Kanda bulunan bazı proteinler vücut ısısının altına inen ortamda çökelip kümeleşir, yeniden ısıtıldığında ise tekrar çözünür. Kriyoglobulin adı verilen bu anormal proteinler, özellikle el, ayak ve bacaklardaki küçük damarlarda birikerek deri, eklem, sinir ve böbrek gibi farklı organlarda şikâyetlere neden olabilir. Kriyoglobulin testi, bu proteinlerin kanda bulunup bulunmadığını araştırır ve pozitif sonuçta proteinin yapısına göre altta yatan nedenin aranmasına yol gösterir. Testin güvenilir sonuç vermesi, kan örneğinin alındığı andan ayrıştırılmasına kadar vücut ısısında tutulmasına bağlıdır. Bu sayfada testin hangi durumlarda istendiği, örneğin nasıl alındığı, sonucun nasıl değerlendirildiği ve kriyoglobulin pozitifliğinin hangi hastalıklarla ilişkili olabileceği anlatılmaktadır.
Kriyoglobulin Nedir ve Neden Soğukta Çöker?
Kriyoglobulinler, vücut sıcaklığının altına inen ortamda çöken ve yeniden ısıtıldığında tekrar çözünen anormal proteinlerdir. Bu proteinlerin büyük bölümü immünglobulin (antikor) yapısındadır ve bağışıklık sisteminin düzensiz çalışması sonucunda üretilir. Sağlıklı kişilerin kanında bu özellikte proteinler ya hiç bulunmaz ya da saptanamayacak kadar az miktardadır. Soğukta çökme davranışı, proteinin yapısal farklılıklarından ve birbirine bağlanarak büyük kümeler oluşturma eğiliminden kaynaklanır. El, ayak, kulak ve burun gibi uç bölgelerde deri sıcaklığı gövdeye göre daha düşük olduğu için bu bölgelerdeki küçük damarlarda çökme daha kolay gerçekleşebilir. Çöken proteinler damar duvarında birikerek iltihaba yol açabilir ve bu tabloya kriyoglobulinemik vaskülit (küçük damar iltihabı) adı verilir. Kanda kriyoglobulin bulunması durumu ise kriyoglobulinemi olarak adlandırılır. Kriyoglobulin testi, bu proteinlerin serumda bulunup bulunmadığını ortaya koymayı ve gerektiğinde yapısının incelenmesine zemin hazırlamayı amaçlayan bir laboratuvar incelemesidir.
Kriyoglobulin Testi Hangi Şikâyetlerde İstenir?
Test çoğunlukla küçük damar iltihabını düşündüren belirtiler bir arada görüldüğünde istenir. Bacaklarda ele gelen, zaman zaman kabarık hissedilen ve dalgalanarak tekrarlayan mor lekeler (palpabl purpura) bu belirtilerin başında gelir. Eklem ağrısı, açıklanamayan halsizlik ve yorgunluk bu lekelere eşlik ettiğinde kriyoglobulinemi olasılığı daha çok gündeme gelir. El ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma ya da güç kaybı gibi sinir tutulumunu düşündüren şikâyetler de testin istenme nedenleri arasındadır. İdrarda köpüklenme, idrar tahlilinde protein ya da kan saptanması, bacaklarda şişlik ve yeni gelişen tansiyon yüksekliği böbrek tutulumunu düşündürebilir. Soğukta parmaklarda beyazlama ve morarma, parmak uçlarında ya da bacaklarda iyileşmeyen yaralar da testi gerektirebilecek bulgulardır. Hepatit C enfeksiyonu, Sjögren sendromu ya da lupus tanısı olan kişilerde bu tür şikâyetlerin ortaya çıkması testin istenmesini kolaylaştırır. Başka bir nedenle yapılan incelemelerde kompleman düzeylerinin açıklanamayan biçimde düşük bulunması ya da romatoid faktörün beklenmedik şekilde pozitif çıkması da kriyoglobulin araştırmasına yol açabilir.
Kriyoglobulin Testi İçin Kan Örneği Nasıl Alınır ve Taşınır?
