Göz Hastalıkları

Kornea Yırtığı ve Delinme Onarımı

Kornea Yırtığı ve Delinme Onarımı ile ilgili uygulama ve takip sürecine dair genel bilgiler.

Kornea, gözün en ön yüzeyindeki saydam tabakadır ve gözün hem koruyucu duvarı hem de en güçlü optik yüzeyidir. Kalınlığı merkezde yarım milimetre kadardır; buna rağmen göz içi basıncına dayanacak ve gözün iç yapılarını dış dünyadan ayıracak kadar sağlamdır. Bu ince tabaka bir kesici veya delici cisimle yaralandığında ya da bir hastalık nedeniyle incelerek eridiğinde, gözün duvarında bir açıklık oluşur. Bu açıklık gözün iç sıvısının dışarı sızmasına ve dış dünyadaki mikropların göz içine girmesine yol açar.

Kornea yırtığı ve delinmesi, göz hekimliğinde en acil tabloların başında gelir. Gözün duvarındaki bir delik, saatler içinde göz içi enfeksiyonuna dönüşebilir ve bu durum yalnızca görmeyi değil, gözün kendisini tehdit eder. Perforasyon sütürü, yani delinme onarımı, bu açıklığın mikroskop altında çok ince dikişlerle kapatılması ve gözün kapalı bir küre haline geri döndürülmesi işlemidir. Amaç yalnızca deliği kapatmak değil, korneanın optik düzenini elden geldiğince korumaktır.

Bu yazıda kornea yırtığı ve delinmesinin ne olduğu, hangi nedenlerle geliştiği, neden acil kabul edildiği, onarımın nasıl yapıldığı, anestezinin nasıl uygulandığı, ameliyatın süresi, iyileşme dönemi, dikişlerin ne zaman alındığı, riskler ve görmenin nasıl etkilendiği ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Ayrıca bazı olgularda neden dikişin yeterli olmadığı ve kornea naklinin gündeme geldiği açıklanmaktadır.

Kornea Yırtığı ve Delinmesi Nedir?

Korneanın yaralanmaları, derinliğine göre iki ana gruba ayrılır ve bu ayrım, tedaviyi ve sonucu belirleyen en temel noktadır. Kısmi kat yaralanmada kornea kesilmiştir ancak kesi tüm kalınlığı geçmemiştir. Gözün iç duvarı sağlam kalmıştır, göz kapalı bir küre olarak varlığını sürdürür ve iç sıvı dışarı sızmaz. Bu tabloya lameller laserasyon denir. Tam kat yaralanmada ise kesi korneanın tüm katmanlarını geçmiştir ve göz artık kapalı değildir. Bu, perforasyon yani delinmedir.

Farkı anlamak için korneayı beş katmanlı bir yapı olarak düşünmek gerekir. En dışta epitel, altında Bowman tabakası, ortada kalınlığın büyük bölümünü oluşturan stroma, ardından Descemet zarı ve en içte endotel bulunur. Descemet zarı, ince ama son derece dayanıklı, elastik bir zardır ve gözün son savunma hattı gibi davranır. Bir yaralanma stromayı geçip Descemet zarına dayandığında, bu zar iç basıncın etkisiyle bir balon gibi öne doğru kabarabilir. Descemetosel adı verilen bu duruma delinme öncesi tablo denir; zar her an patlayabilecek durumdadır ve acil kabul edilir.

Delinme gerçekleştiğinde göz içi sıvısı, yani aköz hümör, açıklıktan dışarı sızmaya başlar. Bu sızıntı gözün iç basıncını düşürür ve ön kamara, yani kornea ile iris arasındaki boşluk sığlaşır ya da tümüyle kaybolur. Basınç düştükçe iris dokusu deliğe doğru çekilir. Çoğu olguda iris deliği içeriden tıkar ve geçici bir kapak görevi görür. Bu durumda göz bebeği delik yönüne doğru çekilir ve yuvarlak şeklini kaybederek damla veya gözyaşı biçimini alır. Bu tipik görünüm, delinmenin en güvenilir bulgularından biridir.

Yaralanmanın büyüklüğü ve şekli de sonucu etkiler. Küçük ve düzgün kenarlı, keskin bir aletle oluşmuş bir kesi, kendiliğinden kapanabilecek biçimde eğik bir tünel oluşturabilir. Buna karşılık büyük, yıldız şeklinde veya doku kaybıyla giden bir yırtık, kenarları bir araya getirilemediği için mutlaka onarım gerektirir. Ayrıca yaralanma sadece korneada kalabileceği gibi, gözün beyaz tabakası olan skleraya doğru da uzanabilir; bu durumda tablo daha ciddidir çünkü sklera bölgesinde retina ve damar tabakası hemen altta yer alır.

Delinmeler, yalnızca travmayla oluşmaz. Hiçbir darbe olmadan, korneanın kendi kendine erimesiyle de delik açılabilir. Bu ikinci gruba spontan perforasyon denir ve mekanizması farklı olsa da sonucu aynıdır: gözün duvarında bir açıklık.

