Çocuk Romatoloji

Çocuklarda Hidroksiklorokin

SLE Temel ve Göz İzlemi ve Yan Etkiler, sık karşılaşılan bir tablodur ve farklı yaş gruplarında değişik şekillerde ortaya çıkabilir.

Hidroksiklorokin, kökeni sıtma hastalığının önlenmesi ve yönetiminde kullanılan klorokin molekülünün daha güvenli bir türevi olarak tıp literatürüne giren, günümüzde ise özellikle çocuk romatoloji pratiğinde önemli bir yere sahip olan uzun etkili bir ilaçtır. Erişkin hasta grubunda sistemik lupus eritematozus, romatoid artrit ve benzeri otoimmün rahatsızlıklarda uzun yıllardır kullanılan bu molekülün pediatrik yaş grubundaki uygulaması, çocukların gelişimsel özellikleri, farmakokinetik farklılıkları ve uzun süreli takip gereksinimleri göz önüne alındığında ayrı bir titizlik gerektirmektedir. Çocuk romatoloji uzmanlarının klinik değerlendirmesi doğrultusunda seçilen olgularda, kronik seyirli bağışıklık sistemi hastalıklarının yönetiminde bu ilaçtan yararlanılmakta; hastalık aktivitesinin kontrol altına alınmasına ve alevlenmelerin sıklığının azaltılmasına yönelik bütüncül bir yaklaşımın parçası olarak reçetelenmektedir.

Hidroksiklorokinin çocuklarda kullanım gerekçesi büyük ölçüde bağışıklık sisteminin düzenlenmesindeki etkinliğine dayanmaktadır. Söz konusu molekül, hücre içi organellerden lizozomların asit ortamını değiştirerek antijen sunumunu, sitokin salınımını ve otoreaktif bağışıklık hücrelerinin aktivasyonunu baskılayıcı biçimde etki göstermektedir. Bu sayede juvenil sistemik lupus eritematozus, juvenil idiyopatik artritin belirli alt tipleri, çocukluk çağı Sjögren benzeri tabloları ve nadir görülen bazı otoinflamatuar sendromların yönetiminde destekleyici bir seçenek olarak konumlandırılmaktadır. Hastalığın seyrine bağlı olarak tek başına ya da metotreksat, düşük doz kortikosteroid gibi diğer ajanlarla birlikte kombinasyon şeklinde kullanılabildiği bilinmektedir. Böylece daha yüksek dozlu ve daha ağır yan etki profili taşıyan ilaçlara olan gereksinim azaltılarak, hastalığın uzun vadeli yönetimine katkı sağlanması hedeflenmektedir.

Pediatrik yaş grubunda hidroksiklorokin kullanımına karar verilmeden önce ayrıntılı bir klinik değerlendirme yapılması gerekli görülmektedir. Çocuğun büyüme ve gelişme durumu, tanı konulmuş olan romatolojik hastalığın aktivitesi, eşlik eden başka sistemik hastalıkların varlığı, aile öyküsündeki genetik yatkınlıklar ve daha önce kullanılmış ilaçlara verilen yanıtlar bu değerlendirmenin temel bileşenleri arasında yer almaktadır. Ek olarak karaciğer ve böbrek fonksiyonlarının, tam kan sayımının, glikoz-6-fosfat dehidrogenaz düzeyinin ve gerektiğinde elektrokardiyografik bulguların gözden geçirilmesi önerilmektedir. Söz konusu ön hazırlık, ilacın çocuğun bireysel özelliklerine uygun biçimde başlatılmasına ve olası riskin en aza indirilmesine imkân tanımaktadır.

Doz belirlenmesinde çocuğun vücut ağırlığı temel referans olarak kabul edilmektedir. Genel yaklaşım, günlük dozun kilogram başına belirli bir üst sınırı aşmayacak biçimde hesaplanması yönündedir. Pediatrik hasta grubunda ilaç, çoğunlukla tablet formunda reçetelenmekte; ancak yutma güçlüğü yaşayan küçük yaş grubunda ilgili eczane ünitesinde hazırlanan özel formülasyonlar da tercih edilebilmektedir. İlacın besinlerle birlikte alınması, gastrointestinal sistemde ortaya çıkabilecek mide bulantısı gibi yakınmaların hafifletilmesine yardımcı olmaktadır. Tedaviye yanıtın oluşması genellikle haftalar hatta aylar içinde belirginleşen bir süreç olduğu için, düzenli kullanım ve doz atlanmaması özellikle vurgulanmaktadır. Aile bireylerinin ilacın etki mekanizmasına ilişkin bilgilendirilmesi, uzun soluklu takipte uyumun sağlanmasını kolaylaştırmaktadır.

