Telefon
Mail
Tıptaki adı karotis olan şah damarı boynun iki tarafında da bulunmaktadır. Şah damarı ile ilgili problemler çok ciddi problemler doğurabilmektedir. Şah damarı hastalıkları damar darlıkları, tıkanıklıkları, şah damarını tutan vaskülitler, şah damarı anevrizmaları, şah damarı diseksiyonu, şah damarı yaralanmaları ve şah damarı yalancı anevrizmaları olarak birçok çeşitte olabilmektedir. Bu hastalıklardan en tehlikelisi şah damarının daralması ya da tıkanmasıdır. Şah damarı ve inme olması arasında bağlantı vardı. Damarın tıkanması ya da daralması sonucunda inme olma olasılığı çok yüksektir. İnme sonucu ölümlerin oranı da çok yüksek seviyededir.
Şah damarı hastalıklarının birçok türü bulunmaktadır. Fakat şah damarı çok önemli bir damar olmasından dolayı bu damarla ilgili olan hastalıkların hepsi çok tehlikelidir.
Şah damarı yaralanmaları: Basit travmalar sonucunda şah damarında yaralanmalar görülebilir. Yaralanmalara bağlı olaraktan yalancı anevrizma veya diseksiyonlar gelişebilmektedir. Diseksiyon oluşmasından dolayı şah damarı duvarlarında tıkanmalar ya da daralmalar meydana gelmektedir. Aynı zamanda büyük travmalar geçirildiğinde eğer şah damarı çok hasar gördüyse bu ölümle sonuçlanabilmektedir.
Şah damarı anevrizmaları: Şah damarı da anevrizmaların görülmesi çok karşılaşılan bir durum değildir. Ancak atardamar da gelişen anevrizmalara sıklıkla rastlanmaktadır.
Şah damarı yalancı anevrizmaları: Travmalar sonucunda şah damarında gelişen diseksiyon ile anevrizmalar oluşmaktadır. Damarın duvarında oluşmuş yırtıktan dolayı kan birikir. Bu durumlarda müdahalenin hızlıca yapılması gerekmektedir. Çünkü yalancı anevrizmalar hayati tehlikesi bulunan durumlardır. Şah damarı ve inme gibi reaksiyonlar verebilmektedir.
Şah damarını tutan vaskülitler: İltihabı olmayan damarların tutulmasına şah damarını tutan vakülit denmektedir. Kadınlarda sıklıkla görülen fibromüsküler displazi şah damarlarını tutabilmektedir.
Şah damarı diseksiyonu: Diseksiyon şah damarının duvardaki katmanlarının ayrılması sonucunda oluşmaktadır. Bu durum bazen kendiliğinden gelişmektedir bazen de travmalar sonucunda gelişmektedir.
Şah damarı tıkanıklığı: Şah damarı yani kaotis arterlerinin tıkanmasına şah damarı tıkanıklığı denilmektedir. Şah damarları beynin ön kısmına oksijen içeren kan götürmektedirler. Beynin ön kısmı konuşma, düşünme, kişilik özellikleri, motor ve duyusal fonksiyonları kontrol edilmektedir. Bu sebeple şah damarlarının o kısma kan götürmesi beynin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için çok önemlidir. Şah damarı tıkanıklığına sebep olan şeyler genelde plak olarak adlandırılan yağlı yiyecekler ve kolesterol artıklarıdır. Bunların şah damarının duvarında birikmesi ile damar tıkanıklığı meydana gelmektedir. Şah damarı ve inme ilişkisi çok bağlantılıdır. Şah damarı tıkanıklığı inme riskini yükseltmektedir.