Kornea Neden Yırtılır veya Delinir?

Kornea delinmesinin nedenleri iki ana başlıkta toplanır: travma ve hastalık kaynaklı erime. Bu iki grubun mekanizması ve yönetimi birbirinden belirgin biçimde farklıdır.

Travmatik yaralanmalar, en sık karşılaşılan nedendir. Bunların içinde iş kazaları özel bir yer tutar. Koruyucu gözlük kullanılmadan yapılan taşlama, kaynak, torna ve çekiçle çivi çakma işlerinde yüksek hızla fırlayan metal parçacıkları korneayı delip geçebilir. Bu tür yaralanmalarda parçacık bazen göz içinde kalır; bu durumda hem korneanın onarılması hem de parçacığın çıkarılması gerekir. Metal parçacığın göz içinde kalması, ilerleyen dönemde demir birikimine ve retina hasarına yol açabileceği için ayrı bir sorundur.

Kesici alet yaralanmaları da sık görülür. Bıçak, cam kırığı, makas, tornavida, tel, dal parçası ve çivi gibi cisimler doğrudan korneayı kesebilir. Trafik kazalarında kırılan camlar, ev kazalarında düşerken sivri bir cisme çarpma, çocuklarda kalem, oyuncak parçası veya makas gibi cisimlerle oyun sırasında yaralanma tipik senaryolardır. Çocuklarda özellikle dikkat çeken bir durum, olayın gizlenmesi ya da tarif edilememesidir; bu nedenle açıklanamayan bir göz kızarıklığı ve ağrısında yaralanma ihtimali akılda tutulur.

Künt travmalar da delinmeye yol açabilir. Şiddetli bir darbe, göz küresini bir anda sıkıştırır ve iç basıncı ani biçimde yükseltir. Bu basınç, gözün en zayıf noktasında bir patlamaya yol açar. Daha önce ameliyat geçirmiş gözlerde, örneğin katarakt kesisi veya kornea nakli dikiş hattı, bu zayıf nokta hazır durumdadır ve nispeten hafif bir darbe bile açılmaya neden olabilir.

Hastalık kaynaklı erimeler, ikinci ana gruptur. Bunların başında enfeksiyöz kornea ülserleri gelir. Bakteriler, mantarlar ve bazı amipler kornea dokusunu eriten enzimler salgılar. Tedavi edilmeyen veya dirençli bir ülser, günler içinde stromayı tümüyle eritip delinmeye yol açabilir. Kontakt lens hijyenine uyulmaması, lensle uyumak ve lensi musluk suyuyla yıkamak bu enfeksiyonların en önemli tetikleyicileridir.

Romatolojik hastalıklar da korneayı eritebilir. Romatoid artrit başta olmak üzere bazı bağışıklık sistemi hastalıklarında, vücudun savunma hücreleri kendi kornea dokusuna saldırır. Bu tabloda kornea genellikle kenarından, gözün beyazına yakın bölgeden incelmeye başlar ve ağrı beklenenden az olabilir. Bu sessizlik, tanının gecikmesine yol açar.

Ciddi göz kuruluğu da uzun vadede korneayı incelterek delinmeye zemin hazırlar. Gözyaşı tabakası korneayı besleyen ve koruyan bir örtüdür; bu örtü olmadığında yüzey hücreleri ölür, epitel açık kalır ve altındaki stroma erimeye başlar. Yüz felci nedeniyle göz kapağı kapanamayan hastalarda, kornea duyusunu kaybettiren hastalıklarda ve şiddetli kimyasal yanıklarda bu süreç hızlanır.

  • Koruyucu gözlüksüz metal işlerinde fırlayan yüksek hızlı parçacıklar
  • Cam, bıçak, tel, dal gibi kesici ve delici cisimlerle yaralanma
  • Göze gelen şiddetli künt darbe ve önceki ameliyat kesisinin açılması
  • Tedavi edilmemiş bakteri, mantar veya amip kaynaklı kornea ülseri
  • Romatoid artrit gibi bağışıklık hastalıklarına bağlı kornea erimesi
  • Ağır göz kuruluğu, kapağın kapanamaması ve kimyasal yanık sonrası incelme

Kornea Delinmesinin Belirtileri Nelerdir ve Neden Acil Bir Durumdur?

Kornea delinmesinin belirtileri genellikle çarpıcıdır, ancak bazı olgularda beklenenden hafif seyredebilir ve bu durum tehlikelidir. En sık görülen bulgu ani ve şiddetli ağrıdır. Kornea son derece yoğun sinir ağına sahiptir ve tam kat bir kesi bu sinirleri koparır. Bununla birlikte, bazı olgularda ilk şoktan sonra ağrı azalabilir; hasta bunu iyileşme sanabilir. Özellikle romatolojik erimelerde ağrı çok az olabilir.

Görme kaybı belirgindir. Kesinin kendisi, ön kamaranın kaybolması, gelişen ödem ve göz içine sızan kan görmeyi hızla bozar. Hasta çoğu zaman yalnızca ışığı ve kaba hareketleri fark eder.

