Biyokimya Kütüphanesi

HLA (İnsan Lökosit Antijeni) Doku Tiplemesi

HLA Doku Tiplemesi

HLA doku tiplemesi, kişinin bağışıklık sisteminde kendi hücrelerini tanıtan yüzey moleküllerinin genetik yapısını belirleyen bir laboratuvar incelemesidir. Bu test çoğunlukla kemik iliği, kök hücre ve organ nakli öncesinde verici ile alıcı arasındaki uyumu değerlendirmek için istenir. İnceleme, kandan ya da ağız içinden alınan sürüntüden elde edilen DNA üzerinde moleküler yöntemlerle yapılır. Doku uyumu, kan grubu uyumundan farklı bir kavramdır ve nakil planlamasında her biri ayrı ele alınır. Sonuçlar tek başına bir nakil kararı anlamına gelmez; hastanın genel durumu, diğer laboratuvar bulguları ve nakil ekibinin değerlendirmesiyle birlikte yorumlanır.

HLA (İnsan Lökosit Antijeni) Doku Tiplemesi Nedir ve Bağışıklık Sisteminde Ne İşe Yarar?

HLA (İnsan Lökosit Antijeni), vücuttaki hücrelerin çoğunun yüzeyinde bulunan ve bağışıklık sistemine hücrenin kime ait olduğunu bildiren protein yapılarıdır. Bu moleküller, hücre içinde ya da çevresinde bulunan küçük protein parçalarını bağışıklık hücrelerine sunarak bir tür kimlik kartı işlevi görür. Bağışıklık sistemi bu sunumu inceleyerek kendi dokusunu yabancı olandan ayırt eder ve mikroplara, virüslere ya da anormal hücrelere karşı yanıt başlatır. HLA molekülleri genetik olarak belirlenir ve kişiden kişiye büyük çeşitlilik gösterir; bu çeşitlilik toplumun farklı enfeksiyonlara karşı dayanıklılığına katkı sağlar. Aynı çeşitlilik nakil sırasında bir sorun kaynağına dönüşebilir, çünkü alıcının bağışıklık sistemi farklı HLA yapısı taşıyan dokuyu yabancı olarak algılayabilir. Doku tiplemesi, kişinin taşıdığı HLA yapılarını genetik düzeyde belirleyerek bu uyumun önceden değerlendirilmesini sağlar. Kemik iliği naklinde durum çift yönlüdür; verici hücreler de alıcının dokularını yabancı olarak görebilir ve buna graft karşı konak hastalığı (nakledilen hücrelerin alıcı dokularına saldırması) denir. Bu nedenle doku tiplemesi, nakil planlamasının temel basamaklarından biri olarak kabul edilir.

Doku Uyumu ile Kan Grubu Uyumu Arasındaki Fark Nedir?

Kan grubu uyumu, alyuvarların yüzeyindeki ABO ve Rh gibi yapıların verici ile alıcı arasında uygun olup olmadığını gösterir. Doku uyumu ise alyuvarlara değil, akyuvarlar başta olmak üzere çekirdekli hücrelerin yüzeyindeki HLA moleküllerine dayanır. Kan grubu sistemleri görece az sayıda türden oluşurken HLA yapıları çok daha fazla çeşitlilik gösterir; bu yüzden aynı kan grubunu taşıyan kişilerin doku tipleri birbirinden oldukça farklı olabilir. Kan nakli için çoğunlukla kan grubu uyumu ve çapraz karşılaştırma testi yeterli görülür, doku tiplemesi rutin olarak istenmez. Organ naklinde kan grubu uyumu ilk eşik olarak ele alınır, doku uyumu ise reddetme riskinin değerlendirilmesinde ek bilgi sağlar. Kemik iliği ve kök hücre naklinde doku uyumu öncelikli ölçüttür; doku uyumu uygun olan verici ile alıcının kan grupları farklı olsa bile nakil planlanabilir. Böyle bir durumda nakil sonrasında alıcının kan grubu zamanla vericinin kan grubuna dönüşebilir ve bu değişim nakil ekibi tarafından izlenir. Kısacası kan grubu ile doku tipi birbirinin yerine geçmez, birbirini tamamlayan ayrı uyum basamaklarıdır.

