Çocuk Kardiyoloji

Çocuk EKG'sinde ST Segment Değişiklikleri

Çocuklarda EKG'de ST Segment Değişiklikleri, belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilen ve uzman değerlendirmesini gerektiren bir tablodur. Detaylı bilgi için sayfa içeriğini inceleyin.

Çocuk yaş grubunda elektrokardiyografi, kalbin elektriksel aktivitesinin değerlendirilmesinde başvurulan temel inceleme yöntemlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Pediatrik kardiyoloji pratiğinde ST segmentinde gözlemlenen değişiklikler, hem normal varyasyonların ayırt edilmesi hem de altta yatan miyokardiyal süreçlerin belirlenmesi açısından özel bir önem taşımaktadır. Erişkin hastalardan farklı olarak çocuklarda ST segmentinin yorumlanması, yaşa bağlı fizyolojik özelliklerin, kalp hızının ve göğüs duvarı anatomisinin doğrudan etkisi altındadır. Bu nedenle çocuk hastalarda elde edilen elektrokardiyografik kayıtların değerlendirilmesi, çocuk kardiyoloji alanında deneyimli hekimlerin titiz bir analizini gerektirmektedir.

ST segmenti, elektrokardiyografide QRS kompleksinin sonu olarak tanımlanan J noktasından başlayıp T dalgasının başlangıcına kadar uzanan bölümü ifade etmektedir. Fizyolojik açıdan bu segment, ventriküler miyokardın depolarizasyon ile repolarizasyon arasındaki geçiş dönemini yansıtmaktadır. Sağlıklı çocuklarda söz konusu segmentin izoelektrik hatta yakın seyretmesi beklenmekte, ancak küçük sapmaların büyük ölçüde olağan kabul edildiği özel durumlar da bulunmaktadır. Özellikle yenidoğan döneminden ergenliğe uzanan süreçte, hormonal değişimler, otonom sinir sistemi olgunlaşması ve sol ventrikül kütlesinin artışı gibi etkenler, ST segmentinin morfolojisi üzerinde belirgin etkiler oluşturmaktadır.

Pediatrik hasta grubunda ST segmenti değerlendirilirken, J noktasından sonraki ilk altmış ila seksen milisaniyelik bölgenin ölçülmesi yaygın bir yaklaşım olarak benimsenmektedir. Yetişkinlerde bir milimetreyi aşan elevasyon ya da depresyon anlamlı kabul edilirken, çocuklarda bu eşik değer yaşa, derivasyona ve klinik bağlama göre farklılaşmaktadır. Özellikle prekordiyal derivasyonlarda gözlemlenen erken repolarizasyon paterni, sağlıklı çocuk ve adolesanların önemli bir kısmında izlenebilen, çoğunlukla iyi huylu bir varyasyon olarak değerlendirilmektedir. Bu tablonun patolojik süreçlerden ayrılabilmesi için klinik öykü, fizik muayene bulguları ve gerekli durumlarda ek görüntüleme yöntemleri bir bütün halinde ele alınmaktadır.

Çocuklarda ST segment elevasyonunun nedenleri arasında akut perikardit ön sıralarda yer almaktadır. Perikard yapraklarının enflamasyonu, diffüz biçimde birden çok derivasyonda konkav yapıda ST elevasyonuna yol açabilmektedir. Bu tabloya genellikle PR segment depresyonu da eşlik etmektedir. Viral enfeksiyonlar, romatolojik hastalıklar ve postoperatif dönem perikardit gelişiminde sıklıkla rol oynayan etkenler arasında sayılmaktadır. Çocuk hastalarda perikardiyal tutulum şüphesi oluştuğunda, elektrokardiyografik bulguların ekokardiyografi ile birlikte yorumlanması, perikardiyal efüzyonun varlığı ve hemodinamik etkisinin belirlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Miyokardit, çocuklarda ST segment değişikliklerine yol açan bir diğer önemli klinik tablo olarak öne çıkmaktadır. Viral kaynaklı miyokardiyal enflamasyon, fokal ya da yaygın ST-T değişikliklerine neden olabilmekte, kimi durumlarda akut miyokard infarktüsünü taklit eden bulgularla karşımıza çıkabilmektedir. Çocukluk çağında göğüs ağrısı, halsizlik, egzersiz toleransında azalma ve solunum sıkıntısı gibi yakınmalarla başvuran hastalarda saptanan ST elevasyonu ya da depresyonu, miyokarditin dışlanması açısından titiz bir değerlendirme gerektirmektedir. Bu süreçte troponin düzeyleri, ekokardiyografik fonksiyon değerlendirmesi ve gerektiğinde kardiyak manyetik rezonans görüntüleme yöntemine başvurulmaktadır.

