Ağız ve Diş Sağlığı

TME Hipermobilitesi: Tüm Detaylar

TME hipermobilitesi, çene ekleminin aşırı gevşekliğiyle ağız açmada eklem başının aşırı öne kaymasıdır. Koru Hastanesi olarak egzersiz programları ve gerekli cerrahi yaklaşımlarla tedavi sunuyoruz.

Temporomandibular eklem (TME) hipermobilitesi, mandibular kondilin artiküler eminens üzerinden aşırı yer değiştirmesiyle karakterize edilen bir fonksiyon bozukluğudur. Genel popülasyonda TME hipermobilitesinin prevalansı %5-15 arasında değişmekte olup, kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha sık görülmektedir. Hipermobilite en sık 15-30 yaş grubunda karşımıza çıkmakta, ancak her yaş grubunda gözlenebilmektedir. Türkiye'de yapılan epidemiyolojik çalışmalarda, temporomandibular bozukluk nedeniyle başvuran hastaların %8-12'sinde hipermobilite bulgusu saptanmıştır. Generalize eklem hipermobilitesi olan bireylerde TME hipermobilitesi riski 4-5 kat artmaktadır. Beighton skoru 4 ve üzeri olan hastaların yaklaşık %30-40'ında TME tutulumu bildirilmiştir. Bu durum genellikle ağrısız olmakla birlikte, tekrarlayan subluksasyon ve lüksasyon ataklarına zemin hazırlayarak ciddi fonksiyonel kısıtlamalara yol açabilir. Bu makalede TME hipermobilitesini tüm yönleriyle ele alarak güncel tanı ve tedavi yaklaşımlarını sunuyoruz.

TME Hipermobilitesi Nedir? Patofizyolojik Mekanizmalar

TME hipermobilitesi, mandibular kondilin normal translasyon hareketinin ötesine geçerek artiküler eminensin apeksini aşması durumudur. Normal TME biyomekaniğinde ağız açılırken kondil önce rotasyon (ilk 20-25 mm), ardından translasyon hareketi yapar. Kondil, eminensin posterior eğiminde ilerleyerek eminensin en yüksek noktasına kadar gelir. Hipermobilitede kondil bu noktayı aşarak eminensin anterioruna kayar.

Patofizyolojik açıdan hipermobilite üç ana mekanizma ile açıklanmaktadır:

Ligamentöz Laksiti

TME'nin stabilitesini sağlayan temel yapılar; temporomandibular ligament, stilomandibular ligament ve sfenomandibular ligamenttir. Bu ligamentlerin kollajen yapısında bozukluk (özellikle tip I ve tip III kollajen oranındaki değişiklik), eklem stabilitesini azaltarak hipermobiliteye neden olur. Kollajen sentezinde rol oynayan genlerdeki (COL1A1, COL3A1, TNXB) polimorfizmler, ligamentöz laksitenin genetik temelini oluşturur.

Artiküler Eminens Morfolojisi

Artiküler eminensin yüksekliği ve eğimi, kondiler translasyonun mekanik sınırını belirler. Normal eminens yüksekliği 7-10 mm arasındadır. Düşük ve düz eminens yapısı (<5 mm), kondlin aşırı öne kaymasına izin vererek hipermobiliteyi kolaylaştırır. BT çalışmalarında hipermobilitesi olan hastaların eminens eğim açısının ortalama 30-40 derece olduğu, sağlıklı bireylerde ise 50-70 derece olduğu gösterilmiştir.

Kas-Tendon Ünitesi Disfonksiyonu

Lateral pterigoid kasın süperior ve inferior başlarının inkoordinasyonu hipermobilitede önemli rol oynar. Normalde süperior baş ağız kapatma sırasında, inferior baş ağız açma sırasında aktiftir. Hipermobilitede inferior başın aşırı aktivitesi kondili öne doğru çeker. Elektromiyografik çalışmalarda hipermobiliteli hastalarda lateral pterigoid kasın aktivite süresinin %30-50 daha uzun olduğu belirlenmiştir.

TME hipermobilitesi klinik olarak üç derecede sınıflandırılır:

  • Derece I (Hipermobilite): Kondil eminensin apeksine kadar gelir ve spontan geri döner. Ağız açıklığı 50-60 mm arasındadır.
  • Derece II (Subluksasyon): Kondil eminensi aşar ancak spontan olarak geri dönebilir. Geçici kilitlenme hissi olabilir. Ağız açıklığı 55-70 mm arasındadır.
  • Derece III (Lüksasyon): Kondil eminensi aşar ve spontan geri dönemez. Manuel redüksiyon gerektirir. Ağız açık pozisyonda kilitlenir.

