Kardiyoloji

Kalp Pili (Pacemaker) Takma

Kalp pili, kalp ritmini düzenlemek için kullanılan küçük bir cihazdır. Koru Hastanesi olarak kalp pilinin kimlere takıldığını, çalışma prensibini ve ameliyat sürecini anlatıyoruz.

Kalp pili (pacemaker), kalbin elektriksel uyarı üretme veya bu uyarıları iletme yeteneğinde meydana gelen bozuklukları gidermek amacıyla kullanılan, göğüs duvarına veya karın bölgesine implante edilen (yerleştirilen) elektronik bir cihazdır. Cihaz; lityum-iyot kimyasına sahip bir batarya içeren jeneratör kısmı ile kalbin ilgili odacıklarına yerleştirilen ve "lead" adı verilen elektrot (iletken kablo) sistemlerinden oluşur. Kalbin doğal ritim oluşturucusu olan sinoatriyal düğüm (sinüs düğümü) yeterli hızda elektrik uyarısı üretemediğinde veya üretilen uyarılar atriyoventriküler düğüm (kulakçık-karıncık arası ileti odağı) seviyesinde kesintiye uğradığında kalp pili devreye girer. Cihaz, milisaniyeler düzeyinde süreye ve milivolt düzeyinde enerjiye sahip elektriksel sinyaller göndererek kalbin dakikadaki kasılma sayısını fizyolojik sınırlar içinde tutar. Modern kalp pilleri, sadece kalbe uyarı göndermekle kalmaz; aynı zamanda kalbin kendi doğal elektriksel aktivitesini de sürekli olarak "sensing (algılama)" mekanizmasıyla takip eder. Kalbin doğal ritmi normal sınırlarda seyrettiği sürece cihaz uyarı göndermez, böylece hem batarya ömrü korunur hem de kalbin doğal çalışmasına müdahale edilmemiş olur.

Kalp Pili Çeşitleri Nelerdir?

Kardiyoloji pratiğinde hastanın mevcut ritim bozukluğunun türüne, kalbin anatomik yapısına ve eşlik eden kalp yetmezliği durumuna göre farklı kalp pili tipleri tercih edilir. Tek odacıklı kalp pilleri (single chamber pacemaker), sadece tek bir elektrot içerir ve bu elektrot genellikle sağ karıncığa (ventrikül) veya nadiren sağ kulakçığa (atrium) yerleştirilir. Çift odacıklı kalp pilleri (dual chamber pacemaker) ise hem sağ kulakçığa hem de sağ karıncığa yerleştirilen iki adet elektroda sahiptir; bu sistem kulakçık ve karıncık arasındaki doğal kasılma uyumunu (atriyoventriküler senkronizasyon) korur. Üç odacıklı kalp pilleri veya kardiyak resenkronizasyon tedavisi (CRT) cihazları, sağ kulakçık ve sağ karıncığın yanı sıra sol karıncığı da uyarmak üzere koroner sinüs (kalp toplardamarı) aracılığıyla sol karıncık duvarına yerleştirilen üçüncü bir elektrot barındırır. Son yıllarda geliştirilen kablosuz kalp pilleri (leadless pacemaker) ise geleneksel kablolara ihtiyaç duymadan, doğrudan sağ karıncık duvarına transkateter (damar yoluyla) yöntemle sabitlenen, yaklaşık bir madeni para büyüklüğündeki mikro cihazlardır. Bu farklı tasarımlar, hastanın hemodinamik (kan dolaşımı dengesi) ihtiyaçlarına göre hekim tarafından yapılan elektrofizyolojik değerlendirmeler sonucunda seçilir.

Kalp Pili Hangi Durumlarda ve Kimlere Takılır?

Kalp pili implantasyonu kararı, hastanın elektrokardiyografik bulguları ile klinik semptomlarının korelasyonu (uyumu) neticesinde, uluslararası kardiyoloji kılavuzlarındaki kesin endikasyonlara (tıbbi gerekliliklere) göre verilir. En sık uygulama nedeni, kalp hızının dakikada 50 atımın altına düşmesiyle karakterize olan semptomatik bradikardi (belirti gösteren düşük nabız) tablosudur. Sinoatriyal düğümün işlevini yitirdiği hasta sinüs sendromu (sinüs düğümü disfonksiyonu) olan ve bu duruma bağlı olarak baş dönmesi, bayılma veya nefes darlığı yaşayan hastalara kalp pili takılması gerekir. Atriyoventriküler (AV) bloklar olarak adlandırılan, kulakçıklar ile karıncıklar arasındaki elektrik iletisinin tamamen kesildiği 3. derece (tam) AV blok ve Mobitz Tip II 2. derece AV blok durumlarında acil veya elektif (planlı) olarak pil takılması zorunludur. Kalp yetmezliği bulunan, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (kalbin kan pompalama yüzdesi) %35 veya altında olan ve sol dal bloğu nedeniyle QRS süresi 130 milisaniyenin üzerine çıkan hastalarda, kalp kasılmasını senkronize etmek amacıyla üç odacıklı CRT pilleri tercih edilir. Ayrıca, atriyal fibrilasyon (kulakçıkların düzensiz kasılması) zemininde gelişen ve ilaç tedavisiyle kontrol edilemeyen aşırı yavaş ventrikül yanıtlı ritim bozukluklarında da cihaz kullanımı gereklidir.