Gözden sıvı sızması, doğrudan tanı koydurucu bir bulgudur. Hasta bunu yoğun sulanma zannedebilir. Muayenede floresein boyası damlatıldığında, sızan sıvı boyayı seyrelterek mavi ışık altında akan bir dere görüntüsü oluşturur. Bu bulgu, delinmenin kesin işaretidir.

Göz bebeğinin şeklinin bozulması, en tipik dış bulgudur. İris dokusu deliğe doğru çekildiği için göz bebeği yuvarlaklığını kaybeder ve delik yönüne uzanan bir damla şekli alır. Bazen iris dokusu delikten dışarı taşar ve korneanın üzerinde koyu renkli, küçük bir kabarcık olarak görülür. Bu görüntü, yaranın kapatılmasının gerektiğini açıkça gösterir.

Gözün beyaz kısmında yoğun kızarıklık, kapaklarda şişlik ve ışığa dayanılmaz hassasiyet eşlik eder. Ön kamarada kan birikmesi, korneanın alt yarısında sıvı seviyesi oluşturan koyu kırmızı bir görüntü olarak fark edilebilir.

Bu tablonun acil kabul edilmesinin nedeni açıktır: gözün duvarı açıktır. Kapalı bir küre olarak tasarlanmış olan göz, artık dış dünyaya açılmıştır. Bu açıklıktan mikroplar doğrudan göz içine girer. Endoftalmi adı verilen göz içi enfeksiyonu, saatler içinde gelişebilir ve gözün tüm iç yapılarını tahrip edebilir. Bu enfeksiyon, göz hekimliğinin en yıkıcı tablolarından biridir ve bir kez yerleştiğinde görmeyi kurtarmak çok güçleşir.

İkinci tehlike, gözün iç yapılarının dışarı taşmasıdır. Basınç düştüğünde iris, mercek ve ileri olgularda vitreus jeli açıklıktan dışarı çıkabilir. Dışarı çıkan doku hem geri konulamaz hale gelir hem de mikroplar için bir fitil görevi görür.

Üçüncü tehlike, gecikmiş her saatin görme şansını azaltmasıdır. Yara kenarları zamanla ödemlenir, kavuşturulması güçleşir ve daha büyük bir iz bırakır. Bu nedenle delinme şüphesi olan bir gözde beklemek, damla denemek ya da ertesi güne bırakmak kabul edilemez. Aynı şekilde göze bastırmak, ovalamak veya dışarı taşan dokuyu geri itmeye çalışmak da yasaktır. Yapılması gereken, gözü hiç bastırmadan sert bir siperlikle korumak, ağızdan bir şey yememek ve içmemek, çünkü çok büyük olasılıkla genel anestezi gerekecektir.

Perforasyon Sütürü ile Onarım Nasıl Yapılır?

Onarım, ameliyathane koşullarında ve göz cerrahisi mikroskobu altında yapılır. Amaç, gözü su geçirmez biçimde kapatmak, dışarı taşan dokuları uygun biçimde yönetmek ve korneanın optik düzenini olabildiğince korumaktır.

İlk adım, yaranın haritasının çıkarılmasıdır. Cerrah kesinin uzunluğunu, yönünü, görme eksenine olan uzaklığını, skleraya uzanıp uzanmadığını ve kenarlarının durumunu değerlendirir. Doku kaybı var mı, kenarlar bir araya getirilebilir mi, iris dışarıda mı, mercek zarar görmüş mü, göz içinde yabancı cisim var mı sorularına yanıt aranır. Bu değerlendirme, cerrahi planı belirler.

İkinci adım, dışarı taşan dokunun yönetimidir. Dışarıda kalan iris dokusu, eğer kısa süredir dışarıdaysa, temiz görünüyorsa ve canlıysa, dikkatlice temizlenip göz içine geri yerleştirilir. İrisin korunması önemlidir; çünkü iris göz bebeğinin şeklini korur, ışık miktarını ayarlar ve kamaşmayı önler. Ancak doku uzun süre dışarıda kalmış, kirlenmiş veya canlılığını yitirmişse, göz içine mikrop taşımamak adına kesilerek çıkarılması gerekebilir. Bu zor bir karardır ve ameliyat masasında verilir.

Üçüncü adım, ön kamaranın yeniden oluşturulmasıdır. Sıvı kaybettiği için sönmüş olan bu boşluk, yoğun kıvamlı bir jel ile doldurulur. Jel, hem korneayı içeriden destekleyerek dikiş atmayı mümkün kılar hem de iris ve merceğin korneaya yapışmasını engeller.

Dördüncü ve en teknik adım, dikişlerin atılmasıdır. Kullanılan iplik, saç telinden çok daha ince, gözle zor seçilen bir malzemedir. Dikişler korneanın kalınlığının yaklaşık yüzde doksanına inecek derinlikte, ancak tam kat geçmeyecek biçimde atılır. Çok yüzeysel dikiş yarayı su geçirmez kapatmaz; tam kat geçen dikiş ise mikroplar için bir kanal oluşturur. Bu denge, cerrahinin en kritik noktasıdır.

