Ortopedi ve Travmatoloji

Perthes Hastalığı Ameliyatı

Perthes hastalığında femur başındaki avasküler nekrozdan korunmak için femoral varizasyon veya pelvik osteotomi ile kalça başı asetabuluma tamamen gömülür.

Çocuklarda Perthes hastalığı, femur başının kan dolaşımının geçici olarak bozulmasıyla ortaya çıkan idiyopatik avasküler nekroz tablosudur ve çoğunlukla 4-10 yaş aralığında, erkek çocuklarda kızlara göre yaklaşık dört kat daha sık görülür. Hastalığın seyri Waldenström tarafından tanımlanan inisyal, fragmentasyon, reosifikasyon ve rezidüel evrelerden oluşur; tedavi kararı ise Herring lateral pillar sınıflaması, Catterall derecelendirmesi, çocuğun kemik yaşı ve klinik bulguların bütününe göre şekillendirilir. Femoral varizasyon derotasyon osteotomisi (VDRO) ve gerektiğinde pelvik osteotomilerle femur başının asetabulum içine gömülmesi (containment) sağlanarak yeniden şekillenme sürecinin küresel bir konturda tamamlanması hedeflenir. Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği pediatrik ortopedi ekibi, hastalığın evresine ve Herring grubuna uyarlanmış bireyselleştirilmiş cerrahi ve rehabilitasyon protokolleriyle çocuğun kalça biyomekaniğini uzun vadede koruyacak sonuçlar elde etmeyi amaçlar.

Perthes Hastalığı Çocuklarda Femur Başında Neden Avasküler Nekroza Yol Açar?

Perthes hastalığının etyolojisi hâlâ tam olarak aydınlatılamamış olsa da, mekanizmanın temelinde büyümekte olan femur başının kan dolaşımının geçici veya tekrarlayıcı biçimde kesintiye uğraması yatmaktadır. Femur başının beslenmesi, çocukluk döneminde büyük ölçüde medial ve lateral sirkumfleks femoral arterlerin dallarından ve özellikle posterior superior retinaküler damarlardan sağlanır. Bu terminal damarların büyüme kıkırdağının yakınında dar bir alanda seyretmesi, femur başını iskemik olaylara karşı son derece savunmasız kılar. Küçük bir vasküler bası, mikrotromboz veya intraosseöz basınç artışı bile bu hassas damarsal ağı bozmaya yeterli olabilir.

Yapılan çalışmalar, hastalığın gelişiminde koagülopatik yatkınlıkların, özellikle Faktör V Leiden mutasyonu, protein C ve protein S eksikliği gibi trombofilik durumların, popülasyona kıyasla daha sık görüldüğünü ortaya koymuştur. Bunun yanı sıra pasif sigara maruziyeti, düşük doğum ağırlığı, gecikmiş kemik yaşı, kısa boy ve yüksek fiziksel aktivite düzeyi de suçlanan çevresel faktörler arasında yer alır. Bazı ailelerde belirgin bir birikim gözlenmesi genetik yatkınlığa işaret ederken, çoğu vakada tetikleyici herhangi bir sebep bulunamaz ve tablo idiyopatik olarak sınıflandırılır.

Kan akımının kesintiye uğramasının ardından femur başında subkondral kemik iliği nekrozu, osteosit kaybı ve trabeküler kollaps gelişir. Bu inisyal evrede radyografik olarak femur başının küçüldüğü, yoğunluğunun arttığı ve subkondral kırık hattının (Caffey işareti) belirdiği görülür. İzleyen fragmentasyon evresinde nekrotik kemik makrofajlar ve osteoklastlar tarafından temizlenmeye başlar; bu sırada femur başı mekanik olarak zayıflar ve normal yüklenme kuvvetleri altında deformasyona uğrayabilir. Reosifikasyon evresinde nekrotik kemiğin yerini yeni kemik dokusu alır ve rezidüel evrede son şekliyle kalıcı hâlini alır. Perthes hastalığında cerrahi girişimin ardındaki temel mantık, işte bu fragmentasyon evresinde femur başını mekanik olarak korumak ve asetabulum kalıbı içinde küresel bir kontura ulaşmasını sağlamaktır.

Femoral Varizasyon Osteotomisi ile Femur Başı Asetabuluma Nasıl Gömülür?

Femoral varizasyon derotasyon osteotomisi, proksimal femurun subtrokanterik bölgesinden kesilerek boyun-şaft açısının düşürülmesi (varizasyon) ve gerektiğinde femoral anteversiyonun düzeltilmesi (derotasyon) esasına dayanan bir kontinman cerrahisidir. İşlem, hastanın sırtüstü yatırıldığı, uyluk bölgesinin steril örtüldüğü genel anestezi altında gerçekleştirilir. Cerrah lateral femoral yaklaşımla vastus lateralis kasının anteriora ekartasyonu sonrasında proksimal femur diyafizine ulaşır ve floroskopik kontrol eşliğinde osteotomi hattını belirler.

