Su çiçeği, dünya genelinde en yaygın görülen bulaşıcı çocukluk çağı hastalıklarından biridir. Varicella-zoster virüs (VZV) tarafından oluşturulan bu enfeksiyon, aşılama programlarının uygulanmadığı toplumlarda on yaşın altındaki çocukların yüzde doksanından fazlasını etkiler. Türkiye'de 2013 yılında ulusal aşı takvimine dahil edilmesine karşın, aşılanmamış popülasyonda sporadik vakalar ve küçük salgınlar görülmeye devam etmektedir. Yetişkinlerde ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde hastalık ciddi komplikasyonlara yol açabilir ve nadir de olsa ölümcül seyredebilir.
Su Çiçeği Nedir?
Su çiçeği, Herpesviridae ailesinin Alphaherpesvirinae alt ailesine ait Varicella-zoster virüsün (VZV, HHV-3) neden olduğu akut, sistemik ve son derece bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Virüs çift sarmallı DNA yapısına sahip, zarflı bir virüstür. İnsan vücuduna üst solunum yolu mukozası veya konjunktiva yoluyla girer. Primer enfeksiyon su çiçeği (varisella) tablosunu oluştururken, virüs iyileşme sonrası dorsal kök ganglionlarında ve kranyal sinir ganglionlarında latent olarak kalır. Yıllar veya on yıllar sonra bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla herpes zoster (zona) olarak reaktive olabilir.
Bulaşma Yolları ve Epidemiyoloji
VZV, bilinen en bulaşıcı patojenlerden biridir. Aynı ev içindeki duyarlı bireylerde sekonder atak hızı yüzde doksana ulaşabilir. Bulaşma başlıca iki yolla gerçekleşir:
- Damlacık yoluyla bulaşma: Enfekte kişinin öksürmesi, hapşırması veya konuşması sırasında havaya yayılan virüs içeren respiratuar damlacıklar, duyarlı bireyin solunum yoluna ulaşarak enfeksiyonu başlatır. Virüs kapalı ortamlarda hava yoluyla da yayılabilir.
- Doğrudan temas yoluyla bulaşma: Aktif veziküler lezyonlardaki sıvı yoğun miktarda virüs içerir. Bu lezyonlarla doğrudan temas veya kontamine eşyalar aracılığıyla bulaşma gerçekleşebilir.
Kuluçka süresi on dört ile on altı gün arasında olup, on ile yirmi bir günlük bir aralıkta değişebilir. Bulaştırıcılık döküntüden iki gün önce başlar ve tüm lezyonlar kabuklanıncaya kadar, genellikle beş ile yedi gün sürer. Aşılama öncesi dönemde vakaların büyük çoğunluğu beş ile dokuz yaş arasındaki çocuklarda görülmekteydi. Mevsimsel dağılım kış sonu ve ilkbahar aylarında pik yapar.
Su Çiçeğinin Belirtileri
Prodrom Dönemi
Döküntü ortaya çıkmadan bir ile iki gün önce, özellikle erişkinlerde belirgin olan prodromal semptomlar başlar. Hafif ile orta derecede ateş (genellikle 38-39 derece), halsizlik, iştahsızlık, baş ağrısı ve kas ağrıları bu dönemin tipik yakınmalarıdır. Çocuklarda prodrom genellikle daha hafif seyreder veya hiç fark edilmeyebilir.
Döküntü Evrimi
Su çiçeğinin patognomonik bulgusu, karakteristik döküntü evrimi ve dağılımıdır. Lezyonlar belirli bir sırayla değişim gösterir:
- Makül evresi: Küçük, kırmızı, düz lekeler halinde başlar. Bu evre çok kısa sürer ve genellikle saatler içinde bir sonraki evreye geçer.
- Papül evresi: Maküllerden kabarık, küçük papüller gelişir. Dokunulduğunda hafif sert hissedilen bu lezyonlar hızla veziküle dönüşür.
- Vezikül evresi: Şeffaf sıvı ile dolu, ince duvarlı, yüzeyel kesecikler oluşur. Eritemli bir zemin üzerinde oturan bu veziküller, "gül yaprağı üzerinde çiy damlası" olarak tanımlanan klasik görünümü sergiler.
- Püstül evresi: Vezikül içeriği bulanıklaşır ve püstüle dönüşür. Lezyon tabanı kızarık ve hassas olabilir.
