Göz Hastalıkları

Şaşılık Ameliyatı

Şaşılık Ameliyatı hangi durumlarda planlanır ve nasıl uygulanır; süreç hakkında genel bilgiler.

Şaşılık, gözlerin ortak bir hedefe eş zamanlı ve paralel biçimde odaklanamaması ile karakterize edilen, hem fonksiyonel hem de kozmetik boyutları bulunan karmaşık bir okülomotor bozukluk olarak değerlendirilmektedir. Altı ekstraoküler kasın koordineli çalışmasına dayanan konjuge göz hareketlerinin bozulması, kayma açısının ortaya çıkmasına, derinlik algısının zayıflamasına ve özellikle çocuklarda görsel gelişimin baskılanmasına yol açmaktadır. Modern strabismus cerrahisi, sadece kayma açısını düzelten mekanik bir işlem olmaktan çıkmış, binoküler görme fonksiyonlarının restorasyonunu, stereopsisin korunmasını, diplopi yakınmalarının giderilmesini ve kompanzatuvar baş pozisyonlarının ortadan kaldırılmasını hedefleyen çok boyutlu bir tedavi stratejisine dönüşmüştür. Kayma yönü, açı büyüklüğü, yaş, ambliyopi varlığı ve altta yatan nörolojik ya da restriktif patolojiler cerrahi planlamayı belirleyen değişkenler olarak öne çıkmaktadır. Şaşılık ameliyatı; pediatrik oftalmoloji, ortoptik değerlendirme ve mikrocerrahi tekniklerin entegrasyonu ile yürütülen, deneyim ve titiz preoperatif planlama gerektiren bir uygulamadır. Bu içerikte şaşılık cerrahisinin klinik zemini, cerrahi seçenekleri, çocuk ve yetişkin farklılıkları, iyileşme süreci ve komplikasyonları detaylı biçimde ele alınmakta; okuyucunun bilinçli bir tedavi yolculuğu için ihtiyaç duyacağı klinik çerçeve Göz Hastalıkları perspektifiyle sunulmaktadır.

Şaşılık Cerrahisi Nedir?

Şaşılık cerrahisi, bir ya da her iki gözün görme eksenini kayma açısına neden olan ekstraoküler kasların pozisyonu, uzunluğu veya vektör etkisi üzerinde yapılan mikrocerrahi düzenlemeler ile hizalayan, hem fonksiyonel hem de kozmetik amaçlarla planlanan bir okülomotor rekonstrüksiyon işlemi olarak tanımlanmaktadır. Bu cerrahi yaklaşım; kayma açısını nötralize etmek, diplopi yakınmalarını gidermek, kompanzatuvar baş pozisyonunu düzeltmek, binoküler görme kalitesini ve stereopsisi restore etmek gibi çok yönlü hedefler doğrultusunda planlanmaktadır. Cerrahi endikasyon; kayma açısının büyüklüğü, deviasyonun sürekliliği, konservatif tedaviye yanıt, füzyon rezervi, ambliyopi durumu ve altta yatan nörolojik veya restriktif patolojinin varlığı gibi parametrelerin bütüncül biçimde değerlendirilmesi ile belirlenmektedir.

