Bazofil (BASO), hemogram (tam kan sayımı) içinde raporlanan ve beyaz kürelerin en az bulunan türünü gösteren bir değerdir. Bu hücreler taşıdıkları histamin ve diğer iltihap aracıları sayesinde alerjik tepkilerde, parazitlere karşı savunmada ve iltihapta görev alır. Bazofil değerindeki değişiklikler alerjik hastalıklardan tiroid bozukluklarına, geçici stres durumlarından kemik iliği kaynaklı kan hastalıklarına kadar farklı durumlarla ilişkili olabilir. Sayıları az olduğundan küçük dalgalanmalar olağandır ve sonuç, yüzde değerinden çok mutlak sayı üzerinden yorumlanır. Bu sayfada bazofil testinin neyi gösterdiği, yüksek ve düşük değerlerin olası anlamları ve süreçte gündeme gelebilecek ek incelemeler anlatılmaktadır.
Bazofil (BASO) Nedir ve Kan Sayımında Neden En Az Bulunan Hücredir?
Bazofil (BASO), kemik iliğinde üretilen ve kana geçerek vücutta dolaşan beyaz kürelerden biridir. Beyaz küreler arasında sayıca en az bulunan tür olduğu için kan sayımındaki payı oldukça küçük görünür. Hücrenin içinde koyu boyanan iri taneler (granül) bulunur ve bu taneler mikroskopta hücre çekirdeğini örtebilecek kadar belirgindir. Bazofil kemik iliğinden olgunlaşmış hâlde çıkar, kanda kısa bir süre dolaştıktan sonra gerektiğinde dokulara geçer. Sayısının az olması önemsiz olduğu anlamına gelmez, çünkü bu hücreler güçlü etkili maddeler taşır. Vücut bazofil üretimini ihtiyaca göre dengede tutar ve bu nedenle kandaki değer çoğu zaman dar bir aralıkta kalır. Laboratuvar raporunda bazofil, hemogram (tam kan sayımı) içindeki beyaz küre alt türleri arasında BASO kısaltmasıyla yer alır. Değerin anlamı, diğer beyaz küre türleri ve kişinin şikâyetleriyle birlikte ele alındığında ortaya çıkar.
Bazofiller Histamin ve Heparin Salgılayarak Hangi Görevi Üstlenir?
Bazofilin granüllerinde histamin, heparin ve başka iltihap aracısı maddeler depolanır. Hücrenin yüzeyinde IgE adı verilen antikorları bağlayan reseptörler bulunur. Daha önce duyarlı hâle gelmiş bir kişide alerjen (alerjiye yol açan madde) bu IgE antikorlarına bağlandığında bazofil uyarılır ve depoladığı maddeleri çevreye salar. Histamin damarların genişlemesine, damar duvarından sıvı sızmasına, kaşıntıya ve kızarıklığa yol açarak alerjik tepkinin belirtilerini oluşturur. Bazofiller ayrıca bağışıklık sistemindeki başka hücreleri olay yerine çağıran sinyal maddeleri üretir ve iltihabın sürmesine katkı verir. Parazitlere karşı savunmada da görev alırlar ve özellikle deri ya da bağırsak yoluyla giren kurtçuklara karşı gelişen yanıtın bir parçasıdırlar. Heparin pıhtılaşmayı yavaşlatan bir maddedir, ancak bazofillerin salgıladığı miktar yerel etki gösterir ve kanın genel pıhtılaşma dengesini belirleyen bir etken olarak görülmez. Bu nedenle bazofil değerindeki değişiklik tek başına kanama ya da pıhtı eğilimiyle ilişkilendirilmez.
Bazofil Testi Hangi Durumlarda İstenir?
Bazofil çoğu zaman ayrı bir test olarak istenmez ve hemogram (tam kan sayımı) yapıldığında diğer beyaz küre türleriyle birlikte otomatik olarak raporlanır. Bu nedenle genel sağlık kontrollerinde, ameliyat öncesi incelemelerde ya da pek çok farklı şikâyet için istenen kan sayımında bazofil değeri de ortaya çıkar. Kurdeşen, uzun süren kaşıntı, tekrarlayan alerjik şikâyetler, açıklanamayan halsizlik, dalak büyümesi veya diğer kan hücrelerinde değişiklik görülmesi bu değere daha dikkatli bakılmasını gerektirebilir. Kemik iliği kaynaklı bir kan hastalığı nedeniyle izlenen kişilerde bazofil değerindeki değişim takip sürecinin bir parçası olarak değerlendirilir. Test için koldan alınan az miktarda toplardamar kanı yeterlidir ve özel bir hazırlık gerekmez. Örnek otomatik sayım cihazında incelenir ve cihaz bazofili hem toplam beyaz küreler içindeki yüzde payı hem de mutlak sayı olarak verir. Bazofiller kanda çok az bulunduğundan cihazın saydığı bazofil sayısı da azdır ve ardışık ölçümlerde küçük dalgalanmalar olağan kabul edilir. Cihaz sonucunda şüphe uyandıran bir durum olduğunda kan lam üzerine yayılarak mikroskopta incelenir (periferik yayma) ve bulgu bu yolla doğrulanır.
