Göz Hastalıkları

Çocuklarda Miyopi

Klinik bulgularıyla dikkat çeken ve doğru değerlendirme gerektiren bir durumdur. Belirtiler ve değerlendirme süreci hakkında detaylı bilgi alın.

Çocukluk döneminde göz sağlığının izlenmesi, ileri yaşlarda karşılaşılabilecek görme sorunlarının önlenmesi açısından belirleyici bir öneme sahiptir. Son yıllarda özellikle okul çağındaki çocuklarda yakını net görüp uzağı bulanık algılama şikâyetlerinde belirgin bir artış gözlemlenmektedir. Miyopi olarak adlandırılan bu kırma kusuru, göz küresinin ön-arka çapının olması gerekenden uzun olması ya da korneanın normalden dik bir kavis göstermesi sonucunda ışığın retina üzerine değil, retinanın önüne odaklanmasıyla ortaya çıkar. Çocukluk çağında başlayan miyopinin ilerleyici bir seyir göstermesi, göz sağlığı alanında miyopi kontrolü kavramının ön plana çıkmasına neden olmuştur. Bu kavram, mevcut kırma kusurunun yalnızca gözlük ya da lens ile düzeltilmesinden farklı olarak, ilerlemenin yavaşlatılmasını ve göz küresinde meydana gelen uzamanın kontrol altına alınmasını amaçlayan bütüncül bir yaklaşımı ifade etmektedir.

Dünya genelinde yürütülen epidemiyolojik çalışmalar, miyopi görülme sıklığının son otuz yılda hızla arttığını ortaya koymaktadır. Özellikle Doğu Asya ülkelerinde çocuk ve genç yetişkin nüfusun önemli bir bölümünde miyopi tespit edilmekte, benzer eğilim Avrupa ve Kuzey Amerika toplumlarında da giderek belirginleşmektedir. Ülkemizde de dijital ekran kullanımının yaygınlaşması, açık havada geçirilen sürenin azalması ve yakın mesafede yapılan görevlerin artması ile birlikte çocukluk çağı miyopisinin sıklığında yükseliş dikkat çekmektedir. Bu tablo, koruyucu göz sağlığı hizmetlerinin ve düzenli oftalmolojik değerlendirmenin önemini artıran temel etkenler arasında sayılmaktadır. Erken dönemde fark edilmeyen ve izlenmeyen miyopinin, ileri yaşlarda retina dekolmanı, glokom, miyopik makülopati ve katarakt gibi ciddi göz sorunlarına zemin hazırlayabildiği bilinmektedir.

Miyopinin ortaya çıkışında birden fazla etkenin bir arada rol oynadığı kabul edilmektedir. Genetik yatkınlık, bu etkenlerin başında gelmektedir. Anne ya da babada miyopi bulunan çocuklarda kırma kusuru gelişme olasılığı, ailesinde miyopi bulunmayan çocuklara kıyasla daha yüksek olarak bildirilmektedir. Her iki ebeveynde miyopi bulunması durumunda ise risk daha da artmaktadır. Bununla birlikte, yalnızca genetik yatkınlığın miyopideki hızlı artışı açıklamaya yetmediği, çevresel etkenlerin de belirleyici bir rol üstlendiği vurgulanmaktadır. Uzun süre yakın mesafede kitap okuma, tablet ya da akıllı telefon kullanma, ödev yapma gibi aktiviteler; yetersiz aydınlatma koşullarında çalışma; açık havada yeterli süre geçirilmemesi bu çevresel etkenler arasında öne çıkmaktadır. Gün ışığına maruziyetin azlığının, göz küresinin uzamasını hızlandırıcı biyolojik süreçleri tetiklediği ileri sürülmektedir.

Çocuklarda miyopinin klinik belirtileri, yaş grubuna ve kırma kusurunun derecesine göre farklılık gösterebilmektedir. Uzağı görmek için gözlerini kısma, televizyona ya da tahtaya çok yakın oturma isteği, ders sırasında tahtayı okumakta güçlük çekme, sık sık göz ovuşturma, baş ağrısından yakınma ve okul başarısında beklenmedik düşüş bu belirtiler arasında değerlendirilebilir. Küçük yaş grubundaki çocuklar, görme sorununu doğrudan ifade etmekte zorlanabilmekte, bu durum tanının gecikmesine yol açabilmektedir. Bu nedenle okul öncesi ve okul çağı çocuklarında yılda en az bir kez oftalmolojik muayenenin yapılması, aile hekimleri ve göz sağlığı uzmanları tarafından önerilmektedir. Erken tanı, hem mevcut görme keskinliğinin gözlük veya lens ile düzeltilmesine hem de ilerleme hızının yavaşlatılmasına yönelik yöntemlerin zamanında planlanmasına olanak tanır.