Osteotomi öncesinde plakanın proksimal vidalarının femur boynuna doğru yerleştirileceği kılavuz teller floroskopi altında gönderilir. Ardından subtrokanterik seviyeden osilan testere ile transvers ya da hafif oblik bir osteotomi yapılır. Bu osteotominin medialinden alınan kama (genellikle 20-30° açılı) çıkarıldıktan sonra proksimal fragman lateralde açılı biçimde kapatılır ve boyun-şaft açısı yaklaşık 105-115° civarına indirilir. Böylece femur başının superolateral kısmı asetabulum tavanı altına doğru itilmiş olur; radyolojik olarak Wiberg CE açısı artar ve baş, asetabulum içinde daha derin bir konumda oturur.

Aynı seansta klinik ve radyolojik anteversiyon değerlendirmesi yapılırsa artmış anteversiyon (genellikle 20°'den fazla) derotasyon manevrasıyla azaltılır; distal fragman iç rotasyona alınarak proksimal parçaya göre repoze edilir. Bu adım özellikle in-toeing (içe basma) eğilimi olan ve iç rotasyon kısıtlılığı bulunan çocuklarda önemlidir. Fiksasyon aşamasında pediatrik anatomiye uygun kilitli veya konvansiyonel bıçaklı plakalar, kondiler plakalar veya proksimal femur pediatrik plaklar tercih edilir. Vidalar femur boynuna, büyük trokantere ve diyafize yerleştirilerek stabil bir montaj oluşturulur. Cerrah, femur başının asetabulum içindeki yeni pozisyonunu floroskopiyle doğruladıktan sonra kat kat kapatma işlemine geçer ve dren yerleştirebilir.

Perthes Hastalığında Hangi Yaş ve Hangi Herring Sınıfına Göre Cerrahi Kararı Verilir?

Perthes hastalığında tedavi kararı verilirken en belirleyici iki değişken çocuğun yaşı ve Herring lateral pillar sınıflamasıdır. Herring sınıflaması, femur başının anteroposterior grafide görünen lateral kolon yüksekliğine göre üç ana grup ve bir ara grup tanımlar. Grup A'da lateral pillar tamamen korunmuştur ve prognoz genellikle çok iyidir. Grup B'de lateral pillar %50 veya daha fazla yüksekliğini korur; B/C sınırında lateral pillar dar ve %50 civarında yüksekliktedir. Grup C'de lateral pillar %50'den fazlasını kaybetmiştir ve kollaps riski en yüksek gruptur. Bunun yanı sıra Catterall sınıflaması nekrotik alanın yüzey oranını belirlemek için hâlâ kullanılmaktadır.

Altı yaşından küçük çocuklarda büyüme potansiyeli çok yüksek olduğundan Herring A ve seçilmiş B grubu vakalarda konservatif izlem, aktivite düzenlemesi, non-steroid analjezikler ve hareket açıklığını koruyucu fizyoterapi sıklıkla yeterlidir. Bu yaş grubunda cerrahi endikasyon oldukça dardır ve genellikle ağır subluksasyon, ilerleyici hareket kısıtlılığı veya kontrol edilemeyen sinovit gibi özel durumlarda gündeme gelir. Altı ile sekiz yaş arasındaki çocuklar cerrahi kararın en tartışmalı grubudur. Bu yaş aralığında Herring B, B/C ve seçilmiş C grubu vakalarda femoral varizasyon osteotomisi ile kontinman sağlanması, hastalığın uzun dönem prognozunu belirgin biçimde iyileştirebilir.

Sekiz yaşın üzerindeki çocuklarda, özellikle Herring C grubunda, remodelasyon potansiyeli sınırlıdır ve konservatif tedavinin sonuçları hayal kırıklığı yaratabilir. Bu yaş grubunda çoğu merkez cerrahi kontinmanı standart yaklaşım olarak benimser. On yaşın üzerinde tanı konulan geç başlangıçlı Perthes vakaları ise salvage cerrahi (shelf asetabuloplastisi, Chiari osteotomisi, valgus osteotomisi) için aday olarak değerlendirilir. Karar sürecinde ayrıca hareket açıklığı, sinovit varlığı, femur başındaki kalsifikasyon adacıklarının paterni ve büyüme plağının tutulup tutulmadığı gibi ek prognostik göstergeler de dikkate alınır.

Femoral Varizasyon Osteotomisi ile Pelvik Osteotomi Arasındaki Fark Nedir?

