Çocuk Hematoloji ve Onkoloji

Akış Sitometrisi

Çocuklarda Flow Sitometri, erken tanınması durumunda izlem süreci daha rahat yürütülebilen bir hastalıktır. Tanı süreci ve dikkat edilmesi gerekenlere göz.

Çocuklarda flow sitometri, diğer adıyla akış sitometrisi, hücrelerin fiziksel ve biyolojik özelliklerinin yüksek hızda ve hassas biçimde değerlendirilmesine olanak tanıyan ileri düzey bir laboratuvar yöntemidir. Pediatrik hematoloji ve onkoloji pratiğinde bu yöntem, kan, kemik iliği, lenf düğümü ve diğer doku örneklerinden elde edilen hücrelerin yüzey ve hücre içi belirteçlerinin analizine dayanır. Çocuk yaş grubunda bağışıklık sistemi gelişimi, lösemi alt tiplerinin ayrımı, lenfomaların sınıflandırılması, immün yetmezliklerin değerlendirilmesi ve kemik iliği nakli süreçlerinin izlenmesinde önemli bir konumda bulunur. Yöntemin sunduğu hızlı, çok parametreli ve nicel veri sayesinde küçük yaş grubundaki hastaların klinik yönetimi daha sağlıklı bir zemine oturtulabilir.

Akış sitometrisinin temel çalışma prensibi, sıvı ortam içinde tek tek dizilen hücrelerin lazer ışınından geçirilmesi ve bu süreçte hücreden saçılan ışık ile floresan boyalardan yayılan sinyallerin eş zamanlı olarak ölçülmesine dayanır. İleri saçılım sinyali hücrenin büyüklüğü hakkında bilgi verirken, yan saçılım sinyali hücre içi granülarite ve karmaşıklığa ilişkin veri sunar. Floresan ile işaretlenmiş monoklonal antikorların hücre yüzeyindeki ya da hücre içindeki belirli moleküllere bağlanmasıyla farklı hücre alt grupları tanımlanabilir. Pediatrik örneklerde aynı anda sekiz, on, hatta daha fazla parametrenin değerlendirilebilmesi, küçük hacimli numunelerden çok yönlü tanısal bilginin elde edilmesine olanak tanır.

Çocuklarda akış sitometrisinin en sık başvurulduğu alanların başında akut lösemilerin tanısı ve immünofenotiplendirmesi gelir. Akut lenfoblastik lösemi ve akut miyeloid lösemi arasındaki ayrım, B hücreli ve T hücreli lenfoblastik lösemilerin sınıflandırılması, miyeloid alt tiplerin belirlenmesi bu yöntem aracılığıyla kısa sürede yapılabilir. CD19, CD10, CD20, CD22, CD79a gibi B serisi belirteçleri ile CD3, CD7, CD2, CD5 gibi T serisi belirteçleri ve CD13, CD33, CD117, miyeloperoksidaz gibi miyeloid belirteçler kullanılarak blast hücrelerinin köken aldığı seri belirlenir. Bu sınıflandırma, çocuk hastalara uygulanacak yaklaşımın belirlenmesinde ve hastalığın seyrinin öngörülmesinde temel bir basamak olarak değerlendirilir.

Lenfoma tanısında da yöntemin katkısı önemlidir. Çocukluk çağı lenfomaları arasında Hodgkin lenfoma, Burkitt lenfoma, diffüz büyük B hücreli lenfoma, lenfoblastik lenfoma ve anaplastik büyük hücreli lenfoma gibi farklı alt tipler yer alır. Lenf düğümü biyopsisi, plevra sıvısı, asit örneği ya da kemik iliği örneklerinden elde edilen hücrelerin akış sitometrisi ile değerlendirilmesi, klonalite analizi ve immünofenotipik karakterizasyon açısından değerli veriler sunar. Hafif zincir kısıtlaması, yüzey immünoglobulin ekspresyonu ve olgunluk belirteçleri lenfoma alt tipinin belirlenmesinde yol gösterici bulgular arasındadır. Histopatolojik inceleme ile birlikte yorumlanan akış sitometrisi sonuçları, daha doğru bir tanısal çerçeve oluşturulmasına katkı sağlar.

