Acil Servis

Burun Kanaması

Koru Hastanesi olarak burun kanaması yaklaşımda anterior ve posterior tampon uygulaması, koterizasyon ve altta yatan nedenlerin araştırılmasını uzman KBB ekibimizle sağlıyoruz.

Burun kanaması, tıp dilinde epistaksis olarak adlandırılan ve burun içindeki kılcal damarların çeşitli nedenlerle yırtılmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Toplumun büyük bir bölümünün hayatının bir döneminde en az bir kez deneyimlediği bu tablo, çoğu zaman birkaç dakika içinde kendiliğinden duran, basit bir olay gibi görünür. Ancak bazen tekrarlayan, durdurulması güçleşen ve altta yatan başka bir sağlık sorununun habercisi olabilen kanamalar da görülebilir. Bu nedenle burun kanamasını yalnızca anlık bir rahatsızlık olarak değil, vücudun verdiği bir sinyal olarak değerlendirmek doğru bir yaklaşım olur.

Burnun iç yüzeyi, çok yoğun bir damar ağı ile kaplıdır. Solunan havayı nemlendirmek ve ısıtmak için bu damar ağı sürekli aktif çalışır. Mukozanın hemen altında yer alan ince damarlar, küçük travmalardan, kuru havadan veya iç organlardaki dengesizliklerden çok kolay etkilenir. Özellikle burun bölmesinin ön kısmında bulunan Kiesselbach pleksusu adı verilen damar yumağı, kanamaların büyük çoğunluğunun kaynağıdır. Bu yazıda burun kanamasının kimlerde sık görüldüğü, hangi belirtilerle birlikte ortaya çıkabileceği, altta yatan nedenler ve hastane başvurusunun gerekli olduğu durumlar ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

Kimlerde Görülür?

Burun kanaması her yaş grubunda görülebilen bir tablodur. Ancak bazı yaş aralıklarında belirgin biçimde daha sık karşılaşılır. Özellikle 2 ile 10 yaş arası çocuklarda burun mukozasının ince yapısı, parmakla burun karıştırma alışkanlığı ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının sıklığı nedeniyle epistaksis çok yaygındır. Çocukluk çağında görülen kanamaların büyük bölümü ön bölgeden kaynaklanır ve genellikle hafif seyirlidir. Bu durum aileleri korkutsa da çoğu olgu basit ilk müdahale ile kontrol altına alınabilir.

Erişkinlerde ise 50 yaş üzeri grup öne çıkar. İlerleyen yaşla birlikte damar duvarlarının elastikiyetinin azalması, yüksek tansiyon (hipertansiyon) sıklığının artması ve kan sulandırıcı ilaç kullanımının yaygınlaşması, ileri yaş kanamalarının önemli sebepleri arasında yer alır. Bu yaş grubunda kanama bölgesi çoğunlukla burnun arka kısmı olduğundan, durdurulması daha zor olabilir ve hastane ortamında müdahale gerektirebilir. Menopoz döneminde mukoza kuruluğuna bağlı kanamalar da kadınlarda dikkat çeken bir durumdur.

Mesleki açıdan değerlendirildiğinde, kimyasal maddelere maruz kalan sanayi çalışanları, kuru ve tozlu ortamlarda görev yapanlar, uzun süre klimalı ofislerde bulunanlar ile sürekli uçuş yapan kabin görevlileri ve pilotlar risk grupları arasında yer alır. Ayrıca kış aylarında merkezi ısıtma sisteminin havayı kurutması, burun mukozasında çatlaklara yol açarak kanama eğilimini artırır. Sporcular, özellikle boks, basketbol, futbol gibi temas içeren spor dallarında yarışanlar travmaya bağlı epistaksis açısından dikkatli olmalıdır.