HLA Doku Tiplemesi Hangi Durumlarda İstenir?

HLA doku tiplemesi çoğunlukla kemik iliği ya da kök hücre nakli planlanan hastalarda istenir. Lösemi, lenfoma, bazı kemik iliği yetmezlikleri, talasemi gibi kalıtsal kan hastalıkları ve bazı doğuştan bağışıklık yetmezlikleri bu nakil gerekçeleri arasında yer alır. Hasta tiplendirildikten sonra kardeşler, anne ve baba, gerektiğinde diğer aile bireyleri de verici adayı olarak test edilebilir. Böbrek, karaciğer, kalp ve akciğer gibi organ nakillerinde alıcının doku tipi belirlenir ve bekleme listesine kayıtta bu bilgi kullanılır. Canlı vericiden organ nakli planlandığında verici adayının doku tipi de incelenir. Kemik iliği bağışçısı olmak için gönüllü kaydı yapılan kişilerden de doku tiplemesi örneği alınır ve sonuçlar bağışçı bankasına işlenir. Bunların yanında bazı romatizmal ve sindirim sistemi hastalıklarının değerlendirilmesinde ya da bazı ilaçlara karşı ağır aşırı duyarlılık riskinin öngörülmesinde belirli HLA yapılarının araştırılması istenebilir. Testin hangi kapsamda yapılacağı, istenme amacına göre belirlenir.

Doku Tiplemesi İçin Örnek Nasıl Alınır ve Hazırlık Gerekir mi?

Doku tiplemesi DNA üzerinde yapıldığı için örnek çoğunlukla koldaki bir toplardamardan, pıhtılaşmayı önleyici madde içeren tüpe alınan kandan elde edilir. Bazı merkezlerde, özellikle gönüllü bağışçı kaydında ya da uzakta yaşayan aile bireylerinden örnek istendiğinde ağız içi sürüntüsü kullanılabilir. Ağız içi sürüntüsünde yanağın iç yüzeyi steril bir çubukla nazikçe sürtülerek hücre toplanır ve işlem acı vermez. Test için aç kalmak gerekmez; günlük yemek, içecek ve düzenli kullanılan ilaçlar genellikle sonucu etkilemez. Sürüntü örneği alınacaksa işlemden kısa süre önce yemek yememek, sigara içmemek ve ağzı suyla çalkalamak örnek kalitesini korumaya yardımcı olabilir. Yakın zamanda kan nakli almış ya da yoğun kemoterapi görmüş hastalarda örneğin zamanlaması ve türü laboratuvarla birlikte planlanır. Örnek üzerinde kimlik bilgilerinin eksiksiz ve doğru yazılması, karışıklığı önlemek açısından büyük önem taşır. Aile bireylerinden örnek alınırken her kişinin hastayla akrabalık ilişkisi de kayda geçirilir, çünkü bu bilgi sonuçların yorumlanmasına katkı sağlar.

Hangi HLA Bölgeleri İncelenir ve Sonuç Raporunda Neler Bildirilir?

HLA molekülleri, bir kromozom üzerinde yan yana yerleşmiş gen bölgelerince kodlanır ve bu bölgelerin tümüne HLA sistemi denir. Bir grupta HLA-A, HLA-B ve HLA-C bölgeleri bulunur; bu bölgelerin ürettiği moleküller vücuttaki çekirdekli hücrelerin çoğunda yer alır. Diğer grupta HLA-DR, HLA-DQ ve HLA-DP bölgeleri yer alır ve bunların molekülleri daha çok bağışıklık hücrelerinin yüzeyinde bulunur. Günümüzde tipleme, DNA dizisindeki farklılıkları saptayan moleküler yöntemlerle yapılır; yöntem seçimi laboratuvarın olanaklarına ve istenen ayrıntı düzeyine göre değişir. Nakil amacıyla yapılan incelemede hangi bölgelere bakılacağı nakil türüne ve merkezin protokolüne göre belirlenir. Sonuç raporunda her bölge için kişinin anneden ve babadan aldığı özellikler (aleller) ayrı ayrı, harf ve sayılardan oluşan uluslararası adlandırma kodlarıyla bildirilir. Raporda ayrıca kullanılan yöntem, çözünürlük düzeyi ve örneğin türü de yer alır. Bu kodlar tek başına sağlık durumu hakkında bilgi vermez; anlamlarını verici ve alıcı sonuçlarının karşılaştırılması kazandırır.

