Romatoid faktör (RF), kanda aranan ve bağışıklık sisteminin vücudun kendi antikorlarını hedef aldığını gösteren bir otoantikordur. Eklem ağrısı, sabah tutukluğu ve eklem şişliği gibi yakınmalarda romatoid artrit olasılığını değerlendirmek için istenen klasik testlerden biridir. Ancak RF yalnızca romatoid artritte görülmez; Sjögren sendromu, kronik enfeksiyonlar, bazı karaciğer ve akciğer hastalıkları ve ileri yaş gibi farklı durumlarda da pozitif çıkabilir. Bu nedenle pozitif bir sonuç tek başına hastalık anlamına gelmez, negatif bir sonuç da romatoid artriti dışarıda bırakmaz. Test sonucu sağlıklı biçimde kişinin yakınmaları, eklem muayenesi, görüntüleme bulguları ve anti-CCP, sedimantasyon, CRP gibi diğer tahlillerle birlikte yorumlanır.
Romatoid Faktör (RF) Nedir ve Vücutta Nasıl Oluşur?
Romatoid faktör, kişinin kendi IgG tipi antikorlarının belirli bir bölümüne bağlanan otoantikorların genel adıdır. Normalde antikorlar mikroplar gibi yabancı yapılara karşı üretilir; RF ise bağışıklık sisteminin kendi ürettiği antikoru yabancı gibi algılaması sonucu oluşur. Bu otoantikorun kendisi de bir antikordur ve çoğunlukla IgM sınıfındadır, daha az oranda IgG ve IgA sınıflarında da bulunabilir. RF, bağlandığı IgG antikorlarıyla birleşerek bağışıklık kompleksleri (antikor kümeleri) oluşturur ve bu kümeler eklem zarında ya da damar duvarlarında iltihabı artırabilir. Uzun süreli bağışıklık uyarımı olan durumlarda, örneğin süregen enfeksiyonlarda, vücut geçici ya da kalıcı olarak RF üretmeye başlayabilir. Sağlıklı bireylerde de düşük düzeyde RF üretimi olabilir ve bu durum yaşla birlikte daha sık görülür. Romatoid artritte ise RF üretimi çoğunlukla eklem zarındaki ve lenf bezlerindeki bağışıklık hücrelerinde sürekli hale gelir. Adını romatoid artritle ilişkisinden almış olsa da RF, belirli bir hastalığa özgü bir işaret değil, bağışıklık sisteminin uyarıldığını gösteren genel bir bulgudur.
RF Testi Hangi Belirti ve Durumlarda İstenir?
RF testi en sık, birden fazla eklemde süregelen ağrı ve şişlik olduğunda romatoid artrit olasılığını değerlendirmek için istenir. El ve ayak parmaklarının küçük eklemlerinde, el bileklerinde simetrik tutulum ve uzun süren sabah tutukluğu bu değerlendirmeyi gerektiren tipik yakınmalardır. Yorgunluk, halsizlik ve hafif ateş gibi genel belirtilerin eklem yakınmalarına eşlik etmesi de testi gündeme getirebilir. Ağız ve göz kuruluğu olan kişilerde Sjögren sendromu araştırılırken RF diğer otoantikorlarla birlikte bakılabilir. Deride döküntü, damar iltihabı düşündüren lekeler, sinir tutulumu ya da açıklanamayan böbrek bulguları olduğunda kriyoglobulinemi değerlendirmesinin bir parçası olarak da istenebilir. Çocuklarda uzun süren eklem iltihabında jüvenil idiyopatik artritin alt grubunu belirlemek amacıyla RF bakılır. Daha önce romatoid artrit tanısı almış kişilerde ise hastalığın genel seyrini öngörmeye yardımcı bir bilgi olarak başlangıçta değerlendirilir. Eklem yakınması olmayan kişilerde tarama amacıyla RF istenmesi, anlamı belirsiz sonuçlara yol açabileceği için genellikle önerilmez.
RF Testi Nasıl Yapılır?
RF testi için koldaki toplardamardan standart bir kan örneği alınır ve örneğin serum kısmında ölçüm yapılır. Günümüzde laboratuvarlarda çoğunlukla turbidimetrik ya da nefelometrik yöntemler kullanılır. Bu yöntemlerde hastanın serumu, yüzeyi insan IgG antikoruyla kaplanmış çok küçük parçacıklarla karıştırılır. Serumda RF varsa bu parçacıklara bağlanır ve parçacıklar birbirine yapışarak kümeler oluşturur. Kümeleşme, sıvının bulanıklığını ve içinden geçen ışığın saçılmasını değiştirir; cihaz bu değişimi ölçerek RF miktarını sayısal olarak hesaplar. Rutin yöntemler ağırlıklı olarak IgM tipi RF'yi saptar, çünkü bu tip parçacıkları kümeleştirmede daha etkindir. Daha eski lam ya da tüp aglütinasyon testleri örneği art arda sulandırarak sonucu titre (antikorun saptanabildiği en yüksek sulandırma) biçiminde verir. Özel hazırlık gerekmez, ancak laboratuvarın örnek alma ve bekletme koşullarına uyması sonucun güvenilirliği açısından önemlidir.
