Çocuk Kardiyoloji

Asiyanotik Kalp Hastalıkları

Asiyanotik Kalp Hastalıkları, erken tanınması durumunda izlem süreci daha rahat yürütülebilen bir hastalıktır. Klinik özellikleri ve değerlendirme yaklaşımını öğrenin.

Asiyanotik kalp hastalıkları, doğuştan gelen kalp problemleri arasında oldukça geniş bir grubu kapsayan ve genellikle ciltte morarma (siyanoz) belirtisi göstermeyen rahatsızlıkları tanımlar. Bebeklerin ve çocukların kalbinde yapısal bir farklılık bulunmasına rağmen kan akımındaki oksijen düzeyi belirli bir noktada korunduğu için dudaklarda, tırnak yataklarında ya da deride mavi-mor bir renk değişimi gözlenmez. Bu durum, ailelerin uzun süre fark edemediği ve çoğu zaman rutin muayeneler ya da kalp üfürümü dinlendiğinde tesadüfen ortaya çıkan tabloların oluşmasına neden olur.

Bu hastalık grubunun içinde atriyal septal defekt (kalbin üst odacıkları arasındaki delik), ventriküler septal defekt (alt odacıklar arasındaki delik), patent duktus arteriyozus (doğumdan sonra kapanması gereken damarın açık kalması), aort koarktasyonu (ana atardamarda darlık) ve pulmoner darlık (akciğer atardamarında daralma) gibi farklı yapısal sorunlar yer alır. Her birinin seyri, çocuğun yaşı, sorunun büyüklüğü ve kalbin diğer bölümlerinde oluşan baskıya göre değişiklik gösterir. Bazı çocuklarda yıllarca belirgin bir bulgu görülmezken bazılarında ise erken dönemde nefes darlığı, kilo alamama veya halsizlik gibi şikayetler kendini gösterebilir. Bu yüzden tablonun erken fark edilmesi, çocuğun büyüme ve gelişim sürecinin sağlıklı ilerlemesi açısından büyük önem taşır.

Kimlerde Görülür?

Asiyanotik kalp hastalıkları genellikle doğumla birlikte ortaya çıkan, bazı durumlarda ise erken çocukluk yıllarında fark edilen bir grubu temsil eder. Aile öyküsünde doğuştan kalp hastalığı bulunan çocuklarda, gebelik döneminde geçirilen enfeksiyonlar (özellikle kızamıkçık), kontrolsüz şeker hastalığı olan annelerin bebeklerinde ve bazı genetik sendromları taşıyan çocuklarda görülme sıklığı belirgin biçimde artar. Down sendromu (21. kromozomun fazladan bulunması), Turner sendromu (kız çocuklarında X kromozomu eksikliği) ve DiGeorge sendromu (22. kromozomda küçük bir parçanın eksikliği) gibi tablolarda kalp yapısındaki farklılıklara daha sık rastlanır.

Annenin gebelik sırasında bilinçsiz ilaç kullanımı, alkol tüketimi, sigara maruziyeti ya da bazı çevresel toksinlere temas etmesi de bebekteki kalp gelişimini etkileyen unsurlar arasında sayılır. Erken doğan bebeklerde, özellikle 37. haftadan önce doğanlarda patent duktus arteriyozus dediğimiz damar açıklığı daha sık karşımıza çıkar. Bu açıklık zamanında doğan bebeklerin büyük çoğunluğunda doğumdan sonraki ilk günlerde kendiliğinden kapanırken erken doğanlarda izlem ve müdahale gerektirebilir.

Cinsiyet açısından bakıldığında bazı yapısal kalp sorunlarının kız çocuklarında, bazılarının ise erkek çocuklarda biraz daha fazla görüldüğü bilinir. Örneğin atriyal septal defekt kız çocuklarında daha sık rastlanırken aort koarktasyonu erkek çocuklarda biraz daha öne çıkar. Yine de bu farklar sınırlıdır ve her iki cinsiyeti de etkileyebilir. Aile bireylerinde benzer bir kalp sorunu bulunması, çocuğun da rutin kontrollerden geçirilmesi açısından dikkat edilmesi gereken bir noktadır. Akraba evliliklerinin bulunduğu ailelerde bazı genetik geçişli kalp sorunlarının daha sık görülebildiği de bilinen bir gerçektir.

Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?

Asiyanotik kalp hastalıklarının belirtileri, sorunun büyüklüğüne ve kalbin hangi bölümünü etkilediğine göre belirgin biçimde değişir. Küçük çaplı bir delik ya da hafif bir damar darlığı bulunan çocuklarda yıllarca hiçbir şikayet görülmeyebilir. Buna karşılık daha büyük yapısal sorunlar erken bebeklik döneminden itibaren kendini belli eder. Beslenme sırasında çabuk yorulma, sık sık nefes almak için ara verme, terleme ve emme sırasında morarmaya yakın bir solgunluk en sık karşılaşılan ilk işaretler arasında yer alır.

Süt çocuklarında kilo alımının yavaşlaması, büyüme eğrisinin yaşıtlarının gerisinde kalması ve sık geçirilen akciğer enfeksiyonları ailelerin dikkatini çeken bulgular olabilir. Daha büyük çocuklarda ise yaşıtlarına göre çabuk yorulma, koşma ve merdiven çıkma sırasında nefes darlığı, çarpıntı hissi ve bazen göğüs ağrısı ön plana çıkar. Bazı çocuklarda hekimin muayene sırasında duyduğu kalp üfürümü, herhangi bir şikayet olmadan tanının ilk basamağını oluşturur. Üfürüm, kanın kalp içinde olağandan farklı bir yoldan ya da hızdan akmasıyla oluşan ses olarak tanımlanır ve her üfürüm yapısal bir sorunu işaret etmese de mutlaka değerlendirilmesi gereken bir bulgudur.

Aşağıdaki bulgular asiyanotik kalp hastalıklarında sık karşılaşılan belirtiler arasında yer alır:

  • Beslenme sırasında hızlı yorulma ve sık ara verme
  • Hızlı ve yüzeysel nefes alıp verme
  • Aşırı terleme, özellikle alın bölgesinde belirgin nem
  • Yaşına göre kilo alımında belirgin gerilik
  • Sık tekrarlayan akciğer ve solunum yolu enfeksiyonları
  • Eforla artan çarpıntı ve nefes darlığı

Bazı çocuklarda bacaklarda şişlik, karın bölgesinde şişkinlik ya da boyun damarlarında belirginleşme görülebilir. Bu bulgular kalbin yükünün arttığını ve dolaşımın etkilendiğini gösterir. Belirtilerin zaman içinde artması ya da yeni şikayetlerin eklenmesi, hekim değerlendirmesinin geciktirilmemesi gereken bir tablodur. Erken fark edilen bulgular, takip ve gerekli durumlarda uygulanan yaklaşımlarla kontrol altına alınabilir. Okul çağındaki çocuklarda beden eğitimi dersi sırasında yaşıtlarına göre belirgin geride kalma, sınıf ortamında dikkat dağınıklığı ve halsizlik gibi belirtiler de altta yatan bir kalp sorununun habercisi olabilir.

Nedenleri Nelerdir?

Doğuştan gelen kalp hastalıklarının büyük bölümünde net bir tek neden bulunmaz; genellikle birden fazla etmenin bir araya gelmesi söz konusudur. Anne karnındaki kalp gelişimi gebeliğin ilk haftalarında, özellikle 3 ile 8. haftalar arasında oldukça hassas bir süreçtir. Bu dönemde yaşanan herhangi bir aksaklık, kalbin odacıkları, kapakları ya da büyük damarlarının yapısında küçük farklılıklara yol açabilir. Genetik yatkınlık, bu süreci etkileyen en temel unsurların başında gelir.

Bazı kromozom bozuklukları kalp yapısındaki sorunlarla birlikte görülür. Down sendromu olan çocukların önemli bir bölümünde kalpte yapısal bir farklılık saptanır. Bunun yanında Turner sendromu, Williams sendromu (7. kromozomda küçük bir bölgenin eksikliği) ve Noonan sendromu gibi tablolar da farklı asiyanotik kalp sorunlarıyla birlikte ortaya çıkabilir. Aile içinde benzer rahatsızlık öyküsünün bulunması, kardeşler arasında görülme riskini bir miktar artırır.

