Beyin pili olarak bilinen derin beyin stimülasyonu, ilerlemiş Parkinson hastalığı, esansiyel tremor, distoni ve tedaviye dirençli obsesif kompulsif bozukluk gibi hareket ve davranış bozukluklarında beynin belirli çekirdeklerine yerleştirilen ince elektrotlar aracılığıyla düşük voltajlı elektrik uyarısı verilerek anormal nöronal aktivitenin düzenlendiği ileri düzey bir nöroşirürjikal tedavi yöntemidir. Fransız nöroşirürjiyen Alim Louis Benabid tarafından 1987 yılında Grenoble'da ilk kez tarif edilen bu teknik, ilaç tedavisinden yeterli fayda göremeyen ya da ilaç yan etkileri nedeniyle günlük yaşamı ciddi şekilde kısıtlanan hastalarda titremeyi durdurmak, katılığı çözmek, istemsiz hareketleri azaltmak ve yaşam kalitesini yeniden inşa etmek amacıyla uygulanır. Cihazın geri döndürülebilir, ayarlanabilir ve iki taraflı güvenli olması, onu ablatif eski yöntemlerden ayıran temel özelliklerdir. Beyin ve Sinir Cerrahisi ekibi, stereotaktik planlama, mikroelektrot kaydı ve programlama süreçlerini bütünsel bir yaklaşımla yürüterek her hastanın nörolojik profiline özel bir tedavi haritası çıkarır.
Beyin Pili (DBS) Hakkında Genel Olarak Neler Bilinmelidir?
Derin beyin stimülasyonu, beynin derinlerinde yer alan ve hareketin düzenlenmesinden sorumlu olan subtalamik nükleus, globus pallidus interna veya talamusun ventral intermediate çekirdeği gibi küçük yapılar üzerinde yüksek frekanslı elektrik akımı kullanarak bozulmuş nöral devrelerin dengelenmesini amaçlar. Bu tedavi bir iyileştirme değil, semptom kontrolüne yönelik uzun vadeli bir modülasyon stratejisidir; hastalığın ilerlemesini durdurmaz ancak günlük hayatı zorlaştıran motor dalgalanmaları, tremoru ve diskineziyi belirgin biçimde azaltır. Sistem üç ana bileşenden oluşur: hedef nükleusa yerleştirilen kuadripolar ya da yönlendirilebilir çok kontaklı elektrot, boyun cildinin altından geçirilerek uzatılan bağlantı kablosu ve genellikle köprücük kemiği altına yerleştirilen bir kalp pili benzeri jeneratör.
Hasta için bilinmesi gereken temel unsurlardan biri, DBS'nin yalnızca bir ameliyattan ibaret olmadığıdır. Cerrahi sonrasında haftalar hatta aylar boyunca sürebilen bir programlama süreci başlar; her hastanın nörolojik yanıtına göre voltaj, frekans ve pulse genişliği bireysel olarak ayarlanır. Bu titiz ayar süreci sayesinde stimülasyon parametreleri en yüksek fayda ve en düşük yan etki dengesine kavuşturulur. Cerrah, nörolog ve programlama teknisyeninden oluşan çok disiplinli bir ekip çalışması bu tedavinin başarısında belirleyici rol oynar.
DBS uygulanacak hastanın preoperatif değerlendirmesi son derece kapsamlıdır. Motor Bozukluklar Cemiyeti (MDS) kılavuzları ve Parkinson hastaları için önerilen CAPSIT-PD protokolü doğrultusunda hareket bozukluğu skorlamaları, levodopa testi, nöropsikolojik değerlendirme, psikiyatrik konsültasyon ve yüksek çözünürlüklü manyetik rezonans görüntüleme yapılır. Bu süreç, adayın gerçekten bu tedaviden fayda görecek profilde olup olmadığını ortaya koyar ve olası risklerin öngörülmesini sağlar.
Beyin pili tedavisinin tarihsel gelişimi, aslında modern nöroşirürjinin ne kadar hızlı ilerlediğinin de bir kanıtıdır. Grenoble'da başlayan bu yolculuk, otuz yılı aşkın süredir kesintisiz süren klinik araştırmalar ve teknolojik yeniliklerle bugünkü olgun formuna ulaşmıştır. Dünya genelinde yüz elli binden fazla hastaya uygulanmış olan bu tedavi, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Avrupa Tıbbi Cihaz Yönetmeliği (MDR) ve Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış olup uzun dönem güvenlik ve etkinlik verileri sürekli olarak literatüre eklenmektedir. Hastaların beyin pili konusundaki en büyük kaygılarından biri kalıcı bir yabancı cismi vücutlarında taşımak fikridir; ancak kardiyak pacemaker sahibi milyonlarca insanın rutin yaşamlarını sürdürdüğü düşünüldüğünde, bu endişenin büyük ölçüde bilgi eksikliğinden kaynaklandığı görülür.
