Hifema, gözün renkli kısmı olan iris ile saydam tabakası kornea arasındaki ön kamara olarak adlandırılan boşluğa kan toplanması durumudur. Bu tablo genellikle göze gelen künt veya delici bir darbe sonrasında ortaya çıkar ancak bazı sistemik hastalıklar ya da göz içi cerrahilerden sonra da gelişebilir. Ön kamarada biriken kan miktarı bazen çıplak gözle fark edilemeyecek kadar az olur, bazen ise kornea arkasında belirgin bir kırmızı seviye oluşturarak görmeyi neredeyse tamamen engeller. Hifema her yaş grubunda görülebilir, ancak özellikle çocuklarda ve genç erişkinlerde spor yaralanmaları, oyun kazaları ve trafik kazaları sonrası daha sık karşılaşılan bir tablodur.
Görme keskinliğini geçici veya kalıcı olarak etkileyebilen hifema, basit bir morarma gibi düşünülmemesi gereken acil bir göz sorunudur. Ön kamaradaki kanın emilim süreci, göz içi basıncının seyri, retinanın ve görme sinirinin durumu yakından izlenmelidir. Erken dönemde fark edilmeyen ya da yeterince dinlendirilmeyen bir hifema; tekrar kanama, kalıcı kornea boyanması, ikincil glokom ve görme kaybı gibi ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle göze darbe sonrası ortaya çıkan bulanık görme, kızarıklık ve ağrı şikayetlerinde mutlaka göz hekimine başvurulması büyük önem taşır.
Kimlerde Görülür?
Hifema en sık olarak aktif yaşam süren çocuklarda ve genç erişkinlerde gözlenir. Okul çağındaki çocukların oyun sırasında topla, taşla veya sert oyuncaklarla göz bölgesine aldığı darbeler bu tablonun başlıca nedenlerindendir. Ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde ise futbol, basketbol, squash, badminton, paintball ve boks gibi spor dallarında karşılaşılan göz travmaları öne çıkar. Erkek bireylerde sıklığın daha yüksek olması büyük ölçüde bu aktivitelere katılım oranıyla ilişkilidir.
İleri yaş grubunda hifema daha çok cerrahi sonrası veya sistemik hastalıklar zemininde ortaya çıkar. Katarakt ameliyatı, glokom girişimleri veya göz içi enjeksiyon uygulamaları sonrası kanama görülebilir. Hipertansiyon, şeker hastalığı, kan sulandırıcı ilaç kullanımı, kanama bozuklukları ve karaciğer hastalıkları bu yaş grubunda kanama eğilimini artıran etmenler arasında sayılır. Bazı bireylerde basit bir öksürük ya da ıkınma sonrası bile damar yapısında oluşan zayıflık nedeniyle ön kamara kanaması gelişebilmektedir.
Bunların yanında bazı özel gruplarda hifema riski belirgin biçimde artar. Orak hücreli anemi taşıyıcılığı olan bireylerde küçük travmalar bile ciddi kanamalara yol açabilir ve göz içi basıncı kontrolünde güçlükler yaşanabilir. Yine doğuştan damar gelişim bozuklukları, iris tümörleri, üveit gibi göz içi iltihaplanma tabloları ve diyabete bağlı yeni damar oluşumu olan hastalarda kendiliğinden hifema gelişebilir. Bu nedenle hekim değerlendirmesinde yalnızca güncel şikayet değil, kişinin geçmiş sağlık öyküsü de dikkatle sorgulanır.
Mesleki açıdan ele alındığında inşaat, metal işleri, kaynakçılık, marangozluk ve tarım alanında çalışan kişilerde de hifema sık karşılaşılan tablolardandır. Uçuşan metal parçacıkları, ağaç kıymıkları, tel parçaları ve kimyasal sıçramalar göz yüzeyinde olduğu kadar ön kamarada da kanama oluşturabilir. Koruyucu gözlük kullanımının yetersiz olduğu ortamlarda iş kazalarına bağlı hifema oranları belirgin biçimde yükselir.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Hifemanın en belirgin bulgusu, gözün renkli kısmı önünde fark edilen kırmızı ya da kahverengimsi bir kan seviyesidir. Hafif olgularda bu birikim yalnızca yan ışıkla ya da büyüteçle görülebilirken, orta ve ileri olgularda ön kamaranın yarısı veya tamamı kanla dolabilir. Hasta aynaya baktığında göz bebeğinin yarısının kırmızı bir sıvıyla örtüldüğünü ifade edebilir. Bu görüntü çoğu zaman korkutucudur ve hızla sağlık kuruluşuna başvuruya yol açar.