Düşük Çözünürlüklü ve Yüksek Çözünürlüklü Tipleme Arasındaki Fark Nedir?

Düşük çözünürlüklü tipleme, HLA yapısını geniş bir grup düzeyinde tanımlar ve kişinin hangi ana antijen ailesine ait olduğunu gösterir. Bu düzey bir kişiyi kaba bir tarifle tanımlamaya benzer; birbirine yakın ama aynı olmayan yapılar bu düzeyde ayırt edilemeyebilir. Yüksek çözünürlüklü tipleme ise aynı grup içindeki alt tipleri protein yapısındaki ayrıntılara kadar ayırt eder. Kemik iliği ve kök hücre naklinde verici seçimi çoğunlukla yüksek çözünürlüklü sonuçlara dayanır, çünkü küçük farklılıklar bile nakil sonrası bağışıklık tepkilerini etkileyebilir. Aile içi taramada ya da verici adaylarının ilk değerlendirmesinde önce düşük çözünürlük kullanılıp uygun görünen adaylar için yüksek çözünürlüğe geçilebilir. Organ naklinde ise çoğu durumda antijen düzeyinde bilgi yeterli görülür, ancak merkezin protokolüne göre daha ayrıntılı tipleme de istenebilir. Hastalık yatkınlığı araştırmalarında genellikle belirli bir HLA yapısının var olup olmadığına bakılır ve tüm bölgelerin ayrıntılı tiplenmesine gerek duyulmayabilir. Çözünürlük düzeyinin raporda belirtilmesi, farklı laboratuvarların sonuçları karşılaştırılırken yanlış yorum yapılmasını önler.

Doku Tipleme Sonucu Nasıl Okunur ve Uyum Derecesi Nasıl İfade Edilir?

Doku tipleme sonucu, alıcının ve verici adayının raporlarındaki kodların bölge bölge karşılaştırılmasıyla yorumlanır. İncelenen bölgelerin tümünde özellikler aynıysa bu durum tam uyum olarak ifade edilir. Bazı bölgelerde farklılık bulunuyorsa uyumsuzluğun hangi bölgede olduğu belirtilir ve sonuç kısmi uyum olarak tanımlanır. Anneden ya da babadan gelen HLA bloklarından yalnızca birinin ortak olduğu durumda yarı uyumlu (haploidentik) ifadesi kullanılır. Uyumsuzluğun hangi yönde olduğu da önemlidir; alıcının bağışıklık sisteminin vericiyi tanıması ile verici hücrelerin alıcıyı tanıması farklı riskler taşır. Nakil ekibi uyum derecesini vericinin yaşı, cinsiyeti, genel sağlığı, kan grubu ve alıcıda vericiye karşı antikor bulunup bulunmadığı gibi başka etkenlerle birlikte tartar. Bu nedenle uyum derecesi verici seçiminde önemli bir ölçüt olsa da tek başına belirleyici değildir. Raporda görülen uyum ifadesinin hastanın kendi durumu açısından ne anlama geldiği, nakil ekibiyle yapılan görüşmede ayrıntılı biçimde konuşulabilir.

Kardeşler Arasında Doku Uyumu Neden Daha Olası Kabul Edilir?

