Göz Hastalıkları

PRK

PRK nasıl yapılır ve hangi durumlarda gerekir; işleme dair genel bilgilendirme.

İlgili bölümlerde PRK (Fotorefraktif Keratektomi) uygulaması, gözlük veya kontakt lens bağımlılığını azaltmayı hedefleyen yüzey ablasyon temelli refraktif cerrahi yaklaşımı olarak değerlendirilmektedir. Kornea üzerinde herhangi bir flep oluşturulmadan, epitel tabakasının uzaklaştırılmasının ardından stromal yüzeye doğrudan excimer lazer uygulanması esasına dayanan yöntem, özellikle ince kornea yapısına sahip bireylerde veya kornea travması riski yüksek meslek gruplarında öncelikli seçenek olarak öne çıkmaktadır. Cerrahinin klinik başarısı; ayrıntılı ön değerlendirme, uygun endikasyon seçimi, ileri teknoloji excimer platformlarının kullanımı ve postoperatif dönemin titiz yönetimi ile doğrudan ilişkili bir bütün olarak ele alınmaktadır.

Refraktif cerrahide dört on yılı aşan klinik deneyim, PRK uygulamasının yalnızca teknik bir işlem olmadığını, aynı zamanda kornea biyomekaniği, iyileşme fizyolojisi ve hasta beklentilerinin dengelendiği bir süreç olduğunu ortaya koymuştur. Bu sayfada; PRK yönteminin tanımı, uygulama basamakları, LASIK ile karşılaştırılması, iyileşme dönemi, uygun aday profili, sağladığı yararlar, preoperatif değerlendirme ve uzun dönem sonuçlar akademik bir çerçevede aktarılmaktadır. Amaç, bilimsel dayanağı yüksek, güncel kılavuzlarla uyumlu ve klinik pratikte kanıtlanmış bilgilerin hasta odaklı bir dille sunulmasıdır.

PRK (Fotorefraktif Keratektomi) Nedir ve Nasıl Tanımlanır?

PRK, açılımı Fotorefraktif Keratektomi olarak bilinen, korneanın en dış tabakası olan epitelin uzaklaştırılmasının ardından altında yer alan stromal dokunun 193 nanometre dalga boyundaki argon-flor excimer lazer ışını ile yeniden şekillendirildiği yüzey ablasyon prosedürü olarak tanımlanmaktadır. 1980'li yılların sonunda klinik kullanıma giren yöntem, insan gözünde uygulanan ilk excimer lazer refraktif prosedür olma özelliğini taşımakta ve modern refraktif cerrahinin temelini oluşturmaktadır. Miyopi, hipermetropi ve astigmatizma gibi kırma kusurlarının kalıcı biçimde düzeltilmesinde uzun soluklu klinik veri havuzuna sahip yaklaşım olarak kabul görmektedir.

Anatomik açıdan kornea; epitel, Bowman membranı, stroma, Descemet membranı ve endotel olmak üzere beş tabakadan oluşmakta, toplam kalınlığın yaklaşık yüzde doksanını stromal doku meydana getirmektedir. PRK sırasında epitel tabakası mekanik, alkol veya doğrudan lazer yardımıyla uzaklaştırılırken, ablasyon işlemi Bowman membranının hemen altındaki stromal yüzeyde gerçekleştirilmektedir. Bu yüzeyel yerleşim, korneanın derin katmanlarında herhangi bir kesi veya flep oluşturulmasını gerektirmediğinden, kornea biyomekanik bütünlüğünün korunmasına önemli katkı sağlamaktadır.

Yöntemin refraktif sonuç üretme mekanizması, korneanın ön yüzey eğriliğinin hassas biçimde değiştirilmesi ilkesine dayanmaktadır. Miyopide korneanın merkezi düzleştirilmekte, hipermetropide periferik dokudan ablasyon ile merkezi eğrilik arttırılmakta, astigmatizmada ise silindirik komponent düzleştirilerek ışığın retinaya odaklanma noktası ayarlanmaktadır. Wavefront analizi ve topografi kılavuzlu ablasyon algoritmaları sayesinde yalnızca sferik ve silindirik kusurlar değil, yüksek dereceli aberasyonlar da düzeltilebilir hale gelmiştir. Böylece klasik yüzey ablasyonu, mikron düzeyinde özelleştirilmiş bir tedavi kimliğine kavuşmuştur.