Beyin Pili Ne Anlama Gelir ve Çalışma Prensibi Nasıldır?
Beyin pili terimi halk arasında yaygın olarak kullanılsa da tıbbi karşılığı derin beyin stimülasyonudur ve kalpteki pacemaker mantığına benzer şekilde çalıştığı için bu adı almıştır. Sistemin temel prensibi, hastalıklı beyin devrelerinde ortaya çıkan patolojik yüksek frekanslı beta osilasyonlarını, dıştan verilen düzenli elektrik uyarılarıyla bastırmak ve devreyi yeniden fonksiyonel bir denge noktasına taşımaktır. Genellikle 130 hertz civarında bir stimülasyon frekansı tercih edilir çünkü bu değer hem tremor baskılamada hem de rijidite çözünürlüğünde en tutarlı klinik yanıtı sağlar; ancak esansiyel tremor, distoni veya obsesif kompulsif bozukluk gibi farklı endikasyonlarda bu frekans hedefe göre değişkenlik gösterebilir.
Stimülasyonun etki mekanizması yalnızca hedef nöronların baskılanmasıyla sınırlı değildir. Güncel bilimsel görüşe göre yüksek frekanslı elektrik akımı aynı anda hem lokal nöronal aktiviteyi baskılar hem de aksonal çıktıyı düzenler; böylece kortiko-bazal ganglion-talamo-kortikal döngüde bilgi akışı yeniden yapılandırılır. Bu nedenle DBS klasik bir yıkıcı yöntem olan talamotomi ya da pallidotomi gibi geri dönüşsüz bir müdahale değil, tam tersine ayarlanabilir ve tümüyle geri döndürülebilir bir nöromodülasyon uygulamasıdır.
Sistemin çalışması için jeneratörden çıkan darbeli akım, deri altından geçen uzatma kablosu yoluyla kafatası içindeki elektrotun kontaklarına ulaşır. Her kontak farklı bir anatomik alanı uyarabildiğinden, hastanın kliniğine göre en uygun kontak veya kontaklar seçilir. Modern yönlendirilebilir elektrotlarda akım belirli yönlere odaklanabilir, böylece yan etki alanları dışlanarak hedefin yalnızca istenen bölümü aktive edilir. Bu teknoloji özellikle konuşma bozukluğu ya da göz sapması gibi istenmeyen etkilerin önüne geçmede önemli bir dönüm noktası olmuştur.
Elektrotun çalışma prensibinde monopolar ve bipolar konfigürasyon seçenekleri, klinik pratikte farklı endikasyonlar için tercih edilir. Monopolar konfigürasyonda akım, aktif kontaktan çıkarak jeneratör kılıfına ulaşır ve daha geniş bir uyarı alanı oluşturur; bu yaklaşım özellikle stimülasyon eşiği yüksek hastalarda tercih edilir. Bipolar konfigürasyonda ise akım iki komşu kontak arasında sıkışık kalır ve daha odaklı bir alan yaratır; bu sayede yan etki potansiyeli minimize edilir. Cerrah ve nörologun elindeki bu esneklik, DBS'yi ablatif yöntemlerden ayıran en değerli özelliklerden biridir. Ayrıca son yıllarda geliştirilen sensing özellikli jeneratörler, hedef nükleustaki lokal alan potansiyellerini kayıt altına alarak hastalığın gerçek zamanlı elektrofizyolojik izlemine imkan vermekte ve bu bilgi programlama seanslarında değerli bir yol gösterici olmaktadır.
Beyin Pili Operasyonu Hangi Rahatsızlıklarda Tercih Edilir ve Kimler İçin Uygundur?