Konjenital kalp hastalıklarının uzun dönem takibinde de ST segmenti önemli bilgiler sunmaktadır. Özellikle ameliyat sonrası dönemde sol ya da sağ ventrikül üzerinde basınç yüklenmesi bulunan hastalarda, repolarizasyon anomalileri elektrokardiyografide kendini belli edebilmektedir. Aort koarktasyonu, kritik aort darlığı, pulmoner hipertansiyon ile seyreden tablolar ve büyük damarların transpozisyonu gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilmektedir. Söz konusu hasta gruplarında ST segmentindeki değişiklikler, ventrikül hipertrofisinin progresyonu, miyokardiyal iskemik yüklenme ya da elektrolit dengesizliği gibi farklı süreçlerin habercisi olabilmektedir.

Pediatrik koroner arter hastalıkları, erişkinlerle karşılaştırıldığında oldukça nadir gözlenmesine karşın, varlığı durumunda ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Kawasaki hastalığına bağlı koroner arter anevrizmaları, anormal koroner arter çıkışları ve bazı metabolik hastalıkların kalp tutulumu bu başlık altında ele alınmaktadır. Etkilenen çocuklarda ST segment elevasyonu ya da depresyonu, miyokardiyal iskeminin elektrokardiyografik yansıması olarak ortaya çıkabilmektedir. Bu durum, ileri görüntüleme yöntemleri, koroner anjiyografi ve uzun süreli izlem gerektiren bir yaklaşımla yönetilmektedir. Kawasaki hastalığı geçirmiş çocukların kardiyolojik açıdan düzenli izlenmesi, geç dönem komplikasyonların erken belirlenmesi açısından oldukça önemlidir.

Hipertrofik kardiyomiyopati, çocukluk çağında genetik temelli kalp hastalıkları içinde önemli bir yer tutmaktadır. Asimetrik septal hipertrofi ile karakterize bu tabloda, sol prekordiyal derivasyonlarda derin T dalga inversiyonları ve ST segment depresyonu görülebilmektedir. Aileden gelen ani kardiyak ölüm öyküsü, açıklanamayan senkop ve egzersiz sırasında ortaya çıkan göğüs ağrısı gibi bulgular, bu hastalığın tanısal sürecinde dikkat çeken klinik ipuçlarıdır. Elektrokardiyografik değişiklikler ekokardiyografi, kardiyak manyetik rezonans ve genetik inceleme ile desteklenerek değerlendirilmektedir. Tanı sürecinin titiz biçimde yürütülmesi, hastalığın seyrinin doğru biçimde planlanması açısından gereklidir.

Elektrolit dengesizlikleri, çocuklarda geçici ST segment değişikliklerinin önemli nedenlerinden birini oluşturmaktadır. Özellikle potasyum, kalsiyum ve magnezyum düzeylerindeki sapmalar, repolarizasyon süreçlerini doğrudan etkileyebilmektedir. Hipokalemi durumunda ST segment depresyonu, T dalgasında düzleşme ve belirgin U dalgaları izlenebilirken, hiperkalemi sivri T dalgaları ve ST segmentinde değişikliklerle kendini gösterebilmektedir. Hiperkalsemide ise QT aralığı kısalmakta ve ST segmenti belirgin biçimde daralmaktadır. Çocukluk çağında uzun süren kusma, ishal, böbrek hastalıkları ve bazı ilaç kullanımları bu dengesizliklere zemin hazırlayabilmektedir.

