Prostat kisti ameliyatı, prostatın içinde ya da hemen arkasında gelişen sıvı dolu keselerin, idrar yollarında tıkanıklık, kısırlık, ağrı ya da tekrarlayan enfeksiyon gibi sorunlara yol açtığı durumlarda, idrar yolundan ilerletilen bir endoskopla açılarak boşaltıldığı ya da gerekirse çıkarıldığı girişimdir. Prostat kistleri çoğunlukla başka bir nedenle yapılan görüntüleme sırasında tesadüfen saptanan ve herhangi bir şikâyete yol açmayan küçük oluşumlardır; bu kistlerin büyük bölümü tedavi gerektirmez. Ancak bazı kistler, özellikle orta hatta yerleşen ve meni kanallarının açıldığı bölgeye yakın olanlar, boşalma kanallarını tıkayarak meni miktarında azalmaya ve kısırlığa, idrar kanalına baskı yaparak idrar yapma şikâyetlerine ya da enfeksiyon odağı oluşturarak tekrarlayan iltihaplara neden olabilir. Bu durumlarda endoskopik ya da ultrason eşliğinde yapılan girişimler, kistin neden olduğu sorunun giderilmesini sağlar. Koru Hastanesi Üroloji bölümünde prostat kistlerine yaklaşım, kistin türü, boyutu, yerleşimi ve neden olduğu şikâyetler birlikte değerlendirilerek belirlenmektedir. Bu içerikte prostat kistlerinin türleri, yol açabildikleri şikâyetler, kısırlıkla ilişkisi, tanı yöntemleri, endoskopik açma ameliyatı, ultrason eşliğinde boşaltma, büyük kistlerde cerrahi seçenekler ve olası komplikasyonlar ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Prostat Kisti Nedir ve Hangi Türleri Vardır?
Prostat kisti, prostat dokusunun içinde ya da prostata komşu yapılarda bulunan, içi sıvı dolu keselerin genel adıdır. Kistler kaynaklandıkları yapıya göre farklı gruplara ayrılır ve bu ayrım hem şikâyetleri hem de tedavi yaklaşımını belirler. Orta hatta yerleşen kistler ile prostatın yan bölümlerinde bulunan kistler birbirinden farklı özellikler gösterir.
Orta hatta yerleşen kistlerin başında utrikül kisti ve Müller kanalı kisti gelir. Utrikül, anne karnındaki gelişim sırasında kadın üreme organlarının taslağından geriye kalan küçük bir kesedir ve idrar kanalına açılır; genişlediğinde kist hâline gelir. Müller kanalı kisti de benzer bir gelişimsel kalıntıdan kaynaklanır, ancak idrar kanalıyla bağlantısı yoktur ve prostatın üzerine doğru büyüyebilir. Meni kanallarının prostat içindeki bölümünde gelişen boşalma kanalı kistleri de orta hatta yakın yerleşir ve kısırlıkla sıkça ilişkilidir.
Prostatın yan bölümlerinde görülen kistler ise çoğunlukla bez yapılarının tıkanmasıyla oluşan tutulma kistleridir ve genellikle küçüktür. Prostat büyümesine bağlı olarak dokunun içinde gelişen kistik değişiklikler de bu gruba girer. Bunlar dışında prostat apsesinin iyileşme sonrası geriye kalan boşlukları ve çok ender olarak parazit kaynaklı kistler görülebilir. Kistik görünümdeki bazı tümörlerin gerçek kistlerden ayırt edilmesi de değerlendirmenin önemli bir parçasıdır.
Prostat Kistleri Hangi Şikâyetlere Yol Açar?
Küçük kistlerin büyük bölümü hiçbir şikâyete neden olmaz ve tesadüfen fark edilir. Kist büyüdüğünde ya da kritik bir bölgede yerleştiğinde şikâyetler ortaya çıkar. İdrar kanalına baskı yapan kistler idrar akımının zayıflaması, idrara başlamakta güçlük, sık idrara çıkma ve mesanenin tam boşalmadığı hissi gibi prostat büyümesine benzer şikâyetlere yol açabilir.
