Üroloji

Prostatik Üretral Askı Sistemi

BPH, prostat askı sistemi, Prostatik Üretral Gergi Sistemi ve Minimal İnvaziv, çeşitli klinik bulgularla seyreden ve uzman değerlendirmesi gerektiren bir tablodur.

prostat askı sistemi, tıbbi literatürde prostatik üretral gergi sistemi olarak da bilinen minimal invaziv bir ürolojik uygulamadır. İyi huylu prostat büyümesi olarak adlandırılan benign prostat hiperplazisinin neden olduğu alt üriner sistem yakınmalarının yönetiminde son yıllarda önem kazanan bu yaklaşım, prostat dokusunun kesilmesini, yakılmasını ya da çıkarılmasını gerektirmemesi bakımından geleneksel cerrahi seçeneklerden belirgin biçimde ayrılmaktadır. Yöntem, üretra çevresinde büyümüş prostat lobları tarafından oluşturulan mekanik tıkanıklığın, kalıcı implantlar aracılığıyla açılmasına dayanmaktadır. Bu sayede idrar akışının önündeki fiziksel engelin ortadan kaldırılması amaçlanmakta, prostat dokusunun doğal yapısı ise korunmaya çalışılmaktadır. Bu özellik, prostat askı sistemi uygulamasını benign prostat hiperplazisine yönelik güncel ürolojik uygulamalar arasında ayrıcalıklı bir konuma taşımaktadır.

İyi huylu prostat büyümesi, orta ve ileri yaş erkeklerde oldukça yaygın olarak karşılaşılan bir durumdur. Elli yaş üzerindeki erkeklerin önemli bir bölümünde histolojik olarak prostat büyümesi tespit edilebilmekte, ilerleyen yaşlarda ise klinik yakınmalara neden olma olasılığı belirgin biçimde artmaktadır. İdrar yapmakta zorlanma, ince ve kesik kesik idrar akımı, idrar yaptıktan sonra tam boşalmama hissi, gece sık idrara kalkma, ani sıkışma hissi ve idrar yapmayı erteleyememe gibi belirtiler, benign prostat hiperplazisi ile ilişkilendirilen alt üriner sistem yakınmalarının en sık rastlanan biçimleridir. Bu şikayetler, yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilmekte, uyku düzenini bozabilmekte ve sosyal yaşamda geri çekilmeye yol açabilmektedir. prostat askı sistemi, bu tabloların yönetiminde başvurulabilen minimal invaziv yaklaşımlardan biri olarak değerlendirilmektedir.

Prostat, mesanenin hemen altında yer alan ve üretranın ilk bölümünü çevreleyen ceviz büyüklüğünde bir salgı organıdır. Yaşlanmayla birlikte prostat dokusundaki hücresel yapıda gerçekleşen değişiklikler, bezin hacim olarak büyümesine neden olabilmektedir. Büyüyen prostat lobları, üretra üzerinde dıştan bası oluşturarak idrar akışını mekanik olarak engelleyebilmektedir. Bu tıkanıklığın derecesi, hastadan hastaya farklılık gösterebilmekte ve şikayetlerin şiddetiyle çoğu durumda doğrudan orantılı olmayabilmektedir. Klinik değerlendirmede yalnızca prostat hacmi değil, üretral tıkanıklığın anatomik yerleşimi, mesane fonksiyonları ve genel sağlık durumu da göz önünde bulundurulmaktadır. prostat askı sistemi uygulamasına uygunluğun belirlenmesinde tüm bu parametrelerin bir bütün olarak ele alınması gerekli görülmektedir.

prostat askı sistemi yönteminde, özel olarak tasarlanmış bir yerleştirme cihazı kullanılarak üretra içerisinden prostat dokusuna kalıcı implantlar konumlandırılmaktadır. Bu implantlar; bir ucunda üretral tabaka yerleşen paslanmaz çelik bir tutucu, diğer ucunda ise prostat kapsülüne oturan nitinol alaşımlı bir çapa ve bunları birbirine bağlayan biyouyumlu bir polyester sütür bileşeninden oluşmaktadır. Uygulama sırasında üretrayı sıkıştıran prostat lobları yana doğru çekilerek üretral kanalın açık kalması sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu mekanik açılım sayesinde idrar akışının önündeki tıkanıklığın azaltılması ve alt üriner sistem yakınmalarının hafiflemesi hedeflenmektedir. İşlem sırasında herhangi bir doku kesilmediği, yakılmadığı veya çıkarılmadığı için prostat dokusunun yapısal bütünlüğü korunmaktadır.

