Anestezi ve Reanimasyon

Kısa Etkili Ağrı Kesici

Remifentanilin neden çok kısa süreli etki gösterdiğini, hangi cerrahilerde tercih edildiğini ve dikkat edilen noktaları sade dille anlatan rehberi.

Remifentanil, anestezi ve yoğun bakım uygulamalarında oldukça sık başvurulan, fenilpiperidin türevi sentetik bir opioid analjeziktir. Etki başlangıcı son derece hızlı, etki süresi ise oldukça kısa olduğundan ameliyathane ortamında ve özellikli işlemlerde tercih edilen ilaçlar arasında değerlendirilir. Molekül yapısındaki ester bağı, vücut içinde kana ve dokulara yaygın biçimde dağılmış spesifik olmayan esterazlar tarafından hızla parçalanması sonucunu doğurur. Bu metabolik özellik, ilacın birikim eğiliminin oldukça düşük kalmasına ve doz sonlandırıldıktan kısa süre sonra etkisinin gerilemesine olanak tanır. Anestezi pratiğinde öngörülebilir bir farmakokinetik profil arandığında remifentanilin kontrollü infüzyonla kullanımı klinik tercihler arasında öne çıkar.

Bu ilacın etki mekanizması, merkezi sinir sisteminde yaygın biçimde bulunan mü-opioid reseptörlerine seçici bağlanma üzerine kuruludur. Reseptör düzeyindeki agonist etkinlik, ağrılı uyaranların algılanmasında ve iletilmesinde belirgin bir baskılanma sağlar. Cerrahi girişim sırasında ortaya çıkan otonom yanıtların, kalp hızı yükselmesinin ve kan basıncı dalgalanmalarının kontrol altında tutulması bakımından remifentanil belirleyici bir rol üstlenir. Diğer opioidlerden ayıran en önemli özelliklerinden biri, plazma bağlamından bağımsız olarak kanda ve dokularda hızla parçalanmasıdır. Bu nedenle böbrek veya karaciğer fonksiyonlarında belirgin yetmezlik bulunan hastalarda dahi farmakokinetik özellikler büyük ölçüde korunur ve doz ayarlama gereksinimi sınırlı kalır.

Klinik kullanımda remifentanil çoğunlukla sürekli intravenöz infüzyon biçiminde uygulanır. Bolus dozlar tercih edildiğinde göğüs duvarı sertliği, belirgin bradikardi ve kan basıncı düşüklüğü gibi istenmeyen etkilerin gelişme olasılığı artabildiğinden, yavaş ve titre edilmiş uygulamalar genellikle önerilir. İnfüzyon hızı, hastanın yaşına, vücut ağırlığına, eşlik eden hastalıklarına ve uygulanan cerrahi girişimin uyarıcı şiddetine göre bireysel olarak belirlenir. Hedef kontrollü infüzyon sistemleri, plazma veya etki bölgesi konsantrasyonunu öngörülebilir biçimde sürdürmeye yardımcı olur. Böylece uyanıklık, hemodinamik denge ve analjezi düzeyi arasında istenen denge yakalanmaya çalışılır.

Remifentanilin en belirgin avantajlarından biri, infüzyon kesildikten sonra etkisinin oldukça hızlı sönmesidir. Bu özellik, anestezi sonrası uyanmanın daha öngörülebilir biçimde gerçekleşmesine ve hastanın nörolojik durumunun erken dönemde değerlendirilebilmesine olanak sağlar. Özellikle nöroşirürji girişimleri, karotis cerrahisi, intraoperatif uyanık değerlendirme gerektiren işlemler ve fonksiyonel testlerin yapıldığı operasyonlar açısından bu farmakokinetik profil belirgin bir kolaylık sunar. Beyin cerrahisi sırasında nörolojik fonksiyonun aralıklı değerlendirilmesi gerektiğinde, ilacın hızla geri çekilebilmesi klinik karar süreçlerini destekler. Aynı zamanda günübirlik cerrahi yaklaşımlarda da derlenme süresinin kısalmasına katkı sağlar.

Genel anestezi indüksiyonunda remifentanil sıklıkla propofol gibi hipnotik bir ajanla birlikte kullanılır. Bu kombinasyon, laringoskopi ve entübasyon sırasında ortaya çıkan sempatik yanıtın baskılanmasına ve hava yolu manipülasyonuna bağlı hemodinamik dalgalanmaların azaltılmasına katkı sağlar. İdame döneminde ise inhalasyon anestezikleri veya tam intravenöz anestezi yaklaşımları içinde sürekli infüzyon biçiminde yer alır. Cerrahi uyaranın yoğunluğuna göre infüzyon hızı dinamik biçimde ayarlanabilir. Böylece kısa süreli yoğun ağrılı işlemlerde analjezi derinleştirilir, sakin dönemlerde ise gereksiz opioid maruziyetinin önüne geçilir.

