Çocuk Hematoloji ve Onkoloji

Çocuklarda İntravenöz İmmünglobulin Tedavisi

Çocuklarda İntravenöz İmmünglobulin Tedavisi hangi durumlarda uygulanır ve süreç nasıl ilerler; uygulamaya dair genel bilgiler.

İntravenöz immünglobulin tedavisi, kısa adıyla IVIG, çocuklarda hem bağışıklık sistemi yetersizliklerinde hem de bağışıklığın yanlışlıkla kendi dokularına saldırdığı bazı hastalıklarda kullanılan bir damar içi tedavidir. Binlerce sağlıklı bağışçının kanından özenle ayrıştırılan koruyucu antikorların bir araya getirilmesiyle hazırlanır ve çocuğa damar yoluyla verilir. Anne ve babalar için tedavinin adı ilk duyulduğunda kaygı verici gelebilir; ancak IVIG, yıllardır güvenle uygulanan, birçok çocuğun yaşam kalitesini belirgin biçimde artıran köklü bir tedavi yöntemidir.

Bu içerikte IVIG'in ne olduğunu, hangi durumlarda önerildiğini, tedavinin nasıl uygulandığını, bir seansın nasıl geçtiğini ve tedavi sırasında karşılaşılabilecek durumları anlaşılır bir dille açıklanmaktadır. Amacımız, çocuğu IVIG tedavisine başlayacak ailelerin süreci daha rahat kavramasını sağlamak ve doğabilecek soruların bir kısmına önceden yanıt vermektir.

Her çocuğun hastalığı, yaşı ve genel durumu birbirinden farklıdır. Bu nedenle aşağıda anlatılanlar genel bilgi niteliğindedir; çocuğunuza özel doz, uygulama sıklığı ve dikkat edilmesi gereken noktalar mutlaka takip eden hekim tarafından belirlenir.

IVIG Tedavisi Nedir ve Çocuklarda Hangi Amaçla Verilir?

IVIG, insan plazmasından elde edilen ve ağırlıklı olarak immünglobulin G (IgG) türü antikorlardan oluşan bir kan ürünüdür. Vücudumuzda antikorlar, mikroplara karşı savunmanın en önemli askerleridir; bakteri ve virüsleri tanıyıp etkisiz hale getirirler. IVIG, bu antikorların çok sayıda bağışçıdan toplanıp yoğunlaştırılmış halidir. Damar yoluyla verildiğinde, çocuğun kan dolaşımına hazır antikorlar kazandırır.

Çocuklarda IVIG iki temel amaçla kullanılır. Birincisi yerine koyma (replasman) tedavisidir. Bazı çocuklar doğuştan veya sonradan yeterli antikor üretemez; bu durumda vücut mikroplara karşı savunmasız kalır ve sık sık, ağır enfeksiyonlar geçirir. IVIG, eksik olan antikorları dışarıdan sağlayarak çocuğu enfeksiyonlardan korur. İkinci amaç ise bağışıklığı düzenlemektir. Bazı hastalıklarda bağışıklık sistemi aşırı çalışır ve kendi dokularına zarar verir. Yüksek dozda verilen IVIG, bu aşırı yanıtı dizginler ve iltihabı baskılar.

Bu iki farklı amaç, verilen dozun da farklı olmasına yol açar. Yerine koyma amacıyla verildiğinde görece düşük dozlar yeterli olurken, bağışıklığı baskılama amacıyla verildiğinde çok daha yüksek dozlar tercih edilir. Hekim, çocuğun tanısına göre hangi amaçla ve hangi dozda tedavi vereceğini planlar.

IVIG'in etkisi, çocuğun kendi antikor üretimini kalıcı olarak değiştirmez. Yani dışarıdan verilen antikorlar zaman içinde vücuttan temizlenir. Bu nedenle özellikle antikor eksikliği olan çocuklarda tedavi belirli aralıklarla tekrarlanır; verilen antikor seviyesi düşmeden yeni doz uygulanır.

IVIG Hangi Hastalıklarda Uygulanır, Çocuğuma Neden Önerildi?

IVIG'in kullanıldığı hastalık yelpazesi oldukça geniştir. Çocuk hematoloji ve onkoloji, çocuk immünoloji, çocuk nöroloji ve çocuk romatoloji gibi birçok alanda bu tedaviden yararlanılır. Çocuğunuza IVIG önerilmesinin nedeni, hastalığının bu tedaviye yanıt verdiği bilinen gruplardan birine girmesidir.