Bazofil Sonucu Nasıl Değerlendirilir?
Bazofil sonucu, laboratuvarın kullandığı cihaza ve yönteme göre belirlenen referans aralığıyla karşılaştırılarak yorumlanır. Raporda yer alan yüzde değeri, bazofillerin toplam beyaz küreler içindeki payını gösterir ve bu nedenle toplam beyaz küre sayısına bağlıdır. Toplam beyaz küre sayısı değiştiğinde bazofil sayısı aynı kalsa bile yüzde değeri yükselmiş ya da düşmüş görünebilir. Mutlak bazofil sayısı ise toplam beyaz küre sayısının bazofil yüzdesiyle çarpılmasıyla hesaplanır ve kandaki gerçek bazofil miktarını yansıtır. Bu yüzden değerlendirmede mutlak sayı yüzde değerinden daha anlamlı kabul edilir. Sınırda kalan tek bir sonuç, sayının az olmasından kaynaklanan ölçüm dalgalanmasını yansıtıyor olabilir ve çoğu zaman tekrar ölçümle birlikte ele alınır. Çocuklarda referans aralıkları yaşa göre farklılık gösterdiğinden sonuç yaşa uygun aralıkla karşılaştırılır. Yorumda diğer beyaz küre türleri, kırmızı küre ve trombosit değerleri, kişinin şikâyetleri ve muayene bulguları birlikte göz önünde bulundurulur.
Bazofil Yüksekliği (Bazofili) Ne Anlama Gelir?
Kandaki mutlak bazofil sayısının referans aralığın üzerinde bulunmasına bazofili denir. Hafif ve geçici yükseklikler çoğu zaman alerjik durumlar, süregen iltihaplar ya da geçirilmekte olan bir enfeksiyonla ilişkilidir. Alerjik hastalıklar ve kurdeşen, bazı ilaç ve besin alerjileri, iltihabi bağırsak hastalığı gibi kronik iltihabi hastalıklar yükseklik nedenleri arasında sayılır. Tiroid bezinin az çalışması, bazı virüs enfeksiyonları ve parazit enfeksiyonları da bazofil değerini artırabilir. Dalağın ameliyatla alınmasından sonra kan hücrelerinin temizlenme düzeni değiştiği için bazofil sayısı yüksek bulunabilir. Kronik miyeloid lösemi başta olmak üzere kemik iliğinden kaynaklanan miyeloproliferatif hastalıklarda bazofil artışı dikkat çeken bulgulardan biridir. Yükseklik kalıcı ve belirgin olduğunda bu hastalıklar yönünden araştırma yapılması gündeme gelir. Hafif bir yükseklik ise tek başına bir hastalık olduğunu göstermez ve genellikle klinik bulgular ile tekrar ölçümle birlikte değerlendirilir.
Alerjik Reaksiyonlarda Bazofil Neden Artar?
Alerjik reaksiyonlarda bağışıklık sistemi zararsız bir maddeye karşı IgE antikorları üretir ve bu antikorlar bazofillerin yüzeyine yerleşir. Aynı maddeyle yeniden karşılaşıldığında bazofiller uyarılır, histamin ve diğer aracı maddeleri salar. Süregen alerjik durumlarda kemik iliği bu hücrelere duyulan ihtiyaca yanıt olarak bazofil üretimini artırabilir. Alerjik nezle, astım ve egzama gibi alerjik hastalıklarda kandaki bazofil değeri hafifçe yüksek bulunabilir. Bazı ilaç ve besin alerjilerinde de benzer bir artış görülebilir. Kurdeşende ise tablo daha değişkendir ve bazı kişilerde artış görülürken bazılarında bazofiller deri dokusuna geçtiği için kandaki sayı düşük bulunabilir. Ani ve yoğun bir alerjik reaksiyon sırasında da bazofiller kandan dokuya geçtiği için kandaki değer beklenenin aksine düşük çıkabilir. Bu nedenle alerjide bazofil değerinin yönü reaksiyonun süregen ya da ani oluşuna göre değişebilir ve alerji tanısı yalnızca bu değere dayanmaz.
