Skolyoz, omurganın frontal düzlemde anormal lateral eğrilik göstermesi ile karakterize bir deformite olup toplumda sanıldığından çok daha yaygın görülmektedir. Dünya genelinde adolesan popülasyonun yaklaşık %2-3'ünde klinik olarak anlamlı skolyoz saptanmakta, bu hastaların bir kısmında tedavi edilmediğinde ciddi kozmetik, fonksiyonel ve kardiyopulmoner sorunlar gelişebilmektedir. Koru Hastanesi ortopedi ve omurga cerrahisi ekibi olarak, skolyozun erken tanısının ve doğru tedavi planlamasının hayati önem taşıdığını vurgulamak istiyoruz.
Skolyoz Nedir? Tanım ve Epidemiyoloji
Skolyoz, omurganın frontal düzlemde Cobb açısı 10 derecenin üzerinde lateral eğrilik göstermesi olarak tanımlanır. Bu eğrilik genellikle aksiyel düzlemde vertebral rotasyonla birlikte seyreder ve üç boyutlu bir deformite oluşturur. Skolyoz tek başına bir hastalık değil, altta yatan farklı etiyolojilere bağlı olarak gelişebilen bir klinik bulgudur.
Epidemiyolojik veriler, adolesan idiyopatik skolyozun en yaygın form olduğunu göstermektedir. Küçük eğriliklerde (10-20 derece) cinsiyet dağılımı yaklaşık eşitken, tedavi gerektiren büyük eğriliklerde (30 derece üzeri) kız çocuklarında erkeklere oranla 8-10 kat daha sık görülmektedir. Tarama çalışmalarında adolesan popülasyonda %1-3 prevalans bildirilmekte, cerrahi gerektirecek düzeyde eğrilik oranı ise yaklaşık binde 1-3 olarak saptanmaktadır. Erişkin dejeneratif skolyoz ise 60 yaş üstü popülasyonun %60'ına varan oranlarda görülebilir.
Skolyoz Türleri ve Nedenleri
İdiyopatik Skolyoz
Tüm skolyoz olgularının yaklaşık %80'ini idiyopatik skolyoz oluşturur. Tanım gereği bilinen bir neden saptanamaz, ancak genetik yatkınlık, nöromüsküler olgunlaşma bozuklukları ve büyüme asimetrisi gibi çok faktörlü etiyolojik mekanizmalar öne sürülmektedir. Aile öyküsü pozitif olan bireylerde risk belirgin şekilde artmaktadır. İdiyopatik skolyoz, ortaya çıkış yaşına göre alt gruplara ayrılır.
Konjenital Skolyoz
Konjenital (doğuştan) skolyoz, embriyonel dönemde vertebra oluşum veya segmentasyon bozuklukları sonucu gelişir. Hemivertebra (yarım omur), blok vertebra (kaynaşmış omurlar) ve unilateral bar (tek taraflı kemik köprü) en sık görülen anomalilerdir. Konjenital skolyozda renal ve kardiyak anomalilerin eşlik etme sıklığı yüksek olduğundan sistemik tarama yapılmalıdır.
Nöromüsküler Skolyoz
Nöromüsküler skolyoz, altta yatan nörolojik veya müsküler bir hastalığa bağlı olarak gelişir. Serebral palsi, müsküler distrofi, spinal müsküler atrofi, spina bifida ve Friedreich ataksisi en sık ilişkili patolojilerdir. Bu tip skolyozlar genellikle daha hızlı progresyon gösterir, geniş eğriliklere ulaşabilir ve pelvis oblisitesi ile birlikte oturma dengesini bozabilir.
Dejeneratif (Erişkin) Skolyoz
İleri yaşta disk dejenerasyonu, faset eklem artropatisi ve ligamentöz laksite nedeniyle gelişen de novo skolyoz formudur. Lomber bölgede daha sık görülür ve genellikle spinal stenoz, spondilolistezis ve radikülopati ile birlikte seyreder.
Diğer Nedenler
- Nörofibromatozis: Tip 1 nörofibromatozisde karakteristik kısa segment, keskin açılı distrofik eğrilikler görülebilir ve hızlı progresyon gösterebilir.
