Çocuk Endokrinolojisi

Çocukta Feokromositomada Genetik Tarama

Çocuk hastalarda Çocuklarda Feokromositoma Süreci, Genetik Tarama, MEN Sendromları ve Değerlendirme, klinik bulguları ve gelişimsel etkileri açısından.

Feokromositoma, böbrek üstü bezlerinin iç tabakası olan medulla bölgesinden köken alan, katekolamin salgılayan nöroendokrin bir tümördür. Çocukluk çağında oldukça nadir görülmekle birlikte, eriştirildiğinde ortaya çıkardığı kardiyovasküler etkiler, metabolik dalgalanmalar ve uzun dönemli sağlık sonuçları açısından erken tanı kritik bir konuma sahiptir. Erişkin hastalarla karşılaştırıldığında pediatrik olgularda genetik yatkınlık oranının belirgin biçimde yüksek olduğu, güncel bilimsel kaynaklarda sıklıkla vurgulanmaktadır. Bu durum, çocuk yaş grubunda saptanan her feokromositoma olgusunun, sporadik bir hadise olarak değil; olası kalıtsal bir sendromun göstergesi olarak değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Genetik taramanın bu noktada üstlendiği rol, yalnızca mevcut tümörün doğasının aydınlatılmasıyla sınırlı kalmamakta; aynı zamanda hastanın yaşam boyu izlem planının, aile bireylerinin risk değerlendirmesinin ve gelecekteki olası tümörlerin önceden öngörülebilmesinin de zeminini oluşturmaktadır.

Çocuklarda feokromositomanın klinik tablosu erişkinlere kıyasla bazı belirgin farklılıklar gösterir. Yetişkinlerde sıkça tanımlanan klasik üçlü olan baş ağrısı, terleme ve çarpıntı atakları yerine; pediatrik olgularda kalıcı hipertansiyon, görme bulanıklığı, kilo kaybı, polidipsi ve büyüme geriliği gibi bulgular ön plana çıkabilmektedir. Bilateral yerleşim, ekstra-adrenal lokalizasyon yani paraganglioma ve metakron tümör gelişimi pediatrik grupta daha sık gözlenmektedir. Bu klinik özelliklerin tümü, altta yatan genetik bir zeminin habercisi olabilir. Nitekim güncel literatürdeki büyük serilerde, çocuk yaşta tanı alan feokromositoma hastalarının yaklaşık yüzde yetmiş ile seksen arasında değişen bir oranında, tanımlanmış bir germline mutasyon saptandığı bildirilmektedir. Bu oran erişkinlerde yaklaşık yüzde otuz ile kırk aralığında kaldığından, pediatrik grupta genetik incelemenin seçici değil; kapsamlı biçimde değerlendirilmesi önerilmektedir.

Hastalığın kalıtsal formlarından sorumlu tutulan genler oldukça geniş bir yelpaze oluşturur. Bu genler arasında VHL, RET, NF1, SDHA, SDHB, SDHC, SDHD, SDHAF2, MAX, TMEM127, FH ve EPAS1 (HIF2A) bulunmaktadır. Her bir gen, farklı bir kalıtım örüntüsü, farklı bir tümör spektrumu ve farklı bir biyolojik davranış sergiler. Örneğin von Hippel-Lindau sendromuna yol açan VHL gen mutasyonları, çocukluk çağında saptanan feokromositoma olgularının önemli bir bölümünden sorumlu tutulmaktadır. Bu mutasyonu taşıyan çocuklarda yalnızca böbrek üstü bezi tümörleri değil; aynı zamanda retina ve santral sinir sistemi hemanjiyoblastomları, böbrek hücreli karsinom ve pankreatik nöroendokrin lezyonlar açısından da yaşam boyu izlem programı planlanır. SDHB mutasyonları ise daha agresif seyirli, metastatik potansiyeli yüksek paraganglioma riskiyle ilişkilendirildiğinden, taşıyıcı çocuklarda görüntüleme aralıklarının daha sık tutulması önerilen bir yaklaşımdır.

