Çocuk Endokrinolojisi

Yenidoğanda Hipofiz Yetmezliği Taraması

Çocuklarda Hipofiz Yetmezliği Süreci ve Neonatal Tarama ve Erken, erken tanınması durumunda izlem süreci daha rahat yürütülebilen bir hastalıktır.

Yenidoğan döneminde uygulanan tarama programları, doğumdan sonraki ilk günlerde fark edilmesi güç olan birçok endokrin ve metabolik sorunun erken aşamada saptanmasına olanak tanımaktadır. Bu programların önemli bir bileşenini hipofiz bezi işlev bozukluklarının değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Hipofiz, beyin tabanında yer alan küçük bir bez olmasına karşın büyüme, metabolizma, su-tuz dengesi, vücut ısısının düzenlenmesi ve cinsel gelişim gibi çok sayıda yaşamsal sürecin yönetiminde merkezi bir rol üstlenmektedir. Yenidoğanda hipofiz yetmezliğinin geç tanınması; hipoglisemi, uzamış sarılık, beslenme güçlüğü ve büyüme geriliği gibi ciddi sonuçlara yol açabildiğinden, tarama ve klinik değerlendirme süreci titizlikle yürütülmektedir.

Hipofiz yetmezliği, bezin bir veya birden fazla hormonu yeterli düzeyde üretememesi durumunu ifade etmektedir. Bebeklik döneminde tablo, izole bir hormon eksikliği biçiminde ortaya çıkabildiği gibi büyüme hormonu, tiroid uyarıcı hormon, adrenokortikotropik hormon, gonadotropinler ve antidiüretik hormon gibi farklı hormon eksikliklerinin birlikte görüldüğü çoklu hipofiz hormon yetmezliği biçiminde de gözlenebilmektedir. Doğumsal nedenlerin başında hipofiz bezinin yapısal gelişim kusurları, sap kesintisi sendromu, septo-optik displazi ve genetik mutasyonlar gelmektedir. Edinsel nedenler arasında ise doğum travması, intrakraniyal kanama, merkezi sinir sistemi enfeksiyonları ve hipoksik-iskemik olaylar sayılmaktadır.

Yenidoğanlarda hipofiz yetmezliğinin klinik bulguları çoğu durumda silik ve özgül olmayan bir görünüm sergilemektedir. Bu nedenle tanı için yüksek farkındalık gerekmektedir. Tekrarlayan ve nedeni açıklanamayan hipoglisemi atakları, başta gelen uyarıcı bulgulardan biri olarak kabul edilmektedir. Büyüme hormonu ve kortizol eksikliğinin birlikte bulunması, kan şekerinin düşmesine zemin hazırlamaktadır. Uzayan yenidoğan sarılığı, özellikle iki haftadan uzun süren ve doğrudan bilirubin yüksekliğinin eşlik ettiği tablolar, konjenital hipotiroidi ve buna bağlı santral tiroid yetmezliği açısından dikkat çekici bir gösterge olarak değerlendirilmektedir. Beslenme güçlüğü, hipotoni, tekrarlayan kusma, dehidratasyon eğilimi ve vücut ısısının düzenlenmesinde yaşanan dalgalanmalar diğer önemli ipuçları arasında yer almaktadır.

Erkek bebeklerde mikropenis ve inmemiş testis bulgularının birlikteliği, gonadotropin eksikliğine işaret edebilmektedir. Orta hat yüz anomalileri, tek santral kesici diş, yarık damak-dudak ve görme yollarında saptanan yapısal sorunlar; hipofiz gelişim bozukluklarıyla birlikte görülebildiğinden, bu çocuklarda hipofiz fonksiyonlarının ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi önerilmektedir. Septo-optik displazi tablosunda optik sinir hipoplazisi, korpus kallozum agenezisi ve hipofiz hormon eksikliklerinin değişen kombinasyonlarda bir arada bulunabileceği bilinmektedir.

