Odyoloji

ASSR ve ABR Karşılaştırması

Farklı nedenlerle ortaya çıkabilen ve özenli bir değerlendirme gerektiren bir durumdur. Hastalığın özelliklerini ve izlem önerilerini öğrenin.

İşitme değerlendirmesinde nesnel yöntemlere duyulan gereksinim, özellikle davranışsal test yanıtı vermekte güçlük çeken hasta gruplarında belirgin biçimde artmaktadır. Yenidoğan taramalarından yetişkin bireylerin ayrıntılı odyolojik incelemesine uzanan geniş bir yelpazede, işitsel yolakların bütünlüğünü değerlendirmek amacıyla elektrofizyolojik testlere başvurulmaktadır. Bu bağlamda öne çıkan iki temel yöntem olarak İşitsel Beyin Sapı Yanıtları (Auditory Brainstem Response, ABR) ve İşitsel Kararlı Durum Yanıtları (Auditory Steady State Response, ASSR) günümüz odyoloji pratiğinde birbirini tamamlayıcı biçimde kullanılmaktadır. Her iki test de işitsel sinir yolağının uyarıya verdiği elektriksel yanıtları kayıt altına almakla birlikte, uyarı özellikleri, analiz yöntemleri, frekans özgüllüğü ve klinik kullanım alanları bakımından belirgin farklılıklar göstermektedir.

ABR testi, kısa süreli akustik uyaranlara karşı işitsel sinir ve beyin sapı düzeyinde oluşan biyoelektriksel yanıtların yüzeyel elektrotlar aracılığıyla kaydedilmesi esasına dayanmaktadır. Uyaran olarak genellikle geniş bantlı klik sesler ya da frekansa özgü tone-burst uyaranlar kullanılmaktadır. Kayıt sırasında elde edilen dalga formunda, uyaran başlangıcından itibaren belirli zaman aralıklarında ortaya çıkan pozitif ve negatif tepe noktaları, sekizinci kraniyal sinirden kokleer çekirdek, süperior olivar kompleks, lateral lemniskus ve inferior kollikulus gibi beyin sapı istasyonlarına kadar uzanan işitsel yolağın işlevselliği hakkında bilgi sunmaktadır. Bu nedenle ABR yalnızca eşik tahmini için değil, aynı zamanda retrokokleer patolojilerin ayırıcı değerlendirmesinde de sıklıkla başvurulan bir inceleme olarak konumlanmaktadır.

ASSR testi ise sürekli ya da amplitüd ile frekans modülasyonuna uğratılmış saf ton uyaranlara verilen kararlı durum yanıtlarını değerlendirmektedir. Uyaran, belirli bir taşıyıcı frekansta iletilirken belirli bir modülasyon frekansı ile döngüsel olarak değiştirilmekte ve elde edilen yanıtlar frekans alanında istatistiksel yöntemlerle analiz edilmektedir. Bu yaklaşımda dalga formunun görsel değerlendirmesi yerine, uyaran modülasyon frekansı ile ilişkili spektral bileşenin arka plan gürültüsünden anlamlı biçimde ayrışıp ayrışmadığı objektif algoritmalar aracılığıyla belirlenmektedir. Böylece incelemeyi yürüten odyoloğun öznel yorumuna olan bağımlılık azaltılmakta, farklı frekans bölgelerinde eşik tahmini yapılabilmesi kolaylaştırılmaktadır.

Klinik uygulamada ABR, özellikle nörolojik ayırıcı tanı için standart yöntemlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Dalgaların latans değerleri, kulaklar arası latans farkları ve morfolojik özellikleri; akustik nörinom, işitsel nöropati spektrum bozukluğu, demiyelinizan hastalıklar ve beyin sapı düzeyindeki patolojilerin değerlendirilmesinde bilgi sağlamaktadır. Frekansa özgü tone-burst uyaranlarla yapılan ABR incelemesi, davranışsal odyometri güvenilir biçimde uygulanamayan bebeklerde ve küçük çocuklarda düşük, orta ve yüksek frekanslara ilişkin eşik tahmini için önemli bir seçenek olarak kullanılmaktadır. Ancak frekans başına ayrı ayrı ölçüm gerekmesi, testin toplam süresini uzatabilmekte ve sedasyon altında değerlendirilmesi planlanan olgularda zaman yönetimini güçleştirebilmektedir.