Gebelik sırasında etkili olabilen çevresel etmenler arasında geçirilen viral enfeksiyonlar, özellikle kızamıkçık öne çıkar. Kontrolsüz şeker hastalığı, lupus gibi otoimmün hastalıklar, hekim önerisi dışında kullanılan ilaçlar, alkol, sigara ve bazı kimyasallara maruziyet de kalp gelişimini olumsuz etkileyebilir. Folik asit eksikliği, gebelikten önce ve gebelik boyunca yeterince alınmayan bazı vitaminler de kalp dahil pek çok organın gelişiminde rol oynar. Annenin ileri yaşta gebe kalması ve gebelik sırasında yüksek ateşle seyreden hastalıklar geçirmesi de risk faktörleri arasında değerlendirilir.

Bunun yanında erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve çoğul gebelikler de bazı asiyanotik kalp sorunlarının görülme sıklığını artırır. Sebep ne olursa olsun bu hastalıkların aileye ya da anneye fatura edilmesi doğru bir yaklaşım değildir. Pek çok durumda etken belirgin değildir ve gebelik takipleri ne kadar düzenli olursa olsun bu tür yapısal farklılıklar tamamen önlenemeyebilir. Önemli olan tablonun erken fark edilmesi ve uygun şekilde izlenmesidir.

Tanı Nasıl Konulur?

Asiyanotik kalp hastalıklarının tanısında en temel adım, dikkatli bir hekim muayenesidir. Çocuk kardiyoloji uzmanı, stetoskopla yapılan dinleme sırasında üfürüm duyabilir, kalp ritminde farklılık fark edebilir ya da nabızda ve tansiyonda dikkat çekici bulgular tespit edebilir. Bu ilk değerlendirme, ileri tetkiklerin planlanmasında belirleyici unsurdur. Ailelerden alınan ayrıntılı öykü, gebelik dönemi, doğum şekli, beslenme alışkanlıkları ve büyüme süreci hakkında önemli ipuçları sağlar.

Ekokardiyografi, asiyanotik kalp hastalıklarının değerlendirilmesinde en sık başvurulan yöntemdir. Ultrason tekniğine dayanan bu görüntüleme ile kalbin odacıkları, kapakları, duvarları ve büyük damarları ayrıntılı biçimde incelenir. Renkli Doppler özelliği sayesinde kan akımının yönü, hızı ve kalp içindeki olası kaçaklar net olarak değerlendirilebilir. Ekokardiyografi ağrısız, radyasyonsuz ve tekrarlanabilir bir yöntem olduğu için çocuk hastalarda öncelikli olarak tercih edilir. Anne karnındaki bebeklerde de fetal ekokardiyografi (anne karnında bebeğin kalp ultrasonu) ile gebeliğin yaklaşık 18-22. haftasından itibaren kalp yapısının değerlendirilmesi mümkündür.

Bu tetkiklere ek olarak elektrokardiyografi (EKG), kalbin elektriksel etkinliğini değerlendirir ve ritim sorunları hakkında bilgi verir. Akciğer grafisi, kalbin büyüklüğü ve akciğer damarlarındaki belirginleşmeyi gösterir. Pulse oksimetre (parmak ucundan oksijen ölçümü) ile kandaki oksijen düzeyi ölçülerek olası gizli sorunlar değerlendirilir. Daha karmaşık durumlarda kalp manyetik rezonans (MR) görüntüleme, bilgisayarlı tomografi anjiyografi ya da kalp kateterizasyonu (kasıktan kalbe ince bir kateterle ulaşma işlemi) gibi yöntemler de gerekebilir. Kateterizasyon sırasında hem ayrıntılı görüntüleme yapılabilir hem de bazı sorunlara aynı seansta müdahale edilebilir.

Komplikasyonlar Nelerdir?

Asiyanotik kalp hastalıklarının uzun süre fark edilmediği ya da takip edilmediği durumlarda kalp ve diğer organlar üzerinde çeşitli olumsuz etkiler ortaya çıkabilir. En sık karşılaşılan sorunlardan biri kalp yetersizliğidir. Kalbin sürekli olarak fazla yük altında çalışması, zamanla kasılma gücünün azalmasına ve dolaşımın yeterince sağlanamamasına yol açabilir. Bu durum bebeklerde beslenme güçlüğü ve büyüme geriliği, daha büyük çocuklarda ise eforla artan nefes darlığı şeklinde kendini gösterir.

