Göz Hastalıkları

Katarakt Ameliyatı

Katarakt Ameliyatı hangi durumlarda planlanır ve nasıl uygulanır; süreç hakkında genel bilgiler.

Katarakt, kristalen lensin şeffaflığını yitirmesi sonucu gelişen, dünya genelinde tersinir körlüğün en sık nedeni olarak kabul edilen bir göz hastalığıdır. Fakoemülsifikasyon tekniği ise günümüzde bu tablonun tedavisinde altın standart olarak kabul edilen, ultrason enerjisi ile lens çekirdeğinin parçalanıp aspire edildiği modern bir cerrahi yaklaşımdır. Bu yazıda; kataraktın tanımından belirtilerine, nedenlerinden cerrahi tekniklere, göz içi lens teknolojilerinden ameliyat sonrası döneme kadar tüm sürecin bilimsel çerçevesi ele alınmaktadır. İlgili bölümlerde katarakt cerrahisi; ileri biyometri cihazları, gelişmiş fakoemülsifikasyon platformları ve premium göz içi lens seçenekleri ile birlikte, hastanın yaşam tarzına uygun bireysel bir plan çerçevesinde uygulanmaktadır.

Katarakt Nasıl Tanımlanır?

Katarakt; gözün ön segmentinde iris arkasında yer alan, ışığı retina üzerine odaklamakla görevli olan kristalen lensin şeffaflığını kaybederek matlaşması ve opasifiye olması olarak tanımlanır. Sağlıklı bir lens; su, çözünür kristalin proteinleri ve organize lens lifleri sayesinde optik olarak berrak bir yapı sergiler. Yaş ilerledikçe, oksidatif stres, ultraviyole maruziyeti ve metabolik değişiklikler nedeniyle bu proteinler agregasyona uğrar, çözünürlüklerini yitirir ve ışığın saçılmasına yol açan opasiteler oluşturur. Sonuçta ışık, retinaya net bir görüntü olarak ulaşamaz ve görme keskinliğinde belirgin bir azalma ortaya çıkar.

Klinik açıdan katarakt, lens içindeki opasitenin yerleşim yerine göre farklı tiplere ayrılmaktadır. Nüklear katarakt; lens çekirdeğinde sertleşme ve sararma ile karakterizedir, en sık yaşa bağlı formdur ve özellikle miyopiye kayma tablosu oluşturur. Kortikal katarakt; lens korteksinde tekerlek parmakları biçiminde radial opasiteler ile seyreder ve parlak ışıkta kamaşma şikayetini ön plana çıkarır. Posterior subkapsüler katarakt ise arka kapsül önünde granüler opasiteler oluşturur, genç yaşta, diyabetli veya uzun süreli kortikosteroid kullanan bireylerde daha sık görülür ve okuma mesafesindeki görmeyi erken dönemde bozar.

Kataraktın yaygınlığı, yaşla birlikte belirgin biçimde artmakta ve altmış beş yaş üzerindeki nüfusta yüksek oranlara ulaşmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verileri, kataraktın tedavi edilmediği takdirde önlenebilir görme kayıplarının en önde gelen sebebi olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte fakoemülsifikasyon başta olmak üzere modern cerrahi teknikler sayesinde bu görme kaybı büyük oranda geri döndürülebilir bir tablo halini almıştır. Sağlıklı bir görsel yaşam için lens opasitesinin erken dönemde tanınması, klinik takibin doğru yapılması ve endikasyon ortaya çıktığında cerrahi tedavinin geciktirilmemesi büyük önem taşımaktadır.

Katarakt sınıflamasında oftalmoloji pratiğinde yaygın kullanılan LOCS III skorlama sistemi, lens opasitesinin lokalizasyonunu ve yoğunluğunu standart bir biçimde belgelemekte kullanılmaktadır. Bu sistem sayesinde farklı klinik merkezlerdeki değerlendirmeler ortak bir dilde karşılaştırılabilir ve cerrahi kararın nesnel biçimde alınması sağlanır. Ayrıca ileri görüntüleme yöntemleri olan Scheimpflug tabanlı ön segment analizi, lens densitometri ölçümleri ve optik koherens tomografi ile ön segment değerlendirmesi, lens sertliği ile ilgili ipuçları sunar. Bu bilgi cerrahın kullanacağı ultrason enerjisi ve fakoemülsifikasyon parametrelerini önceden planlamasına olanak tanır ve endotel dokusu üzerindeki cerrahi yükün en aza indirilmesine katkı sağlar.