Spor yapan çocuklarda ve adolesanlarda elektrokardiyografi yorumu, ayrı bir uzmanlık alanı olarak ele alınmaktadır. Düzenli ve yoğun fiziksel aktivite, kalbin yapısal ve elektriksel adaptasyonuna yol açmakta, bu durum atletik kalp sendromu olarak adlandırılan bir tabloyu beraberinde getirmektedir. Söz konusu adaptif değişiklikler arasında ST segment elevasyonu, erken repolarizasyon paterni ve T dalgası varyasyonları sıklıkla yer almaktadır. Bu bulguların fizyolojik değişiklik mi yoksa altta yatan bir patolojinin habercisi mi olduğunun ayırt edilmesi, ön katılım taramalarının ve düzenli kardiyolojik değerlendirmelerin önemini artırmaktadır. Genç sporcularda ani kardiyak olayların önlenmesi açısından bu yaklaşım büyük değer taşımaktadır.

Otonom sinir sistemi etkileri de pediatrik hastalarda ST segment morfolojisini şekillendiren önemli etkenler arasında yer almaktadır. Vagal tonusun artması, özellikle inferior derivasyonlarda hafif ST elevasyonu ve belirgin T dalgalarına neden olabilmektedir. Bu durum genellikle iyi huylu bir bulgu olarak değerlendirilmekte ve klinik tablo ile uyumsuzluk göstermediği sürece ek bir girişim gerektirmemektedir. Buna karşın sempatik aktivitenin baskın olduğu durumlarda, sinüs taşikardisi ile birlikte hafif ST depresyonu izlenebilmektedir. Bu değişikliklerin yorumlanmasında çocuğun yaşı, anlık emosyonel durumu, kayıt sırasındaki aktivite düzeyi ve eşlik eden semptomlar bir arada değerlendirilmektedir.

İlaç ve toksik etkenler, çocuklarda ST segment değişikliklerine yol açabilen bir başka önemli grup olarak öne çıkmaktadır. Antidepresan, antipsikotik ilaçlar, bazı antibiyotikler, kemoterapötik ajanlar ve dijital türevi ilaçlar, repolarizasyon süreçlerini etkileyerek elektrokardiyografide farklı paternler oluşturabilmektedir. Özellikle uzun süreli kemoterapi alan çocuklarda kardiyotoksisite riski göz önünde bulundurulmalı, tedavi öncesi ve süreç içerisindeki elektrokardiyografik takip ihmal edilmemelidir. Toksik madde maruziyetlerinde de ST-T değişiklikleri klinik tablonun ciddiyetini yansıtan değerli ipuçları sunmaktadır.

Çocuklarda göğüs ağrısı yakınması ile başvuru oldukça sık karşılaşılan bir durum olmakla birlikte, bu yakınmanın kardiyak kaynaklı olma olasılığı erişkinlere kıyasla belirgin biçimde düşüktür. Buna karşın ailenin endişesi ve tıbbi açıdan ayırıcı tanının doğru yapılabilmesi için elektrokardiyografi sıklıkla başvurulan ilk değerlendirme aracı olarak kullanılmaktadır. Bu süreçte ST segmentinde saptanan herhangi bir değişiklik, klinik öykü, fizik muayene, laboratuvar bulguları ve gerektiğinde ekokardiyografi gibi ek incelemelerle birlikte değerlendirilmektedir. Doğru tanı, gereksiz girişimlerin önlenmesi ve aileye verilen bilginin sağlam temellere oturtulması açısından oldukça önemlidir.

