Çocuk Kardiyoloji

Kalp Hastalıklı Çocukta Gebelik Planlaması

Çocuklarda Kalp Hastalığı ve Gebelik Planlaması, klinik bulgularıyla dikkat çeken ve doğru değerlendirme gerektiren bir durumdur.

Doğuştan kalp hastalığı tanısı almış çocukların erişkinlik dönemine ulaşmaları, modern çocuk kardiyolojisi ve kalp cerrahisindeki ilerlemeler sayesinde günümüzde oldukça yaygın bir durum hâline gelmiştir. Geçmiş on yıllarda yenidoğan döneminde ya da süt çocukluğunda hayatını kaybeden pek çok hastanın artık yetişkinliğe ulaşması, beraberinde yeni klinik soruları gündeme taşımaktadır. Bu soruların başında, üreme çağına ulaşan kadın hastaların gebelik planlaması süreci gelmektedir. Doğuştan kalp hastalıklı bireylerde gebelik, hem anne adayının kardiyovasküler rezervini hem de fetüsün sağlıklı gelişimini doğrudan etkileyen çok katmanlı bir süreçtir ve bu nedenle gebelik öncesi danışmanlık, izlem ve doğum planlaması son derece titiz bir biçimde yürütülür.

Çocukluk çağında tanı almış kalp hastalıklarının yetişkinlik döneminde ortaya çıkan klinik tablosu, anatomik onarımın türüne, kalan rezidüel lezyonlara, pulmoner basınç değerlerine ve sol ventrikül fonksiyonlarına göre belirgin farklılıklar gösterir. Atriyal septal defekt, ventriküler septal defekt, patent duktus arteriozus gibi nispeten basit lezyonların erken dönemde başarıyla onarıldığı olgularda gebelik genellikle düşük riskli kabul edilirken; Fallot tetralojisi, büyük arter transpozisyonu, tek ventrikül fizyolojisi ve Fontan dolaşımı gibi karmaşık tabloların izlendiği hastalarda gebelik süreci çok daha dikkatli bir biçimde değerlendirilir. Bu nedenle gebelik planlamasının temelinde, hastanın çocukluk dönemindeki tanı, geçirilmiş ameliyatlar, girişimsel işlemler ve uzun dönem izlem verilerinin bütüncül bir biçimde gözden geçirilmesi yer alır.

Gebelik öncesi danışmanlık, doğuştan kalp hastalığı tanılı kadınlar için son derece önemli bir aşamadır. Bu görüşmelerde hastanın mevcut fonksiyonel kapasitesi, egzersiz toleransı, ritim bozukluğu öyküsü, kullanmakta olduğu ilaçlar ve eşlik eden sistemik hastalıkları ayrıntılı biçimde değerlendirilir. New York Kalp Cemiyeti sınıflamasına göre fonksiyonel kapasitesi düşük olan hastalarda gebeliğin getireceği hemodinamik yük daha belirgin olduğundan, planlama sürecinde ek tetkikler ve uzun soluklu izlem önerilir. Erişkin doğuştan kalp hastalıkları kliniklerinde yürütülen bu danışmanlık görüşmeleri, hastanın bilinçli karar vermesine olanak tanıyan kapsamlı bir bilgilendirme sürecidir.

Modifiye Dünya Sağlık Örgütü sınıflaması, doğuştan kalp hastalıklı kadınlarda gebelik riskini değerlendirmek amacıyla en sık başvurulan araçlardan biridir. Bu sınıflamada hastalar, gebelik sırasında anne ölümü ve ciddi morbidite riskine göre dört ana grupta incelenir. Düşük riskli kabul edilen ilk grupta yer alan hastalarda gebelik genellikle olağan obstetrik izlemle yönetilirken; orta ve yüksek riskli gruplarda ileri merkezlerde multidisipliner takip önerilir. Pulmoner arteriyel hipertansiyon, ciddi sol ventrikül disfonksiyonu, ağır aort darlığı ve dilate aort kökü gibi durumların eşlik ettiği olgularda gebelik nadiren önerilmekte, bu hastalara ayrıntılı kontraseptif danışmanlık sunulmaktadır.

