Çocuk Kardiyoloji

Doğuştan Kalp Hastalığında Doğum Öncesi Tanı

Konjenital Kalp Hastalığında Prenatal Tanı Nedir, Nasıl Tanınır, klinik bulgularıyla dikkat çeken ve doğru değerlendirme gerektiren bir durumdur.

Doğuştan kalp hastalıkları, fetal yaşamın erken dönemlerinde kalp ve büyük damarların yapısal gelişiminde meydana gelen anormalliklerle karakterize edilen, yenidoğan döneminde en sık karşılaşılan organ kusurları arasında yer alan klinik bir tablodur. Canlı doğan her bin bebekten yaklaşık sekiz ile on tanesinde değişen derecelerde kalp anomalisi saptanmakta, bu oran intrauterin dönemde kaybedilen gebelikler dikkate alındığında daha da yükselmektedir. Söz konusu yapısal bozuklukların doğum öncesi dönemde belirlenmesi, hem ailenin psikolojik açıdan hazırlanması hem de doğum sonrası dönemde uygulanacak girişimlerin önceden planlanması bakımından kritik bir öneme sahiptir. Çocuk kardiyoloji uygulamalarında fetal ekokardiyografi başta olmak üzere geliştirilen görüntüleme yöntemleri sayesinde, yapısal kalp anomalilerinin önemli bir bölümü artık gebeliğin ikinci trimesterinden itibaren ayrıntılı şekilde değerlendirilebilmektedir.

Fetal dolaşım sistemi, doğum sonrası dolaşımdan belirgin biçimde farklı bir fizyolojiye sahiptir. Anne karnındaki bebekte oksijenlenme akciğerler yerine plasenta üzerinden gerçekleşmekte, sağ ve sol kalp boşlukları arasında foramen ovale ile duktus arteriozus aracılığıyla bağlantı bulunmaktadır. Bu özgün dolaşım düzeni nedeniyle doğum öncesi dönemde bazı kalp kusurları belirgin hemodinamik bozukluğa yol açmadan tolere edilebilmekte, ancak doğum sonrasında akciğer dolaşımının devreye girmesiyle birlikte hızla semptomatik hale gelebilmektedir. Söz konusu geçiş döneminin kritik özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, anomalilerin doğumdan önce öngörülebilmesinin yenidoğan dönemi yönetiminde belirleyici olduğu anlaşılmaktadır.

Doğum öncesi tanı sürecinin temel basamaklarından biri, gebeliğin onbirinci ve ondördüncü haftaları arasında yapılan birinci trimester ultrasonografik değerlendirmesidir. Bu dönemde ölçülen ense saydamlığı kalınlığı, fetal kalp anomalileri açısından erken bir uyarı işareti niteliği taşımakta, ölçüm değerinin üst sınırların üzerinde saptanması durumunda kromozomal anormallikler ile birlikte yapısal kalp kusurlarının da araştırılması önerilmektedir. Aynı dönemde yapılan triküspit kapak akımı incelemesi ve duktus venozus dalga formu değerlendirmesi, kardiyak gelişim bozuklukları açısından ek bilgi sunan parametreler arasında yer almaktadır. Erken gebelik döneminde elde edilen bu bulgular, ileri görüntüleme yöntemlerinin planlanmasında yol gösterici olmaktadır.

İkinci trimesterde uygulanan ayrıntılı ultrasonografi incelemesi, fetal anatominin sistematik biçimde değerlendirildiği temel taramayı oluşturur. Gebeliğin onsekizinci ile yirmiikinci haftaları arasında gerçekleştirilen bu inceleme sırasında dört odacık görüntüsü, sol ve sağ ventrikül çıkış yolları, üç damar trakea kesiti ve büyük arterlerin köken aldığı bölgeler ayrıntılı şekilde gözden geçirilmektedir. Söz konusu kesitlerin tamamının normal görünümde olması, majör yapısal kalp anomalilerinin önemli bir kısmının dışlanmasına olanak tanımaktadır. Ancak bazı kapak darlıkları, küçük septal defektler ve koroner anomaliler gibi durumlar bu temel taramada çoğu durumda ayırt edilememekte, şüpheli bulgu varlığında fetal ekokardiyografi gerekliliği doğmaktadır.

Fetal ekokardiyografi, deneyimli çocuk kardiyologları tarafından gerçekleştirilen ileri düzey bir incelemedir. İki boyutlu görüntüleme, M-mode kayıtları, renkli Doppler ve pulsed Doppler tekniklerinin birlikte kullanılmasıyla fetal kalbin yapısı, ritmi, kapak fonksiyonları ve damarsal bağlantıları kapsamlı biçimde değerlendirilmektedir. İncelemenin en uygun zamanı genellikle gebeliğin yirminci ile yirmidördüncü haftaları arasındadır; bu dönemde fetal kalbin boyutları yeterli görüntü çözünürlüğüne ulaşmış olmakla birlikte amniyon sıvısı miktarı da incelemeyi kolaylaştıracak düzeydedir. Gerekli görülen olgularda inceleme daha erken haftalarda da yapılabilmekte, ileri haftalarda ek değerlendirmelerle tamamlanmaktadır.

