Avasküler nekroz (avn), kemiğe giden kan akımının azalması ya da tamamen durması sonucu kemik dokusunun beslenememesi ve zamanla canlılığını yitirmesi durumudur. Tıbbi literatürde osteonekroz olarak da adlandırılan bu tablo, en sık kalça ekleminde yer alan uyluk kemiğinin baş kısmında görülür. Ancak diz, omuz, ayak bileği, el bileği ve çene kemiği gibi farklı bölgelerde de ortaya çıkabilir. Sinsi bir başlangıç göstermesi nedeniyle erken dönemde fark edilmesi her zaman kolay olmayabilir.
Kemik dokusu canlı bir yapı olup sürekli kan dolaşımına ihtiyaç duyar. Damarlardan gelen oksijen ve besin maddelerinin kesilmesi, kemik hücrelerinin yavaş yavaş ölmesine yol açar. Süreç ilerledikçe kemik yüzeyi düzensizleşir, eklem kıkırdağı zarar görür ve hareketle birlikte ağrı belirginleşir. Tedavi edilmeyen tablolarda eklem yapısı bozulabilir, kişinin günlük yaşam aktiviteleri belirgin biçimde kısıtlanabilir. Bu nedenle avasküler nekroz, ortopedi pratiğinde erken tanı ve doğru takip gerektiren önemli bir hastalık grubudur.
Kimlerde Görülür?
Avasküler nekroz her yaş grubunda görülebilmekle birlikte, sıklıkla 30 ile 60 yaş arasındaki bireylerde karşılaşılan bir tablodur. Erkeklerde kadınlara oranla daha sık ortaya çıktığı bilinmektedir. Özellikle kalça kemiğinin başını tutan formlar, aktif iş yaşamı süren ve hareketli olan yetişkinlerde belirgin biçimde sık görülür. Bu durum, hastalığın yalnızca yaşlılığa bağlı bir sorun olmadığını, genç yetişkinlerin de risk altında bulunduğunu gösterir.
Belirli meslek grupları ve yaşam alışkanlıkları, avn açısından risk düzeyini artırabilir. Uzun süre yüksek doz kortizon kullananlar, düzenli ve fazla miktarda alkol tüketenler, dalgıçlar ve basınç değişikliklerine sık maruz kalan kişiler bu grupta öne çıkar. Bunun yanı sıra organ nakli olan bireyler, uzun süreli kemoterapi gören hastalar ve bazı otoimmün hastalıklar nedeniyle ilaç kullanan kişiler de risk altındadır. Yaşam tarzı ile ilgili bu etkenler, hastalığın oluşmasında belirleyici unsurdur.
Çocukluk çağında görülen formlar ise farklı bir grup oluşturur. Özellikle kalçada ortaya çıkan ve Legg-Calve-Perthes hastalığı olarak bilinen tablo, çocuklarda kemik başının beslenmesinin geçici biçimde bozulmasıyla ilişkilidir. Bu durum genellikle 4 ile 10 yaş arasındaki çocuklarda görülür ve büyüme dönemine özgü bir mekanizmaya sahiptir. Ailede benzer hastalık öyküsü bulunan bireylerde, genetik yatkınlığın da süreçte rol oynayabileceği düşünülmektedir.
Travma sonrası gelişen avasküler nekroz ise farklı bir hasta profiline işaret eder. Kalça çıkığı, uyluk kemiği kırığı, omuz çıkığı veya bilek kırığı geçirmiş kişilerde, kemik beslenmesinin uzun vadede bozulması söz konusu olabilir. Bu nedenle ciddi ortopedik yaralanma öyküsü bulunan bireylerin yıllar içinde belirli aralıklarla takip edilmesi, riskin erken dönemde fark edilmesine katkı sağlar.
Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Avasküler nekrozun en belirgin belirtisi, etkilenen eklem bölgesinde ortaya çıkan ağrıdır. Hastalığın ilk evrelerinde ağrı hafif, zaman zaman ortaya çıkan ve dinlenmeyle azalan nitelikte olabilir. Özellikle kalça tutulumunda ağrı kasıkta, uyluk ön bölgesinde veya kalçanın yan tarafında hissedilir. Bazı hastalarda diz bölgesine yansıyan ağrı tablosu görülür ve bu durum tanı sürecinde yanıltıcı olabilir.