Kriyoglobulin testi, örnek alma aşamasında özel dikkat gerektiren testlerden biridir. Kan, önceden vücut ısısına kadar ısıtılmış tüplere ve mümkünse ısıtılmış bir enjektör ya da toplama düzeneğiyle alınır. Alınan örnek laboratuvara ulaşana kadar vücut ısısında tutan bir taşıma kabı ya da ılık su banyosu içinde bekletilir. Kanın pıhtılaşması da bu sıcaklıkta tamamlanır ve serum, sıcaklık düşürülmeden pıhtıdan ayrıştırılır. Ayrıştırılan serum daha sonra soğuk ortamda bir süre bekletilir ve tüpün dibinde çökelti oluşup oluşmadığı gözlenir. Örnek bu aşamalardan herhangi birinde soğursa kriyoglobulinler pıhtı içinde çöker ve serumda saptanamaz hâle gelir. Bu durum, kişide kriyoglobulin bulunduğu hâlde sonucun negatif çıkmasına, yani yalancı negatifliğe yol açar. Bu nedenle testin, örnek alma ve taşıma koşullarını sağlayabilen merkezlerde ya da bu koşulları önceden planlayan laboratuvarlarda yapılması önem taşır.
Kriyoglobulin Testinin Sonucu Nasıl Değerlendirilir?
Sonuç genellikle serumda soğukta çökelti oluşup oluşmadığına göre pozitif ya da negatif olarak raporlanır. Çökelti görüldüğünde, bu çökeltinin ısıtılınca yeniden çözünmesi, gerçek bir kriyoglobulin bulunduğunu destekleyen önemli bir gözlemdir. Bazı laboratuvarlar çökeltinin serum içinde kapladığı hacmi kriyokrit adıyla ayrıca bildirir ve bu değer kriyoglobulin miktarı hakkında kaba bir fikir verir. Pozitif örneklerde çöken proteinin hangi antikor türlerinden oluştuğu, immünfiksasyon (protein türlerini ayırt eden özel bir elektroforez yöntemi) gibi yöntemlerle incelenebilir. Kriyoglobulin miktarı ile belirtilerin şiddeti arasında her zaman doğrudan bir ilişki bulunmaz; az miktarda kriyoglobulin ağır tabloya, yüksek miktar ise hafif şikâyetlere eşlik edebilir. Belirti vermeyen kişilerde de düşük düzeyde kriyoglobulin saptanabileceği için sonuç tek başına bir hastalık tanısı anlamına gelmez. Değerlendirme; şikâyetler, muayene bulguları, kompleman düzeyleri, idrar ve böbrek testleri ile enfeksiyon ve otoimmün hastalık araştırmalarıyla birlikte yapılır.
Kriyoglobulin Pozitifliği Ne Anlama Gelir?
Pozitif sonuç, kanda soğukta çöken anormal protein bulunduğunu, yani kriyoglobulinemi durumunu gösterir. Kriyoglobulinemi çoğu zaman kendi başına bir hastalık değil, altta yatan başka bir sürecin işareti olarak ortaya çıkar. Bu süreçlerin başında bazı kronik viral enfeksiyonlar, özellikle hepatit C gelir. Sjögren sendromu ve lupus gibi otoimmün (bağışıklık sisteminin kendi dokularına yöneldiği) hastalıklar da kriyoglobulin üretimine yol açabilir. Kemik iliği ve lenf sisteminden kaynaklanan bazı hastalıklarda tek bir hücre grubunun aşırı ürettiği antikor soğukta çöken yapıda olabilir. Yapılan araştırmalara rağmen neden bulunamayan durumlar da vardır ve bunlar esansiyel kriyoglobulinemi olarak adlandırılır. Belirti vermeyen kişilerde saptanan pozitiflik, şikâyet ve organ tutulumu bulunan kişilerdeki pozitiflikten farklı bir anlam taşıyabilir. Bu nedenle pozitif sonuçtan sonra hekim, proteinin tipini, eşlik eden hastalıkları ve organ tutulumunu birlikte değerlendirerek izlenecek yolu belirler.
Kriyoglobulin Tipleri Birbirinden Nasıl Ayrılır?
Kriyoglobulinler, çöken proteinin hangi antikorlardan oluştuğuna göre iki ana gruba ayrılarak anlatılabilir. İlk grupta çöken protein tek bir monoklonal antikordan, yani tek bir hücre ailesinin ürettiği aynı yapıdaki antikorlardan oluşur. Bu tip çoğunlukla kemik iliği ve lenf sistemi kaynaklı hastalıklarla, örneğin antikor üreten hücrelerin kontrolsüz çoğaldığı durumlarla ilişkilidir. Tek bir antikordan oluşan tipte protein miktarı yükseldiğinde kan koyulaşabilir ve parmaklarda dolaşım bozukluğu, renk değişikliği ya da yaralar ön plana çıkabilir. İkinci grubu oluşturan karışık tiplerde ise farklı yapıdaki antikorlar birbirine bağlanarak birlikte çöker. Karışık tiplerde çöken antikorlardan biri diğer antikorlara bağlanma özelliği taşır ve bu özellik laboratuvarda romatoid faktör aktivitesi olarak saptanır. Karışık tipler çoğunlukla hepatit C enfeksiyonu ve Sjögren sendromu, lupus gibi otoimmün hastalıklarla ilişkilidir ve daha çok küçük damar iltihabı tablosuyla seyreder. Tiplerin ayrımı, çökeltinin immünfiksasyon gibi yöntemlerle incelenmesiyle yapılır ve altta yatan nedenin hangi yönde araştırılacağını belirlemeye yardım eder.