Uygulanan teknikler arasında kasın yapışma yerinden geriye alınarak zayıflatılması olarak bilinen resesyon, kasın uçtan kısaltılarak güçlendirilmesi anlamına gelen rezeksiyon, katlama esasına dayanan plikasyon, felç edilen kas fonksiyonunun komşu kaslardan aktarım ile telafi edilmesini sağlayan transpozisyon prosedürleri, kasın sklera üzerinde arka fiksasyonu ile açısal fark yaratan faden operasyonu ve yetişkinlerde ince ayara olanak veren ayarlanabilir sütür yöntemi yer almaktadır. Minimal invaziv strabismus cerrahisi olarak bilinen MISS tekniği, konjunktivada tasarruf sağlayan küçük kesiler ile postoperatif konforu artırmaktadır. Cerrahinin başarısı; doğru kas seçimi, doğru miktarda düzeltme, uygun teknik ve deneyimli bir cerrahi ekip ile mikroskop altında titiz çalışma gerektiren dokusal disseksiyona dayanmaktadır. Uygulanacak cerrahi teknik seçilirken kayma açısının uzak ve yakın mesafede farklılık gösterip göstermediği, primer pozisyon dışındaki bakış yönlerinde açının artıp azalması olarak bilinen inkomitans varlığı, hastanın yaşı, önceki cerrahi öyküsü ve füzyon rezervi ayrıntılı biçimde değerlendirilmektedir. Bilateral simetrik yaklaşım küçük ve orta açılı kaymalarda tercih edilirken, tek gözde iki kas üzerinde çalışmayı kapsayan monoküler resesyon-rezeksiyon kombinasyonu geniş açılı deviasyonlarda daha etkili sonuç vermektedir. Ayrıca operasyon sonrası hedeflenen kayma açısı, olası duyusal adaptasyon rezervi göz önünde bulundurularak biraz yetersiz düzeltme yönünde planlanabilmekte ve böylece konsekütif ekzotropya olarak bilinen aşırı düzeltme riskinin azaltılması amaçlanmaktadır.

Göz Kaslarının Çalışma Prensibi Nasıldır? Şaşılığın Anatomik ve Fizyolojik Zemini Nedir?

Her göz küresi, göz hareketlerini yönlendiren altı ekstraoküler kas tarafından hassas bir denge içinde konumlandırılmaktadır. Bu kaslar; medial rektus, lateral rektus, superior rektus, inferior rektus, superior oblik ve inferior oblik olarak sınıflandırılmaktadır. Medial rektus adduksiyondan, lateral rektus abduksiyondan sorumludur. Superior rektus elevasyon, adduksiyon ve intorsiyon; inferior rektus ise depresyon, adduksiyon ve ekstorsiyon hareketlerine katkı sağlamaktadır. Superior oblik intorsiyon, depresyon ve abduksiyon; inferior oblik ise ekstorsiyon, elevasyon ve abduksiyon fonksiyonlarını yerine getirmektedir. Bu kasların vektöryel etkileri yaş, kas insersiyonu, sklera yapısı ve orbital konfigürasyona göre değişkenlik göstermektedir.

İnnervasyon açısından okülomotor sinir olarak bilinen üçüncü kranial sinir medial rektus, inferior rektus, superior rektus ve inferior oblik kaslarını; troklear sinir olarak bilinen dördüncü kranial sinir superior oblik kasını; abdusens siniri olarak bilinen altıncı kranial sinir ise lateral rektus kasını innerve etmektedir. Ayrıca supranükleer merkezler, vestibüler girdiler ve serebellar entegrasyon sayesinde konjuge göz hareketleri, sakkadlar, izleme hareketleri ve konverjans kontrol edilmektedir. Herhangi bir kasın kuvvetinde, uzunluğunda, insersiyon yerinde ya da sinirsel iletisinde ortaya çıkan bozulma; ortak binoküler görme aksını bozarak deviasyona zemin hazırlamaktadır. Ek olarak orbital yağ doku, kapsül fibrozisi ve pulley sistemi olarak bilinen konnektif çatı, kas vektörünü etkileyerek özellikle yaşa bağlı sag strabismus tablolarında belirleyici rol oynamaktadır. Anatomi ve nörofizyolojinin bütüncül kavranması, cerrahi planlamanın temel dayanağı olarak kabul edilmektedir.

Klinik Açıdan Şaşılık Çeşitleri Nelerdir?