Dikişlerin yerleşimi optik sonucu doğrudan belirler. Her dikiş, korneayı çektiği yönde dikleştirir ve buna dik yönde düzleştirir; yani astigmatizma yaratır. Bu nedenle dikişler eşit gerginlikte ve simetrik dağıtılmaya çalışılır. Görme ekseninin merkezine mümkün olduğunca az dikiş konulur. Yıldız şeklinde bir yırtıkta, önce kolların birleştiği merkez noktaya bir dikiş konularak parçalar hizalanır, sonra kollar sırayla kapatılır. Uzun ve düz bir keside, önce uçlara ve ortaya dikiş atılarak yara boyunca simetri sağlanır.

Dikiş düğümleri, doku içine gömülür. Dışarıda kalan bir düğüm, her göz kırpmada kapağı tahriş eder, mukus toplar ve enfeksiyon için odak oluşturur. Bu nedenle düğüm, iplik döndürülerek kornea içine saklanır.

Beşinci adım, sızdırmazlık testidir. Cerrah, yara hattına ince bir sünger değdirerek sıvı sızıp sızmadığını kontrol eder. Sızma varsa ek dikiş konur. Çok küçük ve kenarları eğik yaralarda dikiş yerine doku yapıştırıcı kullanılabilir; bu yapıştırıcı bir tıkaç oluşturur ve üzerine tedavi amaçlı kontakt lens takılır.

Son adımda ön kamaradaki jel yıkanır, göz içine antibiyotik verilir ve kesi son kez kontrol edilir. Göze koruyucu bir kapak ve siperlik takılarak işlem tamamlanır. Yara çok büyükse, doku kaybı varsa ya da kenarlar bir araya getirilemiyorsa, dikiş yerine acil kornea nakli gündeme gelir.

Onarım Ameliyatında Anestezi Nasıl Uygulanır?

Kornea delinmesi onarımında anestezi seçimi, diğer göz ameliyatlarından temel bir noktada ayrılır: gözün açık olması. Bu tek gerçek, anestezi kararını büyük ölçüde belirler.

Kapalı gözlü ameliyatlarda sık kullanılan, göz çevresine yapılan iğne ile lokal anestezi, açık göz yaralanmalarında genellikle tercih edilmez. Bunun nedeni, enjekte edilen sıvının göz çukurunda hacim yaratması ve göz küresine dışarıdan basınç uygulamasıdır. Kapalı bir gözde bu basınç sorun çıkarmaz; ancak duvarında delik olan bir gözde, bu basınç iç yapıları açıklıktan dışarı itebilir. Bu, geri dönüşü olmayan bir hasara yol açabilir.

Bu nedenle açık göz yaralanmalarında tercih edilen yöntem genel anestezidir. Genel anestezi, hastanın tamamen uyuduğu, ağrı duymadığı ve gözün hareketsiz kaldığı bir ortam sağlar. Onarım çok hassas bir cerrahidir ve gözün en küçük hareketi bile dikiş yerleşimini bozabilir. Ayrıca hastanın ıkınması, öksürmesi veya ağlaması göz içi basıncını yükselterek dokuların dışarı taşmasına yol açabilir; genel anestezi bu riskleri ortadan kaldırır.

Genel anestezinin kendi içinde de dikkat edilen noktalar vardır. Anestezi uzmanı, hastayı uyuturken kullanılan bazı kas gevşeticilerin göz kaslarını ani kasabileceğini bilir ve bu tür ilaçlardan kaçınır. Nefes tüpü yerleştirilirken oluşabilecek öksürük ve ıkınma refleksi, göz içi basıncını hızla artırdığı için önlem alınır ve derin anestezi altında yapılır. Hasta uyandırılırken de aynı hassasiyet gösterilir; ani öksürük taze dikişleri zorlayabilir.

Ameliyat öncesi hazırlıkta en önemli konu aç kalmadır. Delinme şüphesiyle başvuran bir hastanın hiçbir şey yiyip içmemesi gerekir; çünkü genel anestezi büyük olasılıkla gerekecektir. Dolu mide, anestezi sırasında mide içeriğinin akciğere kaçması riskini doğurur. Hastanın son yemek saati mutlaka sorgulanır. Acil bir tabloda beklemek mümkün olmayabilir; bu durumda anestezi uzmanı özel önlemler alarak işlemi gerçekleştirir.

Çok küçük ve sızdırmayan bazı yaralanmalarda, hasta işbirliği yapabiliyorsa ve cerrahi kısa sürecekse, yalnızca damla anestezisi ile onarım denenebilir. Ancak bu istisnai bir durumdur ve deneyimli değerlendirme gerektirir. Kural olarak, açık göz yaralanması genel anestezi ile onarılır.

