Göz Hastalıkları

Vertikal Şaşılık

Vertikal Şaşılık, klinik bulgularıyla dikkat çeken ve doğru değerlendirme gerektiren bir durumdur. Klinik özellikleri ve değerlendirme yaklaşımını öğrenin.

Vertikal şaşılık, gözlerin yatay eksenlerinden farklı olarak dikey düzlemde birbirinden ayrışması durumunu tanımlayan bir göz hizalanma bozukluğudur. Klinik pratikte dikey şaşılık olarak da anılan bu tablo, gözlerden birinin diğerine kıyasla yukarıda ya da aşağıda konumlanmasıyla karakterizedir. Yatay şaşılık türleri kadar sık görülmese de tanı ve yönetim sürecinde daha karmaşık bir yaklaşım gerektirdiği bilinmektedir. Bu tür bir bozukluk, kişinin görme kalitesini olumsuz etkileyebileceği gibi baş pozisyonunda değişikliklere, çift görmeye ve derinlik algısı sorunlarına da yol açabilmektedir. Göz sağlığı açısından erken dönemde ayrıntılı değerlendirme yapılması önem taşımaktadır.

Dikey şaşılık, temelde bir gözün diğerine göre yukarı ya da aşağı kaymasıyla ortaya çıkar. Yukarı kayan göz için hipertropya, aşağı kayan göz için ise hipotropya terimleri kullanılır. Bazı olgularda kayma sürekli görülürken bazılarında yalnızca belirli bakış yönlerinde ya da yorgunlukla birlikte belirginleşebilir. Latent formda seyreden hiperforya ya da hipoforya adı verilen durumlar ise ancak binoküler görme bozulduğunda ortaya çıkan gizli kaymalardır. Bu ayrımlar, hastanın klinik değerlendirmesi sırasında dikkatle ele alınır ve uygun yönetim planının oluşturulmasında belirleyici rol oynar.

Vertikal şaşılığın altında yatan mekanizmalar oldukça çeşitlidir. Gözün dikey hareketlerinden sorumlu kaslar arasında üst rektus, alt rektus, üst oblik ve alt oblik kasları yer almaktadır. Bu kasların işlevindeki bir bozukluk, sinirsel iletimdeki bir aksaklık ya da yapısal bir anomali, dikey hizalanma sorununa neden olabilmektedir. Konjenital olarak kas gelişimindeki yetersizlikler, doğum travmaları, tiroid ilişkili orbitopati, kraniyal sinir felçleri ve orbita kırıkları gibi çok farklı etkenler bu tabloyu tetikleyebilmektedir. Nörolojik hastalıklarla birlikte ortaya çıkan olgular ise ayrıntılı bir sistemik değerlendirmeyi gerektirmektedir.

Klinik pratikte en sık karşılaşılan nedenlerden biri dördüncü kraniyal sinir olan troklear sinir felcidir. Üst oblik kasını çalıştıran bu sinirin fonksiyonundaki kayıp, etkilenen tarafın yukarı doğru sapmasına ve özellikle karşı tarafa bakışta belirgin çift görmeye yol açmaktadır. Hasta genellikle çift görmeyi azaltmak için başını karşı omuza doğru eğme eğilimindedir. Bu karakteristik baş pozisyonu, tanı sürecinde önemli bir ipucu oluşturmaktadır. Bir diğer sık neden olan Brown sendromu, üst oblik tendon kılıfındaki mekanik kısıtlamayla ilişkili olup gözün burun tarafına bakışta yukarı hareketinin kısıtlanmasıyla kendini gösterir.

Dissosiye vertikal deviasyon olarak bilinen tablo ise özellikle erken çocukluk döneminde başlayan şaşılık olguları içinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu durumda kapatılan gözün yavaşça yukarı kayması söz konusudur ve klasik şaşılık kurallarıyla açıklanamaz. Genellikle iki taraflı olarak gözlenir ancak asimetrik seyredebilir. Görme sisteminin erken dönemde uygun binoküler işlevi kazanamamasıyla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu tabloda kayma sürekli olabileceği gibi zaman zaman belirginleşen bir seyir de gösterebilmektedir. Uygun izlem ve yönetim planı, çocukluk çağında ayrıntılı bir muayeneyle şekillendirilmektedir.