Bazofil Yüksekliği Kemik İliği Kaynaklı Kan Hastalıklarıyla Nasıl İlişkilendirilir?
Kemik iliği kaynaklı kan hastalıkları arasında miyeloproliferatif hastalıklar (kemik iliğinde kan hücresi üretiminin kontrolsüz arttığı hastalıklar) bazofil yüksekliğiyle sık ilişkilendirilen gruptur. Kronik miyeloid lösemi bu grubun başında gelir ve bu hastalıkta bazofil artışı sık görülen bulgular arasındadır. Polisitemia vera, esansiyel trombositemi ve primer miyelofibroz gibi diğer miyeloproliferatif hastalıklarda da bazofil sayısı yükselebilir. Bu tür durumlarda bazofil yüksekliği çoğu zaman kalıcıdır ve beyaz küre, kırmızı küre ya da trombosit sayılarındaki başka değişikliklerle birlikte görülür. Dalak büyümesi, açıklanamayan kilo kaybı, gece terlemesi ve halsizlik gibi şikâyetler de tabloya eşlik edebilir. Alerji ya da enfeksiyon gibi yaygın bir açıklaması olmayan ve tekrar ölçümlerde süren belirgin bazofil artışı bu hastalıklar yönünden araştırma yapılmasını gerektirebilir. Bu araştırmada periferik yayma, gerekirse akım sitometrisi, kemik iliği incelemesi ve BCR-ABL gibi genetik testler gündeme gelebilir. Bazofil yüksekliği bu hastalıkları düşündürebilecek bir ipucudur, tanı ise bu incelemelerin bütünüyle ortaya konur.
Tiroid İşlev Bozuklukları Bazofil Değerini Nasıl Etkiler?
Tiroid bezi vücudun metabolizma hızını düzenleyen hormonlar üretir ve bu hormonların düzeyi kan hücrelerinin üretimini ve dağılımını da etkileyebilir. Tiroid bezinin az çalışması (hipotiroidi) bazofil değerinde hafif bir yükselmeyle ilişkilendirilen durumlar arasındadır. Tiroid bezinin fazla çalışmasında (hipertiroidi) ise bazofil değeri düşük bulunabilir. Bu değişiklikler genellikle hafiftir ve tek başına tiroid hastalığını düşündürecek kadar belirgin olmayabilir. Halsizlik, üşüme, kilo alma ve kabızlık gibi şikâyetlerle birlikte hafif bazofil yüksekliği görüldüğünde tiroid işlevlerine bakılması akla gelebilir. Çarpıntı, terleme, kilo kaybı ve el titremesi gibi şikâyetlerle birlikte görülen düşük bazofil değeri ise tiroid bezinin fazla çalışması açısından değerlendirmeye alınabilir. Tiroid işlevi ayrı hormon testleriyle değerlendirilir ve bazofil değeri bu testlerin yerini tutmaz. Tiroid işlevi normale döndüğünde bazofil değerindeki hafif değişikliğin de ortadan kalkması beklenebilir.
Bazofil Düşüklüğü (Bazopeni) Ne Anlama Gelir?
Kandaki bazofil sayısının referans aralığın altında bulunmasına bazopeni denir. Bazofiller normalde çok az bulunduğu için düşük değerin ölçümle güvenilir biçimde ayırt edilmesi zordur ve bu bulgu yükseklik kadar sık yorum gerektirmez. Akut enfeksiyonlar ve yoğun fiziksel ya da ruhsal stres sırasında vücudun salgıladığı stres hormonları bazofil sayısını geçici olarak düşürebilir. Steroid yapılı ilaçların kullanımı da benzer bir etkiyle bazofil değerini azaltabilir. Tiroid bezinin fazla çalışması düşüklüğe yol açabilen durumlar arasındadır. Gebelikte ve yumurtlama (ovulasyon) döneminde hormon değişikliklerine bağlı hafif bir düşüş görülebilir. Ani bir alerjik reaksiyonun ardından bazofiller dokuya geçtiğinde kandaki sayı bir süre düşük kalabilir ve kurdeşende de benzer biçimde düşük değer bulunabilir. Bu nedenlerin çoğu geçicidir ve tek başına düşük bazofil değeri genellikle bir hastalığa işaret etmez.
