Ortopedi ve Travmatoloji

Taylor Spatial Frame

Taylor Spatial Frame, halka biçimli çerçevelerin teleskopik strutlarla bağlandığı hexapod esaslı bir dış tespit sistemidir; kullanım alanları sayfada.

Taylor Spatial Frame, ortopedi ve travmatoloji pratiğinde karmaşık ekstremite deformitelerinin, uzun kemik kırıklarının ve uzunluk eşitsizliklerinin yönetiminde başvurulan ileri düzey bir dış tespit sistemidir. Halka biçimli dış çerçevelerin altı adet teleskopik strut aracılığıyla birbirine bağlandığı bu sistem, hexapod olarak adlandırılan altı serbestlik dereceli mekanik prensibe dayanır. Klasik Ilizarov sisteminin ilkelerini bilgisayar destekli yazılımla birleştiren bu yaklaşım, üç boyutlu düzlemde milimetrik hassasiyette düzeltme sağlamayı olanaklı kılmaktadır. Kemikteki açısal, rotasyonel, translasyonel ve uzunluk boyutundaki sapmaların aynı anda ele alınabilmesi, sistemin ortopedik cerrahi içindeki yerini belirginleştiren temel unsurlar arasında değerlendirilmektedir.

Adını hexapod prensibini ortopediye uyarlayan cerrah Charles Taylor'dan alan bu sistemin gelişim öyküsü, endüstriyel robotikte kullanılan Stewart platformu ile bağlantılıdır. Uçuş simülatörlerinde ve hassas konumlandırma gerektiren mekanik uygulamalarda başvurulan bu geometrik yapı, iskelet sisteminin karmaşık deformitelerine uyarlandığında ortopedik cerrahiye önemli bir açılım kazandırmıştır. Geleneksel dış tespit yöntemlerinde her düzlem için ayrı ayrı yapılan kademeli düzeltmeler, bu sistemle birlikte tek bir çerçeve üzerinden ve eş zamanlı biçimde yönetilebilir hâle gelmiştir. Böylece cerrahi planlama süreci, matematiksel modelleme ile desteklenerek daha öngörülebilir bir zemine oturtulmuştur.

Sistemin temel bileşenleri arasında proksimal ve distal olarak adlandırılan iki halka bulunmaktadır. Bu halkalar, hastanın anatomisine ve deformitenin özelliklerine göre farklı çaplarda seçilebilmekte, tam halka, üç dörtlük halka veya ayak parçası gibi çeşitli konfigürasyonlarda kullanılabilmektedir. Halkalar arasındaki bağlantı, altı adet ayarlanabilir strut ile sağlanır. Her bir strut bağımsız olarak uzatılabilir ya da kısaltılabilir; bu bağımsız hareket kapasitesi, altı serbestlik derecesinin sağlanmasında belirleyici rol oynar. Kemiğe tutunum ise gergin edilmiş ince Kirschner telleri ve yarım pinler aracılığıyla gerçekleştirilir. Tellerin belirli açılarla yerleştirilmesi ve uygun tansiyonla gerilmesi, tespit stabilitesi açısından önemli bir teknik ayrıntı olarak öne çıkmaktadır.

Cerrahi planlama aşamasında hastanın uzun kemik grafileri, ortoröntgenogramları ve gerektiğinde bilgisayarlı tomografi görüntüleri değerlendirilir. Deformitenin apeksi, açısal büyüklüğü, rotasyonel bileşeni ve uzunluk farkı ayrıntılı olarak ölçülür. Elde edilen veriler, sisteme özel olarak geliştirilmiş yazılıma girildiğinde her bir strutun günlük ne kadar uzatılacağı veya kısaltılacağı hesaplanır. Bu hesaplama sonucunda ortaya çıkan program, hastaya yazılı biçimde verilebilecek bir düzeltme takvimine dönüştürülür. Böylece kemik dokusunun kademeli olarak yeniden şekillendirilmesi, önceden belirlenmiş matematiksel bir yörünge doğrultusunda ilerler. Bu yönüyle sistem, cerrahın deneyimine dayalı sezgisel ayarlamaları azaltarak nesnel ölçütlere dayanan bir düzeltme süreci sunar.

