Anestezi ve Reanimasyon

Çocuklarda İleri Yaşam Desteği (PALS)

Pediyatrik ileri yaşam desteği nedir, çocuklarda kardiyak arrest sırasında uygulanan müdahale adımları ve algoritmalara göz atın.

Çocuklarda ileri yaşam desteği, pediatrik hasta grubunda solunum yetmezliği, dolaşım yetmezliği ve kardiyopulmoner arrest durumlarında uygulanan ileri düzey acil müdahale algoritmalarının bütününü tanımlar. Uluslararası literatürde PALS (Pediatric Advanced Life Support) olarak bilinen bu yaklaşım, temel yaşam desteğinin ötesine geçerek havayolu yönetimi, ileri solunum desteği, ilaç uygulamaları, elektriksel girişimler ve hemodinamik stabilizasyon basamaklarını sistematik bir biçimde içermektedir. Pediatrik popülasyonun anatomik ve fizyolojik özellikleri yetişkinlerden belirgin farklılıklar gösterdiğinden, çocuklara özgü tanımlanmış protokollerle değerlendirme yapılması büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda yenidoğan döneminden ergenliğin sonuna kadar uzanan geniş yaş aralığında, kiloya ve yaşa göre standardize edilmiş algoritmalar uygulanmaktadır.

Çocuklarda kardiyak arrest gelişiminin altında yatan mekanizmalar, erişkinlerden önemli ölçüde ayrışmaktadır. Yetişkin hastalarda öncelikli olarak iskemik kalp hastalıklarına bağlı ventriküler aritmiler ön planda iken, pediatrik olgularda asıl sorun çoğu durumda solunum kaynaklı bozulmadır. Uzamış hipoksi, hiperkapni ve doku perfüzyonunun bozulması neticesinde gelişen bradikardi, ilerleyen aşamada nabızsız elektriksel aktivite veya asistoli tablosuna dönüşebilmektedir. Bu nedenle çocuklarda erken tanınan solunum sıkıntısı ve şok bulgularına zamanında yanıt verilmesi, kardiyopulmoner arrest gelişimini önleyebilecek temel adım olarak değerlendirilmektedir. PALS yaklaşımının özünde, arrest öncesi dönemi tanımlama ve hızlı müdahale ile süreci tersine çevirme hedefi yer almaktadır.

Pediatrik değerlendirmenin sistematik biçimde yürütülmesi için pediatrik değerlendirme üçgeni adı verilen bir model kullanılmaktadır. Bu üçgen; genel görünüm, solunum işi ve dolaşım olmak üzere üç bileşeni kapsamaktadır. Genel görünüm bileşeninde bilinç düzeyi, kas tonusu, göz teması ve ağlama özellikleri gözlemlenmektedir. Solunum işi başlığında ise yardımcı solunum kaslarının kullanımı, anormal solunum sesleri, burun kanadı solunumu ve interkostal çekilmeler değerlendirilmektedir. Dolaşım bileşeninde cilt rengi, kapiller dolum süresi ve sıcaklık dağılımı incelenmektedir. Pediatrik değerlendirme üçgeninin saniyeler içinde tamamlanması, hastanın stabil mi yoksa kritik hasta mı olduğuna ilişkin ön karar verilmesini kolaylaştırmaktadır.

Birincil değerlendirme aşamasında ABCDE yaklaşımı esas alınmaktadır. Havayolu açıklığının kontrolü, solunum hızı ve oksijen satürasyonunun ölçümü, dolaşımın nabız ve perfüzyon parametreleriyle değerlendirilmesi, nörolojik durumun AVPU veya Glasgow Koma Skalası ile incelenmesi ve son olarak hastanın tamamen soyularak travma ile cilt bulguları açısından gözden geçirilmesi bu aşamanın temel basamaklarını oluşturmaktadır. Pediatrik hastalarda vital bulguların yaş gruplarına göre değişkenlik gösterdiği unutulmamalıdır. Süt çocukluğu döneminde solunum hızı dakikada 30-60 arasında değişirken, ergenlik döneminde bu değer erişkin sınırlarına yaklaşmaktadır. Benzer şekilde kalp hızı, kan basıncı ve kapiller dolum süresi gibi parametreler de yaşa özgü referans aralıklarıyla yorumlanmaktadır.