Kataraktın Belirtileri Nelerdir?

Katarakt tablosunun belirtileri, opasitenin lens içindeki yerine, yoğunluğuna ve ilerleme hızına bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Hastaların büyük çoğunluğunda ilk şikayet, uzak ve yakın görme keskinliğinde yavaş yavaş ilerleyen bir bulanıklıktır. Bu bulanıklık başlangıçta gözlük numarası değişikliği olarak algılanabilir; ancak sık gözlük reçetesi değişikliğine rağmen net görüşün sağlanamaması, altta yatan lens opasitesinin habercisi olabilir. Renklerin canlılığının yitirilmesi, beyaz zeminin sarımsı ya da kahverengi tonda algılanması ve kontrastların soluklaşması da sık karşılaşılan yakınmalar arasında yer almaktadır.

Işığa karşı hassasiyet ve kamaşma hissi, özellikle nüklear ve kortikal katarakt tiplerinde belirgin biçimde ortaya çıkar. Gece araç kullanan bireyler karşıdan gelen far ışıklarının etrafında halkalar veya yıldız biçiminde parlamalar tanımlar. Bu durum, sürüş güvenliğini olumsuz etkileyerek yaşam kalitesinde belirgin bir düşüşe yol açar. Posterior subkapsüler katarakt ise parlak gün ışığında ya da yakın çalışma sırasında görmenin ileri düzeyde bozulması ile karakterizedir; bu hastalar kısık ışıkta göreceli olarak daha rahat görüş elde ederler.

Bir diğer önemli bulgu; miyopik kayma olarak isimlendirilen refraktif değişikliktir. Nüklear katarakt gelişen bireylerde lens kırıcılığı artar ve daha önce presbiyopi nedeniyle okuma gözlüğü kullanan hastalar, kısa bir dönem için gözlüksüz yakın okuma yapabildiklerini fark ederler. Bu tablo, hastalar tarafından olumlu bir gelişme olarak algılansa da aslında kataraktın ilerleyişinin habercisidir. Çift görme yani monoküler diplopi, gölgeli görme ve ilerleyen dönemde derinlik algısı kaybı da gözlemlenebilir. Belirtiler günlük yaşam aktivitelerini, okumayı, gazete ve ekran takibini, araç kullanmayı ve merdiven inip çıkmayı zorlaştırdığında hekim değerlendirmesi mutlaka önerilmektedir. Bireysel değerlendirmede yalnızca görme keskinliği eşel çizelgesi ile ölçülen görme değerleri yeterli olmayabilir. Kontrast duyarlılığı testleri, kamaşma testleri ve fonksiyonel görsel performans ölçümleri; hastanın gerçek yaşamdaki zorluklarını daha doğru yansıtmaktadır. Bu nedenle güncel pratikte oftalmolog; hastanın günlük aktivite düzeyi, mesleği ve beklentileri çerçevesinde cerrahi endikasyonu bireysel biçimde belirlemektedir.

Katarakta Hangi Nedenler Yol Açar?

Kataraktın en sık nedeni; yaşlanma süreci ile birlikte lens proteinlerinde ortaya çıkan yapısal değişikliklerdir. Bu form senil katarakt olarak isimlendirilmekte olup vakaların büyük çoğunluğunu oluşturur. Yaşla birlikte lens içindeki antioksidan savunma sistemi zayıflar, glutatyon seviyeleri düşer ve serbest oksijen radikalleri lens proteinlerinde çapraz bağlanmalara yol açar. Ultraviyole ışınlarına özellikle UVB maruziyet, sigara kullanımı, yetersiz beslenme ve düşük antioksidan alımı bu sürecin hızlanmasına katkıda bulunan çevresel etkenler arasında yer alır.

