Odyoloji

Tinnitus İçin İşitme Cihazı

Rehberi, belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilen ve uzman değerlendirmesini gerektiren bir tablodur. Konunun ayrıntılarına göz atın.

Tinnitus, dış bir ses kaynağı bulunmadığı halde kulakta ya da başın içinde çınlama, uğultu, tıslama, cırlama veya zonklama biçiminde algılanan işitsel bir farkındalık durumudur. Toplumun geniş bir kesiminde farklı şiddetlerde deneyimlenen bu belirti, kimi bireylerde arka planda hafif bir fon sesi olarak kalırken kimi bireylerde günlük yaşamı, uyku kalitesini, dikkati ve duygusal dengeyi belirgin biçimde etkileyen bir düzeye ulaşabilmektedir. Çınlamanın altında yatan sebepler arasında iç kulaktaki tüy hücrelerinin işlevsel değişimleri, işitme sinirinin uyarılma paterninde ortaya çıkan farklılıklar, gürültüye bağlı yıpranma, yaşa bağlı işitme kayıpları, kulak kiri birikimi, orta kulak sorunları, bazı ilaçların yan etkileri ve stres gibi çok sayıda etken sayılabilir. Bu nedenle tinnitus tek başına bir hastalık olarak değil, çoğunlukla altta yatan bir işitsel ya da nörolojik değişikliğin göstergesi olarak değerlendirilir.

Tinnitus ile işitme kaybı arasındaki ilişki, konuyla ilgilenen odyoloji ve kulak burun boğaz uzmanlarınca uzun süredir üzerinde durulan bir alandır. Yapılan klinik gözlemler, kronik çınlama tanımlayan bireylerin önemli bir bölümünde eş zamanlı olarak yüksek frekans işitme kaybının bulunduğunu ortaya koymaktadır. İç kulaktaki tüy hücrelerinin özellikle yüksek frekans bölgesinde zayıflaması, beynin işitsel merkezlerine ulaşan uyarı miktarını azaltmakta, bu durum da merkezi sinir sistemi tarafından bir tür telafi mekanizmasıyla dengelenmeye çalışılmaktadır. Söz konusu telafi süreci sırasında işitsel yolakların uyarılabilirliğinin artması, dış ses kaynağı olmaksızın algılanan çınlama duyumunun ortaya çıkmasında rol oynayan mekanizmalardan biri olarak gösterilmektedir.

İşitme cihazlarının tinnitus yönetimindeki yeri, bu nöroplastik ilişki üzerinden şekillenmektedir. Modern odyoloji yaklaşımında, uygun endikasyon konulan olgularda işitme cihazı kullanımı yalnızca konuşma anlayışının desteklenmesi amacıyla değil, aynı zamanda çınlamanın algısal yükünün azaltılmasına katkı sağlamak amacıyla da değerlendirilmektedir. Cihaz aracılığıyla dış ortamdaki seslerin yeterli düzeyde işitsel sisteme ulaştırılması, beynin sessizlik anlarında ürettiği içsel uyarıya olan odaklanmayı azaltabilmekte, buna bağlı olarak çınlamanın rahatsız edici niteliği hafifleyebilmektedir. Böylece işitme cihazı, hem işitsel iletişim performansının desteklenmesi hem de tinnitus algısının yönetilmesi açısından bütüncül bir araç olarak öne çıkmaktadır.

Tinnitus yönetiminde kullanılan işitme cihazları genel olarak kulak arkası, kulak içi ve kanal içi olmak üzere farklı formlarda üretilmektedir. Cihaz seçiminde bireyin işitme kaybının tipi ve derecesi, kulak anatomisi, el becerileri, kozmetik beklentileri ve günlük yaşam alışkanlıkları belirleyici olmaktadır. Günümüzde kullanılan dijital işitme cihazlarının büyük bölümü, gelen sesi analiz eden gelişmiş sinyal işleme algoritmalarına sahiptir. Bu algoritmalar; konuşmayı gürültüden ayırt eden yönlü mikrofon sistemleri, ani seslerin bastırıldığı darbe gürültüsü kontrolü, geri besleme yönetimi ve otomatik program geçişleri gibi özellikleri içermektedir. Söz konusu teknik olanakların çınlama yaşayan bireylerde konuşmayı anlama çabasını hafifletmesi, işitsel yorgunluğun ve buna bağlı stres yükünün azalmasına katkı sağlamaktadır.