Juvenil sistemik lupus eritematozus tanısı almış çocuklarda hidroksiklorokin, hastalığın yönetiminde köşe taşı niteliğinde bir seçenek olarak değerlendirilmektedir. Bu grup hastalarda ilaç, cilt bulgularının, eklem tutulumunun ve halsizlik gibi genel yakınmaların azalmasına katkı sağlamakta; ayrıca alevlenmelerin sıklığını düşürmekte ve organ hasarının ilerlemesinin yavaşlatılmasına destek olabilmektedir. Uzun süreli kullanımda kortikosteroid ihtiyacının azaltılabilmesi, büyüme geriliği ve kemik yoğunluğunda kayıp gibi steroid ilişkili yan etkilerin sınırlandırılması bakımından önemli görülmektedir. Juvenil idiyopatik artritin özellikle poliartiküler alt tipinde ise metotreksat gibi hastalık modifiye edici ilaçların yanına ek destekleyici olarak kullanılabilmekte; hafif seyirli olgularda tek başına da tercih edilebilmektedir.

Hidroksiklorokin, doğrudan bir ağrı kesici olmamasına karşın, romatolojik hastalıklardaki inflamatuar yükün azaltılmasına dolaylı katkı sağladığı için çocuklarda eklem ağrısı, sabah tutukluğu ve halsizlik gibi bulguların hafiflemesine yardımcı olabilmektedir. Cilt tutulumu ile seyreden lupus olgularında güneşe maruz kalmayla belirginleşen döküntülerin sıklığında azalma gözlenebildiği bildirilmektedir. Bunun yanı sıra, damar içi pıhtı oluşumu eğilimini azaltıcı ve lipid profilinde iyileşmeye katkı sağlar biçimde etki gösterdiği düşünülen bu ilaç, uzun vadede kardiyovasküler risk profilinin daha uygun bir düzeyde tutulmasına yardımcı bir bileşen olarak da değerlendirilmektedir. Bu özellikleri nedeniyle çocuk romatoloji pratiğinde geniş bir kullanım alanına sahiptir.

İlacın en dikkat çeken güvenlik konularından biri, uzun süreli kullanımda göz retinasında ortaya çıkabilecek birikimdir. Kümülatif doz arttıkça retinopati riskinin bir miktar yükseldiği bilinmektedir. Bu nedenle çocuklarda hidroksiklorokin başlanmadan önce göz muayenesi yapılması, ardından belirli aralıklarla göz hekimi kontrollerinin sürdürülmesi önerilmektedir. Görme keskinliği, renkli görme testleri, görme alanı incelemesi ve gerekli görüldüğünde optik koherens tomografi gibi ileri yöntemler değerlendirme protokolüne dâhil edilebilmektedir. Erken dönemde tespit edilen minör bulguların büyük çoğunluğu ilacın kesilmesi ya da doz ayarlanması ile geri döndürülebilir nitelikte olduğu için düzenli takip özellikle önem taşımaktadır. Ailelere görme alanında bulanıklaşma, parlak ışıklardan rahatsız olma veya renklerde solma benzeri değişimler fark edilmesi durumunda hekime bilgi verilmesi hatırlatılmaktadır.

Sazaltma sistemi ile ilgili yan etkiler pediatrik hasta grubunda görece sık karşılaşılan durumlar arasında sayılmaktadır. Mide bulantısı, karın ağrısı, iştahsızlık ve ishal en yaygın şikâyetler arasında yer almaktadır. Bu tür yakınmalar çoğu durumda ilacın besinlerle veya bir bardak süt ile birlikte alınması ve dozun aşamalı biçimde artırılmasıyla azaltılabilmektedir. Cilt döküntüsü, kaşıntı ve nadiren daha ciddi aşırı duyarlılık reaksiyonları da bildirilmektedir. Kas güçsüzlüğü, kalpte ritim düzensizliği ve kan hücrelerinde değişiklikler gibi seyrek görülen yan etkiler ise düzenli laboratuvar tetkikleri ile izlenmektedir. Yakınmaların şiddetine göre doz azaltımı, geçici olarak ara verilmesi ya da ilacın tümüyle kesilmesi seçenekleri gündeme gelebilmektedir. Kararın kişiye özel biçimde şekillendirilmesi klinik pratiğin ayrılmaz bir parçasıdır.