Çocuklarda genel anestezi zaten zorunludur. Küçük bir çocuğun mikroskop altında hareketsiz kalması mümkün değildir. Çocuğa ve ebeveynine, uykunun ilaçla sağlanacağı, canının yanmayacağı ve uyandığında gözünde bir kapak olacağı sakin bir dille anlatılmalıdır. Ebeveynin panik yaşaması çocuğun ağlamasına ve ıkınmasına yol açar; bu da göz için doğrudan zararlıdır.

Ameliyat Ne Kadar Sürer?

Onarım ameliyatının süresi, yaranın büyüklüğüne, şekline ve eşlik eden hasarlara göre çok geniş bir aralıkta değişir. Bu nedenle önceden kesin bir süre söylemek güçtür.

Küçük, düz ve kenarları düzgün bir kornea kesisinde, iris dışarı çıkmamışsa ve mercek sağlamsa, onarım yaklaşık kırk beş dakika ile bir saat arasında tamamlanabilir. Bu, en basit senaryodur ve genellikle kontrollü bir kesici alet yaralanmasında görülür.

Orta büyüklükte bir yarada, irisin dışarı taştığı ve geri yerleştirilmesinin gerektiği olgularda süre bir buçuk saate uzar. İris dokusunun temizlenmesi, canlılığının değerlendirilmesi ve nazikçe geri konumlandırılması zaman alan bir aşamadır.

Karmaşık olgularda süre iki ile üç saati bulabilir. Bu gruba, yıldız şeklinde çok parçalı yırtıklar, korneadan skleraya uzanan yaralanmalar, göz içinde yabancı cisim bulunan olgular ve merceğin zarar gördüğü durumlar girer. Mercek yaralanmışsa, kapsülü yırtılmış ve içeriği ön kamaraya dağılmışsa, bu materyalin temizlenmesi ve gerekirse yerine yapay lens konulması ek zaman gerektirir.

Bazı olgularda cerrahi bilinçli olarak iki aşamaya bölünür. İlk aşamada yalnızca gözün duvarı kapatılır ve göz kapalı bir küre haline getirilir. Bu, enfeksiyon riskini derhal azaltır. İkinci aşamada, birkaç gün ya da hafta sonra, ödem geriledikten ve göz sakinleştikten sonra mercek çıkarılması, yapay lens yerleştirilmesi veya retina cerrahisi yapılır. Bu ikili yaklaşım, tek seansta çok uzun ve travmatik bir cerrahiden kaçınmayı sağlar.

Hastanın ameliyathanede geçireceği toplam süre, cerrahi süreden daha uzundur. Anestezinin verilmesi, hazırlık ve steril örtme, cerrahi ve uyanma dönemi eklendiğinde toplam süre uzar. Yakınlarının bekleme süresini buna göre değerlendirmesi yerinde olur. Ameliyat sonrası hasta genellikle en az bir gece hastanede gözlem altında tutulur; bu, hem enfeksiyon açısından yakın takip hem de damla tedavisinin düzenli başlatılması içindir.

Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır?

Ameliyat sonrası dönem, delinme onarımında en az cerrahi kadar önemlidir. Bu dönemde iki ana hedef vardır: enfeksiyonu önlemek ve yaranın düzgün iyileşmesini sağlamak.

İlk günlerde gözde ağrı, batma, ışığa hassasiyet ve bulanık görme beklenir. Görme genellikle ileri derecede bulanıktır; bu, kornea ödemi, dikişlerin varlığı, ön kamaradaki iltihabi hücreler ve varsa kan birikimine bağlıdır. Bu erken dönem bulanıklığı, ameliyatın sonucunu yansıtmaz.

Damla tedavisi yoğun bir programla başlar. Antibiyotikli damlalar, ilk günlerde saatte bir gibi çok sık aralıklarla verilebilir. Bu sıklık, göz içi enfeksiyon riskinin en yüksek olduğu ilk günlerde ödün verilmemesi gereken bir noktadır. Ağızdan antibiyotik de eklenebilir. Bazı olgularda ameliyat sırasında göz içine doğrudan antibiyotik verilir.

İltihabı baskılamak için kortizonlu damlalar kullanılır. Ancak bunların başlanma zamanı dikkatle seçilir. Kortizon iltihabı azaltırken enfeksiyonu maskeleyebilir ve yara iyileşmesini yavaşlatabilir. Bu nedenle genellikle enfeksiyon riski kontrol altına alındıktan sonra devreye girer ve kademeli azaltılarak kesilir.

Göz bebeğini genişleten damlalar da sık kullanılır. Bunlar iris ile mercek arasında yapışıklık oluşmasını engeller ve ışık hassasiyetine yol açan kas spazmını gevşetir. Bu damlalar kullanıldığında görme daha da bulanıklaşır ve ışığa hassasiyet artar; bu geçicidir.