Bazofil ile Mast Hücresi Arasındaki Fark Nedir?
Mast hücresi, bazofille pek çok ortak özelliği bulunan akraba bir bağışıklık hücresidir. Hem bazofil hem mast hücresi granüllerinde histamin ve heparin taşır, yüzeyinde IgE reseptörü bulundurur ve alerjik tepkide benzer maddeleri salar. Aradaki temel fark bulundukları yerdir. Bazofil kanda dolaşan bir hücredir ve ihtiyaç olduğunda dokuya geçer, mast hücresi ise deri, solunum yolları ve sindirim kanalı gibi dokularda yerleşik olarak bulunur. Mast hücreleri kanda dolaşmadığı için hemogram sonucunda yer almaz ve sayıları kan sayımıyla ölçülmez. Bu hücrelerin olgunlaşma yolu da farklıdır, çünkü mast hücreleri kemik iliğinden öncül hücre olarak çıkar ve olgunlaşmasını dokuda tamamlar. Mast hücrelerinin dokularda aşırı biriktiği hastalıklara mastositoz adı verilir. Mastositoz, bazofil yüksekliğinden ayrı bir durumdur ve farklı yöntemlerle değerlendirilir. Kan sayımında normal bazofil değeri görülmesi mast hücresi hastalığı olmadığını göstermez, yüksek bazofil değeri de mastositoz anlamına gelmez.
Bazofil Aktivasyon Testi Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?
Bazofil aktivasyon testi, hemogramdaki bazofil sayımından farklı olarak alerji araştırmasında kullanılan özel bir laboratuvar testidir. Bu testte kişiden alınan kandaki bazofiller laboratuvar ortamında şüphelenilen maddeyle karşılaştırılır. Bazofil bu maddeye duyarlıysa uyarılır ve yüzeyinde bazı işaret molekülleri belirir. Bu değişiklik akım sitometrisi (hücreleri lazer ışığıyla tek tek inceleyen yöntem) ile ölçülür. Test, alerjik tepkinin kişinin vücudunda değil tüp içinde gözlenmesini sağlar ve bu nedenle daha önce ağır alerjik reaksiyon geçirmiş kişiler gibi deri testinin riskli olduğu durumlarda gündeme gelebilir. İlaç alerjileri, arı zehri alerjisi ve bazı besin alerjilerinde deri testi ve IgE testlerinin yetersiz kaldığı durumlarda da ek bilgi sağlayabilir. Test her merkezde yapılmaz ve sonucu kişinin öyküsü, deri testleri ve IgE sonuçlarıyla birlikte yorumlanır. Olumsuz bir sonuç alerjiyi tamamen dışarıda bırakmaz, olumlu bir sonuç da tek başına alerji tanısı koydurmaz.
Bazofil Sonucuyla Hangi Bölüme Başvurulur ve Süreç Nasıl İlerler?
Bazofil değerindeki hafif ve geçici değişiklikler çoğu zaman testi isteyen hekim tarafından diğer sonuçlarla birlikte değerlendirilir ve iç hastalıkları (dahiliye) bölümü sürecin başlangıç noktası olabilir. Kurdeşen, kaşıntı, alerjik nezle, astım ya da ilaç ve besin alerjisi gibi şikâyetler ön plandaysa alerji ve immünoloji bölümü uygun olabilir. Kalıcı ve belirgin bazofil yüksekliği, diğer kan hücrelerinde değişiklik ya da dalak büyümesi varsa değerlendirmeyi hematoloji bölümü üstlenir. Tiroid bezinin az ya da fazla çalıştığını düşündüren şikâyetler eşlik ediyorsa endokrinoloji bölümüne başvurulabilir. Çocuklarda sonuç yaşa özgü referans aralıklarıyla yorumlanacağı için çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümü uygun başvuru yeridir. Süreç genellikle sonucun şikâyetler ve muayene bulgularıyla karşılaştırılmasıyla başlar, ardından gerekirse tekrar hemogram ve periferik yayma istenir. Değişiklik sürüyorsa altta yatan nedene yönelik alerji testleri, tiroid hormon testleri, dışkıda parazit incelemesi ya da ileri hematolojik incelemeler planlanabilir. Bu aşamalı yaklaşım, tek bir sonuçtan hareketle gereksiz incelemelerin yapılmasının önüne geçilmesine yardımcı olur.