Perthes hastalığında kontinmanı sağlamak için iki temel cerrahi yol vardır; femur tarafından yaklaşım (femoral varizasyon derotasyon osteotomisi) ve asetabulum tarafından yaklaşım (Salter, Pemberton, shelf, triple veya Chiari pelvik osteotomileri). Femoral varizasyon osteotomisi femur başının kendi eksenini değiştirerek asetabulum içine gömer; boyun-şaft açısı düşürülür ve superolateral segment kalıcı biçimde asetabulum tavanı altına yerleştirilir. Bu yaklaşımın avantajı, teknik olarak daha tanıdık olması, femoral anteversiyonun aynı seansta düzeltilebilmesi ve pelvis anatomisine dokunulmadan biyomekanik yeniden düzenleme sağlanmasıdır.

Pelvik osteotomiler, özellikle Salter innominate osteotomisi, asetabulumun yönelimini değiştirerek asetabulum tavanını laterale ve anteriora doğru döndürür. Böylece femur başının üzeri daha geniş bir kubbeyle örtülür ve kontinman sağlanır. Salter osteotomisinin avantajı, femurun mekanik dizilimini bozmadan asetabulum örtüsünü artırmasıdır; ancak sfenoid şekilli sinostoz alanı ile küçük yaş sınırı vardır. Pemberton osteotomisi ise triradiat kıkırdak menteşe alınarak asetabulum tavanının aşağı bükülmesiyle acetabuler indeksin düşürülmesini sağlar. Shelf asetabuloplastisi otogreft veya allogreft kemikle asetabulumun laterali üzerine bir raf oluşturur ve özellikle büyük femur başı (koksa magna) veya inkongrüan eklem varlığında tercih edilir.

İki tekniğin farkı yalnızca hedef kemikte değil, biyomekanik sonuçlarındadır. Femoral varizasyon osteotomisi kısa vadede bacak kısalığı, abdüktör kas kolunun kısalması ve Trendelenburg yürüyüşü gibi yan etkilere neden olabilirken pelvik osteotomiler bacak uzunluğuna müdahale etmez ancak asetabulum içindeki eklem yüklenme paternini değiştirir. Bazı olgularda kombine femoral ve pelvik osteotomi tercih edilir; özellikle kapsayıcılığın tek başına femoral osteotomi ile sağlanamadığı geç dönem veya büyük yaş vakalarında bu kombinasyon uygun sonuçları vermektedir. Karar; çocuğun yaşı, femur başı deformitesinin derinliği, asetabulum indeksi, hareket açıklığı ve pelvik trikartilajın durumu birlikte değerlendirilerek verilir.

Containment Kavramı Perthes Cerrahisinde Neden Bu Kadar Önemlidir?

Containment yani kapsama, femur başının asetabulum kalıbı içinde tam olarak konumlandırılıp yeniden şekillenme sürecinin küresel bir formda tamamlanması ilkesine dayanır. Perthes hastalığının fragmentasyon evresinde femur başı mekanik olarak yumuşamış ve deformasyona son derece açık hâle gelmiştir. Bu dönemde başın asetabulum dışında kalan kısımları normal yüklenme kuvvetlerine maruz kaldığında dümdüz veya oval bir yapıya (koksa plana) dönüşür. Buna karşın asetabulum içinde kalan kısımlar, doğal bir kalıp içinde şekillendiği için küresel konturunu korur.

Kontinmanın altında yatan biyomekanik prensip, femur başındaki plastik nekrotik dokunun asetabulum kubbesinin içine yumuşak bir modelaj süreciyle uydurulmasıdır. Sağlıklı asetabulum, femur başının üstünde giderek genişleyen bir kap görevi görür ve nekrotik kemik yenilendikçe küresel şekil kalıcı hâle gelir. Kapsama sağlanamayan çocuklarda ise femur başının lateralinde ekstrüzyon gelişir; superolateral segment asetabulum kenarına takılır (hinge abduction), hareket açıklığı azalır ve ileri yaşlarda erken osteoartrite giden yol açılır.

Kapsama sağlamanın konservatif ve cerrahi yolları vardır. Konservatif yollar arasında Toronto, Atlanta, Newington ve A-Frame ortezleri sayılabilir; ancak bu ortezlerin uzun süre kullanımına bağlı psikososyal problemler, uyum güçlüğü ve etkinliklerinin sınırlı kanıt düzeyinde olması nedeniyle günümüzde kullanımları giderek azalmıştır. Cerrahi kontinman, femoral varizasyon osteotomisi, pelvik osteotomi veya bunların kombinasyonu ile kalıcı biçimde sağlanır. Cerrahi kapsama, hem hastanın günlük hayatı üzerindeki kısıtlamaları azaltır hem de kontinmanı sürecin tamamı boyunca stabil biçimde korur. Uzun dönem izlem çalışmaları, doğru zamanlanmış kapsama cerrahisinin femur başının küreselliğinin ve kalça uyumunun (Stulberg sınıflaması I-II) korunmasında konservatif tedaviye üstünlük sağladığını göstermektedir.

Ameliyat Sonrası Çocuğun Alçıda ya da Ortezde Kalma Süresi Ne Kadardır?