Şaşılık; yönü, sürekliliği, başlangıç yaşı ve altta yatan mekanizma göz önünde bulundurularak farklı klinik kategorilere ayrılmaktadır. Yatay kaymalar arasında en sık karşılaşılan tablolar ezotropya olarak bilinen içe kayma ve ekzotropya olarak bilinen dışa kayma biçiminde gruplandırılmaktadır. Ezotropya; konjenital ya da infantil ezotropya, akkomodatif ezotropya, kısmi akkomodatif ezotropya, akut edinsel ezotropya ve dekompanse fori alt başlıklarına ayrılmaktadır. Akkomodatif ezotropya, özellikle belirgin hiperopiye eşlik ettiğinde tam düzeltmeli gözlük ile belirgin biçimde regrese olabilmektedir. Ekzotropya ise intermittent ekzotropya olarak bilinen aralıklı tablo, konjenital ekzotropya ve tek gözde görme kaybına bağlı sensöryel ekzotropya alt tiplerini kapsamaktadır. Aralıklı ekzotropya, tüm ekzotropya olgularının önemli bir bölümünü oluşturmakta ve yorgunluk, uzağa bakış ve konsantrasyon azalması ile belirgin hâle gelmektedir.

Dikey kaymalar arasında hipertropya olarak bilinen yukarı kayma ve hipotropya olarak bilinen aşağı kayma tabloları yer almakta; bu tablolara sıklıkla superior oblik ya da inferior oblik disfonksiyonları eşlik etmektedir. Dissosiye vertikal deviasyon olarak bilinen DVD tablosu, özellikle konjenital ezotropya öyküsü olan olgularda karşılaşılan dinamik bir dikey kayma paterni olarak dikkat çekmektedir. Sindromik strabismus tabloları arasında üçüncü kranial sinir retraksiyonuna bağlı Duane sendromu, süperior oblik tenosinoviti ile ilişkili Brown sendromu, altıncı ve yedinci kranial sinir tutulumu ile karakterize Möbius sendromu ve konjenital fibrozis tablosu olarak bilinen CFEOM sayılmaktadır. Paralitik strabismus; diyabet, hipertansiyon, kafa travması ya da tümöral süreçlere bağlı üçüncü, dördüncü ya da altıncı kranial sinir palsileri sonucunda ortaya çıkmaktadır. Restriktif tablolara ise tiroid göz hastalığı ve orbital taban kırıkları eşlik edebilmektedir. Bu sınıflama, cerrahi planlamanın belirlenmesinde temel klinik çerçeveyi oluşturmaktadır.

Şaşılığa Yol Açan Sebepler ve Tetikleyici Etkenler Nelerdir?

Şaşılığın etiyolojisi tek bir mekanizma ile sınırlı değildir; genetik, refraktif, nörolojik, mekanik ve gelişimsel bileşenlerin birbiriyle etkileşmesi sonucu ortaya çıkan çok faktörlü bir tablo olarak değerlendirilmektedir. Ailesel yatkınlık, şaşılık öyküsü olan çocuklarda risk artışının önemli bir belirleyicisi olarak kabul edilmektedir. Yüksek düzeyde düzeltilmemiş hiperopi, akomodatif çabayı artırarak akomodatif ezotropya gelişimine zemin hazırlamaktadır. Anizometropi olarak bilinen iki göz arasındaki refraktif kırıcılık farkı, ambliyopiyi tetikleyerek sensöryel deviasyonlara neden olabilmektedir. Erken çocukluk döneminde ortaya çıkan konjenital katarakt, retinoblastom ve retinopati gibi tablolar, tek gözde belirgin görme kaybı yaratarak sensöryel strabismus tablolarının gelişmesine yol açmaktadır.