Akciğer damarlarında basıncın artması, yani pulmoner hipertansiyon, önemli komplikasyonlardan bir diğeridir. Kalpteki delikler ya da damar açıklıkları nedeniyle akciğere giden kan miktarı uzun süre fazla olursa akciğer damarları zamanla zarar görebilir. Bu tablo ilerlediğinde seçenekler daralır ve süreç daha karmaşık bir hale gelir. Bu nedenle erken dönemde yapılan değerlendirme ve uygun zamanlamayla planlanan girişimler büyük önem taşır.

Kalp kapaklarında oluşan enfeksiyonlar, yani enfektif endokardit (kalp iç zarının iltihaplanması), asiyanotik kalp hastalığı olan çocuklarda dikkat edilmesi gereken bir başka durumdur. Diş tedavileri, bazı cerrahi girişimler ve enfeksiyonlar sonrası kan dolaşımına karışan mikroplar kalp kapaklarına yerleşebilir. Bu yüzden bazı çocuklarda işlemler öncesi koruyucu yaklaşımlar gündeme gelir. Ek olarak ritim bozuklukları, pıhtı oluşumuna bağlı sorunlar ve büyüme-gelişme geriliği de uzun dönemde karşılaşılabilen tablolar arasındadır.

Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?

Bebeğinizde ya da çocuğunuzda fark ettiğiniz bazı belirtiler, çocuk kardiyoloji değerlendirmesi gerektirebilir. Beslenme sırasında çabuk yorulma, sık ara verme, alın bölgesinde belirgin terleme ve yaşına göre kilo alımında gerilik dikkat etmeniz gereken işaretlerdir. Bunun yanında yaşıtlarına göre çabuk yorulan, koşarken zorlanan, oyun sırasında dudaklarında ya da el ve ayak parmaklarında renk değişikliği gözlenen çocuklarda da uzman görüşü almanız uygun olur.

Aşağıdaki durumlardan biri ya da birkaçı söz konusuysa randevu almayı geciktirmemeniz önerilir:

  • Bebeğinizin nefes alış hızının belirgin biçimde arttığını fark etmeniz
  • Sık sık tekrarlayan bronşit ve akciğer enfeksiyonları yaşanması
  • Yaşına göre boy ve kilo eğrisinin gerisinde kalması
  • Eforla artan çarpıntı, baş dönmesi ya da bayılma yakınması
  • Aile öyküsünde doğuştan kalp hastalığı bulunması

Rutin çocuk muayenelerinin aksatılmaması, bu hastalıkların erken fark edilmesinde önemli bir rol oynar. Hekiminizin muayene sırasında üfürüm duyması ya da nabızda farklılık saptaması, daha ayrıntılı değerlendirme için yönlendirme yapılmasına neden olabilir. Bu tür yönlendirmelerin ciddiye alınması, gereksiz endişeye yol açmadan tablonun netleşmesini sağlar. Erken değerlendirilen çocuklarda izlem süreci daha kolay planlanır ve uygun zamanlama ile gerekli adımlar atılabilir.

Son Değerlendirme

Asiyanotik kalp hastalıkları, doğumdan itibaren var olabilen ancak çoğu zaman belirgin bir morarma olmadan seyreden geniş bir grup yapısal sorunu tanımlar. Bu tabloların büyük bölümü erken dönemde fark edildiğinde uygun izlem, gerektiğinde girişimsel ya da cerrahi yaklaşımlarla yönetilir ve çocukların büyüme-gelişme süreçleri belirgin biçimde desteklenir. Ailelerin bebeklerinin beslenme, nefes alma ve büyüme eğrisindeki değişiklikleri dikkatle takip etmesi, hekim önerilerine uyulması ve düzenli kontrollerin aksatılmaması, sürecin sağlıklı ilerlemesinde temel bir yere sahiptir.

Koru Hastanesi Çocuk Kardiyoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, asiyanotik kalp hastalıkları gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.

Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.