Kalp Ritmi Bozukluklarının Tanı Yöntemleri Nelerdir?

Kalp pili ihtiyacını belirlemek amacıyla uygulanan tanısal süreçler, ritim bozukluğunun sıklığına ve hastanın klinik durumuna göre kademeli olarak yürütülür. İlk aşamada uygulanan standart 12 derivasyonlu elektrokardiyografi (EKG), kalbin elektriksel aktivitesini o anlık zaman diliminde kaydeder ve ileri derece AV blokların tespitinde birincil öneme sahiptir. Günlük yaşam aktiviteleri sırasında ortaya çıkan geçici ritim bozukluklarını saptamak için hastaya 24, 48 veya 72 saat boyunca göğüs duvarına yapıştırılan elektrotlar aracılığıyla kayıt alan ritim Holter cihazı takılır. Semptomları daha seyrek, örneğin ayda bir kez oluşan hastalarda, hastanın şikayeti başladığında düğmesine basarak kayıt aldığı olay kaydedici (event recorder) cihazlar kullanılır. Bayılma (senkop) şikayeti olan ancak standart tetkiklerle tanı konulamayan hastalarda, cilt altına lokal anesteziyle yerleştirilen ve 3 yıla kadar sürekli ritim analizi yapabilen implant edilebilir döngü kaydediciler (ILR) tercih edilir. Otonom sinir sistemi kaynaklı bayılmaları ayırt etmek için eğik masa testi (tilt table testi) ve doğrudan kalp içi iletim yollarını değerlendirmek amacıyla kasık damarlarından girilerek yapılan elektrofizyolojik çalışma (EFÇ) tanı sürecinin diğer önemli bileşenleridir.

Kalp Pili Ameliyatı Öncesi Hazırlık Süreci

Kalp pili takılması işlemi öncesinde hastanın hemodinamik açıdan stabil (dengeli) hale getirilmesi ve olası komplikasyon risklerinin en aza indirilmesi için sistematik bir hazırlık protokolü uygulanır. Operasyondan önce hastanın tam kan sayımı (hemogram), böbrek fonksiyon testleri (üre, kreatinin), elektrolit düzeyleri (sodyum, potasyum) ve koagülasyon (pıhtılaşma) parametreleri (PT, INR, aPTT) detaylı şekilde incelenir. Hastanın kullanmakta olduğu antitrombositik (kan sulandırıcı: aspirin, klopidogrel) ve antikoagülan (warfarin, yeni nesil oral antikoagülanlar) ilaçların dozları, kanama ve tromboz (pıhtılaşma) risk dengesi gözetilerek işlemden 24 ila 48 saat önce hekim kontrolünde düzenlenir veya kesilir. İşlem öncesinde hastanın en az 6-8 saat boyunca katı gıda ve sıvı alımını durdurması (aç kalması) istenir. Enfeksiyon riskini minimize etmek amacıyla, operasyondan yaklaşık 1 saat önce hastaya damar yoluyla profilaktik (koruyucu) antibiyotik (genellikle birinci kuşak sefalosporin grubu) uygulanır. İşlem yapılacak göğüs bölgesinin temizliği ve traşı operasyon sabahı gerçekleştirilerek sterilizasyon sağlanır.

Kalp Pili Takılması Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Kalp pili implantasyonu, ameliyathane veya gelişmiş kateter laboratuvarı koşullarında, steril şartlar altında gerçekleştirilen minimal invaziv (küçük kesi ile yapılan) bir cerrahi prosedürdür. İşlem sırasında genel anestezi yerine, hastanın bilincinin açık olduğu ancak ağrı hissetmediği lokal anestezi ve hafif sedasyon (sakinleştirici) kombinasyonu tercih edilir. Sol veya sağ köprücük kemiğinin (klavikula) yaklaşık 2 cm altındaki bölge lokal anestezik madde ile uyuşturulduktan sonra, 4-5 cm uzunluğunda yatay bir cilt kesisi yapılır. Vena subklavya (köprücük kemiği altı toplardamarı) veya vena sefalika (omuz toplardamarı) ponksiyon (iğne ile girme) yöntemiyle geçilerek, elektrotlar floroskopi (X-ışını görüntüleme cihazı) kılavuzluğunda kalbin sağ kulakçık ve sağ karıncık odacıklarına yönlendirilir. Elektrotların uç kısımları kalp kasına (miyokard) aktif (vida mekanizmasıyla) veya pasif (çapa benzeri tırnaklarla) olarak sabitlenir. Elektrotların yerleştirilmesinin ardından, cihazın uyarım eşiği (threshold), algılama gücü (sensing) ve elektriksel direnci (empedans) özel bir analizör cihazı ile ölçülerek test edilir. Test sonuçları uygun bulunduğunda, köprücük kemiği altındaki pektoral kas (göğüs kası) üzerinde cilt altında bir cep (pocket) hazırlanır, jeneratör bu cebe yerleştirilir, elektrotlar jeneratöre vidalanır ve kesi yeri katlar halinde dikilerek kapatılır.