Şah damarının iç kısımlarında damar sertliği oluşabilmektedir. Normal bir şah damarının yapısı pürüzsüz ve esnek olmaktadır. Kolesterol düzeyinin yüksek olması, sigara ve alkol kullanımı şah damarına çok zarar vermektedir. Bunların haricinde yağlı yiyecekler, kireç kalıntıları ve kolesterol atıkları şah damarında birikir. Ve bu birikme damarın tıkanmasına neden olur. Şah damarları beyne kan ilettiği için tıkanmaları durumunda beyne giden kan akışı azalır. Bu da bazı büyük problemlere neden olur. Beyne kan az gittiği için beynin oksijen seviyesi ve beslenmesi azalır. Şah damarlarındaki tıkanıklıkların boyutlarına göre riskleri de değişmektedir. Damardaki tıkanıklık erken teşhis edildiğinde tıkanıklık boşaltılabilir. Fakat zamanında teşhis yapılamayıp tedavi edilemeyen damarlar tam tıkanabilmektedir. Bu da şah damarı ve inme geçirilmesine neden olmaktadır. Şah damarındaki tıkanıklığın tamamen damarı kaplaması inmenin gerçekleşmesini kaçınılmaz kılmaktadır.
Şah damarındaki tıkanıklığa sebebiyet veren birçok risk faktörü bulunmaktadır. Bunlar şu şekilde sıralanabilmektedir:
75 yaşa kadar olan erkeklerde kadınlara oranla şah damarı tıkanıklığı daha çok görülmektedir. Fakat 75 yaşından sonra ise kadınlarda erkeklerden daha fazla bu hastalık görülmektedir. Kişilerde koroner arter hastalığının olması şah damarı tıkanıklığının da olabilmesi oranını yükseltmektedir. Genelde koroner arter hastalığı olan kişilerde 2-3 yıl içinde damar tıkanıklığının veya daralmasının görülme olasılığı çok yüksektir. Şah damarı ve inme ilişkisi de damardaki tıkanıklarla gelişmektedir.
Şah damarlarındaki tıkanıklık belirli bir evreye ulaşmadan hastalarda herhangi bir belirti görülmez. Bu da erken teşhis şansını zorlaştırmaktadır. Belirti hastalığın ilk başlarında görülmediği için hastalık ilerler ve tedavi seçenekleri zorlaşır. Fakat tıkanıklık ileri seviyelerde olduğunda damarda geçici pıhtıların oluşması ile birlikte inme riski ortaya çıkmaktadır. Hastalığın ne kadar erken tedavisi yapılırsa hayati tehlike o kadar azalabilmektedir. Şah damarı ve inme ilişkisi de bu şekilde olmaktadır. Geçici pıhtıların geçirilmesi ile belirtiler kaybolabilmektedir. Bu duruma da tıpta geçici iskemik atak denilmektedir. Geçici istemik atak atardamarlarda pıhtının oluşması nedeni ile damarda kısa süreli bir tıkanıklık ve düşük kan akımına sebep olur. Böylece hasta geçici bir felç geçirmiş olmaktadır. Geçici istemik atak ile inmede görülen belirtiler birbirlerine benzemektedirler. Geçici istemik atakta olan belirtiler şu şekilde olmaktadır:
Geçici istemik atakların hemen ivedilikle tedavilerinin yapılması gerekmektedir. Bu hastalık tıbbi bir acil durum olayıdır. Tedavi yapılmadığı sürece ya da geç kalındığında kalıcı inmeye sebep olabilmektedir. Şah damarı ve inme açısından damarlar ile ilgili her hastalığın ilerlemesi sonucunda inme riski bulunmaktadır. Bu atağı geçiren bir kişinin ileriki zamanlarda büyük bir inme geçirebileceği riski büyüktür.
Şah damarı tıkanıklığı belirli bir evreye kadar belirti göstermediği için tanının koyulması zordur. Düzenli doktor kontrollerinde ancak damar tıkanıklığı var ise tesadüfen tanı koyulabilmektedir. Boyunun dinlenmesi sırasında üfürüm duyulması tıkanıklık olmasının göstergelerinden birisidir. Fiziki muayene dışında yapılacak testler ile de tanı koyulabilmektedir.
