Beslenme ve Diyet

Tip 1 Diyabette Beslenme

Tip 1 Diyabet Yöntemi, doğru tanı ve izlemle yaşam kalitesi üzerinde önemli etki yaratan bir hastalıktır. Bulgular ve değerlendirme adımları hakkında.

Tip 1 diyabet, pankreasın beta hücrelerinin otoimmün bir süreçle hasar görmesi sonucunda insülin üretiminin ileri düzeyde azaldığı veya tamamen durduğu kronik bir metabolizma hastalığıdır. Bu tabloda kan şekeri dengesinin korunabilmesi için dışarıdan insülin uygulamasının yanı sıra beslenme planının da titizlikle düzenlenmesi gerekli görülmektedir. Beslenme yaklaşımı, yalnızca glisemik kontrolün sağlanması açısından değil, büyüme, gelişme, kemik sağlığı, kardiyovasküler koruma ve uzun dönem komplikasyonların önlenmesi açısından da belirleyici bir rol üstlenmektedir. Tip 1 diyabetli bireylerde beslenme, bireyselleştirilmiş, esnek ve sürdürülebilir bir çerçevede ele alınmaktadır.

Tip 1 diyabette beslenmenin temel hedefi, alınan karbonhidrat miktarı ile uygulanan insülin dozu arasında uyumlu bir denge kurulmasıdır. Bu nedenle karbonhidrat sayımı yöntemi günümüzde en sık başvurulan beslenme planlama aracı olarak değerlendirilmektedir. Karbonhidrat sayımında, her öğünde tüketilecek karbonhidrat miktarı gram cinsinden hesaplanmakta ve bu miktara karşılık gelen hızlı etkili insülin dozu belirlenmektedir. Söz konusu yöntem, hastaların yemek seçimlerinde esneklik kazanmasına olanak tanırken kan şekeri dalgalanmalarının azaltılmasına da katkı sağlamaktadır. Karbonhidrat sayımının doğru biçimde uygulanabilmesi için bir diyetisyen eşliğinde eğitim alınması önerilmektedir.

Beslenme planının oluşturulmasında bireyin yaşı, cinsiyeti, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite düzeyi, büyüme dönemi, eşlik eden hastalıkları ve insülin protokolü dikkate alınmaktadır. Çocuk ve adölesan dönemde büyüme hızının korunabilmesi için enerji ve protein gereksiniminin yeterli düzeyde karşılanması gerekmektedir. Yetişkin bireylerde ise vücut ağırlığının ideal aralıkta tutulması, kardiyovasküler risk faktörlerinin yönetilmesi ve insülin duyarlılığının desteklenmesi öncelikli hedefler arasında yer almaktadır. Gebelik döneminde tip 1 diyabetli kadınların beslenme planı, fetüsün sağlıklı gelişimi ve annenin metabolik dengesi gözetilerek özel olarak yeniden düzenlenmektedir.

Günlük enerji alımının makro besin ögelerine dağılımında genel olarak karbonhidratların yüzde kırk beş ile yüzde altmış arasında, proteinlerin yüzde on beş ile yüzde yirmi arasında ve yağların yüzde yirmi beş ile yüzde otuz beş arasında tutulması önerilmektedir. Ancak bu oranlar bireyin metabolik durumuna, eşlik eden hastalıklarına ve yaşam tarzına göre uyarlanmaktadır. Karbonhidrat kaynağı olarak tam tahıllar, kuru baklagiller, sebzeler, taze meyveler ve süt grubu besinler tercih edilmekte; basit şekerler ve rafine ürünler ise sınırlandırılmaktadır. Bu yaklaşım, postprandiyal kan şekeri artışlarının daha kontrollü seyretmesine katkı sağlamaktadır.