- Kabuk evresi: Lezyonlar kurur ve kabuklanır. Kabuklar bir ile iki hafta içinde dökülerek genellikle iz bırakmadan iyileşir. Ancak kaşıma veya sekonder enfeksiyon gelişirse kalıcı skar oluşabilir.
Yıldızlı Gece Görünümü
Su çiçeğinin en karakteristik özelliklerinden biri, döküntülerin ardışık dalgalar halinde ortaya çıkmasıdır. Bu nedenle aynı anda farklı evrelerde lezyonlar bir arada bulunur: makül, papül, vezikül, püstül ve kabuklanmış lezyonlar eş zamanlı olarak gözlenir. Bu görünüm "yıldızlı gece" veya "gökyüzü haritası" olarak adlandırılır ve su çiçeğinin tanısında önemli bir klinik ipucudur. Döküntüler önce gövdede başlar, ardından yüz ve ekstremitelere yayılır. Sentripetal dağılım gösterir, yani gövde en yoğun tutulurken ekstremitelerde lezyonlar daha seyrektir. Saçlı deri ve mukozal yüzeyler de tutulabilir.
Tanı
Su çiçeği tanısı çoğunlukla klinik bulgulara dayanılarak konulur. Karakteristik döküntü paterni, epidemiyolojik bağlam ve temas öyküsü tanı için yeterlidir. Ancak atipik prezentasyonlarda veya bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda laboratuvar doğrulaması gerekebilir:
- Tzanck testi: Vezikül tabanından alınan yaymada çok çekirdekli dev hücreler görülür. Hızlı ancak özgüllüğü düşük bir testtir; HSV enfeksiyonundan ayırım yapamaz.
- PCR (Polimeraz Zincir Reaksiyonu): Vezikül sıvısı veya kabuktan VZV DNA tespiti en duyarlı ve özgül tanı yöntemidir. Atipik vakalarda ve aşılanmış bireylerde oluşan kırılma enfeksiyonlarının tanısında tercih edilir.
- Direkt floresan antikor testi (DFA): Lezyon kazıntısında VZV antijenlerinin immünofloresan boyama ile gösterilmesidir. Hızlı sonuç verir ve HSV'den ayırım sağlar.
- Serolojik testler: VZV'ye karşı IgM ve IgG antikorları serolojik olarak ölçülebilir. IgM akut enfeksiyonu, IgG geçirilmiş enfeksiyon veya aşılanmayı gösterir. Bağışıklık durumunun değerlendirilmesinde kullanılır.
Ayırıcı Tanı
Su çiçeği tipik prezentasyonuyla kolayca tanınsa da bazı durumlarda diğer döküntülü hastalıklarla karışabilir:
- Herpes simpleks (yaygın): İmmunsuprese hastalarda yaygın HSV enfeksiyonu varisellayı taklit edebilir. PCR ile ayrılır.
- İmpetigo: Yüzeyel bakteriyel deri enfeksiyonu olup bal rengi kabuklanma ile karakterizedir. Vezikül evresi kısadır ve sentripetal dağılım göstermez.
- El-ayak-ağız hastalığı: Coxsackie virüsünün neden olduğu bu hastalıkta lezyonlar el ayası, ayak tabanı ve oral mukozada yoğunlaşır; variselladan farklı bir dağılım gösterir.
- Böcek ısırıkları: Papüler ürtiker bazen varisella ile karışabilir. Ancak lezyonlar aynı evrede olup vezikül evrimi göstermez.
- Dermatitis herpetiformis: Gruplar halinde, son derece kaşıntılı veziküler lezyonlarla karakterize bir otoimmün dermatozdur. Kronik seyir ve gluten ilişkisi ayırıcı tanıda yardımcıdır.
- Maymun çiçeği (Mpox): Vezikülopüstüler döküntü yapabilir ancak lenfadenopati belirgindir ve lezyonlar santrifugal dağılım gösterir; variselladan farklı olarak hepsi aynı evrededir.
Tedavi
Semptomatik Tedavi
Sağlıklı çocuklarda su çiçeği genellikle kendini sınırlayan bir hastalık olup tedavi büyük ölçüde semptomatiktir:
- Ateş kontrolü: Parasetamol (asetaminofen) ateş ve ağrı kontrolünde tercih edilen ajandır. Aspirin kesinlikle kullanılmamalıdır çünkü çocuklarda su çiçeği sırasında aspirin kullanımı ölümcül seyredebilen Reye sendromu riskini artırır. İbuprofen kullanımı da nekrotizan fasiit riskiyle ilişkilendirilmiş olup tartışmalıdır.
