Odyoloji

Yaşlıda İşitme Cihazı

Rehberi, çeşitli klinik bulgularla seyreden ve uzman değerlendirmesi gerektiren bir tablodur. Bulgular ve değerlendirme adımları hakkında bilgi sahibi.

İşitme cihazı, ileri yaş dönemine giren bireylerde sıklıkla karşılaşılan işitme kaybının yönetiminde başvurulan temel destekleyici cihazlardan biri olarak kabul edilmektedir. Yaşlanmayla birlikte iç kulaktaki tüylü hücrelerin, işitme sinirinin ve merkezi işitsel yolların yapısal ve işlevsel olarak değişime uğraması sonucunda ortaya çıkan tabloya presbiakuzi adı verilmektedir. Bu tablonun günlük yaşam üzerindeki etkileri yalnızca sesleri duyamama ile sınırlı kalmamakta; kişinin sosyal ilişkilerini, bilişsel işlevlerini, ruhsal dengesini ve genel yaşam kalitesini de doğrudan etkileyebilmektedir. Söz konusu nedenlerle işitme cihazı uygulaması, ileri yaş grubunda yalnızca duyusal bir ihtiyacı karşılayan değil, aynı zamanda bütüncül bir yaşlı sağlığı yaklaşımının parçası olarak değerlendirilen bir uygulama niteliği taşımaktadır.

Yaşlanmayla ilişkili işitme kaybının fizyolojik zemini oldukça karmaşıktır. Kokleadaki dış tüylü hücrelerin sayısında azalma, stria vaskülaristeki dejenerasyon, işitsel sinir liflerindeki kayıp ve merkezi işitsel işlemlemede yavaşlama presbiakuziye yol açan başlıca mekanizmalar arasında sayılmaktadır. Genetik yatkınlık, uzun yıllar boyunca maruz kalınan yüksek çevresel gürültü, sigara kullanımı, hipertansiyon, diyabet, ateroskleroz ve bazı ototoksik ilaçlar bu sürecin daha erken yaşta başlamasına ya da daha hızlı ilerlemesine katkı sunabilmektedir. Bu nedenle işitme cihazı değerlendirmesi öncesinde altta yatan sistemik hastalıkların gözden geçirilmesi ve genel sağlık durumunun bütüncül biçimde ele alınması önerilmektedir. Böylelikle işitme kaybının yalnızca yaşa bağlı bir sonuç olarak değil, kronik hastalıkların ve çevresel faktörlerin bileşkesi olarak yorumlanması sağlanmaktadır.

İleri yaş grubunda işitme kaybının en belirgin özelliği, genellikle yüksek frekanslardan başlayarak zamanla düşük frekanslara doğru ilerlemesidir. Bu durum, kişinin sesleri duyduğunu ancak konuşmaları anlamakta güçlük yaşadığını ifade etmesine yol açmaktadır. Özellikle "s", "ş", "f", "t" gibi tiz sessiz harflerin ayırt edilememesi, kelime anlaşılırlığında belirgin bir düşüşe neden olmaktadır. Kalabalık ortamlarda, arka planda gürültü bulunan mekânlarda ve telefon görüşmelerinde iletişim güçlüğü daha da belirginleşmektedir. Bu tabloyla karşılaşan bireylerin televizyon sesini yükseltmesi, karşısındakinden sık sık tekrar istemesi, konuşmaları yanlış anlaması ve zamanla sosyal ortamlardan uzaklaşmaya başlaması sıklıkla gözlemlenmektedir. Söz konusu belirtiler işitme cihazı değerlendirmesi için erken dönemde başvuru gerektiren önemli göstergeler arasında yer almaktadır.

Yaşlı bireylerde işitme kaybının fark edilmesi çoğu durumda hem kişinin kendisi hem de yakın çevresi için zaman almaktadır. İşitme kaybının sinsi bir seyir izlemesi, kişinin kayıp düzeyine kademeli olarak uyum sağlaması ve bilişsel değişikliklerle karıştırılabilmesi tanı sürecini geciktirebilmektedir. Aile bireylerinin sık sık "duymuyor" ya da "dinlemiyor" şeklinde yorumladığı davranışlar, gerçekte belirgin bir presbiakuzi tablosunun habercisi olabilmektedir. Bu nedenle 60 yaş ve üzeri bireylerde belirli aralıklarla odyolojik değerlendirme yapılması, işitme kaybının erken evrede saptanmasına ve işitme cihazı uygulamasının uygun zamanda planlanmasına katkı sağlamaktadır. Erken tanı, hem cihaza uyum sürecinin kısalması hem de merkezi işitsel yolların işlevselliğinin korunması açısından önem taşımaktadır.

