cerrahinin nihai amacı sadece patolojik dokuyu uzaklaştırmak değil, aynı zamanda retinanın anatomik ve fonksiyonel bütünlüğünü uzun süreli olarak korumaktır.

Robert Machemer tarafından tanımlanan orijinal on yedi gauge sistem, o günlerde büyük insizyonlar ve sütür gerektirirken, günümüzün 25 gauge ve 27 gauge mikroinsizyon sistemleri milimetrenin binde beş yüzü kadar küçük yara açıklıklarıyla çalışabilmekte ve genellikle dikişsiz olarak sonlandırılmaktadır. Bu teknolojik ilerleme, cerrahinin invazivliğini büyük ölçüde azaltmış, iyileşme sürelerini kısaltmış ve hasta konforunu belirgin biçimde artırmıştır. Modern retina cerrahisi merkezlerinde uygulanan pars plana vitrektomi girişimlerinde, uluslararası standartlarla uyumlu ileri düzey cerrahi platformlar kullanılmakta ve her hasta için bireyselleştirilmiş cerrahi planlama yapılmaktadır. Bu yaklaşım hem cerrahinin başarı oranını artırmakta hem de komplikasyon risklerini en aza indirmektedir.

Hangi Vakalarda Vitrektomi Operasyonuna Başvurulur?

Vitrektomi ameliyatı, retina ve vitreus patolojilerinin geniş bir yelpazesinde uygulanabilen çok yönlü bir cerrahi yöntemdir ve endikasyon listesi son yirmi yılda mikroinsizyon teknolojisinin gelişmesiyle birlikte belirgin şekilde genişlemiştir. En sık başvurulan endikasyonların başında rhegmatojen retina dekolmanı gelir; bu tabloda retinada oluşan bir yırtıktan vitreus sıvısının subretinal boşluğa geçmesi ve retinanın altındaki pigment epitelinden ayrılması söz konusudur. Karmaşık, çoklu yırtığı bulunan, alt kadran dekolmanları veya proliferatif vitreoretinopati eşlik eden vakalarda pars plana vitrektomi ilk tercih edilen yöntemdir. Diyabetik hastalarda görülen proliferatif retinopati ve buna bağlı vitreus içi hemoraji, traksiyonel retina dekolmanı ve makular ödem tabloları da vitrektominin en klasik endikasyonları arasında yer alır.

Makular delik cerrahisi, vitrektominin yüksek başarı oranlarıyla uygulandığı bir diğer önemli alandır. Fovea merkezinde tam kat retina defekti bulunan hastalarda internal limitan membran soyularak yapılan pars plana vitrektomi, delik kapanması ve görme keskinliğinin artışı için ana tedavi seçeneğidir. Epiretinal membran, halk arasında makular pucker olarak bilinen tabloda, retina yüzeyinde büzücü etkiyle görme bozukluğuna yol açan patolojik fibroselüler zar cerrahi olarak soyulur. Endoftalmit yani göz içi bakteriyel enfeksiyon durumlarında acil vitreus örneği alınması ve intravitreal antibiyotik uygulanması hayati önem taşır; ciddi vakalarda tam vitrektomi zorunludur. Katarakt cerrahisi sırasında lens veya lens çekirdeğinin vitreus boşluğuna düşmesi gibi komplikasyon durumlarında da vitrektomi ile lens materyalinin temizlenmesi gerekir.

Göz içi yabancı cisim varlığında, özellikle metalik ya da organik kaynaklı travmatik girişlerde, hem cismin çıkarılması hem de olası retinal hasarın onarımı için pars plana vitrektomi vazgeçilmezdir. Vitreus içi opasiteler, uveitler, göz içi tümör tanısında biyopsi gereksinimi, dekolman cerrahisi sonrası tekrarlayan silikon yağı alınması işlemleri de bu ameliyatın uygulama alanları arasındadır. Retinal ven tıkanıklıklarına bağlı persistan makular ödem ve vitreomakular traksiyon sendromu gibi kombine patolojiler de modern cerrahide sıklıkla vitrektomi ile ele alınmaktadır. Endikasyon belirleme sürecinde optik koherens tomografi, floresein anjiyografi, ultrason biyomikroskopi ve geniş açılı fundus görüntülemesi gibi tanısal yöntemler bir arada değerlendirilerek her hasta için doğru cerrahi kararın verilmesi sağlanır. Cerrahinin zamanlaması, patolojinin akut veya kronik oluşuna göre saatler içinde acil olabileceği gibi elektif planlama ile haftalar sonrasına da bırakılabilir.