Solunum yetmezliği yönetimi PALS algoritmasının en kritik bileşenlerinden birini oluşturmaktadır. Üst solunum yolu obstrüksiyonu, alt solunum yolu hastalıkları, akciğer parankim hastalıkları ve solunum kontrol bozuklukları olmak üzere dört temel kategoride sınıflandırma yapılmaktadır. Krup, yabancı cisim aspirasyonu, anafilaksi gibi üst havayolu sorunlarında pozisyon verme, nemlendirilmiş oksijen ve gerekli durumlarda adrenalin nebülizasyonu gibi girişimler önerilmektedir. Astım, bronşiyolit gibi alt solunum yolu hastalıklarında ise bronkodilatör ajanlar, kortikosteroidler ve oksijen desteği uygulanmaktadır. Pnömoni veya akut respiratuvar distres sendromu gibi parankim hastalıklarında yüksek akışlı oksijen, noninvaziv ventilasyon veya invaziv mekanik ventilasyon gereksinimi doğabilmektedir.

Havayolu yönetiminde kullanılan ekipmanların yaşa ve kiloya uygun seçilmesi büyük önem taşımaktadır. Oral airway uzunluğunun ağız köşesinden mandibula açısına kadar olan mesafe ile belirlenmesi, balon-maske ventilasyonunda uygun maske ölçüsünün burun kemerinden çene ucuna kadar yüzü tam olarak kapatacak biçimde tercih edilmesi önerilmektedir. Endotrakeal entübasyon için tüp çapı hesabında manşonlu tüpler için yaşa dayalı formüller kullanılmakta, manşonsuz tüpler için ise farklı katsayılar uygulanmaktadır. Çocuklarda larenksin daha öne ve yukarıda konumlanmış olması, dilin görece büyük olması ve oksijen rezervinin sınırlı kalması, entübasyon işleminin deneyimli ekipler tarafından hızla gerçekleştirilmesini gerektirmektedir.

Şok yönetiminde sınıflandırma; hipovolemik, distribütif, kardiyojenik ve obstrüktif olmak üzere dört ana başlık altında yapılmaktadır. Çocuklarda en sık karşılaşılan tablo hipovolemik şok olup gastroenterit kaynaklı sıvı kaybı, kanama veya yanık gibi nedenlerle gelişebilmektedir. Distribütif şok grubunda sepsis ve anafilaksi yer almaktadır. Hipovolemik ve distribütif şok yaklaşımında izotonik kristaloid sıvılarla 10-20 mL/kg dozunda hızlı bolus uygulamaları yapılmakta, yanıt değerlendirilerek doz tekrarları planlanmaktadır. Kardiyojenik şok varlığında ise aşırı sıvı yüklenmesinden kaçınılması, inotropik desteğin erken başlatılması ve altta yatan kardiyak nedenin araştırılması önerilmektedir. Septik şokta saatler içinde uygulanan hedefe yönelik yaklaşımın, sonuçlar üzerinde belirleyici etkisi olduğu kabul edilmektedir.

Damar yolu açılması pediatrik resüsitasyonun zorlu basamaklarındandır. Periferik damar yolunun 90 saniye içinde veya iki deneme sonunda sağlanamadığı durumlarda intraosseöz erişim önerilmektedir. Tibia ön yüzü, distal femur ve proksimal humerus en sık kullanılan intraosseöz giriş bölgeleridir. Bu yolun ilaç ve sıvı uygulamaları açısından santral damar yoluna eşdeğer farmakokinetik özellikler sunduğu gösterilmiştir. Endotrakeal yol ise yalnızca lipofilik nitelikteki bazı ilaçlar için ve diğer yolların sağlanamadığı durumlarda yedek seçenek olarak değerlendirilmektedir. İlaç dozları kiloya göre hesaplandığından, kilo bilinmeyen durumlarda Broselow bandı veya boya dayalı tahmin sistemleri yardımcı araçlar olarak kullanılmaktadır.

Kardiyopulmoner resüsitasyon sırasında göğüs kompresyonlarının niteliği, kan akımının korunması açısından belirleyicidir. Süt çocuklarında iki başparmak tekniği veya iki parmak tekniği uygulanırken, daha büyük çocuklarda tek el veya iki el tekniği tercih edilmektedir. Kompresyon derinliği göğüs ön-arka çapının yaklaşık üçte biri kadar olmalı, hız dakikada 100-120 arasında tutulmalı ve her kompresyonun ardından göğüs duvarının tam geri dönüşüne izin verilmelidir. Tek kurtarıcı varlığında kompresyon-ventilasyon oranı 30:2 olarak uygulanırken, iki kurtarıcı varlığında pediatrik hastalarda bu oran 15:2 biçiminde önerilmektedir. İleri havayolu sağlandıktan sonra ise kompresyonların kesintisiz sürdürülmesi ve dakikada bir solunum 2-3 saniye aralıkla verilmesi tavsiye edilmektedir.