Sistemin kullanım alanları oldukça geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Doğumsal ekstremite deformiteleri arasında yer alan tibia vara, konjenital psödoartroz ve fibula hemimelisi gibi durumlarda başvurulabilir. Edinsel deformitelerde, özellikle yanlış kaynama olarak tanımlanan malunion tablolarında ve kaynamama olarak bilinen nonunion olgularında sıklıkla değerlendirilmektedir. Post-travmatik kısalıklarda uzunluk eşitsizliğinin giderilmesi, akut kırıklarda kemik parçalarının anatomik konuma getirilmesi, açık kırıklar sonrası oluşan yumuşak doku sorunlarının yönetimi de sistemin uygulama alanları arasında yer almaktadır. Enfekte kaynamamalarda debridman sonrası kalan kemik defektinin segmenter transport yöntemi ile kapatılması, hexapod sistemin belirgin biçimde katkı sunduğu senaryolar arasında sayılmaktadır.

Pediatrik ortopedide de bu sistemin özel bir yeri bulunmaktadır. Büyüme çağındaki çocuklarda görülen kompleks alt ekstremite deformiteleri, ilerleyici karakteri nedeniyle dikkatli bir izlem gerektirir. Blount hastalığı, rikets sekelleri, doğumsal femoral eksiklikler ve poliomyelit sonrası oluşan deformiteler, sistemin başvurulduğu pediatrik tablolar arasında yer alır. Büyüme plaklarına zarar vermeden yapılan pin ve tel yerleştirmeleri, sistemin çocuk hastalarda güvenli biçimde kullanılabilmesini olanaklı kılmaktadır. Çocuğun büyüme potansiyeli göz önünde bulundurularak yapılan planlama, ileriki yıllarda tekrar deformite gelişme riskinin öngörülmesine katkı sağlamaktadır. Uzun kemik uzatma işlemlerinde günlük yaklaşık bir milimetrelik distraksiyon hızının kademeli biçimde uygulanması, biyolojik iyileşme ilkelerine uygun bir hız olarak kabul edilmektedir.

Yetişkin hastalarda ise sistem genellikle post-travmatik deformiteler, ihmal edilmiş kırıklar, tümör rezeksiyonu sonrası oluşan kemik defektleri ve eklem çevresi karmaşık kırıklar için değerlendirilmektedir. Tibia platosu kırıkları, pilon kırıkları, kalkaneus kırıkları gibi eklem yüzeyini içeren yaralanmalarda yumuşak doku hassasiyeti nedeniyle iç tespit yöntemlerinin uygun görülmediği durumlarda başvurulabilecek bir alternatif olarak öne çıkmaktadır. Diyabetik ayak deformitelerinde, Charcot artropatisine bağlı gelişen orta ayak çökmelerinde ve enfekte cerrahi bölgelerde de bu sistemin sunduğu esneklik önemli bir avantaj sağlamaktadır. Yumuşak dokuya minimal müdahale ile stabil bir tespit oluşturulabilmesi, komplikasyon riskinin yönetiminde belirleyici bir unsur olarak değerlendirilir.

Cerrahi teknik açısından bakıldığında, uygulama genel ya da bölgesel anestezi altında gerçekleştirilir. Ameliyathanede skopi eşliğinde önce halkaların doğru konumlandırılması sağlanır. Halkaların referans halka olarak seçilmesi ve kemiğe göre nötr eksende yerleştirilmesi, yazılım hesaplamalarının doğruluğu açısından belirleyicidir. Ardından Kirschner telleri belirli açılarla yerleştirilerek uygun tansiyonda gerilir. Yarım pinlerin cortex geçişi ve derinliği, kemik yoğunluğu dikkate alınarak seçilir. Osteotomi yapılacak olgularda kortikotomi tekniği ile kemik korteksi kontrollü biçimde ayrılır. Medüller kanaldaki kan akımı ve periost bütünlüğü mümkün olduğunca korunur; bu ilke, dış tespitin biyolojik prensipleri açısından belirleyici bir yaklaşım olarak kabul edilir.