Görme keskinliğinde ani azalma, bulanık görme ve ışığa karşı artmış hassasiyet hifemanın sık karşılaşılan diğer belirtileri arasındadır. Kanın miktarına göre hasta yalnızca puslu bir tabaka tarif edebileceği gibi, parmak sayısını seçemeyecek düzeyde görme kaybı da yaşayabilir. Bazı hastalarda göz önünde yüzen küçük noktalar veya gölgeler de tabloya eşlik eder. Bu bulgular yalnızca ön kamaradaki kana değil, eş zamanlı oluşmuş olabilecek arka segment yaralanmalarına da işaret edebilir.
Göz ağrısı, gözde dolgunluk hissi ve baş ağrısı da hifemada sıkça bildirilen şikayetlerdir. Özellikle göz içi basıncı yükseldiğinde ağrı şiddetlenir, bulantı ve kusma eşlik edebilir. Hastanın gözünü açıp kapatması güçleşir, parlak ışıkta gözyaşı artışı belirginleşir. Travmaya bağlı oluşan vakalarda göz çevresinde morluk, kapaklarda şişlik ve sıyrıklar da klinik tabloyu tamamlar. Bu bulguların birlikte değerlendirilmesi, yaralanmanın boyutunun anlaşılmasında yol göstericidir.
Bazı hastalarda ilk gün hafif görünen tablo, sonraki 2-5 gün içinde yeniden kanama ile kötüleşebilir. Tekrar kanama hifemanın en korkulan gelişmelerinden biridir ve sıklıkla ani görme kaybı, şiddetli ağrı ve göz içi basıncında belirgin yükselme ile kendini gösterir. Bu nedenle ilk değerlendirmede hafif görünen olgularda bile yakın takip büyük önem taşır.
- Gözde fark edilen kırmızı veya koyu kahverengi seviye
- Ani başlayan bulanık görme ve görme keskinliğinde azalma
- Işığa karşı belirgin hassasiyet ve refleks gözyaşı
- Göz ağrısı, dolgunluk hissi ve baş ağrısı
- Bulantı, kusma ve genel huzursuzluk hali
Nedenleri Nelerdir?
Hifemanın en sık nedeni göze gelen künt travmalardır. Tenis topu, paintball mermisi, yumruk, dirsek darbesi, futbol topu, lastik mantar ve şampanya tıpası gibi cisimlerin göze çarpması iris damarlarında yırtılmaya neden olur. Künt darbenin oluşturduğu basınç dalgası göz küresini geçici olarak şişirir; bu sırada iris kökü ve siliyer cisim damarları zedelenerek ön kamaraya kanama gerçekleşir. Trafik kazalarında hava yastığının açılması veya cam parçalarının göze sıçraması da benzer mekanizmayla hifemaya yol açabilir.
Delici göz yaralanmaları da önemli bir nedendir. Kalem ucu, çivi, tel, metal talaşı, ağaç parçası ve cam kırığı gibi keskin cisimler korneayı geçerek iris damarlarını doğrudan yaralayabilir. Bu tür yaralanmalarda hifemaya çoğunlukla göz içi yapılarda daha ağır hasarlar eşlik eder. Yine kimyasal yanıklar damar duvarında bütünlüğü bozarak ön kamara kanaması başlatabilir. Endüstriyel kazalarda yüksek hızla göze çarpan küçük parçacıklar dış yüzeyde belirgin bir iz bırakmadan ön kamara yapılarına ulaşabilir.
Cerrahi girişimler ve göz içi uygulamalar da hifema gelişiminde rol oynar. Katarakt ameliyatı, glokom için yapılan trabekülektomi ve iridotomi, retina cerrahisi, kornea nakli ve göz içi mercek değişimi gibi işlemler sonrası erken ya da geç dönemde kanama görülebilir. Yine yaşa bağlı sarı nokta hastalığı ve diyabetik retinopatide kullanılan göz içi enjeksiyonlar sırasında nadiren ön kamara kanaması oluşabilir. Bu olgularda kullanılan ilaçlar, hastanın eş zamanlı kullandığı kan sulandırıcılar ve tansiyon değerleri kanamanın seyrini etkiler.