Fetal ekokardiyografi endikasyonları arasında çeşitli maternal, fetal ve ailesel risk faktörleri yer almaktadır. Annede bilinen diyabet, fenilketonüri, otoimmün hastalık varlığı, gebelik döneminde teratojen ilaç kullanımı ve geçirilmiş enfeksiyonlar maternal risk grubunu oluşturmaktadır. Fetal taraftan kaynaklanan endikasyonlar arasında ense saydamlığı artışı, ekstrakardiyak anomali saptanması, fetal aritmi, hidrops fetalis tablosu ve kromozomal anomali şüphesi sayılabilmektedir. Ailesel öyküde anne, baba ya da kardeşlerden birinde doğuştan kalp hastalığı bulunması da incelemenin yapılması için yeterli neden oluşturmaktadır. Belirtilen risk gruplarındaki gebeliklerin tamamında, rutin obstetrik takibe ek olarak çocuk kardiyoloji değerlendirmesinin planlanması önerilmektedir.

Doğum öncesi dönemde saptanabilen yapısal kalp anomalileri oldukça geniş bir yelpazede yer almaktadır. Hipoplastik sol kalp sendromu, büyük arter transpozisyonu, Fallot tetralojisi, atrioventriküler septal defekt, aort koarktasyonu, pulmoner atrezi, total anormal pulmoner venöz dönüş ve trunkus arteriozus gibi karmaşık anomaliler fetal ekokardiyografi ile değişen oranlarda tespit edilebilmektedir. Bazı olgularda izole ventriküler septal defekt, atriyal septal defekt ya da hafif kapak anormallikleri gibi daha sınırlı bulgular ortaya konabilmektedir. Saptanan anomalinin türü, eşlik eden ek bulgular ve gebelik haftası, izlem stratejisinin belirlenmesinde temel parametreler olarak değerlendirilmektedir.

Yapısal anomalilere ek olarak fetal kalp ritim bozuklukları da doğum öncesi tanı kapsamında ele alınmaktadır. Fetal taşikardi, bradikardi ve düzensiz ritim atakları, anne karnındaki bebekte kalp yetmezliği, hidrops gelişimi ve hatta intrauterin kayıp riski açısından dikkatle izlenmesi gereken durumlardır. Supraventriküler taşikardi, atriyal flutter, konjenital kalp bloğu ve uzun QT sendromu gibi tablolar fetal ekokardiyografi ve özel Doppler teknikleri ile değerlendirilmektedir. Bazı ritim bozukluklarında anneye uygulanan medikal yaklaşımla fetal ritmin kontrol altına alınması mümkün olmakta, bu süreç çocuk kardiyoloji ve perinatoloji ekiplerinin yakın iş birliği ile yürütülmektedir.

Doğum öncesi tanı sürecinde elde edilen bulgular yalnızca kalp ile sınırlı kalmamakta, ek anomalilerin araştırılması da önem taşımaktadır. Yapısal kalp hastalığı saptanan olguların belirgin bir bölümünde kromozomal anormallikler, genetik sendromlar ya da ekstrakardiyak organ tutulumları eşlik edebilmektedir. Trizomi 21, trizomi 18, trizomi 13, DiGeorge sendromu ve Turner sendromu gibi tablolar farklı kalp anomalileri ile birliktelik gösterebilmektedir. Bu nedenle fetal ekokardiyografi sonrasında perinatoloji konsültasyonu, gerekli görülen olgularda invaziv tanı testleri ve genetik danışmanlık süreçleri eş zamanlı olarak planlanmaktadır. Bütüncül değerlendirme, prognozun belirlenmesinde ve aileye verilecek bilgilendirmenin doğru zeminde yapılandırılmasında belirleyici rol oynamaktadır.

Doğum öncesi dönemde saptanan kalp anomalisinin aileye iletilmesi, son derece hassas yürütülmesi gereken bir süreçtir. Bilgilendirme görüşmelerinde anomalinin türü, beklenen seyir, doğum sonrası dönemde uygulanması öngörülen yaklaşımlar ve olası komplikasyonlar açık biçimde paylaşılmaktadır. Anne adayının ve ailesinin sürece dahil edilmesi, yaşanan kaygının azaltılmasında ve doğum sonrası dönemde uyumun sağlanmasında önemli katkı sunmaktadır. Çocuk kardiyoloji, perinatoloji, neonatoloji, çocuk kalp ve damar cerrahisi ile genetik bölümlerinin koordineli çalıştığı multidisipliner toplantılar, bu bilgilendirme sürecinin temelini oluşturmakta ve doğum planının bireyselleştirilmesine olanak tanımaktadır.

