Çocuk Endokrinolojisi

Çocukta MODY Diyabeti İçin Genetik Test

Çocuklarda MODY Süreci, Genetik Test Endikasyonları, Ayırıcı Tanı ve Değerlendirme, sık karşılaşılan bir tablodur ve farklı yaş gruplarında değişik.

Çocukluk çağında ortaya çıkan diyabet tablolarının önemli bir bölümü uzun yıllar boyunca tip 1 diyabet ya da erken başlangıçlı tip 2 diyabet başlığı altında değerlendirilmiştir. Ancak son yıllarda yapılan genetik araştırmalar, bu hastaların belirli bir bölümünde tablonun gerçekte tek bir gendeki bozulmadan kaynaklandığını ortaya koymuştur. Maturity Onset Diabetes of the Young kısaltmasıyla bilinen ve Türkçe literatürde gençlerde görülen erişkin tipi diyabet olarak adlandırılan MODY, monogenik diyabet grubunun en sık karşılaşılan formudur. Çocuk endokrinolojisi pratiğinde MODY varlığının doğru biçimde belirlenmesi, izlem ve klinik yönetim açısından belirleyici nitelik taşıdığından, genetik test bu süreçte temel bir araç olarak öne çıkmaktadır.

MODY tanısının ayırıcı önemi, hastalığın klinik seyrinin diğer diyabet tiplerinden belirgin biçimde farklılaşmasıyla ilgilidir. Tip 1 diyabette pankreas beta hücrelerine yönelik otoimmün yıkım söz konusuyken, tip 2 diyabette insülin direnci ve metabolik sendrom bileşenleri ön plandadır. MODY ise pankreas beta hücre işlevini düzenleyen genlerden birinde meydana gelen patojen bir varyantın otozomal dominant kalıtımla aktarılması sonucu ortaya çıkar. Bu nedenle hastalık çoğu durumda aile içinde kuşaklar boyu izlenebilen bir tablo gösterir. Çocukta saptanan diyabetin gerçekte MODY olup olmadığının erken dönemde belirlenmesi, gereksiz insülin kullanımının önüne geçilmesi ve aile bireylerinin de değerlendirilebilmesi açısından klinik fayda sağlar.

Genetik test yönlendirmesinin yapılabilmesi için belirli klinik ipuçlarının dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Çocukluk çağında ya da adölesan dönemde tanı almış, ailesinde birden fazla kuşakta diyabet öyküsü bulunan, otoimmün belirteçleri negatif seyreden ve insülin gereksinimi düşük kalan hastalarda MODY olasılığı belirgin biçimde artar. Obezite, akantozis nigrikans gibi insülin direnci bulgularının yokluğu, açlık kan şekeri değerlerinin yıllar içinde göreceli olarak stabil seyretmesi ve C-peptit düzeylerinin korunmuş olması da bu olasılığı güçlendiren parametreler arasında yer alır. Çocuk endokrinoloji uzmanı tarafından yapılan ayrıntılı değerlendirme, hangi hastaların genetik test için uygun aday olduğunun belirlenmesinde belirleyici rol üstlenir.

MODY tablosunun moleküler temelinde, pankreas beta hücresinin gelişimi, glikoz algılaması ve insülin salınımı süreçlerinde görev alan genler yer alır. Günümüze kadar on dörtten fazla MODY alt tipi tanımlanmış olup klinik pratikte en sık karşılaşılan formlar HNF1A, GCK, HNF4A ve HNF1B genlerindeki varyantlara bağlı gelişen tablolardır. Bu alt tiplerin her birinin doğal seyri, komplikasyon riski ve uygun klinik yaklaşımı birbirinden farklılık göstermektedir. Dolayısıyla yalnızca MODY tanısının konulması değil, aynı zamanda sorumlu genin doğru biçimde belirlenmesi de büyük önem taşımaktadır. Genetik test, bu ayrımın yapılabilmesi için günümüzde başvurulan en güvenilir yöntem olarak değerlendirilmektedir.