Nörolojik nedenler arasında serebral palsi, hidrosefali, prematürite retinopatisi ve santral sinir sistemini etkileyen enfeksiyonlar önemli yer tutmaktadır. Kranial sinir palsileri; diyabet, hipertansiyon, mikrovasküler iskemi, kafa travması, intrakranial kitle etkisi ya da inflamatuvar süreçlere bağlı olarak gelişebilmektedir. Restriktif etiyolojiler arasında tiroid göz hastalığı, orbital kırıklar, orbital tümörler ve postoperatif skar tabloları sayılmaktadır. Miyastenia gravis ve dekompanse fori tabloları, yorgunlukla belirginleşen değişken deviasyonlara neden olabilmektedir. Ayrıca uzun süreli aşırı yakın çalışma ve dijital ekran kullanımına bağlı olarak konverjans yetmezliği ya da divergans yetmezliği gibi ortoptik dengesizliklerin klinik yansımaları gözlemlenmektedir. Prematüre doğum, düşük doğum ağırlığı ve neonatal yoğun bakım öyküsü olan çocuklarda strabismus insidansının belirgin biçimde arttığı bildirilmektedir. Genetik sendromlar arasında Down sendromu, Crouzon sendromu, Apert sendromu ve Marfan sendromu gibi kraniyofasiyal ya da bağ dokusu bozuklukları, orbital anatomideki değişiklikler nedeniyle strabismus için risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Alkol, sedatif ilaçlar ve bazı antiepileptik ajanların uzun süreli kullanımı, geçici motilite bozukluklarına yol açabilmektedir. Bu geniş etiyolojik spektrum, her olguda ayrıntılı öykü alma, sistemik değerlendirme ve gerektiğinde nörolojik veya endokrin konsültasyonların birlikte yürütülmesini zorunlu kılmaktadır.

Şaşılık ile İlgili Yaygın Yanılgılar Nelerdir ve Gerçekler Nelerdir?

Şaşılık ile ilgili toplumda yaygın biçimde karşılaşılan yanılgılar, doğru tedaviye başvuru sürecini geciktirmesi bakımından klinik açıdan önem taşımaktadır. Sıklıkla dile getirilen yanlış bilgilerden biri, şaşılığın çocuklarda kendiliğinden düzeleceği yönündeki inanıştır. Oysa altı aydan sonra devam eden kaymalar spontan biçimde çözülmemekte, aksine binoküler görmenin gelişimini engelleyerek ambliyopi olarak bilinen tembel göz tablosuna zemin hazırlamaktadır. Bir diğer yaygın yanılgı, şaşılığın yalnızca kozmetik bir sorun olduğu düşüncesidir; ancak strabismus, derinlik algısı, mesafe değerlendirmesi ve el-göz koordinasyonu üzerinde belirgin etkiler yarattığından fonksiyonel bir bozukluk olarak değerlendirilmektedir. Ameliyatın yalnızca çocukluk döneminde uygulanabileceği görüşü de bilimsel dayanaktan yoksundur; yetişkin strabismus cerrahisi, hem diplopi hem de kozmetik endikasyonlarla ileri yaşlarda dahi başarıyla uygulanabilmektedir.

Toplumda dolaşan bir başka yanlış bilgi, gözlük kullanımı ile her şaşılığın düzeleceği yönündedir. Gözlük yalnızca refraktif komponenti belirgin olan akomodatif tablolarda kayma açısının azaltılmasına katkı sağlamakta; yapısal, restriktif ya da paralitik olgularda tek başına yeterli olmamaktadır. Ameliyat sonrası kaymanın hiçbir biçimde tekrar etmeyeceği inancı da mutlak sayılmamaktadır; özellikle konjenital ve sindromik tablolarda revizyon cerrahileri gündeme gelebilmektedir. Şaşılık ameliyatının gözün tamamen çıkarılarak yeniden yerleştirilmesi biçiminde gerçekleştirildiği yönündeki halk arasında dolaşan yanlış algı da klinik gerçeklikle örtüşmemektedir. İşlem, gözün yerinden çıkarılmasını gerektirmeyen, konjunktiva altından erişilen ekstraoküler kaslar üzerinde uygulanan mikrocerrahi bir girişim olarak yürütülmektedir. Doğru bilgiye ulaşmak, hem tedavi kararının hem de ameliyat sonrası uyumun kalitesini belirleyen en önemli faktör olarak öne çıkmaktadır.

Cerrahi Öncesi Hangi Gelişmiş Muayene ve Tanılama Yöntemleri Uygulanır?