Doğum yeri ve şeklinin önceden planlanması, doğum öncesi tanının en somut kazanımlarından biridir. Kritik kalp anomalisi saptanan gebeliklerin, yenidoğan yoğun bakım ünitesi, çocuk kardiyoloji ekibi ve gerektiğinde çocuk kalp damar cerrahisi imkanlarına sahip merkezlerde sonlandırılması önerilmektedir. Hipoplastik sol kalp sendromu, büyük arter transpozisyonu ve duktus bağımlı dolaşıma sahip diğer kompleks anomalilerde doğum sonrası ilk saatlerde prostaglandin infüzyonu, balon atriyoseptostomi ve ileri girişimsel uygulamaların hızlı şekilde devreye alınması gerekebilmektedir. Doğumun planlı bir merkezde gerçekleştirilmesi, bebeğin transferi sırasında oluşabilecek gecikmelerin önlenmesi açısından belirleyici bir katkı sağlamaktadır.

Bazı seçilmiş olgularda intrauterin dönemde girişimsel uygulamaların gündeme gelmesi söz konusu olabilmektedir. Ağır aort darlığı, pulmoner atrezi ve restriktif foramen ovale gibi tablolarda fetal balon valvüloplasti ya da atriyal septostomi gibi girişimler, deneyimli merkezlerde sınırlı sayıda olguda uygulanmaktadır. Söz konusu uygulamalar, kalp boşluklarının gelişimini destekleyerek doğum sonrası dönemde daha uygun bir anatomik zemin sağlanmasını hedeflemektedir. Ancak girişimlerin uygulanabilirliği, anne ve bebek açısından taşıdığı riskler ile beklenen yarar arasındaki dengenin titizlikle değerlendirilmesini gerektirmekte, kararlar her olgu özelinde multidisipliner ekip tarafından alınmaktadır.

Doğum öncesi tanının önemli bir boyutu da prognozun belirlenmesi ve uzun dönemli beklentilerin şekillendirilmesidir. Bazı yapısal anomalilerde doğum sonrası dönemde uygulanan cerrahi ve girişimsel yaklaşımlarla işlevsel iyileşmeye katkı sağlanabilirken, daha karmaşık tablolarda aşamalı palyatif yaklaşımlar planlanmaktadır. Tek ventrikül fizyolojisine sahip kalp anomalilerinde Fontan dolaşımına yönelik basamaklı planlama, yenidoğan döneminden itibaren başlatılmakta ve uzun yıllar boyunca düzenli takip gerektirmektedir. Doğum öncesi tanı, bu uzun soluklu izlem sürecinin daha doğum gerçekleşmeden planlanmasına olanak tanıyarak kazanılan zamanı belirgin biçimde artırmaktadır.

Fetal ekokardiyografi uygulamalarının başarısı, görüntülemeyi gerçekleştiren ekibin deneyimi, kullanılan cihazların teknik özellikleri ve gebelik haftasının uygunluğu ile yakından ilişkilidir. Anne adayının kilo durumu, plasentanın yerleşimi, amniyon sıvısı miktarı ve fetal pozisyon gibi etmenler inceleme kalitesini etkileyebilmektedir. Yetersiz görüntüleme koşullarında değerlendirmenin başka bir gün tekrarlanması ya da ileri haftalarda yeniden planlanması önerilebilmektedir. Görüntü kalitesinin sınırlı kaldığı durumlarda manyetik rezonans görüntüleme gibi tamamlayıcı yöntemler de seçilmiş olgularda devreye alınabilmektedir. Tüm bu süreç boyunca anne ve bebek sağlığının korunması temel öncelik olarak gözetilmektedir.

Doğuştan kalp hastalıklarının doğum öncesi dönemde tanınması, modern çocuk kardiyoloji uygulamalarının ulaştığı düzeyin somut bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Erken belirlenen olgularda doğum sonrası bakım sürecinin önceden yapılandırılması, uygun merkeze yönlendirme, doğum sonrası ilk saatlerin doğru yönetilmesi ve aileye sağlanan kapsamlı bilgilendirme, sonuçların iyileşmesine kayda değer katkı sunmaktadır. Çocuk kardiyoloji ekibi, fetal ekokardiyografi uygulamaları, perinatoloji iş birliği ve multidisipliner değerlendirme süreçleri ile doğuştan kalp hastalıklarının doğum öncesi tanısında bütüncül bir yaklaşım sunmakta, gebelik döneminden itibaren ailelerin sürece dahil edilmesine özen göstermektedir.

Kaynakça

  1. American Heart Association (AHA) — Fetal kardiyoloji ve konjenital kalp hastalığının prenatal tanısı bilimsel bildirisiahajournals.org/doi/10.1161/CIR.0000000000000183
  2. National Heart, Lung, and Blood Institute (NHLBI) — Doğuştan kalp kusurları: tanı ve değerlendirmenhlbi.nih.gov/health/congenital-heart-defects
  3. American College of Obstetricians and Gynecologists (ACOG) — Gebelikte fetal kalp ultrasonografisi ve fetal ekokardiyografi endikasyonlarıacog.org/clinical/clinical-guidance/practice-bulletin/articles/2016/12/practice-bulletin-no-175-ultrasound-in-pregnancy
  4. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Fetal ekokardiyografi ve doğuştan kalp hastalığı taramasıncbi.nlm.nih.gov/books/NBK572060

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Kardiyoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

16 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.