Gebelik fizyolojisi, sağlıklı bir kadında dahi belirgin kardiyovasküler değişikliklere yol açan dinamik bir süreçtir. Plazma hacmi yaklaşık yüzde kırk oranında artar, kalp debisi yükselir, sistemik vasküler direnç düşer ve kalp hızı belirgin biçimde artış gösterir. Bu değişiklikler sağlıklı bir kalpte kolaylıkla tolere edilirken, doğuştan kalp hastalığı tanılı bireylerde mevcut hemodinamik dengeyi zorlayabilir. Özellikle ikinci trimesterin ortalarından itibaren belirginleşen volüm yüklenmesi, sınırlı kardiyak rezervi olan hastalarda kalp yetersizliği belirtilerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle gebelik süresince yapılan kontroller, gebelik haftasına uygun fizyolojik değişikliklerin doğru yorumlanması açısından deneyimli ekipler tarafından yürütülür.

Çocukluk döneminde Fallot tetralojisi nedeniyle total düzeltme ameliyatı geçirmiş kadın hastalarda gebelik, çoğu durumda iyi tolere edilen bir süreç olarak izlenmektedir. Ancak ameliyat sonrası gelişen pulmoner kapak yetersizliği, sağ ventrikül dilatasyonu ve aritmi eğilimi gibi geç dönem sorunlar, gebelik öncesi titiz biçimde değerlendirilir. Sağ ventrikül fonksiyonlarının korunduğu, ciddi pulmoner kapak yetersizliği bulunmayan olgularda gebelik genellikle başarılı bir biçimde sonlandırılır. Buna karşılık ileri derecede sağ ventrikül genişlemesi ya da belirgin egzersiz intoleransı olan hastalarda gebelik öncesi pulmoner kapak girişimi gündeme gelebilir ve bu yaklaşım, gebelik süresince oluşabilecek yüklenmenin azaltılmasına katkı sağlar.

Büyük arter transpozisyonu nedeniyle atriyal düzeyde yönlendirme ameliyatı geçirmiş hastalarda morfolojik sağ ventrikül, sistemik basınca karşı pompa görevi üstlenmektedir. Bu hastalarda gebelik sürecinde sistemik ventrikül fonksiyonlarının yakından izlenmesi, ritim bozukluğu açısından dikkatli olunması ve gerektiğinde ilaç düzenlemesi yapılması temel ilkelerdendir. Arteriyel switch ameliyatı geçirmiş daha genç kuşak hastalarda ise gebelik genellikle daha az komplikasyonla seyretmekte, bununla birlikte koroner arter anastomoz bölgelerinin ve neoaortik kapak fonksiyonunun değerlendirilmesi göz ardı edilmez. Tüm bu özelliklerin gebelik planlaması aşamasında ayrıntılı biçimde gözden geçirilmesi, sürecin güvenli yürütülmesi açısından belirleyici olmaktadır.

Fontan dolaşımı bulunan kadınlarda gebelik, kardiyak rezervin sınırlı olması nedeniyle daha ileri düzeyde dikkat gerektiren bir tablodur. Tek ventrikül fizyolojisine sahip bu hastalarda pulmoner dolaşım pasif akıma bağımlı olduğundan, gebelikteki hacim değişiklikleri ve hiperkoagülabilite eğilimi süreci karmaşık hâle getirebilir. Tromboembolik komplikasyon riski, atriyal aritmi gelişme olasılığı, karaciğer fonksiyonlarındaki değişiklikler ve düşük doğum ağırlığı eğilimi bu hasta grubunda öne çıkan klinik başlıklardır. Fontan dolaşımı izlenen hastalarda gebelik kararı, deneyimli erişkin doğuştan kalp hastalıkları ekipleri ile birlikte verilir ve sürecin tüm aşamaları yakından takip edilir.