Ritim değerlendirmesi PALS algoritmalarının ayırt edici bileşenidir. Şok edilebilir ritimler arasında ventriküler fibrilasyon ve nabızsız ventriküler taşikardi yer alırken, şok edilmeyen ritimler asistoli ve nabızsız elektriksel aktiviteyi kapsamaktadır. Pediatrik defibrilasyonda ilk şok dozu 2 J/kg, izleyen şoklarda 4 J/kg ve gerektiğinde 10 J/kg veya erişkin maksimum dozuna kadar artırılabilen değerler önerilmektedir. Otomatik eksternal defibrilatör uygulamasında bir yaş üzerindeki çocuklarda pediatrik doz azaltıcı pedlerin kullanımı önerilirken, sekiz yaş üzerindeki çocuklarda erişkin pedleri tercih edilebilmektedir. Manuel defibrilatör erişiminin mümkün olduğu ortamlarda kiloya göre doz ayarlaması yapılması daha güvenilir bir seçenek olarak değerlendirilmektedir.

Resüsitasyon sırasında uygulanan ilaçlar arasında en sık kullanılanı adrenalindir. Kardiyak arrestte intravenöz veya intraosseöz yoldan 0,01 mg/kg dozunda, üç ile beş dakika aralıklarla tekrar edilmektedir. Şok edilebilir ritimlerin dirençli formlarında amiodaron veya lidokain seçenekleri devreye girmektedir. Geri döndürülebilir nedenlerin araştırılmasında 5H ve 5T olarak özetlenen hipoksi, hipovolemi, hidrojen iyonu (asidoz), hipo/hiperkalemi, hipotermi ile tansiyon pnömotoraks, tamponad, toksinler, tromboz (pulmoner ve koroner) başlıkları sistematik biçimde gözden geçirilmektedir. Bu nedenlerin saptanıp giderilmesi, dolaşımın yeniden sağlanmasında temel belirleyici olarak öne çıkmaktadır.

Bradikardi yönetimi pediatrik resüsitasyonda özel bir yer tutmaktadır. Kalp hızı dakikada 60 altına düştüğü hâlde perfüzyon bulguları bozulmuş çocuklarda göğüs kompresyonlarına başlanması önerilmektedir. Hipoksi bradikardinin önde gelen nedeni olduğundan, etkili ventilasyon ve oksijenizasyon ilk basamak olarak uygulanmaktadır. Yanıt alınamayan olgularda adrenalin uygulaması gündeme gelmekte, vagal tonus artışına bağlı tablolarda ise atropin tercih edilebilmektedir. Taşikardi yönetiminde dar ya da geniş QRS kompleksli olması, hastanın hemodinamik durumu ve nabzın korunup korunmadığı belirleyici olmaktadır. Stabil supraventriküler taşikardide vagal manevralar ve adenozin uygulaması, instabil tablolarda ise senkronize kardiyoversiyon önerilmektedir.

Resüsitasyon sonrası bakım, dolaşımın yeniden sağlanmasının ardından başlayan ve nörolojik sonuçları doğrudan etkileyen kritik bir dönemdir. Bu süreçte oksijenasyon hedef aralıkta tutulmakta, hiperoksiden ve hipoksiden kaçınılmakta, normokapni hedeflenmektedir. Hemodinamik destek için sıvı yönetimi ve gerektiğinde vazoaktif ajanlar titre edilerek uygulanmaktadır. Hedefe yönelik sıcaklık yönetimi kapsamında ateşin önlenmesi ve seçilmiş olgularda hafif hipotermi uygulaması değerlendirilmektedir. Kan şekeri düzeylerinin izlemi, elektrolit dengesinin korunması ve nörolojik durumun yakın takibi sonraki dönemde sonuçların iyileşmesine katkı sağlayan bileşenler olarak öne çıkmaktadır.

Pediatrik resüsitasyon süreçlerinde ekip çalışması ve etkili iletişimin önemi büyüktür. Önceden belirlenmiş ekip lideri, görev paylaşımı, kapalı döngü iletişim ve yapılandırılmış brifing toplantıları, hata oranlarını azaltan ve sonuçları iyileştirmeye katkı sağlayan unsurlar olarak kabul edilmektedir. Simülasyon temelli eğitimler, ekip üyelerinin teknik becerilerini geliştirmenin yanı sıra ekip içi iş birliğini güçlendirmektedir. Aile üyelerinin resüsitasyon sürecine tanıklık etmesi konusunda da kurumsal politikalar geliştirilmekte, uygun destek koşulları sağlandığında ailelerin sürece dahil edilmesinin yas sürecine olumlu katkı sağlayabildiği bildirilmektedir. Etik kararlar, sürecin sonlandırılması ve sonrasındaki bilgilendirme görüşmeleri, multidisipliner bir yaklaşımla yürütülmektedir.

