Kolik, tıp pratiğinde sıkça karşılaşılan ve hastaları acil servise en çok yönlendiren ağrı türlerinden biridir. Kolik ağrı, içi boş organların (bağırsak, üreter, safra kanalı gibi) düz kaslarının aşırı kasılması sonucu ortaya çıkan, dalgalanmalar halinde şiddetlenen ve azalan kramp tarzında bir ağrı biçimidir. Toplumda sıklıkla yalnızca bebeklerdeki ağlama nöbetleri ile ilişkilendirilse de kolik kavramı çok daha geniş bir klinik yelpazeyi kapsar. Renal kolik insidansı yılda yaklaşık 1-2/1.000 olup yaşam boyu böbrek taşı geçirme riski erkeklerde %12, kadınlarda %6 civarındadır. Biliyer kolik ise erişkin popülasyonun %10-15'ini etkileyen safra taşı hastalığının en sık semptomatik prezentasyonudur. İntestinal kolik durumları ise fonksiyonel bağırsak hastalıklarından mekanik obstrüksiyona kadar uzanan geniş bir etyolojik spektruma sahiptir. Bu makalede kolik ağrının tanımı, tipleri, nedenleri, belirtileri, tanı yöntemleri ve tedavi yaklaşımları profesör düzeyinde kapsamlı bir şekilde ele alınmaktadır.
Kolik Nedir?
Kolik, Latince "colicus" ve Yunanca "kolikos" kelimelerinden türemiş olup özünde kalın bağırsakla (kolon) ilişkili ağrıyı tanımlamak için kullanılmıştır; ancak günümüzde tüm içi boş organ kaynaklı kramp tarzı ağrıları ifade eder. Kolik ağrının patofizyolojik mekanizması, düz kas spazmı ve bunun sonucunda gelişen intraluminal basınç artışına dayanır. Lümeni olan organların duvarındaki düz kaslar, bir tıkanıklık veya irritasyon nedeniyle aşırı ve düzensiz kasılmaya başladığında, visseral ağrı lifleri (özellikle C tipi afferent lifler) uyarılır. Bu ağrı tipik olarak intermitan karakterdedir; yani belirli aralıklarla şiddetlenir, ardından kısmen veya tamamen azalır ve tekrar alevlenir.
Kolik ağrının en önemli klinik özelliği, hastanın yerinde duramaması ve sürekli pozisyon değiştirmesidir. Bu durum, kolik ağrıyı peritoneal irritasyon ağrısından ayırt etmede kritik bir bulgudur; peritonit hastası hareketsiz kalmayı tercih ederken, kolik hastası kıvranır. Kolik ağrılar genellikle otonom sinir sistemi aktivasyonuna bağlı olarak bulantı, kusma, terleme ve taşikardi gibi eşlik eden semptomlarla birlikte seyreder.
Kolik Tipleri
Renal Kolik (Böbrek Koliği)
Renal kolik, üriner sistemde oluşan taşların üreter boyunca ilerlemesi sırasında ortaya çıkan, tıpta bilinen en şiddetli ağrı türlerinden biridir. Ağrının şiddeti, çoğu hasta tarafından doğum sancısına eşdeğer veya daha fazla olarak tarif edilir. Böbrek taşları, kalsiyum oksalat (%70-80), kalsiyum fosfat, ürik asit, struvit (magnezyum amonyum fosfat) ve sistin taşları olmak üzere farklı kimyasal bileşimlerde olabilir. Taşın üretere düşmesiyle birlikte, üreteral düz kasın spazmı ve proksimal üreter ile renal pelvisteki hidrostatik basınç artışı, şiddetli kolik ağrıya neden olur.
Biliyer Kolik (Safra Koliği)
Biliyer kolik, safra kesesinde bulunan taşların sistik kanalı geçici olarak tıkaması sonucu ortaya çıkar. Safra kesesi, yağlı bir yemekten sonra kolesistokinin hormonu etkisiyle kasılarak safrayı duodenuma boşaltmaya çalışır; ancak taş sistik kanalda impakte olduğunda, kese içi basınç hızla yükselir ve kolik ağrı ortaya çıkar. Safra taşı hastalığı için klasik risk faktörleri "5F kuralı" ile özetlenir: Female (kadın), Forty (kırk yaş üstü), Fertile (doğurgan), Fat (obez), Fair (açık tenli). Biliyer kolik, safra taşı hastalığının en hafif semptomatik formu olup, tedavi edilmezse akut kolesistit, koledokolitiazis ve akut pankreatit gibi ciddi komplikasyonlara ilerleyebilir.