Glisemik indeks ve glisemik yük kavramları tip 1 diyabet beslenmesinde önemli kavramlar arasında yer almaktadır. Düşük glisemik indeksli besinler kan şekerini daha yavaş yükselttiğinden öğün sonrası glisemik dalgalanmaların azaltılmasına yardımcı olmaktadır. Yulaf, bulgur, tam buğday ekmeği, kepekli makarna, kuru baklagiller, sebzeler ve çoğu meyve düşük ya da orta glisemik indeksli besinler arasında değerlendirilmektedir. Buna karşın beyaz ekmek, beyaz pirinç, patates püresi, şekerli içecekler ve şeker eklenmiş hazır ürünler yüksek glisemik indeksli besinler grubuna girmektedir. Besinlerin yalnızca glisemik indeksine değil, porsiyon büyüklüğüne ve içerdiği toplam karbonhidrata bağlı olan glisemik yüküne de dikkat edilmesi gerekmektedir.

Posa alımı tip 1 diyabette beslenmenin önemli bileşenlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Yeterli posa tüketimi mide boşalma süresini uzatmakta, karbonhidratların emilimini yavaşlatmakta ve kan şekeri dengesinin korunmasına katkı sağlamaktadır. Günlük posa alımının yetişkinlerde yirmi beş ile otuz beş gram aralığında olması önerilmektedir. Sebzeler, meyveler, kuru baklagiller, yulaf, kepekli tahıllar ve sert kabuklu yemişler iyi posa kaynakları arasında yer almaktadır. Posa tüketiminin kademeli olarak artırılması, sazaltma sistemi yakınmalarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.

Protein gereksiniminin karşılanmasında yumurta, süt ve süt ürünleri, balık, tavuk, hindi, kırmızı et ve kuru baklagiller başlıca kaynaklar arasında yer almaktadır. Tip 1 diyabetli bireylerde protein alımının vücut ağırlığının kilogramı başına bir gram civarında planlanması yeterli kabul edilmektedir. Böbrek fonksiyonlarının etkilendiği durumlarda protein miktarının hekim ve diyetisyen denetiminde yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Haftada en az iki kez balık tüketiminin sağlanması, omega üç yağ asidi alımını destekleyerek kardiyovasküler koruma açısından yararlı bulunmaktadır. Kırmızı etin haftalık miktarının sınırlandırılması ve özellikle işlenmiş et ürünlerinden uzak durulması önerilmektedir.

Yağ tüketiminde nitelik, miktardan daha belirleyici bir öneme sahiptir. Doymuş yağ ve trans yağ alımının düşürülmesi, tekli ve çoklu doymamış yağların ön plana çıkarılması önerilmektedir. Zeytinyağı, fındık, ceviz, badem, avokado ve yağlı tohumlar sağlıklı yağ kaynakları arasında değerlendirilmektedir. Hayvansal kaynaklı yüksek doymuş yağ içeren ürünler, kızartmalar, margarin ve hazır pastane ürünleri sınırlandırılmaktadır. Bu yaklaşım, kan lipid profilinin korunmasına ve kardiyovasküler risk faktörlerinin azalmasına katkı sağlamaktadır. Tip 1 diyabetli bireylerde kardiyovasküler hastalık riski genel popülasyona kıyasla artmış olduğundan yağ tercihleri özel bir öneme sahiptir.

Öğün düzeni ve öğün sıklığı, uygulanan insülin protokolüne göre planlanmaktadır. Çoklu doz insülin tedavisi alan bireylerde genellikle üç ana öğün önerilmekte, ara öğün ihtiyacı bireysel değerlendirme ile belirlenmektedir. İnsülin pompası kullanan bireylerde öğün esnekliği daha geniş tutulabilmekte, ancak karbonhidrat sayımının doğruluğu öne çıkmaktadır. Öğün atlanması, kan şekeri dalgalanmaları ve hipoglisemi riski açısından sakıncalı kabul edilmektedir. Aynı zamanda öğünler arasında uzun açlık süreleri bırakılmaması, glisemik dengenin korunması açısından önerilmektedir. Gece hipoglisemilerinin önlenmesi için akşam öğününün içeriği ve zamanlaması özel olarak değerlendirilmektedir.