RF Sonucu Nasıl Değerlendirilir?
RF sonucu laboratuvar raporunda sayısal bir değer ve kullanılan yönteme göre belirlenmiş bir referans aralığıyla birlikte verilir. Farklı laboratuvarlar farklı yöntem ve ayıraçlar kullandığı için sonuçlar doğrudan birbiriyle karşılaştırılmaz; takipte mümkünse aynı laboratuvarın tercih edilmesi yorumu kolaylaştırır. Referans aralığının altında kalan sonuç negatif, üzerinde kalan sonuç pozitif olarak kabul edilir. Pozitif sonuçlar kendi içinde düşük düzeyde ve yüksek düzeyde pozitiflik olarak ayrılabilir ve bu ayrım yorumu etkiler. Düşük düzeydeki pozitiflik sağlıklı kişilerde ve romatizma dışı durumlarda daha sık görülürken yüksek düzeydeki pozitiflik romatizmal bir hastalığı daha fazla düşündürür. Yine de RF'nin özgüllüğü (yalnızca ilgili hastalıkta pozitif çıkma özelliği) sınırlıdır ve sonuç hiçbir zaman tek başına tanı koydurmaz. Değerlendirmede eklem yakınmalarının süresi ve dağılımı, muayene bulguları, anti-CCP sonucu ve iltihap göstergeleri birlikte ele alınır. Hekim, sonucu bu bütünlük içinde yorumlayarak ek tetkik ya da izlem gerekip gerekmediğine karar verir.
RF Yüksekliği (Pozitifliği) Ne Anlama Gelir?
RF pozitifliği, bağışıklık sisteminde kişinin kendi antikorlarına yönelik bir yanıtın bulunduğunu gösterir. Eklem yakınmaları romatoid artriti düşündüren bir kişide pozitif sonuç bu olasılığı destekler ve sınıflandırma ölçütlerinde puan kazandıran bulgulardan biridir. Romatoid artritli kişilerin önemli bir bölümünde RF pozitif bulunur, ancak pozitiflik hastalığın başlangıç döneminde henüz saptanamayabilir. Bazı kişilerde RF, eklem yakınmaları başlamadan uzun süre önce kanda ortaya çıkabilir; bu durum ileride hastalık gelişeceği anlamına gelmez, yalnızca dikkatli izlemi anlamlı kılabilir. Romatoid artritte yüksek düzeyde RF pozitifliği; romatoid nodüller (deri altı sertlikler), akciğer tutulumu ve damar iltihabı gibi eklem dışı bulgularla ve eklem hasarının daha belirgin ilerlemesiyle ilişkili bulunmuştur. Bu ilişki bir olasılık bilgisidir ve kişiden kişiye büyük farklılık gösterir. Eklem yakınması olmayan bir kişide saptanan pozitiflik ise çoğunlukla başka bir nedene bağlıdır ya da klinik önemi olmayan bir bulgudur. Kısacası RF yüksekliği bir hastalık adı değil, nedeninin araştırılması gereken bir laboratuvar bulgusudur.
RF Yüksekliğine Yol Açan Romatizmal ve Romatizma Dışı Durumlar Nelerdir?
Romatizmal hastalıklar arasında RF pozitifliğinin en sık görüldüğü durumlar romatoid artrit ve Sjögren sendromudur. Sjögren sendromunda RF çoğu zaman ANA ve diğer otoantikorlarla birlikte pozitif bulunur ve ağız ile göz kuruluğu yakınmalarıyla birlikte değerlendirilir. Karma tip kriyoglobulinemide kriyoglobulinlerin (soğukta çöken proteinler) bir bölümü RF etkinliği taşıdığı için RF düzeyi belirgin yüksek olabilir. Sistemik lupus eritematozus, karma bağ dokusu hastalığı, sistemik skleroz ve iltihaplı kas hastalıklarında da daha değişken oranlarda pozitiflik görülebilir. Romatizma dışı nedenlerin başında hepatit C olmak üzere hepatit B, tüberküloz, bakteriyel endokardit (kalp iç zarı iltihabı), frengi ve bazı paraziter hastalıklar gibi uzun süreli enfeksiyonlar gelir. Sarkoidoz ve interstisyel akciğer hastalıkları (akciğer dokusunun süregen iltihabı ve sertleşmesi) gibi akciğer hastalıklarında da RF pozitifliği bildirilmiştir. Siroz, otoimmün hepatit ve primer biliyer kolanjit gibi süregen karaciğer hastalıkları da nedenler arasındadır. Bazı lenf ve kan hücresi kaynaklı hastalıklarda, sigara içenlerde ve ileri yaştaki sağlıklı kişilerde de düşük düzeyde pozitiflik sık rastlanan bir durumdur.