Sık karşılaşılan uygulama alanları şunlardır:

  • Doğuştan gelen antikor eksiklikleri (primer immün yetmezlikler); vücudun yeterli koruyucu antikor üretemediği durumlar.
  • İmmün trombositopeni (ITP); bağışıklık sisteminin kendi kan pulcuklarını (trombosit) yok ettiği, kolay morarma ve kanamaya yol açan durum.
  • Kawasaki hastalığı; küçük çocuklarda damar iltihabına neden olan, kalp damarlarını etkileyebilen bir hastalık.
  • Bazı sinir sistemi hastalıkları; kasların güçsüzleşmesine yol açan iltihabi durumlar.
  • Kemik iliği nakli veya yoğun kemoterapi sonrası bağışıklığın zayıfladığı dönemler.

Çocuğunuzun tanısı bunlardan biri olabilir. Örneğin ITP'de amaç, trombosit sayısını hızla yükseltip kanama riskini azaltmaktır. Kawasaki hastalığında amaç, damar iltihabını erken dönemde durdurup kalp damarlarının zarar görmesini önlemektir. Antikor eksikliğinde ise amaç, çocuğu tekrarlayan enfeksiyonlardan korumaktır. Her durumda hekim, IVIG'in beklenen faydasının olası zorluklardan üstün olduğu değerlendirmesiyle bu tedaviyi önerir.

IVIG'in bazı hastalıklarda tek başına, bazılarında ise diğer ilaçlarla birlikte kullanıldığını bilmek önemlidir. Örneğin bazı bağışıklık hastalıklarında IVIG ile birlikte kortizon türü ilaçlar da verilebilir. Tedavi planının bütününü ve her bir ilacın rolünü hekiminizle konuşmanız, süreci daha rahat takip etmenizi sağlar.

IVIG Tedavisi Nasıl Yapılır ve Bir Seans Ne Kadar Sürer?

IVIG, adından da anlaşılacağı gibi damar içine (intravenöz) verilen bir tedavidir. Uygulama, çocuğun koluna veya el sırtına takılan ince bir damar yolu (kanül) üzerinden yapılır. İlaç, bir serum torbası içinde, damla damla ve kontrollü bir hızda verilir. Bu kontrollü akışı sağlamak için genellikle bir infüzyon pompası kullanılır; böylece ilacın vücuda ne kadar hızlı gireceği ayarlanabilir.

Seansın başında ilaç yavaş hızda başlatılır. Çocuğun tedaviye iyi tolerans gösterdiği görülürse hız kademeli olarak artırılır. Bu yavaş başlangıç, olası yan etkileri erkenden fark etmek ve önlemek için özellikle önemlidir. İlaç hızlı verildiğinde baş ağrısı, ateş veya tansiyon değişikliği gibi belirtiler daha sık görülebildiğinden, hız her çocuğa göre dikkatle ayarlanır.

Bir IVIG seansının süresi, verilecek doza ve çocuğun tedaviyi ne kadar iyi karşıladığına bağlı olarak değişir. Genellikle bir seans birkaç saat sürer; yüksek dozlarda bu süre daha da uzayabilir. Bazı durumlarda toplam doz, art arda birkaç güne bölünerek verilir. Bu, hem yan etki riskini azaltır hem de böbrekler üzerindeki yükü hafifletir. Seans süresince çocuğunuz yatağında dinlenirken kitap okuyabilir, tablet izleyebilir veya uyuyabilir.

Uygulama sırasında hemşireler düzenli aralıklarla çocuğun nabzını, tansiyonunu ve ateşini ölçer. Bu takip, seansın güvenli geçmesini sağlamak içindir. Ailelerin bu ölçümler nedeniyle kaygılanmasına gerek yoktur; bunlar tedavinin rutin bir parçasıdır.

IVIG Damardan Verilirken Çocuğum Ağrı Duyar mı, Hastanede mi Kalır?

