Çocuk Hematoloji ve Onkoloji

Çocuk Kanserlerinde Genetik Danışmanlık

Çocukluk Çağı Kanserlerinde Genetik Danışmanlık Üzerine, pediatrik hasta grubunda dikkatli takip gerektiren bir tablodur.

Çocukluk çağı kanserleri, erişkin kanserlerinden hem biyolojik davranış hem de moleküler arka plan açısından belirgin farklılıklar gösteren bir hastalık grubudur. Lösemiler, lenfomalar, merkezi sinir sistemi tümörleri, nöroblastom, Wilms tümörü, retinoblastom, hepatoblastom ve sarkomlar gibi pek çok farklı kanser türü pediatrik onkoloji pratiğinde değerlendirilmektedir. Bu hastalıkların önemli bir kısmında çevresel faktörlerden ziyade genetik yatkınlık, kalıtsal sendromlar veya erken embriyonel dönemde ortaya çıkan somatik değişiklikler belirleyici rol oynamaktadır. Çocuk kanserlerinde genetik danışmanlık, hem tanı sürecinin doğru yönetilmesi hem de aileye yönelik bilgilendirme açısından çok katmanlı bir değerlendirme alanı olarak öne çıkmaktadır. Pediatrik onkoloji ekipleri, klinik genetik uzmanları ve laboratuvar bilimcileri arasındaki iş birliği, hastanın ve ailenin uzun vadeli izleminde önemli bir çerçeve oluşturmaktadır.

Genetik danışmanlık kavramı, basit bir laboratuvar testi sürecinin çok ötesinde, ailenin tıbbi öyküsünün ayrıntılı biçimde ele alındığı, soyağacının üç kuşak boyunca çıkarıldığı ve olası kalıtım örüntülerinin yorumlandığı kapsamlı bir klinik değerlendirmeyi kapsamaktadır. Çocukluk çağı kanseri tanısı konulan bir hastada, ailedeki erken yaşta görülen kanser öyküsü, akraba evliliği, birden fazla birincil tümör varlığı, sıra dışı tümör tipleri veya nadir görülen sendromik bulgular dikkatle sorgulanmaktadır. Soyağacı analizi sırasında elde edilen bilgiler, sonraki adımda uygulanacak genetik testlerin kapsamını, hangi gen panelinin tercih edileceğini ve yorumlama sürecinin yönünü doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle danışmanlık görüşmesi, çoğu durumda laboratuvar incelemesinden önce yapılan kritik bir aşamayı oluşturmaktadır.

Pediatrik onkolojide karşılaşılan tümörlerin yaklaşık yüzde 8 ile yüzde 15 arasında değişen bir oranının altında, kalıtsal kanser yatkınlık sendromlarının yer aldığı bilimsel veriler tarafından desteklenmektedir. Li-Fraumeni sendromu, retinoblastom yatkınlığı, nörofibromatozis tip 1 ve tip 2, von Hippel-Lindau hastalığı, Beckwith-Wiedemann sendromu, DICER1 sendromu, ailesel adenomatöz polipozis, Lynch sendromu, konstitüsyonel uyumsuzluk onarım eksikliği ve Fanconi anemisi gibi sendromlar bu grubun başlıca örneklerini oluşturmaktadır. Söz konusu sendromların erken tanınması, hem ilgili çocuğun ileride gelişebilecek ek tümörler açısından izlenmesini hem de aile bireylerinin risk değerlendirmesini doğrudan etkilemektedir. Genetik danışmanlık görüşmesi sırasında bu sendromlara özgü klinik bulgular, dermatolojik işaretler, dismorfik özellikler ve büyüme paterni titizlikle değerlendirilmektedir.

Retinoblastom, çocuk kanserleri içinde genetik danışmanlığın klasik örneklerinden birini oluşturmaktadır. RB1 geninde meydana gelen germline değişiklikler, hem iki taraflı hastalık tablosuna hem de yaşam boyu süren ikincil tümör riskine zemin hazırlamaktadır. Tek taraflı vakaların bir bölümünde de germline mutasyonun bulunabilmesi, moleküler incelemenin tüm retinoblastom hastalarında değerlendirilmesini önemli kılmaktadır. Benzer biçimde Wilms tümörü olgularında WT1, WT2, CTNNB1 gibi genlerin yanı sıra Beckwith-Wiedemann veya WAGR sendromu gibi tablolarla ilişkili genomik değişiklikler taranmaktadır. Hepatoblastom olgularında APC geninde germline değişiklik varlığı, ailesel adenomatöz polipozis açısından uyarıcı bir bulgu olarak değerlendirilmekte ve aileye yönelik tarama programları gündeme gelmektedir.