Femoral varizasyon osteotomisi sonrası immobilizasyon rejimi, hastanın yaşına, kullanılan fiksasyon materyalinin sağlamlığına ve eş zamanlı pelvik osteotomi yapılıp yapılmadığına göre değişir. Modern kilitli plaka sistemleri ve rijit fiksasyon teknikleri sayesinde günümüzde eskiden rutin uygulanan uzun süreli spika alçıları büyük ölçüde geride kalmıştır. Genç ve iş birliğinde zorluk çeken küçük çocuklarda, ameliyat sonrası ilk 4-6 hafta için tek taraflı veya çift taraflı spika alçısı tercih edilebilir; bu alçı diz eklemini de içerek şekilde çocuğun bacağını abdüksiyon ve iç rotasyonda tutarak kontinmanı korur.

Daha büyük çocuklarda ve stabil rijit tespit sağlanan olgularda alçı kullanılmaksızın erken hareket başlanabilir. Bu durumda 4-6 hafta boyunca yatak istirahati ve tam korumalı yaklaşımla, ardından 2-3 ay boyunca koltuk değneği veya walker desteğiyle kısmi yük verme dönemine geçilir. Bazı merkezler bu geçiş döneminde abdüksiyon ortezi (Atlanta veya benzeri) kullanarak kalça pozisyonunu koruma altına alır. Ortez kullanım süresi çoğunlukla 8-12 hafta arasındadır; hastanın büyüme hızına ve grafik bulgularına göre bireyselleştirilir.

Alçı ya da ortez döneminde ebeveynler için özellikle dikkat edilecek noktalar cilt hijyeni, alçı içi hasarların önlenmesi, kabartı bölgelerinin ovalanmadan gözlenmesi ve alçının uçlarında dolaşım kontrolü yapılmasıdır. Bu süreçte kabızlık, hipovolemi ve mesane iritasyonu gibi immobilizasyon komplikasyonları da yakından takip edilir. Alçı çıkarıldıktan sonra çocuk genellikle 1-2 hafta içinde hareket açıklığı egzersizlerine, izometrik kuadriseps ve abdüktör güçlendirme egzersizlerine, ardından proprioseptif ve hafif fonksiyonel egzersizlere yönlendirilir. Bütün bu süreç boyunca aile ile açık iletişim, alçı süresi ile ilgili beklentilerin doğru yönetilmesi ve çocuğun psikososyal desteğinin sağlanması iyileşmenin bir parçası olarak kabul edilir.

Osteotomi Sonrası Bacak Kısalığı Gelişir mi ve Nasıl Telafi Edilir?

Femoral varizasyon osteotomisinin en sık bilinen sekellerinden biri operasyon sonrası ölçülebilir bacak kısalığıdır. Femurun proksimalinden alınan medial kama ve boyun-şaft açısının düşürülmesi mekanik olarak alt ekstremiteyi kısaltır. Ameliyat sonrası ilk dönemde ortalama kısalık miktarı 0.5-2 cm arasında değişir; ancak bu değer büyüme sürecinde tam olarak sabit kalmaz. Çocuklarda proksimal femur ve distal femur büyüme plakları, yapılan osteotomiyi belli ölçüde kompanse etme kapasitesine sahiptir. Küçük yaşta yapılan osteotomilerde bu telafi süreci çok daha etkilidir; sekiz yaşın üzerinde yapılan osteotomilerde ise kısalığın kalıcı olma ihtimali artar.

Bacak kısalığı klinik olarak yürüme mekaniğini bozacak boyuta ulaşırsa çeşitli müdahalelerle telafi edilir. Bir santimetreden az farklar genellikle klinik olarak anlamlı değildir ve ek bir müdahale gerektirmez. Bir ila iki santimetre arasındaki kısalıklar tabanlık yükseltilmesi veya iç ayakkabı içi telafi ile giderilir. İki santimetrenin üzerindeki kısalıklarda ise büyüme kalan yıllara göre kontralateral distal femoral epifizyodez (temporary hemiepiphysiodesis) planlanabilir. Bu işlemde diğer bacağın büyüme plağının bir kısmı geçici olarak durdurularak büyüme farkı azaltılır ve iki bacak boyu simetriye yaklaştırılır.

Multidisipliner değerlendirmede ayak-diz-kalça hizası, pelvis dengesi ve yürüme analizi birlikte yorumlanır. Perthes vakalarında bacak kısalığı yalnızca femur boyu ile ilgili değildir; femur başı deformitesi, koksa breva, koksa vara ve pelvis eğrilikleri de sürecin bir parçasıdır. Bazı ileri vakalarda seçilmiş olgular için eksternal fiksatörle bacak uzatma teknikleri veya intramedüller uzatıcı çiviler gündeme gelebilir. Ailenin ameliyat öncesinde bacak kısalığı riskinin realistik biçimde bilgilendirilmesi, cerrahi karar sürecinin ve postoperatif memnuniyetin önemli parçalarındandır.