Çocuklar için en zorlayıcı an genellikle damar yolunun açıldığı iğne anıdır. Kanül takılırken kısa süreli bir batma hissi olur; bu his birkaç saniye sürer. Damar yolu bir kez açıldıktan sonra ilacın kendisi verildikçe ağrı duyulmaz, çünkü sıvı damar içinden akar. Yani seansın büyük bölümü ağrısız geçer. İğne korkusu olan çocuklarda, damar yolu açılmadan önce bölgeyi uyuşturan kremler veya soğuk uygulamalar kullanılarak batma hissi azaltılabilir.

IVIG'in nerede uygulanacağı, verilme amacına ve çocuğun durumuna göre değişir. Bazı çocuklar tedaviyi gündüz hastanesinde (günübirlik ünitede) alır; seans bittikten sonra bir süre gözlem altında tutulup evlerine dönerler. Bazı çocuklar ise, özellikle hastalıkları ağırsa veya ilk kez IVIG alıyorlarsa, bir gece hastanede yatarak tedavi görebilir. İlk uygulamalarda gözlem süresinin biraz daha uzun tutulması, çocuğun ilaca nasıl tepki verdiğini görmek açısından yararlıdır.

Tekrarlayan seanslarda, çocuğun ilacı iyi tolere ettiği görüldükçe uygulama genellikle günübirlik hale gelir. Yani her seferinde hastanede yatmak gerekmez. Bu düzen, hem çocuğun okul ve günlük yaşamını daha az etkiler hem de aileye kolaylık sağlar. Uygulamanın nerede ve ne kadar süreyle yapılacağını, çocuğunuzun takip eden hekimi net biçimde açıklayacaktır.

Seans boyunca bir ebeveynin çocuğun yanında bulunması, çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar. Çocuğu rahatlatan bir oyuncak, sevdiği bir battaniye veya izlemeyi sevdiği bir içerik getirmek, sürecin daha huzurlu geçmesine katkıda bulunur.

IVIG Dozu Nasıl Belirlenir, Kaç Kez Tekrarlanır?

IVIG dozu, çocuğun kilosuna göre hesaplanır. Her çocuğun ihtiyacı farklı olduğundan doz kişiye özeldir; büyüyen ve kilo alan bir çocukta doz zamanla güncellenir. Ayrıca dozun büyüklüğü, tedavinin amacına doğrudan bağlıdır. Antikor eksikliğini yerine koymak için verilen dozlar, bağışıklığı baskılamak için verilen dozlardan belirgin biçimde düşüktür.

Tekrarlama sıklığı da hastalığa göre değişir. Antikor eksikliği olan çocuklarda IVIG, düzenli aralıklarla, çoğunlukla belirli hafta aralıklarıyla tekrarlanır. Bunun nedeni, dışarıdan verilen antikorların zamanla azalmasıdır; seviyenin kritik biçimde düşmesine izin vermeden yeni doz verilir. Bu çocuklarda tedavi uzun süreli, bazen yıllar boyu devam eden bir düzendir. Hedef, kandaki antikor seviyesini enfeksiyonlardan koruyacak bir aralıkta tutmaktır.

Bağışıklığı baskılama amacıyla verilen durumlarda ise tedavi genellikle daha kısa sürelidir. Örneğin ITP'de veya Kawasaki hastalığında IVIG bir veya birkaç kez verilir; hastalık kontrol altına alındığında tekrar gerekmeyebilir. Bazı hastalıklarda ise belirli aylık aralıklarla birkaç kür uygulanır. Kürün ne zaman biteceği, çocuğun tedaviye verdiği yanıta bakılarak kararlaştırılır.

Dozun ve sıklığın doğru ayarlanabilmesi için düzenli kan tahlilleri yapılır. Antikor seviyesinin ölçülmesi, çocuğun bir sonraki doza ne kadar ihtiyacı olduğunu gösterir. Bu takipler sayesinde tedavi ne eksik ne fazla, çocuğa tam ihtiyacı kadar planlanır.

IVIG Sırasında ve Sonrasında Görülen Yan Etkiler Nelerdir?

IVIG genel olarak güvenli bir tedavidir; ancak her ilaçta olduğu gibi bazı yan etkiler görülebilir. Bu yan etkilerin büyük çoğunluğu hafiftir, geçicidir ve önlem alınarak yönetilebilir. Yan etkilerin bir kısmı ilacın verilme hızıyla ilişkilidir; hız düşürüldüğünde belirtiler genellikle geriler.