Mekanik kalp kapağı bulunan kadınlarda gebelik döneminde antikoagülan yönetimi, özel bir başlık olarak ele alınmaktadır. K vitamini antagonistlerinin fetüs üzerindeki olası etkileri ile düşük molekül ağırlıklı heparinlerin kapak trombozu açısından daha sınırlı koruyuculuk sağlayabileceği ikilemi, bireysel risk değerlendirmesini zorunlu kılar. Doz ayarlamaları, anti-Xa düzeyi izlemi ve hastayla yürütülen ayrıntılı bilgilendirme görüşmeleri bu sürecin temel bileşenleridir. Antikoagülan tedavi planı, gebelik haftasına ve doğum yaklaştıkça değişen risk profiline göre yeniden gözden geçirilir; doğum eylemi öncesinde kullanılan ajan ve doz, planlı bir biçimde düzenlenir.

Pulmoner arteriyel hipertansiyon eşlik eden doğuştan kalp hastalıklarında gebelik, anne için yüksek riskli kabul edilen durumların başında yer almaktadır. Eisenmenger sendromu tablosunda izlenen hastalarda anne ölümü riski oldukça yüksek olduğundan, bu hastalara gebelik öncesi ayrıntılı danışmanlık sunulur ve etkili kontraseptif yöntemler önerilir. Gebelik gerçekleştiği durumlarda izlem, pulmoner hipertansiyon konusunda deneyimli üçüncü basamak merkezlerde yürütülür; hemodinamik denge, oksijen satürasyonu ve sağ ventrikül fonksiyonları çok yakından izlenir. Bu hasta grubunda doğum yöntemi, doğum sonrası ilk haftalardaki dolaşım değişiklikleri ve postpartum dönemdeki riskler ayrı bir önem taşır.

İlaç yönetimi, doğuştan kalp hastalığı tanılı kadınlarda gebelik planlamasının önemli bileşenlerinden biridir. Anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri, anjiyotensin reseptör blokerleri ve bazı antiaritmik ajanlar gebelik döneminde tercih edilmeyen ilaçlar arasındadır. Gebelik öncesi dönemde bu ilaçların güvenli alternatiflerle değiştirilmesi, hem fetüs hem de anne açısından önem taşır. Beta bloker tedavisi gerektiren olgularda doz ayarlaması yapılır ve fetal büyüme yakından izlenir. Diüretik kullanımı, elektrolit dengesi ve plasental perfüzyon açısından dikkatli bir biçimde planlanır. Tüm ilaç değişiklikleri, gebelik öncesi danışmanlık sürecinde planlanarak, geçiş döneminde olası klinik kötüleşmelerin önüne geçilmeye çalışılır.

Doğum yönteminin belirlenmesi, doğuştan kalp hastalığı tanılı kadınlarda yalnızca obstetrik değil aynı zamanda kardiyolojik kriterlere göre de şekillenen bir karardır. Genel yaklaşım, çoğu olguda vajinal doğumun tercih edilmesi yönündedir; çünkü vajinal doğum hemodinamik dalgalanmaları sezaryen doğuma kıyasla daha sınırlı tutar. Ancak ciddi aort patolojileri, dekompanse kalp yetersizliği, antikoagülan kullanımının kesilmesinin uygun olmadığı durumlar ve seçilmiş yüksek riskli olgular sezaryen doğum için endikasyon oluşturabilir. Doğum sırasında epidural analjezi, hemodinamik stabilitenin sağlanması açısından özenle planlanır ve uygulanır. Tüm bu kararlar, kardiyolog, kadın doğum uzmanı, anestezi uzmanı ve yenidoğan ekibinin katılımıyla şekillendirilen ortak bir doğum planı çerçevesinde alınır.