Vitrektomi İhtiyacı Doğuran Başlıca Göz Rahatsızlıkları Nelerdir?

Vitrektomi endikasyonu doğuran hastalıklar arasında ilk sırada diyabetik retinopati yer almaktadır ve bu hastalık günümüzde çalışma çağındaki yetişkinlerde önlenebilir körlüğün önde gelen nedenidir. Uzun süreli diyabeti bulunan hastalarda retinal kapiller yatakta oluşan iskemiye ikincil gelişen proliferatif retinopati, retina ve vitreus içine büyüyen frajil neovasküler damarların spontan yırtılmasıyla ciddi vitreus hemorajilerine yol açabilir. Bu neovasküler dokuların oluşturduğu fibrovasküler membranlar zamanla kasılma göstererek traksiyonel retina dekolmanına neden olur ve foveayı içine alan traksiyonel dekolmanlarda pars plana vitrektomi acil cerrahi kararı gerektirir. Cerrahi sırasında sadece vitreus temizlenmez, aynı zamanda hastalıklı fibrovasküler membranlar diseke edilir, endolaser fotokoagülasyon uygulanır ve gerektiğinde silikon yağı ile göz içi tamponadı sağlanır.

Retina dekolmanı, retinanın nörosensöriyel tabakasının altındaki retina pigment epitelinden ayrılması durumudur ve rhegmatojen, traksiyonel ve eksüdatif olmak üzere üç ana alt tipi vardır. Rhegmatojen tipin en sık nedeni yaşa bağlı vitreus dekolmanına ikincil oluşan retinal yırtıklardır. Miyop hastalar, katarakt sonrası psödofakik gözler ve travma öyküsü olan bireyler bu açıdan yüksek risk taşır. Ani başlayan floaterlar, şimşek çakmaları, görme alanında perdelenme ve keskinlik kaybı klasik semptomlardır ve dekolman geliştiğinde saatler içinde cerrahi girişim yapılmalıdır. Makular delik hastalığı ise özellikle altmışlı yaşlar sonrası kadın hastalarda daha sık görülür ve foveal traksiyona ikincil olarak gelişir; hastalar merkezi görmede bulanıklık, metamorfopsi ve görme keskinliği kaybı yakınırlar.

Epiretinal membran ya da hücresel retinada büzülme yaratan selofan makülopati olarak da bilinen tablo, sıklıkla idiopatik olarak yaşlılarda ortaya çıkar; retina yüzeyindeki fibrosellüler proliferasyon makulanın büzülmesine ve görsel çarpıklıklara neden olur. Endoftalmit acil vitrektomi gerektiren en dramatik tablolardan biridir; katarakt cerrahisi sonrası bir günden altı haftaya kadar veya penetran travma ardından gelişen bakteriyel enfeksiyondur ve tedavi geciktiğinde saatler içinde geri dönüşümsüz körlüğe yol açabilir. Vitreomakular traksiyon sendromu, retinal ven ve arter tıkanıklıklarına bağlı komplikasyonlar, göz içi tümör biyopsileri, çocukluk çağı prematüre retinopatisi ve dev retinal yırtıklar gibi daha ender karşılaşılan ancak yaşamsal görme kaybı riski taşıyan pek çok patoloji de vitrektomi endikasyonu oluşturur. Her bir tablo kendi özgün cerrahi tekniğini, tamponad seçimini ve postoperatif takip planını gerektirir.

Katarakt Operasyonu ile Vitrektomi Arasındaki Önemli Ayrımlar Nelerdir?

Katarakt cerrahisi ve vitrektomi ameliyatı, gözün farklı anatomik bölgelerini hedef alan, farklı endikasyonlarla uygulanan ve teknik açıdan birbirinden belirgin şekilde ayrılan iki cerrahi girişimdir. Katarakt cerrahisi gözün ön segmentinde bulunan doğal kristalin lensinin opaklaşmasının tedavisidir ve fakoemülsifikasyon adı verilen ultrasonik parçalama yöntemi ile bulanıklaşmış lens çekirdeğinin çıkarılıp yerine katlanabilir intraoküler lens yerleştirilmesi esasına dayanır. Girişim üç milimetreden küçük korneal insizyondan gerçekleştirilir, ortalama süresi on beş ile yirmi dakika arasında değişir ve hastalar aynı gün taburcu edilerek ertesi gün belirgin görme düzelmesi yaşarlar. Vitrektomi ise gözün arka segmentini hedef alan çok daha kapsamlı bir cerrahidir ve pars plana bölgesinden yapılan üç port girişle vitreus boşluğu ve retina yüzeyi üzerinde işlem yapılır.