ASSR ise özellikle çoklu frekansta eş zamanlı eşik tahmini sağlaması bakımından belirgin bir avantaj sunmaktadır. Modern cihazlarda birden fazla taşıyıcı frekansın farklı modülasyon frekanslarıyla aynı anda iletilebilmesi, tek bir kayıt seansında sağ ve sol kulakta birden çok frekansa ait eşik değerlerinin tahmin edilmesine olanak vermektedir. Bu özellik, uzun süreli sedasyon gereksinimini azaltmakta, kısıtlı test süresi olan pediatrik olgularda bilgi verimliliğini artırmaktadır. Ayrıca ASSR, yüksek uyaran şiddetlerinde de yanıt alınabilmesi nedeniyle ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı bulunan bireylerde artık işitmenin nesnel biçimde belgelenmesinde tercih edilen yöntemler arasında yer almaktadır.

İki test arasındaki en önemli teknik farklılıklardan biri, uyaran süresi ve analiz penceresine ilişkindir. ABR, kısa süreli geçici uyaranlara verilen yanıtları zaman alanında değerlendirirken; ASSR, sürekli modülasyonlu uyaranlara verilen periyodik yanıtları frekans alanında istatistiksel testlerle çözümlemektedir. Bu durum, yanıtın nesnel biçimde belirlenmesinde farklı avantaj ve sınırlılıklar doğurmaktadır. ABR kayıtlarında dalga morfolojisinin deneyimli klinisyen tarafından yorumlanması gerekirken, ASSR analizinde otomatik algoritmalar yanıtın varlığına ilişkin istatistiksel karar üretmektedir. Ancak bu otomatik karar mekanizması, elektromiyografik gürültü, hareket artefaktı ve elektromanyetik girişim gibi dış etkenlerden etkilenmeye açıktır; bu nedenle uygun kayıt koşullarının sağlanması kritik önem taşımaktadır.

Frekans özgüllüğü açısından değerlendirildiğinde, geleneksel klik ABR uyaranının geniş bantlı olması nedeniyle özellikle 2000-4000 Hz frekans bölgesine yönelik bir yanıt üretmesi, düşük ve çok yüksek frekans bilgisinin ayrı ayrı elde edilmesini sınırlamaktadır. Tone-burst ABR bu sınırlılığı bir ölçüde aşmakla birlikte, spektral yayılma nedeniyle özellikle düşük frekanslarda frekans çözünürlüğü daha düşük kalmaktadır. ASSR ise uyaran özelliği gereği daha dar bantlı spektral içerikle çalıştığından, frekansa özgü eşik tahmininde daha yüksek çözünürlük sağlayabilmektedir. Bu özellik, özellikle işitme cihazı uygulaması planlanan pediatrik olgularda kazanç ayarlarının odyolojik profile daha uygun biçimde şekillendirilebilmesine katkı sağlamaktadır.

Test süresi ve iş yükü açısından karşılaştırma yapıldığında, ABR incelemesinin frekans başına ayrı ayrı yürütülmesi gerekmesi nedeniyle toplam kayıt süresinin görece uzayabildiği görülmektedir. Buna karşın çoklu frekans ve iki kulaklı eş zamanlı kayıt olanağı sunan ASSR uygulamaları, benzer bilgi setinin daha kısa sürede elde edilmesine imkân tanıyabilmektedir. Ancak zaman kazancının hasta uyum düzeyi, elektrot empedansı ve kayıt sırasındaki nöromusküler aktivite gibi değişkenlerle yakından ilişkili olduğu unutulmamalıdır. Uyum güçlüğü bulunan olgularda her iki testin de tekrar edilmesi gerekebileceğinden, test seçiminde teorik süre avantajı klinik pratikle birlikte değerlendirilmektedir.