Metabolik hastalıklar; katarakt gelişiminde önemli bir risk faktörü olarak öne çıkmaktadır. Diyabetes mellitus, özellikle uzun süreli ve kötü glisemik kontrolü olan bireylerde posterior subkapsüler kataraktın erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden olabilir. Lens içindeki sorbitol birikimi, ozmotik değişikliklere ve lens liflerinin şişerek opasifiye olmasına yol açar. Kortikosteroid kullanımı, ister sistemik ister topikal olsun, uzun vadede tipik biçimde arka subkapsüler yerleşimli kataraktı tetikleyebilir. Miyotonik distrofi, atopik dermatit, hipokalsemi ve galaktozemi gibi sistemik ya da genetik hastalıklar da kataraktın nadir sebepleri arasında yer alır.

Travmatik katarakt; künt veya penetran göz travmalarının ardından lens kapsülünün ya da içeriğinin zedelenmesi ile gelişir. Elektrik çarpması, kimyasal yanıklar, iyonize radyasyon maruziyeti ve infrared ışınlar da lens saydamlığını bozabilir. Sekonder katarakt olarak isimlendirilen tablo; kronik üveit, retinitis pigmentoza, kronik açı kapanması glokomu ve yüksek miyopi gibi göz içi hastalıkların uzun dönemde lens üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler sonucunda ortaya çıkar. Konjenital katarakt ise doğumsal olup, kalıtsal sendromlar, intrauterin enfeksiyonlar özellikle kızamıkçık, toksoplazma ve sitomegalovirüs ya da metabolik hastalıklar zemininde gelişebilir. Erken çocuklukta tanı almazsa kalıcı ambliyopi ile sonuçlanabileceği için hızlı değerlendirme ve tedavi büyük önem taşımaktadır.

Sekonder katarakt gelişiminde ilaç ilişkili nedenler de göz önünde bulundurulmalıdır. Uzun süreli fenotiazin türevi antipsikotikler, amiodaron, statinler ve bazı kemoterapötik ajanlar, lens saydamlığını olumsuz etkileyebilir. Pseudoeksfoliyasyon sendromu; hem katarakt gelişimini hızlandırır hem de cerrahi sırasında zonül zayıflığı nedeniyle ek risk oluşturur. Tamsulosin ve benzeri alfa bloker kullanımı öyküsü; intraoperatif floppy iris sendromu açısından uyarı niteliği taşır ve cerrahi planlamada özel önlem alınmasını gerektirir. Yüksek miyop bireylerde lens çekirdeğinde erken skleroz gelişimi sık görülmektedir; bu grupta cerrahi öncesi ayrıntılı retina değerlendirmesi büyük önem taşır.

Katarakt Cerrahi Operasyonu Nasıl Yapılır?

Katarakt cerrahisi, günümüzde en sık uygulanan mikrocerrahi işlemler arasında yer almakta olup fakoemülsifikasyon tekniği ile mikroinsizyonel yaklaşımın standart hale gelmesi sayesinde son derece yüksek başarı oranlarına ulaşılmıştır. Cerrahiye karar verilmeden önce ayrıntılı bir preoperatif değerlendirme yapılmakta; görme keskinliği, refraksiyon, biyomikroskopik muayene, göz içi basıncı, fundus muayenesi ve gerektiğinde optik koherens tomografi ile makula değerlendirmesi tamamlanmaktadır. Optik biyometri cihazları IOLMaster, Lenstar ya da Argos yardımı ile aksiyel uzunluk, kornea kırıcılığı ve ön kamara derinliği hassas biçimde ölçülür; bu veriler SRK/T, Haigis, Barrett Universal II, Kane, Hoffer Q ve Holladay gibi güncel formüller aracılığıyla göz içi lens gücünün belirlenmesinde kullanılır.