Seans sırasında veya hemen sonrasında görülebilen belirtiler şunlardır:

  • Baş ağrısı; en sık karşılaşılan yan etkilerden biridir.
  • Ateş, üşüme veya titreme hissi.
  • Bulantı, nadiren kusma.
  • Yüzde kızarma, kaşıntı veya hafif deri döküntüsü.
  • Kas ve eklem ağrıları, halsizlik.

Bu belirtiler çoğunlukla infüzyon hızının azaltılması, çocuğun dinlenmesi ve gerektiğinde ağrı kesici ya da ateş düşürücü verilmesiyle kontrol altına alınır. Bazı çocuklarda, yan etkileri önlemek için seans öncesinde ateş düşürücü veya antihistaminik türü ilaçlar verilebilir. Bu ön hazırlık, tedavinin daha rahat geçmesini sağlar.

Nadir görülen ama önemli yan etkiler de vardır. Bunlar arasında böbrek işlevlerinde geçici değişiklikler, çok nadiren ciddi alerjik tepkiler veya baş ağrısıyla birlikte seyreden bir tür beyin zarı hassasiyeti (aseptik menenjit) sayılabilir. Bu durumların erken fark edilmesi için tedavi sırasında ve sonrasında çocuk yakından izlenir. Ailelere, evde dikkat etmeleri gereken belirtiler önceden anlatılır; şiddetli baş ağrısı, sürekli kusma, yaygın döküntü veya nefes darlığı gibi belirtilerde vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerekir.

Tedavi Sırasında Baş Ağrısı ve Ateş Olması Normal mi, Ne Yapılmalı?

Baş ağrısı ve ateş, IVIG tedavisinin en sık görülen ve genellikle en zararsız yan etkilerindendir. Çocuğunuzun seans sırasında veya sonrasında bunları yaşaması, tedavinin başarısız olduğu ya da bir aksaklık olduğu anlamına gelmez. Bu belirtiler, vücudun ilaca verdiği geçici bir tepkiden kaynaklanır ve çoğunlukla kendiliğinden ya da basit önlemlerle geçer.

Seans sırasında baş ağrısı ortaya çıktığında ilk yapılan, ilacın verilme hızını azaltmaktır. Çoğu zaman hız düşürüldüğünde ağrı hafifler. Gerekirse hekimin uygun gördüğü bir ağrı kesici verilir. Çocuğun sakin ve loş bir ortamda dinlenmesi, bol su içmesi de baş ağrısını azaltmaya yardımcı olur. Yeterli sıvı alımının, baş ağrısı riskini düşürdüğü bilinir.

Ateş veya üşüme titremesi olduğunda da benzer bir yaklaşım izlenir. İnfüzyon yavaşlatılır, çocuk gözlem altında tutulur ve gerektiğinde ateş düşürücü verilir. Bu belirtiler genellikle kısa sürede geçer. Bazı çocuklarda, ateş yükselmesini önlemek için seans başlamadan önce ateş düşürücü verilebilir.

Evde, seanstan sonraki ilk gün içinde hafif baş ağrısı veya halsizlik olması da olağandır. Bu durumda çocuğun dinlenmesini sağlamak, bol sıvı vermek ve gerekirse hekimin önerdiği ağrı kesiciyi kullanmak yeterli olur. Ancak baş ağrısı çok şiddetliyse, kusmayla birlikteyse, ışıktan rahatsız olma veya ense sertliği eşlik ediyorsa bu durum daha yakın değerlendirme gerektirir. Böyle bir tablo görüldüğünde beklemeden hekime başvurulmalıdır.

IVIG Bir Kan Ürünü müdür, Bulaş ve Alerji Riski Var mıdır?

IVIG, insan plazmasından elde edildiği için bir kan ürünüdür. Ancak bu, doğrudan kan nakli ile aynı şey değildir. IVIG üretilirken plazma çok sayıda aşamadan geçirilir; bu aşamalar, virüs gibi mikropların uzaklaştırılması ve etkisiz hale getirilmesi için özel olarak tasarlanmıştır. Bağışçılar titizlikle taranır, plazma test edilir ve üretim sırasında virüsleri yok eden ek işlemler uygulanır. Tüm bu basamaklar sayesinde IVIG yoluyla enfeksiyon bulaşma riski çok düşüktür.