Türkiye genelinde uygulanan ulusal yenidoğan tarama programı, topuktan alınan kan örnekleri üzerinden konjenital hipotiroidi, fenilketonüri, biyotinidaz eksikliği, kistik fibrozis ve konjenital adrenal hiperplazi gibi durumların erken saptanmasını amaçlamaktadır. Konjenital hipotiroidi taraması, hipofiz hipotalamus tiroid aksının değerlendirilmesinde önemli bir basamak olarak öne çıkmaktadır. Tarama sırasında ölçülen tiroid uyarıcı hormon ve serbest tiroksin düzeyleri, hem birincil tiroid yetmezliğinin hem de santral hipotiroidinin saptanmasında yol gösterici olmaktadır. Santral hipotiroidi, hipofiz kaynaklı tiroid uyarıcı hormon eksikliğine bağlı geliştiğinden geleneksel tarama protokolleriyle gözden kaçabilmekte, bu nedenle klinik bulguların ve serbest tiroksin değerlerinin birlikte değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

Konjenital adrenal hiperplazi taraması kapsamında bakılan 17-hidroksiprogesteron düzeyi, adrenokortikotropik hormon eksikliği bulunan bebeklerde düşük saptanabilmektedir. Bu durum, izole bir adrenal sorun yerine hipofiz kökenli bir yetmezliğin habercisi olabilmektedir. Tekrarlayan hipoglisemi yaşayan yenidoğanlarda kan şekeri düşüklüğü sırasında alınan kritik kan örneklerinde büyüme hormonu, kortizol, insülin, beta-hidroksibutirat, laktat ve serbest yağ asitleri düzeylerinin eş zamanlı ölçülmesi, ayırıcı tanı açısından yüksek değer taşımaktadır. Hipoglisemi anında büyüme hormonu ve kortizol yanıtının yetersiz kalması, hipofiz yetmezliğinin önemli kanıtlarından biri olarak yorumlanmaktadır.

Hormonal değerlendirme sürecinde tek bir ölçümün her durumda yeterli bilgi sağlamayabileceği göz önünde bulundurulmaktadır. Hipofiz hormonlarının pulsatil salınım göstermesi, bazal düzeylerin yorumlanmasını güçleştirebilmektedir. Bu nedenle gerekli görüldüğünde uyarı testleri, akış sitometrisi temelli incelemeler ve görüntüleme yöntemleriyle desteklenen kapsamlı bir yaklaşım benimsenmektedir. Yenidoğan döneminde fizyolojik mini puberte olarak adlandırılan süreçte luteinizan hormon, folikül uyarıcı hormon, testosteron ve inhibin B düzeyleri ölçülerek gonadotropik aks işlevsel açıdan değerlendirilebilmektedir. Bu zaman penceresinin kaçırılması durumunda gonadotropin eksikliğinin saptanması ileri yaşlara ertelenebilmektedir.

Hipofiz yetmezliği şüphesi taşıyan bebeklerde manyetik rezonans görüntüleme önemli bir tamamlayıcı incelemedir. Hipofiz bezinin boyutu, ön ve arka loblar arasındaki sinyal farklılıkları, hipofiz sapının bütünlüğü ve sella tursika anatomisi ayrıntılı biçimde değerlendirilmektedir. Ektopik nörohipofiz, hipofiz sap kesintisi, hipofiz aplazisi veya hipoplazisi ve septo-optik displazi bulguları görüntüleme ile gösterilebilmektedir. Hipofiz görüntülemesi, hem tanıyı destekleyici hem de uzun dönem izlemde olası ek hormon eksikliklerinin öngörülmesinde yol gösterici bir araç olarak kullanılmaktadır.