TME Hipermobilitesinin Nedenleri

TME hipermobilitesinin etiyolojisi multifaktöriyeldir. Genetik yatkınlık, anatomik varyasyonlar ve çevresel faktörler bir arada rol oynar.

Genetik ve Sistemik Nedenler

  • Ehlers-Danlos sendromu (EDS): Kollajen sentez bozukluğuna bağlı generalize eklem hipermobilitesi ile karakterize genetik bir hastalıktır. Hipermobilite tipi (tip III) EDS'de TME tutulumu %60-80 oranında bildirilmektedir. Beighton skoru genellikle 7-9 arasındadır.
  • Marfan sendromu: Fibrillin-1 genindeki mutasyona bağlı bağ dokusu hastalığıdır. TME hipermobilitesi %40-50 oranında eşlik eder.
  • Benign eklem hipermobilite sendromu: Beighton skoru 4/9 ve üzeri olan, organ tutulumu olmayan generalize hipermobilite durumudur. Genel popülasyonda %10-20 oranında görülür ve TME hipermobilitesinin en sık eşlik eden sistemik durumdur.
  • Osteogenezis imperfekta: Tip I kollajen yapısında bozukluğa bağlı kemik kırılganlığı ve eklem laksitesi ile karakterizedir.
  • Hormonal faktörler: Östrojen ve relaxin hormonlarının ligament laksitesini artırdığı bilinmektedir. Menstrüel siklus boyunca TME hipermobilite bulgularının değişkenlik gösterdiği klinik çalışmalarda gösterilmiştir. Bu durum, kadınlarda görülme sıklığının yüksekliğini kısmen açıklar.

Anatomik Nedenler

  • Düşük artiküler eminens: Konjenital veya dejeneratif süreçlere bağlı eminens hipoplazisi
  • Sığ glenoid fossa: Kondiler hareketin mekanik sınırlamasının yetersizliği
  • Kondiler morfoloji: Küçük ve yuvarlak kondil başı, daha fazla hareket serbestliği sağlar
  • Disk morfolojisi ve pozisyonu: İnce veya perforasyonlu disk, kondiler translasyonu kısıtlayıcı etkisini kaybeder

Edinsel Nedenler

  • Travma: Kapsül ve ligament yaralanmaları sonrası laksiti artırabilir
  • Uzun süreli ağız açık kalma: Diş tedavisi, entübasyon veya esneme sırasında aşırı ağız açma, kapsül ve ligamentlerin gerilmesine yol açabilir
  • Bruksizm: Kronik diş sıkma ve gıcırdatma, eklem yapılarının yorulmasına ve laksitesine katkıda bulunur
  • Parafonksiyonel alışkanlıklar: Tırnak yeme, kalem çiğneme, tek taraflı çiğneme gibi alışkanlıklar TME biyomekaniğini olumsuz etkiler

Belirtiler ve Klinik Bulgular

TME hipermobilitesinin klinik prezentasyonu geniş bir yelpazede değişir. Bazı hastalar tamamen asemptomatik olabilirken, bazılarında ciddi fonksiyonel kısıtlama ve ağrı görülebilir.

Birincil Belirtiler

  • Aşırı ağız açıklığı: Normal maksimum ağız açıklığı 40-50 mm iken, hipermobilitede 55-70 mm ve üzerine çıkabilir. Bazı hastalarda 80 mm'ye varan ağız açıklığı bildirilmiştir.
  • Eklem sesleri: Ağız açma ve kapama sırasında klik veya pop sesi duyulur. Bu ses, kondilin artiküler eminens üzerinden geçişi sırasında oluşur. Klik sesi genellikle ağız açılırken ve kapanırken ayrı zamanlarda duyulur (resiprokal klik).
  • Subluksasyon atakları: Ağız açma sırasında kondilin öne doğru aşırı kaymasıyla geçici kilitlenme hissi yaşanır. Hasta genellikle mandibulayı hafifçe hareket ettirerek kondili geri getirebilir.
  • Lüksasyon atakları: İleri vakalarda kondil eminens anterioruna geçer ve spontan geri dönemez. Ağız açık pozisyonda kilitlenir ve hasta ağzını kapatamaz. Manuel redüksiyon gerektirir.