Cerrahi uygulama, çoğunlukla topikal anestezi olarak proparakain ya da tetrakain damla ile gerçekleştirilir; gerektiği durumlarda peribulber, subtenon ya da nadiren retrobulber anestezi tercih edilebilir. Steril hazırlık ve göz kapaklarının antiseptik solüsyonla temizlenmesinin ardından, kornea kenarından yaklaşık iki nokta iki milimetre ile iki nokta sekiz milimetre arasında değişen küçük bir ana insizyon açılır. Ön kamaraya viskoelastik madde enjekte edilerek endotel dokusu korunur ve ön kamara derinliği sabit tutulur. Sürekli eğrisel kapsuloreksis tekniği ile ön kapsülde yaklaşık beş milimetre çapında dairesel bir açıklık oluşturulur; bu adım cerrahinin en kritik basamaklarından biridir çünkü sonraki adımların güvenliği bu açıklığın merkezi ve düzgün olmasına bağlıdır.

Hidrodiseksiyon ve hidrodelineasyon aşamalarında dengeli tuz solüsyonu lens kapsülü ile korteks arasına verilerek lensin rotasyonu sağlanır ve nükleus korteksten ayrılır. Ardından fakoemülsifikasyon el aleti ön kamaraya sokulur; ultrasonik enerji ile lens çekirdeği parçalanır ve aynı anda aspirasyon sistemi ile göz dışına alınır. Kalan yumuşak korteks materyali irrigasyon aspirasyon el aleti ile temizlenir. Boş kalan kapsül torbası tekrar viskoelastik madde ile doldurulur ve seçilen katlanabilir göz içi lens injektör aracılığı ile küçük insizyondan içeri gönderilerek kapsül torbası içine merkezi biçimde yerleştirilir. Viskoelastik maddenin tamamen aspire edilmesinin ardından insizyon stromal hidrasyon ile kapatılır; genellikle sütür konulmasına gerek kalmaz. Tüm süreç steril koşullarda mikroskop altında yaklaşık on ile otuz dakika arasında tamamlanır ve işlem günübirlik olarak uygulanır.

Katarakt Ameliyatında Hangi Teknikler Kullanılır?

Katarakt cerrahisinde günümüz altın standardı olan fakoemülsifikasyon, iki nokta iki milimetre ile iki nokta sekiz milimetre arasındaki küçük insizyondan uygulanan ultrasonik parçalama ve aspirasyon tekniğidir. Bu yaklaşım; sütürsüz kapatma, hızlı görsel iyileşme, düşük cerrahi indüklenmiş astigmatizma ve minimal doku hasarı gibi avantajları ile klinik pratiğin merkezinde yer almaktadır. Torsiyonel fakoemülsifikasyon, transversal osilasyon ve mikropuls modaliteleri sayesinde enerji dağılımı optimize edilmekte ve endotel dokusu üzerindeki termal yük azaltılmaktadır.

Femtosaniye lazer destekli katarakt cerrahisi olarak bilinen yaklaşım; kornea insizyonlarının, ön kapsüloreksisin ve lens fragmentasyonunun bilgisayar kontrollü lazer sistemi ile yapılmasını sağlar. Bu teknik; özellikle sert nüklear katarakt, endotel hücre sayısı sınırda olan olgular, premium ve torik göz içi lens implantasyonu planlanan hastalar ile astigmatik kesi eş zamanlı planlanan olgularda avantaj sunar. Mikroinsizyonel katarakt cerrahisi kısaca bir nokta sekiz milimetre veya altındaki insizyonlar üzerinden gerçekleştirilir ve cerrahi indüklenmiş astigmatizmayı en aza indirir. Bunun yanında bimanuel teknikler ile irrigasyon ve aspirasyon fonksiyonları iki ayrı porttan yürütülebilir.