Manyetik Rezonans Anjiyografi: Beyin damarlarını görüntülemek için bu teknik kullanılır. Bu yöntem ile birlikte damarlardaki küçük çaplı tıkanıklıklar bile görüntülenebilmektedir.
Bilgisayarlı Tomografik Anjiyografi: Bu görüntüleme tekniğinde ise beyinde oluşmuş hasarlar tespit edilebilmektedir. Fakat görüntülenme sırasında düşük seviyede bir radyasyon kullanılmaktadır.
Beyin Anjiyosu: Beyin anjiyosu tekniği ise şah damarının görüntülenmesi için en garanti yöntemdir. Şah damarındaki kan akışı bu teknik ile tespit edilebilir. Anjiyografi işlemi sırasında şah damarlarına kontrast bir boya enjekte edilir ve bu sayede damarlardaki tıkanıklar görülebilir. Şah damarı ve inme bu yöntem ile tespit edilebilmektedir.
Tedavide öncelik olarak hasta olan kişinin hayat tarzını değiştirmesi bulunmaktadır. Hasta sağlıklı ve hareketli bir yaşam şekline geçerek tedavinin işe yaramasını sağlayabilmektedir. Bunun dışında damarlardaki tıkanıklıkların temizlenmesi ya da damarlara stent takılması olarak 2 ayrı tedavi şekli bulunmaktadır. Bu tedaviler hastalığın seviyesine, hastanın yaşına ve sağlık durumuna göre karar verilmektedir. Şah damarı ve inme riski bulunduğu için uygun bir tedavinin bulunması gerekmektedir.
İnme damarsal hastalıkları nedeni ile gelişmektedir. İnmenin bu nedenden başka gerçekleştiğine dair başka bir kanıt bulunamamıştır. İnmeler aniden gelişen ve bazen tek bir bölgeyi bazen de tüm beyni etkileyen bir hastalıktır. Şah damarı ve inme arasında çok yakın bir ilişki bulunmaktadır. İnme damar hastalıkları ile ilgili olduğu için şah damarı tıkanıklıkları inmeye sebep veren başlıca sorundur. İnme sonucunda ölüm dünyada 3. Çok görülen ölüm şeklidir. İnme ölüm dışında yetişkin insanlarda sakatlık riskini yaratmaktadır. İnme damarlardaki özellikle şah damarlarında tıkanıklık ya da daralması sonucunda oluşmaktadır. Tıkanıklık olmasından dolayı beyin işlevlerini yerine getiremez ve yaşamsal değerler karşılanamaz. Bu yüzden hastalarda bazı belirtiler görülür. Belirtiler vücudun bazı kısımlarında özellikle bacaklarda uyuşukluk, görme bozuklukları, konuşma zorluğu, zihin bulanıklığı, dengede duramama ve kuvvetsizlik olmaktadır.
İnme geçiren hastanın ivedilik ile tedavi edilmesi gerekmektedir. İnme acil bir durum olarak belirtilmektedir. İnmenin tedavisinde hızlı olmak kadar doğru tedavi şeklinin uygulanması da önemlidir. Tedavi şeklinin yanlış olması vücutta ve beyinde kalıcı hasarlar bırakabilir. Hatta ölüm gerçekleşebilmektedir. İnme tedavisi için ilk 3 saat çok önemlidir.3 saat içinde olabildiğince hızlı davranılarak tıkalı damarların açılması gerekmektedir. Tıkalı damarlar ne kadar hızlı tedavi edilir ise beyinde ya da vücutta o kadar az hasar görülür. Hatta bazen hiçbir hasar da görülmeyebilmektedir. Şah damarı ve inme arasında ince bir çizgi bulunmaktadır. Bu ince çizgi zaman ve uygun tedavi seçimidir. Bu ikisi tam olarak yapıldığında inmenin verdiği hasarları hastalar en az bir şekilde ya da hiç etkilenmeden atlatabilirler.
"Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz."
Koru Ankara Hastanesi
KİŞİSEL VERİLERİN İŞLENMESİ HAKKINDA AYDINLATMA/BİLGİLENDİRME
Erer Sağlık ve Eğitim Kurumları İşletmeciliği A.Ş. (“Özel Ankara Koru Hastanesi, Özel Koru Sincan Hastanesi kısaca Koru Sağlık Grubu”) olarak, kişisel verilerinizin güvenliği konusuna önem vermekteyiz. Hastalarımız tarafından paylaşılan her türlü kişisel veriyi hasta mahremiyetine özen gösterecek şekilde ve kişisel verilerinize ilişkin uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbiri alacak şekilde muhafaza etmekteyiz. Bu sorumluluğumuzun bilinci ile 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) ve ilgili mevzuat kapsamında Veri Sorumlusu sıfatıyla, kişisel verilerinizi aşağıda belirtilen çerçevede işlemekteyiz.
Kişisel Verilerin Toplanması, İşlenmesi ve İşleme Amaçları
Kişisel verileriniz Koru Sağlık Grubu tarafından sağlanmakta olan kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amaçlarıyla ve Koru Sağlık Grubu şirketlerinin faaliyet konularına uygun düşecek şekilde; sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, çağrı merkezi, internet sitesi, sözlü, yazılı ve benzeri kanallar aracılığıyla elde edilmektedir.
Bu kapsamda tüm tıbbî teşhis, muayene, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli olan ve bu amaçla elde edilen kişisel sağlık verisi başta olmak üzere aşağıda sıralanmış olan;
amaçlarıyla Koru Sağlık Grubu tarafından işlenmektedir.
Kişisel Verilerin Aktarılması
Kişisel verileriniz, Kanun ve sair mevzuat kapsamında ve yukarıda yer verilen amaçlarla;
paylaşılabilecektir.
Kişisel Veri Toplamanın Yöntemi ve Hukuki Sebebi
Kişisel verileriniz, her türlü sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, yukarıda yer verilen amaçlar ve Koru Sağlık Grubu’nun faaliyet konusuna dahil her türlü işin yasal çerçevede yürütülebilmesi ve bu kapsamda Koru Sağlık Grubu’nun akdi ve kanuni yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa edebilmesi için toplanmakta ve işlenmektedir.
Bu kapsamda sağlık verileri, Kanun’un 6. maddesi 3. fıkrasında da belirtildiği üzere kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbı teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi hukuki ile, diğer kişisel verileriniz ise Kanunlarda öngörülmesi, hukuki yükümlülüğün yerine getirilmesi, bir hakkın tesisi ve kullanımı ile sözleşmenin ifası hukuki sebeplerine dayanarak işlenmektedir.
Kişisel Verilerin Korunmasına Yönelik Haklarınız
Kanun ve ilgili mevzuatlar uyarınca;
Veri Güvenliği ve Başvuru Hakkı
Koru Sağlık Grubu, kişisel verilerinizi bilgi güvenliği standartları ve prosedürleri gereğince alınması gereken tüm teknik ve idari güvenlik kontrollerine tam uygunlukla korumaktadır. Söz konusu güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak muhtemel riske uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.
Kanun kapsamındaki taleplerinizi, “www.koruhastanesi.com” web adresindeki “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uyarınca Başvuru Formu” nu doldurarak;
Kızılırmak Mah. 1450. Sokak No:13 Çukurambar Ankara-TÜRKİYE adresine ıslak imzalı yazılı talep formu ile “Başhekim Sekreterliği” departmanı dikkatine Zarfına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Bilgi Talebi” yazılarak bizzat teslim edebilir veya Noter kanalıyla gönderebilirsiniz.
“Kişisel Verilerin İşlenmesi Hakkında Açık Rıza Formu”