Çocukluk çağı non-hodgkin lenfoma, lenf sistemi adı verilen ve vücudun bağışıklık savunmasında görev alan ağın hücrelerinden köken alan bir kanser grubudur. Lenf düğümleri, dalak, timus (göğüs kemiği arkasındaki bağışıklık bezi) ve kemik iliği gibi alanlarda hızla çoğalan anormal lenfositler (bir tür beyaz kan hücresi) bu hastalığın temelini oluşturur. Hodgkin lenfomadan farklı olarak burada Reed-Sternberg adı verilen özel hücreler bulunmaz ve hastalık genellikle çocuklarda daha hızlı seyirli bir tablo çizer.
Aileler için bu tanı oldukça sarsıcı olabilir; ancak günümüzde kullanılan modern kemoterapi protokolleri, hedefe yönelik ilaçlar ve destekleyici bakım sayesinde çocukluk çağı non-hodgkin lenfoma olgularının önemli bir kısmı belirgin biçimde iyileşir. Hastalığın alt tipi, evresi ve çocuğun genel durumu süreci doğrudan etkiler. Bu nedenle erken fark edilen belirtiler, zamanında yapılan değerlendirme ve deneyimli bir çocuk hematoloji-onkoloji ekibiyle yürütülen yol haritası tedavi başarısını belirleyici biçimde etkiler.
Kimlerde Görülür?
Çocukluk çağı non-hodgkin lenfoma, en sık 5-15 yaş aralığındaki çocuklarda görülmekle birlikte, daha küçük yaş gruplarında da ortaya çıkabilir. Erkek çocuklarda kız çocuklara kıyasla yaklaşık iki ila üç kat daha fazla rastlanır. Hastalığın belirli alt tipleri belirli yaş gruplarına eğilim gösterir; örneğin Burkitt lenfoma okul öncesi ve okul çağı çocuklarında, lenfoblastik lenfoma ise ergenlik dönemindeki gençlerde daha sık görülür.
Bağışıklık sisteminde doğuştan ya da sonradan oluşan bozukluklar, hastalık riskini belirgin biçimde artırır. Organ nakli sonrası bağışıklık baskılayıcı ilaç kullanan çocuklar, HIV enfeksiyonu olanlar, ataksi-telanjiektazi ve Wiskott-Aldrich sendromu gibi nadir genetik hastalıklara sahip bireyler bu açıdan dikkatli izlenmelidir. Ayrıca Epstein-Barr virüsü (EBV) ile yakın temaslı bölgelerde yaşayan çocuklarda da bazı alt tiplerin sıklığı yükselebilmektedir.
Coğrafi farklılıklar da hastalığın dağılımında belirleyici unsurdur. Ekvator Afrikası'nda Burkitt lenfoma çocukluk çağı kanserleri arasında ilk sıralarda yer alırken, Türkiye gibi ülkelerde tablo daha çeşitli bir dağılım gösterir. Ailesinde lenfoma öyküsü olan çocuklarda risk bir miktar yüksek olsa da çocukluk çağı non-hodgkin lenfoma çoğunlukla kalıtsal değildir; yani anne ya da babadan doğrudan geçen bir hastalık olarak değerlendirilmez.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
En sık karşılaşılan bulgu, boyun, koltuk altı ya da kasıkta fark edilen, ağrısız ve hızla büyüyen lenf bezi şişlikleridir. Bu şişlikler genellikle elle yoklandığında sert, kauçuk kıvamında ve hareketsiz hissedilir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra çıkan ve birkaç hafta içinde kaybolan iyi huylu lenf bezi büyümelerinden farklı olarak burada şişlikler gerilemez, aksine kısa sürede büyür ve çevresindeki dokulara baskı uygulamaya başlar.
Hastalığın yerleştiği bölgeye göre belirtiler değişkenlik gösterir. Göğüs içindeki lenf dokusu tutulduğunda nefes darlığı, inatçı öksürük, hışıltılı solunum, yüz ve boyunda morarma ile şişlik ortaya çıkabilir. Karın bölgesi etkilendiğinde karın ağrısı, karında dolgunluk hissi, kabızlık, ishal, bulantı ve hatta bağırsak tıkanıklığına bağlı tablolar görülebilir. Beyin ve omurilik tutulumunda baş ağrısı, sürekli kusma, denge sorunları ve davranış değişiklikleri dikkat çeker.