İkincil Belirtiler

  • Ağrı: Tekrarlayan subluksasyon ataklarına bağlı olarak eklem kapsülü, ligamentler ve çevre kas yapılarında ağrı gelişir. Ağrı genellikle preauriküler bölgede lokalizedir ve çiğneme ile artar.
  • Baş ağrısı: Temporal bölgede kas gerilim tipi baş ağrısı sıklıkla eşlik eder. Hastaların %30-50'sinde kronik baş ağrısı bildirilmektedir.
  • Kulak belirtileri: Tinnitus (çınlama), kulak dolgunluğu hissi ve işitme azalması gibi otolojik belirtiler %15-25 oranında eşlik edebilir.
  • Çiğneme güçlüğü: Ağız açma korkusu (lüksasyon endişesi) nedeniyle hastalar ağız açıklığını bilinçli olarak kısıtlayabilir ve sert gıdalardan kaçınabilir.
  • Psikolojik etkiler: Tekrarlayan lüksasyon atakları anksiyete ve sosyal kaçınmaya yol açabilir. Hastalar gülmekten, esnemekten veya büyük lokma yemekten kaçınır hale gelebilir.

Fizik Muayene Bulguları

  • Ağız açıklığı ölçümü: Kesiciler arası mesafe 55 mm'nin üzerindedir
  • Palpasyonda eklem hassasiyeti: Lateral ve posterior kapsül üzerinde hassasiyet saptanabilir
  • Kondiler translasyonun palpe edilmesi: Preauriküler bölgede kondil başının eminens anterioruna kayışı palpasyonla hissedilebilir
  • Kas palpasyonunda hassasiyet: Masseter, temporal ve lateral pterigoid kaslarda trigger noktalar ve hassasiyet bulunabilir
  • Lateral hareket asimetrisi: Tek taraflı hipermobilitede karşı tarafa lateral hareket artışı görülür

Tanı Yöntemleri

TME hipermobilitesinin tanısı, kapsamlı klinik değerlendirme ve görüntüleme yöntemlerinin birlikte kullanılmasıyla konulur.

Klinik Değerlendirme

  • DC/TMD (Diagnostic Criteria for Temporomandibular Disorders): TME bozukluklarının standart tanı kriterleridir. Hipermobilite, Aks I sınıflandırmasında "Eklem Hipermobilitesi" başlığı altında yer alır. Tanı için ağız açma sırasında kondilin eminens anterioruna geçişi klinik ve/veya radyolojik olarak gösterilmelidir.
  • Beighton skoru: Generalize eklem hipermobilitesini değerlendirir. 9 puan üzerinden hesaplanır (bilateral 5. metakarpofalangeal eklem, dirsek, diz, başparmak ve lumbar fleksiyon). 4 ve üzeri puan generalize hipermobilite olarak değerlendirilir.
  • Maksimum ağız açıklığı ölçümü: Üst ve alt santral kesiciler arası mesafe milimetre cinsinden ölçülür. 55 mm üzeri hipermobilite lehine anlamlıdır.
  • Mandibular hareket analizi: Lateral ekskürsiyon (normal: 8-12 mm) ve protrüzyon (normal: 6-10 mm) ölçülür. Hipermobilitede bu değerler artmış olabilir.

Görüntüleme Yöntemleri

  • Panoramik radyografi: İlk değerlendirmede kullanılır. Kondil morfolojisi, eminens yapısı ve eklem aralığı hakkında genel bilgi verir. Ancak süperpozisyon nedeniyle detay yetersiz olabilir.
  • Bilgisayarlı tomografi (BT): Artiküler eminens yüksekliği ve eğimi, kondil morfolojisi ve kemiksel patolojilerin değerlendirilmesinde altın standarttır. Eminens eğim açısı ölçümü BT ile yapılır. Normal eğim açısı 50-70 derece, hipermobilitede genellikle 30-45 derecedir.
  • Manyetik rezonans görüntüleme (MRG): Disk pozisyonu, kondil-disk ilişkisi, sinovyal inflamasyon ve retrodiskal doku değerlendirmesi için tercih edilir. Ağız açık ve kapalı pozisyonda çekilen dinamik MRG, kondilin hareket paternini gösterir.
  • Ultrasonografi: Non-invaziv, ucuz ve radyasyonsuz olması avantajlarıyla kullanımı giderek artmaktadır. Dinamik değerlendirme imkanı sunar. Kondil translasyonunun gerçek zamanlı izlenmesine olanak tanır.
  • Aksiyografi: Mandibular hareketin elektronik olarak kaydedilmesidir. Kondiler yol eğrisi, hız ve ivme parametreleri ölçülür. Tedavi öncesi ve sonrası karşılaştırma için değerlidir.