Genetik incelemeler, özellikle ailesel hipofiz yetmezliği öyküsü bulunan, akraba evliliği olan veya birden çok organ sistemini etkileyen sendromik bulguları olan bebeklerde önem kazanmaktadır. POU1F1, PROP1, HESX1, LHX3, LHX4, SOX2 ve SOX3 gibi genlerde tanımlanan mutasyonlar, doğumsal hipofiz hormon eksikliklerinin farklı klinik tablolarıyla ilişkilendirilmiştir. Genetik tanı süreci, hem mevcut bebeğin izleminde yararlı olmakta hem de ileride planlanan gebeliklerde aileye danışmanlık verilmesine olanak tanımaktadır.

Adrenokortikotropik hormon eksikliği, yenidoğan döneminde en acil ele alınması gereken hipofiz yetmezliği bileşenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Kortizol yetersizliği; hipoglisemi, hipotansiyon, dolaşım bozukluğu ve elektrolit dengesizliklerine yol açabildiğinden vakit kaybetmeden değerlendirme yapılması önerilmektedir. Tanı doğrulandığında glukokortikoid replasmanı uygun dozda ve fizyolojik salınım örüntüsüne yakın biçimde planlanmaktadır. Ateşli hastalık, cerrahi girişim ve travma gibi stres koşullarında doz artırımı gerekebileceği aile bilgilendirilmesinin temel parçası olarak iletilmektedir.

Santral hipotiroidi saptandığında levotiroksin desteği erken dönemde başlanmakta ve serbest tiroksin düzeyi referans aralığının üst yarısında tutulacak biçimde titre edilmektedir. Tiroid uyarıcı hormon değerinin santral kökenli yetmezlikte tanı ve izlemde tek başına güvenilir bir gösterge olmadığı, asıl izleme parametresinin serbest tiroksin olduğu klinik uygulamada kabul gören bir yaklaşımdır. Beyin gelişimi açısından kritik olan ilk iki yaşta tiroid hormon dengesinin uygun aralıkta korunması, bilişsel ve motor gelişim potansiyelinin desteklenmesine katkı sağlamaktadır.

Büyüme hormonu eksikliği, yenidoğan döneminde çoğu durumda belirgin boy kısalığıyla kendini göstermeyebilmektedir. Doğum boyu çoğunlukla normal aralıkta seyredebilmekte, ancak hipoglisemi ataklarının tekrarlaması ve mikropenis gibi bulguların eşlik etmesi tanıya yönlendirici olabilmektedir. Erken bebeklik döneminde büyüme hızının yakın izlemi, persantil eğrilerinin düzenli takibi ve gerektiğinde uyarı testlerinin uygulanması, eksikliğin doğrulanmasında izlenen aşamalardır. Replasman süreci uzun soluklu bir izlem gerektirmekte; doz ayarlamaları büyüme hızı, kemik yaşı ve insülin benzeri büyüme faktörü düzeyleri göz önünde bulundurularak güncellenmektedir.

Diyabet insipidus tablosu, antidiüretik hormon eksikliğine bağlı olarak gelişmekte ve yenidoğanlarda tanınması güç bir klinik sorun oluşturmaktadır. Bebeklerin susuzluk hissini ifade edememesi, idrar miktarındaki artışın yalnızca dikkatli izlem ile fark edilebilmesi ve hipernatremi gelişme riskinin yüksek olması nedeniyle bu tablonun erken saptanması büyük önem taşımaktadır. Serum sodyum düzeyleri, idrar dansitesi, idrar ve plazma osmolaritesi ile su kısıtlama testi gibi değerlendirmeler tanıda kullanılan başlıca yöntemler arasında yer almaktadır. Replasman planlaması, yenidoğanın sıvı dengesi son derece hassas olduğundan deneyimli ekiplerce yapılmaktadır.