Lösemiler ve lenfomalar, çocukluk çağında en sık görülen kanser grupları arasında yer almaktadır. Akut lenfoblastik lösemi tanısı konulan hastalarda ETV6, PAX5, IKZF1, TP53 gibi genlerde germline değişiklikler nadiren saptanmakta; ancak saptandığında ailedeki diğer bireyler için anlamlı bilgiler sunmaktadır. Bloom sendromu, ataksi telanjiektazi, Nijmegen kırılma sendromu, Fanconi anemisi ve diskeratozis konjenita gibi DNA onarım bozuklukları, hem hematolojik maligniteler hem de solid tümörler açısından artmış yatkınlığa neden olmaktadır. Bu sendromların tanınması yalnızca onkolojik izlem açısından değil, aynı zamanda kemoterapi ve radyoterapi protokollerinin uyarlanması bakımından da belirleyicidir; çünkü etkilenen çocuklar standart tedavilere karşı artmış toksisite gösterebilmektedir.

Merkezi sinir sistemi tümörleri, çocukluk çağı solid tümörleri içinde önemli bir paya sahiptir. Medulloblastom, ependimom, düşük dereceli gliom ve atipik teratoid rabdoid tümör gibi farklı histolojik alt gruplar bulunmaktadır. SMARCB1 ve SMARCA4 genlerindeki germline değişiklikler rabdoid tümör yatkınlık sendromu ile ilişkilendirilmekte; SUFU, PTCH1 gibi genler ise Gorlin sendromu zemininde gelişen medulloblastom olgularında değerlendirilmektedir. Nörofibromatozis tip 1 zemininde optik yol gliomları ve plexiform nörofibromlar görülmekte, tip 2 zemininde ise vestibüler schwannom ve menengiom riski öne çıkmaktadır. Genetik danışmanlık süreci, bu hastalarda klinik bulguların moleküler temellerinin aydınlatılmasını ve uzun vadeli izlem protokollerinin şekillenmesini sağlamaktadır.

Sarkomlar açısından da kalıtsal yatkınlık önemli bir gündem maddesini oluşturmaktadır. Osteosarkom olgularında Li-Fraumeni sendromu, herediter retinoblastom ve Rothmund-Thomson sendromu gibi tabloların varlığı sorgulanmaktadır. Rabdomyosarkom hastalarında DICER1 sendromu, Costello sendromu ve Noonan ile ilişkili RASopati tabloları araştırılmaktadır. Ewing sarkomu tipik olarak somatik füzyon değişiklikleri ile karakterize olsa da, özellikle ailede başka kanser öykülerinin bulunduğu olgularda germline değerlendirme yapılmaktadır. DICER1 sendromu; plöropulmoner blastom, kistik nefrom, Sertoli-Leydig hücreli tümör ve tiroid nodülleri gibi geniş bir spektrumu içerdiği için, tanı konulan çocuğun yanı sıra kardeşlerin ve ebeveynlerin de değerlendirilmesi söz konusu olmaktadır.

Genetik test seçimi, klinik tabloya, soyağacı bulgularına ve mevcut laboratuvar olanaklarına göre bireyselleştirilmektedir. Tek gen analizi, hedeflenmiş gen panelleri, klinik tüm ekzom dizileme, klinik tüm genom dizileme, karyotipleme, kromozomal mikroarray analizi ve metilasyon çalışmaları gibi farklı yöntemler kullanılmaktadır. Bazı sendromlarda tek bir genin Sanger dizilemesi ile değerlendirilmesi yeterli olabilirken, fenotipi belirsiz olgularda geniş panel veya ekzom analizi gerekebilmektedir. Test sonucunda elde edilen varyantlar; patojenik, olası patojenik, klinik önemi belirsiz, olası benign ve benign şeklinde beş kategoride sınıflandırılmaktadır. Özellikle klinik önemi belirsiz varyantların aileye nasıl aktarılacağı, danışmanlık görüşmesinin en hassas konularından birini oluşturmaktadır.