Yöntem, çoğu durumda sistoskopik yaklaşımla, yani üretra yoluyla ilerletilen ince bir endoskopik cihaz aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Uygulama; genel anestezi, spinal anestezi ya da uygun hasta profillerinde sedasyon eşliğinde lokal anestezi ile yapılabilmektedir. Anestezi seçimi; hastanın genel sağlık durumu, eşlik eden hastalıklar, prostat hacmi ve klinik değerlendirme sonuçlarına göre şekillenmektedir. İşlem süresi genellikle kısa tutulabilmekte, birçok hastada bir saatin altında tamamlanabilmektedir. Uygulama sonrası bazı hastalarda kısa süreli kateterizasyon gerekebilmekle birlikte, kateter kullanım süresi geleneksel prostat cerrahilerine kıyasla belirgin biçimde daha kısa tutulabilmektedir. Bu durum, günlük yaşama dönüş sürecinin planlanmasında dikkate alınan bir avantaj olarak öne çıkmaktadır.

prostat askı sistemi uygulamasının değerlendirildiği klinik senaryoların başında, orta düzeyde alt üriner sistem yakınmaları bulunan ve ilaç yönetimine yeterli yanıt vermeyen ya da ilaç yan etkilerini tolere edemeyen erkek hastalar gelmektedir. Alfa bloker ilaçlar ve 5-alfa redüktaz inhibitörleri gibi medikal seçenekler; baş dönmesi, düşük tansiyon, ejakülatuvar işlev bozuklukları ve libido değişiklikleri gibi yan etkilere neden olabilmektedir. Bu yan etkilerin yaşam kalitesini olumsuz etkilediği durumlarda, minimal invaziv yaklaşımlar bir alternatif olarak gündeme gelebilmektedir. prostat askı sistemi, cinsel işlevler üzerindeki etkilerinin sınırlı olduğu bildirilen bir yöntem olarak literatürde yer almakta ve özellikle bu konuyu önceliklendiren hastalarda değerlendirilen seçenekler arasında bulunmaktadır. Ancak bu değerlendirme her hasta için ayrı biçimde ve klinik verilere dayanılarak yapılmaktadır.

Yöntemin uygun olabileceği hasta grubunun belirlenmesinde ayrıntılı bir ön değerlendirme yapılmaktadır. Uluslararası Prostat Semptom Skoru olarak bilinen anketle şikayetlerin şiddeti sayısal olarak ortaya konulmakta, üroflovmetri ile idrar akım hızı ölçülmekte, işeme sonrası mesanede kalan idrar miktarı ultrasonografik yöntemlerle değerlendirilmektedir. Serum prostat spesifik antijen düzeyi, prostat kanseri açısından ön değerlendirme sağlamak amacıyla incelenmekte, gerekli görülen durumlarda ek görüntüleme yöntemleri ya da biyopsi planlanabilmektedir. Prostat hacminin belirlenmesi ve orta lob varlığının değerlendirilmesi de bu sürecin önemli bileşenleri arasında yer almaktadır. Belirgin orta lob büyümesi ve çok yüksek prostat hacimleri, prostat askı sistemi uygulamasının etkinliğini sınırlayabilen anatomik durumlar olarak kabul edilmektedir.