Klasik ekstrakapsüler katarakt ekstraksiyonu ile manuel küçük insizyonlu katarakt cerrahisi, günümüzde daha çok ileri düzeyde matür veya beyaz katarakt, ileri derecede sert nükleuslu olgular ile fakoemülsifikasyona uygun olmayan özel durumlarda tercih edilmektedir. İntrakapsüler ekstraksiyon ise tarihsel değeri olan bir yöntem olup modern klinik pratikte pek yer almamaktadır. Cerrahi tekniğin seçimi; lens sertliği, ön segment anatomisi, endotel hücre sayısı, zonül durumu, pupil dilatasyonu ve hasta beklentileri birlikte değerlendirilerek bireysel şekilde belirlenir. Pseudoeksfoliyasyon sendromu, floppy iris sendromu, dar pupil, mature lens ve zonüler zayıflık gibi karmaşık senaryolarda tripan mavisi ile kapsül boyanması, kapsül tansiyon halkası, iris çengelleri ve Malyugin halka gibi yardımcı araçlar kullanılabilir.

Hangi Göz İçi Lens Teknolojileri Uygulanır?

Göz içi lens teknolojisi son yirmi yıl içerisinde büyük bir gelişim kaydetmiş; hidrofobik ve hidrofilik akrilik esaslı, katlanabilir, aspherik ve mavi ışık filtresi taşıyan modern tasarımlar cerrahi standardın parçası haline gelmiştir. Monofokal göz içi lensler; kapsül torbasına yerleştirildikten sonra tek bir odaklama düzlemi sunar. Genellikle uzak mesafeye ayarlanır ve okuma için gözlük ihtiyacı devam eder. Aspherik optik yapı sayesinde sferik aberasyonu düzelttikleri için gece görüşünde ve kontrast duyarlılığında olumlu sonuçlar sağlar.

Torik göz içi lensler; korneal astigmatizma bulunan hastalarda astigmatizmanın optik olarak nötralize edilmesini sağlar. Preoperatif değerlendirmede topografi ile astigmatizmanın miktarı, ekseni ve düzenliliği doğrulanır. Cerrahi sırasında referans işaretleri ve dijital eksen kılavuz sistemleri ile lens hedeflenen aksa hassas biçimde yerleştirilir. Bu yaklaşım; hem gözlük bağımlılığını azaltır hem de görsel kaliteyi belirgin biçimde artırır. Multifokal göz içi lensler; difraktif optik prensiplerle uzak, orta ve yakın mesafelerde eş zamanlı görüş sağlamak amacıyla tasarlanmıştır. Bifokal ve trifokal seçenekler mevcuttur; trifokal modeller özellikle ekran mesafesindeki orta görüş ihtiyacını daha iyi karşılamaktadır.

Genişletilmiş odak derinliğine sahip lensler yani EDOF grubu; klasik multifokal lenslere kıyasla halo ve parlama şikayetlerini azaltmakla birlikte uzak ve orta mesafede yüksek performans sağlar; yakın mesafede ise düşük yoğunluklu gözlük gereksinimi ortaya çıkabilir. Torik multifokal ve torik EDOF hibrit tasarımlar; hem astigmatizmayı düzelten hem de presbiyopiyi yönetmeye çalışan lensler olarak öne çıkar. Işıkla ayarlanabilen göz içi lens teknolojileri, cerrahi sonrası dış ortamda ultraviyole ışık ile refraksiyon ince ayarına olanak tanır. Lens seçiminde hastanın günlük yaşam alışkanlıkları, mesleği, araç kullanma ihtiyacı, ekran süresi, göz sağlığı öyküsü, kornea ve makula sağlığı bir bütün olarak değerlendirilir; beklenti yönetimi cerrahi başarının ayrılmaz bir parçasıdır.

Katarakt Ameliyatı Kaç Dakika Sürer?

Katarakt cerrahisinin süresi; hastanın anatomik özelliklerine, kataraktın sertliğine, pupil dilatasyonuna, ek göz problemlerinin varlığına ve cerrahın deneyimine bağlı olarak farklılık göstermektedir. Rutin ve komplike olmayan bir fakoemülsifikasyon işlemi, ameliyat masasında geçirilen efektif süre olarak genellikle on ile yirmi dakika arasında tamamlanır. Preoperatif göz damla uygulaması, pupil dilatasyonu, steril hazırlık ve postoperatif erken izlem birlikte değerlendirildiğinde hastanın ameliyathanede bulunma süresi ortalama otuz ile kırk beş dakika arasındadır.