HLA bölgeleri kromozom üzerinde yan yana yerleştiği için çoğunlukla bir blok hâlinde kalıtılır ve bu bloğa haplotip denir. Her çocuk bu bloklardan birini anneden, diğerini babadan alır. Anne ve babanın her birinde farklı bloklar bulunduğundan kardeşler bu blokları farklı birleşimlerle almış olabilir. Aynı anne ve babadan doğan kardeşlerin aynı blokları alma olasılığı, akraba dışı bir kişiyle rastlantısal olarak eşleşme olasılığından belirgin biçimde daha yüksektir. Bu yüzden kemik iliği nakli gereken bir hastada verici araştırması genellikle öz kardeşlerle başlar. Kardeş sayısı arttıkça aralarında tam uyumlu birinin bulunma olasılığı da artar, ancak her ailede tam uyumlu kardeş bulunamayabilir. Anne ve baba ise çocuklarıyla çoğunlukla yarı uyumludur, çünkü çocuğa bloklarından yalnızca birini aktarmışlardır. Nadiren kalıtım sırasında bloklar arasında parça değişimi olabildiği için kardeşlerdeki uyum da laboratuvar testiyle doğrulanır. Kardeşlerde uyum çıkmaması ailede bir sorun olduğu anlamına gelmez, kalıtımın doğal çeşitliliğini yansıtır.

Akraba Dışı Verici ve Kordon Kanı Aramasında Doku Tiplemesi Nasıl Kullanılır?

Ailede uygun verici bulunamadığında hastanın doku tipi, gönüllü bağışçıların kayıtlı olduğu kök hücre bağışçı bankalarında aranır. Türkiye'de bu arama ulusal kök hücre bağışçı bankası olan TÜRKÖK üzerinden yürütülür ve gerektiğinde uluslararası kayıtlarla da bağlantı kurulur. İlk aşamada bankadaki kayıtlı bilgilerle hastaya uyum gösterebilecek olası adaylar listelenir. Uygun görünen gönüllülere ulaşılarak bağış istekleri yeniden sorulur ve yeni örnek üzerinden yüksek çözünürlüklü doğrulama tiplemesi yapılır. Kordon kanı bankalarında saklanan ünitelerin doku tipleri de kayıtlıdır ve özellikle uygun erişkin verici bulunamayan hastalarda seçenek olarak değerlendirilebilir. Kordon kanında uyum ölçütleri erişkin vericiye göre farklı ele alınabilir; ayrıca ünitedeki hücre miktarı da seçimi etkiler. Aramanın ne kadar süreceği, hastanın doku tipinin toplumdaki yaygınlığına, gönüllü adayın ulaşılabilirliğine ve sağlık durumuna bağlıdır. Bu bekleme dönemi aileler için zorlayıcı olabilir; nakil koordinasyon ekibi süreç boyunca aramanın durumu hakkında bilgi paylaşır.

Yarı Uyumlu (Haploidentik) Nakil Kararında Doku Tiplemesi Nasıl Değerlendirilir?

Yarı uyumlu (haploidentik) nakilde verici, hastayla HLA bloklarından yalnızca birini paylaşan bir aile bireyidir. Bu verici çoğunlukla anne, baba, çocuk ya da yarı uyumlu bir kardeş olabilir. Geçmişte yarı uyumlu nakiller güçlü bağışıklık tepkisi riski nedeniyle sınırlı kullanılırken, nakil sonrası bağışıklığı düzenleyen tedavi yaklaşımlarındaki gelişmeler bu seçeneği daha sık gündeme getirmiştir. Birden fazla yarı uyumlu aday bulunduğunda aralarında seçim yapılması gerekir ve doku tiplemesi bu karşılaştırmanın temelini oluşturur. Adayların yaşı, genel sağlığı, cinsiyeti, kan grubu ve enfeksiyon taramaları da karşılaştırmada birlikte ele alınır. Alıcıda vericinin HLA yapılarına karşı önceden oluşmuş antikorlar bulunması nakledilen hücrelerin tutunmasını olumsuz etkileyebileceğinden bu durum ayrı antikor testleriyle araştırılır. Yarı uyumlu nakil, tam uyumlu verici bulunamayan ya da nakil gereksinimi acil olan hastalarda zaman kazandıran bir seçenek olarak düşünülebilir. Hangi verici türünün seçileceği, hastalığın türü ve hastanın durumu gözetilerek nakil ekibince her hasta için ayrı ayrı belirlenir.

Doku Tiplemesi Nakil Dışında Hangi Hastalık ve İlaç Duyarlılığı Araştırmalarında İstenir?

