Sitede Ara
En az iki harf yazarak aramaya başlayın.
↑↓ gezin
Enter aç
Esc kapat
Üroloji
Böbrek Kisti Boşaltma Ameliyatı
Böbrek üzerinde büyüyen ve şikayet oluşturan sıvı dolu kistin görüntüleme eşliğinde ince bir iğne ile cilt üzerinden boşaltıldığı tedavi şeklidir.
Kaynakça
- National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) — Basit böbrek kistleriniddk.nih.gov/health-information/kidney-disease/simple-kidney-cysts
- National Center for Biotechnology Information - StatPearls (NCBI Bookshelf) — Böbrek kisti değerlendirme ve yönetimincbi.nlm.nih.gov/books/NBK563279
- Mayo Clinic — Böbrek kistleri tanı ve tedavimayoclinic.org/diseases-conditions/kidney-cysts/symptoms-causes/syc-20374134
- MedlinePlus (U.S. National Library of Medicine) — Böbrek kistleri hasta bilgilendirmemedlineplus.gov/kidneycysts.html
Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.
Üroloji Hekimlerimiz
Koru Ankara Hastanesi
Prof. Dr. Hasan Biri
Koru Ankara Hastanesi
Op. Dr. Renat Dadashov
Koru Kavaklıdere Hastanesi
Op. Dr. Sahıl Shamilzada
Koru Sincan Hastanesi
Op. Dr. Parvız Mammadov
Koru Ankara Hastanesi
Prof. Dr. Tolga Karakan
Sık Sorulan Sorular
12 soru
İşlem genellikle lokal anestezi altında yapılır; iğnenin gireceği cilt bölgesi uyuşturulduğu için ağrı büyük ölçüde önlenir. Ultrason veya bilgisayarlı tomografi eşliğinde ince bir iğne kistin içine yönlendirilir ve bu sırada hasta çoğunlukla bir basınç veya hafif zorlanma hissi duyar. Bazı hastalarda işlem sonrası kist bölgesinde birkaç gün süren hafif bir ağrı olabilir ve bu genellikle basit ağrı kesicilerle rahatlar. Genel anestezi çoğu vakada gerekmez, ancak hastanın durumuna ve kistin yerleşimine göre bu karar değişebilir.
Sadece iğne ile boşaltma (basit aspirasyon) yapıldığında kistin bir süre sonra yeniden sıvı ile dolma olasılığı belirgin şekilde yüksektir. Bu nedenle tekrar dolmayı azaltmak için sıklıkla boşaltmanın ardından kist boşluğuna skleroterapi maddesi (örneğin alkol veya benzeri bir ajan) verilir ve kist duvarının kapanması hedeflenir. Skleroterapi eklendiğinde tekrar dolma riski azalır fakat yine de tümüyle ortadan kalkmayabilir. Nüks eden veya tekrar dolan kistlerde bazen ikinci bir işlem ya da cerrahi yöntemler değerlendirilebilir.
Aspirasyon minimal invaziv bir işlem olduğu için iyileşme süreci genellikle kısadır ve çoğu hasta aynı gün veya ertesi gün günlük hafif aktivitelerine dönebilir. Masa başı işlerde çalışanlar çoğunlukla 1-2 gün içinde işe dönebilirken, ağır kaldırma veya bedensel güç gerektiren işlerde birkaç gün daha beklemek uygun olur. İşlem bölgesinde geçici bir hassasiyet olabileceğinden, ilk günlerde zorlayıcı egzersiz ve ağır sporlardan kaçınılması önerilir. Kesin dönüş süresi kişinin genel sağlığına ve işlemin ayrıntılarına göre değişebilir, bu nedenle takip eden hekimin verdiği önerilere uyulmalıdır.
Aspirasyon sonrası ilk bir iki gün idrarda hafif pembemsi renk veya çok az kan görülmesi bazı hastalarda olabilir ve genellikle kendiliğinden geçer. Ancak idrarda belirgin ve devam eden kanama, pıhtı atma, artan şiddetli yan ağrısı, yüksek ateş, titreme veya işlem bölgesinde şişme olması durumunda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bu belirtiler kanama, enfeksiyon veya nadir görülen başka bir komplikasyonun işareti olabilir. Nefes darlığı, göğüs ağrısı gibi ciddi şikayetlerde ise en yakın acil servise gidilmelidir.
Aspirasyon, iğne ile kist sıvısının boşaltıldığı, çoğunlukla görüntüleme eşliğinde ve lokal anestezi ile yapılan kapalı bir işlemdir; kesi gerektirmez ve iyileşmesi hızlıdır. Laparoskopik kist ameliyatında ise küçük deliklerden girilerek kistin duvarı (tavanı) cerrahi olarak açılır veya çıkarılır; bu yöntem daha kalıcı sonuç sağlayabilir ancak ameliyathane ortamı ve genellikle genel anestezi gerektirir. Aspirasyon daha az invazivdir fakat kistin tekrar dolma olasılığı laparoskopik yönteme göre daha yüksektir. Hangi yöntemin uygun olduğu kistin büyüklüğüne, tipine, belirtilere ve hastanın genel durumuna göre değerlendirilir.
