Parkinson hastalığı, beyinde hareketlerimizi kontrol eden hücrelerin zamanla azalmasıyla ortaya çıkan, vücuttaki hareket kabiliyetini yavaşlatan ve titremelere yol açan kronik, yani uzun süreli bir sinir sistemi hastalığıdır. Beyindeki dopamin adı verilen ve sinir hücreleri arasında haberleşmeyi sağlayan kimyasal maddenin eksilmesiyle başlar. Genellikle yavaş ilerleyen bir süreçtir ve belirtiler yıllar içinde belirginleşir.
Kimlerde Görülür?
Parkinson hastalığı genellikle 60 yaş üzerindeki kişilerde daha sık görülür ancak nadir de olsa 40 yaş altı genç yetişkinlerde de ortaya çıkabilir. Erkeklerde kadınlara göre biraz daha fazla görüldüğü gözlemlenmiştir. Hastalığın tam olarak neden başladığı henüz tam olarak çözülememiş olsa da, genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin bir birleşimi olduğu düşünülmektedir. Ailesinde Parkinson hastası olan kişilerde bu durumun görülme ihtimali, ailesinde hiç olmayanlara kıyasla bir miktar daha yüksektir. Ayrıca kırsal bölgelerde yaşayan, tarım ilaçlarına veya bazı ağır metallere uzun süre maruz kalan kişilerde riskin bir miktar arttığına dair araştırmalar bulunmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki, bu risk faktörlerine sahip olmak hastalığın kesin olarak görüleceği anlamına gelmez.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Parkinson hastalığının belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterir ve genellikle vücudun tek tarafında başlar. En bilinen belirti istirahat halindeyken görülen titremelerdir. Kişi elini veya ayağını hareket ettirmediği zamanlarda titreme başlar, hareket ettiğinde ise durabilir. Bir diğer yaygın belirti hareketlerde yavaşlamadır (bradikinezi). Kişi günlük işlerini yaparken (giyinmek, yemek yemek, yürümek) eskiye nazaran çok daha ağır hareket ettiğini fark eder. Kaslarda sertlik ve katılık hissi de oldukça yaygındır; bu durum eklemleri hareket ettirirken kişiye zorluk çıkarır ve bazen ağrıya yol açar. Yürürken kolların sallanmaması, yüz ifadesinde donukluk (maske yüz), yazı yazarken el yazısının küçülmesi ve sesin giderek kısılması gibi durumlar da hastalığın önemli sinyalleridir. Denge problemleri ve sık sık öne doğru eğik yürüme ihtiyacı da ileri dönemlerde ortaya çıkabilir.
Tanı Nasıl Konulur?
Parkinson hastalığını gösteren tek bir kan testi veya röntgen çekimi bulunmamaktadır. Tanı, büyük oranda deneyimli bir nöroloji uzmanının klinik muayenesiyle konulur. Doktorunuz, yaşadığınız şikayetleri detaylıca dinler ve nörolojik bir muayene yapar. Bu muayene sırasında hareketlerinizin akıcılığı, titremeleriniz, kas sertliğiniz ve refleksleriniz kontrol edilir. Eğer doktorunuz gerek duyarsa, beyin yapısını görmek ve benzer belirtilere yol açabilecek diğer hastalıkları (tümörler veya damar tıkanıklıkları gibi) elemek için MR (manyetik rezonans görüntüleme) gibi görüntüleme yöntemlerine başvurabilir. Bazen Parkinson tanısını kesinleştirmek için belirli bir süre gözlem yapmak gerekebilir; çünkü belirtiler başka hastalıklarla benzerlik gösterebilir. Hastalığın seyri ve tedaviye verdiğiniz yanıt, teşhisin doğrulanmasında en önemli rehberdir.
Komplikasyonlar Nelerdir?
Parkinson hastalığı ilerledikçe vücutta bazı ikincil sorunlar ortaya çıkabilir. Yutma güçlüğü, boğazda takılma hissi veya yutkunma zorluğu yaşanabilir. Buna bağlı olarak beslenme düzeni değişebilir veya kilo kaybı görülebilir. Uyku bozuklukları, gece uyanmaları ve canlı rüyalar hastaların sıkça dile getirdiği sorunlardandır. Tansiyon oynamaları, yani özellikle ayağa kalkınca görülen ani tansiyon düşmeleri baş dönmesine ve düşmelere neden olabilir. Koku alma duyusunda azalma, kabızlık gibi sindirim sistemi sorunları ve idrar kaçırma gibi problemler de sürecin bir parçası olabilir. Ayrıca hastalık ilerledikçe depresyon, kaygı bozukluğu veya unutkanlık gibi bilişsel süreçleri etkileyen durumlar da eşlik edebilir. Tüm bu komplikasyonların yönetimi, yaşam kalitesini korumak için en az ana hastalığın tedavisi kadar değerlidir.
Nasıl Bulaşır, Nereden Bulaşır?
Parkinson hastalığı bulaşıcı bir hastalık değildir. Başka bir kişiden, çevreden, yiyeceklerden veya herhangi bir virüs ya da bakteri yoluyla size geçmesi mümkün değildir. Bu hastalık tamamen kişinin kendi vücudundaki sinir hücrelerinin zamanla fonksiyonunu kaybetmesiyle, yani dejeneratif bir süreçle ortaya çıkar. Bulaşıcı olmadığı için toplum içinde bulunmaktan, sosyal ilişkilerden veya ev ortamından korkmanıza gerek yoktur. Genetik geçişli formları olsa da, bu durum bir enfeksiyon değil, hücrelerin yapısındaki veya çalışma düzenindeki bir değişikliktir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Eğer elinizde, ayağınızda veya çenenizde istirahat halindeyken titreme fark ediyorsanız, bir nöroloji uzmanına görünmelisiniz. Hareketlerinizin yavaşladığını, düğme iliklemek gibi basit işleri yaparken zorlandığınızı veya yürürken dengenizin bozulduğunu hissediyorsanız beklemeyin. Yazınızın küçüldüğünü fark etmek veya ses tonunuzun eskisi kadar güçlü olmadığını çevrenizdekilerin söylemesi de önemli ipuçlarıdır. Kaslarınızda açıklayamadığınız bir sertlik veya ağrı varsa, günlük aktiviteleriniz kısıtlanmaya başladıysa, erken aşamada bir hekimin değerlendirmesi sürecin yönetimi açısından büyük avantaj sağlar. Erken teşhis, belirtilerin kontrol altına alınması ve yaşam kalitenizin korunması için oldukça önemlidir.
Son Değerlendirme
Parkinson hastalığı, yönetilebilir bir süreçtir. Günümüzde kullanılan ilaçlar ve destekleyici tedaviler sayesinde hastaların büyük bir kısmı uzun yıllar boyunca günlük yaşamlarını sürdürebilmektedir. Önemli olan, belirtileri erkenden fark edip bir nöroloji uzmanı ile iş birliği içinde olmaktır. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve doktorunuzun önerdiği tedavi planına sadık kalmak, bu hastalıkla birlikte kaliteli bir yaşam sürmenin anahtarıdır. Unutmayın ki her hasta kendine özeldir ve tedavi planı da kişiye göre şekillendirilir.
Bilgilendirme: Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; doktor muayenesi, tanı veya tedavinin yerini tutmaz. Sağlığınızla ilgili kararlar için bir uzman hekime danışın.