Kriyoglobulin Negatif Çıkması Şikâyetlerin Nedenini Dışlar mı?
Negatif sonuç, o örnekte saptanabilir düzeyde kriyoglobulin bulunmadığını gösterir; ancak şikâyetlerin kriyoglobulinemiyle ilişkisini her zaman ortadan kaldırmaz. Yalancı negatifliğin en yaygın nedeni, örneğin alındıktan sonra ayrıştırılana kadar geçen sürede soğumasıdır. Kriyoglobulin miktarı zaman içinde dalgalanabildiği için örneğin alındığı dönemde düzey laboratuvar yönteminin saptayabileceği sınırın altında kalmış olabilir. Tedavi ya da altta yatan hastalığın geçici olarak sakinleşmesi de düzeyin düşmesine yol açabilir. Klinik tablo kriyoglobulinemiyi güçlü biçimde düşündürüyorsa test, örnek alma koşullarına özen gösterilerek tekrarlanabilir. Kompleman bileşenlerinin düşüklüğü ve romatoid faktör aktivitesi gibi dolaylı ipuçları, negatif sonuca rağmen şüphenin sürmesine neden olabilir. Öte yandan bacaklarda mor lekeler, eklem ağrısı ve böbrek bulguları başka damar iltihabı türlerinde de görülebildiği için negatif sonuç bu olasılıkların araştırılmasını da gündeme getirir.
Kriyoglobulinemi Hangi Organ Bulgularıyla Kendini Gösterebilir?
Deri, kriyoglobulinemide en sık etkilenen organlardan biridir ve bacaklarda ele gelen mor lekeler, lekelerin geçtiği yerlerde kahverengi iz ve bazı kişilerde yaralar görülebilir. Soğukla tetiklenen parmak renk değişiklikleri ve parmak uçlarında doku hasarı da deri ve dolaşım tutulumunun işaretleri arasındadır. Eklemlerde ağrı sık görülür, ancak eklemi kalıcı olarak bozan bir iltihap tablosu genellikle beklenmez. Sinir tutulumu çoğunlukla el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma ve ilerleyen dönemde güçsüzlük ile kendini gösterir. Böbrek tutulumu glomerülonefrit (böbreğin süzme birimlerinin iltihabı) biçiminde ortaya çıkabilir; idrarda protein ve kan kaybı, bacaklarda şişlik ve tansiyon yükselmesi bu tabloya eşlik edebilir. Halsizlik ve yorgunluk birçok kişide organ bulgularına eşlik eden genel şikâyetlerdir. Daha seyrek olarak sindirim sistemi, akciğer, kalp ve beyin damarları da etkilenebilir. Parmaklarda belirgin renk değişikliği ve yara gelişmesi, idrar miktarında ani azalma ya da belirgin güçsüzlük ortaya çıktığında gecikmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir.
Kriyoglobulin Pozitifliğinde Hepatit C Araştırması Neden Gündeme Gelir?
Karışık tipteki kriyoglobulinemi olgularının büyük bölümünde altta yatan neden olarak hepatit C enfeksiyonu saptanır. Hepatit C virüsü, antikor üreten lenfositleri uzun süre uyararak soğukta çöken antikor kümelerinin oluşmasına zemin hazırlayabilir. Hepatit C enfeksiyonu yıllarca belirgin şikâyet vermeden sürebildiği için kişi hastalığından habersiz olabilir. Bu nedenle kriyoglobulin pozitifliği saptanan kişilerde hepatit C antikor testi ve gerekli görüldüğünde virüsün genetik materyalini araştıran testler istenir. Karaciğer enzimleri ve karaciğerin yapısını değerlendiren incelemeler de bu araştırmanın parçası olabilir. Hepatit B ve bazı diğer kronik viral enfeksiyonlar da daha seyrek olmakla birlikte kriyoglobulinemiyle ilişkili olabildiği için değerlendirmeye katılabilir. Hepatit C'nin saptanması, hepatit C'ye yönelik antiviral tedavi seçeneğini gündeme getirdiği için önem taşır. Virüsün temizlenmesinden sonra birçok kişide kriyoglobulin düzeyinin ve buna bağlı şikâyetlerin gerilediği görülür.