Birçok ailenin "neden bir türlü geçmiyor" diye düşündüğü genel belirtiler de bu hastalıkta önemli ipuçları sunar. Açıklanamayan ateş, gece terlemeleri nedeniyle pijamaların ıslanması, iştahsızlık, son aylarda belirgin kilo kaybı, sürekli yorgunluk ve halsizlik en sık karşılaşılan tablolardır. Cilt altında morluklar, sık burun kanaması ve solukluk kemik iliği tutulumuna işaret edebilir. Bu belirtilerin bir kısmının bir arada görülmesi mutlaka değerlendirme gerektirir.
- Boyun, koltuk altı veya kasıkta ağrısız, sert lenf bezi şişlikleri
- Açıklanamayan ateş, gece terlemeleri ve kilo kaybı
- Karın ağrısı, şişkinlik ve bağırsak alışkanlığında değişiklikler
- Nefes darlığı, inatçı öksürük ve yüzde morarma
- Solukluk, kolay morarma ve sık enfeksiyon eğilimi
Nedenleri Nelerdir?
Çocukluk çağı non-hodgkin lenfomanın kesin nedeni çoğu olguda belirlenememektedir. Hastalığın temelinde, lenfosit adı verilen bağışıklık hücrelerinin DNA'sında ortaya çıkan ve hücrenin denetimsiz biçimde çoğalmasına yol açan genetik değişiklikler yatar. Bu değişiklikler genellikle yaşam içinde sonradan kazanılır ve çoğunlukla kalıtsal aktarımla ilişkili değildir. Yani çoğu ailede başka bir kanser öyküsü bulunmaz.
Bağışıklık sisteminin baskılanmış olması en belirgin risk etkenlerinden biridir. Organ nakli sonrası kullanılan ilaçlar, doğuştan gelen bağışıklık yetmezlikleri ve HIV gibi enfeksiyonlar, bağışıklık hücrelerinin denetim mekanizmalarını zayıflatır ve anormal hücrelerin çoğalmasını kolaylaştırır. Bazı virüsler de hastalık gelişiminde rol oynayabilir. Epstein-Barr virüsü özellikle Burkitt lenfoma ile, bazı bölgelerde HTLV-1 virüsü ise T hücreli lenfomalar ile ilişkilendirilmiştir.
Çevresel etkenler arasında daha önce kanser nedeniyle kemoterapi ya da radyoterapi almış olmak, yüksek doz radyasyona maruz kalmak ve bazı tarım ilaçlarına uzun süreli temas yer alır. Ancak çocukluk yaş grubunda bu etkenlerin payı yetişkinlere göre çok daha azdır. Anne karnında ya da bebeklik döneminde geçirilen bazı enfeksiyonların etkisi araştırılmakta olsa da günlük yaşamda alınan basit önlemlerle çocukluk çağı non-hodgkin lenfomayı tamamen önlemek mümkün değildir.
Tanı Nasıl Konulur?
Tanı sürecinin temel basamağı, ayrıntılı bir öykü ve fizik muayenedir. Hekim; şişliklerin ne zaman başladığını, büyüme hızını, eşlik eden ateş, terleme ve kilo kaybı gibi belirtileri sorgular. Lenf bezleri, karaciğer, dalak ve karın bölgesi dikkatle muayene edilir. Bademciklerin asimetrik büyümesi, boyunda fark edilmeyen küçük şişlikler ya da göğüs ön duvarında genişleme gibi bulgular hekimi yönlendirir.
Laboratuvar tetkikleri arasında tam kan sayımı, biyokimya, böbrek ve karaciğer testleri, LDH ve ürik asit düzeyleri yer alır. Yüksek LDH ve ürik asit değerleri hızlı çoğalan bir tümör hakkında bilgi verir. Görüntüleme yöntemlerinden ultrason, bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans (MR) ve PET-BT, hastalığın hangi bölgelere yayıldığını ortaya koyar. Akciğer grafisi ile göğüs içindeki kitleler değerlendirilir; karın ultrasonu ile bağırsak ve böbrek çevresindeki tutulum incelenir.
Kesin tanı sağlayan basamak ise biyopsidir. Şişmiş lenf bezinden ya da etkilenen dokudan alınan parça patoloji laboratuvarında ayrıntılı biçimde incelenir. İmmünohistokimya, akış sitometrisi ve genetik testler ile alt tip belirlenir; örneğin Burkitt, lenfoblastik, anaplastik büyük hücreli ya da diffüz büyük B hücreli lenfoma ayrımı yapılır. Hastalığın kemik iliği ve beyin omurilik sıvısına yayılıp yayılmadığını anlamak için kemik iliği aspirasyonu ve lomber ponksiyon (bel suyu alınması) da uygulanır. Tüm bu basamaklar bir araya geldiğinde evreleme tamamlanır ve tedavi planı kişiye özel biçimde hazırlanır.
