Çocuk Kardiyoloji

Çocuklarda Endokardit Risk Faktörleri

Çocuk hastalarda Çocuklarda Endokardit Kimlere Uygundur, klinik bulguları ve gelişimsel etkileri açısından önem taşır. Detaylı bilgi için sayfa içeriğini.

Çocuklarda endokardit, kalbin iç yüzeyini örten endokard tabakasının ve özellikle kalp kapakçıklarının enfeksiyöz ya da nadiren enfeksiyon dışı nedenlere bağlı olarak iltihaplanmasıyla ortaya çıkan ciddi bir klinik tablo olarak tanımlanmaktadır. Pediatrik yaş grubunda görülme sıklığı erişkinlere kıyasla daha düşük olmakla birlikte, hastalığın seyri çoğunlukla daha hızlı ilerleyen bir karaktere sahiptir. Çocukluk çağında saptanan olguların büyük bölümünde altta yatan doğumsal kalp hastalığı, geçirilmiş kalp cerrahisi öyküsü veya kalıcı santral venöz kateter kullanımı dikkati çekmektedir. Hastalığın erken evrede tanınması, kalp kapakçıklarında ve sistemik dolaşımda gelişebilecek kalıcı hasarın önlenmesi açısından belirleyici bir öneme sahiptir. Pediatrik kardiyoloji pratiğinde bu tablo, hem tanısal güçlüğü hem de izlem sürecinde gerektirdiği multidisipliner yaklaşım nedeniyle özellikli bir yer tutmaktadır.

Çocuklarda endokarditin patogenezinde, kan dolaşımına geçen mikroorganizmaların hasarlı ya da türbülan akıma maruz kalan endokard yüzeyine tutunması temel mekanizma olarak öne çıkmaktadır. Doğumsal kalp anomalileri zemininde oluşan anormal kan akışı, endotel yüzeyinde küçük hasarlara yol açmakta ve bu bölgelerde fibrin ile trombositlerden oluşan steril birikimler gelişebilmektedir. Geçici bakteriyemi dönemlerinde bu birikimlere yerleşen mikroorganizmalar, zamanla vejetasyon adı verilen iltihabi yapıların oluşumuna neden olmaktadır. Vejetasyonların boyutu, yerleşim yeri ve içerdiği mikroorganizmanın türü; hastalığın klinik seyrini, embolik komplikasyon riskini ve yanıt verilen yaklaşımın süresini doğrudan etkilemektedir. Bu süreçte endokardiyal hasarın derecesi ile bağışıklık sisteminin yanıtı arasındaki denge, klinik tablonun şiddetini belirleyen önemli bir etken olarak değerlendirilmektedir.

Pediatrik olgularda en sık karşılaşılan etkenler arasında viridans grubu streptokoklar, Staphylococcus aureus ve koagülaz negatif stafilokoklar yer almaktadır. Yenidoğan döneminde ve yoğun bakım ortamında izlenen çocuklarda santral kateter ilişkili enfeksiyonlara bağlı olarak stafilokokal etkenlerin ön plana çıktığı bildirilmektedir. Daha büyük yaş grubunda, ağız ve diş sağlığı sorunları zemininde gelişen geçici bakteriyemilerin streptokokal endokardit gelişimine zemin hazırlayabileceği gösterilmiştir. Mantar kaynaklı endokardit tabloları çocukluk çağında nadiren görülmekle birlikte; uzun süreli geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı, immün sistem baskılanması ve uzamış hastane yatışları söz konusu olduğunda risk artmaktadır. Etkenin doğru biçimde belirlenmesi, antimikrobiyal yaklaşımın şekillendirilmesinde merkezi bir rol üstlenmektedir.