Şaşılık cerrahisinin başarısı, ameliyattan önce yapılan kapsamlı ortoptik ve oftalmolojik değerlendirmenin niteliğine doğrudan bağlıdır. Öykü aşamasında; kaymanın başlangıç yaşı, süresi, yönü, seyri, tetikleyici faktörleri, geçmiş cerrahi öyküsü ve aile öyküsü ayrıntılı biçimde sorgulanmaktadır. Görme keskinliği ölçümü, hem uzak hem de yakın mesafede yaşa uygun testlerle yapılmakta; sikloplejik refraksiyon ile latent hiperopik komponentin ortaya çıkarılması sağlanmaktadır. Ambliyopi taraması, özellikle pediatrik olgularda cerrahi planlamayı doğrudan etkileyen kritik bir adım olarak kabul edilmektedir. Ön segment ve fundus muayenesi ile olası patolojiler, torsiyonel değişiklikler ve optik disk yerleşim özellikleri değerlendirilmektedir.

Kayma açısının ölçümünde altın standart olarak prizma cover testi kabul edilmekte; uzak ve yakın mesafede, primer pozisyonda ve dokuz yön pozisyonlarında ölçümler yapılmaktadır. Bu ölçümler farklı zamanlarda tekrarlanarak deviasyonun stabilitesi değerlendirilmekte; günlük içi değişkenlik ya da yorgunlukla belirginleşen açılar özellikle dekompanse fori ve miyastenik tablolarda önem taşımaktadır. İşbirliği yapamayan küçük çocuklarda Krimsky ve Hirschberg testleri tercih edilmektedir. Ekstraoküler motilite değerlendirmesi; ductions, versions ve disosiye hareketlerin analizini kapsamaktadır. Restriktif olgularda traksiyon testi, kas fonksiyonunun sınırlılığını değerlendirmek için force generation testi uygulanmaktadır. Binoküler görme fonksiyonu; Titmus, Randot ve TNO testleri ile stereopsis düzeyi, Worth dört nokta testi ile füzyon değerlendirilmektedir. Elektronik takip cihazları, video okülografi ve dinamik görsel analiz sistemleri, kompleks olgularda destekleyici veri sağlamaktadır. Tiroid göz hastalığı, kranial sinir palsileri ve tümöral süreçlerin değerlendirilmesinde orbital manyetik rezonans görüntüleme ve bilgisayarlı tomografi tetkiklerinden yararlanılmaktadır. Bu bütüncül değerlendirme, kas seçimi, düzeltme miktarı ve uygulanacak tekniğin belirlenmesinde belirleyici rol üstlenmektedir.

İleri Düzey Şaşılık Cerrahisinde Hangi Uygulamalar ve Mikro-Cerrahi Yaklaşımları Kullanılır?

Modern şaşılık cerrahisi; klasik resesyon ve rezeksiyon işlemlerinin ötesine geçmiş, kişiye özel planlama ve mikrocerrahi becerileri bütünleştiren geniş bir teknik yelpazeye ulaşmıştır. Resesyon işlemi, hedef kasın yapışma yerinden geriye alınarak vektöryel etkisinin azaltılması esasına dayanmakta; rezeksiyon ise kasın uç kısmından kısaltılarak güçlendirilmesini sağlamaktadır. Plikasyon işlemi, kasın katlanarak sklera üzerine fiksasyonu ile daha az doku hasarı yaratan bir alternatif olarak tercih edilebilmektedir. Kranial sinir palsilerine bağlı gelişen paralitik strabismus tablolarında Hummelsheim, Jensen, Nishida ve Callahan transpozisyon prosedürleri; komşu rektus kaslarından alınan lif demetlerinin felçli kas insersiyonuna aktarılması esasına dayanmaktadır. Bu yaklaşımlar, motor fonksiyonun kısmen geri kazanılmasını ve diplopi yakınmalarının azalmasını mümkün kılmaktadır.