İntestinal Kolik (Bağırsak Koliği)
İntestinal kolik, bağırsak düz kasının aşırı kasılması sonucu ortaya çıkan ağrı tablosu olup birçok farklı etiyolojiye bağlı olabilir. Mekanik bağırsak tıkanıklığı (adezyon, herni, tümör, volvulus, invajinasyon), fonksiyonel bozukluklar (irritabl bağırsak sendromu), enflamatuvar bağırsak hastalıkları (Crohn hastalığı, ülseratif kolit) ve enfeksiyöz gastroenteritler intestinal koliğin başlıca nedenleri arasında yer alır. İntestinal kolik, karın bölgesinde yaygın veya lokalize olabilen, genellikle periumbilikal bölgede hissedilen kramp tarzı ağrılarla karakterizedir.
İnfantil Kolik
İnfantil kolik, sağlıklı bebeklerde yaşamın ilk aylarında görülen, haftada en az üç gün ve günde en az üç saat süren aşırı ağlama nöbetleri olarak tanımlanır (Wessel kriterleri). Genellikle 2-4. haftalarda başlar ve 3-4. aylarda spontan olarak düzelir. Etiyolojisi tam olarak aydınlatılamamış olup gastrointestinal immatürite, aşırı gaz, bağırsak mikrobiyom dengesizliği, inek sütü proteini duyarlılığı ve nörogelişimsel faktörler öne sürülen hipotezler arasındadır. İnfantil kolik, bebek ve aile için ciddi bir stres kaynağı olmakla birlikte, organik bir patolojiye işaret etmeyen, kendini sınırlayan bir durumdur.
Nedenleri ve Risk Faktörleri
Kolik ağrının nedenleri, etkilenen organ sistemine göre farklılık gösterir. Her bir kolik tipinin kendine özgü risk faktörleri ve tetikleyicileri mevcuttur.
Renal Kolik Nedenleri
- Nefrolitiazis (böbrek taşı): En sık neden olup dehidratasyon, yüksek oksalat/sodyum/protein alımı, hiperkalsiüri, hiperürikozüri ve hipositratüri gibi metabolik faktörler taş oluşumunu tetikler
- Üreterolitiazis: Böbrekten düşen taşın üreterde takılması sonucu oluşan obstrüksiyon; taş boyutu ve lokalizasyonu ağrının şiddetini belirler
- Üreteropelvik bileşke darlığı: Konjenital veya edinsel nedenlerle üreterin böbrek pelvisine bağlandığı noktadaki darlık, intermitan hidronefroz ve kolik ağrıya neden olabilir
- Kan pıhtısı: Üriner sistem kanamaları sonucu oluşan pıhtıların üreteri tıkaması; tümör, travma veya antikoagülan kullanımı ile ilişkili olabilir
- Papilla nekrozu: Diyabet, orak hücreli anemi veya analjezik nefropatide nekrotik papillanın koparak üreteri tıkaması
Biliyer Kolik Nedenleri
- Kolelitiazis (safra taşı): Kolesterol taşları (%80) ve pigment taşları (%20) olmak üzere iki ana tiptir; kolesterol taşları obezite, hızlı kilo kaybı, östrojen kullanımı ve genetik yatkınlıkla ilişkilidir
- Safra çamuru (sludge): Mikrolitler ve müsin birikimiyle oluşan safra çamuru, sistik kanalda geçici tıkanıklığa neden olarak kolik ağrı yapabilir
- Oddi sfinkteri diskinezisi: Safra ve pankreatik kanalın duodenuma açıldığı noktadaki sfinkter disfonksiyonu, fonksiyonel biliyer ağrıya yol açabilir
- Koledokolitiazis: Taşın ana safra kanalına düşmesi; sarılık, kolanjit ve pankreatit riski taşıdığından acil müdahale gerektirir
İntestinal Kolik Nedenleri
- Mekanik obstrüksiyon: Adezyon (postoperatif en sık neden), inkarsereherni, kolorektal tümör, volvulus ve intüsüsepsiyon gibi durumlar bağırsak lümenini daraltarak veya tamamen tıkayarak kolik ağrıya neden olur
- İrritabl bağırsak sendromu (IBS): Visseral hipersensitivite ve bağırsak motilite bozukluğu ile karakterize fonksiyonel bir bozukluk olup tekrarlayan intestinal koliğin en sık nedenidir
- Enflamatuvar bağırsak hastalığı: Crohn hastalığı ve ülseratif kolitte mukozal enflamasyon ve ödem, bağırsak düz kasının spazmını tetikleyerek kolik ağrıya yol açar
- Akut gastroenterit: Viral, bakteriyel veya paraziter enfeksiyonlar, bağırsak mukozasını irrite ederek peristaltizm artışı ve kolik ağrıya neden olur
- Mezenterik iskemi: Bağırsak kan akımının azalması, özellikle postprandiyal dönemde şiddetli kolik ağrıya neden olur ve cerrahi acildir
Belirtileri
Kolik ağrının klinik prezentasyonu, etkilenen organa göre farklılık göstermekle birlikte bazı ortak özellikler taşır. Tüm kolik tipleri intermitan (dalga dalga gelen) ağrı paterni, otonom semptomlar ve hastanın huzursuzluğu ile karakterizedir.