Uygulamanın öne çıkan özelliklerinden biri, prostat dokusunun ısıl ya da mekanik olarak tahrip edilmemesidir. Transüretral prostat rezeksiyonu ya da lazer enükleasyon gibi klasik yöntemlerde prostat dokusunun bir bölümü çıkarılmakta ya da buharlaştırılmakta, bu durum retrograd ejakülasyon başta olmak üzere bazı cinsel işlev değişikliklerine yol açabilmektedir. prostat askı sistemi yönteminde ise doku bütünlüğünün korunması sayesinde, ejakülatuvar işlevlerin geniş ölçüde muhafaza edildiği rapor edilmektedir. Erektil işlev üzerindeki olumsuz etkilerin ise düşük düzeyde kaldığı çeşitli çalışmalarda ifade edilmektedir. Bu özellikler, özellikle cinsel işlevlerin korunmasını önceliklendiren orta yaşlı hastalarda yöntemin dikkate alınmasına neden olmaktadır. Yine de her hastanın klinik profili bireysel olarak ele alınmakta ve karar süreci hekim ile birlikte şekillendirilmektedir.

prostat askı sistemi uygulamasının olası yan etki profili, minimal invaziv niteliğine paralel biçimde genellikle sınırlı düzeyde tutulmaktadır. İşlem sonrasında geçici olarak idrar yaparken yanma hissi, hafif kanama, sıkışma tarzında yakınmalar ve pelvik bölgede rahatsızlık hissi gözlenebilmektedir. Bu belirtilerin çoğu durumda birkaç gün ile birkaç hafta arasında değişen sürelerde kendiliğinden gerilediği bildirilmektedir. İdrar yolu enfeksiyonu, geçici idrar tutamama, kan pıhtısı oluşumu ya da nadir görülen implant ilişkili komplikasyonlar potansiyel riskler arasında yer almaktadır. Bu nedenle işlem öncesinde hastalara olası yan etkiler ve süreç ayrıntılı biçimde anlatılmakta, bilgilendirilmiş onam süreci titizlikle yürütülmektedir. Ameliyat sonrası dönemde yakın takip yapılması, olası sorunların erken fark edilmesi bakımından önemli görülmektedir.

Yöntemin uygun olmadığı durumlar da klinik pratikte önemli bir yer tutmaktadır. Çok büyük prostat hacimleri, belirgin orta lob büyümesi, aktif idrar yolu enfeksiyonu, üretral darlıklar, tanı almış ya da şüphelenilen prostat kanseri, önceden uygulanmış bazı prostat cerrahileri ve implant materyallerine karşı bilinen alerji durumları, prostat askı sistemi uygulamasının kontrendike olarak değerlendirilebileceği başlıca örneklerdir. Ayrıca kanama bozuklukları ve kontrol altında olmayan bazı kronik hastalıklar da işlemin planlanması aşamasında dikkatle ele alınan durumlar arasında yer almaktadır. Bu tür klinik tablolarda transüretral rezeksiyon, holmiyum lazer enükleasyonu, greenlight lazer vaporizasyonu ya da açık prostatektomi gibi diğer cerrahi seçenekler değerlendirilebilmektedir. Yaklaşım seçimi, hasta özelinde yapılan çok yönlü bir değerlendirmenin sonucunda belirlenmektedir.

İşlem sonrası iyileşme süreci, klasik prostat cerrahilerine kıyasla daha kısa olabilmektedir. Birçok hasta işlemden birkaç saat sonra taburcu edilebilmekte, aynı gün ya da ertesi gün olağan günlük yaşam düzenine dönebilmektedir. Yoğun fiziksel aktivite, ağır kaldırma ve uzun süreli araç kullanımı gibi durumlardan işlem sonrası ilk günlerde kaçınılması önerilmektedir. Cinsel yaşama dönüş zamanlaması, hastanın genel iyileşme durumuna göre hekim tarafından planlanmaktadır. İş yaşamına dönüş süresi de mesleki yoğunluk ve fiziksel gereklilikler dikkate alınarak bireysel biçimde belirlenmektedir. Bu özellikler, aktif iş yaşamı süren orta yaş grubundaki hastalarda yöntemin değerlendirilmesinde etkili olabilen unsurlar arasında yer almaktadır. Ancak her hastanın iyileşme hızının farklılık gösterebileceği unutulmamalıdır.