Hipoglisemi yönetimi tip 1 diyabette beslenmenin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmaktadır. Kan şekerinin yetmiş miligram desilitrenin altına düşmesi durumunda hızlı etkili karbonhidrat kaynakları kullanılmaktadır. Bu amaçla on beş gram glikoz tableti, yarım su bardağı meyve suyu ya da bir yemek kaşığı bal gibi seçenekler tercih edilmektedir. On beş dakika sonra kan şekeri ölçümü tekrarlanmakta, gerekirse uygulama yinelenmektedir. Kan şekeri normal aralığa döndüğünde, bir sonraki öğüne uzun süre varsa kompleks karbonhidrat ve protein içeren küçük bir ara öğün tüketilmesi önerilmektedir. Hipoglisemi tedavisinde çikolata, kremalı tatlılar veya yağlı besinlerin tercih edilmesi, emilimi geciktirdiğinden uygun bulunmamaktadır.

Fiziksel aktivite, tip 1 diyabet yönetiminin temel unsurlarından biri olmakla birlikte beslenme planının aktivite öncesi, sırası ve sonrasında uyarlanmasını gerektirmektedir. Orta yoğunlukta egzersiz öncesinde kan şekeri seviyesi düşük olan bireylerde ek karbonhidrat alımı planlanmaktadır. Uzun süreli aerobik aktivitelerde hipoglisemi riski arttığından ara öğünler ve aktivite süresince karbonhidrat desteği değerlendirilmektedir. Yoğun ve kısa süreli anaerobik egzersizlerde ise kan şekerinde geçici yükselmeler görülebilmekte ve bu durum bireysel olarak yönetilmektedir. Spor öncesi ve sonrasında insülin dozlarının ve karbonhidrat alımının diyabet ekibi ile birlikte düzenlenmesi önemli kabul edilmektedir.

Şeker ve tatlandırıcı kullanımı tip 1 diyabetli bireylerin sıklıkla sorduğu konular arasında yer almaktadır. Eklenmiş şeker tüketiminin günlük enerjinin yüzde onunu geçmemesi önerilmekte, mümkün olduğunca düşük tutulması teşvik edilmektedir. Yapay tatlandırıcılar ve doğal kaynaklı düşük kalorili tatlandırıcılar, ölçülü kullanım koşuluyla kan şekerini belirgin biçimde etkilemeyen seçenekler arasında değerlendirilmektedir. Diyabetik ürün olarak satılan gıdaların içerik etiketlerinin dikkatle incelenmesi gerekmektedir; çünkü bu ürünlerin önemli bir kısmı yüksek yağ veya yüksek karbonhidrat içerebilmektedir. Etiket okuma alışkanlığının kazanılması, bilinçli besin seçimi açısından önemli bir beceri olarak öne çıkmaktadır.

Sıvı tüketimi ve içecek tercihleri de beslenme planının parçaları arasında değerlendirilmektedir. Su, tip 1 diyabetli bireyler için başlıca içecek olarak önerilmektedir. Şekerli gazlı içecekler, hazır meyve suları ve şeker eklenmiş soğuk çay türleri kan şekerini hızla yükselttiğinden sınırlandırılmaktadır. Şekersiz bitki çayları, sade maden suyu ve şekersiz ayran uygun seçenekler arasında yer almaktadır. Alkol tüketimi, hipoglisemi riskini artırması ve karaciğer üzerindeki etkileri nedeniyle dikkatli değerlendirilmesi gereken bir konudur; alkol alınacaksa boş mideye değil, karbonhidrat içeren öğünle birlikte ve sınırlı miktarda tercih edilmesi önerilmektedir.