Pediatrik hematoloji alanında akış sitometrisinin bir diğer önemli kullanımı, minimal rezidüel hastalığın izlenmesidir. Lösemi yaklaşımının ardından morfolojik olarak remisyon sağlanmış görünen çocuklarda dahi düşük sayıda hastalık hücresi vücutta kalmaya devam edebilir. Çok renkli akış sitometrisi, on binde bir ya da yüz binde bir oranındaki anormal hücrelerin saptanmasına imkân verecek hassasiyette analiz sunabilir. Minimal rezidüel hastalık düzeyi, sonraki dönemde nüks riskinin değerlendirilmesinde ve yaklaşım yoğunluğunun belirlenmesinde göz önünde bulundurulan önemli verilerden biri olarak kabul edilir. Bu nedenle pediatrik onkoloji ünitelerinde sürecin belirli dönemlerinde periyodik akış sitometrisi incelemeleri planlanır.

Çocuklarda kemik iliği yetmezliği sendromlarının değerlendirilmesinde de yöntem önemli bir yer tutar. Aplastik anemi, Fanconi anemisi, doğuştan diskeratozis ve benzeri tablolarda kemik iliği hücre dağılımı, blast oranı, hücre olgunlaşma profili akış sitometrisi ile ayrıntılı biçimde incelenebilir. Paroksismal noktürnal hemoglobinüri kuşkusunda glikozilfosfatidilinozitol bağlı yüzey proteinlerinin eksikliği yine bu yöntemle değerlendirilir. Eritrosit ve granülosit yüzeyindeki CD55 ve CD59 ekspresyonunun, FLAER bağlanma örüntüsü ile birlikte yorumlanması, tanının desteklenmesinde yol gösterici olur. Bu tür inceleme, çocuk yaş grubunda nadir ama önemli bir tablo olan paroksismal noktürnal hemoglobinürinin gözden kaçmamasına katkı sağlar.

Birincil immün yetmezliklerin değerlendirilmesi, pediatrik akış sitometrisinin önemli endikasyonlarından biridir. Tekrarlayan enfeksiyonlar, kronik ishal, gelişme geriliği, alışılmadık etkenlerle gelişen enfeksiyon tabloları ve aşılara karşı atipik yanıtlar gibi bulgular doğuştan immün yetmezlik kuşkusunu gündeme getirebilir. Akış sitometrisi ile T hücre alt grupları, B hücreleri, doğal öldürücü hücreler, hafıza ve naif lenfosit oranları, regülatuar T hücre düzeyleri değerlendirilebilir. Ağır kombine immün yetmezlik kuşkusunda lenfosit alt gruplarının dağılımının incelenmesi tanı sürecini hızlandırır. Kronik granülomatöz hastalıkta nötrofillerin oksidatif patlama yanıtının dihidrorodamin testi ile akış sitometrisi üzerinde değerlendirilmesi, bu nadir tablonun belirlenmesinde temel bir araç olarak kullanılır.

HIV ile yaşayan çocuklarda CD4 ve CD8 T lenfosit sayılarının izlemi de akış sitometrisi üzerinden yapılır. CD4 hücre sayısının yaşa göre yorumlanması, klinik izlemde önemli bir parametre olarak kabul edilir. Benzer biçimde organ nakli yapılan çocuklarda bağışıklık baskılayıcı yaklaşımın etkinliği ve risk profilinin değerlendirilmesinde lenfosit alt grup analizi katkı sağlar. Kemik iliği nakli sürecinde donör ve alıcı hücrelerinin oranını gösteren kimerizm analizleri, bazı merkezlerde akış sitometrisi temelli yöntemlerle desteklenir. Nakil sonrası dönemde greft tutulumunun değerlendirilmesi, immün hücre yeniden yapılanmasının izlenmesi ve olası nüks bulgularının erken aşamada saptanması bu yöntem ile mümkün olur.