Bazı HLA yapıları belirli hastalıklara yatkınlıkla ilişkili bulunmuştur ve bu nedenle nakil dışı amaçlarla da araştırılabilir. Bel ve omurga eklemlerini tutan ankilozan spondilit gibi romatizmal hastalıkların değerlendirilmesinde HLA-B27 varlığına bakılması bunun bilinen örneklerindendir. Çölyak hastalığında (glütene karşı gelişen bağırsak tepkisi) HLA-DQ bölgesindeki ilişkili yapıların bulunmaması hastalık olasılığını oldukça düşük gösterdiği için tanı sürecinde yol gösterici olabilir. Behçet hastalığı gibi bazı başka durumlarda da belirli HLA yapıları yatkınlıkla ilişkilendirilmiştir. Bu yapıların taşınması hastalığın var olduğu ya da ileride ortaya çıkacağı anlamına gelmez; birçok taşıyıcıda hastalık hiç gelişmez. İlaç güvenliği alanında ise bazı HIV ilaçları ve bazı nöbet önleyici ilaçlar başlanmadan önce, ağır aşırı duyarlılık tepkileriyle ilişkili HLA yapılarının araştırılması önerilebilir. Bu inceleme, ağır deri ve iç organ tepkileri gelişme riski yüksek olan kişilerin önceden belirlenmesine yardımcı olur. Nakil dışı amaçlarla yapılan testlerde çoğunlukla yalnızca ilgili HLA yapısına bakılır ve sonuç klinik bulgularla birlikte değerlendirilir.

Doku Tipleme Süreci Hangi Birimlerle Yürütülür ve Sonuçlar Nereye Bildirilir?

Doku tipleme süreci; doku tipleme laboratuvarı, nakil birimi ve nakil koordinasyon ekibinin birlikte çalışmasıyla yürütülür. Kemik iliği ve kök hücre nakli için hematoloji ya da çocuk hematolojisi bölümü, organ nakli için ilgili organ nakli birimi süreci başlatır. Örnek, yetkilendirilmiş ve kalite denetiminden geçen bir doku tipleme laboratuvarında çalışılır. Laboratuvar sonuçları testi isteyen birime raporlar ve nakil koordinatörleri aile taraması ya da verici araması için sonraki adımları planlar. Akraba dışı verici araması gerektiğinde hastanın tipleme bilgileri TÜRKÖK gibi ulusal kayıt sistemlerine iletilir. Kadavradan organ nakli bekleyen hastaların doku tipleri de ulusal organ bekleme sistemine kaydedilir. Nakil dışı amaçlarla yapılan HLA testlerinde sonuç; romatoloji, gastroenteroloji, nöroloji ya da enfeksiyon hastalıkları gibi testi isteyen bölüme bildirilir. Kişisel ve genetik veri niteliği taşıyan sonuçlar gizlilik kurallarına uygun biçimde saklanır ve yalnızca yetkili kişilerle paylaşılır.

Yayın tarihi:

Merak edilen sorular

15 başlık

Bu değerle en çok ilişkilendirilen soruların yanıtları.

1

Doku Tiplemesi İçin Aç Kalmak Gerekir mi?

Doku tiplemesi için aç kalmak gerekmez. Test DNA üzerinde yapıldığı için yenilen yemek ya da içilen sıvılar HLA sonucunu değiştirmez. Kan örneği günün herhangi bir saatinde alınabilir. Ağız içi sürüntüsü alınacaksa işlemden kısa süre önce yemek yememek ve ağzı suyla çalkalamak örneğin kalitesini artırabilir. Aynı gün başka tahliller de yapılacaksa açlık gerekip gerekmediği o testlere göre belirlenir.
2

Kişinin Doku Tipi Yaşam Boyunca Değişir mi?

Kişinin doku tipi genlerle belirlendiği için yaşam boyunca değişmez. Enfeksiyon, yaşlanma, gebelik ya da ilaç kullanımı HLA yapısını etkilemez. Bu nedenle daha önce güvenilir biçimde yapılmış bir tipleme yeniden kullanılabilir. Nakil hazırlığında örnek karışıklığını önlemek amacıyla yeni bir örnekle doğrulama tiplemesi yine de istenebilir. Bunun istisnası kemik iliği nakli sonrasıdır; kan hücreleri vericiden kaynaklandığı için kan örneğinde vericinin doku tipi görülebilir.
3

Kemik İliği Nakli Sonrasında Doku Tipi Yeniden Bakılır mı?