Tinnitus algısının yönetimine yönelik olarak geliştirilmiş özel işitme cihazı modellerinde, klasik amplifikasyon özelliklerinin yanı sıra bir de maskeleme ya da ses terapisi modülleri yer almaktadır. Söz konusu modüller aracılığıyla cihaza; beyaz gürültü, pembe gürültü, deniz sesi, yağmur sesi, orman sesi ya da bireysel olarak ayarlanabilen dar bantlı sesler yüklenebilmektedir. Bu seslerin belirli bir düzeyde ve süre sınırlaması olmaksızın kulağa ulaştırılması, işitsel sistemin çınlamaya olan hassasiyetinin zamanla azalmasına yardımcı olabilmektedir. Habitüasyon adı verilen bu uyum sürecinde amaç, çınlama sesinin ortadan kaldırılması değil, beynin bu sesi tehdit edici olmayan bir arka plan uyarısı olarak algılamayı öğrenmesidir. Sürecin bireye özgü olarak planlanması ve düzenli aralıklarla değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Ses terapisi destekli işitme cihazlarının etkinliği, çoğu durumda bilişsel davranışçı yaklaşımlar, danışmanlık görüşmeleri ve tinnitus retraining olarak bilinen yeniden eğitim programları ile birlikte ele alındığında daha belirgin biçimde ortaya çıkmaktadır. Odyoloji kliniklerinde uygulanan bu bütüncül yaklaşımda; bireyin çınlamaya yüklediği anlamların ele alınması, uyku hijyeninin gözden geçirilmesi, kafein ve tuz tüketimi gibi yaşam tarzı etkenlerinin değerlendirilmesi ve gerektiğinde psikiyatri iş birliğinin sağlanması, işitme cihazı ile elde edilen kazanımın kalıcılığına katkı sağlamaktadır. Böylelikle tinnitus yalnızca teknik bir cihaz uygulamasıyla değil, çok bileşenli bir bakım süreciyle yönetilmektedir.

İşitme cihazı adayı olarak değerlendirilen çınlamalı bireylerde süreç, ayrıntılı bir kulak burun boğaz muayenesi ile başlamaktadır. Bu muayenede dış kulak yolunun temizliği, kulak zarının bütünlüğü, orta kulak basınç dengesi ve olası enfeksiyon bulguları incelenmektedir. Ardından odyometri, timpanometri, akustik refleks ölçümleri, otoakustik emisyon testi ve gerektiğinde işitsel beyin sapı yanıtları gibi ileri incelemeler ile işitsel sistem farklı düzeylerde değerlendirilmektedir. Çınlamanın frekansını, şiddetini ve maskeleme eşiğini ortaya koymayı amaçlayan tinnitus değerlendirme testleri de bu aşamada uygulanmaktadır. Elde edilen bulgular, hem cihaz endikasyonunun konulmasında hem de kişiye özgü program ayarlarının belirlenmesinde temel bir yol gösterici olarak kullanılmaktadır.

Cihaz uyumlandırma aşamasında kişisel ihtiyaçların ayrıntılı biçimde ele alınması büyük önem taşımaktadır. Uzun süredir çınlama yaşayan bireylerde, sessiz ortamlarda çınlamanın belirginleştiği, uykuya dalmakta güçlük çekildiği ve konsantrasyonun bozulduğu sıkça tanımlanan yakınmalardır. Bu tabloda cihazın kazanç eğrisi, sıkıştırma parametreleri, gürültü bastırma seviyeleri ve ses terapisi modülünün karakteri, günlük yaşam örüntüsü göz önünde bulundurularak titizlikle ayarlanmaktadır. Uyumlandırma sürecinin başlangıcında kademeli bir kullanım planı önerilmekte, bireyin cihaza ve uygulanan seslere olan toleransı düzenli kontrollerle izlenmektedir. Kontroller sırasında elde edilen geri bildirimler doğrultusunda program ayarlarında ince ayarlar yapılabilmektedir.