PRK yönteminin tarihsel gelişimine bakıldığında, 1983 yılında Stephen Trokel tarafından tavşan korneasında ilk kez uygulanan excimer lazer ablasyonunun ardından, 1987'de Theo Seiler tarafından insan gözünde ilk PRK işlemi gerçekleştirilmiştir. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından PRK'nin miyopi düzeltiminde onaylanması 1995 yılında sağlanmış; sonraki dönemde algoritmaların, izleme sistemlerinin ve ablasyon profillerinin sürekli gelişimi ile yöntem günümüz teknolojisine ulaşmıştır. Avrupa Katarakt ve Refraktif Cerrahi Derneği (ESCRS) ve Amerikan Oftalmoloji Akademisi (AAO) tarafından yayımlanan güncel kılavuzlarda, PRK belirli endikasyon gruplarında birinci basamak seçenek olarak konumlandırılmakta ve uzun dönem güvenlik profili nedeniyle klinik uygulamada geniş bir yer bulmaktadır.

PRK Ameliyatı Adım Adım Hangi Yöntemle Uygulanır?

Cerrahi süreç, damla anestezi ile başlatılmakta, kornea yüzeyi topikal proparakain veya oksibuprokain ile uyuşturulmaktadır. Ardından steril örtü uygulanmakta ve kapak açacağı (blefarostat) yerleştirilerek göz sabitlenmektedir. Fiksasyon ışığına odaklanan hastanın göz hareketleri, entegre eye-tracker sistemi tarafından milisaniye düzeyinde takip edilmekte ve olası kaymalar lazer atışlarına yansımadan düzeltilmektedir. Bu ön hazırlık, işlemin güvenliği açısından belirleyici bir aşama olarak kabul görmektedir.

İkinci basamakta epitel tabakasının uzaklaştırılması yapılmaktadır. Klasik teknikte 20 seyreltilik etil alkol solüsyonu yaklaşık otuz saniye süreyle uygulanarak epitelin gevşetilmesi sağlanmakta ve ardından hokey bıçağı benzeri künt bir aletle mekanik olarak kaldırılmaktadır. Mekanik PRK'de fırça veya sünger yardımıyla epitel debride edilmekte, trans-epitel PRK (t-PRK) yaklaşımında ise excimer lazer hem epiteli hem de stromal dokuyu tek seansta ve dokunmasız biçimde işlemektedir. LASEK ve Epi-LASIK gibi varyantlarda epitel korunarak yeniden yerleştirilebilmekte, bu da yüzey ablasyonu ailesinin geniş bir teknik yelpazeye sahip olmasını sağlamaktadır.

Üçüncü basamakta excimer lazer ablasyonu gerçekleştirilmektedir. Preoperatif veriler doğrultusunda planlanmış ablasyon profili; wavefront-optimized, wavefront-guided veya topografi kılavuzlu algoritmalardan biriyle uygulanmaktadır. İşlem süresi kırma kusurunun derecesine bağlı olarak genellikle otuz saniye ile bir buçuk dakika arasında değişmektedir. Ablasyon tamamlandıktan sonra yüksek düzeltmelerde veya haze riski taşıyan olgularda binde iki konsantrasyonda mitomisin C, otuz saniye ile bir dakika süreyle uygulanmakta; ardından bol serum fizyolojik ile yıkanmaktadır. Son basamakta, epitel iyileşmesini desteklemek üzere terapötik bandaj kontakt lens takılmakta, antibiyotik ve steroid içeren damla rejimi başlatılmakta ve hasta postoperatif takibe alınmaktadır.