Kemik iliği nakli sonrasında kan hücreleri vericinin kök hücrelerinden üretildiği için kandan yapılan tipleme vericinin doku tipini gösterebilir. Kişinin kendi doku tipinin yeniden belirlenmesi gerekirse ağız içi sürüntüsü gibi başka örnekler tercih edilebilir, ancak bu örneklerde de verici hücreleri bulunabilir. Nakil sonrası izlemde asıl yapılan, kandaki hücrelerin ne kadarının vericiden geldiğini gösteren kimerizm analizidir. Kimerizm analizi doku tiplemesinden farklı DNA işaretleri kullanır ve nakledilen hücrelerin tutunmasının izlenmesine yardımcı olur. Yeni bir nakil gündeme gelirse hastanın nakil öncesindeki tipleme sonuçları kullanılır.
4

Doku Tipi Anne ve Babadan Nasıl Aktarılır?

HLA bölgeleri kromozom üzerinde yan yana dizildiği için çoğunlukla blok hâlinde kalıtılır. Her kişi bu bloklardan birini anneden, diğerini babadan alır ve doku tipi bu yarı yarıya aktarımın birleşiminden oluşur. Bu nedenle çocuklar anne ve babalarıyla çoğunlukla yarı uyumludur. Kardeşler aynı blokları, tamamen farklı blokları ya da bloklardan yalnızca birini paylaşmış olabilir. Nadiren kalıtım sırasında bloklar arasında parça değişimi olabilir ve bu durum aile içi yorumlamada göz önünde bulundurulur.
5

Aynı Aileden Birden Fazla Kardeşin Test Edilmesi Neden İstenir?

Her kardeşin anne ve babadan hangi blokları aldığı birbirinden bağımsızdır. Bu yüzden bir kardeşin uyumsuz çıkması diğerlerinin de uyumsuz olacağı anlamına gelmez. Test edilen kardeş sayısı arttıkça tam uyumlu verici bulma olasılığı da artar. Birden fazla uyumlu kardeş bulunduğunda nakil ekibi yaş, genel sağlık, kan grubu ve cinsiyet gibi özellikleri karşılaştırarak seçim yapabilir. Anne ve babadan da örnek alınması, blokların doğru belirlenmesine ve sonuçların güvenle yorumlanmasına katkı sağlar.
6

Doku Tiplemesi Babalık ya da Akrabalık Tayini Amacıyla Kullanılır mı?

Doku tiplemesi babalık ya da akrabalık tayini amacıyla kullanılmaz. Bu amaçla, çok sayıda DNA bölgesini birlikte inceleyen özel genetik analizlerden yararlanılır. HLA bölgeleri toplumda sık görülen yapılar taşıyabildiği için akrabalık ilişkisini tek başına güvenilir biçimde ortaya koymaz. Aile taraması sırasında beklenmeyen bir kalıtım örüntüsü görülürse bu bilgi gizlilik kurallarına uygun şekilde ele alınır. Hukuki süreçlerde gereken akrabalık analizleri yetkili adli ve genetik laboratuvarlarca yapılır.
7

Doku Tipleme Testi Öncesinde Bilgilendirilmiş Onam Neden Alınır?

Doku tiplemesi kişiye ait genetik bilgi ürettiği için test öncesinde aydınlatılmış onam alınır. Onam sırasında testin amacı, örneğin nasıl alınacağı, sonuçların kimlerle paylaşılacağı ve nasıl saklanacağı açıklanır. Verici adayı olarak test edilen aile bireyleri, uyumlu çıkmaları hâlinde bağış kararını özgürce verebileceklerini bilmelidir. Gönüllü bağışçı kaydında kişinin bilgilerinin ulusal bankaya işlenmesine de ayrıca onay verilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin kurallar bu süreçte sonuçların gizliliğinin korunmasını amaçlar.
8

Doku Tipleme Sonuçları Ulusal Verici ve Kordon Kanı Bankalarıyla Nasıl Eşleştirilir?