Miyopi kontrolü kavramı, salt görme keskinliğinin sağlanmasından çok daha kapsamlı bir çerçeveyi ifade etmektedir. Klasik gözlük uygulaması, ışığın retinaya odaklanmasını sağlayarak net görmeyi mümkün kılmakla birlikte, göz küresinin uzamasını yavaşlatıcı etki göstermemektedir. Buna karşılık günümüzde miyopi ilerlemesini yavaşlatmaya yönelik çeşitli yaklaşımlar geliştirilmiş ve klinik pratikte yer bulmuştur. Bu yaklaşımlar arasında düşük doz atropin damla uygulaması, çok odaklı yumuşak kontakt lensler, çok odaklı gözlük camları, defokus içeren özel tasarım gözlük camları ve ortokeratoloji olarak bilinen gece kullanımlı sert lens uygulamaları yer almaktadır. Her yöntemin kendine özgü etkinlik profili, uygulama koşulları ve dikkat gerektiren yönleri bulunmakta; bu nedenle uygulama kararı, göz sağlığı uzmanının değerlendirmesi doğrultusunda kişiye özgü olarak alınmaktadır.

Düşük doz atropin uygulaması, çocukluk çağı miyopisinin ilerlemesini yavaşlatma amacıyla üzerinde en çok bilimsel araştırma yürütülen yöntemlerden biridir. Uzun süreli çalışmalar, uygun endikasyonda ve uygun dozda kullanıldığında miyopik kayma hızında anlamlı bir azalma sağlanabildiğini göstermektedir. Ancak damla konsantrasyonu, uygulama sıklığı, kullanım süresi ve olası yan etkilerin izlenmesi hekim gözetiminde yürütülmesi gereken hassas konulardır. Işığa duyarlılık ve yakın mesafeye odaklanma güçlüğü gibi geçici etkiler, uygun doz düzenlemesi ile azaltılabilmektedir. Damla kullanımı süresince düzenli kontrol muayeneleri, hem etkinliğin değerlendirilmesi hem de olası yan etkilerin erken saptanması açısından önem taşımaktadır.

Çok odaklı yumuşak kontakt lensler ve defokus içeren gözlük camları, retinanın çevresel bölgelerine ulaşan görüntünün odaklanma biçimini değiştirerek göz küresinin uzamasını yavaşlatmayı hedefleyen yenilikçi yaklaşımlar olarak öne çıkmaktadır. Bu ürünlerin tasarımında, merkezi görme alanında net bir görüntü sağlanırken çevresel alanda göz küresinin uzama uyarısını azaltıcı bir defokus profili oluşturulmaktadır. Klinik çalışmalar, uygun yaş grubunda ve uyumlu kullanıcılarda bu yaklaşımların miyopi ilerleme hızında belirgin bir yavaşlama ile ilişkilendirilebildiğine işaret etmektedir. Kontakt lens kullanımı söz konusu olduğunda hijyen kurallarına titizlikle uyulması, lens bakımı konusunda çocuk ve aileye kapsamlı eğitim verilmesi ve düzenli kontrol muayenelerinin aksatılmaması gereken hususlar arasında değerlendirilmektedir.

Ortokeratoloji, geceleri uyku sırasında takılan özel tasarım sert gaz geçirgen lensler aracılığıyla korneanın ön yüzünün geçici olarak yeniden şekillendirilmesine dayanan bir yaklaşımdır. Sabah lenslerin çıkarılmasının ardından gün boyunca gözlük ya da kontakt lens kullanılmadan net görme sağlanabilmekte, aynı zamanda göz küresinin uzama hızının yavaşlatılmasına katkı sağlanabilmektedir. Bu yöntem, uygun kornea yapısına sahip, hijyen kurallarına uyum sağlayabilen ve düzenli izlem için hastaneye gelebilen çocuklarda değerlendirilmektedir. Uygulamanın başlatılması öncesinde ayrıntılı kornea topografisi, gözyaşı film değerlendirmesi ve genel oftalmolojik muayene yapılması gerekli görülmektedir. Ortokeratoloji uygulamasında da enfeksiyon riskinin en aza indirilmesi için lens bakımı, saklama koşulları ve hijyen prosedürleri titizlikle takip edilmelidir.