Fiziksel kısıtlamalar bu cerrahide özellikle katıdır. Göz asla ovulmamalıdır. Gece koruyucu siperlik takmak, uykuda farkında olmadan göze dokunmayı engeller ve ilk haftalarda vazgeçilmezdir. Ağır kaldırmak, öne eğilmek, ıkınmak ve zorlu egzersiz en az bir ay boyunca uygun değildir; bunlar göz içi basıncını yükselterek taze yarayı zorlar. Kabızlık varsa beslenme düzenlenerek ıkınma azaltılmalıdır. Öksürük ve hapşırık kontrol altına alınmalı, gerekirse ilaç desteği alınmalıdır.

Su teması sınırlandırılır. Duş alınabilir ancak suyun göze kaçmaması için dikkat edilmelidir. Havuz, deniz ve hamam uzun süre uygun değildir. Tozlu ve dumanlı ortamlardan kaçınılmalıdır.

Kontroller ilk günlerde çok sıktır. İlk hafta boyunca günlük veya gün aşırı, ardından haftalık, sonra aylık aralıklarla devam eder. Her kontrolde yara hattının sızdırıp sızdırmadığı, ön kamaranın derinliği, göz içi basıncı, iltihabın seyri ve dikişlerin durumu değerlendirilir.

  • Damla programına harfiyen uymak; sıklığı kendi başına azaltmamak
  • Gece koruyucu siperliği ilk haftalarda aksatmadan takmak
  • Ağır kaldırma, eğilme ve ıkınmadan en az bir ay uzak durmak
  • Ani ağrı artışı, görme kaybı, çapaklanma veya kızarıklık artışında derhal başvurmak

Dikişler Ne Zaman Alınır?

Korneadaki dikişler, vücudun diğer bölgelerindeki dikişlerden çok farklı bir zaman çizelgesine sahiptir. Cilt dikişleri bir hafta içinde alınırken, kornea dikişleri aylarca yerinde kalır. Bunun nedeni korneanın damarsız bir doku olmasıdır.

Vücudun her yerinde iyileşme, kan damarlarının taşıdığı hücreler ve besinler sayesinde gerçekleşir. Kornea ise saydamlığını koruyabilmek için damar içermez; beslenmesini gözyaşından ve göz içi sıvısından difüzyon yoluyla sağlar. Bu, iyileşmenin çok yavaş olması anlamına gelir. Bir kornea yarası, gerilime dayanabilecek sağlamlığa ulaşmak için aylara ihtiyaç duyar.

Genel olarak kornea dikişleri en az üç ay yerinde bırakılır. Çoğu olguda bu süre altı ay ile bir yıl arasındadır. Bazı dikişler, sorun çıkarmadıkları sürece kalıcı olarak bırakılabilir. Karar, hastanın yaşına, yaranın büyüklüğüne ve iyileşme hızına göre verilir. Yaşlı hastalarda iyileşme daha yavaştır ve dikişler daha uzun kalır. Çocuklarda ise iyileşme çok hızlıdır ve dikişler erken gevşeyebileceği için daha yakın takip gerekir.

Dikişin erken alınması ciddi bir risktir: yara açılabilir ve göz yeniden delinebilir. Bu nedenle acele edilmez. Öte yandan uzun süre kalan dikişler de sorun çıkarabilir. Zamanla gevşeyen bir dikiş, ucu dışarı çıkarak göz kapağını tahriş eder, mukus toplar ve batma hissi yaratır. Daha önemlisi, gevşek dikiş bir fitil gibi mikropları kornea içine taşıyabilir. Gevşemiş bir dikiş fark edildiğinde, süresi dolmamış olsa bile alınır.

Bazı dikişler, çevresinde damar büyümesine yol açar. Kornea kenarındaki damarlar dikişe doğru ilerler; bu, saydamlığı azaltır ve ileride kornea nakli gerekirse doku reddi riskini artırır. Damarlanan dikişler de erken alınır.

Dikiş alma işleminin kendisi genellikle kısadır ve poliklinikte yapılır. Göze uyuşturucu damla damlatılır, hasta yarık lamba önünde oturur, dikiş ince bir bıçak ucuyla kesilir ve cımbızla çekilir. İşlem birkaç saniye sürer ve genellikle ağrısızdır; hafif bir çekilme hissi olabilir. Dikişler çoğu zaman tek seansta hepsi birden alınmaz. Astigmatizmayı yönetmek için, korneanın en dik olduğu bölgedeki dikişler önce alınır ve arada ölçüm yapılarak kademeli ilerlenir. Bu, dikiş alma sürecinin aynı zamanda bir optik ayar süreci olduğu anlamına gelir.

Kornea Onarımının Riskleri ve Enfeksiyon İhtimali Nelerdir?

Kornea delinmesi onarımı, göz cerrahisinin en yüksek dikkat gerektiren alanlarından biridir. Riskler, hem yaralanmanın kendisinden hem de cerrahiden kaynaklanır.