Katarakt ameliyatı sonrası görme netliği genellikle bir ile birkaç gün içinde toparlanırken vitrektomi sonrası görsel iyileşme süreci çok daha uzun ve değişkendir. Vitrektomi sonrasında göze verilen gaz ya da silikon yağı gibi tamponad maddelerinin varlığında hastanın görme keskinliği haftalarca hatta aylarca sınırlı kalabilir. İyileşme boyunca hastanın belirli bir pozisyonda yüz aşağı bakması gereken kısıtlamalar yaşanabilir. Anestezi türleri açısından da farklılık vardır: katarakt cerrahisinde topikal ya da subtenon anestezi genellikle yeterliyken vitrektomide olgunun karmaşıklığına bağlı olarak peribulbar, retrobulbar veya nadiren genel anestezi tercih edilir. Cerrahi süre katarakta göre çok daha uzundur ve olguya bağlı olarak otuz dakikadan doksan dakikaya kadar uzayabilir.

İki ameliyat arasında önemli bir bağlantı da vitrektomi sonrası fakik yani doğal lensi bulunan hastalarda katarakt gelişme riskinin belirgin şekilde artmasıdır. Elli yaş üzeri fakik hastalarda vitrektomi sonrası iki yıl içinde nükleer sklerotik katarakt gelişme oranı yüzde doksana kadar çıkabilir. Bu nedenle günümüzde giderek daha sık uygulanan bir yaklaşım kombine fakoemülsifikasyon ve vitrektomi cerrahisidir; hem katarakt hem retina patolojisi tek seansta tedavi edilir. Katarakt cerrahisi elektif ve rutin bir girişim olarak planlanabilirken vitrektomi çoğu zaman aciliyet gerektiren ve zamana karşı yarışılan bir müdahaledir. Görsel prognoz açısından katarakt cerrahisi son derece öngörülebilir sonuçlar sunarken vitrektomi sonucu altta yatan retina patolojisinin ciddiyeti, tanı süresi ve fovea tutulumuna bağlıdır. Bu iki cerrahinin gerektirdiği eğitim, deneyim ve mikroskop platformu da birbirinden belirgin biçimde farklıdır ve vitreoretinal cerrahi ayrı bir yandal uzmanlığı gerektirir.

Vitrektomi Ameliyatı Nasıl Uygulanır? (PPV ve Dikişsiz Mikrocerrahi Yöntemi Nedir?)

Pars plana vitrektomi ameliyatının uygulanması çok aşamalı, hassas ve titiz bir cerrahi süreci kapsar ve her adım özel enstrümanlarla mikroskop altında gerçekleştirilir. İşlem öncesi hasta pupil dilatasyonu için siklopejik ve midriyatik damlalarla hazırlanır, ardından operasyon odasında yatar pozisyonda konumlandırılır. Anestezi seçimi olgunun özelliğine göre planlanır; olguların büyük çoğunluğunda peribulbar veya subtenon lokal anestezi tercih edilirken pediatrik olgularda, uzun sürmesi beklenen olgularda ve hasta uyum sorununda genel anestezi uygulanır. Cerrahi alan povidon iyot ile hazırlandıktan sonra steril örtüler serilir ve göz kapak kirpiklerini uzaklaştıran spekulum yerleştirilir.

Mikroinsizyon vitrektomide 23 gauge, 25 gauge ya da 27 gauge trokar-kanül sistemleri kullanılır ve pars plana bölgesinden üç adet giriş açılır. Bu girişler tipik olarak fakik hastalarda limbustan üç buçuk milimetre, psödofakik veya afakik hastalarda üç milimetre uzaklıkta yerleştirilir. İlk trokar inferotemporal kadranda infüzyon kanülü için yerleştirilir; bu kanül vasıtasıyla göz içi basıncı sabit tutmak amacıyla dengeli tuz solüsyonu sürekli olarak enjekte edilir. Diğer iki trokar süperonazal ve süperotemporal kadranlarda cerrahi enstrüman ve endoilluminatör ışık probu için yerleştirilir. Cerrah, non-kontakt geniş açılı görüntüleme sistemi olan BIOM ya da kontakt lensler yardımıyla retinanın tümünü net biçimde gözlemleyebilir.