Miyopi kontrolüne yönelik yöntemler kadar günlük yaşam düzenlemeleri de sürecin bütüncül biçimde ele alınmasında belirleyici olmaktadır. Açık havada geçirilen sürenin artırılması, çocukluk çağı miyopisinin başlangıç yaşının geciktirilmesi ve ilerleme hızının yavaşlatılması açısından üzerinde geniş kapsamlı çalışmalar yürütülen çevresel bir etkendir. Günde en az doksan dakikaya yakın bir sürenin doğal gün ışığında geçirilmesinin, çocuklarda göz sağlığı için koruyucu bir etki oluşturduğu bildirilmektedir. Bu nedenle okul programlarına açık hava aktivitelerinin dahil edilmesi ve ailelerin çocuklarını park, bahçe gibi açık alanlara yönlendirmesi önemli bir koruyucu strateji olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca gün ışığının yalnızca odaklanma kaslarını değil, retinadaki dopaminerjik yolakları da uyararak göz küresinin sağlıklı gelişimine katkı sağladığı düşünülmektedir.

Yakın mesafede yapılan görevlerin süresi ve biçimi de miyopi ilerlemesi üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Kitap okuma, ödev yapma ya da ekran kullanımı sırasında uygulanan yirmi-yirmi-yirmi kuralı, göz sağlığı uzmanları tarafından sıklıkla önerilen pratik bir düzenlemedir. Bu kural gereğince yaklaşık her yirmi dakikada bir, en az yirmi saniye süreyle yaklaşık altı metre uzağa bakılması, silier kasın yorgunluğunu azaltmakta ve göz üzerinde biriken yükün hafifletilmesine yardımcı olmaktadır. Okuma mesafesinin otuz santimetrenin altına düşmemesi, aydınlatmanın yeterli ancak göz kamaştırıcı olmayan bir düzeyde tutulması ve ekranların göz hizasının hafif altında konumlandırılması ergonomik açıdan tavsiye edilen düzenlemeler arasında yer almaktadır. Yatakta ya da uzanmış konumda okumanın miyopi ilerlemesi üzerinde olumsuz etki gösterebileceği ileri sürülmekte, bu tür alışkanlıkların değiştirilmesi önerilmektedir.

Beslenme alışkanlıkları da göz sağlığının korunması açısından göz ardı edilmemesi gereken bir başlık olarak değerlendirilmektedir. Yeşil yapraklı sebzeler, havuç, balık, yumurta ve tam tahıllar gibi omega-3 yağ asitleri, lutein, zeaksantin, A vitamini ve çinko yönünden zengin besinlerin dengeli biçimde tüketilmesi, retina sağlığı ve gözyaşı film kalitesi üzerinde olumlu etki gösterebilmektedir. Aşırı işlenmiş gıda tüketimi, uyku düzeninin bozulması ve fiziksel aktivite eksikliği ise genel sağlık üzerindeki etkileri kadar göz sağlığı üzerinde de dolaylı bir yük oluşturabilmektedir. Bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde, çocuğun uyku kalitesi, beslenme düzeni, ekran kullanım süresi ve açık hava aktiviteleri; miyopi kontrolüne yönelik klinik yaklaşımlarla birlikte ele alınması gereken bileşenler olarak öne çıkmaktadır.

Miyopi kontrolü sürecinde düzenli izlem, sürecin başarısı üzerinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Kırma kusurunun derecesindeki değişim, göz küresinin aksiyel uzunluğu, kornea topografisi, gözyaşı film değerlendirmesi ve retinanın periferik incelemesi gibi ölçümler, izlem sürecinin temel bileşenleri arasında yer almaktadır. Aksiyel uzunluk ölçümü, göz küresindeki yapısal değişimin objektif biçimde takip edilmesine olanak tanıyan önemli bir parametre olarak kabul edilmektedir. Belirli aralıklarla tekrarlanan ölçümlerle uygulanan yöntemin etkinliği değerlendirilmekte, gerektiğinde tedavi yaklaşımının içeriği yeniden düzenlenmektedir. Çocuğun yaşı, kırma kusurunun ilerleme hızı, aile öyküsü, yaşam tarzı özellikleri ve uyum düzeyi göz önünde bulundurularak sürecin bireysel ihtiyaçlara göre şekillendirilmesi önerilmektedir.