Çocuklarda örnek alınma süreci, yaş grubu ve klinik tabloya göre dikkatle planlanır. Periferik kandan yapılacak analizler için genellikle EDTA içeren tüpler tercih edilirken, kemik iliği örneklerinde heparinli tüpler kullanılır. Vücut sıvıları, beyin omurilik sıvısı ya da doku örnekleri ise hücre canlılığını koruyan uygun taşıma ortamlarında laboratuvara gönderilir. Pediatrik hastalarda numune hacminin sınırlı olabilmesi, hücre işleme aşamasında dikkatli bir planlama gerektirir. Numunelerin alındıktan sonra kısa sürede laboratuvara ulaştırılması, hücre canlılığının korunması ve sonuçların güvenilirliği açısından önemlidir. Örneklerin hatalı ısı ortamlarında bekletilmesi, hücre kaybı ve yanıltıcı sonuçlara yol açabilir.

Laboratuvar aşamasında örnekler önce eritrositlerin uzaklaştırılması için liziz işlemine tabi tutulur ya da yoğunluk gradyanı ile mononükleer hücreler ayrıştırılır. Ardından hedef antijenlere yönelik floresan işaretli monoklonal antikorlar ile boyama yapılır. Hücre içi belirteçlerin değerlendirilmesi gereken durumlarda permeabilizasyon işlemi uygulanır. Boyama tamamlandıktan sonra örnekler akış sitometresi cihazından geçirilir ve elde edilen veriler özelleşmiş yazılımlar aracılığıyla analiz edilir. Sonuçların yorumlanması, pediatrik hematoloji ve onkoloji deneyimine sahip uzmanların klinik bilgilerle birlikte değerlendirme yapmasını gerektirir. Bu nedenle akış sitometrisi, izole bir laboratuvar verisi değil, klinik bağlamla bütünleşik biçimde yorumlanan bir bilgi kaynağı olarak ele alınır.

Yöntemin avantajları arasında hızlı sonuç verme, çok parametreli analiz olanağı, küçük hücre topluluklarını saptayabilme ve nicel veriler sunabilme yer alır. Histopatolojik incelemenin sağlayamadığı bazı yüzey belirteç bilgileri akış sitometrisi ile elde edilebilir. Buna karşılık dokunun mimari yapısının değerlendirilememesi, bazı katı tümör türlerinde uygulamanın sınırlı kalması ve uygun şekilde alınmayan ya da yetersiz hacimde olan numunelerde yanıltıcı bulgular ortaya çıkabilmesi yöntemin kısıtlılıkları arasında sayılabilir. Bu nedenle akış sitometrisi, manyetik rezonans görüntüleme, bilgisayarlı tomografi, moleküler genetik testler, sitogenetik incelemeler ve histopatolojik değerlendirme gibi diğer tanısal araçlarla bütünleyici biçimde kullanılır.

Pediatrik onkoloji pratiğinde nöroblastom, rabdomyosarkom ve bazı diğer küçük yuvarlak hücreli tümörlerin değerlendirilmesinde de akış sitometrisinden yararlanılabilir. Kemik iliği tutulumunun saptanmasında, dolaşımdaki tümör hücrelerinin değerlendirilmesinde ve hastalığın yaygınlığının belirlenmesinde yöntem destekleyici veriler sunar. Çocuklarda mast hücre hastalıkları, eozinofili etiyolojisinin incelenmesi ve bazı nadir hematolojik tablolarda da akış sitometrisi tanısal sürece katkı sağlar. Allerjik hastalıkların değerlendirilmesinde bazofil aktivasyon testleri gibi özel uygulamalar bazı merkezlerde tercih edilebilir. Romatolojik hastalıklarda otoimmün süreçlerin izlenmesi ve immün hücre profilinin incelenmesi de yöntemin kullanım alanları arasında yer alır.