Ameliyat sonrası dönem, sistemin başarısı üzerinde belirleyici etkiye sahiptir. Genellikle yedi ila on günlük bir bekleme sürecinin ardından programlı distraksiyon başlatılır. Bu bekleme dönemi, kemikte kallus dokusunun oluşmasına olanak tanır ve prematüre konsolidasyon riskinin azaltılmasına katkı sağlar. Distraksiyon süresince hasta, kendisine verilen strut ayarlama planı doğrultusunda günlük düzeltmeleri gerçekleştirir. Her strutun renklendirilmiş ve numaralandırılmış olması, hasta tarafından yapılacak ayarlamaların karışıklık olmadan uygulanmasına imkân tanır. Düzeltme dönemi tamamlandığında konsolidasyon aşamasına geçilir; bu dönemde kemiğin yeni pozisyonunda olgunlaşması ve yeterli mekanik dayanıma kavuşması beklenmektedir. Konsolidasyon süresi, uzatma miktarının yaklaşık iki katı olarak öngörülür; ancak bu süre hastanın yaşına, kemik biyolojisine ve genel sağlık durumuna göre farklılık gösterebilir.

Sistemin sunduğu üstünlükler arasında üç boyutlu düzlemde eş zamanlı düzeltme yapabilme yeteneği ilk sırada gelmektedir. Klasik dış tespit sistemlerinde her düzlem için ayrı ayrı ele alınması gereken bileşenler, hexapod prensibi sayesinde tek bir çerçeve üzerinden yönetilebilir. Bilgisayar yazılımının cerrahi planlamayı sayısal veriler üzerinden kurgulaması, öznel yorumları azaltarak öngörülebilirliği artırır. Yürüyerek yük verme imkânının erken dönemde sağlanabilmesi, hastanın günlük yaşam aktivitelerini sürdürmesi bakımından belirgin bir kolaylık oluşturur. Ayrıca kemikteki intramedüller kan akımının korunması ve yumuşak dokuya minimal müdahale yapılması, biyolojik iyileşme ortamının desteklenmesine katkı sağlamaktadır. Fizik tedavi süreçlerinin cihaz üzerinde iken uygulanabilmesi, eklem hareket açıklığının korunması bakımından önem taşımaktadır.

Buna karşın sistemin bazı zorlukları ve olası komplikasyonları göz ardı edilmemektedir. Pin dibi enfeksiyonu, dış tespit sistemlerinin en sık karşılaşılan sorunları arasında yer alır ve düzenli pin bakımı ile büyük ölçüde önlenebilir bir durum olarak değerlendirilir. Cilt bakımının günlük olarak yapılması, uygun antiseptik solüsyonların kullanılması ve pin dibindeki hareketin azaltılması, enfeksiyon riskinin yönetiminde önem taşıyan pratik önlemler arasında sıralanır. Ekleme yakın uygulamalarda geçici hareket kısıtlılığı gelişebilir; bu durum planlı fizyoterapi programları ile büyük ölçüde iyileşmeye katkı sağlar biçimde ele alınır. Erken konsolidasyon, geç konsolidasyon, nörovasküler yapıların irritasyonu ve tel kırılması gibi teknik sorunlar da dikkatli izlem gerektiren durumlar arasında yer almaktadır. Cihazın hacmi ve görünürlüğü nedeniyle giyim uyumu, uyku düzeni ve psikososyal etkilenim de göz önünde bulundurulması gereken başlıklar arasında değerlendirilir.

Hasta uyumu, sistemin başarısında belirleyici bir unsur olarak kabul edilmektedir. Günlük strut ayarlamalarının aksatılmadan yapılması, pin bakım rutinlerine sadık kalınması ve poliklinik kontrollerinin düzenli sürdürülmesi gerekli görülmektedir. Uzatma dönemi boyunca çekilen kontrol grafileri, planlanan düzeltme yörüngesinin gerçek zamanlı olarak izlenmesine imkân tanır. Sapma tespit edilen durumlarda yazılım üzerinden yapılan yeni hesaplamalarla program güncellenebilir; bu esneklik, sistemin klinik pratikte öne çıkan bir özelliği olarak değerlendirilmektedir. Uzatma sürecinde beslenme, sıvı alımı, protein desteği ve gerektiğinde D vitamini takviyesi gibi biyolojik iyileşmeyi destekleyen unsurların da göz önünde bulundurulması önerilmektedir.