En korkulan durum endoftalmi, yani göz içi enfeksiyonudur. Delinme anında mikroplar göz içine girmiş olabilir. Bu enfeksiyon, gözün iç yapılarını hızla tahrip eder ve görmeyi kalıcı olarak yok edebilir. Riski artıran etkenler arasında, yaralanmanın toprakla veya bitkiyle kirli bir cisimle olması, göz içinde yabancı cisim kalması ve onarımın gecikmesi bulunur. Bu nedenle antibiyotik tedavisi hem yoğun hem de erken başlatılır. Ameliyattan sonraki günlerde artan ağrı, kızarıklığın yoğunlaşması, göz kapağının şişmesi ve görmenin daha da bozulması, endoftalmi açısından uyarıcıdır ve derhal değerlendirme gerektirir.

Kornea izi, neredeyse kaçınılmaz bir sonuçtur. Stromayı geçen her yaralanma iz bırakarak iyileşir. İzin görmeyi ne kadar etkileyeceği konumuna bağlıdır. Görme ekseninin ortasındaki bir iz kalıcı bulanıklık ve kamaşma yaratır.

Düzensiz astigmatizma, bir diğer sık sorundur. Yara hattı ve dikişler korneanın düzgün küresel şeklini bozar. Bu bozulma düzensizse, yani her yönde farklıysa, gözlükle tam düzeltilemez. Bu durumda sert veya skleral kontakt lensler devreye girer; bunlar korneanın önünde düzgün bir yeni yüzey oluşturarak görmeyi belirgin biçimde iyileştirebilir.

Travmatik katarakt, merceğin yaralanmayla bulanıklaşmasıdır. Delici cisim merceğin zarını yırttıysa, mercek su çeker ve hızla bulanıklaşır. Bu, ikinci bir cerrahi gerektirir.

Glokom, yani göz içi basıncı yükselmesi, hem erken hem geç dönemde ortaya çıkabilir. Ön kamaraya sızan kan, iltihabi hücreler ve mercek materyali süzgeç bölgesini tıkayabilir. Uzun vadede ise iris ile açı arasında oluşan yapışıklıklar kalıcı basınç yüksekliğine yol açar.

Retina dekolmanı ve göz içi kanama, özellikle skleraya uzanan yaralanmalarda görülür. Ayrıca yaralanma sırasında vitreus jelinin yaraya sıkışması, ilerleyen aylarda retinayı çeken bir bant oluşturabilir.

Nadir ancak çok ciddi bir durum sempatik oftalmidir. Bu, yaralanan gözdeki dokuların bağışıklık sistemine tanıtılması sonucu, sağlam olan diğer gözde iltihaplanma gelişmesidir. Haftalar ya da yıllar sonra ortaya çıkabilir ve tek gerçek koruma, yaralanan gözün özenle ve hızlı biçimde onarılmasıdır. Bu nedenle sağlam gözün de takibi ihmal edilmemelidir.

Dikişe bağlı sorunlar, gevşeme, damarlanma ve enfeksiyon odağı oluşturma biçiminde ortaya çıkar. Yara açılması, özellikle erken dönemde ıkınma veya travma sonrası görülebilir.

Onarım Sonrası Görme Nasıl Etkilenir?

Görmenin ulaşacağı seviye, bu cerrahide en zor öngörülen konudur. Bunun nedeni, sonucun cerrahinin kalitesinden çok, yaralanmanın baştaki şiddetine bağlı olmasıdır. Onarım başarılı olsa bile, ilk darbede hasar gören yapılar geri getirilemez.

Görme sonucunu belirleyen en önemli etken, yaranın konumudur. Kornea kenarında, göz bebeği alanının dışında kalan bir yara, iz bıraksa bile görmeyi çok az etkiler. Tam merkezdeki bir yara ise, ışığın geçtiği en kritik noktada kalıcı bir bulanıklık yaratır.

İkinci etken, gözün arka yapılarının durumudur. Kornea mükemmel biçimde onarılsa bile, retina veya görme siniri darbede zarar gördüyse görme sınırlı kalır. Bu nedenle ameliyat sonrası dönemde arka bölüm değerlendirmesi mutlaka yapılır.

Zaman çizelgesi kademelidir. İlk günlerde görme ileri derecede bulanıktır. İlk ay içinde kornea ödemi çözüldükçe ve iltihap gerilediğe bir toparlanma başlar. Üçüncü ay civarında yara sağlamlaşır ve görme belirgin biçimde düzelir. Ancak nihai sonuç, dikişler alındıktan ve kornea şekli oturduktan sonra, yani genellikle altı ay ile bir yıl arasında netleşir.

Gözlük ölçümü, dikişler alınıp kornea şekli stabilleşene kadar ertelenir. Erken alınan ölçüm sürekli değişir ve yanıltıcı olur. Kalıcı gözlük, genellikle dikiş alma sürecinin tamamlanmasından sonra düzenlenir.

Düzensiz astigmatizma nedeniyle gözlükle yeterli görme sağlanamayan hastalarda, sert gaz geçirgen veya skleral kontakt lensler çok değerlidir. Bu lensler korneanın önünde düzgün bir optik yüzey oluşturarak, gözlükle elde edilemeyen bir netlik sağlayabilir. Bu nedenle görme yetersiz kaldığında, ek cerrahiye geçmeden önce bu seçenek mutlaka değerlendirilir.