Eşik tahmini doğruluğu bakımından bilimsel literatürde her iki yöntem arasında güçlü bir korelasyon bildirilmektedir. Uygun protokollerle uygulandığında hem ABR hem de ASSR sonuçları, davranışsal saf ses odyometri eşikleri ile klinik olarak kabul edilebilir sınırlar içinde uyum göstermektedir. Bununla birlikte, düzeltme faktörlerinin doğru biçimde uygulanması, elde edilen elektrofizyolojik eşiklerin davranışsal eşiklere yakın değerlerle raporlanabilmesi için gerekli kabul edilmektedir. Özellikle ASSR sonuçlarının, kullanılan cihaza, uyaran türüne ve modülasyon frekansına bağlı olarak farklı düzeltme değerleri gerektirebildiği bilinmektedir. Bu nedenle sonuçların yorumlanmasında laboratuvara özgü normatif veriler önemli bir referans oluşturmaktadır.

Retrokokleer patolojilerin değerlendirilmesinde ABR belirgin bir üstünlük göstermektedir. Dalga I, III ve V latanslarının ayrıntılı biçimde incelenmesi, mutlak latans değerlerinin yaş ve cinsiyete göre normatif verilerle karşılaştırılması, kulaklar arası latans farkının hesaplanması ve dalga V/I amplitüd oranının değerlendirilmesi; işitsel sinir ve beyin sapı düzeyindeki iletim bozukluklarının nesnel biçimde tanımlanmasına olanak tanımaktadır. ASSR ise güncel donanım ve algoritmalarla belirli ölçüde nörolojik değerlendirmede kullanılabilse de, dalga latansı temelli klasik nörodiagnostik bilgiyi ABR ölçüsünde sağlayamamakta ve retrokokleer patolojilerin ayırıcı incelemesinde çoğu durumda ABR ile birlikte planlanmaktadır.

Yenidoğan işitme taraması ve tanısal doğrulama süreçlerinde her iki yöntem farklı basamaklarda değer kazanmaktadır. Otomatik ABR, taşınabilir cihazlarla hızlı bir biçimde eşik altı düzeyde yanıt varlığını kontrol etmek için kullanılırken, tarama sonrası tanısal aşamada frekansa özgü tone-burst ABR ve ASSR birlikte planlanabilmektedir. Bu bütüncül yaklaşım, işitme kaybı düzeyinin ve konfigürasyonunun daha güvenilir biçimde belirlenmesine katkı sağlamakta ve erken dönemde uygun rehabilitasyon planlamasının yapılabilmesine zemin hazırlamaktadır. Erken tanı ve müdahale, konuşma ve dil gelişiminin desteklenmesi bakımından önemli görülmektedir.

Test öncesi hazırlık ve kayıt koşulları açısından her iki yöntem benzer prensiplere dayanmaktadır. Kayıt öncesinde cilt uygun biçimde temizlenmekte, düşük empedanslı elektrot yerleşimi sağlanmakta ve sessiz bir kayıt ortamı oluşturulmaktadır. Pediatrik olgularda doğal uyku ya da hekim gözetiminde uygulanan sedasyon tercih edilebilmektedir. Kas aktivitesi ve hareket, her iki testte de yanıt kalitesini olumsuz etkileyebildiğinden, kayıt sırasında hastanın olabildiğince hareketsiz olması önerilmektedir. Uygun kayıt koşulları sağlanmadığında elde edilen verilerin güvenilirliği azalmakta, testin tekrarlanması gerekebilmektedir.