Cerrahi sırasında hasta işbirliğinin sağlanması, sonuç üzerinde belirleyici etkiye sahip bulunmaktadır. Excimer lazerin merkezindeki fiksasyon ışığına odaklanılması, gözün dönmesi veya kaymasını önleyecek biçimde başın masaya sabitlenmesi ve derin nefes alarak sakin kalınması hastaya işlem öncesinde ayrıntılı biçimde anlatılmaktadır. Modern excimer platformlarında yer alan altı boyutlu göz izleme sistemleri; horizontal, vertikal, torsiyonel ve pupil merkezi kaymalarını milisaniye düzeyinde algılayarak ablasyonun doğru bölgeye yönlendirilmesini sağlamaktadır. İris kayıt teknolojisi (iris registration) sayesinde oturur ve yatar konum arasındaki torsiyonel siklorotasyon farkı da hesaba katılmakta, özellikle astigmatizma düzeltiminde eksen sapması engellenmektedir. Her iki göze aynı seansta işlem uygulanabilmekte; toplam ameliyathane süresi genellikle yirmi ila otuz dakika arasında değişmektedir.

PRK ile LASIK Arasında Teknik Olarak Ne Fark Vardır?

PRK ve LASIK, aynı excimer lazer platformunu kullanmakla birlikte kornea üzerinde farklı yaklaşımlar sergilemektedir. LASIK'te mikrokeratom veya femtosaniye lazer yardımıyla korneanın ön kısmında yüz ila yüz altmış mikron kalınlığında bir flep oluşturulmakta, bu flep kaldırılarak stromal yatağa ablasyon uygulanmakta ve ardından flep yerine yatırılmaktadır. PRK'de ise flep oluşturulmamakta, yalnızca epitel tabakası uzaklaştırılmakta ve ablasyon doğrudan stromal yüzeye yapılmaktadır. Bu temel farklılık, iki yöntemin postoperatif seyrinden komplikasyon profiline kadar pek çok parametrede belirgin ayrımlara yol açmaktadır.

Biyomekanik açıdan değerlendirildiğinde, LASIK sırasında oluşturulan flep korneanın gerilim bütünlüğünü belirli oranda azaltmakta; ince kornea, keratokonus şüphesi veya asimetrik topografi gibi durumlarda ektazi riskini artırabilmektedir. PRK'de flep bulunmadığından kornea biyomekaniği daha az etkilenmekte ve stromal rezerv görece yüksek tutulmaktadır. Bu nedenle beş yüz mikronun altında kornea kalınlığına sahip bireyler, yüksek miyop olgular veya subklinik keratokonus şüphesi taşıyan hastalar için PRK önce düşünülen seçenek olarak konumlanmaktadır. Ayrıca boks, dövüş sporları, savunma güvenlik gibi kornea travması riski yüksek meslek gruplarında flep dislokasyonu olasılığının bulunmaması PRK lehine bir üstünlük sağlamaktadır.

İyileşme seyrinde ise LASIK; flepin kısa sürede yatağına oturması nedeniyle ilk yirmi dört ila kırk sekiz saatte belirgin görsel iyileşme sunmakta, ağrı düzeyi minimal seyretmektedir. PRK'de ise epitel iyileşme sürecinin üç ila beş gün alması, ilk kırk sekiz saatte belirgin ağrı, yanma ve ışığa duyarlılık yaşanmasına neden olmaktadır. Görme keskinliği stabilizasyonu LASIK'te haftalar içinde tamamlanırken PRK'de üç ila altı aya uzayabilmektedir. Ancak uzun dönem refraktif sonuçlar, hasta memnuniyeti ve görme kalitesi açısından iki yöntem birbirine yakın performans göstermekte; yöntem seçimi kornea anatomisi, meslek ve yaşam tarzı göz önüne alınarak bireyselleştirilmektedir.