Yetişkin dönemde ortaya çıkan dikey şaşılıklarda edinsel nedenler ön plandadır. Tiroid göz hastalığında ekstraoküler kaslardaki inflamasyon ve fibrozis sonucu özellikle alt rektus kasının kısıtlanması sık görülmekte ve etkilenen gözün aşağı kaymasına neden olmaktadır. Miyastenia gravis gibi nöromusküler hastalıklarda ise değişken bir kayma tablosu izlenmekte, bulgular gün içinde dalgalanma gösterebilmektedir. Orbita tabanı kırıklarında alt rektus kası ya da çevresindeki yumuşak dokular kırık hattına sıkışabilmekte ve yukarı bakış kısıtlılığı ile çift görmeye yol açabilmektedir. Bu tür olgularda hem oftalmolojik hem de görüntüleme temelli değerlendirme birlikte yürütülmektedir.

Vertikal şaşılığın en belirgin bulguları arasında çift görme, göz yorgunluğu, bulanık görme, baş ağrısı ve karakteristik baş pozisyonu değişiklikleri yer almaktadır. Çift görme, özellikle edinsel olgularda hastanın günlük yaşamını olumsuz etkileyen başlıca yakınmadır. Merdiven inme, araç kullanma, okuma gibi derinlik algısı gerektiren aktivitelerde zorluk hissedilebilmektedir. Çocuklarda ise durum farklı seyredebilmektedir. Görsel sistemin uyum yeteneği sayesinde çocuk hastalar çift görmeyi baskılayarak zamanla bir gözü kullanmayı tercih edebilmektedir. Bu durum, uzun vadede tembel göz olarak bilinen ambliyopiye zemin hazırlayabilmektedir.

Baş pozisyonu değişikliği, dikey şaşılık olgularının tanınmasında önemli bir bulgudur. Hastalar, iki gözü tek bir görüntüde birleştirebilmek için başlarını belirli bir yöne eğme ya da çevirme eğilimindedir. Troklear sinir felcinde başın karşı omuza eğilmesi, üst oblik kas fonksiyonundaki kaybı kısmen dengelemektedir. Uzun süreli baş pozisyonu değişikliği çocuklarda boyun kaslarında asimetrik gelişime ve postür bozukluklarına yol açabilmekte, bu nedenle erken dönemde değerlendirme büyük önem taşımaktadır. Aile bireylerinin çocuğun oturma, oyun oynama ve televizyon izleme sırasındaki baş pozisyonunu gözlemlemesi tanısal süreçte yardımcı olmaktadır.

Tanı sürecinde ayrıntılı bir oftalmolojik muayene esas alınmaktadır. Görme keskinliği ölçümü, göz hareketlerinin tüm yönlerde değerlendirilmesi ve örtme testleri temel muayene basamaklarını oluşturmaktadır. Örtme testi, kaymanın manifest mi yoksa latent mi olduğunun ayırt edilmesinde belirleyici bir yöntemdir. Prizma örtme testi ile kaymanın miktarı derece cinsinden ölçülmekte, farklı bakış yönlerinde ve baş pozisyonlarında yapılan değerlendirmelerle kayma paterni belirlenmektedir. Üç adım testi olarak bilinen Parks üç adım yöntemi ise özellikle dikey şaşılıklarda etkilenen kasın belirlenmesinde klinik olarak önemli bir yaklaşımdır.

Ek incelemeler arasında Hess perdesi, Lancaster kırmızı yeşil testi ve fundus torsiyon değerlendirmesi yer almaktadır. Bu testler, kas fonksiyonlarının haritalanmasında ve sikloforya ya da siklotropya adı verilen torsiyonel kaymaların ortaya konmasında değerlidir. Nörolojik nedenlerden şüphelenildiğinde manyetik rezonans görüntüleme ya da bilgisayarlı tomografi gibi radyolojik yöntemler istenebilmektedir. Tiroid ilişkili orbitopatide kan tetkikleri ve orbita görüntülemesi tanının netleştirilmesinde önemli rol oynamaktadır. Miyastenia gravis şüphesinde ise buz testi, tensilon testi ve serolojik incelemeler yapılabilmektedir. Multidisipliner değerlendirme, altta yatan sistemik hastalıkların yönetiminde belirleyici olmaktadır.