Vitamin ve mineral dengesinin korunması tip 1 diyabetli bireylerde göz ardı edilmemesi gereken bir konudur. Demir, kalsiyum, D vitamini, B on iki vitamini, magnezyum ve çinko gibi mikro besin ögelerinin yeterli düzeyde alınması metabolik sağlığın sürdürülmesi açısından önemli kabul edilmektedir. Otoimmün tiroidit gibi eşlik eden durumların bulunması halinde iyot alımı da değerlendirme kapsamına alınmaktadır. Çölyak hastalığı, tip 1 diyabetli bireylerde genel popülasyona göre daha sık görüldüğünden tarama testleri sonucunda gerekli görülürse glutensiz beslenme planı uygulanmaktadır. Bu özel durumlarda beslenme planının diyetisyen rehberliğinde yeniden yapılandırılması gerekmektedir.

Hastalık dönemlerinde, ateşli enfeksiyonlarda, bulantı kusma ataklarında ve cerrahi girişim süreçlerinde beslenme planı geçici olarak yeniden düzenlenmektedir. Bu dönemlerde sıvı alımının artırılması, küçük ve sık öğünlerin tercih edilmesi, kolay sindirilebilen karbonhidrat kaynaklarının kullanılması önerilmektedir. Keton takibi ve kan şekeri ölçümlerinin sıklaştırılması, diyabetik ketoasidoz riskinin azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Bu sürecin diyabet ekibi ile yakın iletişim içinde yönetilmesi önemli kabul edilmektedir. Acil durumlarda kullanılmak üzere hızlı etkili karbonhidrat kaynaklarının ve glukagon kalemlerinin erişilebilir biçimde bulundurulması önerilmektedir.

Tip 1 diyabette beslenme eğitimi, bireyin ve ailesinin sürece aktif katılımını gerektiren bir süreçtir. Karbonhidrat sayımı, etiket okuma, porsiyon tahmini, hipoglisemi yönetimi, dışarıda yemek seçimi ve özel günlerde planlama gibi konular eğitim kapsamında ele alınmaktadır. Okul çağındaki çocuklarda öğretmenler ve okul sağlık personeli ile iş birliği kurulması, sosyal yaşamın sürdürülebilmesi açısından önemli görülmektedir. Adölesan dönemde bağımsız karar verme becerilerinin desteklenmesi, yetişkinlikte ise iş yaşamı ve sosyal etkinliklerle uyumlu beslenme stratejilerinin geliştirilmesi planlamanın parçası olarak değerlendirilmektedir.

Sonuç olarak tip 1 diyabette beslenme, sabit kurallar bütünü değil, bireye özgü olarak şekillendirilen dinamik bir süreç biçiminde ele alınmaktadır. Karbonhidrat sayımına dayalı esnek planlama, nitelikli besin seçimleri, posa açısından zengin ve düşük glisemik indeksli kaynakların tercih edilmesi, sağlıklı yağların ön plana çıkarılması ve düzenli fiziksel aktivite ile desteklenen bir yaşam tarzı, glisemik kontrolün iyileşmeye katkı sağlayan temel unsurları arasında yer almaktadır. Endokrinoloji uzmanı, diyabet hemşiresi ve diyetisyenin yer aldığı çok disiplinli bir ekiple sürdürülen düzenli takip, beslenme planının güncellenmesine ve uzun dönem sağlık hedeflerinin korunmasına önemli katkı sunmaktadır.

Kaynakça

  1. National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) — Tip 1 diyabette beslenme, fiziksel aktivite ve öğün planlamasıniddk.nih.gov/health-information/diabetes/overview/diet-eating-physical-activity
  2. Centers for Disease Control and Prevention (CDC) — Diyabette karbonhidrat sayımıcdc.gov/diabetes/healthy-eating/diabetes-and-carbohydrates.html
  3. MedlinePlus (U.S. National Library of Medicine) — Tip 1 diyabet ve günlük yönetimmedlineplus.gov/diabetestype1.html
  4. StatPearls, National Center for Biotechnology Information (NCBI) — Tip 1 diyabet klinik değerlendirme ve yönetimncbi.nlm.nih.gov/books/NBK507713

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Beslenme ve Diyet Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

12 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.