Yine de hiçbir tedavinin riskinin sıfır olmadığını bilmek gerekir. Bulaş riski son derece düşük olsa da, bu ürünlerin insan kaynaklı olduğu gerçeği hekimler tarafından her zaman göz önünde bulundurulur. Bu nedenle çocuğun tedavi kayıtları düzenli tutulur ve hangi ürünün verildiği kaydedilir.

Alerji açısından bakıldığında, çoğu çocuk IVIG'i sorunsuz tolere eder. Hafif alerjik belirtiler (kaşıntı, kızarıklık) görülebilir ve genellikle kolay yönetilir. Ciddi alerjik tepkiler ise nadirdir. Özellikle IgA adı verilen bir antikorun doğuştan eksik olduğu bazı çocuklarda alerji riski biraz daha yüksek olabilir; bu nedenle tedaviye başlamadan önce hekim çocuğun bu açıdan durumunu değerlendirir ve gerektiğinde uygun ürün tipini seçer.

Ailelerin, çocuklarının bilinen bir alerjisi, önceki tedavilerde yaşadığı bir tepki veya başka bir sağlık sorunu varsa bunu hekimle paylaşması çok önemlidir. Bu bilgiler, tedavinin daha güvenli planlanmasına yardımcı olur. Tedavi mutlaka bu tür durumları yönetebilecek donanıma sahip bir ortamda uygulanır.

IVIG Tedavisi Öncesi Çocuğumu Nasıl Hazırlamalıyım, Bol Sıvı Gerekir mi?

IVIG tedavisi öncesinde iyi bir hazırlık, seansın hem daha rahat hem daha güvenli geçmesine katkıda bulunur. Hazırlığın en önemli parçalarından biri sıvı alımıdır. Çocuğun tedaviye iyi su içmiş (iyi hidrate) halde gelmesi önerilir. Yeterli sıvı, hem baş ağrısı riskini azaltır hem de böbreklerin ilacı işlemesini kolaylaştırır. Bu nedenle seans öncesinde ve sonrasında bol su, ayran veya çocuğun sevdiği sağlıklı içeceklerin verilmesi yararlıdır.

Hazırlık için dikkat edilebilecek noktalar şunlardır:

  • Seanstan önceki gün ve seans sabahı çocuğun yeterli sıvı almasını sağlamak.
  • Çocuğun aç kalmasına genellikle gerek yoktur; hekim aksini söylemedikçe normal beslenebilir.
  • Kullandığı düzenli ilaçlar varsa bunları hekime bildirmek ve verilip verilmeyeceğini sormak.
  • Aktif ateşi, ishali veya belirgin bir enfeksiyonu varsa seanstan önce hekime haber vermek; bazen tedavi ertelenebilir.
  • Çocuğu rahatlatacak bir oyuncak, kitap veya battaniye getirmek.

Çocuğu tedaviye zihinsel olarak hazırlamak da önemlidir. Yaşına uygun bir dille, hastaneye neden gidildiğini, kısa bir iğne olacağını ama sonrasında sadece dinleneceğini anlatmak, çocuğun kaygısını azaltır. Çocuğa gerçek dışı sözler vermek ("hiç acımayacak" gibi) yerine, batmanın kısa süreceğini ve yanında olacağınızı söylemek daha yararlıdır.

Daha önce IVIG almış ve baş ağrısı, ateş gibi yan etkiler yaşamış çocuklarda hekim, bir sonraki seans öncesinde koruyucu ilaçlar önerebilir. Bu ön ilaçların ne zaman ve nasıl verileceği konusunda hekimin talimatlarına uymak, seansın rahat geçmesini kolaylaştırır.

IVIG Etkisi Ne Zaman Başlar ve Ne Kadar Süre Devam Eder?

IVIG'in etki başlangıcı ve süresi, tedavinin amacına göre farklılık gösterir. Bağışıklığı baskılamak veya bir belirtiyi hızla düzeltmek için verildiğinde etki nispeten hızlı ortaya çıkabilir. Örneğin ITP'de trombosit sayısının yükselmesi genellikle birkaç gün içinde gözlenir. Kawasaki hastalığında ateşin düşmesi ve iltihabın gerilemesi de çoğunlukla ilk günlerde başlar. Bu tür durumlarda ailelerin belirgin düzelmeyi görmesi için çok beklemesi gerekmez.