Hastalık ilerledikçe ağrının karakteri değişmeye başlar. Önceleri yalnızca yük binmesiyle ortaya çıkan ağrı, zamanla istirahatte ve geceleri de hissedilir hale gelir. Hareketle birlikte artış göstermesi, merdiven çıkma, uzun süre ayakta kalma ya da yürüme gibi aktivitelerle belirginleşmesi tipiktir. Bazı hastalar, sabah saatlerinde tutukluk yaşadığını ve eklemi rahat hareket ettirebilmek için belirli bir ısınma süresine ihtiyaç duyduğunu ifade eder.
Eklem hareket aralığında giderek artan kısıtlılık, hastalığın ilerlediğine işaret eden önemli bulgular arasındadır. Kalça eklemi tutulumlarında bacağı içe veya dışa döndürme zorlaşır, çorap giyme, ayakkabı bağlama gibi gündelik hareketler kişi için yorucu hale gelebilir. Omuzdaki tutulumlarda kolu yukarı kaldırma kısıtlanırken, dizde gelişen formlarda diz çökme ya da çömelme gibi hareketler zorlaşır. Bu hareket kayıpları yaşam kalitesini doğrudan etkiler.
- Etkilenen eklemde başlangıçta yük binmesiyle artan ağrı
- Zamanla istirahatte ve geceleri de devam eden ağrı
- Eklem hareket açıklığında giderek artan kısıtlılık
- Yürüyüşte aksama, topallama ve denge sorunları
- Uzun süre ayakta kalmakta ve merdiven çıkmakta zorlanma
İleri evrelerde eklem yüzeyinde çökme meydana geldiğinde, kişi yürürken belirgin bir aksama yaşayabilir. Kalçada gelişen çökmeler bacak boyunda gözle görülür kısalmaya yol açabilir. Eklem içinde sıvı birikimi, krepitasyon adı verilen sürtünme sesleri ve eklemde belirgin şişlik gibi bulgular da bu dönemde tabloya eşlik edebilir. Tüm bu belirtiler kişinin günlük yaşamını ciddi düzeyde etkileyen sonuçlar doğurabilir.
Nedenleri Nelerdir?
Avasküler nekrozun temelinde kemik dokusuna giden kan akımının bozulması yatar. Bu bozulmanın altında pek çok farklı mekanizma yer alabilir. Damar duvarındaki zedelenmeler, küçük damarların tıkanması, kanın pıhtılaşma eğiliminin artması ya da yağ embolisi adı verilen mikroskobik tıkanıklıklar bu süreçlerin başında gelir. Bazı vakalarda birden fazla mekanizmanın bir arada bulunduğu, bu nedenle hastalığın çok faktörlü bir tablo olarak değerlendirildiği bilinmektedir.
Travma kaynaklı nedenler en sık karşılaşılan grupları oluşturur. Uyluk kemiği boynunun kırılması, kalça çıkığı, omuz çıkığı veya bilek kemiği kırıkları, ilgili bölgedeki damar yapılarını doğrudan zedeleyebilir. Bu tür yaralanmalardan sonra kemik başının beslenmesi aylar, hatta yıllar içinde bozulabilir. Kemik iyileşmesi tamamlanmış olsa bile damar yapısı tam olarak onarılamadığında, geç dönemde avasküler nekroz tablosu gelişebilir.
Travma dışı nedenler arasında uzun süreli kortizon kullanımı önemli bir yer tutar. Astım, romatoid artrit, lupus gibi pek çok kronik hastalığın yönetiminde gerekli olan bu ilaçlar, uzun vadede ve yüksek dozlarda kullanıldığında kemik dolaşımını olumsuz etkileyebilir. Düzenli ve aşırı alkol tüketimi de benzer biçimde yağ metabolizmasını bozarak küçük damarlarda tıkanıklıklara zemin hazırlar. Bu iki etken, travma dışı avn nedenleri arasında en sık karşılaşılan grupları oluşturur.