Renal Kolik Belirtileri
Renal kolik, genellikle ani başlangıçlı, kostovertebral açı (böğür bölgesi) veya yan ağrısı şeklinde ortaya çıkar. Ağrı, taşın lokalizasyonuna göre kasığa, genital bölgeye ve uyluk iç yüzüne yayılım gösterebilir. Üst üreter taşlarında ağrı böğür ve yan bölgede yoğunlaşırken, alt üreter taşlarında kasık ve genital bölge ağrısı ön plandadır. Hematüri (idrarda kan) hastaların %80-90'ında saptanır. Bulantı ve kusma sıklıkla eşlik eder. İdrar sıklığında artış (pollaküri), ani idrar yapma hissi (urgency) ve idrar yaparken yanma (dizüri) alt üreter taşlarına özgü mesane irritasyon belirtileridir. Hasta tipik olarak yerinde duramaz, sürekli pozisyon değiştirir ve ağrıyı hafifletecek bir duruş arar.
Biliyer Kolik Belirtileri
Biliyer kolik, genellikle yağlı veya ağır bir yemekten 30-60 dakika sonra başlayan, epigastrik bölge veya sağ üst kadranda lokalize olan ağrı ile kendini gösterir. Ağrı karakteristik olarak sağ omuza ve skapular bölgeye yayılım gösterir; bu durum referred pain (yansıyan ağrı) mekanizmasıyla açıklanır ve diyafragmatik irritasyonla ilişkilidir. Kolik epizodları genellikle 30 dakika ile 6 saat arasında sürer. Altı saatten uzun süren ağrı, akut kolesistit gelişimini düşündürür. Bulantı ve kusma sıklıkla eşlik eder. Tipik olarak ateş ve sarılık yoktur; bunların varlığı kolesistit veya koledokolitiazis gibi komplikasyonlara işaret eder.
İntestinal Kolik Belirtileri
İntestinal kolik, genellikle periumbilikal veya yaygın karın ağrısı şeklinde prezente olur. Mekanik obstrüksiyonda ağrı, peristaltik dalgalarla senkronize şekilde gelip geçer ve metalik tınılı bağırsak sesleri oskültasyonda duyulabilir. Karın distansiyonu, bulantı-kusma ve gaz-gaita çıkaramama obstrüksiyonun klasik bulgularıdır. İrritabl bağırsak sendromunda ağrı genellikle defekasyonla ilişkilidir; defekasyondan sonra kısmen veya tamamen rahatlar. Dışkı kıvam ve sıklığında değişiklik, şişkinlik ve tenesmus eşlik eden semptomlardır.
Tanı
Kolik ağrının tanısı, ayrıntılı anamnez ve fizik muayene ile başlar. Ağrının lokalizasyonu, karakteri, yayılımı, süresi, tetikleyici ve hafifletici faktörleri ile eşlik eden semptomlar, koliğin tipini belirlemeye yardımcı olur. Tanıyı kesinleştirmek ve komplikasyonları değerlendirmek için çeşitli laboratuvar ve görüntüleme yöntemleri kullanılır.