Sonuçların yorumlanmasında klinik bağlamın gözetilmesi büyük önem taşımaktadır. Elektrofizyolojik testler, davranışsal odyometri, timpanometri, otoakustik emisyon ölçümleri ve öykü bilgileri ile birlikte değerlendirildiğinde en yüksek tanısal değere ulaşmaktadır. ABR ve ASSR sonuçları tek başına değil, çok yönlü bir odyolojik değerlendirmenin parçası olarak yorumlanmaktadır. Bu bütüncül yaklaşım, yanlış pozitif ya da yanlış negatif kararların önüne geçilmesine katkı sağlamakta ve klinik kararların daha güvenilir kanıtlarla desteklenmesine olanak tanımaktadır. Sonuçlar bireysel klinik tabloya göre değişkenlik gösterebilmektedir.

Cihaz teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte ASSR ve ABR uygulamalarının sınırları giderek yakınlaşmaktadır. Chirp uyaranlarının yaygınlaşması, çoklu frekans protokollerinin geliştirilmesi ve gelişmiş sinyal işleme algoritmalarının kullanılması, her iki yöntemin klinik verimliliğini artırmaktadır. Chirp temelli uyaranlar, kokleadaki hareket dalgasının farklı frekans bölgelerine ulaşma sürelerini telafi ederek daha senkronize bir nöral yanıt oluşmasına destek olmakta ve böylece daha belirgin dalga amplitüdleri elde edilebilmektedir. Bu gelişmeler, özellikle güvenilir yanıt elde etmenin güçleştiği ileri ve çok ileri işitme kayıplarında değerlendirmenin daha nesnel biçimde tamamlanmasına katkı sunmaktadır.

Klinik pratikte ABR ve ASSR seçimi, çoğu durumda birbirinin alternatifi olarak değil, birbirini tamamlayıcı yöntemler olarak ele alınmaktadır. Nörodiagnostik değerlendirme öncelikli ise ABR ön plana çıkmakta; çoklu frekansta eşik tahmini ve ileri derecede işitme kaybı olan olgularda ayrıntılı odyolojik profil çıkarılması amaçlanıyorsa ASSR öne çıkmaktadır. Pediatrik olgularda ise her iki yöntemin birlikte uygulanması, hem işitme kaybının derecesinin hem de olası eşlik eden nörolojik bulguların değerlendirilmesine olanak sağlamaktadır. Uygulama kararları, klinik değerlendirme ve odyolojik öykü doğrultusunda alanında deneyimli uzman hekim tarafından belirlenmektedir.

Sonuç olarak ASSR ve ABR, işitsel sistemin nesnel değerlendirilmesinde birbirini bütünleyen iki güçlü elektrofizyolojik yöntem olarak öne çıkmaktadır. Her iki testin de kendine özgü avantajları ve sınırlılıkları bulunmakta; hangi yöntemin öncelikli olarak uygulanacağı bireysel klinik tabloya, yaş grubuna, işbirliği düzeyine ve değerlendirmenin amacına göre şekillenmektedir. Bilinçli bir odyolojik yaklaşım, iki yöntemin sunduğu bilgiyi birlikte değerlendirerek işitme kaybının doğasını daha ayrıntılı biçimde ortaya koymakta ve sonraki rehabilitasyon adımlarının planlanmasına sağlam bir temel oluşturmaktadır. Bu bütüncül anlayış, güncel odyoloji uygulamalarının niteliğini yükselten temel unsurlar arasında yer almaktadır.

Kaynakça

  1. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Auditory Brainstem Responsewww.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK564321/
  2. MedlinePlus — Hearing Tests for Childrenmedlineplus.gov/ency/article/007322.htm
  3. CDC — Screening and Diagnosis of Hearing Losswww.cdc.gov/hearing-loss-children/diagnosis/index.html
  4. NIDCD (National Institutes of Health) — Newborn Hearing Screeningwww.nidcd.nih.gov/health/your-babys-hearing-screening

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Sık Sorulan Sorular

8 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.