Laboratuvar Testleri

Sistemik hipermobilite sendromu şüphesinde aşağıdaki testler istenebilir:

  • Romatoid faktör (RF): Normal değer <14 IU/mL. İnflamatuar artrit ayırıcı tanısında kullanılır
  • Anti-CCP: Normal değer <20 U/mL. Romatoid artrit için yüksek spesifisiteye sahiptir
  • ANA (antinükleer antikor): Negatif olması beklenir. Pozitifliği otoimmün hastalıkları düşündürür
  • CRP: Normal değer <5 mg/L. Akut inflamasyonu gösterir
  • ESH: Normal değer erkek <15 mm/saat, kadın <20 mm/saat
  • Genetik testler: EDS, Marfan sendromu şüphesinde COL5A1, COL5A2, FBN1 gen analizleri yapılabilir

Ayırıcı Tanı

TME hipermobilitesi, çeşitli durumlarla karışabilir. Doğru tanı için ayırıcı tanıda aşağıdaki durumlar değerlendirilmelidir:

  • TME internal düzensizliği (disk deplasmanı): Redüksiyonlu disk deplasmanında eklem sesleri hipermobiliteyi taklit edebilir. Ancak disk deplasmanında klik genellikle ağız açmanın erken fazında duyulurken, hipermobilitede geç fazda duyulur. MRG ile kesin ayrım yapılır.
  • TME osteoartriti: Dejeneratif eklem hastalığında krepitasyon sesleri hipermobilitedeki klik sesleriyle karışabilir. Radyolojik bulgular (kondiler erozyon, osteofitler, skleroz) ayırt edicidir. OA'da hareket kısıtlılığı görülürken, hipermobilitede artış beklenir.
  • Miyofasyal ağrı sendromu: Çiğneme kaslarındaki trigger noktalar TME bölgesine yansıyan ağrıya neden olabilir. Kas palpasyonunda trigger noktaların tespiti ve ağrının yansıma paterninin belirlenmesi ayırıcı tanıda yol göstericidir.
  • Kondiler hiperplazi: Mandibular kondilin tek taraflı aşırı büyümesi, asimetrik ağız açıklığı ve deviasiyon oluşturabilir. BT ve sintigrafi ile değerlendirilir. Aktif büyüme devam ediyorsa SPECT sintigrafide artmış tutulum görülür.
  • Koroner proses hiperplazisi: Koroner çıkıntının aşırı büyümesi paradoksal olarak hipermobilite hissi yaratabilir. Panoramik radyografi ve BT tanıda yardımcıdır.
  • Romatoid artrit (TME tutulumu): Bilateral TME tutulumunda eklem laksitesi ve hipermobilite görülebilir. Serolojik testler ve klinik bulgular (sabah tutukluğu, diğer eklem tutulumları) ayırt edicidir.
  • Habitual lüksasyon: Psikojenik kökenli, istemsiz veya alışkanlık haline gelmiş çene çıkığıdır. Psikiyatrik değerlendirme gerekebilir.

Tedavi Yaklaşımları

TME hipermobilitesinin tedavisi, semptom şiddeti ve klinik evreye göre kademeli olarak planlanır. Konservatif yöntemler her zaman birinci basamaktır.

Konservatif Tedavi

  • Hasta eğitimi ve davranış modifikasyonu: Aşırı ağız açmaktan kaçınma, esneme kontrolü, sert gıdalardan uzak durma ve parafonksiyonel alışkanlıkların bırakılması. Bu basit önlemler hastaların %60-70'inde belirtileri hafifletir.
  • Fizik tedavi programı: İzometrik egzersizler (ağız açmaya karşı direnç uygulama), propriyoseptif nöromusküler fasilitasyon (PNF), kondiler stabilizasyon egzersizleri ve postüral düzeltme. Günde 3-4 seans, her seansta 10-15 tekrar, minimum 8-12 hafta uygulanmalıdır.
  • Oklüzal splint (gece plağı): Stabilizasyon splinti veya anterior repositioning splint kullanılabilir. Kas spazmını azaltır, eklem yükünü dağıtır ve parafonksiyonel aktiviteleri kontrol eder. Günde en az 8 saat (gece boyunca) kullanılmalıdır.
  • Farmakolojik tedavi:
    • NSAİİ: İbuprofen 400-600 mg günde 3 kez veya Naproksen 500 mg günde 2 kez (yemeklerle birlikte, maksimum 2 hafta)
    • Kas gevşetici: Siklobenzaprin 10 mg gece yatarken veya Tizanidin 2-4 mg günde 2-3 kez
    • Trisiklik antidepresan: Amitriptilin 10-25 mg gece yatarken (kronik ağrı ve bruksizm kontrolü için)