Doğum sonrası dönem, doğuştan kalp hastalığı tanılı kadınlar açısından gebelik kadar önemli bir izlem aralığını kapsamaktadır. Uterustan boşalan kanın sistemik dolaşıma katılması, plasental dolaşımın sonlanması ve sıvı dengesindeki hızlı değişiklikler postpartum ilk saatlerden itibaren belirgin hemodinamik yüklenmeye yol açabilir. Bu nedenle yüksek riskli olgularda doğum sonrası ilk yirmi dört ila kırk sekiz saat, yoğun bakım koşullarında izlenir. Sonraki haftalarda da kalp yetersizliği belirtileri, ritim bozukluğu ve tromboembolik olaylar açısından dikkatli takip sürdürülür. Emzirme dönemi, ilaç güvenliği açısından ayrı bir değerlendirme gerektirir ve hastanın kullanmakta olduğu ilaçların süt geçişi göz önünde bulundurularak plan yapılır.

Doğuştan kalp hastalığı tanılı anne adaylarında bebeğin kardiyak yapısının değerlendirilmesi de planlama sürecinin önemli bir parçasıdır. Bu hastaların çocuklarında doğuştan kalp hastalığı görülme olasılığı genel popülasyona göre bir miktar artmış kabul edilmektedir; ancak bu artış mutlak anlamda yüksek değildir. Genetik geçişin olası olduğu sendromik tablolarda, gebelik öncesi genetik danışmanlık önemli bir yer tutar. Gebelik döneminde uygulanan fetal ekokardiyografi, fetüsün kalp yapısının ayrıntılı biçimde değerlendirilmesine olanak tanır ve gerektiğinde doğum sonrası izlem planının erkenden yapılmasına katkı sağlar.

Erişkin doğuştan kalp hastalıkları alanında bilgi birikiminin artması, multidisipliner ekip çalışmasının yaygınlaşması ve gebelik planlamasına yönelik kılavuzların güncellenmesi, bu hasta grubunun gebelik sürecinin giderek daha güvenli yönetilmesine olanak tanımaktadır. Çocukluk döneminden itibaren düzenli izlem altında tutulan, ergenlik döneminde geçiş kliniklerinde değerlendirilen ve erişkin yaşamına bilinçli bir biçimde hazırlanan hastalarda gebelik planlaması çok daha öngörülebilir bir süreç olarak ilerlemektedir. Hastaların gebelik kararlarını alırken ayrıntılı bilgilendirme alması, kendi klinik durumlarını kavraması ve sağlık ekibiyle ortak karar verme sürecine katılması, sürecin güvenli yürütülmesinin temelini oluşturmaktadır.

Sonuç olarak doğuştan kalp hastalığı tanısı almış çocukların erişkinlik dönemine ulaşması, modern çocuk kardiyolojisinin ulaştığı önemli bir aşamayı temsil etmektedir. Bu hastaların üreme çağına geldiklerinde planlayacakları gebelik süreci, ayrıntılı bir değerlendirme, kişiye özel risk sınıflaması, gebelik öncesi danışmanlık, gebelik süresince düzenli izlem, planlı doğum ve titiz postpartum takip basamaklarını kapsayan bütünleşik bir yaklaşımla yönetilir. Erişkin doğuştan kalp hastalıkları, kadın doğum, anestezi, yenidoğan ve genetik birimlerinin uyumlu çalışması, anne ve bebeğin sağlığının korunmasına yönelik temel güvencedir. Bu çok katmanlı yaklaşım sayesinde, çocukluğundan beri kalp hastalığı tanısı bulunan kadın hastaların büyük bölümünde gebelik süreci öngörülebilir ve yönetilebilir bir biçimde sürdürülmektedir.

Kaynakça

  1. American Heart Association (AHA) — Doğuştan kalp hastalığı ve gebelik yönetimi bilimsel bildirisiahajournals.org/doi/10.1161/CIR.0000000000000458
  2. American College of Obstetricians and Gynecologists (ACOG) — Gebelikte edinilmiş ve doğuştan kalp hastalığıacog.org/clinical/clinical-guidance/practice-bulletin/articles/2019/05/pregnancy-and-heart-disease
  3. National Center for Biotechnology Information (StatPearls) — Doğuştan kalp hastalığında erişkine geçiş ve üreme danışmanlığıncbi.nlm.nih.gov/books/NBK559153

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Kardiyoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

22 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.