Renal Kolik Tanı Yöntemleri
- Tam idrar tahlili: Hematüri saptanması (mikroskopik veya makroskopik) tanıyı destekler; lökositüri enfeksiyon eşlik edebileceğini düşündürür
- Kontrastsız bilgisayarlı tomografi (BT): Renal kolikte altın standart görüntüleme yöntemi olup %95'in üzerinde sensitivite ve spesifisiteye sahiptir; taş boyutu, lokalizasyonu ve hidronefrozu gösterir
- Ultrasonografi: İlk basamak görüntüleme olarak, özellikle çocuklarda ve gebelerde tercih edilir; hidronefrozu göstermede duyarlıdır ancak küçük üreter taşlarını saptamada sınırlıdır
- Direkt üriner sistem grafisi (DÜSG): Radyoopak taşları gösterebilir; ancak ürik asit taşları radyolusen olduğundan görüntülenemez
- Serum kreatinin ve elektrolit: Böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi, bilateral obstrüksiyon veya tek böbrekli hastalarda kritik öneme sahiptir
Biliyer Kolik Tanı Yöntemleri
- Abdominal ultrasonografi: Safra taşı tanısında ilk seçenek görüntüleme yöntemi olup %95'in üzerinde sensitiviteye sahiptir; taş boyutu, sayısı, safra kesesi duvar kalınlığı ve safra kanalı çapını değerlendirir
- Karaciğer fonksiyon testleri: AST, ALT, ALP, GGT ve bilirubin düzeyleri; kolestaz bulguları koledokolitiazisi düşündürür
- Tam kan sayımı: Lökositoz, enfeksiyöz komplikasyonları (kolesistit, kolanjit) akla getirir
- Manyetik rezonans kolanjiopankreatografi (MRCP): Safra yolu taşlarını ve anatomik varyasyonları non-invaziv olarak değerlendirir; koledokolitiazis şüphesinde endike edilir
- Endoskopik ultrasonografi (EUS): Küçük safra kanalı taşlarının saptanmasında MRCP'ye üstündür ve tanısal doğruluğu çok yüksektir
İntestinal Kolik Tanı Yöntemleri
- Ayakta direkt karın grafisi: Mekanik obstrüksiyonda hava-sıvı seviyeleri ve dilate bağırsak ansları; serbest hava varlığı perforasyonu düşündürür
- Abdominal BT: Obstrüksiyonun yeri, nedeni ve komplikasyonlarını (strangülasyon, perforasyon) değerlendirmede altın standarttır
- Kolonoskopi: Kolorektal patolojilerin (tümör, polip, enflamatuvar hastalık) tanısında endikedir
- Laboratuvar tetkikleri: Tam kan sayımı, CRP, laktat (iskemi göstergesi), elektrolitler ve kan gazı değerlendirmesi yapılır
Ayırıcı Tanı
Kolik ağrının ayırıcı tanısı, ağrının lokalizasyonu ve karakterine göre geniş bir diferansiyel listeyi içerir. Doğru tanı, uygun tedavinin zamanında başlanması ve ciddi komplikasyonların önlenmesi için kritik öneme sahiptir.
- Renal kolik ayırıcı tanısı: Akut apandisit (sağ tarafta), over torsiyonu, ektopik gebelik rüptürü, aort anevrizması diseksiyonu, kas-iskelet sistemi ağrıları, psoas apsesi ve herpes zoster ile karışabilir
- Biliyer kolik ayırıcı tanısı: Akut miyokard enfarktüsü (özellikle inferior MI), gastroözofageal reflü, peptik ülser perforasyonu, akut pankreatit, hepatit, sağ alt lob pnömonisi ve Fitz-Hugh-Curtis sendromu düşünülmelidir
- İntestinal kolik ayırıcı tanısı: Pelvik enflamatuvar hastalık, endometriozis, mezenterik lenfadenit, familyal Akdeniz ateşi, kurşun zehirlenmesi, porfiri ve diyabetik ketoasidoza bağlı karın ağrısı ayırıcı tanıda yer alır
- Kolik tipler arası ayırım: Renal kolikte ağrı yan bölgeden kasığa yayılır ve hematüri eşlik eder; biliyer kolikte ağrı sağ üst kadranda olup omuza yayılır ve yemekle tetiklenir; intestinal kolikte ağrı periumbilikal olup distansiyon ve bağırsak alışkanlığı değişikliği eşlik eder
Tedavi
Kolik ağrının tedavisinde öncelikli hedef ağrının kontrol altına alınması, ardından altta yatan nedenin tedavisi ve komplikasyonların önlenmesidir. Her bir kolik tipinin tedavi yaklaşımı farklılık gösterir.