Yoğun bakım ortamında remifentanil, kısa süreli ve sık titrasyon gerektiren analjezi gereksinimlerinde değerlendirilen ajanlar arasında yer alır. Mekanik ventilasyon uygulanan hastalarda sedasyon ve analjezi dengesinin sağlanmasında, özellikle nörolojik değerlendirmenin sık aralıklarla yapılması gereken olgularda tercih edilebilir. Kafa içi basınç takibi yapılan hastalarda, ilacın etkisinin hızla geri alınabilmesi nörolojik muayene açısından önemli bir avantaj oluşturur. Bununla birlikte uzun süreli infüzyonlarda akut tolerans gelişimi ve infüzyon kesildikten sonra hiperaljezi tablosu bildirildiğinden, multimodal analjezi yaklaşımıyla birlikte planlanması önem taşır.

Doğum analjezisi ve obstetrik anestezi alanında remifentanil, rejyonel yöntemlerin uygulanamadığı veya kontrendike olduğu durumlarda hasta kontrollü analjezi biçiminde değerlendirilen bir seçenektir. Plasentadan geçişi sınırlı kalmamakla birlikte fetal dolaşımda hızla metabolize edilmesi nedeniyle yenidoğan üzerindeki etkisi diğer uzun etkili opioidlere kıyasla daha öngörülebilir biçimde seyreder. Yine de uygulama sırasında anne ve fetüsün yakın izlemi, oksijen satürasyonunun sürekli takibi ve solunum desteği için hazırlığın bulunması gereklidir. Bu nedenle obstetrik kullanım, deneyimli ekip ve uygun donanım eşliğinde planlanır.

Pediatrik yaş grubunda remifentanil, çeşitli cerrahi girişimlerde ve girişimsel işlemlerde kullanılan opioidler arasında yer alır. Çocuk hastalarda da yetişkinlere benzer biçimde hızlı etki başlangıcı ve kısa etki süresi gözlenir. Vücut yüzey alanı, organ olgunluğu ve metabolik kapasite farkları dikkate alınarak doz bireyselleştirilir. Yenidoğan döneminde ester metabolizmasının erken olgunlaşması, ilacın bu yaş grubunda da öngörülebilir kinetik göstermesini sağlar. Pediatrik kardiyak cerrahi, nöroşirürjik girişimler ve kısa süreli ağrılı işlemler, remifentanilin değerlendirildiği klinik tablolar arasında yer alır.

Yaşlı bireylerde farmakokinetik ve farmakodinamik değişiklikler nedeniyle remifentanil dozunun dikkatli biçimde ayarlanması önerilir. İlerleyen yaşla birlikte dağılım hacminde azalma, santral sinir sistemi hassasiyetinde artış ve hemodinamik rezervde gerileme gözlenebilir. Bu nedenle başlangıç dozlarının düşük tutulması ve infüzyon hızının yavaş artırılması güvenlik açısından önem taşır. Eşlik eden kardiyovasküler hastalıklar, kullanılan diğer ilaçlar ve genel klinik durum bireysel değerlendirme gerektirir. Multidisipliner planlama, yaşlı hastalarda perioperatif riskin azaltılmasına katkı sağlar.

Remifentanil kullanımı sırasında en sık karşılaşılan yan etkiler arasında solunum depresyonu, bradikardi, kan basıncı düşüklüğü, bulantı ve kusma sayılabilir. Solunum depresyonu doza bağımlı biçimde ortaya çıkabildiğinden, uygulamanın daima ileri hava yolu yönetimi olanaklarının bulunduğu ortamlarda yapılması gerekir. Bradikardi ve hipotansiyon, özellikle hızlı bolus uygulamalarında ve diğer kardiyovasküler etkili ilaçlarla birlikte kullanımlarda belirgin hale gelebilir. Göğüs duvarı rijiditesi olarak adlandırılan tabloda solunum mekanikleri bozulabilir ve bu durum erken müdahale gerektirir. Bulantı ve kusma ise postoperatif dönemde sıkça gözlenen yan etkiler arasındadır.