Bazı durumlarda hifema kendiliğinden, belirgin bir travma olmadan ortaya çıkar. İrise yerleşen tümörler, yenidoğan damar yapı bozuklukları, ileri evre diyabetik retinopatiye bağlı iris üzerinde yeni oluşan damarlar, üveit gibi göz içi iltihap tabloları ve bazı kanama hastalıkları bu grupta yer alır. Aspirin, klopidogrel ve varfarin gibi pıhtılaşmayı azaltan ilaçların kullanımı kanama miktarını artırabilir ve iyileşme sürecini uzatabilir. Orak hücreli anemi taşıyıcılığında ise küçük travmalar bile beklenenden ciddi tabloya yol açabilir.
Tanı Nasıl Konulur?
Hifema tanısı öncelikle ayrıntılı bir öykü ve dikkatli bir göz muayenesi ile konulur. Hekim, şikayetin ne zaman ve nasıl başladığını, travma olup olmadığını, çarpan cismin türünü ve hızını sorgular. Mevcut sistemik hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve daha önce geçirilen göz ameliyatları öğrenilir. Çocuk hastalarda olayın gelişimi hem çocuktan hem de aileden ayrıntılı biçimde dinlenir. Bu bilgiler, kanamanın miktarını ve eşlik edebilecek diğer yaralanmaları öngörmek için belirleyici unsurdur.
Muayenede ilk olarak görme keskinliği değerlendirilir. Ardından göz kapakları, kornea, sklera ve göz çevresi yapıları gözden geçirilir. Biyomikroskop adı verilen özel mikroskop yardımıyla ön kamaradaki kanama düzeyi, iris yapısı ve göz bebeği şekli ayrıntılı incelenir. Hifema; ön kamaranın dörtte birinden azı, yarısı, yarısından fazlası veya tamamı dolu olmasına göre derecelendirilir. Bu sınıflama hem tedavi planının hem de takip sıklığının belirlenmesine katkı sağlar.
Göz içi basıncının ölçümü tanı sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ön kamaradaki kan, gözün dışa akış yollarını tıkayarak basıncı yükseltebilir. Yüksek göz içi basıncı görme sinirinde kalıcı hasara yol açabileceği için yakın takip gerektirir. Orak hücreli anemi taşıyıcılığı bulunan hastalarda basıncın daha düşük seviyelerde bile risk oluşturabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle bazı olgularda hastanın genel kan tetkikleri ve hemoglobin elektroforezi gibi ek testleri istenebilir.
Gerekli görüldüğünde göz arka kısmının değerlendirilmesi için ek görüntüleme yöntemleri kullanılır. Ön kamaradaki kan nedeniyle retina ve görme siniri doğrudan görülemediğinde ultrasonografi ile arka segment incelenir; retina yırtığı, dekolman veya göz içi yabancı cisim varlığı araştırılır. Şüpheli olgularda göz çukuru ve çevre yapıları için tomografi tercih edilebilir. Tüm bu değerlendirmeler hem hifemanın derecesini hem de tabloya eşlik edebilecek diğer yaralanmaları net biçimde ortaya koymayı amaçlar.
- Ayrıntılı travma ve ilaç öyküsünün alınması
- Görme keskinliği ve göz çevresi muayenesi
- Biyomikroskopik ön kamara değerlendirmesi
- Göz içi basıncının ölçümü ve takibi
- Gerektiğinde göz ultrasonografisi ve tomografi
Komplikasyonlar Nelerdir?
Hifemanın en sık görülen komplikasyonlarından biri tekrar kanamadır. İlk kanamanın ardından 2-5. günlerde pıhtının çözülmesi sürecinde damar uçlarından yeni kanama gelişebilir. Tekrar kanamalar genellikle ilk olaydan daha yoğun seyreder ve göz içi basıncını belirgin biçimde yükseltebilir. Bu durum hem ağrıyı artırır hem de görme prognozunu olumsuz etkiler. Bu nedenle hifema tanısı konulan hastalarda yatak istirahati, baş yüksekliği ve fiziksel aktivitenin kısıtlanması büyük önem taşır.