Kriyoglobulin ile Birlikte Kompleman ve Romatoid Faktör Neden İstenir?
Kompleman sistemi, antikorlarla birlikte çalışan ve iltihap sürecinde tüketilen bir protein grubudur. Karışık kriyoglobulinemide antikor kümeleri kompleman proteinlerini yoğun biçimde tükettiği için özellikle erken basamakta görev alan C4 düzeyindeki belirgin düşüklük dikkat çeker. Bu düşüklüğe karşın üçüncü bileşenin görece normal kalabilmesi, kriyoglobulinemiyi düşündüren tipik bir örüntü olarak kabul edilir. Romatoid faktör, başka antikorlara bağlanabilen bir antikordur ve karışık kriyoglobulinlerin önemli bir bölümü bu aktiviteyi taşır. Bu nedenle kriyoglobulin pozitif kişilerde romatoid faktör de sıklıkla pozitif bulunur. Kompleman düşüklüğü ve romatoid faktör aktivitesi, örnek alma sorunları nedeniyle kriyoglobulin testi negatif çıktığında şüpheyi sürdüren dolaylı ipuçları olarak da işe yarar. Kompleman düzeylerindeki değişim, hastalığın etkinliğinin izlenmesinde diğer bulgularla birlikte yol gösterici olabilir. Bu testlerin ayrıntılı yorumu kütüphanedeki ilgili sayfalarda ele alınır; burada önemli olan, üçünün birlikte istendiğinde birbirini tamamlayan bilgi vermesidir.
Kriyoglobulin ile Soğuk Aglütinin Arasındaki Fark Nedir?
Kriyoglobulin ve soğuk aglütinin, soğukta etkinleşen antikorlar oldukları için sıklıkla birbirine karıştırılır. Soğuk aglütininler, düşük sıcaklıkta kırmızı kan hücrelerine bağlanarak bu hücrelerin kümeleşmesine ve bazı durumlarda parçalanmasına yol açar. Bu nedenle soğuk aglütinin hastalığı daha çok kansızlık, sarılık ve koyu renkli idrar gibi bulgularla kendini gösterir. Kriyoglobulinler ise kan hücrelerine bağlanmadan kendi aralarında çöker ve asıl etkisini küçük damarlarda birikip damar iltihabı oluşturarak gösterir. Her iki durumda da soğukta parmaklarda, kulak ve burun ucunda morarma görülebildiği için belirtiler kısmen benzeşebilir. İki test de örneğin vücut ısısında alınıp taşınmasını gerektirir, ancak farklı laboratuvar yöntemleriyle çalışılır. Kriyoglobulin serumda çöken proteini, soğuk aglütinin testi ise kırmızı kan hücrelerini kümeleştiren antikoru araştırır. Belirtilerin hangi tabloya uyduğu net olmadığında iki test birlikte istenebilir.
Kriyoglobulin Sonucuyla Hangi Bölüme Başvurulur, Süreç Nasıl İlerler?
Kriyoglobulin pozitifliği ya da bu durumu düşündüren şikâyetler için ilk başvuru çoğunlukla iç hastalıkları ya da romatoloji bölümüne yapılır. Hepatit C ya da başka bir viral enfeksiyon saptandığında gastroenteroloji veya enfeksiyon hastalıkları bölümü sürece dahil olur. Böbrek tutulumu varsa nefroloji, sinir tutulumu varsa nöroloji, deri bulguları ön plandaysa dermatoloji bölümüyle birlikte izlem yapılabilir. Tek bir antikordan oluşan tip saptandığında kemik iliği kaynaklı hastalıkların araştırılması için hematoloji bölümü değerlendirmeye katılır. Süreç, altta yatan nedenin araştırılması ve hangi organların etkilendiğinin belirlenmesiyle başlar; gerektiğinde deri ya da böbrekten doku örneği alınabilir. Tedavi yaklaşımı altta yatan nedene ve tutulumun ağırlığına göre hekim tarafından belirlenir; hepatit C'ye yönelik antiviral tedavi, bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar ve ağır durumlarda plazma değişimi bu seçenekler arasında yer alabilir. Soğuktan korunma, el ve ayakları sıcak tutma gibi günlük önlemler şikâyetlerin azaltılmasına katkı sağlayabilir. Kriyoglobulinemi dalgalı seyredebildiği için kan, idrar ve böbrek testleriyle düzenli izlem sürecin önemli bir parçasıdır.