Hastanın doku tipleme sonucu, nakil merkezi tarafından arama talebiyle birlikte ulusal kök hücre bağışçı bankasına iletilir. Türkiye'de bu süreçte TÜRKÖK kayıtları taranır ve gerektiğinde uluslararası bağışçı ve kordon kanı kayıtlarına da başvurulur. Bilgisayar sistemleri hastanın HLA kodlarını kayıtlı bağışçıların ve kordon kanı ünitelerinin kodlarıyla karşılaştırarak olası adayları listeler. Listelenen adaylar için ek doğrulama tiplemesi ve sağlık değerlendirmesi yapılır. Olası aday bulunması aramanın sonuçlanacağı anlamına gelmez; adayın ulaşılabilirliği ve onayı da süreci belirler.
9

Etnik ve Bölgesel Köken Uygun Verici Bulma Şansını Etkiler mi?

Etnik ve bölgesel köken uygun verici bulma olasılığını etkileyebilir. HLA yapılarının bazıları belirli toplumlarda daha sık, bazıları daha seyrek görülür. Hastanın taşıdığı yapılar kendi toplumunda yaygınsa uyumlu gönüllü bulunması daha olasıdır. Seyrek yapılar taşıyan ya da karışık kökene sahip hastalarda arama daha uzun sürebilir. Bu nedenle farklı bölgelerden ve kökenlerden gönüllülerin bağışçı bankalarına kaydolması arama olanaklarını genişletir.
10

Yakın Zamanda Kan Nakli Almış Kişiden Örnek Ne Zaman Alınmalıdır?

Nakledilen kanın büyük bölümü çekirdeksiz hücrelerden oluştuğu için çoğu kan nakli doku tipleme sonucunu belirgin biçimde etkilemez. Yine de yakın zamanda çok miktarda kan ürünü almış hastaların örneğinde vericiye ait az miktarda DNA bulunabilir. Bu olasılık nedeniyle laboratuvar, örneğin mümkünse kan naklinden önce ya da naklin üzerinden bir süre geçtikten sonra alınmasını isteyebilir. Beklemenin uygun olmadığı durumlarda ağız içi sürüntüsü tercih edilebilir. Hastanın son kan nakli zamanının istek formunda belirtilmesi sonucun doğru yorumlanmasına yardımcı olur.
11

Yoğun Kemoterapi Alan Hastalardan Alınan Örnek Sonucu Etkiler mi?

Yoğun kemoterapi kandaki akyuvar sayısını belirgin biçimde azaltabilir. Kandan yapılan doku tiplemesi akyuvarlardan elde edilen DNA ile çalışıldığı için bu dönemde alınan örnekten yeterli miktarda DNA elde edilemeyebilir. Kemoterapi kişinin doku tipini değiştirmez, ancak örnek yetersizliği testin tekrarlanmasına yol açabilir. Bu nedenle mümkün olduğunda örnek tedavi başlamadan önce ya da kan değerlerinin görece uygun olduğu dönemde alınır. Kan değerleri çok düşük olan hastalarda ağız içi sürüntüsü seçenek olarak değerlendirilebilir.
12

Doku Tiplemesi ile Anti-HLA Antikor Testleri Neden Birlikte İstenir?

Doku tiplemesi hastanın ve verici adayının hangi HLA yapılarını taşıdığını gösterir. Anti-HLA antikor testleri ise hastanın kanında başka kişilerin HLA yapılarına karşı önceden oluşmuş antikor bulunup bulunmadığını araştırır. Bu antikorlar gebelik, kan nakli ya da önceki nakiller sonrasında gelişebilir. Hastada verici adayının HLA yapısına karşı antikor varsa, doku uyumu kısmen uygun olsa bile nakille ilgili riskler artabilir. Bu yüzden bu incelemeler birbirini tamamlayan bilgiler sunar ve verici seçiminde birlikte değerlendirilir.
13

Kadavradan Organ Nakli Planlanırken Doku Tiplemesi Nasıl Hızlandırılır?