Bazı kronik hastalıkların varlığı da kanama eğilimini artıran etmenler arasındadır. Karaciğer yetmezliği, böbrek hastalıkları, lösemi ve trombosit fonksiyon bozuklukları olan bireylerde burun kanaması daha sık ve daha şiddetli seyredebilir. Aspirin, klopidogrel, varfarin veya yeni nesil oral antikoagülan ilaç kullanan hastalar da bu açıdan özel bir grup oluşturur. Bu kişilerde küçük bir tetikleyici bile uzun süreli kanamaya neden olabilir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Burun kanamasının en bilinen belirtisi, burnun bir veya iki deliğinden gelen kan akıntısıdır. Ancak klinik tablo her zaman bu kadar basit ilerlemez. Bazı hastalarda kan, burundan dışarı akmak yerine geniz yoluyla boğaza doğru ilerler. Bu durum özellikle arka bölge kanamalarında belirgindir ve kişi farkına varmadan ciddi miktarda kan yutabilir. Mide bulantısı, kusma ve siyah renkli dışkı şeklinde kendini gösteren bulgular, gizli kalmış arka kanamaların habercisi olabilir.

Kanamanın şiddeti ve süresi tabloyu belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Birkaç damla şeklinde başlayan ve kısa sürede duran kanamalar genellikle endişe verici değildir. Ancak yirmi dakikayı aşan, sürekli ve berrak kırmızı renkte akan kanamalar, daha büyük bir damarın etkilendiğini düşündürür. Eş zamanlı olarak baş dönmesi, halsizlik, çarpıntı, ciltte solukluk ve soğuk terleme gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa, vücudun kan kaybına yanıt verdiği anlaşılır. Bu durumda zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir.

Eşlik eden bulgular tanı sürecinde belirleyici unsurdur. Burun tıkanıklığı, tek taraflı koku alma kaybı, yüzde şişlik veya ağrı, kanamanın yapısal bir sorundan kaynaklandığını düşündürebilir. Sık tekrarlayan ve özellikle aynı taraftan gelen kanamalar, burun içinde bir kitle veya polip varlığı açısından mutlaka değerlendirilmelidir. Çocuklarda burun deliğinden gelen kötü kokulu akıntı ile birlikte kanama, yabancı cisim varlığının önemli bir göstergesidir.

Sistemik belirtiler de göz ardı edilmemelidir. Diş etlerinde kanama, ciltte morluklar, kesilerin geç durması ve kadınlarda uzun süreli adet kanamaları gibi bulgular burun kanaması ile birlikte görülüyorsa, pıhtılaşma sisteminde bir aksaklık akla gelir. Bu tür durumlarda yalnızca kanamayı durdurmak yeterli olmaz, altta yatan sorunun da araştırılması gerekir. Ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı gibi genel belirtilerin eşlik etmesi ise hematolojik hastalıklar açısından dikkat çekici bir tablo oluşturur.

Nedenleri Nelerdir?

Burun kanamasının nedenleri lokal ve sistemik olmak üzere iki ana grupta incelenir. Lokal nedenler doğrudan burun bölgesi ile ilgilidir. Bunların başında travma gelir. Burun karıştırma alışkanlığı, sert mendil kullanımı, darbe sonucu oluşan kırıklar ve cerrahi girişimler sık karşılaşılan tetikleyiciler arasındadır. Özellikle çocuklarda parmakla burun karıştırma, ön bölgedeki ince damarların kolayca yaralanmasına yol açar. Kuru iklim koşulları ve klimalı ortamlarda uzun süre bulunma da mukozanın çatlamasına neden olarak kanama riskini artırır.

Burun içi yapısal sorunlar da önemli bir grup oluşturur. Septum deviasyonu adı verilen burun bölmesinin eğriliği, hava akımının düzensiz dağılmasına ve belirli bölgelerde mukozanın kurumasına neden olur. Bu bölgelerde zamanla çatlaklar ve kanamaya yatkın alanlar gelişir. Burun içi polipleri, kronik sinüzit, alerjik rinit ve burunda iyi veya kötü huylu kitleler de tekrarlayan kanamaların altında yatabilir. Yabancı cisimler özellikle küçük çocuklarda tek taraflı, kokulu akıntı ile birlikte gelen kanamaların nadir olmayan sebebidir.