Cerrahinin ana aşaması yüksek hızlı kesici vitrektor probu ile yapılan kor vitrektomidir; dakikada beş binden on iki bine kadar kesim yapabilen modern cihazlar retinaya çekişi minimuma indirir. Kor vitrektomi tamamlandıktan sonra periferik traş yapılır ve arka hiyaloid membran retinadan ayrılır; bu aşamada triamsinolon asetonid boyaması ile şeffaf vitreusun görünür hale getirilmesi büyük kolaylık sağlar. Altta yatan patolojiye göre farklı ek işlemler uygulanır: makular delikte internal limitan membran indocyanine green veya brilliant blue boyaması ile boyanır ve mikro forsepslerle soyulur, epiretinal membran diseke edilir, retina dekolmanında subretinal sıvı boşaltılır ve retinopeksi için endolaser fotokoagülasyon veya kriyoterapi uygulanır. Diyabetik olgularda fibrovasküler membranlar dikkatle diseke edilir. İşlem sonunda tamponad ihtiyacına göre sıvı-hava değişimi yapılır, ardından hava-gaz değişimi ile sülfür heksaflorür SF6, perflouropropan C3F8 veya silikon yağı yerleştirilebilir. Mikroinsizyon sistemlerinin en büyük avantajı sklerotomilerin çoğunun sütür gerektirmemesidir; trokarlar çıkarıldığında konjonktiva ve skleradaki tünel şeklinde açılmış girişler kendiliğinden kapanır ve göz içi basıncı sızıntı olmadan korunur.

Vitrektomi Ardından İyileşme Döneminde Hangi Kurallara Uyulmalıdır?

Vitrektomi sonrasında iyileşme sürecinin sorunsuz ilerlemesi büyük ölçüde hastanın postoperatif kurallara titizlikle uymasına bağlıdır ve cerrah tarafından verilen özel talimatlar mutlaka izlenmelidir. Ameliyat sonrası ilk günlerde göze verilen antibiyotik ve steroid içerikli damlalar reçete edildiği sıklıkta düzenli olarak uygulanmalıdır; genellikle antibiyotik damlalar günde dört ile altı kez ve bir hafta boyunca, steroid damlalar ise dört ile altı hafta boyunca giderek azalan dozlarda kullanılır. Göze verilen tamponad maddesinin türüne göre pozisyon kısıtlamaları belirlenir ve bu kurallar cerrahinin başarısı açısından belirleyicidir. Makular delik cerrahisi sonrası hastadan yüz aşağı pozisyonda kalması istenir; bu pozisyon gaz kabarcığının makula üzerine oturmasını ve deliğin tam olarak kapanmasını sağlar. Bu kısıtlama uygulanan gaz türüne göre üç günden on güne kadar uzayabilir.

Ameliyat sonrası gözü ovmak, sıkı biçimde kapatmak veya travmaya maruz bırakmak kesinlikle sakıncalıdır ve ilk hafta boyunca özellikle koruyucu göz siperi kullanılması önerilir. Ameliyatlı gözde ağır kaldırma, öne eğilme, ıkınma ve şiddetli fiziksel efor yapılması ilk iki ile dört hafta boyunca yasaklanır çünkü bu aktiviteler göz içi basıncını artırarak yeni yırtıklara veya sklerotomi kaçaklarına yol açabilir. Duş alırken gözün su ile temasından kaçınılmalı, ilk hafta boyunca yıkanma sırasında koruyucu önlemler alınmalıdır. Havuz, deniz, sauna ve buhar banyosu gibi enfeksiyon riski yüksek ortamlardan en az bir ay uzak durulmalıdır. Makyaj yapılması ve göz çevresine krem sürülmesi en az iki hafta boyunca ertelenmelidir.