Çocuk Kardiyoloji Doktorlarımız

Bu alanda deneyimli uzman hekimlerimizle yanınızdayız

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Asiyanotik kalp hastalıkları ile siyanotik kalp hastalıkları arasındaki temel fizyopatolojik fark nedir ve vücuttaki oksijen satürasyonunu nasıl etkiler?
Asiyanotik kalp hastalıklarında genellikle soldan sağa şant (temiz kanın kirli kana karışması) veya kapak darlıkları mevcuttur ve sistemik oksijen satürasyonu normal (%95 ve üzeri) sınırlar içinde kalır. Siyanotik hastalıklarda ise sağdan sola şant nedeniyle kirli kan doğrudan vücuda pompalanır ve oksijen satürasyonu sıklıkla %85'in altına düşerek morarmaya (siyanoz) yol açar. Asiyanotik grupta dokulara giden oksijen miktarı başlangıçta yeterliyken, siyanotik grupta kronik bir oksijen yetersizliği söz konusudur.
Çocukluk çağında en sık görülen asiyanotik doğuştan kalp hastalıkları hangileridir ve bunların görülme sıklığı nedir?
En sık görülen asiyanotik doğuştan kalp hastalıkları ventriküler septal defekt (VSD), atrial septal defekt (ASD) ve patent duktus arteriozustur (PDA). Tüm doğuştan kalp anomalilerinin yaklaşık %30-35'ini VSD oluştururken, ASD vakaların %10-15'inde, PDA ise yaklaşık %5-10'unda tespit edilmektedir. Bu üç anomali, asiyanotik gruptaki toplam vakaların büyük çoğunluğunu oluşturur ve erken tanı ile takip edilir.
Ventriküler septal defekt (VSD) teşhisi konulan bir bebekte deliğin kendiliğinden kapanma olasılığı nedir ve bu süreç hangi yaşa kadar takip edilir?
Küçük ve kas tabakasında yer alan VSD'lerin yaklaşık %50 ila %75'i yaşamın ilk 1-2 yılı içinde kendiliğinden kapanma eğilimindedir. Defektin boyutuna ve kalpteki lokalizasyonuna bağlı olarak takip süreci genellikle 5-6 yaşına kadar devam edebilir. Büyük defektlerde ise kendiliğinden kapanma oranı düşük olduğundan, kalp yetersizliği bulguları gelişen bebeklerde ilk 6-12 ay içinde cerrahi veya transkateter müdahale planlanabilir.
Atrial septal defekt (ASD) belirtileri çocuklukta fark edilmeyip yetişkinlik döneminde ortaya çıktığında en sık hangi şikayetlerle kendini gösterir?
Çocuklukta belirti vermeyen ASD, sıklıkla 30'lu veya 40'lı yaşlarda egzersiz intoleransı (çabuk yorulma) ve nefes darlığı ile kendini gösterir. İlerleyen dönemlerde hastaların yaklaşık %20'sinde atriyal fibrilasyon gibi ritim bozuklukları veya pulmoner hipertansiyon (akciğer tansiyonu) gelişebilir. Sağ kalp boşluklarında genişleme saptanan yetişkin hastalarda transkateter veya cerrahi kapatma yöntemleri değerlendirilir.
Prematüre bebeklerde sık görülen patent duktus arteriozus (PDA) tedavisinde hangi ilaç dışı ve ilaçlı tedavi yöntemleri tercih edilir?
Prematüre bebeklerde PDA'yı kapatmak için ilk aşamada prostaglandin sentez inhibitörleri (örneğin ibuprofen veya indometasin etken maddeleri) kullanılır ve bu tedavinin başarı oranı %70-80 civarındadır. İlaç tedavisine yanıt vermeyen veya daha büyük çocuklarda, genellikle kasık damarından girilerek yapılan transkateter cihazla kapatma (coil veya tıkaç) yöntemi tercih edilir. Çok nadir durumlarda, anatomik yapı uygun olmadığında cerrahi ligasyon (bağlama) uygulanır.
Aort koarktasyonu (aort daralması) olan bir çocukta üst ve alt ekstremiteler (kollar ve bacaklar) arasındaki tansiyon farkı nasıl değerlendirilir?