Ailenin sürece aktif katılımı, çocukluk çağı miyopisinin yönetiminde göz ardı edilemeyecek bir başlıktır. Ebeveynlerin kırma kusurunun doğası, ilerleyici seyri, olası uzun vadeli sonuçları ve uygulanan yöntemlerin gerekçesi hakkında yeterince bilgilendirilmesi, tedaviye uyumu güçlendirmektedir. Gözlük ya da lens kullanımı, damla uygulaması, günlük yaşam düzenlemeleri ve kontrol randevularının aksatılmadan sürdürülmesi konusunda ailenin desteği belirleyici bir etken olarak öne çıkmaktadır. Okul döneminde öğretmenlerin de görme güçlüğü çeken öğrencileri fark edebilmesi ve aileleri yönlendirebilmesi, erken tanı ve müdahale açısından değerli bir katkı sağlamaktadır. Bu nedenle okul sağlığı taramalarının düzenli biçimde yapılması ve bulguların hızla uzman değerlendirmesine yönlendirilmesi önemli bir koruyucu adım olarak değerlendirilmektedir.

Yüksek dereceli miyopinin ileri yaşlarda oluşturabileceği komplikasyonlar, miyopi kontrolüne verilen önemi daha da anlaşılır kılmaktadır. Aksiyel uzunluğun belirli bir değerin üzerine çıkması durumunda retina incelmesi, periferik retina yırtıkları, retina dekolmanı, miyopik makülopati, koroid neovaskülarizasyonu ve erken katarakt gelişimi gibi durumlar açısından risk artışı bildirilmektedir. Bu tablo, ileri erişkinlik döneminde görme keskinliğinde kalıcı azalmaya yol açabilmektedir. Çocukluk döneminde uygulanan miyopi kontrolü yaklaşımları, göz küresinin uzama miktarını azaltarak ileriki yıllarda söz konusu risklerin daha düşük düzeyde kalmasına katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda çocukluk çağı miyopisinin yönetimi, yalnızca güncel görme keskinliğinin düzenlenmesi değil, aynı zamanda yaşam boyu göz sağlığı için stratejik bir yatırım olarak nitelendirilmektedir.

Göz sağlığı bölümünde çocuklarda miyopi değerlendirmesi, geniş kapsamlı bir muayene protokolü çerçevesinde yürütülmektedir. Görme keskinliğinin ölçümü, otorefraktometre incelemesi, sikloplejik refraksiyon değerlendirmesi, biyomikroskopik muayene, göz içi basıncı ölçümü, aksiyel uzunluk ölçümü ve retinanın ayrıntılı incelemesi bu protokolün temel adımları arasında yer almaktadır. Elde edilen bulgular ışığında çocuğun yaşı, ilerleme hızı, yaşam tarzı ve aile öyküsü değerlendirilerek bireye özgü bir izlem ve müdahale planı oluşturulmaktadır. Uygulanan yöntemin etkinliği, düzenli aralıklarla tekrarlanan ölçümlerle takip edilmekte, gerekli görüldüğünde plan yeniden düzenlenmektedir. Böylece çocukluk çağı miyopisinin bütüncül biçimde ele alındığı, güncel bilimsel veriler ışığında şekillendirilen ve aile ile paylaşılan bilinçli bir süreç yönetimi hedeflenmektedir.

Kaynakça

  1. American Academy of Ophthalmology (AAO) — Cocuklarda Miyopi ve Miyopi Kontroluaao.org/eye-health/diseases/myopia-nearsightedness
  2. MedlinePlus — Yakini Gorme (Miyopi / Nearsightedness)medlineplus.gov/ency/article/001023.htm
  3. Mayo Clinic — Nearsightedness (Miyopi) Tani ve Tedavimayoclinic.org/diseases-conditions/nearsightedness/symptoms-causes/syc-20375556
  4. National Eye Institute (NIH) — Myopia (Cocuklarda Miyopi)nei.nih.gov/learn-about-eye-health/eye-conditions-and-diseases/nearsightedness-myopia

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Göz Hastalıkları Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

9 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.