Risk faktörleri açısından bakıldığında, çocuklarda endokardit gelişiminde en sık öne çıkan zeminin doğumsal kalp hastalıkları olduğu görülmektedir. Özellikle siyanotik kalp hastalıkları, ventriküler septal defekt, patent duktus arteriozus, aort darlığı ve kapakçık anomalileri taşıyan çocuklarda risk belirgin biçimde artmaktadır. Geçirilmiş kalp cerrahisi sonrasında yerleştirilen protez kapak, yama ya da kondüit gibi yabancı materyaller, mikroorganizmaların tutunabileceği yüzeyler oluşturarak hastalığa zemin hazırlayabilmektedir. Uzun süreli santral venöz kateter kullanımı, hemodiyaliz uygulamaları ve kemoterapi alan çocuklarda da risk düzeyinin yükseldiği bilinmektedir. Romatizmal kalp hastalığı öyküsü bulunan olgularda ise hasarlı kapakçıklar üzerinde gelişen enfeksiyon riski göz ardı edilmemesi gereken bir durum olarak değerlendirilmektedir.

Hastalığın klinik tablosu çocuklarda oldukça değişken bir görünüm sergileyebilmektedir. Uzamış ve nedeni açıklanamayan ateş, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemeleri ve solukluk gibi nonspesifik bulgular sıklıkla ön planda yer almaktadır. Yenidoğan ve süt çocuğu döneminde belirtiler daha silik seyredebilmekte; beslenme güçlüğü, huzursuzluk, kilo alamama ve solunum sıkıntısı şeklinde kendini gösterebilmektedir. Daha büyük çocuklarda ise eklem ağrıları, karın ağrısı, baş ağrısı ve kas ağrıları gibi sistemik şikâyetler tabloya eşlik edebilmektedir. Fizik muayenede yeni ortaya çıkan ya da karakter değiştiren kalp üfürümü, dalak büyüklüğü, ciltte peteşiyel döküntüler ve tırnak altı kanamalar dikkat çekici bulgular arasında sayılmaktadır. Bu bulguların bir arada değerlendirilmesi tanıya yönlendirici nitelik taşımaktadır.

Sistemik embolik olaylar, çocuklarda endokarditin en ciddi komplikasyonları arasında yer almaktadır. Vejetasyonlardan kopan parçacıklar; beyin, akciğer, böbrek, dalak ve ekstremite damarlarına ulaşarak ani gelişen klinik tablolara yol açabilmektedir. Sol kalp tutulumunda sistemik dolaşıma yönelik embolilerin, sağ kalp tutulumunda ise pulmoner embolilerin gelişebileceği bilinmektedir. Çocuklarda nörolojik bulguların ortaya çıkması, hastalığın seyrinde önemli bir uyarı işareti olarak kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra mikotik anevrizmalar, glomerülonefrit, septik artrit ve osteomyelit gibi tablolar da endokardit komplikasyonu olarak karşımıza çıkabilmektedir. Söz konusu komplikasyonların erken dönemde tanınması, izlem sürecinin biçimlendirilmesinde ve uzun dönem sonuçların öngörülmesinde belirleyici bir rol üstlenmektedir.

Tanı sürecinde modifiye Duke kriterleri pediatrik olgularda da yaygın biçimde kullanılan bir referans çerçevesi olarak öne çıkmaktadır. Kan kültürlerinin uygun teknikle, farklı zamanlarda ve yeterli sayıda alınması, etken mikroorganizmanın belirlenmesinde temel adım olarak kabul edilmektedir. Antibiyotik başlanmadan önce kültür örneklerinin alınması, doğru sonuç elde edilebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Tam kan sayımı, akut faz reaktanları, prokalsitonin, idrar incelemesi ve böbrek fonksiyon testleri gibi laboratuvar tetkikleri klinik tablonun bütüncül olarak değerlendirilmesine katkı sağlamaktadır. Bazı durumlarda atipik etkenlere yönelik serolojik testler ve moleküler yöntemlerden de yararlanılmaktadır. Tanı sürecinde laboratuvar bulgularının görüntüleme yöntemleriyle birlikte yorumlanması, klinik kararın güvenilirliğini artırmaktadır.