Yenidoğan döneminde elektrokardiyografi yorumu, kendine özgü özellikleri nedeniyle ayrıca dikkat gerektirmektedir. İntrauterin dönemde sağ ventrikülün baskın olması, doğumdan sonraki ilk haftalarda sürmekte ve bu durum elektrokardiyografide sağ ventrikül hâkimiyeti şeklinde yansımaktadır. Bu evrede sağ prekordiyal derivasyonlarda hafif ST elevasyonu ve dik T dalgaları izlenebilmektedir. Pulmoner dolaşımın olgunlaşması, fetal şantların kapanması ve sol ventrikül kütlesinin artmasıyla birlikte elektrokardiyografik bulgular yaşa uygun normal paternine doğru ilerlemektedir. Bu nedenle yenidoğan elektrokardiyografilerinin değerlendirilmesinde, neonatal kardiyoloji konusunda deneyimli hekimlerin görüşlerine başvurulması yararlı bir yaklaşım olarak benimsenmektedir.

Tanısal yaklaşımda elektrokardiyografinin yanı sıra ek değerlendirme yöntemleri sıklıkla devreye girmektedir. Ekokardiyografi, miyokardın yapısal ve fonksiyonel durumunu ortaya koyması nedeniyle ST segment değişiklikleri saptanan çocuklarda öncelikli inceleme yöntemlerinden biridir. Holter monitörizasyonu, gün içinde değişen elektrokardiyografik paternlerin saptanmasında değer taşımaktadır. Egzersiz testi, özellikle adolesan yaş grubunda eforla tetiklenen iskemi bulgularının ortaya çıkarılması açısından yararlı bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Kardiyak manyetik rezonans ise miyokardiyal enflamasyon, fibrozis ve yapısal anomalilerin değerlendirilmesinde yüksek çözünürlüklü görüntüler sunmaktadır. Tüm bu yöntemlerin klinik bağlam içinde değerlendirilmesi, doğru tanı yaklaşımının temelini oluşturmaktadır.

Çocuklarda ST segment değişikliklerine yönelik izlem ve takip süreci, altta yatan nedene göre bireyselleştirilmiş bir yaklaşımla planlanmaktadır. İyi huylu varyasyon olarak değerlendirilen durumlarda genellikle düzenli klinik kontrol yeterli kabul edilmektedir. Buna karşın patolojik süreçlerin saptandığı durumlarda, multidisipliner bir yaklaşımla pediatrik kardiyoloji, çocuk enfeksiyon, romatoloji ve gerektiğinde kardiyovasküler cerrahi ekiplerinin iş birliği önem kazanmaktadır. Ailenin bilgilendirilmesi, çocuğun yaşam kalitesinin korunması ve uzun dönem prognozun olabildiğince olumlu yönde şekillenmesi açısından bu kapsamlı yaklaşım belirleyici bir rol üstlenmektedir. Koru Hastanesi Çocuk Kardiyoloji bölümü bünyesinde, pediatrik elektrokardiyografi değerlendirmeleri güncel klinik kılavuzlar doğrultusunda titiz biçimde yürütülmekte ve her çocuğun bireysel ihtiyaçları gözetilerek izlem planı oluşturulmaktadır.