Renal Kolik Tedavisi
Analjezi, renal kolik tedavisinin temel taşıdır. Non-steroid antienflamatuvar ilaçlar (NSAİİ), özellikle diklofenak ve ketorolak, birinci basamak analjezik olarak önerilir; prostaglandin sentezini inhibe ederek hem ağrıyı azaltır hem de üreter spazmını çözer. Yanıt alınamayan olgularda opioidler (morfin, tramadol) eklenir. Alfa-blokerler (tamsulosin), özellikle distal üreter taşlarında medikal ekspulsif tedavi (MET) olarak kullanılır ve spontan taş düşürme oranını artırır. Beş milimetreden küçük taşlarda konservatif yaklaşım (hidrasyon, analjezi, MET) genellikle yeterlidir. Büyük taşlarda veya komplikasyon geliştiğinde ekstrakorporeal şok dalga litotripsi (ESWL), üreterorenoskopi (URS) veya perkütan nefrolitotomi (PNL) gibi girişimsel tedaviler uygulanır.
Biliyer Kolik Tedavisi
Akut biliyer kolik atağında NSAİİ (diklofenak IM veya rektal) ağrı kontrolü ve atak süresini kısaltmada etkilidir. Antiemetikler (metoklopramid, ondansetron) bulantı ve kusmayı kontrol eder. Antispazmodikler (hyosin-N-butilbromür) düz kas spazmını çözmeye yardımcı olabilir. Definitif tedavi, semptomatik kolelitiaziste laparoskopik kolesistektomidir. Ameliyat, ilk ataktan sonra elektif koşullarda planlanır; erteleme durumunda tekrarlayan ataklar ve komplikasyon riski artar. Cerrahiye uygun olmayan hastalarda ursodeoksikolik asit ile medikal taş eritme tedavisi denenebilir; ancak başarı oranı düşüktür ve sadece küçük, kalsifiye olmayan kolesterol taşlarında etkilidir.
İntestinal Kolik Tedavisi
Mekanik bağırsak tıkanıklığında tedavi aciliyeti, tıkanıklığın tam mı yoksa parsiyel mi olduğuna ve strangülasyon bulgusu olup olmadığına bağlıdır. Nazogastrik dekompresyon, intravenöz sıvı resüsitasyonu ve elektrolit dengesinin sağlanması ilk basamak tedavidir. Tam obstrüksiyon ve strangülasyon şüphesinde acil cerrahi endikedir. Parsiyel obstrüksiyonda konservatif yaklaşımla takip edilebilir. İrritabl bağırsak sendromuna bağlı kolikte diyet modifikasyonu (düşük FODMAP diyeti), antispazmodikler, probiyotikler ve gerektiğinde nöromodülatör ajanlar (düşük doz trisiklik antidepresanlar) tedavinin temelini oluşturur.
Komplikasyonlar
Kolik ağrının zamanında ve uygun şekilde tedavi edilmemesi, ciddi ve yaşamı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir. Her bir kolik tipinin kendine özgü komplikasyon profili vardır.
- Renal kolik komplikasyonları: Obstrüktif üropati ve hidronefroz, enfeksiyon eşliğinde obstrüktif pyelonefrit (ürosepsis riski taşır ve acil dekompresyon gerektirir), uzun süreli obstrüksiyona bağlı kalıcı böbrek hasarı ve böbrek fonksiyon kaybı
- Biliyer kolik komplikasyonları: Akut kolesistit (kese duvarı enflamasyonu, ateş ve peritoneal irritasyon bulguları eklenir), koledokolitiazis (ana safra kanalı tıkanıklığı, obstrüktif sarılık), akut kolanjit (Charcot triadı: ateş, sarılık, sağ üst kadran ağrısı), akut biliyer pankreatit ve nadiren safra kesesi perforasyonu
- İntestinal kolik komplikasyonları: Strangülasyon (bağırsak kan akımının kesilmesi, gangren ve perforasyon riski), diffüz peritonit, sepsis, elektrolit dengesizliği, sıvı kaybı ve çoklu organ yetmezliği
- Genel komplikasyonlar: Şiddetli ağrıya bağlı vazovagal senkop, dehidratasyon (kusma nedeniyle), ilaç bağımlılığı (kronik opioid kullanımı) ve psikolojik etkilenme (anksiyete, ağrı korkusu)
Korunma
Kolik ataklarının önlenmesi, altta yatan risk faktörlerinin modifikasyonuna dayanır. Yaşam tarzı değişiklikleri ve düzenli tıbbi takip, kolik sıklığını ve şiddetini önemli ölçüde azaltabilir.