Faden prosedürü olarak bilinen Cüppers tekniği, kasın sklera üzerinde arka fiksasyonu ile primer pozisyonda etkiyi koruyan ancak belirli bakış yönlerinde etkiyi zayıflatan özel bir düzenleme sağlamaktadır. Yetişkinlerde tercih edilen ayarlanabilir sütür tekniği, cerrahi sonrası birkaç saat içinde uyanık hastada ince ayar yapılmasına olanak tanımakta ve postoperatif hedeflenen açıya yakınlık oranını yükseltmektedir. Minimal invaziv strabismus cerrahisi olarak bilinen MISS tekniği, küçük konjunktival kesiler ve doku disseksiyonunda hassas tekniklerle daha hızlı iyileşme sağlamaktadır. Kas kaydırma yönü, sklera duvar kalınlığı ve orbital yumuşak doku ile kasın anatomik yatağına yönelik ayrıntılı intraoperatif değerlendirme, aksiyel uzunluğu artmış miyop olgularda skleral perforasyon riskinin en aza indirilmesi açısından belirleyici görülmektedir. Sindromik strabismus tablolarında, örneğin Duane sendromunda tercih edilen medial rektus resesyonu ve inferior oblik desantralizasyonu, Brown sendromunda süperior oblik tenotomi ya da tenektomi, tiroid göz hastalığında ise dominan restriktif rektus kaslarının kademeli resesyonu farklı planlama ilkeleri gerektirmektedir. Konjunktival forniks kesileri ile kozmetik sonuçların iyileştirilmesi hedeflenmektedir. Botulinum toksin uygulaması; küçük açılı ezotropya, akut edinsel altıncı sinir palsisi ve postoperatif yetersiz düzeltmelerde tamamlayıcı bir yaklaşım olarak yer almaktadır. Cerrahi mikroskop altında yürütülen bu uygulamalar; ince kas iplikleri, atravmatik sütür teknikleri ve doku koruyucu disseksiyon prensipleri ile birlikte modern strabismus cerrahisinin ileri düzey yaklaşımlarını oluşturmaktadır.

Çocukluk Çağında Şaşılık ve Ambliyopi (Göz Tembelliği) Nasıl Görülür?

Çocukluk çağı şaşılığı, yalnızca kas dengesi bozukluğu olarak değerlendirilmemekte; görsel korteksin gelişim sürecinde binoküler girdilerin bütünleşmesini engelleyen kritik bir tablo olarak ele alınmaktadır. Doğumdan itibaren ilk üç ay içinde geçici konjuge hareketlerin gözlemlenmesi normal kabul edilse de altıncı aydan sonra sürekli hâle gelen kaymalar patolojik olarak yorumlanmaktadır. Konjenital ya da infantil ezotropya, ilk altı aydan itibaren büyük açılı içe kayma ile belirginleşmekte; dissosiye vertikal deviasyon ve gizli nistagmus gibi eşlik eden tablolarla birlikte ortaya çıkabilmektedir. Akomodatif ezotropya ise genellikle iki ile dört yaş arasında, belirgin hiperopi zemininde yakına bakışta artan bir kayma paterni ile klinik olarak belirlenmektedir. Aralıklı ekzotropya, özellikle uzağa bakışta ve yorgunlukla belirginleşen aralıklı dışa kayma tablosu olarak dikkat çekmektedir.