RF Düşüklüğü ya da Negatif Sonuç Ne Anlama Gelir?
RF'nin referans aralığının altında olması negatif sonuç olarak adlandırılır ve kanda ölçülebilir düzeyde RF bulunmadığını gösterir. RF'nin düşük olması ayrı bir hastalık belirtisi değildir; bu test için anlamlı olan yalnızca pozitif ya da negatif oluşudur. Eklem yakınması olmayan bir kişide negatif sonuç beklenen durumdur ve ek bir değerlendirme gerektirmez. Ancak negatif sonuç romatoid artriti dışarıda bırakmaz, çünkü romatoid artritli kişilerin bir bölümünde RF hastalık boyunca hiç pozitifleşmez. Hastalığın erken döneminde RF henüz oluşmamış olabilir ve ilerleyen dönemde pozitifleşebilir. Eklem yakınmaları süren ve ilk testi negatif çıkan kişilerde, klinik gerekçe varsa testin belirli bir süre sonra tekrarlanması düşünülebilir. RF negatif ama eklem iltihabı bulunan kişilerde spondiloartrit, sedef hastalığına bağlı artrit, gut ya da enfeksiyona bağlı eklem iltihabı gibi başka nedenler de araştırılır. Negatif sonuç, özellikle anti-CCP de negatifse, hastalığın seyrine dair genel olarak daha hafif bir tabloyla ilişkilendirilebilir, fakat bu da bireysel bir öngörü sağlamaz.
Seronegatif Romatoid Artrit Nedir, RF Negatifken Tanı Nasıl Konur?
Seronegatif romatoid artrit, romatoid artritin klinik özelliklerini taşıyan ancak RF ve anti-CCP testleri negatif çıkan hastalık biçimidir. Bu tablo, romatoid artritin yalnızca bir kan testiyle tanımlanan bir hastalık olmadığını gösterir. Tanıda temel dayanak, eklem yakınmalarının dağılımı, süresi ve muayenede saptanan eklem şişliğidir. Ultrasonografi ve manyetik rezonans görüntüleme, gözle fark edilmeyen eklem zarı iltihabını ve erken kemik değişikliklerini gösterebilir; direkt grafiler ise ilerleyen dönemdeki hasarı değerlendirmede kullanılır. Sedimantasyon ve CRP gibi iltihap göstergeleri tabloyu desteklemeye yardımcı olur. Benzer yakınmalara yol açan sedef hastalığına bağlı artrit, spondiloartritler, gut, kristal artritleri ve viral artritler bu süreçte ayırt edilmelidir; gerektiğinde HLA-B27 testi ya da eklem sıvısı incelemesi bu ayrıma katkı sağlar. Burada kullanılan seronegatif ifadesi, sırt ve bel tutulumuyla seyreden seronegatif spondiloartritlerle karıştırılmamalıdır; bunlar ayrı hastalık gruplarıdır. Seronegatif romatoid artrit tanısı, romatoloji hekiminin muayene, görüntüleme ve laboratuvar bulgularını bir arada yorumlamasıyla konur.
RF ile Anti-CCP Arasındaki Fark Nedir, Neden Birlikte İstenir?
RF ve anti-CCP, romatoid artrit değerlendirmesinde kullanılan ancak farklı hedeflere yönelen otoantikorlardır. RF kişinin kendi IgG antikorlarına bağlanırken anti-CCP, sitrülinlenmiş (yapısı değiştirilmiş) proteinlere karşı gelişir. Aralarındaki temel fark özgüllüktedir: RF birçok romatizmal ve romatizma dışı durumda pozitif çıkabilirken anti-CCP pozitifliği romatoid artrite çok daha yakından bağlıdır. RF ise romatoid artrit dışındaki durumları, örneğin Sjögren sendromunu ya da kriyoglobulinemiyi düşündürmede ek bilgi sağlayabilir. Bu nedenle iki test birbirinin yerine değil, birbirini tamamlayacak biçimde istenir. Her iki testin birlikte pozitif olması romatoid artrit olasılığını belirgin biçimde artırır ve sınıflandırma ölçütlerinde daha yüksek puan karşılığı taşır. Yalnızca RF'nin pozitif olduğu durumda romatizma dışı nedenler daha fazla gündeme gelirken yalnızca anti-CCP'nin pozitif olduğu durum romatoid artrit yönünde daha anlamlı kabul edilir. İki testin birlikte negatif olması ise hastalığı dışarıda bırakmaz ve klinik değerlendirmenin önemini artırır.