Minimal İnvaziv Tedavi

  • Botulinum toksin (Botoks) enjeksiyonu: Lateral pterigoid kasa 25-50 ünite botulinum toksin A enjeksiyonu, kas hiperaktivitesini azaltarak subluksasyon ataklarını %70-80 oranında azaltır. Etki 3-6 ay sürer ve gerektiğinde tekrarlanabilir. Ultrasonografi eşliğinde uygulanması önerilir.
  • Proloterapı: Posterior kapsül ve ligamentlere hipertonik dekstroz (%12.5-25) enjeksiyonu, kollajen sentezini uyararak ligament güçlenmesini sağlar. 3-6 seans, 2-4 hafta arayla uygulanır. Başarı oranı %50-70 arasındadır.
  • Artrosentez: Eklem içi lavaj ve hyalüronik asit enjeksiyonu, eklem fonksiyonunu iyileştirir ve inflamatuar mediyatörleri uzaklaştırır.
  • Otojen kan enjeksiyonu: Periartriküler dokulara 2-3 mL otojen kan enjeksiyonu, fibrozis oluşturarak eklem hareketini kısıtlar. 1-3 seans uygulanır. Basit ve düşük maliyetli bir yöntemdir.

Cerrahi Tedavi

Konservatif ve minimal invaziv yöntemlere 6-12 ay yanıt alınamayan hastalarda cerrahi seçenekler değerlendirilir:

  • Eminektomi: Artiküler eminensin cerrahi olarak düzleştirilmesidir. Paradoksal olarak hareket aralığını artırarak lüksasyonu önler, çünkü kondil serbestçe hareket edebilir hale gelir ve kilitlenme mekanizması ortadan kalkar. Başarı oranı %85-95.
  • Eminens augmentasyonu: Düşük eminens yüksekliğinin greft veya implant ile artırılmasıdır. Kondiler translasyona mekanik bariyer oluşturur. Otojen kemik, alloplastik materyaller veya mini plak-vida sistemleri kullanılabilir.
  • Glenotemporal osteotomi (LeClerc prosedürü): Eminensin anterior kısmına osteotomi uygulanarak kemik segmenti aşağı yönlendirilir ve mekanik blok oluşturulur.
  • Kapsüler plikasyon: Gevşemiş eklem kapsülünün cerrahi olarak gerilerek dikilmesidir. Artroskopik veya açık yaklaşımla uygulanabilir.

Komplikasyonlar ve Uzun Dönem Sonuçlar

Tedavi edilmeyen veya yetersiz tedavi edilen TME hipermobilitesi, çeşitli komplikasyonlara yol açabilir:

  • Kronik TME lüksasyonu: Tekrarlayan subluksasyon atakları zamanla tam lüksasyona ilerleyebilir. Her atak kapsül ve ligamentleri daha fazla gerer, kısır döngü oluşturur. Uzun dönemde habitual (alışkanlık haline gelmiş) lüksasyon gelişir.
  • Dejeneratif eklem hastalığı: Kronik hipermobilite, artiküler yüzeylerde aşırı yüklenmeye neden olarak osteoartrit gelişimine zemin hazırlar. Kondil ve eminens yüzeylerinde erozyon, osteofitler ve subkondral skleroz görülür.
  • Disk patolojileri: Aşırı kondiler translasyon, artiküler disk üzerinde anormal stres oluşturarak disk deplasmanı, perforasyon ve dejenerasyona yol açabilir.
  • Miyofasyal ağrı: Kronik kas kompanzasyonu ve spazm, çiğneme kaslarında miyofasyal ağrı sendromu gelişimine katkıda bulunur.
  • Psikososyal etkiler: Tekrarlayan lüksasyon atakları, sosyal ortamlarda utanç ve kaçınma davranışına yol açar. Yeme bozuklukları, anksiyete ve depresyon görülebilir.
  • Cerrahi tedavi komplikasyonları: Eminektomi sonrası %5-10 oranında nüks, fasiyal sinir hasarı (%2-5), enfeksiyon (%1-3) ve maloklüzyon (%3-5) bildirilmektedir.