Görüntüleme yöntemleri arasında ekokardiyografi, çocuklarda endokardit tanısının kilit taşı niteliğinde değerlendirilmektedir. Transtorasik ekokardiyografi, pediatrik yaş grubunda göğüs duvarının ince yapısı sayesinde çoğu durumda yeterli görüntü kalitesi sunmaktadır. Vejetasyonların boyutu, hareketliliği, kapak fonksiyonlarındaki bozulma, perivalvüler abse oluşumu ve kapak yetmezliklerinin değerlendirilmesi bu yöntem aracılığıyla yapılmaktadır. Görüntü kalitesinin yetersiz kaldığı, protez kapak bulunan ya da klinik şüphenin yüksek olduğu olgularda transözofageal ekokardiyografi tercih edilebilmektedir. Embolik komplikasyonların değerlendirilmesi amacıyla kraniyal görüntüleme, abdominal ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi gibi yöntemlere başvurulabilmektedir. Kardiyak manyetik rezonans görüntüleme ise seçilmiş olgularda ek bilgi sağlayan bir yöntem olarak öne çıkmaktadır.

Hastalığın yönetiminde uzun süreli, hedefe yönelik antimikrobiyal yaklaşım temel yer tutmaktadır. Kültür sonuçları ve antibiyogram verileri elde edilene kadar ampirik antibiyotik kombinasyonları başlanmakta; etken belirlendikten sonra ise yaklaşım hastaya özel biçimde yeniden düzenlenmektedir. Kullanılan ilaçların dozları çocuğun yaşı, kilosu, böbrek ve karaciğer fonksiyonları dikkate alınarak belirlenmektedir. Tedavi süresi mikroorganizmanın türüne, kapak tutulumunun derecesine ve protez materyal varlığına göre genellikle dört ile altı hafta arasında değişmektedir. Bu süreçte yan etkilerin yakından izlenmesi, kan düzeyi takipleri ve düzenli laboratuvar kontrolleri kapsamlı bir izlem planı çerçevesinde sürdürülmektedir. Aile bireylerinin sürece dahil edilmesi, uyum ve izlem açısından önemli bir katkı sağlamaktadır.

Cerrahi yaklaşım, belirli klinik durumlarda hastalığın yönetiminde belirleyici bir seçenek olarak değerlendirilmektedir. İlerleyici kalp yetmezliği, kontrol altına alınamayan enfeksiyon, büyük ve mobil vejetasyon varlığı, tekrarlayan embolik olaylar, perivalvüler abse oluşumu ve protez kapak disfonksiyonu gibi durumlarda cerrahi girişim gündeme gelmektedir. Pediatrik kalp cerrahisi ekibi tarafından gerçekleştirilen bu girişimlerde enfekte dokunun temizlenmesi, hasarlı kapakçıkların onarımı ya da gerektiğinde değiştirilmesi hedeflenmektedir. Çocuk hastalarda büyüme ve gelişme süreci göz önünde bulundurularak kapak seçimi ve cerrahi tekniğin belirlenmesi, uzun dönem sonuçların biçimlendirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Cerrahi zamanlamanın doğru biçimde belirlenmesi, klinik gidişatın iyileşmeye katkı sağlaması açısından kritik bir adım olarak görülmektedir.

İzlem sürecinde multidisipliner bir yaklaşım benimsenmesi gerekliliği ön plana çıkmaktadır. Çocuk kardiyoloji, çocuk enfeksiyon hastalıkları, çocuk kalp ve damar cerrahisi, çocuk yoğun bakım, radyoloji ve mikrobiyoloji birimlerinin koordineli çalışması, tanı ve izlem sürecinin kalitesini doğrudan etkilemektedir. Yatış döneminde günlük klinik değerlendirme, vital bulguların yakın takibi, kan kültürü kontrollerinin tekrarlanması ve ekokardiyografik incelemelerin belirli aralıklarla yenilenmesi standart yaklaşımın bir parçası olarak uygulanmaktadır. Hastanın taburculuk kriterlerini karşılaması durumunda ayaktan izlem planı oluşturulmakta; ilaç uyumu, yan etki takibi ve klinik bulguların seyri düzenli kontrollerle değerlendirilmektedir. Uzun dönem izlemde kapak fonksiyonlarının periyodik olarak gözden geçirilmesi önerilmektedir.