- Kalça veya omuz bölgesindeki ciddi kırık ve çıkıklar
- Uzun süreli ve yüksek doz kortizon kullanımı
- Düzenli ve aşırı alkol tüketimi
- Orak hücreli anemi gibi kan hastalıkları
- Dalgıçlarda görülen dekompresyon hastalığı
- Radyoterapi ve kemoterapi sonrası dolaşım bozuklukları
Bunların dışında orak hücreli anemi, Gaucher hastalığı, lupus, antifosfolipid sendromu gibi pek çok sistemik hastalık da süreçte rol oynayabilir. Organ nakli sonrasında kullanılan bağışıklık baskılayıcı ilaçlar, radyoterapi gören bölgelerdeki damar değişiklikleri, ileri derecede yüksek kolesterol değerleri ve bazı pıhtılaşma bozuklukları da avasküler nekroz açısından risk oluşturur. Bütün bu etkenler bir araya geldiğinde hastalığın gelişme olasılığı belirgin biçimde artar.
Tanı Nasıl Konulur?
Avasküler nekroz tanısı, ayrıntılı bir hasta öyküsü ve dikkatli bir fizik muayene ile başlar. Hekim, ağrının ne zaman başladığını, hangi hareketlerle arttığını, gece uyandırıp uyandırmadığını ve günlük yaşama olan etkisini ayrıntılı biçimde sorgular. Daha önce geçirilmiş travmalar, kullanılan ilaçlar, alkol tüketim alışkanlıkları ve eşlik eden kronik hastalıklar değerlendirilir. Bu sorgulama, hastalığın olası nedenlerine ilişkin önemli ipuçları sağlar.
Fizik muayene sırasında etkilenen eklemin hareket açıklığı, ağrının ortaya çıktığı pozisyonlar, kasların durumu ve yürüyüş biçimi değerlendirilir. Kalça tutulumlarında belirli rotasyon hareketleri sırasında ağrının belirginleşmesi, klinik açıdan yol gösterici olabilir. Ancak tek başına muayene bulguları, hastalığın evresini netleştirmek için yeterli olmayabilir. Bu nedenle görüntüleme yöntemleri tanı sürecinin temel basamağını oluşturur.
Düz röntgen incelemesi genellikle ilk başvurulan görüntüleme yöntemidir. Erken evrelerde röntgen bulguları normal görünebilir; ancak ilerlemiş hastalıkta kemik yoğunluğunda değişiklikler, eklem yüzeyinde düzleşme veya çökme gözlenebilir. Manyetik rezonans görüntüleme (mr) ise erken dönem avasküler nekroz tanısında en duyarlı yöntem olarak kabul edilir. Mr ile kemik içindeki ödem, beslenme bozukluğu ve nekroz alanları ayrıntılı biçimde değerlendirilebilir.
Bazı vakalarda ek olarak bilgisayarlı tomografi, kemik sintigrafisi ve laboratuvar tetkikleri istenebilir. Kemik sintigrafisi, kemik metabolizmasındaki değişiklikleri yansıtarak hastalığın yaygınlığı hakkında bilgi verir. Kan testleri ise altta yatan pıhtılaşma bozukluğu, kolesterol yüksekliği, otoimmün hastalık ya da hormonal düzensizlikleri ortaya koymaya katkı sağlar. Tüm bu veriler birlikte yorumlandığında, hem kesin tanı sağlanır hem de tedavi planı kişiye özel olarak belirlenir.
Komplikasyonlar Nelerdir?
Avasküler nekroz erken dönemde fark edilemediğinde, kemik dokusundaki bozulma ilerleyici bir seyir kazanabilir. Bu süreçte en sık karşılaşılan komplikasyon, eklem yüzeyinde çökme gelişmesidir. Özellikle kalçada uyluk kemiği başının küresel yapısı bozulur ve eklem hareketi sırasında sürtünme artar. Çökmüş eklem yüzeyi, kıkırdak dokusunun da hızla yıpranmasına neden olur ve kalıcı eklem hasarına zemin hazırlar.
İlerleyen evrelerde eklemde erken yaşta osteoartrit, yani kireçlenme tablosu gelişebilir. Bu durum, kişinin yaşına göre beklenenden çok daha erken dönemde ciddi eklem ağrısı ve hareket kısıtlılığı yaşamasına yol açar. Genç yetişkinlerde gelişen avasküler nekrozun en önemli sonuçlarından biri, ilerleyen yıllarda eklem koruyucu cerrahi veya protez gibi girişimlerin gündeme gelmesidir. Bu durum, kişinin uzun yıllar boyunca cerrahi takip altında kalmasını gerektirebilir.