Aort koarktasyonunda, daralmanın gerisinde kalan kollar ile ilerisinde kalan bacaklar arasında belirgin bir kan basıncı farkı oluşur. Genellikle kollar ile bacaklar arasındaki sistolik tansiyon farkının 20 mmHg veya üzerinde olması bu hastalık için güçlü bir tanı kriteridir. Ayrıca fizik muayenede femoral (kasık) nabızların zayıf alınması veya hiç alınamaması önemli bir klinik bulgudur.
Asiyanotik kalp hastalıklarında sol-sağ şantın zamanla tersine dönerek siyanotik bir tabloya (Eisenmenger sendromu) dönüşme riski nedir?
Tedavi edilmeyen büyük VSD, ASD veya PDA olgularında, akciğere giden kan akımının kronik olarak yüksek olması pulmoner vasküler direnci artırır ve pulmoner hipertansiyona yol açar. Bu süreç yıllar içinde ilerlediğinde, sağ karıncık basıncı sol karıncık basıncını aşarak şantın sağdan sola dönmesine ve Eisenmenger sendromu gelişmesine neden olur. Eisenmenger sendromu geliştikten sonra defektin kapatılması kontrendike hale gelir ve tedavi yaklaşımı tamamen değişir.
Asiyanotik doğuştan kalp hastalıklarının tanısında transtorasik ekokardiyografi (EKO) dışında hangi ileri görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç duyulur?
Transtorasik ekokardiyografi (EKO) tanı için ilk ve en önemli basamak olmakla birlikte, karmaşık anatomileri değerlendirmek için kardiyak manyetik rezonans görüntüleme (MRG) veya bilgisayarlı tomografi (BT) anjiyografi kullanılır. Özellikle aort koarktasyonu, pulmoner venöz dönüş anomalileri veya EKO ile net görüntülenemeyen ASD tiplerinde kardiyak MRG %95'in üzerinde doğruluk sağlar. Şant miktarının (Qp/Qs oranı) ve pulmoner arter basıncının net ölçülmesi gereken durumlarda ise kardiyak kateterizasyon uygulanır.
Bebeklerde asiyanotik bir kalp hastalığının varlığına işaret eden ve ebeveynlerin dikkat etmesi gereken beslenme sırasındaki belirtiler nelerdir?
Asiyanotik kalp hastalığı olan bebeklerde kalp yetersizliği bulguları genellikle beslenme sırasında belirginleşir. Bebek emzirilirken çabuk yorulma, sık sık dinlenme ihtiyacı, alın bölgesinde aşırı terleme ve dakikadaki solunum sayısının 60'ın üzerine çıkması (takipne) önemli belirtilerdir. Ayrıca kalbin fazla enerji harcaması nedeniyle bu bebeklerde ayda ortalama 150-200 gramın altında kilo alımı (büyüme-gelişme geriliği) gözlenir.
Geçmişte asiyanotik kalp hastalığı tedavisi görmüş veya hafif düzeyde defekti olan kadınlarda gebelik süreci nasıl planlanmalı ve riskler nelerdir?
Küçük ve akciğer tansiyonu normal olan ASD veya VSD'li kadınlarda gebelik genellikle düşük riskli kabul edilir ve başarıyla tamamlanır. Ancak kapatılmamış büyük defekti olan veya pulmoner hipertansiyon gelişmiş hastalarda gebelik, maternal mortalite riskini ciddi oranda artırdığı için önerilmez. Tedavi edilmiş hastaların gebelik öncesinde mutlaka kardiyak fonksiyonlar, kapak yetersizlikleri ve ritim bozuklukları açısından ekokardiyografi ile değerlendirilmesi gerekir.
Hafif dereceli asiyanotik kalp hastalığı olan çocukların ve gençlerin spor aktivitelerine katılımı konusunda hangi kriterler göz önünde bulundurulur?
Hafif dereceli, pulmoner tansiyonu normal olan ve kalp boşluklarında genişleme saptanmayan ASD veya VSD'li çocukların yarışmalı sporlar dahil tüm aktivitelere katılmasına genellikle izin verilir. Ancak orta veya ağır dereceli defektleri, ciddi kapak darlıkları veya pulmoner hipertansiyonu olan bireylerde izometrik (ağırlık kaldırma gibi) ve yüksek yoğunluklu sporlar kısıtlanabilir. Spor katılım kararı, hastanın ekokardiyografi ve efor testi sonuçlarına göre kişiye özel olarak planlanır.