Çocuklarda akış sitometrisi sonuçlarının yorumlanmasında yaşa özgü referans aralıklarının kullanılması büyük önem taşır. Yenidoğan, süt çocuğu, oyun çocuğu, okul çağı ve ergenlik dönemlerinde lenfosit alt grup oranları ve mutlak sayıları farklılık gösterir. Bağışıklık sistemi gelişiminin dinamik yapısı, sonuçların yetişkin verilerine göre değil pediatrik referans değerlerine göre değerlendirilmesini gerektirir. Aynı şekilde bazı belirteçlerin ekspresyon düzeyleri ergenlik öncesi ve sonrasında farklı örüntüler sunabilir. Bu nedenle pediatrik hematoloji ve onkoloji ekibinin laboratuvar ile yakın iletişim içinde olması, sonuçların doğru biçimde yorumlanmasına katkı sağlar. Aile ile yapılan görüşmelerde sonuçların tek başına değil, klinik tablo ve diğer tetkiklerle birlikte değerlendirildiği bilgisi paylaşılır.

Aileler için akış sitometrisi süreci genellikle kaygı verici olabilir. Küçük yaş grubundaki çocuklardan kan ya da kemik iliği alınması, ailelerde endişeye yol açabilir. Hastane ortamında çocuğa uygun iletişim biçimi kullanılması, işlem öncesinde uygun şekilde hazırlık yapılması ve gerekli durumlarda sedasyon ya da analjezi desteği sunulması süreci daha kolay yönetilebilir hâle getirir. İşlemin amacı, sonuçların hangi soruları yanıtlayacağı ve sonraki süreçte hangi adımların izleneceği konularında ailelerin bilgilendirilmesi önemlidir. Akış sitometrisi sonuçlarının ortalama hazırlanma süresi merkezden merkeze farklılık gösterebilir; ancak çoğu durumda hızlı sonuç vermesi nedeniyle klinik kararların alınmasında gecikmeye yol açmaz.

Sonuç olarak çocuklarda flow sitometri, pediatrik hematoloji, onkoloji, immünoloji ve nakil pratiğinde önemli bir tanısal ve izlem aracı olarak değerlendirilmektedir. Akut lösemilerin sınıflandırılmasından lenfoma alt tiplerinin belirlenmesine, immün yetmezliklerin değerlendirilmesinden minimal rezidüel hastalığın izlenmesine kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir. Yöntemin başarısı; uygun örnek alımı, deneyimli laboratuvar ekibi, yaşa özgü referans aralıklarının dikkate alınması ve sonuçların klinik bağlam içinde yorumlanması ile yakından ilişkilidir. Bu unsurların bir araya gelmesi durumunda akış sitometrisi, çocuk yaş grubundaki hastaların değerlendirme ve izlem sürecine değerli bir katkı sunar. Pediatrik hekimlik ekibi tarafından uygun şekilde planlanan akış sitometrisi incelemeleri, kararların daha sağlam verilere dayanmasına yardımcı olur ve çocuk hastalara yönelik yaklaşımın daha bütüncül biçimde şekillendirilmesini sağlar.

Kaynakça

  1. National Center for Biotechnology Information (NCBI) - StatPearls — Akış sitometrisi yöntemi ve klinik kullanımıncbi.nlm.nih.gov/books/NBK556065
  2. National Cancer Institute (NCI) — Çocukluk çağı lösemilerinde tanı ve immünfenotiplemecancer.gov/types/leukemia/hp/child-all-treatment-pdq
  3. National Center for Biotechnology Information (NCBI/PMC) — Pediatrik hematoloji-onkolojide akış sitometrisi uygulamalarıncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6207881
  4. StatPearls - NCBI Bookshelf (National Center for Biotechnology Information, NCBI) — Akış Sitometrisi ile Kan Hücresi Tanımlamancbi.nlm.nih.gov/books/NBK608011

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

16 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.