- Marfan sendromu: Bağ dokusu hastalığı olan bu sendromda skolyoz prevalansı %60'lara ulaşır ve genellikle torakal bölgede ortaya çıkar.
- Travmatik skolyoz: Vertebra kırıkları sonrası asimetrik iyileşme veya cerrahi sonrası gelişebilir.
- Tümöre bağlı skolyoz: İntraspinal tümörler ağrılı skolyoza neden olabilir; gece ağrısı olan atipik skolyoz olgularında mutlaka MRG ile değerlendirilmelidir.
Yaşa Göre Sınıflama ve Belirtiler
İnfantil Skolyoz (0-3 Yaş)
Doğumdan 3 yaşına kadar ortaya çıkan formdur. Olguların büyük çoğunluğu spontan düzelme gösterse de bir kısım olguda ciddi progresyon görülebilir. RVAD (rib-vertebra açı farkı) progresyon riskinin belirlenmesinde kullanılır.
Juvenil Skolyoz (3-10 Yaş)
Üç ile on yaş arası ortaya çıkan formdur. Büyüme potansiyelinin yüksek olması nedeniyle progresyon riski fazladır ve yakın takip gerektirir.
Adolesan Skolyoz (10-18 Yaş)
En sık görülen skolyoz formudur. Puberte öncesi hızlı büyüme döneminde eğriliğin ilerleme riski en yüksektir. Kız çocuklarında menarş öncesi dönem kritik takip dönemidir. Risser bulgusu iskelet maturitesinin değerlendirilmesinde kullanılır; Risser 0-1 olguları en yüksek progresyon riskini taşır.
Erişkin Skolyoz (18 Yaş Üzeri)
Adolesan dönemden devam eden veya de novo gelişen formlarını kapsar. Ağrı, fonksiyonel kısıtlılık ve kozmetik endişeler ön planda olabilir.
Klinik Belirtiler
- Omuz asimetrisi: Bir omuzun diğerine göre daha yüksek durması en belirgin ve erken fark edilen bulgulardan biridir.
- Skapula (kürek kemiği) çıkıntısı: Eğriliğin konveks tarafında skapulanın daha belirgin hale gelmesi, özellikle öne eğilme testinde dikkat çeker.
- Bel çizgisi asimetrisi: Bel-kalça hattındaki simetri bozukluğu, kıyafetlerin asimetrik oturmasına neden olabilir.
- Gövde kayması: Omurganın lateral translasyonu nedeniyle gövde bir tarafa doğru kayar ve denge bozulabilir.
- Kostavertebral hörgüç: Torakal eğriliklerde vertebral rotasyona bağlı olarak eğriliğin konveks tarafında belirgin bir kabarıklık oluşur; bu bulgu Adams öne eğilme testinde en iyi şekilde değerlendirilir.
- Ağrı: Adolesan idiyopatik skolyozda ağrı her zaman belirgin olmayabilir ancak erişkin skolyozda sırt ve bel ağrısı sık görülür.
- Kardiyopulmoner semptomlar: İleri derece torakal eğriliklerde (>70-80 derece) göğüs kafesi deformitesi nedeniyle restriktif akciğer hastalığı ve egzersiz intoleransı gelişebilir.
Tanı Yöntemleri
Fizik Muayene
Adams öne eğilme testi skolyoz taramasında en yaygın kullanılan klinik testtir. Hasta dizleri düz şekilde öne eğilirken arkadan bakılarak gövde asimetrisi değerlendirilir. Skolyometre (inklinometre) ile gövde rotasyonunun açısal ölçümü yapılır; 5-7 derecenin üzerindeki değerler ileri değerlendirme gerektiren anormal bulgulardır. Omuz yüksekliği, skapula pozisyonu, bel kıvrım simetrisi, pelvis dengesi ve alt ekstremite uzunluk farkı muayenenin diğer önemli bileşenleridir.
