Antikardiyolipin antikorları, vücudun kendi hücre zarlarında bulunan kardiyolipin adlı yağ yapısını yabancı gibi algılayarak ürettiği otoantikorlardır. Bu antikorlar kan dolaşımında sessizce bulunabilir ve çoğu zaman kişi varlıklarından habersizdir. Bazı kişilerde ise damar içinde pıhtı oluşumuna yatkınlık ya da gebelik sürecinde sorunlarla ilişkili olabilirler. Test, antifosfolipid sendromu adı verilen bağışıklık kökenli pıhtılaşma bozukluğunun araştırılmasında kullanılan laboratuvar incelemelerinden biridir. Sonucun anlamı, antikorun sınıfına, düzeyine, zaman içindeki kalıcılığına ve kişinin yaşadığı klinik olaylara göre birlikte değerlendirilir.
Antikardiyolipin Antikorları Nedir ve Vücutta Nasıl Etki Eder?
Kardiyolipin, hücrelerin enerji üreten bölümü olan mitokondrilerin zarında ve bazı hücre zarlarında yer alan bir fosfolipittir (fosfor içeren yağ molekülü). Adını ilk kez kalp dokusundan elde edilmiş olmasından alır, ancak vücudun pek çok dokusunda bulunur. Bağışıklık sistemi bazı durumlarda bu yapıya ya da ona tutunan kan proteinlerine karşı antikor üretmeye başlar ve bu antikorlara antikardiyolipin antikorları denir. Hastalıkla ilişkili olan antikorların önemli bir bölümü, kardiyolipinin kendisinden çok ona bağlanan koruyucu proteinleri hedef alır. Bu proteinler normalde pıhtılaşma ile pıhtı çözülmesi arasındaki dengenin korunmasına yardım eder. Antikorların bu proteinlere yapışması damar iç yüzeyini döşeyen hücreleri, kan pulcuklarını (trombositler) ve pıhtılaşma sistemini uyararak dengeyi pıhtı oluşumu yönüne kaydırabilir. Plasentada da benzer bir etkiyle damarlarda dolaşım bozukluğu ve iltihabi değişiklikler gelişebilir. Enfeksiyonlar sırasında ortaya çıkan antikorlar ise çoğunlukla kardiyolipinin kendisine yöneliktir ve bu protein bağımlı etkiyi genellikle göstermez. Bu nedenle antikorun varlığı tek başına bir hastalık anlamı taşımaz, hangi koşulda ortaya çıktığı önem kazanır.
Antikardiyolipin Antikor Testi Hangi Durumlarda İstenir?
Test en sık, belirgin bir neden bulunamayan damar tıkanıklığı yaşamış kişilerde istenir. Genç yaşta bacak toplardamarında pıhtı, akciğer damarında tıkanma, inme ya da kalp krizi gibi olaylar bu araştırmanın başlıca nedenleri arasındadır. Pıhtının alışılmadık bir bölgede, örneğin karaciğer, böbrek ya da göz damarlarında gelişmesi de testin gündeme gelmesine yol açabilir. Tekrarlayan erken gebelik kayıpları, gebeliğin ilerleyen döneminde açıklanamayan bebek kaybı, ağır gebelik zehirlenmesi (preeklampsi) ve bebeğin rahim içinde yeterince büyüyememesi de test isteme nedenleridir. Sistemik lupus eritematozus başta olmak üzere bağışıklık sisteminin kendi dokularına saldırdığı hastalıklarda tarama ve izlem amacıyla bakılabilir. Başka bir nedenle yapılan pıhtılaşma testlerinde açıklanamayan uzama görülmesi de antifosfolipid antikorlarının araştırılmasını düşündürebilir. Trombosit sayısında nedeni bulunamayan düşüklük ve derideki ağ benzeri morumsu renk değişikliği (livedo) gibi bulgular da bazen bu değerlendirmeye eşlik eder. Belirtisi olmayan kişilerde rastgele tarama amacıyla kullanılmaz, çünkü sağlıklı bireylerde de düşük düzeyde pozitiflik görülebilir.
Antikardiyolipin Testi Nasıl Yapılır?