Komplikasyon profili bakımından değerlendirildiğinde, LASIK'e özgü olarak gözlenen flep dislokasyonu, epitel invazyonu, düğmeleşme (buttonhole), serbest flep, diffüz lameller keratit (kum fırtınası sendromu) gibi durumların PRK'de görülmediği bilinmektedir. Buna karşılık PRK'ye özgü haze (subepitelial bulanıklık), gecikmiş epitelizasyon ve steroid kaynaklı göz içi basınç artışı gibi durumlar takip döneminde göz önünde bulundurulmaktadır. Haze insidansı; düşük ve orta miyop düzeltmelerde binde bir seviyesinde iken yüksek miyop olgularda mitomisin C kullanılmadığında yüzde beş düzeyine ulaşabilmektedir. Bu nedenle beş dioptri üzerindeki düzeltmelerde mitomisin C uygulaması standart pratik haline gelmiş bulunmaktadır. Sonuç olarak PRK ve LASIK, refraktif cerrahi arsenalinde birbirinin alternatifi değil, farklı hasta profilleri için tamamlayıcı iki yöntem olarak konumlanmaktadır.

PRK Sonrası Toparlanma Dönemi Nasıldır ve İlk 72 Saatte Epitel Nasıl Yenilenir?

Postoperatif dönemin ilk üç günü, PRK sürecinin klinik açıdan en kritik dilimini oluşturmaktadır. Ameliyat sonunda takılan yumuşak bandaj kontakt lens, epitel yenilenmesini destekleyen bir çatı görevi üstlenmekte ve göz kırpma sırasında oluşan sürtünmeyi azaltmaktadır. İlk yirmi dört saatte ışığa hassasiyet, sulanma, batma ve yabancı cisim hissi belirgin biçimde yaşanabilmektedir. Steroid olmayan antienflamatuar damlalar, oral analjezikler, soğuk kompres ve karanlık ortamda dinlenme, ağrı yönetiminin temel unsurları olarak uygulanmaktadır. Bu dönemde hastaya işten uzak kalması, ekran süresini kısıtlaması ve baş üstü işlerden kaçınması önerilmektedir.

Epitel yenilenmesi; kornea limbal bölgesindeki kök hücrelerinin ablasyon alanına doğru merkezî yönde göç etmesi ve bölünmesi ile gerçekleştirilmektedir. İlk yirmi dört saatte epitel hücreleri limbustan merkeze doğru yayılmakta, kırk sekiz saat içinde ablasyon alanının büyük bölümü örtülmekte, yetmiş iki saatte ise merkezi kapanma büyük oranda tamamlanmaktadır. Üçüncü ila beşinci günler arasında bandaj kontakt lens çıkarılmakta ve epitel bütünlüğü floresein boyama ile kontrol edilmektedir. Bu dönemde göze su kaçırılmaması, ovuşturulmaması ve makyaj yapılmaması özel önem taşımaktadır.

Sonraki haftalarda görme dalgalanmaları, halo, glare ve gece görüşünde geçici azalma yaşanabilmekte; bu bulgular üç ila altı ay içinde belirgin biçimde azalmaktadır. Kortikosteroid damlalar üç ila altı ay boyunca dozu kademeli olarak azaltılarak sürdürülmekte, haze oluşumu ve inflamasyon baskılanmaktadır. Suni gözyaşı preparatları en az üç ay boyunca kullanılmakta, ultraviyole korumalı güneş gözlüğü ise en az bir yıl süreyle önerilmektedir. Hasta; birinci gün, üçüncü gün, birinci hafta, birinci ay, üçüncü ay, altıncı ay ve birinci yıl kontrollerine düzenli olarak çağrılmakta ve iyileşme seyri titizlikle izlenmektedir.

Kimler PRK Ameliyatına Uygundur?

PRK adaylığı; refraktif kusurun tipi ve derecesi, kornea anatomisi, genel sağlık durumu, yaş ve mesleki koşulların birlikte değerlendirilmesi ile belirlenmektedir. Genel çerçevede on sekiz yaş ve üzerinde, son bir yıldır refraksiyonu stabil kalan, miyopi derecesi eksi bir ile eksi altı dioptri arasında bulunan (eksi on dioptriye kadar seçilmiş olgular), üç dioptriye kadar hipermetropi ve dört dioptriye kadar astigmatizmaya sahip bireyler uygun aday olarak kabul görmektedir. Ancak nihai karar; her bireyin kornea kalınlığı, topografik verileri ve pupil boyutu gibi parametrelere dayalı olarak verilmektedir.