- Kaşıntı kontrolü: Oral antihistaminikler (setirizin, difenhidramin), kalamin losyon uygulaması ve ılık banyolar kaşıntıyı hafifletir. Tırnakların kısa kesilmesi ve küçük çocuklara eldiven giydirilmesi sekonder enfeksiyonu önlemeye yardımcı olur.
- Hijyen ve konfor: Günlük ılık banyo lezyonların temiz kalmasını sağlar. Pamuklu, bol giysiler giydirilmeli; lezyonları irrite eden sıkı kıyafetlerden kaçınılmalıdır.
Antiviral Tedavi
Asiklovir, VZV'ye karşı etkili bir antiviral ajandır. Sağlıklı çocuklarda rutin olarak önerilmez ancak belirli hasta gruplarında antiviral tedavi endikasyonu mevcuttur:
- Erişkinler ve adölesanlar: On üç yaş üzerindeki tüm vakalarda oral asiklovir veya valasiklovir önerilir. Döküntü başlangıcından itibaren ilk yirmi dört saat içinde başlanmalıdır.
- Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar: Kemotarapi alan, organ nakli yapılmış veya HIV pozitif bireyler gibi immunsuprese hastalarda intravenöz asiklovir tedavisi zorunludur.
- Komplike varisella: Pnömoni, ensefalit veya hepatit gelişen hastalarda intravenöz antiviral tedavi uygulanır.
- Neonatal varisella: Yenidoğanda gelişen su çiçeği yüksek mortalite taşır ve intravenöz asiklovir ile agresif tedavi gerektirir.
- Kronik deri veya akciğer hastalığı olan çocuklar: Bu grupta oral asiklovir tedavisi düşünülebilir.
Komplikasyonlar
Su çiçeği çoğu zaman iyi seyirli olsa da ciddi ve hatta ölümcül komplikasyonlara yol açabilir:
- Bakteriyel süperenfeksiyon: En sık görülen komplikasyondur. Staphylococcus aureus ve Streptococcus pyogenes lezyonların sekonder enfeksiyonuna yol açar. Selülit, apse, impetigo ve nadir durumlarda nekrotizan fasiit gelişebilir.
- Varisella pnömonisi: Erişkinlerde en ciddi komplikasyondur ve vakaların yüzde on ile yirmisinde görülür. Döküntüden bir ile altı gün sonra öksürük, dispne, takipne ve göğüs ağrısı ile ortaya çıkar. BT'de bilateral nodüler infiltratlar tipiktir. Mortalite tedavi edilmezse yüzde otuza ulaşabilir.
- Nörolojik komplikasyonlar: Serebellar ataksi çocuklarda en sık görülen nörolojik komplikasyondur ve genellikle iyi prognozludur. Ensefalit daha nadir ancak daha ciddidir; bilinç değişikliği, nöbetler ve fokal defisitlerle prezente olur. Aseptik menenjit, transvers miyelit ve Guillain-Barre sendromu diğer nadir nörolojik komplikasyonlardır.
- Reye sendromu: Aspirin kullanımıyla ilişkilendirilen, akut ensefalopati ve karaciğer yağlanması ile karakterize, potansiyel olarak ölümcül bir tablodur. Bu nedenle su çiçeğinde aspirin kesinlikle kontrendikedir.
- Neonatal varisella: Doğumdan beş gün öncesi ile iki gün sonrası arasında annede su çiçeği gelişirse, yenidoğan maternal antikorlardan yeterince yararlanamaz ve ağır neonatal varisella gelişebilir. Mortalite yüzde otuzlara ulaşabilir.
- Konjenital varisella sendromu: İlk yirmi haftalık gebelikte maternal varisella enfeksiyonu, yüzde iki oranında konjenital anomalilere yol açabilir. Ekstremite hipoplazisi, deri skarları, göz anomalileri ve nörolojik defisitler bu sendromun bileşenleridir.
Erişkin Varisella
Erişkinlerde su çiçeği, çocuklara kıyasla belirgin şekilde daha ağır seyreder. Prodromal semptomlar daha şiddetli, döküntü sayısı daha fazla ve komplikasyon riski on beş ile yirmi beş kat daha yüksektir. Özellikle varisella pnömonisi erişkinlerde sık görülür ve mortalitesi yüksektir. Gebeler, sigara içenler ve kronik akciğer hastalığı olan erişkinler en yüksek risk grubundadır. Bu nedenle erişkinlerde antiviral tedavi rutin olarak önerilmektedir.