Hipofiz yetmezliği tanısı alan bebeklerin izlemi çok disiplinli bir yaklaşımla yürütülmektedir. Çocuk endokrinolojisi uzmanı, yenidoğan uzmanı, çocuk nörolojisi, göz hastalıkları, genetik ve gerektiğinde çocuk cerrahisi bölümlerinin koordineli çalışması, sürecin bütüncül biçimde yönetilmesine olanak tanımaktadır. Hormonal değerler, büyüme ve gelişim parametreleri, beslenme durumu, görme fonksiyonları ve nörogelişimsel basamaklar düzenli aralıklarla değerlendirilmektedir. İzlem süresince başlangıçta saptanmayan ek hormon eksikliklerinin zaman içinde ortaya çıkabileceği bilinmekte, bu nedenle kontrollerde aksın tüm bileşenleri yeniden gözden geçirilmektedir.

Aile eğitimi, sürecin temel bileşenlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Hormon replasmanının düzenli kullanımı, ilaçların saklanması, doz ayarlamalarının ne zaman gerekebileceği, stres dozu uygulaması, acil durum kartı taşınması ve yakın çevrenin bilgilendirilmesi gibi konular ailelere ayrıntılı biçimde anlatılmaktadır. Hipoglisemi, dehidratasyon, ateşli enfeksiyon ve kusma gibi durumlarda hangi adımların atılacağı önceden planlanmakta; ailenin sağlık kuruluşuna başvuru için takip edeceği yol haritası net biçimde paylaşılmaktadır. Bu bilgilendirme süreci, hem ev ortamında güvenli bir izlem sağlanmasına hem de olası komplikasyonların erken fark edilmesine katkı sunmaktadır.

Uzun dönemli izlemde nörogelişimsel sonuçların değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Erken dönemde uygun replasman ile birlikte düzenli takip yürütülen bebeklerde büyüme, bilişsel gelişim ve okul başarısı açısından olumlu sonuçların alınabildiği klinik gözlemler arasındadır. Geç tanı konulan veya replasmanın aksadığı olgularda ise hipoglisemiye bağlı nörolojik etkilenmeler, büyüme geriliği, puberte gelişiminde gecikme ve kemik mineral yoğunluğunda azalma gibi sorunlar gündeme gelebilmektedir. Bu nedenle yenidoğan döneminde yapılan kapsamlı değerlendirmenin, çocuğun yaşam boyu sağlık çıktıları üzerinde belirleyici bir rol üstlendiği vurgulanmaktadır.

Yenidoğanda hipofiz yetmezliği taraması, bir tek laboratuvar testinden çok daha geniş bir değerlendirme sürecini ifade etmektedir. Doğum öncesi ultrason bulguları, doğum sonrası klinik gözlem, ulusal tarama programı sonuçları, ek hormonal incelemeler, görüntüleme ve gerektiğinde genetik analizlerin bir bütün olarak ele alınması; doğru tanı ve uygun izlem planının oluşturulmasında belirleyici olmaktadır. Çocuk endokrinolojisi alanında yürütülen güncel klinik uygulamalar, hipofiz yetmezliği bulunan bebeklere yönelik bireyselleştirilmiş bir yaklaşımın benimsenmesine olanak tanımakta ve bu durum çocukların büyüme, gelişim ve yaşam kalitesi açısından desteklenmesine önemli katkı sağlamaktadır.

Kaynakça

  1. StatPearls, National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Hipopituitarizm (hipofiz yetmezliği) tanı ve yönetimincbi.nlm.nih.gov/books/NBK560522
  2. MedlinePlus, U.S. National Library of Medicine — Konjenital hipotiroidi ve yenidoğanda hormon eksikliğimedlineplus.gov/ency/article/001193.htm
  3. National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) — Hipofiz bezi hastalıkları ve hormon yetmezliğiniddk.nih.gov/health-information/endocrine-diseases
  4. MedlinePlus (ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi - NLM) — Hipopituitarizm (Hipofiz Yetmezliği): Nedenler, Belirtiler ve Tanımedlineplus.gov/ency/article/000343.htm

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Çocuk Endokrinolojisi Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

11 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.