Çocuklarda endokarditin önlenmesi konusunda alınabilecek önlemler, hastalığın yönetimi kadar kritik bir öneme sahiptir. Yüksek riskli kabul edilen çocuklarda ağız ve diş sağlığının düzenli aralıklarla değerlendirilmesi, diş eti enfeksiyonlarının erken dönemde fark edilmesi açısından önerilen bir yaklaşımdır. Belirlenmiş risk gruplarında, belirli diş ve cerrahi işlemler öncesinde profilaktik antibiyotik uygulamaları güncel kılavuzlar doğrultusunda planlanmaktadır. Santral venöz kateter bakımının uygun aseptik koşullarda yapılması, hastane kaynaklı endokardit riskini azaltan önemli bir uygulama olarak öne çıkmaktadır. Doğumsal kalp hastalığı bulunan çocukların düzenli kardiyoloji kontrolüne alınması, olası enfeksiyon riskinin erken dönemde değerlendirilmesine olanak tanımaktadır. Aile eğitimi, koruyucu yaklaşımın temel bileşenlerinden biri olarak değerlendirilmektedir.

Hastalığın uzun dönem sonuçları, erken tanı ve uygun izlem sürecinin sağlanmasıyla doğrudan ilişkili bulunmaktadır. Zamanında değerlendirilen ve uygun antimikrobiyal yaklaşımla yönetilen olgularda iyileşmeye katkı sağlayan sonuçların elde edilebildiği bildirilmektedir. Bununla birlikte, kapakçıklarda kalıcı hasar gelişimi, kalp yetmezliği bulguları ve tekrarlayan endokardit atakları gibi uzun dönem komplikasyonlar nadiren de olsa gözlenebilmektedir. Geçirilmiş endokardit öyküsü bulunan çocukların yaşam boyu kardiyolojik izlem altında bulundurulması önerilmektedir. Büyüme ve gelişme döneminde kapak fonksiyonlarının düzenli olarak değerlendirilmesi, gerektiğinde ileri girişimlerin zamanında planlanmasına olanak tanımaktadır. Bu süreçte aile ile kurulan iletişim, izlem sürecinin başarısını destekleyen önemli bir unsur olarak değerlendirilmektedir.

Bünyesinde endokardit şüphesi taşıyan ya da tanısı konulmuş pediatrik olgularda kapsamlı bir değerlendirme süreci yürütülmektedir. İleri ekokardiyografi olanakları, mikrobiyolojik laboratuvar altyapısı ve deneyimli klinik ekipler aracılığıyla tanı ve izlem süreci bütüncül bir yaklaşımla sürdürülmektedir. Gerekli görülen durumlarda çocuk kalp ve damar cerrahisi ile koordineli olarak yürütülen değerlendirmeler, hastanın klinik durumuna özel bir yol haritası oluşturulmasına olanak tanımaktadır. Hastalığın seyri sırasında ailelere bilgilendirme yapılması, sürecin daha öngörülebilir biçimde yönetilmesine katkı sağlamaktadır. Çocuk yaş grubunda endokardit yönetiminin titizlikle planlanmış bir izlem çerçevesinde yürütülmesi, uzun dönem sağlık sonuçlarının korunması açısından önemli bir bileşen olarak değerlendirilmektedir.

Kaynakça

  1. American Heart Association (AHA) — Enfektif endokarditin tanısı ve yönetimi bilimsel bildirisiahajournals.org/doi/10.1161/CIR.0000000000000296
  2. StatPearls - National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Pediatrik enfektif endokarditncbi.nlm.nih.gov/books/NBK557641
  3. Centers for Disease Control and Prevention (CDC) — Enfektif endokardit ve enfeksiyon önlemecdc.gov/heart-disease/about/endocarditis.html
  4. Mayo Clinic — Endokardit belirtileri, nedenleri ve tedavisimayoclinic.org/diseases-conditions/endocarditis/symptoms-causes/syc-20352576

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Kardiyoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

22 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.