Çocuklarda ileri yaşam desteği yalnızca bir algoritma uygulaması değil, kapsamlı bir bakım felsefesinin sahaya yansımasıdır. Hastane öncesi alandan acil servise, yoğun bakım ünitesinden taburculuk sonrası rehabilitasyon dönemine kadar uzanan bu zincirin tüm halkalarının uyumlu işlemesi, sonuçlar açısından belirleyicidir. Eğitimli ekipler, güncel rehberler doğrultusunda donatılmış üniteler ve sistematik kalite iyileştirme süreçleriyle desteklenen yaklaşımla yönetilen pediatrik aciller, sağkalım oranlarının ve nörolojik sonuçların artmasına anlamlı katkı sunmaktadır. Koru Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon bölümü, pediatrik ileri yaşam desteği uygulamalarını güncel uluslararası kılavuzlar çerçevesinde yürütmekte ve multidisipliner ekip yapısıyla bütüncül bir bakım anlayışı sergilemektedir.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Pediyatrik ileri yaşam desteği erişkin protokolünden hangi yönleriyle ayrılır?
Çocuklarda kalp durması çoğunlukla primer ritim bozukluğu değil; solunum yetmezliği, şok ya da travmaya ikincil gelişir. Bu yüzden hava yolu açıklığı, oksijenasyon ve ventilasyon erişkin algoritmasının aksine en ön sırada yer alır.
Süt çocuğu ile büyük çocukta göğüs basısı tekniği nasıl değişir?
Bası derinliği her iki grupta da göğüs ön-arka çapının yaklaşık üçte biridir; ancak süt çocuğunda iki başparmak göğsü saran teknik tercih edilirken büyük çocukta tek veya iki el ile uygulama yapılır. Bası hızı dakikada 100-120 arasında tutulur.
Tek kurtarıcı ile çift kurtarıcı arasında bası-ventilasyon oranı neden farklıdır?
Tek kurtarıcı uygulanan temel yaşam desteğinde 30 bası 2 solunum oranı kullanılır; iki kurtarıcı varlığında veya ileri hava yolu yerleştirilmişse oran 15 bası 2 solunuma düşer. Bu, ventilasyon ihtiyacı yüksek olan çocuk fizyolojisine uyum sağlamak içindir.
Şoklanabilir ve şoklanamayan ritim ayrımı tedaviyi nasıl değiştirir?
Ventriküler fibrilasyon ve nabızsız ventriküler taşikardide ilk şok kilogram başına 2 joule ile uygulanır, gerekirse 4 joule/kg’a çıkılır. Asistoli ve nabızsız elektriksel aktivitede ise göğüs basısı sürdürülür ve adrenalin uygulanır.
Damar yolu açılamadığında ilaçlar nasıl verilir?
Pediyatrik resüsitasyonda damar yolu gecikirse intraosseöz yol birinci seçenektir; özellikle tibia ön yüzünden uygulanır. Bu yol hem sıvı hem ilaç verilmesine olanak tanır ve hızlı dolaşıma ulaşmayı sağlar.
4H 4T olarak adlandırılan geri döndürülebilir nedenler nelerdir?
Bu kısaltma hipoksi, hipovolemi, hidrojen iyonu birikimi (asidoz), hipo-/hiperkalemi, hipotermi ile tamponad, tansiyon pnömotoraks, toksinler ve tromboemboliyi kapsar. Resüsitasyon sürerken bu nedenler sistematik biçimde araştırılır.
Renkli boy-kilo cetvelleri neden kullanılır?
Pediyatrik ilaç dozları ve ekipman boyutları hastanın kilosuna bağlıdır. Renkli cetveller, acil koşullarda çocuğun boyuna göre yaklaşık kiloyu ve doz aralıklarını saniyeler içinde tahmin ederek hesaplama hatasını azaltır.
Spontan dolaşım döndükten sonra ilk dikkat edilenler nelerdir?
Hava yolu güvenliği sağlanır, kan basıncı uygun aralıkta tutulur, oksijen ve karbondioksit hedefleri belirlenir, kan şekeri ile vücut ısısı kontrol edilir. Seçilmiş olgularda hedefe yönelik sıcaklık yönetimi nörolojik sonuçları iyileştirebilir.
Aile resüsitasyon sırasında odada bulunabilir mi?
Seçilmiş olgularda aileye yakın bir mesafeden tanıklık etme olanağı sunulması yas sürecini kolaylaştırabilir. Bu uygulama hekim ekibinin müdahalesini engellemeyecek şekilde ve refakatçi sağlık personeli eşliğinde planlanır.
WhatsApp Online Randevu