Sert nüklear katarakt, mature katarakt, pseudoeksfoliyasyon sendromu, dar pupil, floppy iris sendromu ya da geçirilmiş göz cerrahisi öyküsü bulunan olgularda cerrahi süre uzayabilir ve otuz dakikayı aşabilir. Femtosaniye lazer destekli teknik kullanıldığında lazer aşaması için ek olarak beş ile on dakikalık bir süre gerekebilir; ancak lens fragmantasyonunun lazerle önceden yapılmış olması sayesinde fakoemülsifikasyon aşamasında toplam ultrason enerjisi azalabilir. Torik ve premium göz içi lens implantasyonu planlanan olgularda dijital eksen hizalama ve intraoperatif aberometri gibi ileri teknolojilerin kullanılması durumunda birkaç dakikalık ilave süre söz konusu olabilir.

İşlem günübirlik olarak planlanmakta olup hasta genellikle işlemden birkaç saat sonra taburcu edilebilmektedir. Ameliyat sonrası yaklaşık yirmi ile otuz dakika süren dinlenme ve muayene sürecinin ardından erken postoperatif damla tedavisi başlanır, koruyucu kapak veya şeffaf koruyucu şeffaf kalkan takılır ve hasta kontrol muayenesi randevusu ile evine yönlendirilir. İki gözü de kataraktı bulunan bireylerde günümüzde genellikle iki göz arasında birkaç günden başlayarak birkaç haftaya uzayan aralarla ayrı cerrahi seansları planlanır. Bu yaklaşım; her göz için refraktif hedefin bağımsız değerlendirilmesine ve olası refraktif sürprizlerin yönetilmesine olanak tanır.

Katarakt Cerrahi Müdahale Olmadan Tedavi Edilebilir mi?

Kataraktın kanıta dayalı ve etkinliği gösterilmiş tıbbi tedavisi bulunmamaktadır. Bugün için lens içindeki opasiteyi geri döndürebilen herhangi bir damla, oral ilaç veya besin desteği mevcut değildir. Piyasada yer alan bazı ürünler ilerlemeyi yavaşlattığı iddiasında olsa da bu ürünlerin klinik etkinliği çok merkezli, randomize kontrollü çalışmalarla desteklenmemiştir. Ulusal ve uluslararası oftalmoloji rehberleri; günlük yaşamı belirgin biçimde kısıtlayan katarakt olgularında tek etkili yaklaşımın cerrahi olduğunu net biçimde ortaya koymaktadır.

Cerrahi kararı verilmeden önceki dönemde; refraksiyon güncellemesi, iyi aydınlatılmış ortam sağlanması, gece araç kullanımının sınırlandırılması, kamaşma önleyici kaplamalı gözlük camlarının kullanılması, ekran ışığının ayarlanması, kontrast artırıcı büyüteçler ve okuma altlıkları gibi destekleyici önlemler geçici olarak hastanın günlük yaşamını kolaylaştırabilir. Bu yaklaşımlar tedavi değil semptomatik destek niteliğindedir ve hastalığın seyrini değiştirmez. Ancak erken evre olgularda görme keskinliği görece iyi ise ve hasta günlük yaşamda belirgin kısıtlanma yaşamıyorsa cerrahi acil değildir; klinik takip yeterli olabilir.

Bununla birlikte kataraktın belirli koşullarda geciktirilmemesi gerekir. Fakomorfik glokom yani lensin şişerek göz içi basıncını yükseltmesi, fakolitik glokom, lens ile ilişkili üveit, retina hastalığının değerlendirilmesini engelleyecek düzeyde opasite ve mesleki performansı ciddi biçimde etkileyen görme kaybı gibi durumlarda cerrahi endikasyon güçlenir. Ayrıca yaşam kalitesi, düşme riski ve kognitif fonksiyonlar üzerindeki olumlu etkileri göz önünde bulundurularak, günümüzde katarakt cerrahisi tarihsel olarak beklenen matüre olma aşamasına gelmeden çok daha erken dönemde uygulanabilmektedir. Bu yaklaşım; hem cerrahi güvenliği artırır hem de görsel rehabilitasyon süresini kısaltır.