Odyolojik değerlendirme, işitme cihazı planlamasının temelini oluşturan çok aşamalı bir süreçtir. Bu süreçte öncelikle ayrıntılı anamnez alınmakta, kulak burun boğaz muayenesi yapılmakta ve ardından saf ses odyometrisi, konuşmayı ayırt etme testleri, timpanometri ve akustik refleks ölçümleri gibi objektif ve subjektif testler uygulanmaktadır. Bazı durumlarda otoakustik emisyon testleri ve işitsel beyin sapı yanıtları da değerlendirmeye eklenebilmektedir. Elde edilen veriler ışığında işitme kaybının tipi (iletim tipi, sensörinöral tip veya karma tip), derecesi ve konfigürasyonu belirlenmektedir. Söz konusu bilgiler, kişiye uygun cihaz teknolojisinin, kazanç profilinin ve yerleşim biçiminin seçilmesinde yol gösterici olmaktadır. Değerlendirme sonucunda cihaz uygulamasının uygun olup olmadığına dair klinik karar, çok disiplinli bir bakış açısıyla oluşturulmaktadır.

Günümüzde işitme cihazları teknolojik açıdan geniş bir yelpazede sunulmaktadır. Kulak arkası, kulak içi, kanal içi ve tamamen kanal içi modeller, kişinin işitme kaybının derecesine, el becerisine, kulak yapısına ve estetik tercihlerine göre farklı avantajlar sağlamaktadır. Dijital sinyal işleme teknolojisi sayesinde çevresel gürültünün baskılanması, konuşma seslerinin ön plana çıkarılması, geri besleme yönetimi ve otomatik program seçimi gibi özellikler daha ileri düzeyde gerçekleştirilebilmektedir. Yönlü mikrofonlar, telefon ve televizyon ile kablosuz bağlantı imkânı sunan Bluetooth uyumlu modeller ve şarj edilebilir bataryalar ileri yaş grubunda kullanım kolaylığı açısından öne çıkan yeniliklerdendir. Ancak cihaz seçimi, yalnızca teknolojik özelliklere göre değil; kişinin yaşam tarzı, bilişsel kapasitesi, motor becerileri ve sosyal ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılmaktadır.

Yaşlı bireylerde işitme cihazı kullanımı, fizyolojik uyum sürecinin yanı sıra psikolojik uyum sürecini de kapsamaktadır. Beyin, uzun süredir duyulmayan ya da azalmış şiddette duyulan sesleri yeniden işlemeye başladığında başlangıçta yorucu bulabilmektedir. Bu nedenle cihaza uyum genellikle kademeli bir biçimde planlanmaktadır. İlk günlerde sessiz ev ortamında kısa süreli kullanımla başlanması, ardından günlük kullanım süresinin ve karşılaşılan ses ortamlarının çeşitliliğinin yavaş yavaş artırılması önerilmektedir. Uyum döneminde kişinin cihazı yalnızca bir yardımcı araç olarak değil, işitsel yeniden eğitim sürecinin bir parçası olarak değerlendirmesi yararlı bulunmaktadır. İşitsel rehabilitasyon programları, dinleme egzersizleri, konuşmayı anlama çalışmaları ve aile katılımı bu sürecin daha verimli ilerlemesine katkı sağlamaktadır.

İşitme cihazı ile yaşlı bireylerin bilişsel işlevleri arasındaki ilişki, güncel bilimsel çalışmaların ilgi odağında yer almaktadır. Tedavi edilmeyen işitme kaybının uzun dönemde bilişsel yükü artırdığı, sosyal izolasyona zemin hazırladığı ve demans risk faktörleri arasında sayılabildiği bildirilmektedir. İşitsel girdilerin azalması, beyindeki işitsel korteks başta olmak üzere birçok bölgede işlevsel değişikliklere neden olabilmektedir. Bu bağlamda uygun biçimde uygulanan işitme cihazlarının, bilişsel yükün azalmasına ve sosyal katılımın sürdürülmesine katkı sunabileceği ifade edilmektedir. Ancak işitme cihazının doğrudan demansı önleyen bir uygulama olarak sunulması doğru bir yaklaşım değildir; söz konusu ilişki, çok değişkenli bir tablonun yalnızca bir bileşeni olarak yorumlanmalıdır. Bilişsel değerlendirmelerin geriatri ve odyoloji birimlerinin iş birliğiyle yürütülmesi önerilmektedir.