Derin beyin stimülasyonu için aday belirlemek, cerrahi başarının en kritik basamağıdır çünkü doğru hasta seçimi olmadan en mükemmel cerrahi teknik dahi beklenen fonksiyonel iyileşmeyi sağlayamaz. En klasik ve en yüksek düzeyde kanıta sahip endikasyon ilerlemiş idiyopatik Parkinson hastalığıdır; ancak burada da hastanın levodopaya belirgin yanıt vermesi, motor dalgalanmalar ve tepe doz diskinezileri yaşaması ve nöropsikiyatrik durumunun stabil olması aranır. Levodopa testinde motor skorda en az yüzde otuz iyileşme gösteren hastalar, cerrahi sonrasında da anlamlı yanıt vereceklerin en güçlü öngörücüsüdür.
Esansiyel tremor, DBS'nin belki de en dramatik sonuç verdiği ikinci klinik tablodur. İlaç tedavisine dirençli, iş yaşamını ve sosyal yaşamı ciddi şekilde etkileyen aksiyon tremoru olan hastalarda talamusun ventral intermediate çekirdeğinin uyarılması ile titremenin yüzde yetmiş ile doksan arasında baskılandığı gösterilmiştir. Distoni endikasyonu daha karmaşıktır; primer jeneralize distoni özellikle DYT1 gen mutasyonu taşıyıcılarında globus pallidus interna hedeflemesi ile üstün sonuçlar verirken sekonder distonilerde yanıt daha değişkendir.
Refrakter obsesif kompulsif bozukluk, Tourette sendromu, ilaca dirençli epilepsi ve tedaviye dirençli major depresyon gibi tablolar günümüzde belirli merkezlerde deneyimli ellerde uygulanmakta olup her biri farklı beyin hedeflerini gerektirmektedir. Uygunluk değerlendirmesinde yaş üst sınırı katı bir kural olmasa da genellikle yetmiş beş üzeri hastalarda kanama riski ve kognitif kayıp riski daha titiz değerlendirilir. Ciddi bunama, aktif psikoz, tedavi edilmemiş majör depresyon, kontrolsüz sistemik hastalık ve MR uyumsuz kalp pili gibi cihazlar ise mutlak veya göreceli kontrendikasyon oluşturur.
Beyin Pilinin Uygulandığı Başlıca Hastalıklar Nelerdir?
Parkinson hastalığı, DBS uygulamalarının kalbini oluşturmaktadır ve en yaygın hedeflenen iki nükleus subtalamik nükleus ile globus pallidus internadır. Subtalamik nükleus stimülasyonu, ilerlemiş Parkinson tedavisinde motor UPDRS-III skorlarında yüzde otuz ile altmış arasında iyileşme sağlar, levodopa dozunun ortalama yarı yarıya azaltılmasına imkan verir ve on-time süresini uzatarak hastanın günlük performansını belirgin biçimde artırır. Globus pallidus interna hedefi ise özellikle diskinezileri baskılamada üstünlük gösterir ve bilişsel yan etki profili STN'e göre daha güvenli kabul edilir.
Esansiyel tremor için VIM stimülasyonu, TETRAS skalasında tremor süresinde yüzde yetmiş ile doksan arasında azalma sağlar ve hastalar yıllardır yapamadıkları yazı yazma, bardak tutma, düğme ilikleme gibi ince motor becerileri operasyondan hemen sonra yeniden kazanabilir. Distonide GPi stimülasyonu, Burke-Fahn-Marsden Distoni Değerlendirme Skalasında yüzde elli ile yetmiş arasında iyileşme oranı ile aile bireylerinin dahi tanıyamayacağı ölçüde beden postürü değişiklikleri yaratır. Bu iyileşme özellikle çocukluk çağı DYT1 distonilerinde çok belirgindir.
Obsesif kompulsif bozuklukta anterior internal kapsül, Tourette sendromunda medial talamus ve globus pallidus, epilepside talamusun anterior çekirdeği (SANTE çalışmasının kanıt tabanını oluşturduğu bölge), kronik ağrıda ise periakuaduktal gri madde ve talamik somatosensoriyel çekirdekler hedef alınabilir. Tedaviye dirençli major depresyonda subgenual singulat korteks stimülasyonu araştırma aşamasında olup bazı merkezlerde umut verici sonuçlar bildirilmektedir. Uluslararası Antiepileptik Ligi (ILAE) ve Motor Bozukluklar Cemiyeti (MDS) kılavuzları, endikasyon spektrumunun genişlemesine paralel olarak sürekli güncellenmektedir.