Femur Başının Yeniden Şekillenmesi Ameliyattan Sonra Kaç Yıl Sürer?

Femur başının Perthes hastalığı sonrası yeniden şekillenmesi çok yıllı, dinamik bir biyolojik süreçtir. Waldenström evrelemesine göre inisyal ve fragmentasyon evrelerinin toplamı yaklaşık 12-18 ay sürer; ardından gelen reosifikasyon evresi 2-4 yıl kadar uzanabilir. Rezidüel evre, yani femur başının son şeklini aldığı ve büyümenin tamamlandığı dönem ise adolesan sonuna dek devam eder. Kontinman cerrahisi tipik olarak fragmentasyon evresinin başlarında yapıldığında en yüksek biyolojik etkiyi sağlar; çünkü bu evrede femur başı hâlâ plastik ve modelaja açıktır.

Operasyondan sonra ilk altı ayda radyografik olarak nekrotik alanlarda geriye kalan trabekülasyonun temizlenmesi ve reosifikasyonun başlaması gözlenir. Ameliyat sonrası bir ile üç yıl arasındaki dönemde femur başı asetabulum kalıbının içinde şekillenmeye başlar; bu süreç periyodik grafiler ve gerektiğinde manyetik rezonans görüntüleme ile izlenir. Beş yıl sonrasında baş genellikle son formuna büyük oranda kavuşur; ancak asetabulum-baş uyumu ve trokanter büyümesi büyüme plakları kapanana kadar değişmeye devam eder.

Uzun dönem sonuçlarda kullanılan Stulberg sınıflaması, femur başının küreselliği ve asetabulum ile uyumuna göre beş sınıfa ayrılır. Sınıf I ve II normal ya da normale yakın uyum ve küresel şekli ifade eder ve prognozu mükemmeldir. Sınıf III oval bir baş şekliyle kongrüan asetabuluma karşılık gelir ve orta prognozu temsil eder. Sınıf IV, aplanmış ancak kongrüan bir bağlantıdır ve orta-kötü prognozu düşündürür. Sınıf V ise inkongrüan aplanmış eklemi gösterir ve erişkin dönemde erken osteoartrit riskini ciddi biçimde artırır. Ameliyatlı Perthes vakalarında sonucun tam belirginleşmesi için genellikle iskelet olgunluğunun tamamlanmasını yani kız çocuklarında 14-15, erkeklerde 16-17 yaşları geçmesini beklemek gerekir.

Trokanterik Büyüme Bozukluğu ve Trendelenburg Yürüyüşü Riski Var mıdır?

Perthes hastalığı ve femoral varizasyon osteotomisinin en önemli uzun dönem risklerinden biri trokanterik overgrowth yani büyük trokanterin göreceli olarak yükselmesidir. Fizyolojik olarak proksimal femur büyümesi hem femur başı fizinden hem de büyük trokanter apofizinden beslenir. Perthes hastalığında femur başı fizinin erken kapanması ya da büyüme hızının azalması, buna karşın büyük trokanter apofizinin normal büyümesini sürdürmesi, trokanterin gövdesine göre yukarı doğru itilmesine yol açar. Bu durum abdüktör kas kolunun kısalmasına ve mekanik dezavantajına neden olur.

Trokanterik overgrowth klinik olarak Trendelenburg yürüyüşü veya kompanse Trendelenburg (Duchenne) yürüyüşü ile kendini gösterir. Çocuğun tek ayak üstünde durması istendiğinde karşı taraftaki pelvis alçalır; yürüyüş sırasında gövde ameliyat edilen tarafa doğru eğilerek abdüktör kas kolunun mekanik dezavantajı telafi edilmeye çalışılır. Uzun vadede bu kompansasyon hem estetik hem de biyomekanik açıdan istenmeyen bir tablo yaratır; sırt ağrısı, karşı diz ve ayak bileğinde yüklenme artışı gibi ek sorunlara yol açabilir.

Riskin azaltılması için birkaç strateji uygulanır. İlk olarak, Perthes hastalığı seyri sırasında büyük trokanterin gelişimi radyolojik olarak takip edilir ve gerektiğinde büyük trokanter apofizinin erken kapatılması (trokanteroplasti veya trokanteriodesis) planlanabilir. Trokanter yükselmesi belirginleştiğinde büyük trokanter transferi (distal ve lateral transfer) operasyonu ile abdüktör kolu yeniden uzatılabilir. Bu girişim genellikle femoral osteotomiden yıllar sonra, adolesan dönemde, klinik ve mekanik göstergelere göre planlanır. Fizyoterapi, özellikle gluteus medius güçlendirme egzersizleri, pelvis stabilizasyonu ve tek ayak dengesi çalışmaları yürüyüş mekaniğini iyileştirmede kritik bir rol oynar.

Ameliyatta Yerleştirilen Plak ve Vidalar İleride Çıkarılır mı?