Test, koldaki bir toplardamardan alınan kan örneğinin serum bölümünde çalışılır. İşlem diğer rutin kan alımlarından farklı değildir ve kısa sürede tamamlanır. Laboratuvarda genellikle kardiyolipin ile kaplanmış yüzeylere hastanın serumu eklenir ve buraya tutunan antikorlar işaretli reaktiflerle ölçülür. Bu yöntem enzim bağlı immün analiz ya da benzer otomatik sistemlerle uygulanır. IgG ve IgM sınıfları çoğu zaman ayrı ayrı raporlanır, bazı merkezler gerektiğinde IgA sınıfına da bakabilir. Ölçüm, lupus antikoagülanı testinden farklı olarak kanın pıhtılaşma süresine dayanmaz, doğrudan antikor miktarını gösterir. Bu özelliği sayesinde kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerde de çalışılabilir. Kan alımı öncesinde özel bir hazırlık genellikle gerekmez, ancak kullanılan ilaçların ve yakın zamanda geçirilen enfeksiyonların laboratuvara bildirilmesi yorum açısından yararlıdır. Farklı laboratuvarlar farklı yöntem ve kitler kullandığı için izlemde mümkünse aynı laboratuvarın tercih edilmesi sonuçların karşılaştırılmasını kolaylaştırır.
Antikardiyolipin Sonucu Nasıl Değerlendirilir?
Sonuç raporunda antikor miktarı sayısal olarak verilir ve laboratuvarın kendi referans aralığına göre negatif, düşük pozitif, orta ya da yüksek pozitif olarak sınıflandırılır. Bu sınıflama yöntemden yönteme değiştiği için bir laboratuvarın sonucu başka bir laboratuvarın aralığıyla karşılaştırılmaz. Antifosfolipid sendromu değerlendirmesinde orta ya da yüksek düzeydeki pozitiflik, düşük düzeydeki pozitifliğe göre çok daha anlamlı kabul edilir. Düşük düzeyde ve geçici bir pozitiflik sağlıklı kişilerde, yaşlılarda ve enfeksiyon sırasında sıkça görülebilir. Yorumda yalnızca rakamsal değer değil, antikorun sınıfı, zaman içinde kalıcı olup olmadığı ve diğer antifosfolipid testlerinin sonuçları birlikte ele alınır. Kişinin geçirdiği pıhtı olayı ya da gebelik öyküsü bu laboratuvar bulgusunun klinik karşılığını belirleyen temel unsurdur. Laboratuvar pozitifliği olup hiçbir klinik olay yaşamamış kişi ile pıhtı geçirmiş kişi aynı biçimde değerlendirilmez. Bu nedenle sonuç kâğıdındaki işaretler tek başına bir tanı ya da tedavi kararı anlamına gelmez.
Antikardiyolipin Pozitifliği Ne Anlama Gelir?
Pozitif sonuç, kanda kardiyolipine ya da ona bağlı proteinlere yönelik antikor bulunduğunu gösterir. Bu bulgu tek başına antifosfolipid sendromu olduğu anlamına gelmez, yalnızca olası bir yatkınlığa işaret edebilir. Sendrom düşünülebilmesi için hem klinik bir olayın, yani damar tıkanıklığı ya da belirli gebelik sorunlarının, hem de laboratuvar pozitifliğinin zaman içinde süregenliğinin bir arada bulunması beklenir. Kalıcı ve orta ya da yüksek düzeyde pozitiflik pıhtı riskinde artışla daha güçlü ilişkilidir. Geçici ve düşük düzeydeki pozitiflik ise çoğunlukla bir enfeksiyon, ilaç etkisi ya da önemsiz bir bağışıklık tepkisiyle açıklanır. Lupus gibi otoimmün hastalığı olan kişilerde pozitiflik, hastalığın seyrinde pıhtı eğilimi açısından ek dikkat gerektiren bir bulgu olarak değerlendirilir. Hiçbir belirtisi olmayan kişilerde saptanan pozitiflik ise çoğu zaman yakın izlem ve ek risk etmenlerinin gözden geçirilmesiyle sonuçlanır. Sonucun gerçek anlamı antikor sınıfı, düzeyi ve eşlik eden diğer antikorlar birlikte incelendiğinde netleşir.
Antikardiyolipin IgG ile IgM Arasındaki Fark Nedir?
İmmünoglobulinler (Ig) bağışıklık sisteminin ürettiği antikor sınıflarıdır ve antikardiyolipin testinde en sık IgG ile IgM sınıfları ölçülür. IgM, bağışıklık yanıtının erken döneminde ortaya çıkan ve daha büyük yapılı bir antikor türüdür. IgG ise daha olgun, uzun süre kanda kalabilen ve dokulara daha kolay geçebilen sınıftır. Antifosfolipid sendromu ile ilişkide IgG sınıfının pıhtı ve gebelik sorunlarıyla bağlantısı genellikle daha güçlü bulunmuştur. IgM pozitifliği enfeksiyonlar sırasında ve bazı ilaçların etkisiyle daha sık görülür, bu nedenle tek başına ve düşük düzeyde olduğunda daha temkinli yorumlanır. Buna karşın IgM sınıfı da ölçütler arasında yer alır ve kalıcı, orta ya da yüksek düzeyde olduğunda önemsenir. Yalnızca IgM pozitifliğinde, özellikle romatoid faktör gibi başka antikorların varlığı ölçümü yanıltabileceği için ek testler istenebilir. Her iki sınıfın birlikte pozitif olması tek bir sınıfın pozitifliğine göre daha dikkat çekici kabul edilir. IgA sınıfı ise rutin değerlendirmede daha az yer tutar ve genellikle diğer testler negatifken şüphe sürüyorsa gündeme gelir.