Test öncesi danışmanlık görüşmesi, ailenin sürece hazırlanması bakımından temel bir basamak olarak kabul edilmektedir. Bu görüşmede testin amacı, sınırlamaları, olası sonuç senaryoları, beklenmedik bulgu olasılığı, akraba bireyler için doğurabileceği sonuçlar ve psikososyal etkiler ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Çocuk hastalarda genetik testlerin yapılması, erişkinlere kıyasla farklı etik soruları beraberinde getirmektedir; özellikle erişkin başlangıçlı kanser yatkınlık genlerinin çocuklarda incelenmesi, çocuğun gelecekteki özerklik hakkı göz önünde bulundurularak değerlendirilmektedir. Bu nedenle uluslararası kılavuzlar, çocukluk çağında klinik müdahale sağlayabilecek genlerin önceliklendirilmesini önermektedir.

Test sonrası danışmanlık aşamasında, elde edilen bulgular ailenin anlayabileceği bir dille açıklanmakta ve sonucun klinik anlamı somutlaştırılmaktadır. Patojenik bir değişiklik saptandığında, hastanın ileride karşılaşabileceği ek kanser riskleri, önerilen tarama protokolleri, görüntüleme sıklığı ve laboratuvar takibi belirlenmektedir. Sonuç ailesel bir yatkınlığa işaret ediyorsa, kardeşlerin, ebeveynlerin ve diğer birinci derece akrabaların kademeli test sürecine alınması gündeme gelmektedir. Bu süreçte test yaptırma kararı her bireyin kendi tercihi olarak ele alınmakta, baskı oluşturulmadan bilgi paylaşımı sağlanmaktadır. Aile içi iletişim, danışmanlık ekibinin desteğiyle yapılandırılmaktadır.

Kalıtsal kanser yatkınlık sendromu tanısı konulan çocuklarda izlem protokolleri, sendromun türüne göre belirgin farklılıklar göstermektedir. Örneğin Li-Fraumeni sendromu zemininde tüm vücut manyetik rezonans görüntüleme, abdominal ultrasonografi, beyin görüntülemesi ve dermatolojik muayene gibi kapsamlı bir izlem planı önerilmektedir. Beckwith-Wiedemann sendromunda batın ultrasonografisi ve alfa-fetoprotein takibi belirli yaş aralıklarında düzenli biçimde yapılmaktadır. Nörofibromatozis tip 1 olgularında oftalmolojik muayene, nörolojik değerlendirme ve büyüme takibi izlem programının önemli bileşenleridir. Sendroma özgü bu programlar, olası ikincil tümörlerin erken evrede saptanmasına katkı sağlamakta ve klinik yönetimde belirleyici bir çerçeve oluşturmaktadır.

Genetik danışmanlık sürecinin önemli bir boyutunu, kemoterapi ve radyoterapi planlaması üzerindeki etkisi oluşturmaktadır. DNA onarım bozukluğu zemininde gelişen kanserlerde, standart kemoterapi rejimlerine karşı artmış toksisite ve ikincil malignite riski söz konusu olabilmektedir. Bu nedenle moleküler tanı, tedavi protokollerinin bireyselleştirilmesinde değerlendirme aşamasına dahil edilmektedir. Hematopoetik kök hücre nakli planlanan olgularda, donörün de aynı kalıtsal yatkınlığı taşıyıp taşımadığının araştırılması özellikle akraba donörler söz konusu olduğunda önemli bir basamak olarak ele alınmaktadır. Bu tür değerlendirmeler, transplantasyon başarısı ve uzun vadeli güvenlik açısından klinik kararların şekillenmesine destek olmaktadır.

Çocuk kanserleri zemininde yapılan genetik incelemeler, yalnızca hastalığın anlaşılmasına değil, aynı zamanda hedefe yönelik moleküler yaklaşımların seçilmesine de zemin hazırlamaktadır. NTRK füzyonları, ALK değişiklikleri, BRAF mutasyonları ve IDH değişiklikleri gibi bulgular, belirli pediatrik tümör tiplerinde hedefe yönelik ajanların klinik kararlara dahil edilmesine olanak tanımaktadır. Bu noktada, somatik ve germline analizlerin birlikte yorumlanması büyük önem taşımaktadır; çünkü tümör dokusunda saptanan bir değişikliğin germline kökenli olup olmadığı, hem hasta hem de aile için farklı sonuçlar doğurmaktadır. Klinik genetik uzmanı, moleküler patolog ve pediatrik onkolog arasındaki ortak değerlendirme süreci bu nedenle önem kazanmaktadır.