Tedavi sürecinde gecikme yaşandığında, eklem etrafındaki kasların güç kaybı belirgin hale gelir. Ağrı nedeniyle ekstremitenin daha az kullanılması, kas erimesine ve dengesizliklere yol açar. Bunun sonucunda yürüyüş bozuklukları ortaya çıkar; bel, diz veya karşı kalça eklemine binen yük artar. Uzun vadede bu durum, yalnızca etkilenen ekleme değil, hareket sisteminin diğer parçalarına da zarar verebilir.
Cerrahi tedavi gerektiren ileri vakalarda, protez uygulamaları sonrasında da bazı sorunlar gelişebilir. Enfeksiyon, gevşeme, çıkık ve protez ömrünün kısalması bu olası sonuçlar arasındadır. Genç hastalarda protezin uzun vadede yenilenmesi gerekebilir. Bu nedenle avasküler nekrozun erken dönemde tanınması ve uygun yaklaşımlarla yönetilmesi, ileride yaşanabilecek komplikasyonların önlenmesi açısından büyük önem taşır.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Kalça, kasık, diz, omuz veya bilek gibi eklem bölgelerinde nedeni açıklanamayan, birkaç hafta içinde geçmeyen bir ağrı yaşıyorsanız mutlaka bir hekime başvurmalısınız. Özellikle hareketle artan, geceleri uyandıran ve istirahatle tam olarak geçmeyen ağrılar, altta yatan bir eklem sorununa işaret edebilir. Erken dönemde fark edilen avasküler nekroz tablolarında, eklem yüzeyini koruyucu yaklaşımların başarısı belirgin biçimde yüksektir.
Daha önce uzun süreli kortizon kullanmış, organ nakli geçirmiş, ciddi kalça veya omuz yaralanması yaşamış ya da düzenli yüksek miktarda alkol tüketen bireyseniz, ortaya çıkan eklem ağrılarını hafife almamalısınız. Risk grubunda olduğunuzu biliyorsanız, hafif bir rahatsızlık dahi ortopedi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Yıllık kontroller ve gerekli görüldüğünde yapılan mr incelemeleri, hastalığın sessiz seyrettiği erken dönemlerde fark edilmesine katkı sağlar.
Yürürken aksama, eklem hareketlerinde kısıtlılık, bacak boyunda kısalma hissi ya da omuz, diz gibi eklemlerde belirgin güç kaybı yaşıyorsanız, durumu erteleme eğilimine girmemelisiniz. Bu tür belirtiler, hastalığın ilerlemiş bir evrede olduğunu düşündürebilir. Tanının ne kadar erken konulduğu, hangi yaklaşımların uygulanabileceğini ve sonuçların ne ölçüde olumlu olacağını doğrudan etkiler. Gecikmiş başvurular, eklem koruyucu seçeneklerin azalmasına neden olabilir.
Son Değerlendirme
Avasküler nekroz, kemiğe giden kan akımının bozulmasıyla başlayan ve zamanla eklem yapısını etkileyebilen önemli bir tablodur. Hastalık çoğunlukla sinsi bir başlangıç gösterir ve erken evrede yalnızca hafif ağrı ile kendini belli edebilir. Ancak süreç ilerledikçe eklem yüzeyinde çökme, hareket kısıtlılığı ve yaşam kalitesinde belirgin düşüş söz konusu olabilir. Bu nedenle risk taşıyan bireylerin belirtileri ciddiye alması, uygun görüntüleme yöntemleriyle değerlendirme alması ve hekim takibine düzenli olarak devam etmesi büyük önem taşır.
Koru Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, avasküler nekroz (avn) gibi tabloların yönetiminde ileri görüntüleme yöntemlerini, güncel yaklaşımları ve bütüncül bir bakış açısını birlikte kullanır. Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa deneyimli ekibimizden değerlendirme alarak süreci doğru adımlarla başlatabilirsiniz.
Bilgilendirme: Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi yerine geçmez. Tanı ve tedavi süreçleri kişiye özel olarak belirlenir. Şikayetleriniz için mutlaka uzman bir hekime başvurunuz.