Antikor eksikliğinde ise IVIG, verildiği anda çocuğa koruyucu antikorları sağlar. Yani koruma pratikte hemen başlar. Ancak bu koruma kalıcı değildir. Dışarıdan verilen antikorlar zamanla azalır; belirli haftalar içinde seviyeleri düşer. Bu nedenle koruma sürekliliğini sağlamak için tedavi düzenli aralıklarla tekrarlanır. Etki süresinin bu şekilde sınırlı olması, tedavinin neden düzenli tekrar gerektirdiğini de açıklar.

Etkinin ne kadar süreceği çocuktan çocuğa değişebilir. Bazı çocuklarda verilen antikorlar daha hızlı, bazılarında daha yavaş tükenir. Bu farklılık, tedavi aralıklarının kişiye özel ayarlanmasını gerektirir. Hekim, kan tahlillerine ve çocuğun kliniğine bakarak aralıkları belirler; gerektiğinde aralığı kısaltır veya uzatır.

Ailelerin akılda tutması gereken önemli bir nokta, IVIG'in hastalığı çoğu zaman kalıcı olarak iyileştirmediği, ancak kontrol altında tutulmasına önemli katkı sağladığıdır. Düzenli tedavi ile çocuk, enfeksiyonlardan korunabilir veya hastalık belirtileri baskılanabilir. Tedaviyi aksatmamak, bu korumanın sürekliliği için kritiktir.

IVIG Sonrası Çocuğum Aşı Olabilir mi, Ne Kadar Beklemek Gerekir?

IVIG tedavisi ile aşılar arasında dikkat edilmesi gereken bir ilişki vardır. IVIG, dışarıdan hazır antikorlar sağladığı için, bazı aşıların vücutta oluşturması beklenen bağışıklık yanıtını geçici olarak etkileyebilir. Bu durum özellikle canlı aşılar için geçerlidir. Kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve suçiçeği aşıları gibi canlı aşılar, IVIG sonrasında belirli bir süre beklenmeden yapıldığında yeterince etkili olmayabilir.

Bunun nedeni, IVIG içindeki antikorların canlı aşı virüsünü aşı henüz işini yapmadan etkisiz hale getirebilmesidir. Bu yüzden canlı aşıların IVIG'den sonra belirli bir süre ertelenmesi önerilir. Bu bekleme süresi verilen doza göre değişebilir; yüksek dozdan sonra daha uzun beklenir. Sürenin tam olarak ne kadar olacağını çocuğun hekimi, aldığı doza göre belirler ve size net bir aşı takvimi verir.

Öte yandan, canlı olmayan (inaktive) aşılar için durum farklıdır. Bu aşıların çoğu IVIG'den etkilenmez ve gerektiğinde uygulanabilir. Yine de aşı planını her zaman çocuğun takip eden hekimiyle birlikte yapmak en doğrusudur. Hekim, çocuğun hem hastalığını hem de aldığı IVIG tedavisini göz önünde bulundurarak aşı zamanlamasını kişiye özel düzenler.

Ailelerin yapması gereken en önemli şey, çocuğun IVIG aldığını, aşı yaptıracakları her sağlık kuruluşunda belirtmektir. Bu bilgi paylaşıldığında, aşıların doğru zamanda ve etkin biçimde yapılması sağlanır. Aşı takviminin aksamaması, çocuğun hem IVIG ile hem de aşılarla uygun şekilde korunması açısından önemlidir.

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, muayene ve tedavinin yerine geçmez. Şikayetleriniz için lütfen ilgili uzman hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. MedlinePlus (U.S. National Library of Medicine) — İmmünglobulin intravenöz (IGIV) kullanımı ve yan etkilerimedlineplus.gov/druginfo/meds/a607047.html
  2. StatPearls, National Center for Biotechnology Information (NCBI Bookshelf) — İntravenöz immünglobulin (IVIG) kullanımı ve endikasyonlarıncbi.nlm.nih.gov/books/NBK554446
  3. National Institute of Neurological Disorders and Stroke (NINDS) — Guillain-Barré sendromu ve immünglobulin tedavisininds.nih.gov/health-information/disorders/guillain-barre-syndrome

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

12 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.