Göz içinde gaz tamponadı bulunan hastaların uçakla seyahat etmesi kesinlikle yasaktır çünkü kabin basıncındaki düşüşle gaz kabarcığı genişleyerek göz içi basıncını tehlikeli düzeylere çıkarabilir ve santral retinal arter tıkanıklığıyla kalıcı görme kaybına neden olabilir. Aynı nedenle yüksek irtifaya dağ tırmanışı da yasaklanır. Genel anestezi gereken herhangi bir başka cerrahi girişim planlanıyorsa anestezi ekibine gaz tamponadının varlığı mutlaka bildirilmelidir çünkü azot protoksit anestezisi gaz genişlemesine yol açabilir. Ani başlayan ağrı, kızarıklık artışı, görme keskinliğinde ani düşüş, ışık çakmaları veya perde şeklinde görme kaybı gibi semptomların varlığında derhal hastaneye başvurulmalıdır. Kontrol randevularına eksiksiz katılım son derece önemlidir; ilk yirmi dört saat, üçüncü gün, birinci hafta, birinci ay ve üçüncü ay muayeneleri standart takip protokolünü oluşturur.

Vitrektomi Ameliyatının Ardından İyileşme Ne Kadar Sürer?

Vitrektomi ameliyatı sonrası iyileşme süreci multifaktöriyel bir değişkenlik gösterir ve tek bir standart süre vermek yerine anatomik ve fonksiyonel iyileşmenin farklı basamaklarına göre değerlendirmek daha doğrudur. Anatomik iyileşme genellikle ilk dört ile altı hafta içinde büyük ölçüde tamamlanır; sklerotomi girişleri kapanır, konjonktival hiperemi geriler ve ön segment bulguları normale döner. Ancak fonksiyonel iyileşme yani net görme keskinliğinin oluşması cerrahinin türüne, uygulanan tamponada ve altta yatan patolojiye bağlı olarak birkaç haftadan altı aya, bazı olgularda ise bir yıla kadar uzayabilir. Retinanın ışığa duyarlı fotoreseptör hücrelerinin toparlanması yavaş bir süreçtir ve foveal hasarın derecesi son görsel prognozu belirleyen ana faktördür.

Gaz tamponadı uygulanan hastalarda gaz kabarcığı vücut tarafından yavaşça absorbe edilir. Sülfür heksaflorür SF6 gazı yaklaşık iki hafta içinde tamamen absorbe olurken perflouropropan C3F8 gazının rezorpsiyonu altı ile sekiz haftaya kadar uzayabilir. Bu süre zarfında hasta gazın altındaki sıvı hava seviyesini gölge olarak algılar ve görme keskinliği belirgin şekilde kısıtlıdır. Silikon yağı tamponadı uygulanan hastalarda ise yağın çıkarılması gerekir ve bu genellikle üç ay ile altı ay arasında ikinci bir cerrahi ile yapılır. Ameliyat sonrası ilk hafta içinde hastalar hafif ağrı, kaşıntı, sulanma ve yabancı cisim hissi yaşayabilir; bu semptomlar reçete edilen damlalarla kontrol altına alınır. Konjonktivada oluşan sütür kızarıklığı ve şişlik bir ile üç hafta içinde geriler.

Hastaların iş ve günlük yaşama dönüş süresi mesleklerine ve cerrahinin türüne bağlıdır. Masa başı işi yapan ve fiziksel efor gerektirmeyen mesleklerde çalışanlar iki ile üç hafta içinde işe dönebilirken ağır fiziksel efor gerektiren mesleklerde altı ile sekiz hafta bekleme süresi önerilir. Sürücülerin araç kullanabilmesi için ameliyatlı olmayan diğer gözlerinin görme keskinliğinin yeterli olması ve göz doktorunun onayı gerekir. Tam görsel stabilizasyon genellikle üçüncü ayda değerlendirilir ve optik koherens tomografi ile fovea anatomisi net biçimde ortaya konur. Makular delik cerrahisi gibi belirli cerrahilerde görme keskinliğinin son noktasına ulaşması altı ay hatta bir yıl sürebilir. Diyabetik retinopati ve retina dekolmanı gibi karmaşık olgularda ise fonksiyonel iyileşme cerrahinin başarılı olmasına rağmen sınırlı kalabilir. Hastalar bu değişkenlik konusunda ameliyat öncesi ayrıntılı biçimde bilgilendirilir ve gerçekçi beklentiler oluşturulur.

Vitrektomi Ameliyatı Sonrasında Göz İçine Verilen Gaz veya Silikon Yağı Ne İşe Yarar ve Ne Zaman Çıkarılır?