Kadavradan alınan organların vücut dışında korunabileceği süre sınırlı olduğu için vericinin doku tiplemesi hızlı sonuç veren moleküler yöntemlerle öncelikli olarak yapılır. Doku tipleme laboratuvarları bu tür durumlar için mesai saatleri dışında da çalışabilecek biçimde örgütlenir. Vericiden alınan kan ya da lenf bezi örneği, bağış ve yasal süreçler tamamlandıktan sonra laboratuvara ulaştırılır. Bekleme listesindeki hastaların doku tipleri önceden bilindiği için verici sonucu çıktığında karşılaştırma hızla yapılabilir. Uygun alıcı adayları için çapraz karşılaştırma testi de aynı süreç içinde planlanır.
14

Doku Tipleme Sonucu Çıkana Kadar Hasta Nakil Listesinde Bekletilir mi?

Organ nakli bekleme listesine kayıt için alıcının doku tipi ve antikor durumu gibi bilgiler gerekir, bu nedenle tipleme genellikle kayıt sürecinin bir parçası olarak yapılır. Sonuç çıkana kadar liste kaydı tamamlanmamış olabilir, ancak hastanın diğer değerlendirme ve hazırlık adımları bu sırada sürdürülür. Kemik iliği naklinde de hastanın doku tipi belirlenmeden aile taraması ya da bağışçı araması başlatılamaz. Bu bekleme dönemi hasta ve aileler için kaygı verici olabilir; laboratuvar ve koordinasyon ekibi nakil adaylarının örneklerini öncelikli olarak işleyebilir. Sürecin hangi aşamada olduğunu öğrenmek için nakil koordinatörüyle iletişim kurulabilir.
15

Laboratuvarda Saklanan DNA Örneği Sonradan Yeniden Kullanılabilir mi?

Doku tipleme laboratuvarları, elde edilen DNA örneklerini belirli bir süre saklayabilir. Bu saklama, gerektiğinde daha yüksek çözünürlüklü tipleme yapılabilmesi ya da sonuçların doğrulanabilmesi için yarar sağlar. Saklanan örneğin başka bir amaçla, örneğin bilimsel araştırmada kullanılabilmesi için kişinin ayrıca onayı gerekir. Saklama süresi ve kullanım koşulları onam formunda ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuatta belirtilen kurallara göre belirlenir. Kişi, örneğinin saklanmasına ilişkin bilgi almak ya da onayını geri çekmek için ilgili laboratuvara başvurabilir.

Önemli Bilgilendirme ve Yasal Uyarı

Bu sayfada yer alan içerikler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde tıbbi tanı, teşhis, tedavi ya da kişiye özel sağlık danışmanlığı niteliği taşımaz.

Sitemizdeki tıbbi metinler, Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik kapsamında toplumun sağlık okuryazarlığını artırmak amacıyla tarafsız, nesnel ve kanıta dayalı olarak hazırlanmıştır. Anılan mevzuat uyarınca “bilgilendirme içeriklerinde kurum logosunun yer alması tek başına reklam veya talep yaratma faaliyeti teşkil etmez” ilkesi esas alınmaktadır.

  • Buradaki bilgiler bir hekimin muayenesinin, değerlendirmesinin veya tıbbi görüşünün yerini tutmaz.
  • Tahlil sonuçları; yaş, cinsiyet, kullanılan ilaçlar, mevcut hastalıklar ve laboratuvara göre değişkenlik gösterir. Referans aralıkları her laboratuvarda farklı olabilir.
  • Tahlil sonuçlarınız mutlaka sizi muayene eden bir hekim tarafından, klinik durumunuzla birlikte yorumlanmalıdır.
  • Bu içeriklere dayanarak ilaç kullanmayınız, tedavinizi değiştirmeyiniz veya erteleme yapmayınız.
  • Acil bir sağlık durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayınız veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Koru Sağlık Grubu, bu içeriklerin kişisel yorumlanmasından doğabilecek sonuçlardan sorumlu tutulamaz. İçerikler T.C. Sağlık Bakanlığı mevzuatı gereği bilgilendirme amacıyla sunulmakta olup reklam veya yönlendirme amacı taşımaz.