Kalp Pili Ameliyatı Riskleri ve Olası Komplikasyonlar Nelerdir?

Kalp pili takılması işlemi, deneyimli kardiyologlar tarafından uygulandığında başarı oranı oldukça yüksek olmakla birlikte, her cerrahi işlem gibi belirli tıbbi riskler ve komplikasyon potansiyelleri barındırır. İşlem sırasında köprücük kemiği altındaki damarlara girilirken akciğer zarının hasar görmesi sonucu pnömotoraks (akciğer sönmesi - %1 ila %2 oranında) veya hemotoraks (göğüs boşluğunda kan birikmesi) gelişebilir. Cihazın yerleştirildiği cep bölgesinde kan sızmasına bağlı olarak hematom (kan birikmesi - %2 ila %5 oranında) oluşabilir; bu durum genellikle bandajlama ile kontrol altına alınır ancak nadiren cerrahi boşaltma gerektirebilir. Elektrotların yerleştirildikten sonraki ilk birkaç gün içinde yerinden oynaması (lead dislokasyonu - %1 ila %3 oranında), cihazın kalbi uyaramamasına neden olur ve elektrodun tekrar düzeltilmesini gerektirir. Nadir fakat ciddi bir komplikasyon olan enfeksiyon (%1 ila %2 oranında), hem lokal cep enfeksiyonu hem de sistemik endokardit (kalp iç zarı enfeksiyonu) şeklinde görülebilir ve bu durumda sistemin tamamen çıkarılması gerekebilir. Çok daha nadir olarak, elektrotların kalp duvarını delmesi sonucu perikardiyal efüzyon (kalp zarları arasında sıvı birikmesi) veya kardiyak tamponad (sıvının kalbi sıkıştırması - %0.2 oranında) gelişme riski mevcuttur.

Kalp Pili Takıldıktan Sonra Hastanede ve İlk Günlerdeki İyileşme Süreci

Operasyonun tamamlanmasının ardından hasta, vital bulgularının (nabız, tansiyon, solunum) ve kalp ritminin takibi amacıyla genellikle 24 saat boyunca hastanede gözlem altında tutulur. İşlem sonrasında yara yerine kanama ve hematom oluşumunu engellemek amacıyla birkaç saat boyunca kum torbası veya basınçlı bandaj uygulanır. İlk gün hastanın yatak istirahati yapması ve işlem yapılan taraftaki kolunu omuz seviyesinin üzerine kaldırmaktan kaçınması istenir. Taburculuk öncesinde, cihazın yerini teyit etmek ve olası bir pnömotoraks varlığını dışlamak amacıyla akciğer grafisi (röntgen) çekilir ve pil parametreleri telemetrik (uzaktan kablosuz bağlantı) olarak kontrol edilir. Hasta taburcu edildikten sonraki ilk 5 gün boyunca yara yerinin kesinlikle suyla temas etmemesi, banyo yapılmaması ve bölgenin kuru tutulması gerekmektedir. Ağrı kontrolü için hekim tarafından reçete edilen parasetamol grubu analjezikler (ağrı kesiciler) kullanılır; aspirin veya ibuprofen gibi kanama riskini artırabilecek nonsteroid antiinflamatuar ilaçlardan kaçınılır. Kesi yerindeki dikişler genellikle kendiliğinden eriyen türdendir, erimeyen dikiş kullanılmışsa işlemden 10-14 gün sonra hekim tarafından alınır.

Kalp Pili ile Yaşam: Günlük Hayatta Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kalp pili takılan bireyler, iyileşme sürecinin tamamlanmasının ardından günlük yaşam aktivitelerine büyük oranda geri dönebilirler ancak ilk haftalarda belirli fiziksel kısıtlamalara uymaları gerekir. Ameliyattan sonraki ilk 4 ila 6 hafta boyunca, elektrotların kalp duvarına tam olarak tutunabilmesi için pilin takıldığı taraftaki kolla 5 kilogramdan ağır yük kaldırılmamalıdır. Bu süreçte kolun omuz seviyesinin üzerine kaldırılması, arkaya doğru aşırı gerilmesi veya tenis, yüzme, golf gibi ani omuz hareketi gerektiren sporların yapılması kesinlikle yasaktır. Araba kullanma aktivitesine, ritim bozukluğunun türüne ve hastanın bayılma öyküsüne bağlı olarak, operasyondan sonraki 1. veya 2. haftadan itibaren hekim onayıyla başlanabilir. Masa başı işlerde çalışan hastalar genellikle 1 hafta içinde işlerine dönebilirken, ağır fiziksel güç gerektiren iş kollarında çalışanların işe dönüşü 6 haftayı bulabilir. İyileşme dönemi sonrasında yürüyüş, hafif tempolu koşu ve bisiklet sürme gibi aerobik egzersizler kalp sağlığı açısından faydalıdır ancak göğüs bölgesine doğrudan darbe alınabilecek boks, karate gibi temas sporlarından uzak durulmalıdır.