Genetik taramanın klinik uygulamaya entegre edilmesi, çok aşamalı bir süreç olarak ele alınır. Tanı anında alınan ayrıntılı kişisel ve aile öyküsü, sürecin temel taşını oluşturur. Aile bireylerinde feokromositoma, paraganglioma, böbrek tümörü, tiroid medüller karsinomu, nörofibromatozis bulguları veya açıklanamayan ani kardiyovasküler olaylar bulunup bulunmadığı sorgulanır. Bu bilgiler, hangi genlerin öncelikli olarak incelenmesi gerektiğini şekillendirir. Günümüzde yeni nesil dizileme teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, çoklu gen panelleri eş zamanlı olarak incelenebilmektedir. Söz konusu paneller, hastanın klinik özelliklerine, tümörün lokalizasyonuna, biyokimyasal profiline ve aile öyküsüne göre özelleştirilebilir. Tek gen incelemesi yerine kapsamlı panel yaklaşımının tercih edilmesi, özellikle pediatrik grupta tanı verimini belirgin biçimde artırmaktadır.

Tümörün biyokimyasal profili de genetik değerlendirme sürecinde önemli ipuçları sunar. İdrar ve plazmada ölçülen metanefrin, normetanefrin ve 3-metoksitiramin düzeyleri, hangi katekolamin yolağının baskın olduğunu gösterir. Adrenerjik fenotip yani epinefrin baskın salınım, çoğu durumda RET veya NF1 mutasyonlarıyla ilişkilendirilirken; noradrenerjik fenotip VHL ve SDHx mutasyonlarında daha sık gözlenir. Dopaminerjik fenotip ise özellikle SDHB ile bağlantılı paragangliomalarda öne çıkar. Bu biyokimyasal örüntü, klinisyene hangi genlerin öncelikli incelenmesi gerektiği konusunda yön gösterici bilgi sağlar. Bu nedenle pediatrik feokromositoma olgularında genetik danışmanlık, biyokimyasal değerlendirme ve görüntüleme bulguları bir bütün hâlinde ele alınmalıdır.

Görüntüleme yöntemleri arasında manyetik rezonans görüntüleme, çocuklarda iyonlaştırıcı radyasyon içermemesi nedeniyle öncelikli tercih edilen yöntemdir. Bilgisayarlı tomografi, gerekli durumlarda düşük doz protokollerle uygulanabilir. Fonksiyonel görüntülemede ise 123I-MIBG sintigrafisi, 68Ga-DOTATATE PET/BT ve 18F-FDG PET/BT gibi yöntemler, tümörün metabolik aktivitesini ve olası metastatik odakları değerlendirmek üzere kullanılır. Özellikle SDHB ilişkili olgularda 68Ga-DOTATATE PET/BT'nin tanısal duyarlılığının yüksek olduğu bildirilmektedir. Görüntüleme bulguları, hem cerrahi planlama hem de uzun dönemli izlem stratejisi açısından genetik sonuçlarla birlikte yorumlanır.

Genetik test öncesinde ve sonrasında verilen danışmanlık süreci, sürecin etik ve psikososyal boyutunu oluşturur. Çocuk hastalar için yapılan genetik incelemeler, yalnızca tıbbi değil; aynı zamanda yasal ve etik boyutlara da sahiptir. Aileye testin amacı, olası sonuçları, çıkabilecek varyantların anlamı ve aile bireyleri açısından doğurabileceği sonuçlar ayrıntılı biçimde açıklanır. Pozitif sonuç durumunda yalnızca hasta çocuğun değil; ebeveynlerin, kardeşlerin ve diğer birinci derece akrabaların da kademeli olarak incelenmesi önerilir. Bu sürece kaskat tarama adı verilir ve aile bireylerinde henüz semptom göstermeyen taşıyıcıların erken dönemde belirlenmesine olanak tanır. Belirlenen taşıyıcılar için yaşa uygun izlem programları planlanır.