Basit ve küçük böbrek kistlerinin çoğu hiçbir belirti vermez ve tedavi gerektirmeden yalnızca aralıklı görüntüleme ile takip edilir. Aspirasyon genellikle büyük boyuta ulaşmış, ağrı veya baskı hissi yapan, çevre organlara bası oluşturan ya da bazı durumlarda enfekte olmuş kistlerde düşünülür. Kistin yapısı karmaşık görünüyorsa (içinde bölmeler, kalın duvar, katı bileşen varsa) önce daha ileri değerlendirme gerekebilir ve bu tür kistlerde yaklaşım farklıdır. Tedavi kararı kistin özelliklerine ve hastanın şikayetlerine göre kişiye özel verilir.
Boşaltılan kist sıvısı, gerekli görüldüğünde laboratuvarda incelenmek üzere gönderilebilir; sıvının rengi, berraklığı ve hücresel içeriği hakkında bilgi verir. Basit kistlerde sıvı genellikle berrak ve sarımsıdır ve bu tablo iyi huylu bir yapıyı destekler. Sıvının kanlı, bulanık veya farklı özellikte olması ek değerlendirme gerektirebilir. Ancak kistin iyi mi kötü mü olduğu tek başına aspirasyon sıvısı ile kesinleştirilmez; kistin görüntüleme özellikleri ve gerektiğinde diğer incelemeler birlikte değerlendirilir.
İşlem öncesinde hekim genellikle pıhtılaşma değerlerini kontrol eder ve kullandığınız tüm ilaçları, özellikle kan sulandırıcıları öğrenmek ister. Asetilsalisilik asit, varfarin veya benzeri kanı sulandıran ilaçlar kanama riskini artırabileceği için, hekim önerisiyle işlemden belirli bir süre önce kesilmesi ya da düzenlenmesi gerekebilir; bu ilaçları kendi başınıza bırakmayın. İşlem öncesi belirli bir süre aç kalmanız istenebilir ve enfeksiyon, güncel şikayetler gibi durumlar sorgulanır. Bu hazırlık adımları işlemin güvenli geçmesi açısından önemlidir.
İşlemin kendisi genellikle kısa sürer; hazırlık ve görüntüleme dahil çoğunlukla yarım saat ile bir saat arası bir zaman alır. Çoğu hastada aspirasyon ayaktan yapılabilen bir işlem olduğu için gece hastanede kalış gerekmez ve kısa bir gözlem süresinin ardından hasta evine gönderilebilir. Bazı durumlarda, işlem sonrası birkaç saat gözlem altında tutulmak istenebilir. Genel anestezi gereken ya da ek risk taşıyan özel durumlarda kısa süreli yatış tercih edilebilir.
İşlem sonrası genellikle bol su tüketmek ve yeterli sıvı almak önerilir; bu, böbrek fonksiyonlarının rahat çalışmasına ve idrar yollarının temizlenmesine yardımcı olur. Özel bir katı diyet kısıtlaması çoğunlukla gerekmez, ancak eşlik eden böbrek hastalığı veya yüksek tansiyon gibi durumlar varsa hekiminizin verdiği beslenme önerilerine uymanız önemlidir. İlk gün ağır ve çok tuzlu yiyeceklerden kaçınmak konforu artırabilir. Herhangi bir bulantı veya iştahsızlık olursa hafif ve sindirimi kolay besinlerle başlamak uygundur.
Basit böbrek kistlerinin aspirasyonu, ince iğne ile ve görüntüleme eşliğinde yapıldığı için sağlıklı böbrek dokusuna zarar verme riski genellikle düşüktür. İşlem sırasında iğne kist boşluğuna yönlendirilir ve normal böbrek dokusundan mümkün olduğunca kaçınılır. Çok nadir durumlarda kanama veya çevre dokuların etkilenmesi görülebilir, bu nedenle deneyimli bir ekip ve uygun görüntüleme kullanımı önemlidir. Halihazırda böbrek fonksiyonları düşük olan hastalarda işlem öncesi değerlendirme daha ayrıntılı yapılır.
Gebelikte herhangi bir girişimsel işlem yapılırken hem anne hem bebek için risk-fayda dengesi dikkatle değerlendirilir. Böbrek kisti çoğu zaman acil bir durum oluşturmadığı için, mümkünse işlem gebelik sonrasına ertelenebilir. Ancak kist enfekte olmuş, çok büyümüş veya ciddi belirtilere yol açıyorsa, görüntüleme ve işlem yöntemi bebeğe zarar vermeyecek şekilde uyarlanarak değerlendirilir. Bu durumda tedavi kararı kadın doğum ve ilgili uzmanların birlikte yönetimiyle, kişiye özel olarak verilmelidir.
Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?
Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.