Yönetim yaklaşımı, altta yatan nedene, kaymanın miktarına, hastanın yaşına ve semptomların şiddetine göre bireyselleştirilmektedir. Küçük açılı kaymalarda ve latent formlarda prizmatik gözlük camları öncelikli seçenek olarak değerlendirilmektedir. Prizmatik camlar, ışığı belirli bir açıyla kırarak iki gözden gelen görüntülerin beyinde tek bir görüntü olarak birleşmesine katkı sağlamaktadır. Bu yaklaşım özellikle troklear sinir felcinin erken döneminde ve stabil seyirli küçük kaymalarda hastanın yaşam kalitesini olumlu etkilemektedir. Prizmatik camların adaptasyonu birkaç haftalık bir süreç gerektirebilmekte, bu dönemde düzenli kontrol önem taşımaktadır.

Edinsel olgularda özellikle akut dönemde bir gözün geçici olarak kapatılması, çift görme şikayetini azaltmak amacıyla önerilebilmektedir. Ancak bu yaklaşım geçici bir çözüm olarak kabul edilmekte ve uzun süreli uygulamalar tercih edilmemektedir. Botulinum toksin uygulamaları, özellikle sinir felçlerinin akut döneminde ve seçilmiş olgularda kas dengesizliğinin geçici olarak düzeltilmesine katkı sağlayabilmektedir. Bu uygulamalar deneyimli merkezlerde ve uygun endikasyonlarda değerlendirilmektedir. Ortoptik egzersizler ise dikey şaşılıklarda yatay şaşılıklara kıyasla daha sınırlı bir yer tutmakta, seçilmiş olgularda destekleyici olarak uygulanabilmektedir.

Kayma miktarının belirgin olduğu, konservatif yöntemlerle yeterli düzelmenin sağlanamadığı ya da çift görmenin günlük yaşamı önemli ölçüde etkilediği olgularda cerrahi yaklaşım gündeme gelebilmektedir. Cerrahi planlama, ayrıntılı ölçümler ve etkilenen kasların belirlenmesi sonrasında yapılmaktadır. Amaç, gözlerin birincil bakış pozisyonunda hizalanmasının sağlanması, çift görmenin en aza indirilmesi ve baş pozisyonunun düzeltilmesidir. Etkilenen kasa yönelik zayıflatma, güçlendirme ya da transpozisyon işlemleri uygulanabilmektedir. Ayarlanabilir dikiş tekniği ise özellikle yetişkin hastalarda ameliyat sonrası ince ayar imkanı sunması nedeniyle tercih edilebilmektedir.

Cerrahi sonrası dönemde hastaların düzenli aralıklarla takibi gerekmektedir. Erken dönemde göz kapaklarında hafif şişlik, kızarıklık ve batma hissi görülebilmekte, bu şikayetler zamanla azalmaktadır. Uzun vadeli sonuçların değerlendirilmesi için birkaç ay süren bir izlem dönemi gerekmektedir. Bazı olgularda kaymanın tam olarak düzeltilememesi ya da zamanla nüks etmesi nedeniyle ek girişimler gündeme gelebilmektedir. Bu nedenle hastaların cerrahi öncesinde beklentileri konusunda ayrıntılı olarak bilgilendirilmesi önemlidir. Multidisipliner yaklaşım, özellikle sistemik hastalıklara ikincil gelişen olgularda cerrahi zamanlamasının belirlenmesinde belirleyici olmaktadır.