GCK geni kaynaklı MODY 2 alt tipi, çocuklarda en sık karşılaşılan formlardan biridir. Glukokinaz enziminin işlevindeki kısmi azalma nedeniyle açlık kan şekeri eşiği bir miktar yükselmiş olarak ayarlanır. Bu hastalarda açlık glisemisi genellikle hafif-orta düzeyde yüksek seyreder, ancak tokluk değerleri ve HbA1c sonuçları görece sınırlı bir aralıkta kalır. Klinik seyrin yıllar içinde belirgin biçimde ilerlememesi ve mikrovasküler komplikasyon riskinin düşük olması, bu alt tipin ayırıcı özelliklerindendir. Genetik testle MODY 2 tanısı doğrulandığında, hastaların önemli bir bölümünde ilaç başlanmaksızın yaşam tarzı düzenlemeleriyle takip yeterli olabilmektedir. Bu durum hem çocuğun yaşam kalitesi hem de ailenin hastalığa yaklaşımı açısından belirgin bir farklılık oluşturur.

HNF1A ve HNF4A genlerindeki varyantlara bağlı gelişen MODY 3 ve MODY 1 alt tipleri ise klinik açıdan daha ilerleyici bir seyir gösterir. Bu hastalarda zaman içinde beta hücre işlevinde belirgin gerileme gözlenir ve hiperglisemi düzeyleri kademeli olarak artar. Mikrovasküler komplikasyon riski tip 2 diyabettekine benzer biçimde yüksek değerlendirilir. Bununla birlikte söz konusu alt tiplerin önemli bir özelliği, sülfonilüre grubu oral antidiyabetik ilaçlara karşı belirgin duyarlılık göstermesidir. Genetik testle doğru alt tip belirlendiğinde, insülin yerine düşük dozda sülfonilüre ile glisemik kontrolün sağlanması mümkün olabilmekte ve bu yaklaşımla hastaların glisemik hedeflere ulaşması kolaylaşmaktadır. Bu nedenle doğru moleküler tanı, yalnızca akademik bir bilgi olmanın ötesinde, doğrudan klinik karar süreçlerini şekillendiren bir bileşen olarak öne çıkar.

HNF1B geni kaynaklı MODY 5 alt tipi ise yalnızca diyabetle sınırlı kalmayan, böbrek anomalileri, genitoüriner sistem farklılıkları, karaciğer enzim yüksekliği ve pankreasın ekzokrin işlevinde azalma gibi ek bulgularla birlikte seyredebilen kompleks bir tablodur. Bu nedenle çocukta açıklanamayan böbrek kistleri, böbrek displazisi ya da yapısal anomalilerle birlikte diyabet bulgularının varlığında HNF1B varyantları akla getirilmelidir. Genetik testle bu alt tipin belirlenmesi, hastanın yalnızca endokrinoloji açısından değil, aynı zamanda nefroloji, üroloji ve hepatoloji bölümleriyle eşgüdümlü biçimde izlenmesinin gerekliliğini ortaya koyar. Multidisipliner yaklaşım, bu hastalarda izlem kalitesinin artırılmasında belirleyici nitelik taşır.

Genetik test sürecinin başlatılması öncesinde aileyle ayrıntılı bir görüşme yapılması temel bir gerekliliktir. Tıbbi genetik danışmanlığı çerçevesinde hastalığın kalıtım örüntüsü, otozomal dominant geçişin anlamı, aile bireylerinde olası risk düzeyleri ve test sonucunun klinik karar süreçlerini nasıl etkileyebileceği ayrıntılı biçimde aktarılır. Çocuk yaş grubunda yürütülen genetik incelemelerde aydınlatılmış onam sürecinin titizlikle yürütülmesi, çocuğun gelişimsel dönemine uygun biçimde bilgilendirilmesi ve ebeveynlerin sürecin tüm boyutlarını anlamış olarak karar vermesi büyük önem taşır. Genetik bilginin yaşam boyu sürecek etkileri göz önüne alındığında, danışmanlık süreci testin teknik boyutu kadar belirleyici bir bileşen olarak değerlendirilir.