Asiyanotik kalp hastalığı olan bireylerde diş tedavileri öncesinde enfektif endokardit (kalp iç zarı iltihabı) profilaksisi (önleyici tedavi) kimlere uygulanmalıdır?
Güncel kılavuzlara göre, sadece cerrahi veya transkateter yolla yama/cihaz yerleştirilmiş ve üzerinden henüz 6 ay geçmemiş olan hastalar ile kalıcı şantı veya kapak yetersizliği devam eden hastalara diş girişimleri öncesinde profilaksi uygulanır. Tamamen kapatılmış ve üzerinden 6 aydan fazla süre geçmiş, artık şant kalmamış ASD veya VSD hastalarında rutin antibiyotik profilaksisine gerek duyulmaz. Profilaksi gereken durumlarda işlemden 30-60 dakika önce uygun bir antibiyotik etken maddesi tek doz olarak verilir.
Atriyoventriküler septal defekt (AVSD) ile Down sendromu arasındaki ilişki nedir ve bu hastaların cerrahi tedavi zamanlaması nasıl değişir?
Down sendromlu (Trizomi 21) doğan bebeklerin yaklaşık %40'ında doğuştan bir kalp hastalığı bulunur ve bu hastalıkların en sık görüleni AVSD'dir. AVSD'li bebeklerde akciğer tansiyonu çok hızlı yükselme eğiliminde olduğundan, cerrahi düzeltme genellikle yaşamın ilk 3 ila 6 ayı içinde planlanır. Zamanında yapılan cerrahi müdahale ile bu çocukların kardiyovasküler sistem gelişiminde %85-90 oranında başarı sağlanabilmektedir.
Atrial septal defektin (ASD) kapatılmasında transkateter (anjiyo ile) yöntem mi yoksa açık kalp ameliyatı mı tercih edileceğine nasıl karar verilir?
ASD'nin kapatılmasında defektin anatomik tipi belirleyicidir; secundum tipi ASD'lerin yaklaşık %80'i transkateter yöntemle (şemsiye cihazı ile) kapatılmaya uygundur. Ancak primum veya sinus venosus tipi ASD'ler ile cihazın tutunması için yeterli doku kenarı (rim) bulunmayan secundum ASD'lerde açık kalp cerrahisi zorunludur. Transkateter yöntem, hastanede kalış süresinin kısa olması (genellikle 1-2 gün) ve cerrahi iz bırakmaması nedeniyle uygun anatomide ilk seçenektir.
Büyük asiyanotik kalp defektlerine bağlı kalp yetersizliği gelişen bebeklerde hangi ilaç sınıfları ve ne amaçla kullanılır?
Kalp yetersizliği tedavisinde amaç, kalbin iş yükünü azaltmak ve akciğerdeki sıvı birikimini önlemektir. Bu doğrultuda vücuttaki fazla sıvıyı atmak için diüretikler (idrar söktürücüler), kalbin ön ve ard yükünü azaltmak için ACE inhibitörleri (damar genişleticiler) ve kalp kasılmasını desteklemek amacıyla bazı durumlarda inotropik ajanlar tercih edilir. İlaç tedavileri, cerrahi müdahale zamanına kadar bebeğin gelişimini desteklemek ve stabil kalmasını sağlamak amacıyla bireysel dozlarda planlanır.
Çocukluk döneminde ASD veya VSD'si başarıyla kapatılan bir bireyin yetişkinlik dönemindeki kardiyolojik takip sıklığı ve riskleri nelerdir?
Çocuklukta başarıyla kapatılan ve ek sorunu olmayan hastaların büyük kısmında yaşam süresi ve kalitesi sağlıklı bireylerle benzerdir. Ancak, özellikle geç kapatılan vakalarda yetişkinlikte ritim bozuklukları (aritmi) veya hafif pulmoner hipertansiyon riski devam edebileceğinden, 2 ila 5 yılda bir kardiyoloji kontrolü önerilir. Eğer kapatma işlemi sonrasında kalıntı (rezidüel) şant veya kapak yetersizliği kalmışsa, takip aralıkları 6-12 ay gibi daha sık periyotlarla planlanır.
Asiyanotik kalp hastalıklarından biri olan pulmoner darlıkta (pulmoner stenoz) darlığın derecesi ve balon valvüloplasti endikasyonu nasıl belirlenir?