Boşalma ile ilgili şikâyetler de sık görülür. Meni miktarında belirgin azalma, boşalma sırasında ya da sonrasında ağrı ve menide kan görülmesi, meni kanallarını etkileyen kistlerin tipik bulgularıdır. Kist içinde enfeksiyon gelişmesi, tekrarlayan prostat iltihabı ve idrar yolu enfeksiyonları ile ateş, perine bölgesinde ağrı ve idrar yaparken yanma şikâyetlerine neden olabilir.
Utrikül kistleri idrar kanalına açıldığı için içlerinde idrar birikebilir; bu biriken idrar idrar yaptıktan sonra damlama biçiminde dışarı sızabilir ve enfeksiyon ya da taş oluşumuna zemin hazırlayabilir. Büyük Müller kanalı kistleri ise makat bölgesinde dolgunluk hissi, kabızlık ve kasık ağrısına yol açabilir. Şikâyetlerin kistle gerçekten ilişkili olup olmadığının belirlenmesi, gereksiz girişimlerden kaçınmak açısından önemlidir.
Kist Kısırlığa Nasıl Neden Olabilir?
Meni, testislerde üretilen spermlerin meni kanalları boyunca ilerleyerek seminal veziküllerden ve prostattan gelen sıvılarla karışmasıyla oluşur. Her iki taraftaki meni kanalı prostatın içinden geçerek boşalma kanalları aracılığıyla idrar kanalına açılır. Orta hatta yerleşen bir kist bu kanallara dıştan baskı yaptığında ya da kanalların kendisinde genişleme oluşturduğunda meninin idrar kanalına ulaşması engellenir.
Bu tıkanıklığın tipik göstergesi meni miktarının belirgin olarak azalmasıdır. Meni analizinde sperm sayısının çok düşük olması ya da hiç sperm bulunmaması, meninin asidik yapıda olması ve normalde seminal veziküllerden gelen maddelerin düşük saptanması boşalma kanalı tıkanıklığını düşündürür. Hormon değerleri ve testis boyutları ise genellikle normal sınırlardadır; bu da sperm üretiminin sürdüğünü ancak spermlerin dışarı ulaşamadığını gösterir.
Tıkanıklığın giderilmesi, bu hastaların bir bölümünde meni değerlerinin düzelmesini sağlayabilir. Tanının doğru konulması bu nedenle özellikle önemlidir; çünkü sperm üretiminin olmadığı durumlar ile kanal tıkanıklığına bağlı durumların tedavisi tamamen farklıdır. Tıkanıklığın giderilmesine rağmen doğal yoldan gebelik sağlanamayan çiftlerde yardımcı üreme yöntemleri ayrıca değerlendirilir.
Tanı Hangi Yöntemlerle Konur?
Değerlendirmede en yararlı ilk yöntem makattan yapılan ultrasonografidir. Bu inceleme prostatı ve çevresindeki yapıları ayrıntılı olarak gösterir; kistin boyutu, yeri, orta hatta mı yoksa yan bölümlerde mi olduğu ve seminal veziküllerde genişleme bulunup bulunmadığı belirlenir. Kistin meni kanallarıyla ilişkisi de bu incelemede değerlendirilebilir.
Ayrıntılı değerlendirme için pelvis manyetik rezonans görüntülemesi yapılır. Bu inceleme kistin çevre yapılarla ilişkisini, içeriğinin özelliklerini ve kistik görünümdeki tümörlerin ayırt edilmesini sağlar. Kısırlık nedeniyle başvuran hastalarda en az iki meni analizi yapılır; meni hacmi, asitliği ve sperm sayısı değerlendirilir. Hormon değerleri ölçülür.