Femoral varizasyon osteotomisinde kullanılan implantlar genellikle pediatrik anatomiye uyacak şekilde tasarlanmış kilitli veya konvansiyonel plakalar, bıçaklı plakalar veya köşeli plakalar ile bunlara uygun kortikal ve süngerimsi vidalardan oluşur. Bu implantların temel amacı, osteotomi hattının kaynaması süresince stabil bir tespit sağlamaktır. Kemik iyileşmesi tipik olarak 8-12 hafta içinde tamamlanır; ancak fonksiyonel remodelasyon çok daha uzun sürer. Bu nedenle implant çıkarılması genellikle rutin biçimde önerilir, çünkü büyüyen bir çocukta metal implantın kemik içinde uzun süre kalması bazı yapısal ve biyolojik sorunlara yol açabilir.

Plak ve vidaların çıkarılma zamanı, ameliyattan yaklaşık 9-18 ay sonrası arasında planlanır. Bu dönemde osteotomi hattı radyolojik olarak tamamen kaynamış olur ve implantın stabilizasyona katkısı ortadan kalkar. Metal implantın uzun süre kalması durumunda vidaların çevresinde stres kalkanı (stress shielding), kemikte remodelasyona bağlı deformasyon, plak kenarında ağrı, cilt altında belirgin kabartılar ve büyüme sürecinde implantın kemik içine gömülmesi gibi problemler ortaya çıkabilir. Ayrıca ileride gerekli olabilecek girişimler (örneğin trokanter transferi veya kalça artroskopisi) için implantın alanı temizleyecek biçimde çıkarılması pratik açıdan da tercih edilir.

Implant çıkarma işlemi genellikle günübirlik veya kısa yatışlı bir cerrahi olarak yapılır. Genel anestezi altında eski insizyon hattı kullanılarak plak ve vidalar sistematik biçimde sökülür; hem konvansiyonel hem kilitli sistemler için özel enstrümantasyonlar mevcuttur. Ameliyat sonrasında birkaç hafta boyunca korumalı yük verme önerilir; çünkü vida yatakları bir süre için kemikte küçük stres artırıcı odaklar oluşturabilir. Nadir vakalarda implant çıkarmama tercih edilebilir; özellikle iyi tolere edilen, palpe edilmeyen ve büyüme tamamlanmasına yakın yapılmış osteotomilerde bu seçenek aile ile birlikte tartışılarak değerlendirilir.

Çocuk Ne Zaman Yeniden Yük Verip Koşup Zıplayabilir?

Ameliyat sonrasında çocuğun günlük yaşama ve spora dönüş süreci kademeli, korumalı ve bireyselleştirilmiş bir programa uygun ilerler. İlk 4-6 hafta boyunca yük verilmez ya da parmak ucu dokunma düzeyinde minimal yük verilir; bu dönemde koltuk değneği, walker veya tekerlekli sandalye ile hareket sağlanır. Altıncı haftadan itibaren radyografik kaynama izlemine göre kısmi yük verme başlanır ve genellikle 3-4 ay içinde tam yük verme aşamasına geçilir.

Fizyoterapi programı bu geçişte belirleyicidir. İlk aşamada hareket açıklığı egzersizleri, izometrik kuadriseps ve gluteus medius güçlendirme çalışmaları hedeflenir. Havuz terapisi (hidroterapi) bacaklara yük vermeksizin kas gücünü geri kazandırmak için mükemmel bir ortam sağlar. Yürüyüş rehabilitasyonu koltuk değneği bırakma aşamasına dek proprioseptif egzersizlerle desteklenir. Bisiklet ve elips gibi kapalı zincir aktiviteler yaklaşık 4-6 ayda başlanabilir. Yürüyüşün simetrik hâle gelmesi ve Trendelenburg belirtisinin kaybolması altı ayı geçebilir.

Koşma, zıplama ve temaslı sporlara dönüş için hem kaynama hem de biyolojik remodelasyon açısından zamanın olgunlaşması gerekir. Koşmaya genellikle 6-9 ay sonrasında hafif tempolu tempo koşusu şeklinde başlanır. Zıplama, sıçrama, top oyunları gibi yüksek impaktlı aktiviteler ise plak çıkarma sonrası dönemi de kapsayarak yaklaşık 12-18 ay sonrasında güvenli hâle gelir. Sporun tipine göre karar bireyselleştirilir; yüzme, bisiklet ve golf gibi düşük impaktlı sporlar erken izin verilirken, futbol, basketbol ve tenis gibi ani yön değiştirmeli sporlar için uzun dönem femur başı stabilitesi radyolojik olarak doğrulanmalıdır. Bu süreçte çocuğun psikolojik uyumu, motivasyonu ve aile desteği fiziksel iyileşme kadar önemlidir.

İleri Yaşlarda Kalça Artrozu İçin Total Kalça Protezi İhtimali Nedir?