Yaşlı bireylerde işitme cihazı kullanımı, düşme riski, denge sorunları ve genel güvenlik açısından da değerlendirilmesi gereken bir konudur. Çevresel seslerin doğru biçimde algılanamaması; kapı zilini, telefonu, uyarı seslerini, trafik seslerini ve alarm sinyallerini fark edememeye yol açabilmektedir. Bu durum, hem ev içinde hem de dış ortamda kaza riskini artırabilmektedir. Uygun biçimde ayarlanmış işitme cihazları, çevresel farkındalığın yeniden kazanılmasına yardımcı olmakta, uyarı seslerinin fark edilme oranını artırmakta ve böylece güvenli günlük yaşamın sürdürülmesine katkı sağlamaktadır. Ayrıca vestibüler sistemle işitme sisteminin anatomik yakınlığı nedeniyle işitsel girdinin düzenlenmesinin denge algısı üzerinde de olumlu etki gösterebileceği belirtilmektedir. Bu nedenle geriatrik değerlendirmelerde işitme durumunun düşme risk analizinin bir parçası olarak ele alınması yararlı bulunmaktadır.

Cihaz kullanımının başarısı, düzenli bakım ve doğru kullanım alışkanlıklarına da bağlıdır. Yaşlı bireylerin cihaz temizliği, batarya yönetimi, kalıp bakımı ve nem kontrolü konularında bilgilendirilmesi önerilmektedir. Kulak kanalında biriken buşon, cihaz performansını olumsuz etkileyen en yaygın nedenlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle periyodik kulak muayenesi ve gerekli görüldüğünde profesyonel temizlik uygulaması, cihazın verimli çalışmasını destekleyen önemli bir uygulama olarak değerlendirilmektedir. El becerisi kısıtlı bireylerde küçük parçaların takılıp çıkarılması güç olabildiğinden, kulak arkası modeller ya da şarj edilebilir tasarımlar tercih edilebilmektedir. Ayrıca görme sorunları bulunan hastalar için büyük düğmeli, sesli uyarı veren ya da uzaktan kumanda ile kontrol edilebilen modeller kullanım kolaylığı açısından öne çıkmaktadır.

Aile üyelerinin sürece aktif biçimde dâhil edilmesi, işitme cihazı uygulamasının başarısını doğrudan etkileyen önemli bir faktör olarak kabul edilmektedir. Konuşurken karşıdaki bireyle göz teması kurulması, ağız hareketlerinin görünür tutulması, cümlelerin ne çok yavaş ne de aşırı hızlı biçimde ifade edilmesi ve gürültülü ortamlarda konuşmadan kaçınılması işitsel iletişimi kolaylaştıran uygulamalar arasında yer almaktadır. Ayrıca yaşlı bireyle iletişim kurarken bağırma yerine net ve doğal bir ses tonu kullanılması önerilmektedir. Yüksek sesle konuşmak, cihazın kompresyon sistemlerini olumsuz etkileyebilmekte ve seslerin bozulmuş biçimde algılanmasına yol açabilmektedir. Bu bağlamda aile eğitimi, işitme rehabilitasyonunun ayrılmaz bir parçası olarak planlanmakta ve klinik takip süreçlerine dâhil edilmektedir.

Depresyon, anksiyete ve sosyal geri çekilme, işitme kaybı bulunan yaşlı bireylerde sıklıkla karşılaşılan psikososyal sorunlar arasındadır. Uzun süre çözümsüz kalan işitsel güçlük, kişinin sohbetlere katılmaktan kaçınmasına, aile toplantılarında geride durmasına ve zamanla yalnızlaşmasına neden olabilmektedir. İşitme cihazı uygulaması, iletişim becerilerinin yeniden kazanılmasına destek olarak psikososyal iyilik hâlinin korunmasına katkı sağlayabilmektedir. Ancak cihazın yalnız başına psikolojik sorunları çözen bir araç olarak görülmesi doğru değildir; gerekli görüldüğünde psikiyatri ve psikoloji birimleriyle koordineli bir yaklaşım tercih edilmektedir. Sosyal etkileşimin artırılması, hobilerin sürdürülmesi ve toplumsal aktivitelere katılım da bu sürecin destekleyici bileşenleri arasında sayılmaktadır.