Pulmoner darlığın derecesi ekokardiyografi ile ölçülen kapak üzerindeki basınç gradyanına göre belirlenir; maksimum gradyanın 50 mmHg'nin üzerinde olması ciddi darlık olarak kabul edilir. Maksimum gradyanı 50-60 mmHg'yi aşan veya sağ karıncık basıncı yükselmiş olan hastalarda, ilk tedavi seçeneği transkateter balon valvüloplastidir (balonla kapağın genişletilmesi). Bu yöntemin başarı oranı %90'ın üzerinde olup, uzun vadeli sonuçları oldukça yüz güldürücüdür.
Çocuklarda görülen konjenital aort darlığı (aort stenozu) zamanla nasıl bir seyir gösterir ve sol ventrikül hipertrofisi riskini nasıl etkiler?
Konjenital aort darlığı, sol karıncığın önündeki direnci artırarak zamanla sol ventrikül kasında kalınlaşmaya (hipertrofi) yol açar. Hafif darlıklar çocuklukta belirti vermeyebilir ancak büyüme çağında darlığın derecesi artabileceğinden yıllık ekokardiyografi takibi gerekir. Sol ventrikül fonksiyonlarında bozulma, ciddi hipertrofi veya eforla göğüs ağrısı/bayılma gelişen hastalarda balon valvüloplasti veya cerrahi müdahale planlanır.
Doğuştan asiyanotik kalp hastalıklarının gelişiminde rol oynayan genetik faktörler ve gebelikteki çevresel risk etmenleri nelerdir?
Doğuştan kalp hastalıklarının yaklaşık %15-20'si kromozomal anomaliler (örneğin Down, Turner veya DiGeorge sendromu) ile ilişkilidir. Gebeliğin ilk trimesterinde annenin geçirdiği kızamıkçık gibi viral enfeksiyonlar, kontrolsüz diyabet (şeker hastalığı), alkol kullanımı ve bazı antiepileptik ilaçlara maruz kalma gibi çevresel faktörler de asiyanotik defekt riskini belirgin şekilde artırır. Ailede doğuştan kalp hastalığı öyküsü olması durumunda ise risk yaklaşık %2 ila %5 oranında artış gösterir.
Asiyanotik kalp hastalığı teşhisiyle izlenen bir bebekte hangi akut belirtiler acil tıbbi değerlendirme gerektirir?
Bebeğin solunum sıklığının dakikada 60'ın üzerine çıkması, nefes alırken kaburgalarının belirgin şekilde içeri çökmesi (retraksiyon) ve hırıltı duyulması acil durum işaretleridir. Ayrıca beslenmeyi tamamen reddetme, letarji (uyandırılamayacak derecede halsizlik), vücut sıcaklığının aniden düşmesi veya yükselmesi ve normalde asiyanotik olan bebekte dudak çevresinde morarma (siyanoz) gelişmesi durumunda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Gebelik döneminde yapılan fetal ekokardiyografi ile asiyanotik kalp hastalıkları hangi gebelik haftasında ve hangi doğruluk oranıyla teşhis edilebilir?
Fetal ekokardiyografi, doğuştan kalp hastalıklarının tespiti için genellikle gebeliğin 18. ila 22. haftaları arasında uygulanır. Büyük VSD, AVSD ve ciddi kapak darlıkları gibi majör anomaliler bu yöntemle %80-90 oranında başarıyla teşhis edilebilir. Ancak küçük ASD'ler veya patent duktus arteriozus (PDA) gibi doğumdan sonra fizyolojik olarak değişen yapılar fetal dönemde normal kabul edildiği için prenatal dönemde kesin teşhis edilemezler.
Çift çıkışlı sağ ventrikül (DORV) anomalisi hangi durumlarda asiyanotik, hangi durumlarda siyanotik klinik tablo ile seyreder?
Çift çıkışlı sağ ventrikülde (DORV) hem aort hem de pulmoner arter sağ karıncıktan çıkar ve klinik tablo eşlik eden anomalilere göre değişir. Eğer hastada pulmoner darlık yoksa ve VSD aortaya yakın yerleşimliyse (subaortik VSD), akciğere giden kan akımı fazla olur ve hastalık asiyanotik (kalp yetersizliği ağırlıklı) seyreder. Ancak hastada pulmoner darlık varsa veya VSD pulmoner artere yakınsa (Taussig-Bing anomalisi), kirli kan sistemik dolaşıma karışacağı için siyanotik (morarma ile seyreden) bir tablo ortaya çıkar.
WhatsApp Online Randevu