Sistemin çıkarılması aşamasında konsolidasyonun radyolojik ve klinik olarak yeterli düzeye ulaştığı doğrulanır. Genellikle üç kortikal iyileşme çizgisinin izlendiği grafilerde, kırık hattı boyunca yeterli kallus dokusu görülmesi belirleyici kriter olarak kabul edilmektedir. Çıkarım işlemi çoğunlukla ameliyathane koşullarında ve sedasyon eşliğinde yapılır. Sonrasında kısa süreli koruyucu ortez uygulaması, refraktür riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir. İzlem döneminde kemik yeniden şekillenmesinin sürdüğü hatırlanarak, yürüme paterni, eklem hareket açıklığı, kas kuvveti ve nörolojik durum periyodik olarak değerlendirilir. Uzun dönem takipte kemik ekseni, uzunluk simetrisi ve fonksiyonel skorlama sistemleri ile sonuçlar sistematik biçimde belgelenmektedir.

Multidisipliner yaklaşım, Taylor Spatial Frame uygulamalarında öne çıkan bir ilke olarak vurgulanmaktadır. Ortopedi ve travmatoloji uzmanının yönlendiriciliğinde fizik tedavi ve rehabilitasyon ekibi, enfeksiyon hastalıkları uzmanı, plastik cerrahi ekibi ve gerektiğinde beslenme uzmanı sürece dâhil edilebilir. Kompleks olgularda cerrahi öncesi vaka toplantılarında yapılan değerlendirmeler, planlamanın çok yönlü ele alınmasına katkı sağlar. Yumuşak doku örtüsünün yetersiz olduğu durumlarda plastik cerrahi ile birlikte flep planlaması yapılabilir. Enfekte olgularda mikrobiyolojik örneklemeler ve uygun antibiyoterapi seçimi de ekip çalışmasının belirleyici bileşenleri arasında yer almaktadır. Böylece sistem, yalnızca mekanik bir düzeltme aracı olmanın ötesinde kapsamlı bir yönetim modelinin parçası olarak değerlendirilir.

Günümüzde ortopedi pratiğinde Taylor Spatial Frame, karmaşık deformite ve rekonstrüksiyon senaryolarında öne çıkan bir seçenek olarak yerini korumaktadır. Bilgisayar destekli planlamanın sunduğu nesnellik, dış tespit prensiplerinin biyolojik iyileşmeye uygunluğu ve üç boyutlu düzlemde eş zamanlı düzeltme kapasitesi, sistemin klinik değerini belirginleştiren temel unsurlar arasında sıralanır. Her hastanın anatomik özellikleri, deformitenin türü, yaş, yumuşak doku durumu ve genel sağlık koşulları göz önünde bulundurularak yapılan bireysel planlama, sonuçların öngörülebilirliği açısından belirleyici kabul edilmektedir. Sürecin cerrahi ekiple hasta arasındaki iş birliğine dayanan yapısı, uzun soluklu ancak sonuçları itibarıyla anlamlı bir yaklaşım olarak kliniklerde yerini almaktadır. Ortopedik rekonstrüksiyonun geldiği güncel noktada, hexapod tabanlı dış tespit sistemlerinin sunduğu olanaklar, kompleks ekstremite sorunlarının yönetiminde önemli bir teknik referans olarak değerlendirilmeye devam etmektedir.

Yayın tarihi: Son güncelleme:

Kaynakça

  1. StatPearls (NCBI Bookshelf) — External Fixation Principles and Overviewwww.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK537180/
  2. MedlinePlus — Limb Lengthening and Deformity Correctionmedlineplus.gov/ency/article/007395.htm
  3. PubMed (NCBI) — Taylor Spatial Frame in Deformity Correction and Fracture Managementpubmed.ncbi.nlm.nih.gov/?term=taylor+spatial+frame

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Ortopedi ve Travmatoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

15 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.