Görüntüleme Yöntemleri
Tam omurga ayakta AP ve lateral grafileri skolyoz tanı ve takibinde temel görüntüleme yöntemidir. Grafiler üzerinde Cobb açısı ölçümü yapılarak eğriliğin derecesi belirlenir. Cobb açısı, eğriliğin en fazla eğik olan üst ve alt vertebralarının uç plakalarından çizilen dikmelerin oluşturduğu açıdır. Risser bulgusu iliak kanat apofiz ossifikasyonu değerlendirilerek iskelet maturitesi hakkında bilgi verir. MRG, atipik eğrilik paternlerinde (sol torakal, hızlı progresyon, ağrılı skolyoz, nörolojik bulgu varlığı), küçük yaş grubunda veya cerrahi planlanan olgularda intraspinal patolojilerin (Chiari malformasyonu, siringomiyeli, tethered kord, tümör) ekarte edilmesi amacıyla istenir. BT (bilgisayarlı tomografi) cerrahi planlama aşamasında vertebra anatomisinin detaylı değerlendirilmesinde kullanılabilir.
Laboratuvar İncelemeleri
İdiyopatik skolyozda spesifik bir laboratuvar testi bulunmamakla birlikte, nöromüsküler skolyoz şüphesinde kreatin kinaz, genetik testler ve nörofizyolojik çalışmalar gerekebilir.
Ayırıcı Tanı
Skolyozun ayırıcı tanısında öncelikle postüral (fonksiyonel) skolyoz ile yapısal skolyoz ayrımı yapılmalıdır. Postüral skolyozda öne eğilme testinde rotasyonel asimetri görülmez ve altta yatan yapısal bir vertebral anomali yoktur. Bacak uzunluk farkı pelvik oblikiteye ve kompansatuar omurga eğriliğine neden olabilir; ayakkabı altı yükseltme ile düzelir. Paravertebral kas spazmı ağrılı antaljik skolyoza neden olabilir; disk hernisi veya enfeksiyon gibi altta yatan nedenin tedavisiyle düzelir. İntraspinal patolojiler (tümör, siringomiyeli, tethered kord) atipik ağrılı skolyozda mutlaka ekarte edilmelidir. Scheuermann hastalığı sagittal düzlemde artmış kifoz ile karakterizedir ve skolyozla birlikte bulunabilir.
Tedavi Yaklaşımları
Gözlem ve Takip
Cobb açısı 25 derecenin altında olan, büyümesi devam eden hastalarda düzenli klinik ve radyolojik takip uygulanır. Takip aralığı büyüme hızına göre 4-6 ay olarak belirlenir. Her kontrolde tam omurga grafisi çekilerek eğrilikteki değişim değerlendirilir.
Korse Tedavisi
Cobb açısı 25-40 derece arasında olan ve iskelet büyümesi devam eden hastalarda korse tedavisi endikedir. Boston korsesi (TLSO) lomber ve torakolomber eğriliklerde, Milwaukee korsesi (CTLSO) üst torakal eğriliklerde kullanılır. Korse günde en az 16-23 saat giyilmelidir; BrAIST çalışması korse tedavisinin cerrahi ihtiyacını %56'dan %28'e düşürdüğünü göstermiştir. Korse tedavisi iskelet matüritesi tamamlanana kadar (Risser 4-5) sürdürülür.
Fizyoterapi ve Egzersiz
Schroth egzersiz yöntemi skolyoza özgü üç boyutlu düzeltici egzersiz programıdır. Eğriliğin konveks ve konkav taraflarına yönelik asimetrik postüral düzeltme, rotasyonel solunum teknikleri ve kas dengesizliklerinin giderilmesini hedefler. Hafif eğriliklerde bağımsız tedavi olarak, korse ve cerrahi ile kombine olarak kullanılabilir. SEAS (Scientific Exercises Approach to Scoliosis) yöntemi de kanıta dayalı diğer bir yaklaşımdır.