Çocuk hastalarda özel bir konu vardır: ambliyopi, yani göz tembelliği. Görme sistemi gelişme çağındaki bir çocukta, yaralanan göz bir süre bulanık görürse beyin o gözü bastırır ve kalıcı görme kaybı gelişebilir. Bu nedenle çocuklarda onarım sonrası görsel rehabilitasyon acil bir konudur; gerekirse sağlam gözün kapatılması ve erken optik düzeltme planlanır.

Bazı Durumlarda Neden Kornea Nakli Gerekebilir?

Her kornea delinmesi dikişle onarılamaz. Bazı durumlarda mevcut doku, gözü kapalı bir küre haline getirmeye yetmez ve kornea nakli, yani keratoplasti gündeme gelir.

İlk ve en net neden doku kaybıdır. Yaralanma sırasında korneadan bir parça tümüyle koparak kaybolmuşsa, ortada birleştirilecek kenar yoktur. Dikiş, iki kenarı bir araya getirme mantığıyla çalışır; kenar yoksa dikiş işlevsizdir. Bu durumda kaybolan alanın yerine bağışçıdan alınan bir doku parçası yerleştirilir.

İkinci neden, erimeye bağlı geniş açıklıklardır. Enfeksiyöz ülserler veya romatolojik erimeler korneayı geniş bir alanda inceltir. Kalan doku o kadar yumuşak ve incedir ki dikiş ipliği içinden geçip yırtar. Bu tabloda dikişle onarım tekrar tekrar başarısız olur; sağlam bir doku getirmek gerekir.

Üçüncü neden, açıklığın çok büyük olmasıdır. Genel bir yaklaşım olarak, çapı belli bir sınırın üzerindeki delikler dikişle güvenli biçimde kapatılamaz. Kenarları zorla bir araya getirmek korneayı aşırı büzüştürür, ciddi astigmatizma yaratır ve yara açılmaya eğilimli kalır.

Dördüncü neden, dikişle onarılsa bile görmenin kurtarılamayacak kadar bozulacağının anlaşılmasıdır. Merkezde yoğun bir iz bırakacak büyük bir yarada, önce hayatı kurtarma mantığıyla dikiş atılabilir; ancak ileri dönemde optik nakil planlanır.

Nakil, farklı biçimlerde yapılabilir. Acil durumda amaç öncelikle gözü kapatmaktır ve bu nakle tektonik keratoplasti denir. Burada hedef optik netlik değil, yapısal bütünlüktür; kullanılan doku bulanık bile olabilir. Göz kapatıldıktan, enfeksiyon kontrol altına alındıktan ve doku sakinleştikten aylar sonra, görme kazandırmak için ikinci bir optik nakil planlanır. Küçük ve kenarda kalan deliklerde, tüm korneayı değiştirmek yerine yalnızca o bölgeye yama şeklinde bir doku dikilebilir.

Acil koşullarda uygun bağışçı dokusu her zaman hazır olmayabilir. Bu durumda geçici çözümler kullanılır. Amniyotik zar, yani doğum sonrası plasentadan elde edilen ince bir zar, kat kat serilerek deliği tıkayabilir ve iyileşmeyi destekleyebilir. Doku yapıştırıcıları küçük delikleri kapatabilir. Gözün kendi konjonktiva dokusu, yani beyaz kısmı örten ince zar, deliğin üzerine kaydırılarak bir örtü oluşturabilir. Bu yöntemler, uygun doku bulunana kadar zaman kazandırır.

Nakil sonrası dönem, kendi içinde ayrı bir süreçtir. Doku reddi, yani vücudun yeni dokuyu yabancı olarak tanıması riski vardır. Kornea damarsız olduğu için bu risk vücudun diğer nakillerine göre düşüktür; ancak yaralanma sonrası korneada damar büyümüşse risk artar. Bu nedenle nakil sonrası uzun süreli damla tedavisi ve düzenli takip gerekir. Ani görme bulanıklığı, kızarıklık ve ışık hassasiyeti, red reaksiyonunun erken işareti olabilir ve zamanında müdahale edildiğinde çoğu olguda geri döndürülebilir.

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, muayene ve tedavinin yerine geçmez. Şikayetleriniz için lütfen ilgili uzman hekime başvurunuz.

Yayın tarihi: Son güncelleme:

Kaynakça

  1. National Eye Institute (NEI) — Kornea hastalıkları ve yaralanmalarınei.nih.gov/learn-about-eye-health/eye-conditions-and-diseases/corneal-conditions
  2. National Center for Biotechnology Information - StatPearls (NCBI) — Kornea laserasyonu değerlendirme ve tedavincbi.nlm.nih.gov/books/NBK542273
  3. National Health Service (NHS) — Göz yaralanmaları ve acil bakımnhs.uk/conditions/eye-injuries
  4. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Kornea Laserasyonu Onarımı ve Sütür Tekniklerincbi.nlm.nih.gov/books/NBK576444

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Göz Hastalıkları Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

15 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.