Çocuk Kardiyoloji Doktorlarımız

Bu alanda deneyimli uzman hekimlerimizle yanınızdayız

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocuklarda EKG'de görülen ST segment yükselmesi hangi yaş gruplarında daha çok iyi huylu erken repolarizasyon (erken yeniden kutuplanma) belirtisidir ve bu durumun fizyolojik özellikleri nelerdir?
Çocuklarda ve özellikle ergenlik dönemindeki (12-18 yaş) gençlerde, ST segment yükselmesi sıklıkla iyi huylu erken repolarizasyon (erken yeniden kutuplanma) varyantı olarak değerlendirilir. Bu durum genellikle göğüs derivasyonlarında (V2-V5) 1-2 mm'ye kadar olan, konkav (içbükey) yükselmelerle karakterizedir ve sağlıklı çocukların yaklaşık %15-20'sinde herhangi bir yapısal kalp hastalığı olmaksızın görülebilir.
Çocukluk çağında geçirilen akut miyokardit (kalp kası iltihabı) vakalarında EKG'deki ST segment çökmeleri veya yükselmeleri hangi klinik belirtilerle birlikte ortaya çıkar?
Akut miyokardit (kalp kası iltihabı) olan çocuklarda ST segment değişiklikleri sıklıkla göğüs ağrısı, nefes darlığı, ani gelişen halsizlik ve taşikardi (hızlı kalp atımı) ile birlikte görülür. Vakaların yaklaşık %60-70'inde viral bir enfeksiyonu takip eden ilk 1-2 hafta içinde EKG'de yaygın ST yükselmeleri veya çökmeleri tespit edilebilir.
Çocuklarda perikardit (kalp zarı iltihabı) teşhisinde EKG'deki yaygın ST segment yükselmesi ile PR segment çökmesi arasındaki ilişki nedir ve bu belirtiler kaç gün sürer?
Akut perikardit (kalp zarı iltihabı) vakalarında, EKG'de yaygın konkav ST segment yükselmesi ile birlikte PR segment çökmesi (özellikle DII ve V5-V6 derivasyonlarında) tipik bir bulgudur. Bu elektrokardiyografik değişiklikler genellikle hastalığın ilk 1 ila 3 gününde en belirgin seviyededir ve uygun tedavi süreciyle birlikte 1-2 hafta içinde kademeli olarak normale döner.
Çocukluk dönemi Kawasaki hastalığında koroner arter anevrizması (kalp damarı balonlaşması) geliştiğinde EKG'de ne tür ST segment değişiklikleri gözlenir ve bu risk hangi günlerde en yüksektir?
Kawasaki hastalığında koroner arter anevrizması (kalp damarı balonlaşması) ve buna bağlı miyokard iskemisi (kalp kası kanlanma yetersizliği) geliştiğinde, EKG'de belirgin ST segment yükselmesi veya çökmesi gözlenir. Bu risk, yüksek ateşin başlamasından sonraki 10 ila 21. günlerde (subakut evre) en yüksek seviyeye ulaşır ve hastaların yaklaşık %25'inde uygun tedavi verilmediğinde koroner komplikasyonlar gelişebilir.
Çocuklarda görülen doğumsal koroner arter çıkış anomalilerinde (ALCAPA gibi) EKG'deki sol ventrikül ST segment çökmeleri ve T dalgası ters dönmesi hangi aylarda belirginleşir?
ALCAPA (sol koroner arterin akciğer arterinden çıkması) gibi anomalilerde, bebeklerde genellikle yaşamın ilk 2 ila 4. aylarında, beslenme sırasında terleme ve ağlama ile birlikte sol ventrikül lateral derivasyonlarında (DI, aVL, V5-V6) belirgin ST segment çökmesi ve negatif T dalgaları görülür. Bu durum sol karıncıkta kronik iskemiye (kanlanma azlığına) işaret eder ve erken cerrahi müdahale gerektirir.
Çocuklarda elektrolit bozukluklarından hipokalemi (düşük potasyum seviyesi) EKG'de ST segmentini nasıl etkiler ve bu durum hangi gastrointestinal belirtilerle ilişkilidir?