Bu hastalıkların her birinin nöral devrelerdeki bozulmaları farklı olduğu için hedef nükleus seçimi, hastanın bireysel semptom paterni ve elektrofizyolojik profili doğrultusunda titizlikle belirlenir. Örneğin Parkinson hastasında rijidite ve bradikinezi ön plandaysa STN, diskineziler baskınsa GPi tercih edilebilir. Aynı şekilde esansiyel tremor hastasında baş tremoru dominant ise VIM hedefinin superior kısmı, el tremoru ön planda ise posterior subtalamik alan gibi alternatif hedefler değerlendirilebilir. Fokal ultrason talamotomisi ve gama knife pallidotomi gibi ablatif seçenekler, DBS'ye alternatif olarak özellikle tek taraflı tedavi arayan yaşlı hastalarda gündeme gelebilir; ancak geri döndürülemez oldukları için karar sürecinde büyük özen gerektirir. DBS'nin en büyük üstünlüğü, hastalık ilerledikçe programlama parametrelerinin yeniden ayarlanabilmesi ve iki taraflı güvenli uygulanabilmesidir.
Beyin Pili Ameliyatı Nasıl Gerçekleştirilir? Uyanık Cerrahi Tekniği ve İnce Detaylar Nelerdir?
Cerrahi süreç, hastanın stereotaktik çerçeveye yerleştirilmesi ile başlar. Klasik yöntemde Leksell veya CRW gibi bir stereotaktik çerçeve lokal anestezi altında hastanın başına takılır ve ardından yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi çekilerek daha önce elde edilmiş manyetik rezonans görüntüleri ile birleştirilir. Bu füzyon üzerinden AC-PC hattı (anterior komissür-posterior komissür) referans alınarak hedef koordinatlar hesaplanır ve elektrotun geçeceği güvenli trajektuar planlanır. Frameless sistemler ve robotik yardımlı platformlar (ROSA gibi) da giderek yaygınlaşmakta, işlem konforu ve hızı artırmaktadır.
Cerrahi mikroskop veya doğrudan doğruya milimetrik kılavuzlarla açılan yaklaşık on dört milimetrelik burr hole aracılığıyla mikroelektrot beyne indirilir. Uyanık cerrahi tekniğinde hasta bu aşamada tümüyle bilinci açık olup cerrah ve nörolog ile iletişim kurar. Mikroelektrot kayıt sırasında hedef çekirdeğe özgü elektrofizyolojik ateşleme paternleri dinlenerek anatomik hedefin fonksiyonel olarak doğrulanması sağlanır. Test stimülasyon aşamasında hastanın tremorunun durup durmadığı, rijiditesinin çözülüp çözülmediği ve parestezi, kas kasılması ya da göz sapması gibi yan etkilerin ortaya çıkıp çıkmadığı gözlenir. Bu canlı geri bildirim, ideal elektrot pozisyonunun belirlenmesinde altın standarttır.
Son yıllarda uyuyan hasta üzerinde intraoperatif MR veya BT ile doğrulama yapılarak gerçekleştirilen "asleep DBS" tekniği hızla yaygınlaşmakta ve özellikle yönlendirilebilir elektrot teknolojileri ile birleştiğinde uyanık cerrahi ile benzer başarı oranları bildirilmektedir. Elektrot yerleşimi tamamlandıktan sonra fiksasyon yapılır, uzatma kablosu subkütan tünel açılarak boyundan aşağı indirilir ve klavikula altındaki cebe yerleştirilen jeneratöre bağlanır. Bilateral cerrahi genellikle dört ile altı saat sürer ve hasta yaklaşık iki ile dört gün hastanede kalır.
Cerrahi süreçle ilişkili komplikasyon oranları, deneyimli merkezlerde oldukça düşük tutulabilmekle birlikte hastanın bilinçli onam süreci için doğru şekilde aktarılmalıdır. İntrakraniyal kanama riski yaklaşık yüzde bir ile iki arasında bildirilmekte olup bunların yaklaşık yarısı asemptomatik seyreder ve görüntüleme ile fark edilir. Cerrahi alan enfeksiyonu ihtimali yüzde üç ile beş civarındadır ve genellikle antibiyotik tedavisi ile aşılamadığında sistemin çıkarılıp bir süre sonra yeniden yerleştirilmesi gerekir. Elektrot göçü, uzatma kablosu kopması, jeneratör kutu erozyonu ve pil ömrünün erken tükenmesi gibi teknik komplikasyonlar da nadir görülür. Davranışsal yan etkiler arasında Parkinson hastalarında ortaya çıkabilen dopamin disregülasyon sendromu, subtalamik nükleus stimülasyonu sonrası nadiren gözlenen hafif depresif veya manik durumlar sayılabilir; bu nedenle preoperatif psikiyatrik değerlendirme ve postoperatif düzenli takip vazgeçilmezdir.