Elektronik Cihazlar ve Kalp Pili Etkileşimi

Modern kalp pilleri, elektromanyetik girişimlere (EMI) karşı gelişmiş koruma kalkanları ve filtreleme yazılımları ile donatılmış olmakla birlikte, güçlü elektromanyetik alan üreten cihazların yakınında dikkatli olunması gerekir. Günlük yaşamda sıkça kullanılan cep telefonları, kalp pilinin bulunduğu bölgeden en az 15 santimetre uzakta tutulmalı, görüşme yapılırken pilin karşı tarafındaki kulak tercih edilmeli ve telefon göğüs cebinde taşınmamalıdır. Alışveriş merkezleri ve havaalanı girişlerinde bulunan güvenlik kapıları ve metal dedektörleri kalp pillerini olumsuz etkilemez ancak bu alanlardan normal bir yürüyüş hızıyla geçilmeli, dedektörün tam ortasında duraklama yapılmamalıdır. Ev aletlerinden mikrodalga fırınlar, televizyonlar, bilgisayarlar, saç kurutma makineleri ve tıraş makineleri, topraklama hattı düzgün olduğu sürece kalp pili kullanıcıları için herhangi bir risk teşkil etmez. Mutfaklarda kullanılan indüksiyonlu ocaklar güçlü manyetik alanlar ürettiğinden, bu ocaklara çalışırken en az 60 santimetre mesafede durulması önerilir. Yüksek gerilim hatları, endüstriyel kaynak makineleri, güçlü radyo-televizyon vericileri ve büyük jeneratörlerin bulunduğu alanlara yaklaşılmamalı, bu tür yerlerde çalışılması zorunluysa mutlaka kardiyolog görüşü alınmalıdır.

Tıbbi Cihazlar ve Kalp Pili: Hangi İşlemler Güvenlidir?

Kalp pili olan hastaların başka hastalıklar nedeniyle tıbbi tetkik veya tedavi görmeleri gerektiğinde, uygulanacak yöntemlerin cihaz üzerindeki etkileri önceden değerlendirilmelidir. Geçmişte kalp pilleri için kesin bir kontrendikasyon (sakınca) oluşturan Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG), günümüzde "MR-uyumlu (MRI-conditional)" olarak üretilen yeni nesil piller sayesinde güvenle yapılabilmektedir. Ancak MR çekimi öncesinde ve sonrasında mutlaka bir kardiyolog veya cihaz teknikeri tarafından pilin özel bir MR moduna alınması ve işlem bittiğinde tekrar eski ayarlarına döndürülmesi şarttır. Bilgisayarlı tomografi (BT), mamografi, ultrasonografi, kemik yoğunluğu ölçümü (DEXA) ve standart diş röntgenleri kalp pili üzerinde herhangi bir olumsuz etki yaratmaz. Diş tedavilerinde kullanılan lokal anestezikler ve dolgu cihazları güvenlidir ancak ultrasonik diş taşı temizleme cihazlarının pil bölgesine çok yakın uygulanmaması önerilir. Cerrahi operasyonlar sırasında kullanılan elektrokoter cihazları (dokuyu yakarak kesen cihazlar), kalp pilinin algılama sistemini bozarak geçici olarak çalışmasını durdurabileceğinden, cerrahın bipolar koter tercih etmesi ve pilin işlem öncesinde geçici olarak asenkron moda ayarlanması gerekir. Kanser tedavisinde uygulanan radyoterapi (ışın tedavisi) sırasında, radyasyon ışınlarının doğrudan kalp pili jeneratörüne gelmesi engellenmeli, cihaz kurşun bloklarla korunmalıdır.

Kalp Pili Pil Ömrü Ne Kadardır ve Nasıl Değiştirilir?

Bir kalp pilinin batarya ömrü; kullanılan cihazın tipine, hastanın kendi kalp ritminin ne kadar aktif olduğuna (pili kullanma yüzdesi), elektrotların elektriksel direncine ve programlanan uyarım voltajına bağlı olarak değişkenlik gösterir. Genellikle tek ve çift odacıklı standart kalp pillerinin ömrü 7 ila 12 yıl arasında değişirken, üç odacıklı CRT cihazlarının ömrü daha yüksek enerji tüketimi nedeniyle 5 ila 8 yıl arasındadır. Pilin enerjisi aniden bitmez; rutin kontroller sırasında cihazın batarya voltajı ölçülerek tahmini ömür hesaplanır ve pil seviyesi "ERI" (Elective Replacement Indicator - Seçimli Değişim Göstergesi) düzeyine ulaştığında değişim planlanır. ERI aşamasına gelen bir pilin tamamen durmasına kadar yaklaşık 3 ila 6 aylık güvenli bir süre bulunur, bu nedenle değişim işleminin acil olarak yapılmasına gerek yoktur. Pil değişimi (jeneratör değişimi) işlemi, ilk ameliyata kıyasla çok daha kısa süren ve daha düşük risk taşıyan bir prosedürdür. Lokal anestezi altında eski kesi yeri tekrar açılarak sadece cilt altındaki jeneratör çıkarılır, kalbe giden elektrotların sağlamlığı test edilir ve elektrotlar korunarak yeni jeneratör takılıp cep kapatılır. Bu işlem genellikle 20 ila 30 dakika sürer ve hasta aynı gün veya ertesi gün taburcu edilir.