Hipokalemi (kan potasyum seviyesinin 3.5 mEq/L'nin altında olması) durumunda çocuklarda ST segment çökmesi, T dalgası düzleşmesi ve belirgin U dalgası oluşumu gözlenir. Bu elektrokardiyografik değişiklikler sıklıkla şiddetli kusma, ishal veya dehidratasyon (sıvı kaybı) gibi gastrointestinal belirtileri olan çocuklarda metabolik dengesizlik sonucu ortaya çıkar.
Çocuklarda hiperkalemi (yüksek potasyum seviyesi) durumunda ST segmentinde ne tür kaymalar meydana gelir ve bu durum hangi böbrek hastalıklarında daha sık izlenir?
Hiperkalemi (potasyum seviyesinin 5.5 mEq/L'nin üzerinde olması) durumunda EKG'de önce sivri T dalgaları, ardından ST segmentinde çökmeler ve PR aralığında uzama gözlenir. Bu tablo sıklıkla akut böbrek hasarı veya kronik böbrek yetmezliği olan çocuk hastaların %30-40'ında, böbreğin potasyum atılımı azaldığında gelişir.
Çocuklarda göğüs travması (kontüzyon) sonrası EKG'de ST segment değişiklikleri görülmesi durumunda hangi kardiyak enzim testleri istenir ve takip süresi ne olmalıdır?
Künt göğüs travması (kontüzyon) geçiren çocuklarda ST segment yükselmesi veya çökmesi saptandığında, miyokard (kalp kası) hasarını belirlemek için Troponin I ve CK-MB (kreatin kinaz miyokard bandı) enzim seviyeleri ölçülür. Bu hastaların klinik durumuna göre ilk 24 ila 48 saat boyunca sürekli EKG monitörizasyonu ile takip edilmesi önerilir.
Çocukluk çağında sol ventrikül hipertrofisi (sol karıncık kalınlaşması) olan hastalarda görülen ST segment çökmesi ve T dalgası değişiklikleri (strain paterni) hangi doğumsal kalp kapak hastalıklarında belirgindir?
Sol ventrikül hipertrofisine (kalınlaşmasına) bağlı ST segment çökmesi ve asimetrik T dalgası ters dönmesi (strain/yüklenme paterni), sıklıkla ciddi aort darlığı (aort stenozu) ve aort yetmezliği olan çocuklarda izlenir. Bu bulgular, sol karıncık içi basıncın aşırı arttığını gösterir ve hastaların yıllık ekokardiyografi (EKO) takipleri ile değerlendirilmesi gerekir.
Çocuklarda zehirlenmeler (örneğin trisiklik antidepresan veya karbonmonoksit toksisitesi) EKG'de ST segmentini nasıl etkiler ve bu değişikliklerin geri dönüş süresi nedir?
Karbonmonoksit veya trisiklik antidepresan zehirlenmelerinde hücresel hipoksiye (oksijensizliğe) bağlı olarak EKG'de geçici ST segment çökmeleri veya yükselmeleri görülebilir. Toksik maddenin vücuttan uzaklaştırılması ve destekleyici tedavilerle (örneğin yüksek konsantrasyonlu oksijen tedavisi) bu EKG değişiklikleri genellikle 24 ila 72 saat içinde tamamen normale döner.
Çocuklarda nadir görülen Brugada Sendromu EKG'de sağ göğüs derivasyonlarında (V1-V2) ne tür bir ST segment yükselmesine yol açar ve bu belirtiler hangi yaşlarda ilk kez fark edilir?
Brugada Sendromu, sağ göğüs derivasyonlarında (V1-V3) "koy şeklinde" (coved-type) 2 mm'den fazla ST segment yükselmesi ve bunu takip eden negatif T dalgası ile karakterizedir. Genetik geçişli olan bu kanal hastalığının belirtileri ve EKG bulguları çocukluk döneminde nadir görülmekle birlikte, genellikle 10-15 yaşından sonra ateşli hastalıklar sırasında belirginleşebilir.
Çocuklarda sistemik lupus eritematozus (SLE) gibi otoimmün hastalıklara bağlı gelişen miyokardit veya perikarditte EKG'deki ST değişiklikleri nasıl tedavi edilir?