Cerrahi Tedavi
Cobb açısı 40-50 derecenin üzerinde olan veya progresyon gösteren olgularda cerrahi tedavi gündeme gelir. Posterior spinal füzyon ve enstrümantasyon en yaygın uygulanan cerrahi yöntemdir; eğriliğin düzeltilmesi ve korunması için pedikül vidaları ve rodlar kullanılarak omurların kaynattırılması (füzyon) sağlanır. Genç hastalarda büyümeyi korumak amacıyla büyüme çubukları (growing rods) veya vertebral body tethering (VBT) gibi füzyonsuz teknikler uygulanabilir. Anterior yaklaşımlar seçilmiş torakolomber eğriliklerde tercih edilebilir. Cerrahi ile Cobb açısında genellikle %50-70 düzelme sağlanabilmektedir.
Komplikasyonlar
Tedavi edilmeyen skolyozda eğrilik ilerleyerek ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Kardiyopulmoner yetmezlik ileri derece torakal eğriliklerde göğüs kafesi deformitesine bağlı olarak gelişir; vital kapasite azalır, pulmoner hipertansiyon ve sağ kalp yetmezliği riski artar. Kronik ağrı, özellikle erişkin skolyozda yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürür. Nörolojik defisit ciddi eğriliklerde veya konjenital anomalilerde spinal kanal daralmasına bağlı olarak gelişebilir. Kozmetik ve psikososyal sorunlar adolesan dönemde beden imajı ve özgüven üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Cerrahi komplikasyonlar arasında enfeksiyon (%1-2), nörolojik hasar (%0.5-1), psödoartroz (kaynamama), implant yetmezliği, proksimal junction kifoz ve komşu segment dejenerasyonu sayılabilir.
Korunma Yolları
- Okul tarama programları: Adolesan idiyopatik skolyozun erken tespiti için 10-14 yaş grubunda düzenli okul taramaları büyük önem taşır; Adams öne eğilme testi ve skolyometre ile basit tarama yapılabilir.
- Aile farkındalığı: Birinci derece akrabalarda skolyoz öyküsü olan ailelerin çocuklarını puberte öncesi dönemde ortopedi uzmanına göstermesi erken tanı şansını artırır.
- Düzenli fiziksel aktivite: Genel kas kuvveti ve postüral farkındalığı artıran düzenli egzersiz programları omurga sağlığını destekler, ancak skolyoz gelişimini tamamen önleyemez.
- Ergonomik düzenlemeler: Çocuklarda uygun okul çantası ağırlığı (vücut ağırlığının %10-15'ini geçmemeli), doğru oturma pozisyonu ve ergonomik mobilya kullanımı genel omurga sağlığını korumaya katkıda bulunur.
- Erken tedaviye uyum: Korse tedavisi endike olan hastalarda korse kullanım saatlerine uyum progresyonun önlenmesinde en kritik faktörlerden biridir.
Ne Zaman Doktora Gidilmeli?
Çocuk veya ergende omuz yükseklik farkı, bel kıvrımı asimetrisi, giysilerin düzgün oturmaması veya öne eğilme sırasında sırtta belirginleşen kabarıklık fark edildiğinde mutlaka ortopedi uzmanına başvurulmalıdır. Hızlı büyüme dönemindeki çocuklarda (puberte öncesi ve puberte döneminde) bu bulgular özellikle dikkatle değerlendirilmelidir. Bilinen skolyozu olan hastalarda ağrının artması, nefes darlığı gelişmesi, nörolojik belirtiler (bacaklarda uyuşukluk, kuvvet kaybı, idrar-gaita kontrol bozukluğu) ortaya çıkması durumunda acil değerlendirme gerekir. Erişkinlerde yeni başlayan veya ilerleyen sırt-bel ağrısı ile birlikte postüral bozukluk fark edildiğinde de uzman görüşü alınmalıdır.
Skolyoz, erken tanı ve uygun tedavi ile kontrol altına alınabilen bir omurga deformitesidir. Koru Hastanesi omurga cerrahisi ekibi olarak, her hastanın yaşına, eğrilik derecesine ve büyüme potansiyeline göre bireyselleştirilmiş tedavi planı oluşturarak en iyi klinik sonuçları hedefliyoruz. Omurga sağlığınız konusunda herhangi bir endişeniz varsa erken dönemde uzman değerlendirmesi almanız, tedavi seçeneklerinizi genişletecek ve uzun vadeli sonuçlarınızı iyileştirecektir.