Laboratuvar düzeyinde MODY genetik testi, günümüzde büyük ölçüde yeni nesil dizileme yöntemleriyle gerçekleştirilmektedir. Geçmiş yıllarda her gen için ayrı ayrı uygulanan Sanger dizileme yaklaşımı yerini, MODY ile ilişkili tüm genlerin tek bir analizle birlikte değerlendirildiği panel tabanlı incelemelere bırakmıştır. Bu yaklaşım hem süreyi kısaltmakta hem de alt tipler arası ayırıcı tanının yapılabilmesini kolaylaştırmaktadır. Hastadan alınan periferik kan örneğinden genomik DNA izole edilir ve hedeflenen genlerin kodlayan bölgeleri yüksek çözünürlükle dizilenir. Saptanan varyantlar uluslararası veri tabanları, popülasyon sıklıkları ve in siliko öngörü araçları aracılığıyla değerlendirilerek patojenite sınıflaması yapılır.

Genetik test sonuçlarının yorumlanması, yalnızca laboratuvar raporunun okunmasıyla sınırlı kalmayan, klinik bağlamla birlikte değerlendirilmesi gereken çok katmanlı bir süreçtir. Patojen ya da olası patojen olarak sınıflandırılan bir varyantın saptanması durumunda klinik tablo, aile öyküsü ve laboratuvar bulgularıyla uyum titizlikle gözden geçirilir. Klinik anlamı belirsiz varyantların saptandığı durumlarda ise aile içi segregasyon analizleri, ileri incelemeler ve zaman içinde güncellenen veri tabanlarının yeniden değerlendirilmesi gibi ek adımlar gündeme gelebilir. Bu nedenle MODY genetik testinin yorumlanmasında çocuk endokrinolojisi ve tıbbi genetik bölümlerinin ortak değerlendirme yürütmesi önerilir.

Aile bireylerinin değerlendirilmesi, MODY tanısının doğrulandığı vakalarda göz ardı edilmemesi gereken bir aşama olarak öne çıkar. Otozomal dominant kalıtım nedeniyle indeks olgunun birinci derece akrabalarında varyantın bulunma olasılığı yüzde elli düzeyinde değerlendirilir. Bu çerçevede henüz tanı almamış, ancak hafif düzeyde glisemik bozulma gösteren ya da daha önce gestasyonel diyabet öyküsü bulunan aile bireylerinde hedeflenen varyant analizi gündeme gelebilir. Aile içi genetik tarama, hem erken dönemde uygun klinik izlemin başlatılabilmesine olanak tanır hem de gereksiz farmakolojik yaklaşımların önlenmesine katkı sağlar. Çocuk hastanın kardeşlerinin değerlendirilmesi de bu süreçte özellikle önemli bir başlık olarak ele alınır.

MODY tanısının konulmasının ardından izlem planı, belirlenen alt tipe ve hastanın bireysel klinik durumuna göre yapılandırılır. Düzenli aralıklarla HbA1c ölçümü, açlık ve tokluk glisemisi takibi, lipid profili değerlendirmesi ve mikrovasküler komplikasyon taraması izlemin temel bileşenleri arasında yer alır. MODY 2 alt tipinde komplikasyon riskinin düşük seyretmesi nedeniyle izlem aralıkları görece geniş tutulabilirken, HNF1A ve HNF4A varyantlarına bağlı tablolarda göz dibi muayenesi, mikroalbüminüri taraması ve nöropati değerlendirmesi gibi parametreler daha sık aralıklarla gündeme gelir. Beslenme uzmanı, çocuk psikiyatristi ve diyabet eğitim hemşiresinin yer aldığı multidisipliner ekip yaklaşımı, çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun bir izlem çerçevesinin oluşturulmasında belirleyici rol üstlenir.