RF Sonucu Sedimantasyon (ESR) ve CRP ile Birlikte Nasıl Yorumlanır?
RF bir otoantikor testidir ve vücutta o anda ne kadar iltihap olduğunu göstermez; sedimantasyon ve CRP ise iltihabın varlığını ve yoğunluğunu yansıtan göstergelerdir. Bu nedenle bu testler farklı soruları yanıtlar ve birlikte değerlendirildiklerinde daha anlamlı bir tablo ortaya çıkar. RF pozitif ve iltihap göstergeleri yüksek olan, eklem şişliği bulunan bir kişide etkin bir iltihaplı eklem hastalığı olasılığı güçlenir. RF pozitif ama sedimantasyon ve CRP normal, eklem yakınması olmayan bir kişide ise pozitiflik çoğunlukla etkin bir hastalığı düşündürmez. RF negatif iken iltihap göstergelerinin yükselmesi, seronegatif artritleri ya da enfeksiyon gibi başka iltihaplı durumları akla getirir. Romatoid artrit tanısı almış kişilerde hastalık etkinliğini izlemede RF değil, eklem muayenesi ile sedimantasyon ve CRP gibi göstergeler kullanılır. Kronik enfeksiyonlar hem RF'yi hem de iltihap göstergelerini yükseltebileceğinden bu tabloda enfeksiyon nedenlerinin de gözden geçirilmesi gerekir. Kısacası RF hastalığın türüne dair ipucu verirken sedimantasyon ve CRP o anki iltihap düzeyine dair bilgi sağlar.
RF Sonucunu Etkileyen Faktörler Nelerdir?
Yaş, RF sonucunu etkileyen en belirgin etkenlerden biridir; yaş ilerledikçe sağlıklı kişilerde düşük düzeyde pozitiflik daha sık görülür. Sigara kullanımı, özellikle romatoid artrite yatkınlığı olan kişilerde RF oluşumunu artıran bir etken olarak bilinir. Hepatit C gibi süregen enfeksiyonlar ve bazı aşılama ya da yakın zamanda geçirilmiş enfeksiyonlar sonrasında geçici RF pozitifliği görülebilir. Laboratuvarın kullandığı yöntem ve ayıraç sonucu doğrudan etkiler, bu yüzden farklı merkezlerin sonuçları arasında farklılık olabilir. Kanın çok yağlı olması ya da örneğin hemolize uğraması (kırmızı kan hücrelerinin parçalanması), bulanıklık temelli ölçümlerde sonucu bozabilir. Kriyoglobulin bulunan kişilerde kan örneği soğukta bekletilirse RF etkinliği taşıyan proteinler çökerek ölçümde yer almayabilir ve sonuç olduğundan düşük çıkabilir. Çok yüksek düzeyde RF bulunması, antikor temelli bazı başka laboratuvar testlerinde yalancı sonuçlara yol açabilir. Bu etkenler nedeniyle beklenmedik bir sonuç, örnek alma koşulları ve kişinin genel durumu gözden geçirilerek yorumlanır.
RF Sonucuyla Hangi Bölüme Başvurulur, Süreç Nasıl İlerler?
RF sonucu pozitif çıkan ve eklem yakınmaları olan kişiler çoğunlukla romatoloji bölümüne yönlendirilir. Romatoloji yan dal hekimi bulunmayan merkezlerde ilk değerlendirme iç hastalıkları ya da fiziksel tıp ve rehabilitasyon bölümünde yapılabilir. Çocuklarda eklem yakınmalarıyla birlikte saptanan RF pozitifliği çocuk romatolojisi bölümünde değerlendirilir. Süreç genellikle ayrıntılı öykü ve eklem muayenesiyle başlar; ardından anti-CCP, sedimantasyon, CRP, tam kan sayımı ve gerektiğinde ANA gibi tamamlayıcı testler istenir. Eklem iltihabını değerlendirmek için el ve ayak grafileri, gerekirse ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Eklem yakınması olmadan rastlantısal olarak saptanan pozitiflikte önce iç hastalıkları değerlendirmesiyle hepatit, karaciğer ve akciğer hastalıkları gibi olası nedenler araştırılabilir. Romatoid artrit düşünülen kişilerde erken değerlendirme önemlidir, çünkü romatizmal hastalıklarda kullanılan hastalığı değiştirici ilaçlarla eklem hasarı erken dönemde daha iyi kontrol altına alınabilir. Tedavi seçimi ve izlem planı, kişinin tüm bulgularına göre bireysel olarak belirlenir.