Bir diğer önemli komplikasyon göz içi basıncının yükselmesi, yani ikincil glokomdur. Ön kamarada biriken kan hücreleri ve fibrin parçaları, sıvı akışını sağlayan trabeküler ağ yapısını tıkar. Bu da göz içi basıncının kısa sürede artmasına neden olur. Yüksek basınç görme sinirini etkileyerek kalıcı görme kaybına yol açabilir. Özellikle orak hücreli anemi taşıyıcılarında bu süreç daha hızlı seyredebildiği için ilaç tedavisi ve gerektiğinde cerrahi müdahale ile basıncın kontrol altına alınması gerekir.
Kornea boyanması da hifemanın geç dönem komplikasyonlarındandır. Uzun süre temas eden kan hücrelerinden açığa çıkan demir bileşikleri kornea dokusuna yerleşir ve kahverengi-yeşilimsi bir renk değişimine neden olur. Bu durum aylar hatta yıllar boyunca devam edebilir ve bazı hastalarda kalıcı görme bulanıklığına yol açabilir. Kornea boyanması riski, kanamanın miktarı, göz içi basıncının seviyesi ve iyileşme süresi ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle erken ve doğru yönetim son derece önemlidir.
Hifemaya çoğu zaman başka göz içi yaralanmaları da eşlik eder. İris kökü yırtılması, göz bebeği şeklinde bozulma, lens çıkıkları, retina yırtıkları ve görme sinirinde travmatik hasarlar bu grupta sayılabilir. Bu yaralanmalar erken dönemde tanınmadığında geç dönemde katarakt gelişimi, kronik ağrı, retina dekolmanı ve kalıcı görme kaybı gibi ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle hifemanın yalnızca ön kamaradaki kanama olarak değil, gözün bütününü etkileyen bir tablo olarak değerlendirilmesi gerekir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Göze gelen herhangi bir darbe sonrası gözünüzde kızarıklık, ağrı, bulanık görme veya renkli kısmın önünde kırmızı bir seviye fark ediyorsanız vakit kaybetmeden bir göz hekimine ya da en yakın acil servise başvurmalısınız. Darbe hafif görünse bile ön kamara kanaması saatler içinde belirginleşebilir ve görme prognozunu etkileyebilir. Aile büyüklerinizden veya çocuğunuzdan gelen "gözüm puslandı, içinde bir şey var" şeklindeki şikayetleri ciddiye almanız gerekir.
Daha önce göz ameliyatı geçirdiyseniz, kan sulandırıcı ilaç kullanıyorsanız ya da orak hücreli anemi gibi kanama eğilimini artıran bir hastalığınız varsa, küçük bir travmadan sonra bile mutlaka kontrole gitmelisiniz. Hifema bu gruplarda beklenenden ağır seyredebilir ve göz içi basıncı daha hızlı yükselebilir. Şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma ve ani görme kaybı eşlik ediyorsa başvuru için sabah saatlerini beklememeli, 24 saat hizmet veren bir sağlık kuruluşunu tercih etmelisiniz.
Başvuru sırasında gözünüzü ovuşturmamaya, basınçlı kompres uygulamamaya ve reçete edilmemiş göz damlalarını kullanmamaya özen göstermelisiniz. Mümkünse sert plastikten yapılmış bir göz koruyucusu ile gözünüzü kapatarak kuruluşa ulaşmalısınız. Aspirin gibi ağrı kesicilerden kaçınmalı, ne yediğinizi, ne içtiğinizi ve hangi ilaçları kullandığınızı hekiminize ayrıntılı biçimde aktarmalısınız. Tedavi sürecinde önerilen yatak istirahatine, baş yüksekliği uyarılarına ve kontrol randevularına uymanız iyileşme şansını artırır.
Son Değerlendirme
Hifema; göze gelen darbe, cerrahi girişimler ya da bazı sistemik hastalıklar zemininde ön kamaraya kan toplanmasıyla seyreden, görme açısından risk taşıyan bir tablodur. Tanı; ayrıntılı öykü, biyomikroskopik muayene, göz içi basıncı ölçümü ve gerektiğinde ek görüntüleme yöntemleriyle konur. Erken dönemde değerlendirme, uygun istirahat, ilaç düzenlemesi ve yakın takip; tekrar kanama, ikincil glokom, kornea boyanması ve görme kaybı gibi komplikasyonların önlenmesine katkı sağlar. Özellikle çocuklarda ve kanama eğilimi olan hastalarda hifemanın titizlikle yönetilmesi uzun dönem görme sağlığı için belirleyici unsurdur.
Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, hifema gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.
Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.