Uzun dönem izlem çalışmalarında, prostat askı sistemi uygulaması sonrası hastaların önemli bir kısmında alt üriner sistem yakınmalarında belirgin azalma bildirilmektedir. Uluslararası Prostat Semptom Skorunda gerileme, idrar akım hızında artış ve yaşam kalitesi göstergelerinde iyileşmeye katkı sağladığı yönünde bulgular literatürde yer almaktadır. Bununla birlikte, benign prostat hiperplazisi ilerleyici seyir gösterebilen bir durum olduğundan, zaman içinde yeniden girişim gereksinimi doğabilmektedir. Bazı hastalarda ilaç yönetimine dönüş, tekrarlayan prostat askı sistemi uygulaması ya da farklı cerrahi seçeneklere geçiş gündeme gelebilmektedir. Bu nedenle işlem sonrası düzenli ürolojik takip önerilmekte, semptomların seyri ve mesane fonksiyonları periyodik değerlendirmelerle izlenmektedir. Uzun dönemli sonuçlar; hasta seçimi, uygulama tekniği ve takip düzeninin niteliğiyle yakından ilişkili görülmektedir.

Benign prostat hiperplazisine bağlı alt üriner sistem yakınmalarının değerlendirilmesinde çok yönlü bir yaklaşım benimsemektedir. Hastaların şikayetleri, yaşam kalitesi üzerindeki etkileri, eşlik eden kronik hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve beklentileri ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. prostat askı sistemi, medikal yönetim ve klasik cerrahi seçeneklerin yer aldığı geniş yelpaze içinde uygun görülen hastalarda değerlendirilebilen bir seçenek olarak konumlandırılmaktadır. Karar süreci, hasta ile hekimin ortak katılımıyla yürütülmekte, yöntemin olası yararları ve sınırlılıkları şeffaf biçimde paylaşılmaktadır. Böylece hastanın bilinçli tercih yapabilmesine olanak sağlanmaya çalışılmaktadır. Multidisipliner değerlendirme gerektiren durumlarda diğer ilgili bölümlerle iş birliği içinde çalışılmaktadır.

Sonuç itibarıyla prostat askı sistemi, iyi huylu prostat büyümesinin neden olduğu alt üriner sistem yakınmalarının yönetiminde minimal invaziv yaklaşımların içinde önemli bir yer tutan bir uygulama olarak öne çıkmaktadır. Prostat dokusunun korunması, işlem süresinin kısalığı, kısa iyileşme dönemi ve cinsel işlevler üzerindeki sınırlı etki profili, yöntemin dikkat çeken özellikleri arasında sayılmaktadır. Bununla birlikte her hasta için uygun olmayabileceği, dikkatli klinik değerlendirme ve doğru hasta seçimi ile en yararlı sonuçların alınabildiği unutulmamalıdır. Alt üriner sistem yakınmaları belirgin biçimde yaşam kalitesini etkileyen erkeklerin, deneyimli üroloji ekipleri tarafından değerlendirilmesi ve tüm seçeneklerin bireysel klinik tablo çerçevesinde ele alınması sağlıklı bir karar sürecinin temel bileşenleri olarak kabul edilmektedir. Bu doğrultuda oluşturulacak yaklaşım planı, uzun vadeli üriner sağlığa katkı sağlayabilmektedir.

Kaynakça

  1. National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) — Iyi Huylu Prostat Buyumesi (BPH)niddk.nih.gov/health-information/urologic-diseases/prostate-problems/prostate-enlargement-benign-prostatic-hyperplasia
  2. European Association of Urology (EAU) — Management of Non-Neurogenic Male LUTSuroweb.org/guidelines/management-of-non-neurogenic-male-luts
  3. Mayo Clinic — Benign Prostatic Hyperplasia (BPH) Diagnosis and Treatmentmayoclinic.org/diseases-conditions/benign-prostatic-hyperplasia/diagnosis-treatment/drc-20370093
  4. National Center for Biotechnology Information (StatPearls) — Benign Prostatic Hyperplasiancbi.nlm.nih.gov/books/NBK558920

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Sık Sorulan Sorular

8 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.