Modern işitme cihazlarında yer alan bağlantı özellikleri, tinnitus ile mücadele eden bireylerin günlük yaşam kalitesini destekleyen unsurlar arasında sayılabilmektedir. Kablosuz bağlantı üzerinden akıllı telefon uygulamalarıyla eşleşen cihazlar aracılığıyla; ses terapisi seslerinin çeşitlendirilmesi, farklı ortamlar için önceden hazırlanmış program profillerinin seçilmesi, kazanç düzeyinin kısıtlı bir aralıkta bireysel olarak ayarlanması ve kullanım sürelerinin izlenmesi mümkün olabilmektedir. Bu tür işlevlerin, kullanıcının kendi sürecine daha aktif biçimde katılmasına yardımcı olduğu ve tedavi uyumunu artırdığı düşünülmektedir. Söz konusu uygulamaların uzman denetiminde ve önerilen sınırlar içinde kullanılması önerilmektedir.

Tinnitus tablosunun eşlik ettiği tek taraflı işitme kayıplarında, karşı kulaktan sinyal aktaran özel sistemler de gündeme gelebilmektedir. Kontralateral sinyal iletim sistemleri olarak bilinen bu cihazlar, işitmeyen ya da ileri düzeyde işitme kaybı bulunan taraftaki sesleri alıp iyi işiten kulağa aktararak yön duyusunun ve gürültülü ortamlarda konuşma anlayışının desteklenmesine yardımcı olmaktadır. Bu tür uygulamaların çınlama algısı üzerindeki etkisi bireyden bireye değişmekle birlikte, işitsel uyaranın dengelenmesi yoluyla dolaylı bir katkı sağlaması mümkün görülmektedir. Uygun aday seçimi ve gerçekçi beklenti yönetimi, sürecin başarısı açısından belirleyici bir rol üstlenmektedir.

İleri düzeyde işitme kaybına eşlik eden şiddetli tinnitus olgularında, klasik işitme cihazlarının yeterli fayda sağlamadığı durumlarda koklear implant gibi ileri işitsel implant çözümleri değerlendirilebilmektedir. Bu tür yaklaşımlar, doğrudan iç kulak yapılarına elektriksel uyarı iletilmesi ilkesine dayanmaktadır. Yapılan klinik gözlemler, uygun endikasyonla koklear implant uygulanan olguların önemli bir bölümünde işitme performansının artmasıyla birlikte tinnitus algısında da hafifleme bildirilebildiğini göstermektedir. Ancak bu tür ileri uygulamaların çok yönlü bir kurul değerlendirmesi gerektirdiği, cerrahi bir süreç içerdiği ve titiz bir izlem programı ile yürütüldüğü unutulmamalıdır. Söz konusu kararlar, ilgili uzmanlar tarafından ayrıntılı değerlendirmeler sonucunda alınmaktadır.

İşitme cihazı kullanmaya başlayan çınlamalı bireylerde ilk haftalarda çeşitli uyum belirtileri gözlemlenebilmektedir. Kendi sesinin farklı duyulması, çevre seslerinin başlangıçta olduğundan yüksek algılanması, kulakta hafif dolgunluk hissi ve yorgunluk gibi durumlar bu sürecin doğal parçaları arasında sayılmaktadır. Söz konusu geçici belirtilerin çoğu, düzenli kullanım ve uygun program ayarları ile zaman içinde hafiflemektedir. Uzman tarafından önerilen kademeli kullanım süreleri, sessiz ortamdan başlayarak orta gürültü düzeyine geçilen aşamalı uyum planları ve dinlenme aralarını içeren program önerileri bu süreci desteklemektedir. Kullanıcının sürecin başında yaşadığı deneyimi ayrıntılı biçimde paylaşması, ince ayarların isabetli biçimde yapılabilmesi açısından önem taşımaktadır.