Gerekli durumlarda ultrason eşliğinde kistin içine ince bir iğneyle girilerek sıvısı alınır. Kısırlık araştırmasında bu sıvıda sperm bulunması, kistin meni kanallarıyla bağlantılı olduğunu gösterir. Aynı işlem sırasında kistin içine kontrast madde verilerek görüntüleme yapılabilir ve kistin idrar kanalına açılıp açılmadığı belirlenir. İdrar tahlili, idrar kültürü ve gerekirse prostat sıvısı incelemesi enfeksiyon açısından bilgi verir. Prostat spesifik antijen düzeyi de değerlendirmeye dahil edilir.
Hangi Kistler İzlenebilir, Hangileri Tedavi Gerektirir?
Şikâyet oluşturmayan, küçük ve basit yapıdaki kistler tedavi gerektirmez. Bu kistler genellikle belirli aralıklarla yapılan ultrasonografiyle izlenir; boyutlarında belirgin artış olmadığı ve şikâyete yol açmadığı sürece herhangi bir girişim yapılmaz. Prostatın yan bölümlerindeki küçük tutulma kistleri bu grubun büyük bölümünü oluşturur.
Tedavi, kistin açıkça bir soruna neden olduğu durumlarda gündeme gelir. Meni kanallarını tıkayarak kısırlığa yol açan kistler, idrar yapma şikâyetlerine neden olacak kadar büyüyen kistler, tekrarlayan enfeksiyon, ağrı ya da menide kan ile ilişkili kistler ve içinde taş oluşan kistler tedavi gerektiren grubu oluşturur. Görüntülemede duvarında düzensizlik, kalınlaşma ya da katı bölüm saptanan kistler ise tümör olasılığı açısından ayrıca değerlendirilir.
Tedavi yöntemi kistin yerine ve boyutuna göre seçilir. Orta hatta yerleşen ve idrar kanalına yakın kistlerde endoskopik açma öne çıkar. İdrar kanalından uzak, prostat dışına doğru büyümüş kistlerde ultrason eşliğinde boşaltma ya da kapalı cerrahi değerlendirilir. Hastanın beklentileri, özellikle çocuk sahibi olma isteği, yöntem seçiminde göz önünde bulundurulur.
Endoskopik Kist Açma Ameliyatı Nasıl Uygulanır?
İşlem çoğunlukla genel ya da belden uygulanan anestezi altında yapılır. Hasta sırtüstü yatırılır ve bacakları desteklere yerleştirilir. İdrar kanalından ilerletilen bir rezektoskopla prostatın idrar kanalına bakan yüzüne ulaşılır. Orta hatta yer alan ve meni kanallarının açıldığı küçük çıkıntı, yani seminal kolikulus bulunur. Kistin yeri, ameliyat öncesi görüntüleme bulguları ve gerekirse eş zamanlı makattan ultrasonografi eşliğinde belirlenir.
Kistin idrar kanalına en yakın olduğu noktada, ince bir kesici uçla ya da lazerle kistin tavanı açılır. Bu işleme kistin tavanının kaldırılması denir; amaç, kistin içeriğinin idrar kanalına serbestçe boşalmasını ve kistin yeniden dolmamasını sağlamaktır. Kistin içeriği boşaldığında açıklık yeterince genişletilir. Meni kanallarını tıkayan kistlerde, açılan bölgeden meni kanallarının ağızlarının açık olduğu doğrulanır.
Meni kanallarının açıklığını görmek için bazı merkezlerde işlem sırasında makattan seminal veziküllere boyalı sıvı verilir; bu sıvının açılan bölgeden idrar kanalına aktığının görülmesi, tıkanıklığın giderildiğini gösterir. Kesinin, idrar tutma işlevini sağlayan dış sfinkter kasına ve makata yakın dokulara zarar vermeyecek derinlikte tutulmasına özen gösterilir. İşlem genellikle yarım saat ile bir saat arasında sürer ve sonunda mesaneye bir sonda yerleştirilir.