İşitme cihazı uygulanan yaşlı bireylerde takip süreci, cihazın verimli biçimde kullanılabilmesi açısından belirleyici öneme sahiptir. İlk uyum döneminden sonra belirli aralıklarla yapılan kontrollerde cihaz ayarları güncellenmekte, kişinin geri bildirimleri değerlendirilmekte ve gerektiğinde ince ayarlar yapılmaktadır. Zaman içinde işitme kaybı ilerleyebildiğinden kazanç değerlerinin yeniden düzenlenmesi gerekebilmektedir. Ayrıca cihazın mekanik parçalarının yıpranması, hoparlör ve mikrofon değişimi gibi teknik durumların da düzenli kontrollerle takip edilmesi önerilmektedir. Bu takip süreci, cihazın ömrünün uzatılmasına ve kullanıcının cihazla ilgili memnuniyetinin sürdürülmesine katkı sağlamaktadır. Bazı durumlarda çift taraflı işitme kaybı bulunan hastalarda iki cihaz kullanımı, ses lokalizasyonu ve gürültülü ortamlarda anlaşılırlık açısından tek cihaza göre daha işlevsel sonuçlar verebilmektedir.

Bazı yaşlı bireylerde ileri derecede işitme kaybı bulunması nedeniyle klasik işitme cihazlarının yetersiz kaldığı görülebilmektedir. Bu tabloda koklear implant, kemik iletimli implantlar ve orta kulak implantları gibi cerrahi seçenekler gündeme gelebilmektedir. Söz konusu ileri düzey uygulamalar, kapsamlı bir değerlendirme sonrasında ve genel sağlık durumu uygun bulunan hastalarda tercih edilebilmektedir. Yaşlı hasta grubunda cerrahi risklerin, anestezi uygunluğunun ve rehabilitasyon sürecinin gereklerinin ayrıntılı biçimde ele alınması önemlidir. Cerrahi uygulamalar, klasik cihazlarla yeterli fayda elde edilemeyen seçilmiş hastalarda anlamlı bir katkı sunabilmektedir. Kararın multidisipliner ekip tarafından verilmesi ve hasta ile ailenin süreç hakkında ayrıntılı biçimde bilgilendirilmesi klinik açıdan gerekli görülmektedir.

İşitme kaybının önlenmesi ve ilerlemesinin yavaşlatılması amacıyla yaşlı bireylerin kulak sağlığına yönelik genel yaşam biçimi önerilerine dikkat etmesi önemlidir. Gürültülü ortamlarda kulak koruyucuların kullanılması, kronik hastalıkların düzenli takibi, sigaradan uzak durulması, tansiyon ve kan şekerinin kontrol altında tutulması işitsel sağlığın korunmasına dolaylı katkı sağlayabilmektedir. Kulak temizliği için pamuklu çubuk kullanımından kaçınılması, kulak kanalında oluşabilecek travmaların ve tıkanıklıkların önlenmesi açısından önerilmektedir. Ayrıca beslenme, uyku düzeni ve fiziksel aktivite, genel yaşlı sağlığının olduğu kadar işitsel sağlığın da destekleyici bileşenleri arasında değerlendirilmektedir. Söz konusu önlemler, işitme cihazı kullanılsın ya da kullanılmasın kulak sağlığının uzun vadeli korunmasına katkı sunmaktadır.

Yaşlı bireylerde işitme cihazı uygulaması; odyoloji, kulak burun boğaz hastalıkları, geriatri, psikiyatri ve fizyoterapi gibi birimlerin iş birliğiyle sürdürülen bütüncül bir sağlık hizmetinin parçası olarak değerlendirilmektedir. Bu bakış açısıyla planlanan süreçte kişinin yalnızca işitme düzeyi değil; bilişsel durumu, ruhsal iyilik hâli, sosyal katılımı ve genel sağlık göstergeleri de birlikte ele alınmaktadır. Doğru zamanda başlatılan, uygun cihazla desteklenen ve düzenli takip ile sürdürülen işitme rehabilitasyonu, yaşlı bireylerin günlük yaşamlarına aktif biçimde katılmasına, aile içi iletişimlerini korumasına ve yaşam kalitelerini destekleyici biçimde sürdürmesine katkı sağlayabilmektedir. Söz konusu bütüncül yaklaşım, işitme cihazını yalnızca bir cihaz olmaktan çıkararak yaşlı sağlığının kapsamlı biçimde yönetildiği bir sürecin işlevsel bir bileşenine dönüştürmektedir.

Kaynakça

  1. MedlinePlus — İşitme Cihazlarımedlineplus.gov/hearingaids.html
  2. Mayo Clinic — İşitme Cihazları: Doğru Cihazı Nasıl Seçersinizmayoclinic.org/diseases-conditions/hearing-loss/in-depth/hearing-aids/art-20044116
  3. World Health Organization (WHO) — İşitme Kaybı ve Sağırlıkwho.int/news-room/fact-sheets/detail/deafness-and-hearing-loss

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Sık Sorulan Sorular

8 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.