Psikososyal destek, çocuk kanserlerinde genetik danışmanlık sürecinin ayrılmaz bir bileşenini oluşturmaktadır. Hastalık tanısının yarattığı ağır duygusal yükün üzerine, kalıtsal bir yatkınlığın saptanması ailelerde suçluluk, kaygı ve belirsizlik duygularını yoğunlaştırabilmektedir. Bu nedenle danışmanlık ekibi, klinik psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarıyla iş birliği içinde çalışmaktadır. Ailenin bilgileri sindirebilmesi için çoğu durumda birden fazla görüşme planlanmakta, gerektiğinde yazılı materyallerle destekleyici bilgi sunulmaktadır. Kardeşlerin sürece dahil edilmesi, ergenlik dönemindeki bireylerin karar süreçlerine katılımı ve uzun vadeli takip planının ailenin yaşam koşullarına uyarlanması, danışmanlığın insani boyutunu öne çıkaran unsurlar arasında yer almaktadır.

Etik ve hukuki çerçeve, pediatrik genetik danışmanlık uygulamalarında titizlikle gözetilmektedir. Aydınlatılmış onamın alınması, çocuğun yaşına uygun biçimde bilgilendirilmesi, verilerin gizliliği, genetik sonuçların sigorta veya istihdam gibi alanlarda nasıl ele alınacağı ulusal mevzuat çerçevesinde değerlendirilmektedir. Türkiye’de yürürlükte bulunan kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemeler ile Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen genetik hastalık tanı merkezleri yönetmelikleri, bu alandaki uygulamaların temel referans çerçevesini oluşturmaktadır. Genetik bilginin nesiller arası etkisi göz önünde bulundurularak, bilgi paylaşımı çoğu durumda bireyin onamı ekseninde yürütülmekte ve mahremiyet ilkesi merkezde tutulmaktadır.

Gelecek planlaması açısından, üreme dönemi kararları da çocuk kanserlerinde genetik danışmanlığın kapsamına girmektedir. Etkilenen bireylerin ileride çocuk sahibi olmayı düşündüğü dönemde, taşıyıcılık durumu, preimplantasyon genetik tanı seçenekleri, prenatal tanı yöntemleri ve aile planlaması konuları yeniden gündeme alınmaktadır. Bu görüşmeler, ergenlik ve genç erişkinlik döneminde tekrar planlanarak bireyin yaşam evresine uygun bilgi sunulmasını sağlamaktadır. Aynı zamanda fertilite koruma yöntemleri konusunda pediatrik onkoloji ekibiyle eş zamanlı çalışılması, hem kanser yönetimi hem de uzun vadeli üreme sağlığı açısından bütüncül bir yaklaşım sunmaktadır. Genetik danışmanlığın yaşam boyu devam eden bir süreç olarak konumlandırılması, çocuk kanserleri alanında günümüzde benimsenen çağdaş yaklaşımın temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır.

Sonuç olarak, çocuk kanserlerinde genetik danışmanlık; klinik değerlendirme, laboratuvar incelemesi, etik çerçeve, psikososyal destek ve uzun vadeli izlem boyutlarını bir araya getiren çok disiplinli bir alan olarak konumlanmaktadır. Pediatrik onkoloji pratiğinde moleküler bilginin giderek artan rolü, danışmanlık hizmetlerinin daha geniş bir hasta grubuna ulaşmasını gerektirmektedir. Klinik genetik uzmanı, pediatrik onkolog, moleküler patolog, hemşire, psikolog ve sosyal hizmet uzmanından oluşan ekiplerin koordineli çalışması, hem etkilenen çocuğun hem de ailenin bilgilendirilmiş kararlar verebilmesine zemin hazırlamaktadır. Genetik danışmanlığın bütüncül biçimde yürütülmesi, kanserle mücadele sürecinde bilimsel veriye dayalı, etik açıdan tutarlı ve insan odaklı bir yaklaşım çerçevesinin korunmasına katkı sağlamaktadır.

Kaynakça

  1. National Cancer Institute (NCI) — Çocukluk çağı kanserlerinde genetik yatkınlık sendromlarıcancer.gov/types/childhood-cancers/child-adolescent-cancers-fact-sheet
  2. National Center for Biotechnology Information, StatPearls (NCBI) — Kanser genetik danışmanlığı ve risk değerlendirmesincbi.nlm.nih.gov/books/NBK560873
  3. World Health Organization (WHO) — Çocukluk çağı kanserlerine küresel yaklaşımwho.int/news-room/fact-sheets/detail/cancer-in-children
  4. National Cancer Institute (NCI) — Kanser Riski İçin Genetik Test ve Danışmanlıkcancer.gov/about-cancer/causes-prevention/genetics/genetic-testing-fact-sheet

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

22 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.