Kalp Pili Kontrolleri Ne Sıklıkla ve Nasıl Yapılır?

Kalp pili implantasyonu sonrasında cihazın teknik parametrelerinin takibi, batarya durumunun analizi ve hastanın klinik seyrinin değerlendirilmesi amacıyla düzenli aralıklarla pil kontrolleri gerçekleştirilir. İlk rutin kontrol, operasyondan sonraki 2. ila 6. haftalar arasında yara iyileşmesini değerlendirmek ve ilk uyarım eşiklerini ölçmek amacıyla yapılır. Sonraki dönemde, hastanın klinik durumuna ve pilin kalan ömrüne bağlı olarak her 6 ila 12 ayda bir rutin kontroller tekrarlanır. Kontrol işlemi sırasında, poliklinik şartlarında hastanın göğsündeki pil bölgesinin üzerine "programlayıcı (programmer)" adı verilen telemetrik bir kafa yerleştirilir. Bu cihaz vasıtasıyla pilin batarya voltajı, elektrotların direnç değerleri (empedans), kalbin kendi ritmini algılama seviyesi (sensing) ve pilin kalbi uyarmak için ihtiyaç duyduğu minimum enerji (threshold) ölçülür. Ayrıca cihazın hafızasındaki ritim kayıtları (aritmi epizotları) incelenerek hastanın hissetmediği gizli ritim bozuklukları veya atriyal fibrilasyon atakları tespit edilebilir. Gelişen teknoloji sayesinde, bazı hastalar için evlerine kurulan özel verici üniteler aracılığıyla pil verilerinin hastaneye uzaktan iletildiği "uzaktan izleme (remote monitoring)" sistemleri de kullanılabilmektedir.

Kalp Pili Takılan Hastaların Yaşam Süresi ve Beklentisi (Pille Ne Kadar Yaşanır?)

Kalp pili takılan hastaların yaşam süresi beklentisi, altta yatan kalp hastalığının türüne, hastanın yaşına ve eşlik eden diğer sistemik hastalıklara (böbrek yetmezliği, diyabet, koah) bağlı olarak belirlenir. Sadece bradikardi veya AV blok gibi ileti sistemi bozuklukları nedeniyle kalp pili takılan ve başka yapısal kalp hastalığı bulunmayan bireylerin yaşam süresi, kendi yaş grubundaki sağlıklı popülasyonla tamamen benzer düzeydedir. Kalp pili, bu hastalarda düşük nabza bağlı gelişebilecek ani kardiyak ölüm riskini ortadan kaldırarak sağkalım oranlarını doğrudan normalize eder. Kalp yetmezliği zemininde üç odacıklı CRT (kardiyak resenkronizasyon tedavisi) pili takılan hastalarda ise cihaz, sol karıncığın kasılma koordinasyonunu düzelterek mortalite (ölüm) oranlarında %20 ila %30 oranında anlamlı bir azalma sağlar. Cihaz kullanımı, sadece yaşam süresini uzatmakla kalmaz; hastaların egzersiz kapasitesini artırır, nefes darlığı ve halsizlik gibi semptomları hafifletir ve hastaneye yatış sıklığını azaltarak yaşam kalitesini %80'in üzerinde olumlu etkiler. Özetle, kalp pili olan bir hastanın pille ne kadar yaşayacağı pilin kendisiyle değil, hastanın genel kalp kası gücü ve diğer organ fonksiyonlarının durumu ile ilişkilidir.

Hangi Durumlarda Acilen Hekime Başvurulmalıdır?

Kalp pili kullanıcılarının, hem operasyon sonrasındaki erken dönemde hem de uzun vadeli takip sürecinde gelişebilecek bazı kritik belirtilere karşı duyarlı olmaları ve bu durumlarda vakit kaybetmeden hekime başvurmaları gerekir. Göğüs bölgesindeki pil cebinin üzerinde kızarıklık, şişlik, ısı artışı, şiddetli ağrı veya dikiş hattından akıntı gelmesi, ciddi bir cihaz enfeksiyonunun öncü belirtileri olabilir. Vücut sıcaklığının 38°C ve üzerine çıkması, açıklanamayan titreme nöbetleri veya halsizlik hissi, sistemik bir enfeksiyona işaret edebileceğinden acil değerlendirme gerektirir. Hastanın pil takılmadan önceki şikayetleri olan baş dönmesi, göz kararması, bayılma hissi veya doğrudan bayılma (senkop) ataklarının tekrarlaması, elektrot yerinden oynamasını veya cihazın düzgün çalışmadığını gösterir. Diyafram kasının uyarılmasına bağlı olarak gelişen ve saatlerce geçmeyen sürekli hıçkırık şikayeti, elektrodun yerinden kayarak diyafram sinirini uyardığının bir göstergesi olabilir. Son olarak, hastanın evde yaptığı nabız ölçümlerinde kalp hızının, pil için programlanan alt sınır değerinin (genellikle dakikada 60 atım) altına düştüğünü tespit etmesi durumunda derhal kardiyoloji kliniğine başvurması zorunludur.