Perthes hastalığının uzun vadeli en önemli sonlanımı erişkin dönemde ortaya çıkan sekonder kalça osteoartritidir. Hastalığın seyri sırasında oluşan femur başı deformitesi, koksa breva-plana yapısı, femoroasetabular sıkışma paternleri ve labrum patolojileri, yıllar içinde eklem kıkırdağının dejenerasyonuna zemin hazırlar. Femur başının küreselliği ne kadar iyi korunursa, asetabulum ile uyumu ne kadar iyi olursa (Stulberg I-II) osteoartrit riski o kadar düşer. Buna karşın Stulberg IV-V grubu hastalarda 30-50 yaşlar arasında semptomatik osteoartrit ve total kalça protezi ihtiyacı belirgin biçimde artabilir.

Modern literatür verileri, iyi kontinman elde edilmiş ve Stulberg I-II sınıfında tamamlanmış Perthes vakalarında yaşam boyu total kalça protezi ihtiyacının yaklaşık %10-15 civarında kaldığını göstermektedir. Buna karşın Stulberg IV-V grubu vakalarda bu ihtiyaç %50-70 aralığına çıkabilir ve yaş de belirgin biçimde erkene alınabilir. Bu nedenle çocukluk çağındaki cerrahi kararların uzun vadeli hedefi yalnızca semptomların giderilmesi değil, aynı zamanda erişkin dönemde protez ihtiyacını mümkün olduğunca geciktirmektir.

Genç erişkinlerde total kalça protezinin sınırlamaları vardır; ortalama protez ömrü 20-25 yıl arasında değiştiğinden ilk protez ne kadar geç takılırsa revizyon ihtimali o kadar azalır. Bu nedenle 30-40 yaşlarında semptomatik hale gelen Perthes sekelli hastalarda öncelikle eklem koruyucu cerrahiler (femoral osteotomi, kalça artroskopisi ile femoroasetabular sıkışma cerrahisi, labrum onarımı, kıkırdak restorasyonu) tercih edilir. Kalıcı protez kararı, hastanın ağrı düzeyi, fonksiyonel kaybı, iş yaşamı beklentileri ve radyografik dejenerasyon derecesine göre bireyselleştirilir. Modern seramik-seramik veya seramik-polietilen protezler, genç hastalarda uzun ömürlü sonuçlar sağlayabilir; ancak yine de proteze en son başvurulacak seçenek olarak yaklaşmak esas ilkedir.

Bilateral Perthes Vakalarında İki Kalça Aynı Seansta mı Ameliyat Edilir?

Perthes hastalığı vakalarının yaklaşık %10-20'sinde her iki kalça birlikte etkilenir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta, aynı anda ve aynı evrede tutulumun oldukça nadir olduğudur. Genellikle iki kalça farklı zamanlarda, farklı evrelerde hastalığa yakalanır; bu durum eş zamanlı Perthes'ten ayırıcı olarak metafizde şaft aynası bulguları, çoklu epifizyel displazi veya diğer sistemik iskelet displazileri açısından da uyarıcıdır. Bilateral eş evre tutulumu görülen çocuklarda multipl epifizyel displazi, spondiloepifizyel displazi ve hipotiroidi gibi sistemik nedenler dışlanmalıdır.

Bilateral Perthes vakalarında cerrahi karar, her iki kalçanın klinik ve radyolojik durumunun ayrı değerlendirilmesine dayanır. İki taraf aynı evrede ve benzer Herring sınıfında ise ve çocuğun genel sağlık durumu izin veriyorsa aynı seansta çift taraflı femoral varizasyon osteotomisi düşünülebilir. Bu yaklaşımın avantajı, tek bir anestezi ve tek bir hastane dönemiyle iki tarafın da tedavi edilmesi ve rehabilitasyon süreçlerinin senkronize yürütülmesidir. Dezavantajı ise operasyon süresi, kan kaybı ve immobilizasyon dönemindeki hemşirelik yükünün belirgin biçimde artmasıdır.

Genelde tercih edilen strateji, çocuğun daha semptomatik veya prognostik olarak daha kritik olan tarafını önce ameliyat etmek ve 3-4 ay sonra diğer tarafın cerrahisini planlamaktır. Bu ardışık yaklaşım hem çocuğun immobilizasyon dönemini daha yönetilebilir hâle getirir hem de ilk taraf iyileştikçe rehabilitasyon deneyimi diğer taraf için de faydalanabilecek bir bilgi birikimi oluşturur. Ameliyatların zamanlaması ve tercih edilecek tekniğin belirlenmesinde çocuğun kemik yaşı, büyüme potansiyeli, sistemik durumu, iki taraftaki hastalık evresi ve ailenin sosyal koşulları birlikte değerlendirilir. Multidisipliner planlamada ortopedi, anesteziyoloji, pediatri, fizyoterapi ve gerektiğinde metabolik hastalıklar konsültasyonları rol oynar.