Yöntem özellikle şu profiller için öncelikli olarak tercih edilmektedir: beş yüz mikronun altında kornea kalınlığına sahip bireyler, subklinik keratokonus şüphesi taşıyan asimetrik topografili hastalar, LASIK sonrası flep komplikasyonu yaşayabilecek meslek grupları, boks güreş dövüş sporları ile uğraşan sporcular, savunma ve güvenlik personeli, hafif-orta düzey kuru göz belirtileri olan bireyler ve daha önce kornea travması geçirmiş olgular. Bu grup içindeki kişilerde flep ile ilgili risklerin bulunmaması, PRK'yi doğal seçim haline getirmektedir.

Kontrendikasyonlar arasında ilerlemiş keratokonus, aktif göz enfeksiyonu, kontrolsüz otoimmün hastalıklar, kollajen doku hastalıkları, gebelik ve emzirme dönemi, kontrolsüz diyabet, ağır kuru göz sendromu, retina dekolmanı öyküsü ve psikiyatrik açıdan gerçekçi olmayan beklentiler yer almaktadır. Ayrıca on sekiz yaşından küçük hastalarda ve son bir yılda refraksiyonu yarım dioptriden fazla değişen olgularda cerrahi ertelenmektedir. Bu ayrıntılı seçim süreci, komplikasyon oranlarını en aza indirmenin ve uzun vadeli memnuniyeti en üst düzeye taşımanın temel güvencesi olarak öne çıkmaktadır.

Aday değerlendirmesinde göz önünde bulundurulan başka bir başlık da hastanın yaşam beklentisi ve uzun vadeli görme ihtiyaçlarıdır. Genç yaş grubunda uzun süreli kontakt lens kullanımına bağlı kornea neovaskülarizasyonu, dev papiller konjonktivit, tekrarlayan mikrobiyal keratit öyküsü bulunan olgularda PRK; kontakt lens ile ilişkili kronik problemleri sonlandıran bir seçenek olarak önerilmektedir. Kırk yaşın üzerindeki bireylerde ise presbiyopinin doğal gelişimi göz önünde bulundurularak monovision PRK stratejisi tartışılmakta; baskın gözün uzak, baskın olmayan gözün yakın için düzenlenmesi hastanın günlük yaşam ihtiyaçlarına göre planlanmaktadır. Meslek grubuna göre değerlendirme yapıldığında; savaş pilotları, dalgıçlar, dövüş sporcuları, itfaiye ve arama-kurtarma personeli için PRK, flep travması riski ortadan kaldırdığı için kurumsal sağlık kılavuzlarında öncelikli seçenek olarak yer almaktadır.

PRK (Fotorefraktif Keratektomi) Cerrahisinin Sağladığı Yararlar Nelerdir?

PRK yönteminin sunduğu klinik yararların başında flep gerektirmemesi gelmektedir. Bu durum, flep kaynaklı komplikasyonların (dislokasyon, kırışıklık, epitel invazyonu, diffüz lameller keratit) tamamen ortadan kalkmasını sağlamaktadır. Kornea biyomekanik bütünlüğünün büyük oranda korunması, uzun dönem ektazi riskini düşürmekte ve ince kornea profiline sahip bireyler için güvenli bir seçenek yaratmaktadır. Ayrıca ablasyon sonrasında geride bırakılan stromal yatağın kalınlığı, LASIK'e kıyasla daha fazla olabilmekte ve olası bir yeniden düzeltme (retreatment) için rezerv oluşturmaktadır.