Beyin Pili Ameliyatının Ardından İyileşme ve Cihaz Ayarlama Aşaması Nasıl İlerler?
Ameliyat sonrası ilk günlerde hastanın nörolojik durumu yakından izlenir, kontrol görüntülemesi ile elektrot pozisyonu ve olası kanama varlığı değerlendirilir. İlginç bir şekilde birçok hasta jeneratör henüz açılmadan bile hafif bir iyileşme yaşar; bu duruma mikrolezyon etkisi denir ve elektrotun geçtiği güzergahtaki geçici doku ödeminden kaynaklanır. Bu etki genellikle iki ile dört hafta içinde kaybolur ve ardından programlama süreci resmi olarak başlar. Bu bekleme süresi, kalıcı stimülasyon parametrelerinin dokunun oturmuş, gerçek anatomik pozisyonda değerlendirilmesini sağlamak için gereklidir.
Programlama ilk seansta genellikle her kontak tek tek test edilir. Voltaj kademeli olarak artırılır, klinik yanıt ve yan etki eşikleri kayıt altına alınır. Amplitüd, frekans, pulse genişliği ve monopolar ya da bipolar konfigürasyon seçenekleri hastanın semptom profiline göre optimize edilir. Bu seanslar başlangıçta iki ile dört hafta arayla yapılır, ardından aylık ve sonrasında altı aylık periyotlarla stabilize edilir. Tam terapötik yanıt bazı hastalarda ilk ayda elde edilirken, distoni gibi cevabın gecikmeli olduğu tablolarda üç ile altı ay hatta bir yıl sabır gerektirebilir.
İyileşme yalnızca teknik bir süreç değil aynı zamanda psikososyal bir uyum sürecidir. Uzun yıllardır tremor veya rijidite ile yaşamış hastalar aniden semptomsuz kaldıklarında yeni beden imajlarına, sosyal rollerine ve iş yaşamlarına adapte olmak için desteklenmelidir. Fizyoterapi, konuşma terapisi ve psikoterapötik destek ekip yaklaşımının vazgeçilmez parçalarıdır. Aile eğitimi de kritik bir bileşendir çünkü hastaların yakınları jeneratörün açılıp kapatılması, şarj edilmesi ve olağandışı belirtilerin fark edilmesi konusunda bilinçlendirilmelidir.
Beyin Pili Türleri Nelerdir? Şarjlı ve Şarjsız Modeller Arasında Ne Fark Vardır?
Günümüzde piyasada yer alan başlıca üç üretici Medtronic, Boston Scientific ve Abbott olup her biri kendi elektrot, uzatma kablosu ve jeneratör sistemlerini geliştirmiştir. Medtronic Activa ve Percept serileri, Boston Scientific Vercise Genus ve Cartesia, Abbott Infinity ve Proclaim ailesi klinik pratikte en yaygın kullanılan sistemlerdir. Bu sistemler kendi içinde şarjlı ve şarjsız jeneratör seçenekleri sunar. Şarjsız modellerde jeneratörün pil ömrü kullanılan enerjiye göre üç ile beş yıl arasında değişir ve süre dolduğunda küçük bir cerrahi girişimle jeneratör değiştirilir. Şarjlı modellerde ise pil ömrü on beş yıla kadar uzayabilir ancak hastanın haftalık düzenli şarj yapması gerekir.
Şarj süreci hastanın cildine yerleştirilen bir bobin aracılığıyla indüksiyon yoluyla gerçekleşir ve genellikle otuz dakika ile iki saat arasında sürer. Kimi hastalar bu ritmi ev rutinlerine kolayca entegre ederken, bilişsel gerileme yaşayan ya da yalnız yaşayan yaşlı hastalarda şarjsız modeller daha güvenilir bir seçim olabilir. Şarjlı sistemlerin sağladığı en büyük avantaj, jeneratör değişimi cerrahilerinin sıklığını dramatik biçimde azaltmasıdır ve bu durum enfeksiyon riskini de kümülatif olarak düşürür.