Çocukluk çağında ortaya çıkan dikey şaşılıklarda görsel gelişim döneminin özellikleri göz önünde bulundurulmaktadır. Görsel korteks olgunlaşması sürerken ortaya çıkan hizalanma bozuklukları, uygun binoküler görme gelişimini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle çocuklarda erken tanı ve zamanında yönetim, uzun vadeli görme kalitesi açısından önem taşımaktadır. Ambliyopi gelişimi riski bulunan olgularda kapama tedavileri ve refraksiyon kusurlarının düzeltilmesi öncelikli olarak ele alınmaktadır. Aile eğitimi, düzenli göz muayenelerine devam edilmesi ve gerekli durumlarda hızlı yönlendirme, çocuk göz sağlığının korunmasında temel unsurlar olarak öne çıkmaktadır.

Yetişkin hastalarda dikey şaşılık, yalnızca kozmetik bir sorun olarak değil aynı zamanda önemli bir işlevsel bozukluk olarak değerlendirilmektedir. Çift görme, sürücülük, ince işçilik gerektiren meslekler ve okuma gibi günlük aktiviteleri belirgin şekilde etkileyebilmektedir. Baş pozisyonu değişikliği zamanla boyun ağrısı, sırt kaslarında gerginlik ve postüral sorunlara yol açabilmektedir. Sosyal etkileşimde göz kontağı kurma zorluğu, psikolojik açıdan da olumsuz etkiler oluşturabilmektedir. Bu nedenle yaklaşım planı, hastanın yalnızca oftalmolojik değil bütüncül yaşam kalitesi göz önünde bulundurularak şekillendirilmektedir.

Vertikal şaşılığın önlenmesi büyük ölçüde altta yatan risk faktörlerinin kontrolüne bağlıdır. Tiroid ilişkili göz hastalığı olan bireylerde tiroid fonksiyonlarının düzenli izlenmesi, sigara kullanımının bırakılması ve uygun oftalmolojik takip önemli koruyucu yaklaşımlardır. Kafa ve orbita travmalarında koruyucu ekipman kullanımı, iş güvenliği kurallarına uyulması ve trafik güvenliği önlemleri, bu tür kayma tablolarının önlenmesine katkı sağlamaktadır. Diyabet, hipertansiyon gibi vasküler risk faktörlerinin kontrolü ise erişkin dönemde ortaya çıkan sinir felçlerinin sıklığını azaltıcı etki göstermektedir. Nörolojik semptomların erken fark edilmesi, altta yatan hastalıkların zamanında yönetimi açısından belirleyicidir.

Sonuç olarak dikey şaşılık, farklı yaş gruplarında ve çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilen, ayrıntılı değerlendirme gerektiren bir göz hizalanma bozukluğudur. Doğuştan gelen olgulardan edinsel nörolojik nedenlere, sistemik hastalıklardan travmatik tablolara kadar geniş bir yelpazede karşılaşılabilmektedir. Klinik değerlendirme, uygun testlerle desteklenen tanı süreci ve bireyselleştirilmiş yaklaşım planı, hasta memnuniyetinin ve işlevsel sonuçların iyileştirilmesinde belirleyici olmaktadır. Erken dönemde göz sağlığı uzmanına başvuru, hem çocuk hem de yetişkin hastalarda görsel işlevin korunması ve yaşam kalitesinin desteklenmesi bakımından önem taşımaktadır. Multidisipliner yaklaşımın benimsendiği merkezlerde yürütülen izlem süreçleri, altta yatan nedenlerin bütüncül olarak yönetilmesine olanak sağlamaktadır.

Kaynakça

  1. American Academy of Ophthalmology — Strabismus (Şaşılık) Tanı ve Tedavisiaao.org/eye-health/diseases/what-is-adult-strabismus
  2. MedlinePlus (NIH) — Strabismus (Göz Kayması)medlineplus.gov/ency/article/001004.htm
  3. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Vertical Strabismusncbi.nlm.nih.gov/books/NBK560835/
  4. Mayo Clinic — Crossed Eyes (Strabismus) Belirti ve Nedenlerimayoclinic.org/diseases-conditions/strabismus/symptoms-causes/syc-20356257

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Göz Hastalıkları Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

10 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.