Sistemik nedenler arasında en sık görüleni kontrolsüz hipertansiyondur. Yüksek tansiyon, burun arka bölgesindeki damarlarda basıncın artmasına ve kolay yırtılmasına yol açar. Bu nedenle özellikle ileri yaş hastalarında tansiyon takibi büyük önem taşır. Kan pıhtılaşma bozuklukları, karaciğer hastalıkları, böbrek yetmezliği ve bazı kemik iliği hastalıkları da kanama eğilimini artıran tablolar arasındadır. Hemofili gibi kalıtsal pıhtılaşma bozukluğu olan bireylerde küçük travmalar bile uzun süreli ve şiddetli kanamalara neden olabilir.

İlaç kullanımı günümüzde göz ardı edilmemesi gereken bir başlıktır. Aspirin, klopidogrel, varfarin, yeni nesil oral antikoagülanlar ve bazı ağrı kesiciler pıhtılaşma sistemini etkileyerek burun kanamasına zemin hazırlar. Bunların yanı sıra burun spreyi olarak kullanılan kortizonlu ilaçların uzun süreli ve yanlış teknikle uygulanması, mukozada incelmeye ve kanamaya yol açabilir. Aşağıda burun kanamasını tetikleyen başlıca etmenler özetlenmiştir:

  • Burun karıştırma, hapşırma ve sert sümkürme gibi mekanik etkiler
  • Kuru hava, merkezi ısıtma ve yüksek irtifa koşulları
  • Üst solunum yolu enfeksiyonları ve alerjik rinit atakları
  • Kontrolsüz hipertansiyon ve damar sertliği
  • Kan sulandırıcı ilaçlar ve uzun süreli ağrı kesici kullanımı
  • Burun bölmesi eğriliği, polip ve burun içi kitleler

Tanı Nasıl Konulur?

Burun kanamasında tanı süreci, ayrıntılı bir öykü alma ile başlar. Hekim öncelikle kanamanın ne zaman başladığını, ne kadar sürdüğünü, hangi sıklıkla tekrarladığını ve hangi tarafta yaşandığını sorgular. Eş zamanlı olarak kullanılan ilaçlar, geçirilmiş ameliyatlar, kronik hastalıklar ve aile öyküsü değerlendirilir. Hastanın mesleği, çalışma ortamı ve günlük alışkanlıkları da tanıya yön veren önemli ipuçları sunar. Bu ayrıntılı sorgulama, basit görünen bir kanamanın altında yatan ciddi bir sorunu açığa çıkarabilir.

Fizik muayene aşamasında burun içi, ön rinoskopi adı verilen yöntemle incelenir. Bu sırada burun deliğinden bakılarak ön bölgedeki kanama odağı, mukoza durumu ve olası yapısal sorunlar değerlendirilir. Eğer ön muayenede kanama kaynağı bulunamazsa, endoskopik inceleme yapılır. Esnek veya rijit endoskoplar yardımıyla burnun arka bölgeleri, geniz ve sinüs ağızları ayrıntılı biçimde gözlenir. Endoskopik inceleme arka kanamaların yerini saptamak ve tedavi planlamak açısından belirleyici unsurdur.

Laboratuvar tetkikleri tanı sürecinin tamamlayıcı parçasıdır. Tam kan sayımı ile anemi varlığı ve trombosit düzeyi değerlendirilir. Pıhtılaşma testleri olan PT, aPTT ve INR değerleri, kanama eğilimini gösteren temel parametrelerdir. Karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, sistemik nedenleri araştırmak için gereklidir. Tekrarlayan veya açıklanamayan kanamalarda hematoloji konsültasyonu istenebilir. Bu tetkikler sayesinde gizli kalmış pıhtılaşma bozuklukları erken dönemde tespit edilebilir.

Görüntüleme yöntemleri özellikle travma sonrası veya yapısal sorun şüphesinde devreye girer. Bilgisayarlı tomografi burun ve sinüslerin ayrıntılı incelenmesini sağlar, kırıkları, polipleri ve kitleleri net biçimde gösterir. Manyetik rezonans görüntüleme ise yumuşak doku ayrımı gerektiren durumlarda tercih edilir. Damarsal bir patolojiden şüpheleniliyorsa anjiyografi yapılabilir. Bu inceleme hem tanı koymak hem de gerektiğinde aynı seansta tedavi uygulamak açısından önemli bir araçtır.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Burun kanaması çoğu zaman zararsız bir tablo olarak değerlendirilse de bazı durumlarda ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Bunların başında kan kaybına bağlı anemi gelir. Özellikle sık tekrarlayan ve fark edilmeden boğaza doğru ilerleyen kanamalarda, hasta uzun süre içinde belirgin miktarda kan kaybedebilir. Halsizlik, çarpıntı, nefes darlığı ve egzersiz toleransında azalma gibi belirtiler bu durumun habercisi olabilir. İleri yaş hastalarında anemi, kalp ve dolaşım sistemine ek yük bindirerek mevcut hastalıkları kötüleştirebilir.