Vitrektomi sonrası göz içine verilen intraoküler tamponad maddeleri, cerrahi başarısının kritik bileşenlerinden biridir ve retinanın yerinde kalmasını sağlayarak iyileşme sürecine önemli katkı sunar. Tamponad seçimi patolojinin türüne, retinal defektin lokalizasyonuna ve hastanın postoperatif uyum kapasitesine göre bireyselleştirilerek belirlenir. En sık kullanılan tamponad maddeleri gaz karışımları ve silikon yağıdır. Gaz tamponadları arasında hava, sülfür heksaflorür ve perflouropropan gazları yer alır. Bu gazlar retinaya yüzey gerilimi uygulayarak retinal yırtıkların çevresini örter ve retinanın altındaki sıvının drene olması için zaman kazandırır; aynı zamanda makular deliklerin kapanmasına katkı sağlar.

Sülfür heksaflorür gaz karışımı yüzde yirmi konsantrasyonda uygulandığında yaklaşık on ile on dört gün süreyle göz içinde kalır; perflouropropan gazı ise yüzde on beş konsantrasyonda uygulandığında yedi ile sekiz hafta boyunca göz içinde bulunur. Uzun süreli tamponad gereken durumlarda perflouropropan tercih edilir. Bu gazlar zamanla vücut tarafından tamamen absorbe edilir ve ayrıca cerrahi girişim gerektirmez; yerlerini gözün doğal olarak ürettiği aköz hümör alır. Hasta gaz kabarcığını görme alanının alt kısmında hareketli bir sıvı seviyesi olarak algılar ve zamanla küçüldüğünü fark eder. Gaz tamponadı süresince yüz aşağı pozisyon gerektiren makular delik cerrahilerinde bu kural mutlaka izlenmelidir ve uçak yolculuğu, yüksek irtifa ve azot protoksit anestezisi kesinlikle yasaklanır.

Silikon yağı ise özellikle karmaşık, tekrarlayıcı retina dekolmanlarında, proliferatif vitreoretinopatide, dev retinal yırtıklarda, pediatrik olgularda ve uzun süreli tamponad gerektiren durumlarda tercih edilir. Silikon yağı gaz gibi absorbe olmaz ve kalıcı olarak göz içinde kalır; bu nedenle mutlaka ikinci bir cerrahi ile çıkarılması gerekir. Silikon yağı çıkarma cerrahisi genellikle ilk operasyondan üç ile altı ay sonra planlanır; bu süre retinanın anatomik iyileşmesinin tamamlanması ve fibrovasküler membranların stabilize olması için gereklidir. Ancak bazı olgularda silikon yağının çıkarılması daha uzun süreye ertelenebilir veya bazı ileri olgularda kalıcı bırakılabilir. Silikon yağının uzun süre kalması durumunda oluşabilecek komplikasyonlar arasında sekonder glokom, korneal dekompensasyon ve katarakt gelişimi yer alır. Yağ çıkarma cerrahisi de pars plana yaklaşımıyla yapılır ve genellikle otuz dakika içinde tamamlanır. Ağır silikon yağı olarak bilinen daha yoğun formülasyonlar özellikle inferior retina dekolmanlarında etkin tamponad sağlar. Modern retina cerrahisinde bu tamponad maddelerinin uygun endikasyonlarda ve doğru zamanlamalarda kullanılması cerrahinin başarı oranlarını belirgin ölçüde artırmıştır. Sağlık kuruluşu bünyesinde her hasta için tamponad seçimi bireysel klinik değerlendirme sonucunda karara bağlanır; retina cerrahı hasta özelinde en uygun tamponad maddesini seçerek hem kısa dönem cerrahi başarı hem de uzun dönem görsel prognoz açısından uygun sonuçları hedefler. Göz Hastalıkları uzmanları postoperatif takip sürecinde de aynı titiz yaklaşımı sürdürerek her adımda hastanın yanında yer alır ve gerekli tüm kontrol muayenelerini eksiksiz gerçekleştirir.

Yayın tarihi: Son güncelleme:

Kaynakça

  1. American Academy of Ophthalmology (AAO) — Vitrektomi nedir ve nasıl uygulanıraao.org/eye-health/treatments/what-is-vitrectomy
  2. National Eye Institute (NEI) — Retina hastalıkları ve cerrahi tedavinei.nih.gov/learn-about-eye-health/eye-conditions-and-diseases/retinal-detachment
  3. StatPearls - National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Pars plana vitrektomi (PPV)ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK560785

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Göz Hastalıkları Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

15 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.