Herpes Zoster (Zona) İlişkisi
Su çiçeği geçirildikten sonra VZV, dorsal kök ganglionlarında latent kalır ve bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla reaktive olabilir. Reaktivasyon, herpes zoster (zona) olarak bilinen klinik tabloyu oluşturur. Zona, tek taraflı dermatomal dağılımlı, ağrılı veziküler döküntü ile karakterizedir. Elli yaş üzerindeki bireylerin yaklaşık üçte birinde yaşam boyu zona gelişme riski vardır. Postherpetik nevralji en sık komplikasyonu olup aylar ile yıllar süren dermatomal ağrıya neden olur. Zona aşısı (rekombinant adjuvanlı aşı) elli yaş üzerinde zona ve postherpetik nevralji riskini önemli ölçüde azaltır.
Korunma ve Aşılama
Su çiçeğinden korunmada en etkili yöntem aşılamadır:
- Varisella aşısı: Canlı atenüe VZV (Oka suşu) içeren aşı, yüzde doksan ile doksan sekiz oranında serokonversiyon sağlar. Türkiye'de ulusal aşı takviminde birinci doz on iki aylıkken, ikinci doz dört ile altı yaş arasında uygulanır.
- İki doz programının önemi: Tek doz aşı yüzde seksen ile seksen beş oranında koruma sağlarken, iki doz uygulama koruyuculuğu yüzde doksan beşin üzerine çıkarır ve kırılma enfeksiyonu riskini belirgin azaltır.
- Temas sonrası profilaksi: Duyarlı bireylerde temastan sonraki üç ile beş gün içinde aşı yapılması hastalığı önleyebilir veya hafif geçirilmesini sağlar.
- Varicella-zoster immünglobulin (VZIG): Aşı yapılamayan yüksek riskli bireylerde (immunsuprese hastalar, gebeliler, yenidoğanlar) temas sonrası profilakside kullanılır. Temastan sonra ilk on gün içinde, tercihen ilk dört gün içinde uygulanmalıdır.
- İzolasyon önlemleri: Su çiçeği olan hastalar tüm lezyonlar kabuklanıncaya kadar izole edilmelidir. Hastanede hem havayolu hem temas izolasyonu uygulanır.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Su çiçeği genellikle evde takip edilebilen bir hastalık olmakla birlikte, belirli durumlarda tıbbi değerlendirme gereklidir:
- Yüksek ateş: Otuz dokuz derecenin üzerinde veya dört günden uzun süren ateş bakteriyel süperenfeksiyon düşündürür.
- Lezyonlarda kızarıklık, şişlik ve akıntı: Veziküllerin çevresinde yayılan eritem ve pürülan akıntı sekonder bakteriyel enfeksiyona işaret eder.
- Solunum sıkıntısı: Öksürük, nefes darlığı ve göğüs ağrısı varisella pnömonisinin habercisi olabilir ve acil tedavi gerektirir.
- Nörolojik belirtiler: Dengesizlik, yürüme güçlüğü, şiddetli baş ağrısı, bilinç değişikliği veya nöbet serebellar ataksi veya ensefaliti düşündürür.
- Aşırı kaşıntı ve uyku bozukluğu: Semptomatik tedaviye yanıt vermeyen şiddetli kaşıntıda tedavi düzenlemesi gerekebilir.
- Risk grupları: On iki aydan küçük bebekler, gebeliler, immunsuprese bireyler ve kronik hastalığı olan kişilerde su çiçeği her durumda tıbbi takip gerektirir.
- Dehidratasyon belirtileri: Oral mukoza tutulumu nedeniyle beslenme güçlüğü yaşayan özellikle küçük çocuklarda sıvı alımı azalırsa tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Su çiçeği, toplumda yaygın ve genellikle iyi huylu kabul edilen bir hastalık olmakla birlikte, ciddi komplikasyon potansiyeli taşımaktadır. Aşılanma oranlarının artırılması, hastalığın erken tanınması ve risk gruplarındaki bireylerin zamanında tedavi edilmesi, su çiçeğine bağlı morbidite ve mortaliteyi önemli ölçüde azaltmaktadır. Koru Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Çocuk Sağlığı bölümlerinde, su çiçeği ve diğer bulaşıcı hastalıkların tanı, tedavi ve korunma stratejileri konusunda güncel bilimsel veriler ışığında en kaliteli sağlık hizmeti sunulmaktadır.