Çocukların büyüme ve gelişme dönemi göz önüne alındığında, kronik ilaç kullanımının psikososyal boyutu da klinik yaklaşımda değerlendirilmesi gereken bir alan olarak öne çıkmaktadır. Okul çağındaki bir çocuğun her gün belirli saatlerde ilaç alması, akranlarından farklı hissetmesine yol açabilmektedir. Bu nedenle aile, okul yönetimi ve rehberlik servisleri arasında sağlıklı bir iletişim ağı kurulması önerilmektedir. Çocuğun hastalığını ve kullandığı ilacı yaşına uygun bir dille anlaması, tedaviye uyumunu güçlendiren bir etken olarak değerlendirilmektedir. Ergenlik dönemine giren hastalarda ise ilaç uyumunda dalgalanmalar gözlenebildiği için düzenli danışmanlık görüşmelerinin sürdürülmesi ve gerektiğinde çocuk psikiyatrisi ile iş birliği yapılması önerilmektedir. Böylece hastalığın yönetimi yalnızca fiziksel değil, ruhsal ve sosyal boyutlarıyla da bütüncül biçimde ele alınmış olmaktadır.

Hidroksiklorokin kullanan çocuklarda etkileşim gösterebilecek diğer ilaçların da dikkatle gözden geçirilmesi gerekli görülmektedir. Bazı antiepileptik ilaçlar, belirli antibiyotikler, kalp ritmi üzerine etkili ajanlar ve mide asidini azaltan ilaçlar hidroksiklorokinin emilimini ya da etkinliğini değiştirebilmektedir. Bu nedenle çocuğun kullandığı reçeteli ve reçetesiz tüm ilaçların, bitkisel destek ürünlerinin ve vitamin takviyelerinin çocuk romatoloji hekimi ile paylaşılması istenmektedir. Aşı takvimindeki değişiklikler de değerlendirmenin bir parçası olarak ele alınmakta; canlı virüs içeren aşıların uygulanması gerektiğinde bağışıklık baskılayıcı diğer ilaçların dozları göz önünde bulundurularak zamanlama planlanmaktadır. Böylece hem enfeksiyon riski hem de aşıdan beklenen bağışıklık yanıtının en uygun düzeyde sağlanması hedeflenmektedir.

Aşırı doz alımı veya kazara yüksek miktarda ilaç yutulması pediatrik hasta grubu için ciddi bir risk oluşturmaktadır. Hidroksiklorokinin toksik dozlarının erişkinlere kıyasla çocuklarda daha düşük olabildiği bilindiği için ilacın kesinlikle çocukların erişemeyeceği, kilitli bir dolapta ve orijinal ambalajında saklanması önerilmektedir. Aşırı doz durumunda kalp ritim bozuklukları, kan basıncı düşüklüğü ve merkezi sinir sistemi bulguları hızla ortaya çıkabildiği için vakit kaybetmeden en yakın acil servise başvurulması gerekmektedir. Ailelerin bu konuda önceden bilgilendirilmesi, kaza risklerine karşı hazırlıklı olmalarına katkı sağlamaktadır. Ayrıca ilacın son kullanma tarihi geçtiğinde eczaneler aracılığıyla uygun biçimde imha edilmesi, çevresel açıdan ve olası kazaların önlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

Tedavi sürecinde düzenli takip protokolleri klinik pratiğin belirleyici bir unsuru olarak öne çıkmaktadır. İlacın başlangıç döneminde daha sık, uzun vadeli izlemde ise belirli aralıklarla yapılan poliklinik değerlendirmelerinde çocuğun büyüme eğrileri, hastalık aktivite göstergeleri, laboratuvar sonuçları ve olası yan etkiler bütüncül biçimde ele alınmaktadır. Gerekli görüldüğünde göz muayenesi, elektrokardiyografi ve ek görüntüleme yöntemleri protokole eklenebilmektedir. Aile üyelerine hastalığa ve kullanılan ilaca ilişkin ayrıntılı eğitim verilmesi, olası uyarıcı bulguların erken fark edilmesine katkı sağlamaktadır. Yüksek ateş, açıklanamayan morarmalar, uzun süreli halsizlik, kilo kaybı ya da yeni ortaya çıkan eklem şikâyetleri gibi durumlarda planlanmış kontrol tarihi beklenmeden çocuk romatoloji ekibi ile iletişime geçilmesi önerilmektedir.