Psikososyal boyut, çocukta saptanan MODY tanısının yönetiminde göz ardı edilmemesi gereken bir başka önemli alandır. Genetik kökenli bir hastalık olarak değerlendirilmesi, ailede tanı almış bireylerin bulunması ve hastalığın yaşam boyu izlem gerektirmesi, hem çocuk hem de aile için duygusal bir yük oluşturabilir. Bu nedenle tanı sürecinin başlangıcından itibaren psikososyal değerlendirmenin yapılması, gerek görüldüğünde çocuk ve ergen ruh sağlığı bölümünün izleme dahil edilmesi önerilir. Okul döneminde olan çocukların eğitim ortamındaki uyum süreçleri, beslenme düzenlemeleri ve fiziksel aktivite planlamaları da bütüncül yaklaşımın bir parçası olarak ele alınır. Aile içi iletişimin desteklenmesi ve yaşa uygun hastalık bilgilendirmesinin yapılması, uzun vadeli izlem başarısına katkı sağlayan önemli unsurlar arasında yer alır.

MODY ile ilgili güncel bilimsel çalışmalar, yeni gen-hastalık ilişkilerinin tanımlanması ve mevcut alt tiplerin doğal seyrinin daha iyi anlaşılması yönünde sürmektedir. Genetik test teknolojisinin gelişmesi, daha geniş gen panellerinin uygulanabilir hale gelmesi ve yorumlama süreçlerinin standardize edilmesi, MODY tanısının daha yüksek doğrulukla konulmasına olanak tanımaktadır. Ülkemizde de çocuk endokrinoloji merkezlerinde MODY farkındalığının artması, monogenik diyabet tanısı konulan olgu sayısının kademeli biçimde yükselmesini sağlamıştır. Bu çerçevede aile öyküsü güçlü, otoimmün belirteçleri negatif ve atipik klinik seyir gösteren çocuk hastalarda genetik testin değerlendirilmesi giderek daha yaygın bir yaklaşım olarak benimsenmektedir.

Sonuç olarak çocukta saptanan diyabet tablolarında MODY olasılığının erken dönemde göz önünde bulundurulması, doğru klinik yönetimin ilk adımı olarak değerlendirilir. Genetik test, monogenik diyabet alt tiplerinin ayırt edilmesinde, uygun izlem planının oluşturulmasında ve aile bireylerinin değerlendirilmesinde temel bir araç olarak öne çıkar. Klinik değerlendirme, tıbbi genetik danışmanlığı, moleküler analiz ve multidisipliner izlem süreçlerinin bütüncül biçimde yürütülmesi, MODY tanısı alan çocuk hastalarda yaşam kalitesinin korunmasına ve uzun vadeli sağlık göstergelerinin iyileşmesine katkı sağlar. Çocuk endokrinolojisi pratiğinde MODY farkındalığının sürdürülmesi ve genetik test endikasyonlarının doğru biçimde belirlenmesi, kişiselleştirilmiş diyabet yönetiminin günümüzdeki en somut uygulama alanlarından biri olarak öne çıkmaktadır.

Kaynakça

  1. National Center for Biotechnology Information - StatPearls (NCBI) — Maturity Onset Diabetes of the Young (MODY)ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK500456
  2. MedlinePlus - National Library of Medicine (NLM) — Maturity-onset diabetes of the youngmedlineplus.gov/genetics/condition/maturity-onset-diabetes-of-the-young
  3. National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) — Monogenik diyabet (neonatal diyabet ve MODY)niddk.nih.gov/health-information/diabetes/overview/what-is-diabetes/monogenic-neonatal-mellitus-mody
  4. American Diabetes Association (ADA) — Diyabetin sınıflandırılması ve tanısı (monogenik diyabet)diabetesjournals.org/care/article/48/Supplement_1/S27/157566/2-Diagnosis-and-Classification-of-Diabetes

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Endokrinolojisi Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

12 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.