Çocuk yaş grubunda genetik tarama sonuçlarının yorumlanmasında dikkat edilmesi gereken nokta, saptanan varyantın klinik anlamlılığının net biçimde belirlenmesidir. Patojenik varyantlar, olası patojenik varyantlar, klinik anlamı belirsiz varyantlar yani VUS, olası benign ve benign varyantlar olmak üzere beş ana kategoride sınıflandırma yapılır. Klinik anlamı belirsiz varyantların yönetimi özellikle dikkat gerektirir; bu varyantlar zaman içinde yeni kanıtlarla birlikte yeniden değerlendirilebileceğinden, hasta ve ailenin uzun dönemli izlem programına dahil edilmesi önerilir. Genetik raporun klinisyen, genetik uzmanı ve aile ile birlikte tartışılması, doğru yorumlama açısından gereklidir.

Tanımlanan germline mutasyon, izlem planını doğrudan şekillendiren bir parametredir. VHL mutasyonu taşıyan çocuklarda yıllık biyokimyasal değerlendirme, periyodik abdominal görüntüleme, oftalmolojik muayene ve nörolojik izlem önerilen bileşenlerdir. RET mutasyonu taşıyıcılarında ise tiroid medüller karsinom riski açısından kalsitonin takibi ve gerektiğinde profilaktik tiroidektomi seçeneği değerlendirilir. SDHB taşıyıcılarında, metastatik potansiyelin yüksek olması nedeniyle altı ay ile bir yıl arasında değişen aralıklarla görüntüleme ve biyokimyasal izlem planlanır. NF1 tanılı çocuklarda dermatolojik bulgular, oftalmolojik değerlendirme ve nörolojik izlem ön plana çıkar. MAX ve TMEM127 mutasyonlarında ise bilateral ve metakron tümör riskine yönelik dikkatli izlem önerilir.

Cerrahi yaklaşım açısından genetik bilgi, ameliyat öncesi planlamada belirleyici bir rol üstlenir. Bilateral tümör riski yüksek olan genetik sendromlarda, mümkün olduğunda kortekse koruyucu adrenalektomi tercih edilebilir. Bu yöntem, böbrek üstü bezi dokusunun bir bölümünün korunarak yaşam boyu steroid replasman gereksiniminin önlenmesi amacıyla uygulanır. Cerrahi öncesinde alfa-adrenerjik blokaj başta olmak üzere multidisipliner perioperatif hazırlık, kardiyovasküler istikrar için temel bir aşamadır. Çocuk anesteziyoloji, çocuk endokrinolojisi, çocuk cerrahisi ve genetik uzmanlarının ortak çalışması, sürecin güvenli yönetimi açısından önemli görülmektedir.

Uzun dönemli izlem, pediatrik feokromositoma hastalarının yaşam boyu sağlık planının ayrılmaz bir parçasıdır. Tümör tamamen çıkarılmış olsa dahi, kalıtsal bir sendrom söz konusu olduğunda nüks, metakron tümör veya farklı organlarda yeni lezyon gelişimi olasılığı sürmektedir. Bu nedenle yıllık biyokimyasal değerlendirme, klinik kontrol ve uygun aralıklarla yapılan görüntüleme önerilir. İzlem sıklığı, taşınan mutasyonun türüne, tümörün lokalizasyonuna ve hastanın klinik seyrine göre bireyselleştirilir. Adolesan döneme geçen hastalarda erişkin endokrinoloji ekibine devir süreci, izlem sürekliliği açısından özenle planlanan bir aşamadır.