Korunma ve Önleyici Yaklaşımlar

TME hipermobilitesinde korunma stratejileri, hem primer önleme hem de mevcut hipermobilitenin komplikasyonlarını engellemek amacıyla uygulanır:

  • Ağız açma kontrolü: Esneme ve geniş ağız hareketleri sırasında alt çeneyi elle destekleme alışkanlığı kazandırılmalıdır. Esneme refleksi hissedildiğinde dilin damağa bastırılması, aşırı ağız açılmasını mekanik olarak engeller.
  • Beslenme düzenlemeleri: Aşırı sert gıdalar, büyük lokmalar ve uzun süreli çiğneme gerektiren gıdalardan kaçınılmalıdır. Sakız çiğneme alışkanlığı bırakılmalıdır.
  • Stres yönetimi: Stres, bruksizm ve kas gerginliğini artırarak hipermobilite belirtilerini şiddetlendirir. Relaksasyon teknikleri, meditasyon ve gerekirse psikolojik destek önerilmelidir.
  • Egzersiz programı: Çene stabilizasyon egzersizleri günlük rutine dahil edilmelidir. İzometrik direnç egzersizleri kas gücünü artırarak eklem stabilitesini destekler.
  • Dental prosedürler sırasında dikkat: Diş tedavisi sırasında uzun süreli ağız açık kalmasından kaçınılmalı, gerekirse ara dinlenme verilmelidir. Diş hekimine TME hipermobilitesi öyküsü mutlaka bildirilmelidir.
  • Oklüzal uyum: Maloklüzyon mevcutsa ortodontik tedavi planlanmalıdır. Splint tedavisi düzenli olarak kontrol edilmeli ve gerektiğinde ayarlanmalıdır.
  • Periyodik kontroller: 6 aylık aralıklarla klinik değerlendirme, ağız açıklığı ölçümü ve gerekirse görüntüleme yapılmalıdır.

Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?

TME hipermobilitesi ile ilgili aşağıdaki durumlarda mutlaka uzman hekime başvurulmalıdır:

  • Çene kilitlenmesi: Ağız açık pozisyonda kalma ve kapatamama durumu acil müdahale gerektirir. Lüksasyon ne kadar erken redükte edilirse o kadar kolay geri yerine oturur. 24 saatten uzun süren lüksasyonlarda genel anestezi gerekebilir.
  • Artan sıklıkta subluksasyon atakları: Subluksasyon sıklığının artması, durumun ilerlemekte olduğunu gösterir ve tedavi planının gözden geçirilmesi gerekir.
  • Ağrının şiddetlenmesi veya kronikleşmesi: Eklem bölgesinde veya çiğneme kaslarında giderek artan ağrı, komplikasyon gelişimini düşündürür.
  • Eklem seslerinde değişiklik: Klik sesinin krepitasyona dönüşmesi, dejeneratif değişikliklerin başladığını gösterebilir.
  • Çiğneme fonksiyonunda kötüleşme: Yemek yemekte artan güçlük, beslenme yetersizliğine yol açabilir.
  • Esneme veya ağız açma korkusu: Yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen kaçınma davranışları geliştiğinde profesyonel yardım aranmalıdır.
  • Diğer eklemlerde de hipermobilite bulguları: TME hipermobilitesine ek olarak diğer eklemlerde de aşırı esneklik, subluksasyon veya kronik ağrı varsa sistemik bir bağ dokusu hastalığı araştırılmalıdır.

Koru Hastanesi Uzman Kadrosuyla Yanınızdayız

TME hipermobilitesi, erken tanı ve uygun tedavi yaklaşımı ile kontrol altına alınabilecek bir durumdur. Konservatif yöntemler hastaların büyük çoğunluğunda etkili olurken, dirençli vakalarda minimal invaziv ve cerrahi seçenekler başarılı sonuçlar vermektedir. Multidisipliner yaklaşım, tedavi başarısının anahtarıdır.

Koru Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı bölümünde uzman hekimlerimiz, TME hipermobilitesinin tanısından tedavisine kadar tüm süreçte yanınızdadır. Güncel tanı yöntemleri, kişiselleştirilmiş tedavi protokolleri ve düzenli takip programlarıyla en iyi sonuçları hedefliyoruz. Çene ekleminizle ilgili herhangi bir şikayetiniz olduğunda vakit kaybetmeden başvurmanızı öneriyoruz.

Uzman Hekimlerimizle Tanışın

Sağlığınız için hemen randevu alın veya bizi arayın.

WhatsApp Online Randevu