Katarakt Ameliyatının Ardından Süreç Nasıl İlerler?

Katarakt ameliyatı sonrası süreç, cerrahi başarının tamamlanması ve görsel rehabilitasyonun sağlanması açısından son derece önemlidir. Erken postoperatif dönemde antibiyotik özellikleri kanıtlanmış moksifloksasin gibi damlalar bir hafta boyunca, kortikosteroid içerikli damlalar dört ile altı hafta boyunca azaltılarak, steroid dışı antienflamatuvar damlalar ise özellikle kistoid maküler ödem riskini azaltmak amacıyla dört ile altı hafta boyunca kullanılır. Bunlara ek olarak sık uygulanan yapay gözyaşı preparatları, konforun iyileştirilmesine ve kuru göz semptomlarının azaltılmasına yardımcı olur. Hasta ilk gün, birinci hafta ve birinci ay olmak üzere planlı kontrollere çağrılır.

Ameliyat sonrası günlük yaşama dönüş oldukça hızlıdır. Hastalar genellikle üçüncü ile yedinci gün arasında iş yaşamına ve rutin aktivitelerine dönebilir. İlk gün göze basınç uygulamamak, ovmamak, tozlu ortamlardan uzak durmak, saç yıkarken suyun yüze doğrudan gelmesini önlemek ve gerekirse koruyucu gözlük takmak önerilir. İlk hafta içinde ağır kaldırma, temaslı sporlar ve dalış gibi göz içi basıncını artırabilecek aktivitelerden kaçınılması istenir. Yüzme havuzu ve deniz aktiviteleri için genellikle iki ile dört haftalık bir süre önerilir. Araç kullanımı; görme keskinliği yeterli düzeye ulaşıldıktan ve hekim onayı verildikten sonra güvenli biçimde başlanabilir.

Cerrahi sonrası nadir görülse de bazı komplikasyonlar açısından hasta ve hekim iş birliği önemlidir. Postoperatif endoftalmit; ciddi olmakla birlikte oldukça nadir bir tablodur ve şiddetli göz ağrısı, kızarıklık ve görme keskinliğinde ani düşme ile kendini gösterebilir. Kistoid maküler ödem, posterior kapsül rüptürü, retinal ablasyon ve toksik ön segment sendromu diğer nadir istenmeyen durumlar arasındadır. Uzun dönemde en sık karşılaşılan tablo, arka kapsülün yeniden opasifiye olmasıdır; bu durum ağrı kontrollü, ayaktan ve kısa süreli bir işlem olan YAG lazer kapsülotomi ile başarılı biçimde tedavi edilir. Uzun dönemde hastalar; erken tanı, uygun göz içi lens seçimi ve titiz cerrahi uygulama ile yüksek görme keskinliği ve yaşam kalitesi elde eder. İlgili bölümlerde cerrahi öncesi değerlendirmeden postoperatif izleme kadar tüm süreç, uzman ekip tarafından disiplinli biçimde yürütülür; hastalar bireysel ihtiyaçlarına uygun bir katarakt yönetimi ile takip edilir. Göz Hastalıkları bölümü, katarakt cerrahisinde bilimsel standartları hasta memnuniyeti ile birleştirmeye özen göstermektedir.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Yayın tarihi: Son güncelleme:

Kaynakça

  1. National Eye Institute (NEI) — Katarakt ve cerrahi tedavisinei.nih.gov/learn-about-eye-health/eye-conditions-and-diseases/cataracts
  2. American Academy of Ophthalmology (AAO) — Katarakt cerrahisi hakkındaaao.org/eye-health/diseases/what-is-cataract-surgery
  3. Mayo Clinic — Katarakt ameliyatımayoclinic.org/tests-procedures/cataract-surgery/about/pac-20384765
  4. StatPearls - National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Fakoemülsifikasyon tekniğincbi.nlm.nih.gov/books/NBK555908

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Göz Hastalıkları Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

15 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.