Genetik taramanın bir diğer önemli boyutu, üreme sağlığı ve gelecek nesillere yönelik planlamadır. Otozomal dominant kalıtım gösteren sendromlarda, taşıyıcı bireyin çocuklarına aktarım olasılığı yüzde elli olarak hesaplanmaktadır. Erişkinlik dönemine ulaşan hastalarda, üreme planlaması sürecinde preimplantasyon genetik tanı seçenekleri, prenatal tanı yöntemleri ve aile planlamasına yönelik danışmanlık sunulabilmektedir. Bu kararlar tamamen aile tercihine bırakılan, etik ve kültürel boyutları olan bireysel kararlardır. Hekimin rolü, bilgilendirme ve seçenekleri tarafsız biçimde aktarmaktır.

Pediatrik feokromositoma yönetiminde dikkat edilmesi gereken bir başka konu, psikososyal destektir. Kronik bir hastalık tanısı, kalıtsal sendrom bilgisi ve uzun dönemli izlem süreci, hem hasta çocuk hem de ebeveynler için zorlayıcı olabilmektedir. Çocuğun yaşına uygun bilgilendirme, okul yaşamının sürdürülebilmesi için gerekli düzenlemeler, ergenlik döneminde özerklik gelişimine paralel hastalık bilincinin desteklenmesi ve aile içindeki rol dağılımının korunması, multidisipliner ekibin gündeminde tutulması gereken başlıklardır. Çocuk psikiyatrisi ve klinik psikoloji desteği, sürecin önemli bir parçası olarak değerlendirilmektedir.

Bilimsel literatürdeki gelişmeler, pediatrik feokromositoma ve genetik tarama alanında sürekli yenilenen bir bilgi havuzu oluşturmaktadır. Tümör mikroçevresi, somatik mozaisizm, epigenetik değişiklikler ve henüz tanımlanmamış yeni yatkınlık genlerine yönelik araştırmalar devam etmektedir. Bu nedenle, ilk genetik incelemesinde mutasyon saptanmayan ancak klinik özellikleri kalıtsal sendromu düşündüren çocuk hastalarda, gelecek yıllarda güncellenmiş panellerle yeniden değerlendirme önerilebilir. Aynı şekilde, klinik anlamı belirsiz varyant taşıyan olguların da düzenli aralıklarla literatür güncellemeleri ışığında yeniden incelenmesi gerekli görülmektedir.

Tüm bu bilgilerin ışığında, çocukta feokromositoma tanısı konulduğunda genetik taramanın standart bakım sürecinin temel bileşeni olarak ele alınması gerektiği bilimsel kaynaklarda tutarlı biçimde ifade edilmektedir. Çocuk endokrinolojisi, çocuk cerrahisi, tıbbi genetik, radyoloji, nükleer tıp, patoloji, anesteziyoloji ve psikososyal destek birimlerinin uyumlu çalıştığı multidisipliner bir merkez yapılanması; hem tanı verimini hem de uzun dönemli izlem kalitesini belirleyen unsurlar arasında yer almaktadır. Genetik bilgi, yalnızca hasta çocuğa değil; ailenin geniş üyelerine de katkı sağlayan, kuşaklar arası sağlık planlamasına dayanak oluşturan bir bilgi katmanı olarak değerlendirilmektedir. Bu yaklaşımla yönetilen olgularda hem mevcut hastalığın seyri daha öngörülebilir kılınmakta hem de gelecekteki risklere karşı zamanında müdahale olanağı oluşmaktadır.

Kaynakça

  1. National Cancer Institute (NCI) — Feokromositoma ve paraganglioma tedavisi (çocukluk çağı dahil)cancer.gov/types/pheochromocytoma/patient/pheochromocytoma-treatment-pdq
  2. StatPearls (NCBI Bookshelf) — Feokromositoma genel değerlendirme ve genetik yatkınlıkncbi.nlm.nih.gov/books/NBK589700
  3. Genetics Home Reference / MedlinePlus (NIH) — Kalıtsal paraganglioma-feokromositoma sendromumedlineplus.gov/genetics/condition/hereditary-paraganglioma-pheochromocytoma

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Endokrinolojisi Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

12 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.