Akut tolerans ve opioid kaynaklı hiperaljezi, remifentanil ile ilgili dikkat çeken konular arasındadır. Uzun süreli ve yüksek dozda infüzyon uygulamalarında, ilacın kesilmesinin ardından ağrı algısında artış bildirilebilmektedir. Bu nedenle ameliyat bitimine yakın dönemde uzun etkili bir opioid veya rejyonel analjezi yöntemiyle desteklenmiş bir plan tercih edilir. Parasetamol, nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar, lokal anestezikler ve sinir bloklarıyla birlikte yürütülen multimodal analjezi yaklaşımı, postoperatif ağrı yönetiminde dengeli bir profil oluşmasına katkı sağlar. Böylece tek başına opioid bağımlılığı azaltılmış olur.

İlaç etkileşimleri açısından remifentanil, diğer santral sinir sistemi baskılayıcılarıyla birlikte kullanıldığında etkisinin artma olasılığı bulunan bir ajandır. Benzodiazepinler, inhalasyon anestezikleri, propofol ve diğer opioidlerle eş zamanlı kullanım, solunum depresyonu ve hemodinamik etkilerin belirginleşmesine yol açabilir. Beta bloker ve kalsiyum kanal blokeri kullanan hastalarda bradikardi ve hipotansiyon riski artabilir. Bu nedenle anestezi planı oluşturulurken hastanın kullandığı tüm ilaçların ayrıntılı biçimde gözden geçirilmesi ve doz ayarlamalarının buna göre yapılması önerilir. Anestezi öncesi değerlendirmenin titiz biçimde yürütülmesi güvenli uygulamanın temel koşullarındandır.

Remifentanil, karakteristik kimyasal yapısı nedeniyle hazırlanması ve uygulanması sırasında özel dikkat gerektirir. Liyofilize toz formunda piyasada bulunan ilaç, kullanım öncesinde uygun çözücülerle seyreltilerek infüzyon konsantrasyonu hazırlanır. Aynı damar yolundan kan ürünleri veya bazı amino asit solüsyonlarıyla geçimsizlik bildirildiğinden, ayrı bir hat veya uygun bağlantı tercih edilir. İnfüzyon pompalarının hassas titrasyona izin verecek özellikte olması, uygulama güvenliği açısından önemlidir. Aynı zamanda hastanın izleminde sürekli elektrokardiyografi, noninvaziv veya invaziv kan basıncı ölçümü ve pulse oksimetri gibi standart monitörizasyon yöntemleri kullanılır.

Suistimal ve bağımlılık potansiyeli açısından remifentanil de diğer güçlü opioidler gibi kontrollü ilaçlar sınıfında değerlendirilir. Hastane ortamında ilacın saklanması, hazırlanması, uygulanması ve artan miktarın imhası ulusal mevzuatla belirlenmiş kurallar çerçevesinde yürütülür. Yalnızca yetkilendirilmiş sağlık profesyonelleri tarafından, uygun donanımın bulunduğu alanlarda kullanılması gereklidir. Ayaktan kullanım veya hasta tarafından evde uygulama gibi bir endikasyonu bulunmaz. Bu yönüyle remifentanil, kronik ağrı yönetiminde değil, perioperatif dönemde ve özellikli yoğun bakım uygulamalarında değerlendirilen bir ajan olarak konumlanır.

Klinik karar süreçlerinde remifentanilin tercih edilmesi, planlanan girişimin özelliklerine, hastanın klinik durumuna, eşlik eden hastalıklara ve hedeflenen derlenme profiline göre belirlenir. Kısa süreli, yoğun analjezi gerektiren ve hızlı uyanmanın klinik açıdan değerli olduğu işlemlerde remifentanil öne çıkan bir seçenektir. Buna karşılık uzun süreli postoperatif analjezi ihtiyacı bulunan girişimlerde, etki süresi daha uzun olan opioidler veya rejyonel yöntemler tek başına ya da birlikte değerlendirilebilir. Anestezi uzmanı, hastanın bireysel gereksinimlerini ve mevcut tıbbi tabloyu bütüncül biçimde inceleyerek en uygun yaklaşımı belirler ve süreç boyunca yakın takip sürdürülür.

Kaynakça

  1. StatPearls - National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Remifentanil farmakolojisi ve klinik kullanımıncbi.nlm.nih.gov/books/NBK551718
  2. National Library of Medicine - MedlinePlus — Remifentanil enjeksiyonu ilaç bilgisimedlineplus.gov/druginfo/meds/a606009.html
  3. National Center for Biotechnology Information (PubMed) — Remifentanil: ultra kısa etkili opioidin klinik farmakolojisipubmed.ncbi.nlm.nih.gov/7574023
  4. National Center for Biotechnology Information (PMC) — Remifentanil kaynaklı hiperaljezi ve akut toleransncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4478797

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Anestezi ve Reanimasyon Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

10 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.