- Böbrek taşından korunma: Günlük en az 2,5-3 litre sıvı alımı (idrar renginin açık sarı olması hedeflenir), sodyum kısıtlaması (günlük 2 gram altı), yeterli kalsiyum alımı (diyetle, supleman değil), oksalat açısından zengin gıdaların sınırlandırılması (ıspanak, çikolata, fındık) ve taş analizine göre spesifik diyet önerileri
- Safra taşından korunma: Sağlıklı kilo kontrolü, hızlı kilo verme diyetlerinden kaçınma (gallstone pancreatitis riski), düzenli fiziksel aktivite, lifli beslenme ve doymuş yağ alımının azaltılması
- İntestinal kolikten korunma: Düzenli beslenme alışkanlıkları, yeterli lif alımı, yeterli sıvı tüketimi, stres yönetimi (IBS'de tetikleyici), düzenli egzersiz ve tetikleyici gıdaların belirlenerek kısıtlanması
- Genel önlemler: Düzenli sağlık kontrolleri, risk faktörü taşıyan bireylerde periyodik görüntüleme, ailede taş öyküsü varsa metabolik değerlendirme ve kronik hastalıkların optimal kontrolü
Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
Kolik ağrı yaşayan bireylerin, bazı durumlarda acil tıbbi yardım alması hayati önem taşır. Aşağıdaki durumlardan herhangi birinin varlığında vakit kaybetmeksizin en yakın acil servise başvurulmalıdır.
- Şiddetli ve kontrol altına alınamayan ağrı: Evde kullanılan ağrı kesicilere yanıt vermeyen, giderek artan şiddette kolik ağrı acil değerlendirme gerektirir
- Ateş eşliğinde kolik: Enfeksiyon gelişimini (pyelonefrit, kolesistit, kolanjit) düşündürür ve acil tedavi başlanmalıdır
- İdrarda kan: Özellikle ilk kez görülen makroskopik hematüri, böbrek taşı dışında tümör gibi ciddi nedenleri de ekarte etmek için değerlendirilmelidir
- Sarılık: Cilt veya göz akında sararma, safra yollarının tıkandığını gösterir ve koledokolitiazis veya kolanjit açısından acil tetkik gerektirir
- Kusma nedeniyle sıvı alımının sağlanamaması: Dehidratasyon riski yüksek olup intravenöz sıvı desteği gerekebilir
- Gaz ve gaita çıkaramama: Mekanik bağırsak tıkanıklığının işareti olup cerrahi acil olabilir
- Karın distansiyonu ve hassasiyeti: Peritoneal irritasyon bulguları (defans, rebound) cerrahi acili düşündürür
- Gebelikte kolik ağrı: Tanı ve tedavi yaklaşımları farklılık gösterdiğinden mutlaka uzmana danışılmalıdır
Kolik ağrı, doğru tanı ve zamanında müdahale ile büyük ölçüde kontrol altına alınabilen, ancak ihmal edildiğinde ciddi komplikasyonlara yol açabilen önemli bir klinik tablodur. Ağrının tipi ne olursa olsun, tekrarlayan kolik atakları yaşayan bireylerin kapsamlı bir tıbbi değerlendirmeden geçmesi, altta yatan nedenin belirlenmesi ve uygun tedavi planının oluşturulması gerekmektedir. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları, yeterli sıvı alımı ve risk faktörlerinin kontrolü ile kolik ataklarının önemli ölçüde azaltılması mümkündür. Koru Hastanesi olarak, kolik ağrı yaşayan hastalarımıza multidisipliner bir yaklaşımla en güncel tanı ve tedavi yöntemlerini sunmaktayız.