Uzun süreli hidroksiklorokin kullanımının yaşam kalitesi üzerindeki yansımaları da giderek daha fazla dikkat çekmektedir. Hastalık aktivitesinin sürekli baskı altında tutulabildiği olgularda çocukların okul devamlılığı artmakta, akranları ile birlikte fiziksel etkinliklere katılım oranı yükselmekte ve genel gündelik işlevsellik olumlu yönde etkilenmektedir. Alevlenmelerin daha az sıklıkta yaşanması, ailenin kaygı düzeyinin azalmasına da yardımcı olabilmektedir. Bununla birlikte hidroksiklorokin, tek başına bir sonuç aracı olarak değil; beslenme, uyku düzeni, düzenli fiziksel etkinlik, ruhsal destek ve gerekli hallerde fizyoterapi gibi bileşenlerin bir arada değerlendirildiği bütüncül bir yaklaşımla yönetilir. Bu nedenle çocuk romatoloji ekibi ile çocuk hekimi, göz hekimi, diyetisyen ve psikolog arasındaki çok disiplinli iş birliği çağdaş klinik pratiğin ayırıcı bir özelliği olarak kabul edilmektedir.

Aileler, hidroksiklorokin gibi uzun soluklu kullanılan ilaçlar söz konusu olduğunda farklı kaynaklardan edindikleri bilgilerle karşı karşıya kalabilmektedir. İnternet ortamındaki bilgi kirliliği ve sosyal ortamlardan aktarılan bireysel deneyimler, zaman zaman kararsızlığa yol açabilmektedir. Bu bağlamda ilaca ilişkin sorulara yalnızca çocuğun tanısını, laboratuvar değerlerini ve klinik seyrini yakından bilen çocuk romatoloji uzmanının yanıt verebileceği hatırlatılmaktadır. Herhangi bir doz değişikliği, ara verme ya da bitkisel destek ekleme planı, mutlaka hekim onayı çerçevesinde şekillendirilmelidir. Kontrol randevularının aksatılmaması, düzenli göz muayenesinin yapılması ve laboratuvar tetkiklerinin zamanında tekrarlanması, tedavinin güvenli biçimde sürdürülmesinin temel gereklilikleri arasında sıralanmaktadır. Böylelikle hem hastalığın yönetimi hem de çocuğun genel iyilik hâli en uygun düzeyde korunmaya çalışılmaktadır.

İlgili bölümlerde, hidroksiklorokin kullanımı gerektiren pediatrik olguların değerlendirilmesinde ayrıntılı klinik muayene, kapsamlı laboratuvar incelemesi ve gerektiğinde görüntüleme yöntemleri birlikte kullanılmaktadır. Deneyimli hekim kadrosu, çocuk hastaya özgü fizyolojik farklılıkları ve uzun soluklu takibin gerektirdiği titizliği gözeterek ilaç seçimini ve dozunu şekillendirmektedir. Aileye hastalık, ilaç ve süreç hakkında ayrıntılı bilgi verilmesi, sorulara yanıt bulunması ve takvim planlaması sürecin ayrılmaz bir parçası olarak yürütülmektedir. Multidisipliner yaklaşımla çocuk göz hekimi, çocuk kardiyoloğu, çocuk psikiyatristi ve diğer ilgili birimlerle koordineli biçimde çalışılması, hastalığın çok yönlü ele alınmasına imkân tanımaktadır. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde hem hastalığın uzun vadeli yönetimi hem de çocuğun büyüme ve gelişme sürecinin sağlıklı biçimde sürdürülmesi hedeflenmektedir.

Kaynakça

  1. American College of Rheumatology (ACR) — Hidroksiklorokin (Plaquenil) ilaç bilgisirheumatology.org/patients/hydroxychloroquine-plaquenil
  2. MedlinePlus - U.S. National Library of Medicine — Hidroksiklorokin kullanımı ve uyarılarımedlineplus.gov/druginfo/meds/a601240.html
  3. StatPearls - National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Hidroksiklorokin farmakolojisi ve klinik kullanımıncbi.nlm.nih.gov/books/NBK470196

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Sık Sorulan Sorular

22 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.