Ambliyopi olarak bilinen göz tembelliği, çocuğun beynin baskılama mekanizması aracılığıyla kayan gözden gelen bulanık ya da çift görüntüyü bastırması sonucu gelişen bir görme keskinliği kaybı olarak tanımlanmaktadır. Görsel korteksin özellikle ilk yedi ile sekiz yaş arasında en yoğun plastisiteyi taşıdığı, bu pencerenin daralmasıyla birlikte binoküler kortikal hücrelerin bağlantılarını yeniden yapılandırma kapasitesinin azaldığı bilinmektedir. Strabismik ambliyopi, refraktif ambliyopi ve deprivasyon ambliyopisi olarak üç ana grupta ele alınmaktadır. Ambliyopi tedavisi; sikloplejik refraksiyonun tam düzeltilmesi, sağlam gözün kapatılmasına dayanan patching yönteminin uygulanması, atropin damlanın farmakolojik oklüzyon amacıyla kullanılması ve gerektiğinde görsel uyarım programları ile yürütülmektedir. Nöroplastik pencerenin en geniş olduğu erken çocukluk döneminde tedaviye başlanması, kalıcı görme kaybının önüne geçilmesi açısından belirleyici kabul edilmektedir. Cerrahi zamanlama; konjenital ezotropya olgularında altı ay ile yirmi dört ay arasında ideal görülmekte, akomodatif tablolarda ise gözlük ile stabilize sonrası artık kayma varlığında planlanmaktadır. Ambliyopi tedavisi, cerrahi öncesinde ve sonrasında sürekli takip gerektiren çok basamaklı bir süreç olarak yürütülmektedir. Ebeveynlerin patching yöntemine uyumunun düzenli görüşmelerle desteklenmesi, ödül temelli motivasyon programlarının uygulanması ve okul çağında öğretmenlerle iş birliği yapılması, tedavi başarısının artırılmasında belirleyici rol oynamaktadır. Ambliyopi tedavisinin ihmal edildiği olgularda, cerrahi ile motor açının düzeltilmesine karşın sensöryel füzyonun geri kazanılamadığı, bunun da uzun vadeli binoküler görme prognozunu olumsuz etkilediği vurgulanmaktadır.

Ameliyat Ardından İyileşme Süreci Nasıldır? Adım Adım Yol Haritası Nedir?

Şaşılık ameliyatı sonrasında iyileşme süreci; kas iyileşme dinamikleri, konjunktival rejenerasyon, inflamasyon kontrolü ve nörosensöryel adaptasyonun eş zamanlı yürüdüğü çok basamaklı bir yolculuk olarak değerlendirilmektedir. Çocuklarda genel anestezi altında, yetişkinlerde ise sıklıkla lokal anestezi ve sedasyon eşliğinde uygulanan işlem tek kas için yaklaşık kırk beş ile doksan dakika, birden fazla kas planlandığında altmış ile yüz yirmi dakika arasında sürmektedir. Cerrahi genellikle günübirlik olarak planlanmakta; hasta uyanma odasında gözlemi tamamlandıktan sonra taburcu edilmektedir. İlk yirmi dört saat içinde ışığa hassasiyet, gözde batma hissi, yaşarma, hafif ağrı ve konjunktival ödem beklenen bulgular arasında yer almaktadır. Bu dönemde soğuk uygulama, düzenli damla kullanımı ve gözün ovuşturulmaması önem kazanmaktadır.

Postoperatif ilk gün antibiyotik ve kortikosteroid içerikli damlaların düzenli kullanımı başlatılmakta; ağrı yönetimi için parasetamol grubu analjeziklerden yararlanılmaktadır. Damla uygulama sıklığı, konjunktival inflamasyonun seyrine göre iki haftalık bir aralıkta kademeli olarak azaltılarak sonlandırılmaktadır. İlk hafta konjunktival kızarıklık belirgin olup ikinci hafta itibariyle gerileme göstermektedir. Kayma açısındaki düzelmenin nihai değerlendirmesi genellikle altı ile sekiz hafta sonunda yapılmaktadır. İlk iki hafta boyunca yüzme, sauna, hamam ve gözü tozlu ortamlara maruz bırakma önerilmemektedir. Kontakt sporlar iki ile dört hafta arasında ertelenmektedir. Çocuklarda okula dönüş genellikle ilk hafta sonunda mümkün olmaktadır. Yetişkinlerde araç kullanımı ve masa başı işlere dönüş, görme keskinliğinin stabilize olmasıyla birlikte planlanmaktadır. Ayarlanabilir sütür tekniği uygulanan olgularda ilk gün ince ayar için ek bir düzenleme yapılabilmektedir. Ambliyopi tedavisinin cerrahi sonrasında da sürdürülmesi, binoküler görme fonksiyonlarının kalıcı olarak restore edilmesi açısından zorunlu görülmektedir. Kontrol muayeneleri; birinci gün, birinci hafta, birinci ay ve üçüncü ayda planlanmakta, altıncı ay ile birinci yılda ayrıntılı sensöryel değerlendirme yeniden yapılmaktadır.