Ultrason Eşliğinde Boşaltma Hangi Durumlarda Tercih Edilir?
İdrar kanalından uzakta yerleşen, endoskopik olarak ulaşılması güç olan ya da tanı amacıyla içeriğinin incelenmesi gereken kistlerde ultrason eşliğinde boşaltma tercih edilebilir. İşlem, makattan yerleştirilen ultrason probunun rehberliğinde, makat duvarından ya da perine cildinden ilerletilen ince bir iğneyle yapılır. Kistin içeriği boşaltılır ve incelemeye gönderilir.
Basit boşaltmadan sonra kistin yeniden dolma olasılığı yüksektir. Bu nedenle bazı hastalarda boşaltmanın ardından kistin içine, iç yüzeyin yapışmasını sağlayan bir madde verilir; bu uygulama skleroterapi olarak adlandırılır ve kistin tekrar dolma olasılığını azaltır. Makat duvarından yapılan girişimlerde enfeksiyon riski göz önünde bulundurularak işlem öncesinde antibiyotik verilir. Yöntem kısa sürer ve çoğunlukla lokal anestezi ya da hafif sedasyonla uygulanabilir; ancak kalıcı sonuç sağlanamayan hastalarda endoskopik ya da cerrahi seçeneklere geçilir.
Büyük Kistlerde Hangi Cerrahi Seçenekler Vardır?
Prostatın arkasında ve üzerinde büyüyerek mesane ile makat arasında geniş bir alan kaplayan büyük Müller kanalı kistleri ve utrikül kistleri, endoskopik açma ile yeterince boşaltılamayabilir ya da tekrar edebilir. Bu kistlerde kistin tamamen çıkarılması gerekebilir. Günümüzde bu işlem çoğunlukla laparoskopik ya da robotik cerrahiyle, karın duvarında açılan küçük deliklerden yapılır.
Kapalı cerrahide mesanenin arkasındaki alana ulaşılarak kist çevre dokulardan ayrılır ve çıkarılır. Bu bölgede meni kanalları, seminal veziküller, üreterler, sinirler ve makat birbirine çok yakın olduğundan disseksiyon büyük dikkat gerektirir; meni kanallarının ve boşalma işlevini sağlayan sinirlerin korunmasına özen gösterilir. Robotik sistemin sağladığı büyütülmüş görüntü ve hassas hareket kabiliyeti, bu dar alanda çalışmayı kolaylaştırır. Kistin idrar kanalıyla bağlantısı varsa bu bağlantı kapatılır. Açık cerrahi günümüzde yalnızca seçilmiş olgularda uygulanmaktadır.
Ameliyat Sonrası Süreç Nasıl İlerler?
Endoskopik kist açma işleminden sonra mesanedeki sonda genellikle bir gün içinde çıkarılır ve hastaların çoğu aynı gün ya da ertesi gün taburcu olur. İlk günlerde idrar yaparken yanma, idrarda hafif kanama ve sık idrara çıkma görülebilir; bu şikâyetler kısa sürede azalır. Enfeksiyonu önlemek için bir süre antibiyotik kullanılır.
Kısırlık nedeniyle işlem yapılan hastalarda, meni kanallarının açık kalmasını desteklemek amacıyla işlemden bir ile iki hafta sonra düzenli boşalma önerilir. İlk boşalmalarda menide kan ya da koyu renk görülmesi beklenen bir durumdur. Meni analizi, işlemden birkaç hafta sonra ve ardından belirli aralıklarla tekrarlanarak sonuç değerlendirilir. Sperm üretim döngüsü yaklaşık üç ay sürdüğü için meni değerlerindeki düzelme bu süre içinde izlenir.
Laparoskopik ya da robotik cerrahiyle kist çıkarılan hastalarda hastanede kalış birkaç güne uzar ve sonda bir süre daha yerinde kalabilir. Ağır kaldırmaktan ve zorlayıcı aktivitelerden birkaç hafta kaçınılması istenir. Kontrol muayenesinde ultrasonografi ile kistin tekrar edip etmediği değerlendirilir.