Görme kalitesi açısından da güncel platformlarla uygulanan wavefront-optimized ve topografi kılavuzlu PRK; yüksek dereceli aberasyonların düzeltilmesi, gece görüşünün korunması ve kontrast duyarlılığının iyileştirilmesi bakımından yüksek performans sunmaktadır. Klinik çalışmalarda birinci yıl sonunda hastaların yüzde seksen beş ile yüzde doksan beşinin 20/20 veya daha iyi düzeltilmemiş görme keskinliğine ulaştığı; genel memnuniyet oranının ise yüzde doksanın üzerinde seyrettiği bildirilmektedir. Kuru göz semptomları LASIK'e göre görece daha az yaşanmakta; bunun temel nedeni, korneal sinir liflerinin flep kesisi ile büyük oranda kesilmemiş olmasıdır.

Mesleki açıdan flep travması riski taşıyan sporcular, askeri personel ve güvenlik görevlileri için PRK; uzun dönemde gözlerin daha dayanıklı kalmasını sağlayan bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Yaşam kalitesi açısından gözlük ve kontakt lens bağımlılığından kurtulma; su sporları, kayak, dalış gibi aktivitelerde özgürlük; kontakt lens ile ilişkili enfeksiyon riskinin ortadan kalkması ve estetik memnuniyet gibi bileşenler işlem sonrası kazanımlar arasında sayılmaktadır. Refraktif sonuçların on yılları aşan takip verilerinde kalıcı olması, PRK'yi zaman içinde kanıtlanmış bir yatırım niteliğine kavuşturmaktadır.

PRK Ameliyatı Öncesinde Hangi Göz Muayeneleri ve Testler Yapılır, Hasta Nelere Dikkat Etmelidir?

Preoperatif değerlendirme, PRK sürecinin belki de en belirleyici aşamasıdır. İşlem öncesinde manifest ve sikloplejik refraksiyon ölçümü yapılarak gerçek kırma kusuru saptanmakta; düzeltilmiş ve düzeltilmemiş görme keskinliği kayıt altına alınmaktadır. Kornea topografisi (Placido diskli veya Scheimpflug tabanlı), pakimetri ile kornea kalınlığı ölçümü, pupil çapı analizi (mezopik ve skotopik koşullarda), wavefront aberometri ve gözyaşı fonksiyon testleri (Schirmer, gözyaşı kırılma zamanı) tamamlayıcı incelemeler olarak uygulanmaktadır. Ayrıca endotel hücre sayımı, göz içi basıncı ölçümü ve dilate pupillerle fundus muayenesi, yüksek miyop bireylerde retina periferini değerlendirmek için ayrı bir önem taşımaktadır.

Kontakt lens kullanan bireylerin, ölçüm doğruluğunu etkilememesi için yumuşak lens kullananların en az bir hafta, sert gaz geçirgen lens kullananların ise en az üç hafta önceden lens kullanımını sonlandırmaları önerilmektedir. Sistemik hastalıklar (diyabet, romatoid artrit, lupus, gebelik durumu), kullanılmakta olan ilaçlar (izotretinoin, amiodaron, sumatriptan) ve alerji öyküsü ayrıntılı biçimde sorgulanmakta; gerektiğinde ilgili branşlarla konsültasyon yapılmaktadır. Ameliyat gününde makyaj ve parfüm kullanılmaması, rahat giysiler tercih edilmesi ve yanında bir refakatçi bulundurulması önerilmektedir.

Hastanın işleme dair beklentilerinin gerçekçi bir zemine oturtulması da preoperatif sürecin temel bileşenlerinden biridir. Postoperatif dönemde ilk kırk sekiz saatte yaşanabilecek ağrı, ışığa duyarlılık, görme dalgalanmaları ve stabilizasyonun aylara yayılabileceği ayrıntılı biçimde anlatılmakta; yazılı bilgilendirilmiş onam alınmaktadır. Meslek, günlük yaşam alışkanlıkları, hobiler ve gelecek beklentileri değerlendirilerek yöntem seçimi hastaya özel biçimde şekillendirilmektedir. Bu titiz süreç, PRK sonrasında hem tıbbi hem de psikolojik açıdan uyumlu bir iyileşme dönemi geçirilmesinin ön koşulunu oluşturmaktadır.