Antikardiyolipin Antikorları Damar Tıkanıklığı (Tromboz) Riskini Nasıl Etkiler?
Antikardiyolipin antikorlarının kalıcı olarak bulunması, hem toplardamarlarda hem de atardamarlarda pıhtı oluşumu eğilimini artırabilir. Toplardamar tarafında en sık bacaklarda derin ven trombozu ve buradan kopan pıhtının akciğere gitmesi görülür. Atardamar tarafında ise inme, geçici beyin dolaşım bozukluğu ve daha seyrek olarak kalp krizi gibi olaylar ortaya çıkabilir. Risk, antikor düzeyi yükseldikçe ve antikor kalıcı hale geldikçe artma eğilimi gösterir. Antikor pozitifliği olan herkes pıhtı geçirmez, çoğu zaman pıhtıyı tetikleyen ikinci bir etken devreye girer. Sigara içmek, uzun süre hareketsiz kalmak, ameliyat sonrası dönem, östrojen içeren hormon kullanımı, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol bu tetikleyicilerin başında gelir. Bu yüzden pozitif sonucu olan kişilerde ek risk etmenlerinin azaltılması koruyucu yaklaşımın önemli bir parçasıdır. Bacakta tek taraflı şişlik ve ağrı, aniden başlayan nefes darlığı ya da göğüs ağrısı, konuşmada bozulma, yüzde kayma veya kol ve bacakta güçsüzlük gibi belirtilerde vakit kaybetmeden acil servise başvurulmalıdır.
Antikardiyolipin Pozitifliği Gebelik Kayıpları ve Gebelik Komplikasyonlarıyla Nasıl İlişkilidir?
Gebelikte bebeğin beslenmesini sağlayan plasenta, antifosfolipid antikorlarından etkilenebilen dokuların başında gelir. Kalıcı antikor pozitifliği plasentanın damarlarında dolaşım bozukluğu ve iltihabi değişikliklere yol açarak bebeğin yeterince beslenememesine katkıda bulunabilir. Bu durum tekrarlayan erken gebelik kayıpları, gebeliğin ilerleyen döneminde bebek kaybı, erken doğum, ağır gebelik zehirlenmesi ve bebeğin büyümesinde gerilik gibi tablolarla ilişkilendirilmiştir. Gebelik kayıplarının büyük bölümünün bu antikorlarla hiçbir ilgisi yoktur ve çoğu kayıp anne adayının yaptığı ya da yapmadığı bir şeyden kaynaklanmaz. Antikor pozitifliği saptanan kadınların önemli bir kısmı uygun izlem ve planlama ile sağlıklı gebelikler geçirebilmektedir. Bu nedenle pozitif bir sonuç umutsuzluk nedeni değil, gebeliğin daha yakından takip edilmesine yönelik bir işarettir. Gebelik öncesinde ya da erken döneminde hekim değerlendirmesi ile gebelik boyunca uygulanacak koruyucu yaklaşım kişiye özel olarak planlanır. Doğum sonrası dönemde de pıhtı riski bir süre devam edebildiği için lohusalık dönemi izlem planına dahil edilir.
Antifosfolipid Sendromu Tanısı İçin Test Neden Belirli Bir Süre Sonra Tekrarlanır?
Antikardiyolipin antikorları, soğuk algınlığından bir ilaca kadar pek çok nedenle kısa süreliğine ortaya çıkıp kendiliğinden kaybolabilir. Hastalıkla ilişkili olan antikorlar ise uzun süre kanda kalma eğilimindedir. Bu ayrımı yapabilmek için ilk pozitif sonuçtan belirli bir zaman geçtikten sonra aynı test yeniden çalışılır. İkinci ölçümde de pozitiflik sürüyorsa antikor kalıcı kabul edilir ve sendrom açısından anlam kazanır. İkinci ölçümde negatiflik görülürse ilk sonuç büyük olasılıkla geçici bir bağışıklık tepkisini yansıtır. Tekrar ölçümün aradaki bekleme süresi uluslararası sınıflandırma ölçütlerine göre belirlenir ve hastaya özel olarak planlanır. Akut bir pıhtı olayı sırasında alınan örnekte antikor düzeyi tüketime bağlı olarak düşük çıkabileceği için zamanlamanın doğru seçilmesi önem taşır. Bu yaklaşım, geçici bir sonuç nedeniyle kişinin gereksiz yere uzun süreli tedaviye başlanmasını ya da gerçek bir yatkınlığın gözden kaçmasını önlemeye yöneliktir.