Sistemik lupus eritematozus (SLE) hastası çocuklarda gelişen perikardit veya miyokardite bağlı ST segment değişikliklerinde, altta yatan otoimmün süreci baskılamak için kortikosteroidler ve nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) kullanılır. Tedavi süresi klinik ve laboratuvar yanıtına göre bireysel olarak planlanır ve genellikle 4-12 hafta arasında değişir.
Çocuklarda sol dal bloğu veya sağ dal bloğu varlığında ST segmentinde meydana gelen sekonder (ikincil) değişiklikler hangi fizyolojik mekanizmaya dayanır?
Dal bloklarında ventriküllerin (karıncıkların) aktivasyon sırası bozulduğu için, repolarizasyon (yeniden kutuplanma) süreci de değişir ve bu durum QRS kompleksiyle zıt yönde sekonder ST segment çökmesi veya yükselmesine yol açar. Bu değişiklikler primer bir iskemi (kanlanma bozukluğu) belirtisi olmayıp, tamamen elektriksel iletim gecikmesinin fizyolojik bir sonucudur.
Çocuklarda kemoterapi (örneğin antrasiklin grubu ilaçlar) alımı sırasında EKG'de ST segment çökmesi görülmesi neyi ifade eder ve bu durumun izlem sıklığı ne olmalıdır?
Antrasiklin grubu kemoterapötik ilaçlar alan çocuklarda ST segment çökmesi ve T dalgası düzleşmesi, ilacın erken dönem kardiyotoksik (kalp kası üzerindeki zararlı) etkilerini gösterebilir. Bu hastaların her kemoterapi kürü öncesinde ve tedavi bitiminden sonraki ilk 1 yıl boyunca 3 ayda bir EKG ve ekokardiyografi (EKO) ile izlenmesi önerilir.
Çocuklarda feokromositoma (böbrek üstü bezi tümörü) gibi katekolamin deşarjına yol açan durumlarda EKG'de ST segment değişiklikleri ve hipertansiyon (yüksek tansiyon) ilişkisi nasıldır?
Feokromositomalı çocuklarda aşırı adrenalin ve noradrenalin salınımı, koroner vazospazma (damar büzüşmesine) ve miyokardiyal oksijen ihtiyacının artmasına yol açarak ST segment çökmelerine neden olur. Bu durum şiddetli hipertansiyon (yüksek tansiyon) atakları, baş ağrısı ve çarpıntı ile birlikte seyreder; cerrahi tümör rezeksiyonu sonrası EKG bulguları genellikle düzelir.
Çocuklarda şiddetli anemi (kansızlık) durumunda EKG'de ST segment çökmesi görülme oranı nedir ve bu durum hangi hemoglobin seviyelerinde belirginleşir?
Hemoglobin seviyesi 5-6 g/dL'nin altına düşen çocuklarda, dokulara oksijen sunumunun azalması nedeniyle EKG'de yaygın ST segment çökmesi ve taşikardi (hızlı kalp hızı) gözlenebilir. Şiddetli anemisi olan çocukların yaklaşık %20-30'unda görülebilen bu iskemik benzeri değişiklikler, eritrosit (kırmızı kan hücresi) süspansiyonu transfüzyonu veya demir tedavisiyle hemoglobin düzeyi yükseldiğinde geriler.
Çocuklarda tiroid fonksiyon bozukluklarından hipertiroidi (aşırı aktif tiroid) ve hipotiroidi (yetersiz aktif tiroid) EKG'de ST segmentini nasıl etkiler?
Hipertiroidili çocuklarda artan metabolik hız ve taşikardiye bağlı olarak hafif ST segment çökmeleri görülebilirken; hipotiroidide ise düşük voltajlı QRS ile birlikte yaygın ST segment düzleşmesi ve T dalgası negatifliği izlenir. Her iki durumda da tiroid hormon düzeylerini normale döndüren ilaç tedavileriyle EKG bulgularında belirgin düzelme sağlanır.
Çocuklarda hipotermi (vücut sıcaklığının 35 derecenin altına düşmesi) durumunda EKG'de ST segmenti ile birleşen Osborn dalgası (J dalgası) hangi derivasyonlarda en net görülür?
Şiddetli hipotermide (vücut ısısı <32°C), QRS kompleksinin sonunda ve ST segmentinin başlangıcında "Osborn dalgası" veya "J dalgası" adı verilen kubbe şeklinde bir yükselme görülür. Bu dalga özellikle inferior (DII, DIII, aVF) ve lateral (V5, V6) göğüs derivasyonlarında en belirgin halini alır ve vücut ısısı normal seviyeye getirildikçe kaybolur.