- Ayrıntılı öykü, fizik muayene ve lenf bezi değerlendirmesi
- Tam kan sayımı, LDH ve ürik asit gibi laboratuvar tetkikleri
- Ultrason, BT, MR ve PET-BT ile görüntüleme
- Lenf bezi biyopsisi ve patolojik inceleme
- Kemik iliği aspirasyonu ve lomber ponksiyon ile evreleme
Komplikasyonlar Nelerdir?
Çocukluk çağı non-hodgkin lenfoma hızlı çoğalan bir hastalık olduğu için tanı anında bile bazı acil tablolarla karşılaşılabilir. Göğüs içinde hızla büyüyen kitleler soluk borusuna ve büyük damarlara baskı yaparak süperior vena kava sendromuna yol açabilir; bu durumda yüzde ve boyunda şişlik, morarma ve nefes darlığı görülür. Karın içindeki büyük kitleler bağırsak tıkanıklığına, idrar yollarında baskıya ve karın içi sıvı birikimine neden olabilir.
Tedaviye başlandıktan kısa süre sonra ortaya çıkabilen tümör lizis sendromu, hızla parçalanan kanser hücrelerinden kana karışan maddelerin böbrek, kalp ve sinir sistemini etkilemesiyle gelişir. Yüksek ürik asit, potasyum ve fosfat düzeyleri böbrek yetmezliğine ve ritim bozukluklarına yol açabilir. Bu nedenle tedavi öncesi ve sırasında bol sıvı, özel ilaçlar ve yakın laboratuvar takibi ile bu komplikasyon kontrol altında tutulmaya çalışılır.
Uzun vadede ise kemoterapi ve radyoterapinin yan etkileri gündeme gelebilir. Bağışıklık sisteminin baskılanmasına bağlı enfeksiyonlar, ileri yıllarda ortaya çıkabilen kalp kası hasarı, kemik gelişiminde gerilik, üreme sağlığını etkileyen sorunlar ve nadiren ikincil kanserler bu başlık altında değerlendirilir. Hastalığın yeniden ortaya çıkması yani nüks de dikkatle izlenmesi gereken bir tablodur. Tüm bu nedenlerle çocuk, tedavi tamamlandıktan sonra da uzun yıllar boyunca düzenli kontrollerle takip edilir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Çocuğunuzun boynunda, koltuk altında ya da kasığında üç haftadan uzun süren, giderek büyüyen, ağrısız ve sert bir şişlik fark ediyorsanız beklemeden bir hekime başvurmanız önerilir. Özellikle bu şişliklere ateş, gece terlemeleri, açıklanamayan kilo kaybı, sürekli yorgunluk ve solukluk eşlik ediyorsa değerlendirme aciliyet kazanır. Bademciklerin tek taraflı büyümesi, ses kısıklığı ya da yutma güçlüğü de ihmal edilmemelidir.
Karın bölgesinde sürekli ağrı, karında elle hissedilen sertlik, iştahsızlık, kusma, kabızlık ya da ishal gibi sindirim şikayetleri uzun sürüyorsa çocuk hekimine başvurmak gerekir. Nefes darlığı, gece artan öksürük, yüzde ve boyunda şişlik, mor renk değişikliği gibi belirtiler ise acil değerlendirme gerektiren tablolar arasındadır. Bu tür durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaktan çekinmeyin.
Daha önce bağışıklık sistemiyle ilgili bir hastalık tanısı almış, organ nakli geçirmiş ya da uzun süreli bağışıklık baskılayıcı ilaç kullanan çocuklarda en küçük şüpheli bulgu bile özenle değerlendirilmelidir. Aile olarak gözleminiz ve sezginiz tanı sürecinde değerli bir başlangıç noktasıdır. Şüpheniz olduğunda zaman kaybetmeden çocuk hematoloji ve onkoloji alanında deneyimli bir merkeze yönlendirilmeyi talep etmeniz, sürecin doğru ilerlemesine katkı sağlar.
Son Değerlendirme
Çocukluk çağı non-hodgkin lenfoma, hızlı seyirli olmasına karşın günümüzde ulaşılan tıbbi olanaklarla yönetilebilen bir hastalıktır. Hastalığın alt tipinin doğru belirlenmesi, evrelemenin titizlikle yapılması ve tedavi planının çocuğun yaşına, genel durumuna ve risk grubuna göre kişiselleştirilmesi başarıyı belirleyen temel unsurlardır. Aile desteği, beslenme, okul ve sosyal hayata uyum süreçleri de tedaviye verilen yanıt kadar önemlidir.
Koru Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, çocukluk çağı non-hodgkin lenfoma gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.
Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.