Akut ve şiddetli kanamalarda hipovolemik şok tablosu gelişebilir. Kan basıncının düşmesi, nabzın hızlanması, bilinç bulanıklığı ve idrar miktarında azalma bu tablonun klasik bulgularıdır. Özellikle arka bölge kanamalarında ve antikoagülan ilaç kullanan hastalarda bu risk daha belirgindir. Solunum yoluna kaçan kanın yol açtığı aspirasyon pnömonisi de ciddi bir komplikasyon olarak karşımıza çıkar. Yaşlı, bilinci kapalı veya yutma güçlüğü olan bireylerde bu risk yüksektir.

Tedavi sürecinde uygulanan girişimler de bazı yan etkilere zemin hazırlayabilir. Burun tamponları uzun süre yerinde kaldığında, sinüs enfeksiyonlarına, orta kulak iltihabına ve nadiren toksik şok sendromuna yol açabilir. Koterizasyon işlemleri uygun yapılmadığında septum perforasyonu adı verilen burun bölmesinde delinmeye neden olabilir. Bu durum ilerleyen dönemde ıslık çalar gibi ses çıkarma, kuruluk ve tekrarlayan kanamalar şeklinde rahatsızlık yaratır. Komplikasyon riskini azaltmak için tedavi mutlaka deneyimli ekipler tarafından yürütülmelidir.

Psikososyal etkiler de göz ardı edilmemesi gereken bir başlıktır. Özellikle çocuklarda ve genç bireylerde tekrarlayan burun kanamaları, sosyal ortamlarda utanç ve kaygıya yol açabilir. Okul, iş ve spor yaşamında kısıtlamalara neden olabilir. Ailelerin endişe düzeyi artar, çocuklar gereksiz biçimde aktivitelerden uzak tutulabilir. Bu nedenle tedavi yalnızca fiziksel boyutla sınırlı kalmamalı, hastanın yaşam kalitesini bütünüyle ele alan bir yaklaşımla yürütülmelidir.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Burun kanamalarının büyük çoğunluğu evde uygulanan basit önlemlerle durdurulabilir. Burun kanatlarını başparmak ve işaret parmağı ile yaklaşık on dakika boyunca sıkıca tutmak, başı hafifçe öne eğmek ve ağızdan nefes almak temel ilk müdahale adımlarıdır. Ancak bazı durumlarda evde yapılan müdahaleler yeterli olmaz ve hızlı biçimde sağlık kuruluşuna başvurmanız gerekir. Yirmi dakikadan uzun süren ve azalmayan kanamalar mutlaka değerlendirilmelidir.

Kanama sırasında baş dönmesi, bulanık görme, çarpıntı, soğuk terleme veya bayılma hissi yaşıyorsanız vakit kaybetmeden acil servise gitmelisiniz. Bu belirtiler vücudunuzun ciddi miktarda kan kaybettiğinin işaretidir. Aynı şekilde ağzınızdan büyük miktarda kan tükürüyorsanız veya kanın boğazınızdan sürekli geldiğini hissediyorsanız, durum arka bölge kanamasını düşündürür ve acil müdahale gerektirir. Bu tabloda evde beklemek değerli zamanın kaybedilmesine yol açabilir.

Kafa veya yüz travması sonrası gelişen burun kanamalarında ek bir uyarı söz konusudur. Şeffaf, su gibi bir akıntının kanla karışık biçimde gelmesi, kafa tabanı kırığı ve beyin omurilik sıvısı kaçağı açısından önemli bir bulgudur. Bu durumda yatağa yatmak yerine dik oturmalı ve en kısa sürede acil servise başvurmalısınız. Trafik kazası, yüksekten düşme veya darbe sonrası başlayan kanamalar her zaman ciddi kabul edilmeli ve görüntüleme yöntemleri ile değerlendirilmelidir.