Şaşılık Göz Ağrısına Sebep Olur mu?

Şaşılık, klasik olarak ağrılı bir tablo şeklinde tanımlanmamakla birlikte, altta yatan mekanizmaya ve eşlik eden ortoptik zorlanmalara bağlı olarak baş ağrısı, göz ve çevresi ağrısı ile astenopik yakınmaların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Özellikle konverjans yetmezliği, aralıklı ekzotropya ve dekompanse fori tablolarında; okuma, yakın çalışma ve dijital ekran kullanımı sırasında füzyonu koruyabilmek için harcanan aşırı ortoptik çaba, kaş çevresinde zonklama, gözlerde yanma, sulanma, bulanıklaşma ve odaklanma güçlüğü ile karakterize astenopi tablosuna zemin hazırlamaktadır. Bu yakınmalar sıklıkla günün ilerleyen saatlerinde belirginleşmekte, dinlenme ile kısmen gerilemekte ve düzeltilmemiş refraktif kusurlar eşliğinde daha belirgin hâle gelmektedir. Yetişkin başlangıçlı, akut edinsel strabismus olgularında ise binoküler görme merkezlerinin uyum sağlayamaması nedeniyle diplopi ile birlikte belirgin baş ağrısı tablosu gelişebilmektedir.

Ağrının ayırıcı tanısında; kranial sinir palsilerine bağlı akut ortaya çıkan altıncı sinir tutulumu, tiroid göz hastalığında orbital konjesyona bağlı basınç hissi, orbital inflamatuvar süreçler, orbital selülit ve ender olarak kavernöz sinüs patolojileri değerlendirilmelidir. Ayrıca migrenle ilişkili göz hareket bozuklukları, oftalmoplejik migren ve miyastenia gravis gibi nöromusküler tablolar da ağrı ve diplopi ile birlikte kliniğe yansıyabilmektedir. Cerrahi sonrası dönemde ise ilk günlerde konjunktival ödem, kesi bölgesinde hassasiyet ve göz hareketleri sırasında hafif çekilme hissi beklenen normal bulgular arasında yer almakta; genellikle basit analjezikler ile kolayca kontrol altına alınabilmektedir. Şiddetli, kalıcı ya da giderek artan ağrı, ışığa aşırı hassasiyet, görme kaybı ve kızarıklıkta ani artış gibi bulgular varlığında ise gecikmeksizin hekim değerlendirmesi zorunlu tutulmaktadır. Şaşılığa eşlik eden ağrı yakınmalarının doğru yönetimi; refraktif düzeltme, prizma tedavisi, ortoptik egzersiz, botulinum toksin ve gerektiğinde cerrahi girişimi kapsayan bütüncül bir yaklaşımın parçası olarak değerlendirilmektedir. Kayma açısının değerlendirilmesi, binoküler görme fonksiyonlarının analiz edilmesi ve altta yatan sistemik ya da nörolojik nedenlerin ekarte edilmesi için Göz Hastalıkları polikliniklerinde uygun tanısal algoritma yürütülmekte; hastaya özel cerrahi ve konservatif tedavi planı belirlenerek yaşam kalitesinin artırılması hedeflenmektedir. Uzun soluklu takip süreci, ambliyopi kontrolü ve binoküler restorasyon adına Göz Hastalıkları ekibi tarafından titiz bir izlem programı yürütülmektedir.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Kaynakça

  1. American Academy of Ophthalmology (AAO) — Şaşılık (strabismus) tanı ve tedavisiaao.org/eye-health/diseases/what-is-adult-strabismus
  2. MedlinePlus (NIH) — Göz kası onarımı (strabismus cerrahisi)medlineplus.gov/ency/article/002932.htm
  3. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Strabismus değerlendirme ve yönetimincbi.nlm.nih.gov/books/NBK560782

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Göz Hastalıkları Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

16 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.