Ameliyat öncesi son yirmi dört saatte hastaya alkol tüketiminden uzak durması, göz çevresinde krem, losyon ve makyaj kullanmaması, ameliyat sabahı yüzünü nötr sabunla yıkaması önerilmektedir. Operasyon günü sakinleştirici olarak ağızdan hafif bir anksiyolitik verilebilmekte, ancak hastanın işlem sırasında talimatlara uyabilecek düzeyde uyanık olması sağlanmaktadır. İşlem sonrası hastanın aracıyla eve dönmemesi, yanında refakatçi bulundurulması ve ilk yirmi dört saati karanlık bir ortamda geçirmesi tavsiye edilmektedir. Tüm bu ayrıntılar, işlem başarısı ve konfor açısından belirleyici parametreler olarak değerlendirilmektedir.

PRK Sonrası Görme Keskinliği Ne Zaman Netleşir ve Uzun Vadede Numara Kayması ya da Regresyon Riski Var Mıdır?

PRK sonrası görme keskinliğinin netleşme sürecinin LASIK'e göre daha kademeli seyrettiği bilinmektedir. Bandaj kontakt lensin çıkarılmasının ardından ilk hafta içinde görmenin belirgin biçimde toparlandığı, ancak bulanıklık, halo ve görsel dalgalanmaların birkaç hafta sürebildiği gözlenmektedir. İkinci ay sonunda hastaların çoğunda günlük yaşam açısından yeterli düzeye ulaşılmakta; üçüncü ve altıncı ay arasında ise refraktif sonuç büyük oranda stabilize olmaktadır. Yüksek miyop düzeltmelerinde altı ay ile bir yıl arasında uzayan bir stabilizasyon dönemi de olağan kabul edilmektedir.

Uzun dönem takiplerde refraktif regresyon, yani düzeltme miktarının bir bölümünün geri dönmesi, özellikle yüksek miyop olgularda gündeme gelebilmektedir. Regresyon oranı; ablasyon derinliği, mitomisin C kullanımı, postoperatif steroid protokolüne uyum ve epitel remodellingi gibi çok sayıda parametreye bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Mitomisin C uygulaması, haze oluşumunu ve stromal remodellingi baskılayarak regresyon oranını belirgin biçimde azaltmaktadır. Genel olarak birinci yıl sonunda hedef refraksiyondan yarım dioptri sapma oranı yüzde beş ile yüzde on beş aralığında bildirilmekte; bu değer klinik olarak yönetilebilir düzeyde kalmaktadır.

Uzun vadede yeniden düzeltme (enhancement) ihtiyacı doğması halinde, PRK sonrası tekrar PRK uygulanabilmekte ve yeterli stromal kalınlık bulunması koşuluyla güvenli sonuçlar alınmaktadır. Kırk yaş ve üzerinde ortaya çıkan presbiyopi (yakın görüş güçlüğü), refraktif cerrahiden bağımsız olarak yaşlanmanın doğal bir bileşeni olarak değerlendirilmekte ve gerektiğinde monovision PRK yaklaşımı ile yönetilebilmektedir. Katarakt gelişen bireylerde ise ileri yıllarda göz içi lens hesaplamalarının PRK öyküsüne göre özel algoritmalarla (Haigis-L, Barrett True-K, Shammas) yapılması gerekmektedir. Tüm bu bileşenler; Göz Hastalıkları bünyesinde bireysel takip protokolleri ile yönetilmekte, uzun dönem refraktif izlem ve gerekli görülen ek girişimlerin planlanması Göz Hastalıkları ekibi tarafından hastanın yaşam kalitesi göz önüne alınarak yürütülmektedir.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. American Academy of Ophthalmology (AAO) — PRK (Fotorefraktif Keratektomi) nediraao.org/eye-health/treatments/photorefractive-keratectomy-prk
  2. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Fotorefraktif keratektomi ayrıntılı değerlendirmencbi.nlm.nih.gov/books/NBK549887
  3. National Eye Institute (NEI) — Kırma kusurları ve lazer cerrahisinei.nih.gov/learn-about-eye-health/eye-conditions-and-diseases/refractive-errors

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Göz Hastalıkları Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

16 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.