Çocuklarda hipertrofik kardiyomiyopati (kalp kası aşırı kalınlaşması) hastalığında EKG'deki ST segment çökmeleri hangi yaşlarda tarama testleri ile saptanabilir?
Hipertrofik kardiyomiyopatisi olan çocuklarda, sol ventrikülün aşırı kalınlaşmasına bağlı olarak prekordiyal (göğüs) derivasyonlarda derin ST segment çökmeleri ve dev negatif T dalgaları saptanır. Bu genetik hastalık genellikle 10-12 yaş grubundaki çocuk sporcularda yapılan rutin EKG taramalarında veya aile öyküsü nedeniyle yapılan kontrollerde tespit edilir.
Çocuklarda EKG'de saptanan ST segment değişikliklerinin ayırıcı tanısında kullanılan 24 saatlik Holter EKG izlemi hangi durumlarda tercih edilir?
Dinlenme EKG'sinde şüpheli ST segment değişiklikleri olan, ancak fiziksel aktivite sırasında göğüs ağrısı veya çarpıntı tanımlayan çocuklarda 24 saatlik Holter EKG izlemi tercih edilir. Bu yöntem, gün içindeki fiziksel aktiviteler, uyku ve stres anlarındaki ST segment kaymalarını ve eşlik edebilecek ritim bozukluklarını (aritmi) kaydetmek için kullanılır.
Çocuklarda aort koarktasyonu (aort damarı daralması) olan hastalarda cerrahi öncesi ve sonrası EKG'deki ST segment ve T dalgası değişiklikleri ne kadar sürede geriler?
Ciddi aort koarktasyonu (aort damarı daralması) olan çocuklarda, sol karıncık üzerindeki yüksek basınç yükü nedeniyle sol göğüs derivasyonlarında ST segment çökmesi ve T dalgası tersliği görülür. Başarılı bir cerrahi veya balon anjiyoplasti sonrasında, sol karıncık kalınlığının azalmasına bağlı olarak EKG bulgularında 6 ila 12 ay içinde kademeli bir düzelme gözlenir.
Çocuklarda akut romatizmal ateş (ARA) karditi (kalp iltihabı) sırasında görülen ST segment değişiklikleri hangi diğer klinik ve laboratuvar kriterleri ile birlikte değerlendirilir?
Akut romatizmal ateş (ARA) karditinde ST segment değişiklikleri ve PR uzaması, Jones kriterlerine göre değerlendirilir. Bu EKG bulgularına sıklıkla yeni gelişen bir kalp üfürümü (kardit belirtisi), eklem ağrısı (artrit), yüksek ateş, yüksek eritrosit sedimantasyon hızı (ESH) ve pozitif ASO (antistreptolizin O) test sonuçları eşlik eder.
Çocuklarda EKG'de ST segment yükselmesi saptandığında acil serviste hangi durumlarda acil ekokardiyografi (EKO) ve pediatrik kardiyoloji konsültasyonu istenir?
ST segment yükselmesine şiddetli göğüs ağrısı, solunum sıkıntısı, tansiyon düşüklüğü (hipotansiyon), soğuk terleme veya senkop (bayılma) eşlik ediyorsa acil ekokardiyografi (EKO) istenir. Bu durum akut miyokardit, perikardit veya koroner arter anomalisi gibi hayati risk taşıyan durumların hızlıca ekarte edilmesi için gereklidir.
Çocuklarda spor öncesi yapılan taramalarda EKG'de saptanan ST segment çökmeleri veya yükselmeleri hangi durumlarda ileri tetkik (efor testi, kardiyak MR) gerektirir?
Sporcu çocuklarda EKG'de 1 mm'den fazla ST segment çökmesi, patolojik Q dalgaları veya T dalgası ters dönmesi saptandığında spor durdurularak ileri tetkik yapılır. Bu durumlarda gizli kalmış kardiyomiyopatileri veya koroner anomalileri dışlamak amacıyla efor testi (stres testi) ve kardiyak manyetik rezonans görüntüleme (MR) tetkikleri planlanır.
WhatsApp Online Randevu