Bilgilendirme: Bu makalede yer alan içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi, tanı veya tedavinin yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili kararlar için mutlaka bir uzman hekime danışınız.

Koru Hastanesi Kardiyoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, Kalp Pili (Pacemaker) Takma: Kimlere Yapılır? Pille Ne Kadar Yaşanır? ile ilgili kişiye özel değerlendirme yapmaktadır.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Bradikardi (yavaş kalp ritmi) tanısı alan hastalarda hangi tıbbi kriterler ve semptomlar kalp pili (pacemaker) takılmasını zorunlu hale getirir?
Kalp atım hızının dakikada 40'ın altına düşmesi ve buna eşlik eden senkop (bayılma), presenkop (baş dönmesi) veya nefes darlığı gibi semptomlar kalp pili gereksinimini doğurur. Yapılan elektrokardiyografi (EKG) ve 24 saatlik Holter izleminde 3 saniyeden uzun süren asistoli (kalp durması) duraklamalarının saptanması, pacemaker implantasyonu için birincil kriterler arasındadır.
Kalp pili (pacemaker) takılan hastalarda cihazın ortalama pil ömrü ne kadardır ve batarya tükenmeye yaklaştığında ne tür belirtiler veya takip yöntemleri uygulanır?
Kalp pillerinin lityum batarya ömrü, cihazın çalışma sıklığına bağlı olarak ortalama 7 ila 12 yıl arasında değişiklik gösterir. Pil ömrü, yılda 1 veya 2 kez yapılan rutin poliklinik kontrollerinde programlayıcı cihazlar aracılığıyla milivolt düzeyinde ölçülerek takip edilir ve batarya bitimine yaklaşık 3-6 ay kala cihazın değiştirilmesi planlanır.
İleri yaş grubundaki (75 yaş ve üzeri) hastalarda kalp pili takılması operasyonunun riskleri nelerdir ve bu hastaların yaşam beklentisi nasıl etkilenir?
İleri yaş grubunda lokal anesteziyle yapılan bu işlemde enfeksiyon ve hematom (kan birikmesi) oranı %1 ila %3 civarındadır. Çalışmalar, başarılı bir implantasyon sonrası 5 yıllık sağkalım oranının, kalp pili takılmayan kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek olduğunu ve yaşlı hastaların yaşam kalitesini artırdığını göstermektedir.
Kalp pili (pacemaker) takıldıktan sonraki ilk 6 haftalık iyileşme sürecinde hastaların omuz hareketleri ve fiziksel aktiviteleri üzerinde ne gibi kısıtlamalar vardır?
Cihazın yerleştirildiği taraftaki kolun ilk 4 ila 6 hafta boyunca baş seviyesinin üzerine kaldırılması ve 5 kilogramdan ağır yük taşınması, elektrotların (kabloların) yerinden oynamasını önlemek amacıyla kısıtlanmalıdır. Bu süre zarfında hafif yürüyüşler önerilirken, omuz eklemini zorlayacak tenis veya yüzme gibi sporlardan en az 2 ay kaçınılması tavsiye edilir.
Atriyoventriküler (AV) tam blok tanısı konulan bir hastada kalp pili takılmadığı takdirde karşılaşılabilecek kardiyovasküler riskler nelerdir?
AV tam blok varlığında karıncıklar ile kulakçıklar arasındaki elektriksel iletişim tamamen koptuğu için ani kardiyak arrest (kalp durması) riski belirgin şekilde artar. Kalp debisinin yetersiz kalmasına bağlı olarak gelişen organ perfüzyon bozukluğu, hastalarda %30'lara varan oranlarda senkop (bayılma) ataklarına ve ciddi kalp yetersizliğine yol açabilir.
Kalp pili (pacemaker) taşıyan hastaların günlük yaşamda akıllı telefon, mikrodalga fırın ve metal dedektörleri gibi elektromanyetik cihazlarla etkileşimi nasıl olmalıdır?
Akıllı telefonların kalp pilinin bulunduğu göğüs bölgesine 15 santimetreden daha yakın tutulmaması ve görüşmenin karşı kulakla yapılması önerilir. Ev tipi mikrodalga fırınlar güvenli kabul edilirken, güvenlik kapılarındaki metal dedektörlerinden hızlıca geçilmeli ve el dedektörlerinin pil bölgesi üzerinde 5 saniyeden uzun süre tutulmamasına dikkat edilmelidir.
Kalp pili (pacemaker) implantasyonu sonrası gelişebilecek solunum sıkıntısı, yüksek ateş veya dikiş yerinde kızarıklık gibi durumlarda hangi komplikasyonlardan şüphelenilmelidir?
Dikiş yerinde ısı artışı, kızarıklık ve akıntı ile birlikte görülen ateş, %1 ila %2 oranında rastlanan pacemaker enfeksiyonuna işaret edebilir. İşlemden sonraki ilk 48 saat içinde gelişen ani nefes darlığı ve göğüs ağrısı ise akciğer zarları arasına hava kaçması anlamına gelen pnömotoraks komplikasyonunu düşündürür.