Ameliyat Yapılmayıp Sadece Takip Edilen Perthes Hastalığında Sonuç Nasıl Değişir?

Perthes hastalığında konservatif izlem kararı, cerrahi kadar dikkatli seçim gerektiren bir yaklaşımdır. Küçük yaş grubunda (özellikle 6 yaşın altı), Herring A grubu vakalarda ve kalçanın hareket açıklığının korunduğu olgularda konservatif takip mükemmel sonuçlarla yürütülebilir. Bu tedavi yaklaşımı aktivite düzenlemesi, non-steroid antiinflamatuar ajanlarla ağrı kontrolü, sinovit dönemlerinde ev istirahati ve düzenli fizyoterapi seanslarını kapsar. Fizyoterapinin temel hedefleri kalça hareket açıklığının, özellikle abdüksiyon ve iç rotasyonun korunması, izometrik güçlendirme ve postürel dengedir.

Takip döneminde radyografik ve klinik izlem aralıkları belirli bir program dahilinde yürütülür. İlk yıl 2-3 ayda bir, sonraki dönemlerde 6 ayda bir kalça grafileri çekilir ve gerektiğinde MR ile değerlendirme yapılır. Bu izlemde Herring sınıfı, femur başı morfolojisi, asetabulum indeksi ve hareket açıklığı yakından takip edilir. Herring sınıfının B veya B/C'ye kayması, femur başının lateral ekstrüzyonunun artması, hareket açıklığının belirgin biçimde kısıtlanması ve ağrının kontrol altına alınamaması durumlarında konservatif izlemden cerrahi kontinmana geçiş kararı verilir.

Uzun dönem sonuçlar değerlendirildiğinde, doğru seçilmiş vakalarda konservatif izlem ile cerrahi kontinman arasındaki fark küçük yaş grubunda oldukça sınırlıdır. Ancak yaş büyüdükçe ve Herring sınıfı kötüleştikçe konservatif izlemin sonuçları belirgin biçimde geriler; 8 yaş üstü Herring B/C ve C grubu vakalarda ameliyatsız izlem büyük oranda Stulberg III-IV-V sınıfında son bulur ve genç erişkin dönemde erken osteoartrit riski artar. Bu nedenle Perthes hastalığında tedavi kararı asla tek bir formüle indirgenmez; her hastanın yaşı, radyografik özellikleri, klinik durumu ve ailenin sosyodemografik koşulları birlikte değerlendirilir. Bu bütüncül yaklaşım ancak deneyimli, çok disiplinli bir pediatrik ortopedi merkezinde en doğru biçimde uygulanabilir.

Sonuç olarak Perthes hastalığında tedavi başarısı doğru zamanlama, doğru cerrahi teknik ve titiz bir rehabilitasyon sürecinin birleşiminden geçer. Çocuğun yaşı, Herring lateral pillar sınıfı, hareket açıklığı ve hastalığın evresi tedavi kararının temelini oluşturur. Femoral varizasyon derotasyon osteotomisi veya pelvik osteotomi ya da bu iki tekniğin kombinasyonu ile sağlanan kapsama, femur başının küresel şekilde yeniden şekillenmesine olanak tanır ve erişkin dönemde erken osteoartrit riskini belirgin biçimde azaltır. Uzun dönem başarı için iskelet olgunluğuna kadar süren periyodik takip, uygun implant çıkarma zamanlaması, aile ile açık iletişim ve fizyoterapi programının kişiselleştirilmesi kritik önem taşır. Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği pediatrik ortopedi ekibi, Perthes hastalığında güncel dünya standartlarında değerlendirme, cerrahi ve rehabilitasyon protokollerini entegre biçimde uygulayarak çocuk hastaların büyüme dönemi boyunca kalça sağlıklarının korunmasını hedefler; ailelere şeffaf bilgilendirme, multidisipliner ekip yaklaşımı ve uzun vadeli izlem güvencesi sağlayarak bu zorlu klinik yolculukta yanlarında olur. ilgili bölüm, deneyim ve modern teknolojik altyapıyı bir araya getirerek her çocuğun bireysel ihtiyaçlarına özel bir tedavi planı sunar.

Yayın tarihi: Son güncelleme:

Kaynakça

  1. StatPearls - National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Legg-Calvé-Perthes Hastalığıncbi.nlm.nih.gov/books/NBK448183
  2. American Academy of Orthopaedic Surgeons (AAOS OrthoInfo) — Perthes Hastalığıorthoinfo.aaos.org/en/diseases--conditions/perthes-disease
  3. National Library of Medicine - PubMed (NCBI) — Femoral Varus Osteotomi ve Containment Tedavisipubmed.ncbi.nlm.nih.gov/15385868
  4. American Academy of Orthopaedic Surgeons (AAOS) - OrthoInfo — Perthes Hastalığı ve Osteotomi Cerrahisiorthoinfo.org/en/diseases--conditions/perthes-disease

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Ortopedi ve Travmatoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

15 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.