Kronik hastalığı olan ve düzenli ilaç kullanan bireyler özel bir gruptur. Kan sulandırıcı ilaç kullananlar, hipertansiyon hastaları, karaciğer veya böbrek yetmezliği olan kişiler kanama durumunda kendi başlarına müdahale etmeye çalışmak yerine hekime başvurmalıdır. Aşağıda hastane başvurusu gerektiren başlıca durumlar sıralanmıştır:

  • Yirmi dakikayı aşan ve durdurulamayan kanama atakları
  • Travma sonrası başlayan ve şeffaf akıntı ile karışan kanamalar
  • Çarpıntı, baş dönmesi, bayılma hissi ile birlikte gelen kanamalar
  • Kan sulandırıcı ilaç kullanırken gelişen tekrarlayan kanamalar
  • Çocuklarda tek taraflı, kokulu akıntıyla birlikte görülen kanamalar
  • Ciltte morluk ve diş eti kanaması gibi sistemik bulgulara eşlik eden tablolar

Son Değerlendirme

Burun kanaması, çoğu olguda basit önlemlerle yönetilebilen ancak bazen ciddi bir hastalığın habercisi olabilen bir tablodur. Yaşa, eşlik eden hastalıklara ve kullanılan ilaçlara göre seyri farklılaşır. Kanamanın süresi, miktarı ve eşlik eden bulgular değerlendirilmeden tek tip bir yaklaşım benimsenmesi doğru olmaz. Tekrarlayan veya şiddetli kanamalarda mutlaka burun ve sinüs hastalıkları konusunda deneyimli bir ekip tarafından ayrıntılı muayene ve gerektiğinde ileri tetkik yapılmalıdır. Erken değerlendirme hem mevcut atağı kontrol altına almak hem de altta yatan nedenleri belirlemek açısından önem taşır.