Kalp pili (pacemaker) olan bir hastanın manyetik rezonans (MR) görüntüleme tetkiki yaptırması güvenli midir ve bu süreçte hangi önlemler alınır?
Eski nesil piller MR uyumlu değilken, günümüzde takılan cihazların büyük çoğunluğu MR-conditional (MR uyumlu) teknolojisine sahiptir. Tetkik öncesinde kardiyolog tarafından pilin özel bir MR moduna alınması, çekim sonrasında ise tekrar eski ayarlarına döndürülmesi cihazın güvenli çalışması için gereklidir.
Hasta Sinüs Sendromu (HSS) belirtileri en sık hangi yaşlarda ortaya çıkar ve bu hastalıkta kalp pili tedavisi ne zaman devreye girer?
Hasta Sinüs Sendromu belirtileri genellikle 60 yaş ve üzerindeki bireylerde dejeneratif süreçlere bağlı olarak daha sık görülür. Sinüs düğümünün yetersiz çalışması sonucu oluşan semptomatik bradikardi (yavaş atım) ve taşibradi (hızlı-yavaş ritim) ataklarında, ilaç tedavisine yanıt alınamadığında kalp pili birincil tedavi seçeneği olarak uygulanır.
Kalp pili (pacemaker) takılan gebelerde doğum yöntemi nasıl belirlenir ve cihazın gebelik sürecindeki takipleri nasıl yapılır?
Kalp pili varlığı tek başına sezaryen doğum endikasyonu oluşturmaz ve hastaların çoğunda vajinal (normal) doğum başarıyla gerçekleştirilebilir. Gebelik boyunca her trimesterde (3 aylık dönemde) bir kez pil kontrolü yapılması ve doğum sırasında cihazın elektromanyetik koterlerden etkilenmemesi için gerekli teknik önlemlerin alınması önerilir.
Kalp yetersizliği tedavisinde kullanılan üç odacıklı kalp pilleri (CRT - Kardiyak Resenkronizasyon Tedavisi) hangi hastalara uygulanır ve sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (EF) kriteri nedir?
CRT cihazları, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (EF) %35 veya altında olan ve optimal tıbbi tedaviye rağmen kalp yetersizliği semptomları devam eden hastalara uygulanır. Elektrokardiyografide (EKG) QRS süresinin 130 milisaniyeden uzun olması ve sol dal bloğu varlığı, bu tedavinin planlanmasında kritik öneme sahiptir.
Kalp pili (pacemaker) takılan çocuk hastalarda büyüme ve gelişme sürecine bağlı olarak ne gibi özel takip ve revizyon işlemleri gerekir?
Çocuklarda büyüme ile birlikte elektrotların (kabloların) boyu kısa kalabileceğinden, gelişimsel dönemlere uygun olarak kablo boyu uzatma veya revizyon operasyonları planlanabilir. Ayrıca çocuklerin aktivite düzeyi yüksek olduğu için pil programında hız adaptasyon (rate response) özellikleri yaş grubuna göre özel olarak optimize edilir.
Kalp pili (pacemaker) ameliyatı lokal anestezi altında mı yapılır ve operasyonun ortalama süresi ile hastanede kalış süresi ne kadardır?
Kalp pili takılması işlemi genellikle lokal anestezi ve hafif sedasyon (sakinleştirme) altında, steril anjiyografi veya ameliyathane koşullarında gerçekleştirilir. Operasyon ortalama 45 ila 90 dakika sürer ve hastalar çoğunlukla işlem sonrası 24 saatlik takip amacıyla 1 gece hastanede yatırılarak taburcu edilir.
Kalp pili (pacemaker) takılan hastalarda uzun dönemde gelişebilecek pacemaker sendromu nedir ve bu durumun belirtileri nelerdir?
Pacemaker sendromu, kulakçık ve karıncıklar arasındaki senkronizasyonun (uyumun) bozulması sonucu oluşan ve sıklıkla tek odacıklı pillerde görülen klinik bir tablodur. Hastalarda boyun damarlarında dolgunluk hissi, baş dönmesi, halsizlik ve efor kapasitesinde düşüş gibi belirtilerle kendini gösterir ve genellikle pil programının değiştirilmesiyle kontrol altına alınır.
Kalp pili (pacemaker) olan bireylerin beslenme düzeninde dikkat etmesi gereken özel gıdalar veya tuz kısıtlaması kuralları nelerdir?
Kalp pilinin doğrudan besinlerle bir etkileşimi yoktur; ancak altta yatan kalp yetersizliği veya hipertansiyon (yüksek tansiyon) varlığına göre günlük tuz tüketimi 3-5 gram ile sınırlandırılmalıdır. Ayrıca ritim bozukluğunu tetikleyebilecek aşırı kafein tüketiminden kaçınılması ve dengeli bir Akdeniz tipi beslenme düzeninin benimsenmesi önerilir.
Kalp pili (pacemaker) takılan bir hastada pil cebi hematomu (kan birikmesi) oluşma riski hangi ilaçların kullanımında artar ve bu durumda ne yapılır?