Hangi Komplikasyonlar Görülebilir?
Endoskopik işlemden sonra en sık görülen sorunlar idrarda kanama, idrar yolu enfeksiyonu, epididim iltihabı ve geçici idrar yapma şikâyetleridir. Kistin yeniden dolması ya da açılan bölgenin iyileşme sırasında kapanması sonucunda şikâyetler tekrarlayabilir; bu durumda işlem yinelenebilir.
Meni kanallarının açıldığı bölgeye yapılan girişimlerden sonra idrarın meni kanallarına ve seminal veziküllere geri kaçması görülebilir; bu durum tekrarlayan epididim iltihabına ve menide idrar kokusuna neden olabilir. Kesinin gereğinden derin yapılması halinde makat duvarında yaralanma ya da dış sfinkter kasının etkilenmesine bağlı idrar kaçırma ender olarak görülebilir. Geriye boşalma, işlemin kapsamına bağlı olarak ortaya çıkabilir. Kapalı cerrahiyle kist çıkarılan hastalarda meni kanalı, üreter ve makat yaralanması ile boşalma işlevinde değişiklik olası sorunlar arasındadır. Kısırlık nedeniyle yapılan girişimlerde meni kanallarında yeni bir tıkanıklık gelişmesi de göz önünde bulundurulur.
Ne Zaman Hekime Başvurulmalıdır?
İşlemden sonra idrar yapamama, idrarın koyu kırmızı renk alması ve pıhtı düşmesi gecikmeden değerlendirilmelidir. Ateşin yükselmesi, titreme, perine ya da makat bölgesinde artan ağrı enfeksiyon ya da apse gelişimine işaret edebilir. Testislerde şişlik, kızarıklık ve ağrı epididim iltihabını düşündürür ve erken tedavi gerektirir.
İlerleyen haftalarda idrar yapma şikâyetlerinin yeniden başlaması, menide kanın uzun süre devam etmesi, boşalma sırasında ağrı ve meni miktarının yeniden azalması kistin tekrarladığını gösterebilir. Makattan kan ya da idrar gelmesi ender görülen ancak acil değerlendirme gerektiren bir durumdur. Kısırlık nedeniyle işlem yapılan hastalarda meni analizlerinin önerilen aralıklarla yapılması, sonucun zamanında değerlendirilmesini sağlar.
Genel Değerlendirme
Prostat kistleri çoğunlukla şikâyet vermeyen ve tedavi gerektirmeyen oluşumlardır; ancak orta hatta yerleşen bazı kistler meni kanallarını tıkayarak kısırlığa, idrar kanalına baskı yaparak idrar yapma şikâyetlerine ya da tekrarlayan enfeksiyonlara yol açabilir. Kistin türünün, yerinin ve neden olduğu sorunun doğru belirlenmesi, tedavi kararının temelini oluşturur. Makattan yapılan ultrasonografi, manyetik rezonans görüntüleme ve meni analizi bu değerlendirmenin başlıca araçlarıdır.
Endoskopik kist açma, idrar kanalına yakın kistlerde kesi yapılmadan kistin boşaltılmasını ve meni kanallarının açılmasını sağlar. İdrar kanalından uzak kistlerde ultrason eşliğinde boşaltma, büyük ve tekrarlayan kistlerde ise laparoskopik ya da robotik çıkarma seçenekler arasındadır. Koru Hastanesi Üroloji bölümünde prostat kistlerine yaklaşım, kistin özellikleri ile hastanın şikâyetleri ve çocuk sahibi olma planı bir arada değerlendirilerek belirlenmekte, izlem planı hasta ile birlikte oluşturulmaktadır. Tedavi kararları kişiden kişiye değiştiğinden, bu içerikteki bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımakta olup hekim değerlendirmesinin yerini almamaktadır.