Yönlendirilebilir elektrot teknolojisi ile birlikte gelen segmentli kontak sistemleri, akımın belirli yönlere odaklanmasına imkan tanır. Böylece hedef çekirdek içinde en yüksek terapötik yanıtın alınacağı bölge seçilirken piramidal traktus veya medial lemniskus gibi komşu yapılar korunur. Adaptive DBS (aDBS) adı verilen kapalı devre teknoloji ise beynin lokal alan potansiyellerini algılayarak stimülasyon parametrelerini gerçek zamanlı olarak otomatik biçimde ayarlar. Bu yeni nesil sistemler, özellikle Parkinson hastalığında motor dalgalanmalara dinamik yanıt verebilme kapasitesi ile geleceğin en umut vaat eden gelişmesi olarak öne çıkmaktadır.
Beyin Pili Taşıyan Hastaların Günlük Yaşamında MR, Güvenlik Kapıları ve Elektronik Cihazlarla İlgili Nelere Dikkat Etmesi Gerekir?
DBS taşıyan bir hasta, cihazının varlığından ötürü modern yaşamın manyetik ve elektromanyetik alanları ile karşılaşırken bazı özel önlemleri bilmek zorundadır. En sık sorulan konu manyetik rezonans görüntülemedir. Yeni nesil MR-uyumlu sistemler belirli koşullar altında 1.5 Tesla ve giderek artan sayıda 3 Tesla makinelerde çekim yapılmasına izin verir; ancak bu izin cihazın modeline, jeneratörün konumuna, elektrot kablolarının bütünlüğüne ve MR sekansına bağlıdır. Hasta MR çekimi öncesinde mutlaka takip eden nörologuna danışmalı, cihaz kimlik kartını göstermeli ve stimülasyonun MR uyumlu moda alınmasını sağlamalıdır. Aksi halde nadiren de olsa doku ısınması, elektrot hasarı ve nörolojik sekel riskleri gündeme gelebilir.
Havalimanı, alışveriş merkezi ve kamu binalarındaki güvenlik kapıları ile el detektörleri genellikle cihaza zarar vermez ancak kısa süreli bir stimülasyon dalgalanmasına yol açabilir. Hastaların bu kapılardan geçerken tereddüt etmemesi, cihaz taşıdığını belirten kimlik kartlarını görevlilere göstermesi ve el detektörlerinin jeneratör bölgesine uzun süre tutulmamasını rica etmesi önerilir. Diyatermi, elektrokoter, radyoterapi ve litotripsi gibi tıbbi girişimler ise özel dikkat gerektirir ve hastanın tedavi eden hekimini bilgilendirmesi mutlaka şarttır. Elektrokoter yerine bipolar koter tercih edilmesi, cihaz geçici olarak kapatılması gibi önlemler standart uygulamalardır.
Günlük hayatta cep telefonu, mikrodalga fırın, indüksiyonlu ocak, elektrikli battaniye ve kablosuz kulaklık gibi cihazların DBS sistemine anlamlı bir etkisi olmadığı gösterilmiştir; ancak jeneratör bölgesinin yakınına doğrudan güçlü mıknatıs veya endüksiyonlu ısıtıcı yerleştirmekten kaçınılmalıdır. Diş hekimi ziyaretlerinde ultrasonik temizleyicilerin varlığı bildirilmeli, kaynak makineleri ve yüksek gerilim hatları gibi endüstriyel ortamlardan uzak durulmalıdır. Hastaların spor yapması, yüzmesi, araba kullanması ve seyahat etmesi tümüyle mümkündür; DBS sistemi doğru kullanıldığında yaşamı kısıtlayan değil, tam tersine yaşamı genişleten bir teknolojidir. Beyin ve Sinir Cerrahisi ekibi, hasta ve yakınlarına verilen ayrıntılı eğitim, düzenli programlama seansları ve yedi gün yirmi dört saat ulaşılabilir teknik destek ile bu ileri teknoloji tedavinin her aşamasında güvenli bir kılavuz olmayı ilke edinmiştir.
Bilgilendirme: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hekim muayenesi, tanı veya tedavi yerine geçmez. Derin beyin stimülasyonu ile ilgili karar süreci; nörolojik muayene, ileri görüntüleme, nöropsikolojik değerlendirme ve multidisipliner konsey görüşü gerektirir. Bireysel durumunuz için mutlaka bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına başvurunuz.