Operasyon öncesinde ve sonrasında antikoagülan (kan sulandırıcı) veya antiagregan (trombosit engelleyici) ilaç kullanan hastalarda pil cebinde hematom gelişme riski %2 ila %5 arasındadır. Küçük hematomlar genellikle kendiliğinden emilirken, gerginlik ve şiddetli ağrı yaratan büyük birikimlerde steril koşullarda boşaltma işlemi gerekebilir.
Geçici kalp pili (temporary pacemaker) hangi acil durumlarda takılır ve kalıcı kalp pilinden farkı nedir?
Geçici kalp pili, akut miyokard enfarktüsü (kalp krizi) veya ilaç zehirlenmelerine bağlı gelişen geçici, ciddi bradikardilerde (yavaş atım) hastayı stabilize etmek için acilen takılır. Kalıcı pillerin aksine jeneratör vücut dışındadır ve elektrotlar boyun veya kasık toplardamarından geçici olarak kalbe yönlendirilir; kullanım süresi genellikle birkaç gün ile sınırlıdır.
Kalp pili (pacemaker) takılan hastalarda cinsel yaşama dönüş süresi nedir ve bu süreçte dikkat edilmesi gereken fiziksel unsurlar nelerdir?
Yara yerinin tamamen iyileştiği ve elektrotların sabitlendiği ilk 4 ila 6 haftalık süreçten sonra hastalar cinsel yaşamlarına dönebilirler. Bu süreçte göğüs bölgesine doğrudan baskı uygulayacak pozisyonlardan kaçınılması ve kalp hızını aşırı zorlamayacak efor seviyelerinde kalınması tavsiye edilir.
Kalp pili (pacemaker) olan hastaların uçak yolculuğu yapmasında bir sakınca var mıdır ve havalimanı güvenlik kontrollerinde nelere dikkat edilmelidir?
Kalp pili olan hastaların uçakla seyahat etmesinde tıbbi bir sakınca yoktur; ancak havalimanı güvenlik kapılarından geçerken cihaz kimlik kartını görevlilere ibraz etmeleri gerekir. Elle arama yapılması tercih edilmeli, eğer dedektör kullanılacaksa cihazın pil bölgesinde uzun süre tutulmamasına özen gösterilmelidir.
Kalp pili (pacemaker) takılan bir hastanın uzun vadeli takipleri (pil kontrolleri) hangi sıklıkla yapılmalı ve bu kontrollerde hangi parametreler incelenmelidir?
İlk kontrol genellikle işlemden sonraki 1. ve 3. aylarda yapılır; sonrasında ise herhangi bir şikayet olmasa dahi her 6 ila 12 ayda bir rutin kontroller tekrarlanır. Bu kontrollerde pilin batarya durumu, kabloların elektriksel direnci (empedans), algılama (sensing) eşikleri ve kaydedilen ritim düzensizlikleri detaylıca analiz edilir.
Kalp pili (pacemaker) takılan hastalarda banyo ve duş alma süreci ameliyattan kaç gün sonra başlar ve yara bakımı nasıl yapılmalıdır?
Yara yerinin enfeksiyondan korunması için işlemden sonraki ilk 48-72 saat boyunca bölgenin kesinlikle suyla temas etmemesi gerekir. Dikiş hattının durumuna göre genellikle 3. veya 4. günden itibaren, yara yerini ovalamadan ve liflemeden, ayakta ılık duş alınmasına izin verilir.
Kalp pili (pacemaker) takılan hastalarda cihazın vücut tarafından reddedilmesi (reaksiyon) gibi bir durum söz konusu mudur?
Kalp pillerinin dış yüzeyi titanyum gibi biyoyumlu malzemelerden üretildiği için vücut tarafından doğrudan reddedilme (alerjik reaksiyon) olasılığı son derece düşüktür (%0.1'den az). Ancak nadir durumlarda cihazın yerleştirildiği cep bölgesinde cilt incelmesi ve erozyon (pilin dışarı çıkması) görülebilir ki bu durum cerrahi düzeltme gerektirir.
Kalp pili (pacemaker) takılan bir hastada şoklama özelliği olan ICD (İmplantabl Kardiyoverter Defibrilatör) cihazı arasındaki temel fark nedir?
Standart kalp pilleri (pacemaker) sadece kalp ritmi yavaşladığında devreye girerek kalbi uyarır ve ritmi hızlandırır. ICD cihazları ise hem yavaş ritimleri düzenler hem de ventriküler taşikardi gibi ölümcül hızlı ritimleri algılayarak elektroşok tedavisiyle ritmi normale döndürme özelliğine sahiptir.
Kalp pili (pacemaker) takılan hastalarda egzersiz kapasitesi nasıl değişir ve hangi spor dalları kesinlikle önerilmez?
Başarılı bir implantasyon sonrasında hastaların büyük kısmında efor kapasitesinde belirgin artış gözlenir ve tempolu yürüyüş, hafif bisiklet gibi egzersizler önerilir. Ancak göğüs bölgesine darbe alma riski yüksek olan boks, karate gibi temas sporları ile tüplü dalış (scuba diving) gibi yüksek basınçlı aktiviteler kesinlikle önerilmez.
WhatsApp Online Randevu