Antikardiyolipin, Lupus Antikoagülanı ve Diğer Antifosfolipid Antikorları Neden Birlikte İstenir?
Antifosfolipid sendromunun laboratuvar değerlendirmesinde üç ana test birlikte kullanılır: antikardiyolipin antikorları, Anti-Beta-2 Glikoprotein I antikoru ve lupus antikoagülanı. Bu testler aynı hastalık grubunu farklı açılardan yakalar ve biri negatifken diğeri pozitif çıkabilir. Antikardiyolipin ile Anti-Beta-2 Glikoprotein I testleri antikor miktarını doğrudan ölçerken lupus antikoagülanı antikorların pıhtılaşma testleri üzerindeki etkisini işlevsel olarak gösterir. Tek bir testle yetinmek bazı hastaların gözden kaçmasına neden olabileceği için değerlendirme bir panel şeklinde yapılır. Antikorların kaç tanesinin pozitif olduğu risk sınıflamasında belirleyici bir unsurdur. Üç testin de pozitif olduğu durum üçlü pozitiflik olarak adlandırılır ve pıhtı ile gebelik sorunları açısından daha yüksek risk grubu olarak değerlendirilir. Yalnızca antikardiyolipinin düşük düzeyde pozitif olduğu tek başına bir sonuç ise genellikle daha düşük risk profiline karşılık gelir. Bu nedenle antikardiyolipin sonucu hiçbir zaman diğer iki testten bağımsız olarak yorumlanmaz.
Antikardiyolipin Sonucunu Etkileyen Faktörler Nelerdir?
Enfeksiyonlar antikardiyolipin sonucunu en sık etkileyen durumlardır. Frengi (sifiliz) bu antikorların ilk tanımlandığı hastalık olup yüksek oranda yalancı ya da geçici pozitifliğe yol açabilir. Hepatit C, HIV, Epstein Barr virüsü ve bazı diğer viral enfeksiyonlar ile bazı bakteriyel ve paraziter hastalıklar da geçici pozitiflik nedeni olabilir. Bazı ruhsal hastalık ilaçları, kalp ritmi ilaçları, bazı tansiyon ilaçları ve bazı antibiyotikler ilaca bağlı antikor oluşumuna neden olabilir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte düşük düzeyde pozitiflik görülme sıklığı artar. Serumda romatoid faktör gibi başka antikorların ya da yüksek miktarda bağışıklık proteininin bulunması ölçümü yanıltabilir. Kan örneğinin uygun koşullarda saklanmaması, yöntem ve kit farklılıkları da sonuçlar arasında farklılık yaratabilir. Kan sulandırıcı ilaçlar antikor ölçümünü genellikle doğrudan bozmaz, bu yönüyle lupus antikoagülanı testinden ayrılır. Bu etkenler göz önünde bulundurulmadan yorumlanan tek bir pozitif sonuç yanlış bir sonuca varılmasına yol açabilir.
Antikardiyolipin Sonucuyla Hangi Bölüme Başvurulur, Süreç Nasıl İlerler?
Başvurulacak bölüm, testin hangi nedenle istendiğine ve kişinin yaşadığı olaylara göre değişir. Lupus ya da başka bir bağışıklık hastalığı zemininde saptanan pozitiflikte süreç çoğunlukla romatoloji bölümünde yürütülür. Geçirilmiş damar tıkanıklığı ya da açıklanamayan pıhtılaşma bozukluğu olan kişilerde hematoloji bölümü değerlendirmede ana rol üstlenir. Tekrarlayan gebelik kayıpları ya da gebelik komplikasyonları öyküsü olan kadınlar kadın hastalıkları ve doğum ile perinatoloji bölümlerinde izlenir. İnme geçirmiş kişilerde nöroloji, kalp damar olayı yaşayanlarda kardiyoloji bölümü de sürece katılır. İlk aşamada öykü alınır, diğer antifosfolipid testleri istenir ve pozitif sonuçlar uygun aralıkla tekrarlanır. Kalıcı pozitiflik doğrulanırsa hekim, kişinin klinik öyküsü ve risk profiline göre izlem ya da koruyucu yaklaşım planını belirler. Bu süreçte farklı bölümlerin birlikte çalışması, özellikle gebelik planlayan ve lupus hastalığı olan kişilerde daha dengeli bir izlem sağlar.