Cihaz bakımının doğru biçimde yapılması, hem uzun ömürlü kullanım hem de tinnitus yönetiminin kesintisiz sürdürülmesi açısından önemli görülmektedir. Kulak kalıplarının nemli bezle silinerek temizlenmesi, kulak akıntısı veya buhardan kaynaklanabilecek nem birikiminin özel kurutma kutuları ile giderilmesi, filtrelerin uzman önerileri doğrultusunda değiştirilmesi ve pillerin uygun koşullarda saklanması sıkça hatırlatılan bakım basamakları arasındadır. Şarj edilebilir modellerde şarj istasyonunun kuru ve temiz bir ortamda tutulması önerilmektedir. Cihazda beklenmeyen ses değişiklikleri, çınlama şiddetinde artış ya da mekanik bir sorun fark edildiğinde ihmal edilmeden uzman kontrolüne başvurulması önem taşımaktadır.

Tinnitus yönetiminde işitme cihazı kullanımı, yaşam tarzı düzenlemeleriyle birlikte ele alındığında daha bütüncül bir yaklaşım oluşturmaktadır. Aşırı gürültülü ortamlardan kaçınılması ya da bu ortamlarda uygun kulak koruyucularının kullanılması, uyku düzeninin gözetilmesi, uzun süre sessiz ortamlarda kalınmaktan ziyade hafif fon sesleri eşliğinde etkinlikler planlanması, kafein ve nikotin gibi uyarıcıların ölçülü tüketilmesi sıkça önerilen genel yaklaşımlar arasında yer almaktadır. Stres yönetimi, düzenli fiziksel etkinlik, nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri de çınlama algısının azaltılmasına katkı sağlayabilen yardımcı unsurlar olarak değerlendirilmektedir. Bu tür yaşam düzenlemelerinin uzun vadede işitme cihazı ile elde edilen kazanımı desteklediği düşünülmektedir.

Çınlama yakınmasının uzun süre görmezden gelinmesi, bireyin uyku düzeninde, iş verimliliğinde ve sosyal ilişkilerinde olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle kalıcı ya da tekrarlayan çınlama yaşayan yetişkinlerin, ihmal edilmeden kulak burun boğaz ve odyoloji değerlendirmesinden geçirilmesi önerilmektedir. Ayrıntılı bir değerlendirme sonrasında uygun aday olarak öngörülen bireylerde işitme cihazı ile ses terapisi bir arada planlandığında; işitsel iletişim performansının desteklendiği, çınlamanın algısal yükünün azaltılabildiği ve yaşam kalitesinin belirgin biçimde artabildiği görülmektedir. Süreç, bireyin klinik özelliklerine, beklentilerine ve günlük yaşam gereksinimlerine göre kişiye özgü bir plan çerçevesinde yürütülmektedir.

Sonuç olarak tinnitus, tek başına bir tanı değil, altında farklı işitsel ve sistemik etkenler barındırabilen çok yönlü bir belirtidir. Çınlama tanımlayan bireylerin önemli bir bölümünde tespit edilen işitsel değişiklikler, işitme cihazı gibi bilimsel temelli çözümlerin gündeme gelmesini olanaklı kılmaktadır. Uygun endikasyonla, doğru modelde, yeterli süre boyunca ve bütüncül bir program çerçevesinde kullanılan işitme cihazları; hem işitsel iletişimin desteklenmesine hem de çınlama algısının yönetilmesine katkı sağlayan çağdaş bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Bu doğrultuda odyoloji bilimi, işitme sağlığının korunması ve tinnitusun bireysel yaşam üzerindeki etkilerinin hafifletilmesi açısından belirleyici bir alan olmayı sürdürmektedir.

Kaynakça

  1. MedlinePlus — Tinnitusmedlineplus.gov/ency/article/003043.htm
  2. Mayo Clinic — Tinnitusmayoclinic.org/diseases-conditions/tinnitus/symptoms-causes/syc-20350156
  3. NHS — Tinnitusnhs.uk/conditions/tinnitus/

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Sık Sorulan Sorular

9 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.