Koru Hastanesi Acil Servis bölümünde uzman hekimlerimiz, burun kanaması gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Burnum durup dururken kanıyor, neden oluyor olabilir?
Burun kanamasının en yaygın sebebi burun içindeki ince damarların kuruması veya tahriş olmasıdır. Genellikle kuru hava, burnu karıştırma, sümkürme veya basit bir darbe sonucu damarlar çatlayabilir.
Burun kanaması başladığında ilk ne yapmalıyım?
Sakin olun ve hafifçe öne doğru eğilin; asla kafanızı geriye atmayın. Burnunuzun yumuşak olan alt kısmını baş parmağınız ve işaret parmağınızla yaklaşık 5-10 dakika boyunca sıkıca tutun.
Burun kanaması ölümcül bir şey mi?
Çoğu burun kanaması basit nedenlere bağlıdır ve tehlikeli değildir. Ancak kanama çok şiddetliyse, uzun süre durmuyorsa veya bir kaza sonrası meydana geldiyse mutlaka bir sağlık kuruluşuna görünmek gerekir.
Burnum kanadığında kafamı neden geriye atmamalıyım?
Kafayı geriye atmak kanın genzinize ve boğazınıza akmasına neden olur. Bu durum kanı yutmanıza, midenizin bulanmasına veya kanın nefes borunuza kaçma riski nedeniyle öksürük krizine yol açabilir.
Sürekli burun kanaması yaşıyorum, bende ciddi bir hastalık mı var?
Sık tekrarlayan kanamalar genellikle burun kuruluğu veya damar zayıflığından kaynaklanır. Yine de tansiyon yüksekliği veya kanın pıhtılaşmasını engelleyen durumlar için bir uzmana danışmanızda fayda vardır.
Hangi durumlarda burun kanaması için acile gitmeliyim?
Eğer 20 dakikadan uzun süredir baskı uygulamanıza rağmen kanama durmadıysa, kanama çok fazlaysa veya şiddetli bir kafa travması sonrası başladıysa hemen acile başvurmalısınız.
Çocuklarda burun kanaması neden daha sık olur?
Çocuklarda burun dokusu çok hassastır ve damarlar yüzeye yakındır. Özellikle burun karıştırma, oyun sırasında çarpma veya üst solunum yolu enfeksiyonları çocuklarda kanamayı tetikleyen en yaygın etkenlerdir.
Hamilelikte burun kanaması normal mi?
Evet, hamilelik döneminde artan kan hacmi ve değişen hormonlar burun içindeki damarları genişleterek hassaslaştırabilir. Bu yüzden hamilelerde hafif burun kanamaları sık görülen bir durumdur.
Yaşlılarda burun kanaması neden daha riskli olabilir?
Yaşlılarda damarlar daha kırılgandır ve genellikle tansiyon ilacı veya kan sulandırıcı (antikoagülan) kullanımı yaygındır. Bu ilaçlar kanamanın durmasını zorlaştırabilir, bu yüzden dikkatli olunmalıdır.
Burun kanaması tansiyon yüksekliğinden olur mu?
Evet, yüksek tansiyon (hipertansiyon) damar basıncını artırdığı için burun kanamasını tetikleyebilir. Özellikle tansiyonunuz aniden yükseldiğinde burnunuz kanıyorsa, tansiyonunuzu kontrol ettirmeniz iyi olur.
Vitamin eksikliği burun kanaması yapar mı?
C ve K vitamini gibi bazı vitaminlerin eksikliği damar sağlığını ve kanın pıhtılaşma mekanizmasını etkileyebilir. Yine de burun kanamasının tek sebebi genellikle vitamin eksikliği değildir.
Stres burun kanamasına yol açar mı?
Stres doğrudan kanamaya neden olmasa da, tansiyonu yükselterek veya kişiyi burnunu karıştırmaya zorlayarak dolaylı yoldan kanamayı tetikleyebilir.
Burnum kanadığında burnuma buz koymak işe yarar mı?
Evet, burun üzerine veya enseye buz kompresi yapmak damarların büzülmesini sağlayarak kanamanın daha hızlı durmasına yardımcı olabilir. Ancak buzu doğrudan cilde değil, bir beze sararak uygulamalısınız.
Burun kanamasından nasıl korunurum?
Burun içini nemli tutmak için tuzlu su spreyleri kullanabilir, çok kuru havalarda ortamı nemlendirebilir ve burnunuzu karıştırmaktan kaçınabilirsiniz.
Kan sulandırıcı ilaç kullanıyorum, burnum kanarsa ne yapmalıyım?
Kan sulandırıcı ilaçlar kanamanın durmasını geciktirebilir. Eğer kanama baskıya rağmen birkaç dakika içinde durmuyorsa, mutlaka doktorunuza danışarak bir sağlık merkezine gitmelisiniz.
Burun kanaması bulaşıcı mıdır?
Hayır, burun kanaması bulaşıcı bir hastalık değildir. Tamamen kişisel damar yapınız veya dış etkenlerle ilgili bir durumdur.
Burun kanaması genetik mi, ailemde varsa bana da geçer mi?
Bazı kan pıhtılaşma bozuklukları veya damar yapısını etkileyen durumlar kalıtsal olabilir. Ancak çoğu basit burun kanaması genetik değil, çevresel faktörlere bağlıdır.
Burun kanaması sonrası spor yapabilir miyim?
Kanama durduktan sonra birkaç saat ağır egzersizden, eğilmekten ve burnu sümkürmekten kaçınmalısınız. Kan damarlarının iyileşmesi için kendinizi zorlamamanız önemlidir.
Burun kanaması sonrası burnumun içine bir şey sürmeli miyim?
Doktorunuz önermediği sürece burnunuzun içine herhangi bir şey sokmamalısınız. Nemlendirme için sadece eczanelerde satılan basit okyanus suları veya tuzlu su spreyleri kullanılabilir.
Burun kanaması ile geniz akıntısı arasında bir bağ var mı?
Geniz akıntısı burun içini tahriş edebilir veya sürekli sümkürmeye neden olabilir. Bu tahriş de damarların çatlamasına ve kanamaya zemin hazırlayabilir.
WhatsApp Online Randevu