Eklem kireçlenmesi (osteoartrit/artroz), eklem kıkırdağının ilerleyici kaybı ile karakterize, en sık görülen kronik eklem hastalığıdır. Dünya genelinde 500 milyonun üzerinde insanı etkileyen bu durum, yaşlanan toplumlarla birlikte giderek artan bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Altmış beş yaş üstü bireylerin yüzde 30-50'sinde radyolojik olarak osteoartrit bulguları saptanmakta, bunların önemli bir kısmında semptomatik hastalık mevcut bulunmaktadır. Türkiye'de yapılan epidemiyolojik çalışmalarda diz osteoartriti prevalansının yüzde 14-20 arasında olduğu bildirilmiştir. Osteoartrit, yalnızca kıkırdak hastalığı değil, tüm eklemi etkileyen bir organ yetmezliği olarak kabul edilmekte; subkondral kemik, sinovya, ligamanlar, menisküs ve periartitüler kaslar dahil olmak üzere eklemin tüm bileşenlerinde patolojik değişiklikler meydana gelmektedir. Hastalık kronik ağrı, hareket kısıtlılığı ve fonksiyonel kayba yol açarak yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürmekte ve sakatlığın önde gelen nedenlerinden birini oluşturmaktadır.
Eklem Kireçlenmesi (Artroz) Nedir?
Osteoartrit (OA), eklem kıkırdağının progresif kaybı, subkondral kemikte yapısal değişiklikler (skleroz ve kist oluşumu), osteofitlerin (kemik çıkıntıları) gelişimi ve değişen derecelerde sinoviyal inflamasyonun bir arada bulunduğu dejeneratif bir eklem hastalığıdır. Halk arasında eklem kireçlenmesi, eklem aşınması veya kıkırdak erimesi olarak bilinir. Hastalık sürecinde eklem kıkırdağının yapısında ve biyomekanik özelliklerinde ilerleyici bozulma meydana gelir; kıkırdak incelerek elastikiyetini kaybeder, yüzeyi pürüzlenir ve nihayetinde tam kat kıkırdak kaybı gelişebilir.
Osteoartrit, etiyolojisine göre iki ana gruba ayrılır:
- Primer (idiyopatik) osteoartrit: Belirlenebilir bir neden olmaksızın, yaşlanma süreciyle birlikte gelişen formdur. Genetik yatkınlık, biyomekanik stres ve metabolik faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkar. En sık karşılaşılan formdur.
- Sekonder osteoartrit: Bilinen bir nedene bağlı gelişir. Eklem travması (kırık, ligaman yırtığı, menisküs hasarı), enfeksiyöz artrit sonrası, metabolik hastalıklar (hemokromatoz, okronoz, Wilson hastalığı), konjenital veya gelişimsel anomaliler (kalça displazisi, Legg-Calve-Perthes hastalığı) ve inflamatuar artrit zemininde (romatoid artrit) gelişebilir.
En Sık Tutulan Eklemler
Osteoartrit belirli eklemlerde daha sık görülür ve eklem tutulum paternleri hastalığın alt tiplerini tanımlamada önemlidir:
- Diz eklemi: En sık semptomatik osteoartrit görülen eklemdir. Medial tibiofemoral kompartman en sık tutulan bölgedir. Patellofemoral eklem tutulumu da sık görülür ve merdiven inme-çıkmada ağrıya neden olur.
- Kalça eklemi (koksartroz): Kasık bölgesinde ağrı, kalça hareket kısıtlılığı ve topallama ile kendini gösterir. İleri evrelerde total kalça protezi gerektiren en sık endikasyondur.
- El eklemleri: Distal interfalangeal (DIP) eklemlerdeki kemiksi şişlikler Heberden nodülleri, proksimal interfalangeal (PIP) eklemlerdeki şişlikler ise Bouchard nodülleri olarak adlandırılır. Bu nodüller osteoartritin klinik imzası kabul edilir.
- Omurga (spondilartroz): Servikal ve lomber bölgede daha sık görülür. Faset eklem artrozu ve disk dejenerasyonu birlikte bulunabilir. Spinal stenoz gelişimine katkıda bulunur.
- Birinci karpometakarpal (KMK) eklem: Başparmak kökünde ağrı ve kavrama güçsüzlüğü ile karakterizedir. Özellikle kadınlarda sık görülür ve el fonksiyonlarını önemli ölçüde etkiler.
Nedenleri ve Risk Faktörleri
Osteoartrit çok faktörlü bir hastalık olup, mekanik, genetik, metabolik ve inflamatuar mekanizmalar bir arada rol oynar:
- Yaş: En güçlü risk faktörüdür. Yaşlanma ile birlikte kıkırdak hücrelerinin (kondrosit) tamir kapasitesi azalır, ekstraselüler matriks bileşiminde değişiklikler meydana gelir ve biyomekanik strese karşı direnç düşer.
- Kadın cinsiyet: Özellikle 50 yaş sonrası (menopoz sonrası dönem) kadınlarda osteoartrit prevalansı erkeklere göre belirgin şekilde yüksektir. Östrojen düşüşünün kıkırdak metabolizması üzerindeki olumsuz etkileri ile ilişkilendirilmektedir.
- Obezite: Hem mekanik yüklenme (diz ekleminde her bir kilogram fazla kilo, yürüme sırasında 3-4 kg ek yük oluşturur) hem de adipoz dokudan salgılanan proinflamatuar sitokinler (adipokinler) aracılığıyla sistemik inflamatuar etki gösterir. Obezite kontrolü osteoartrit önlenmesinde en değiştirilebilir risk faktörüdür.
- Genetik yatkınlık: Özellikle el ve kalça osteoartritinde genetik faktörlerin katkısı yüzde 40-65 arasında tahmin edilmektedir. Kollajen tip II, agrekan ve GDF5 genlerindeki polimorfizmler ile ilişki gösterilmiştir.
- Eklem travması: Ön çapraz bağ (ACL) yırtığı, menisküs yırtığı ve eklem içi kırıklar sonrası posttravmatik osteoartrit gelişme riski yüzde 50'ye kadar çıkabilir. Travma sonrası 10-20 yıl içinde OA gelişebilir.
- Mesleki faktörler: Tekrarlayan diz çökme, ağır kaldırma ve uzun süre ayakta çalışma diz osteoartriti riskini artırır. Çiftçiler, inşaat işçileri ve profesyonel sporcular risk altındadır.
- Eklem malalignment (dizilim bozukluğu): Varus (O bacak) deformitesi medial kompartmana, valgus (X bacak) deformitesi lateral kompartmana aşırı yük bindirerek osteoartrit gelişimini hızlandırır.
- Kas güçsüzlüğü: Özellikle kuadriseps kas güçsüzlüğü diz osteoartritinin hem gelişiminde hem de ilerlemesinde bağımsız bir risk faktörüdür. Kas, ekleme gelen yükleri absorbe ederek koruyucu bir rol üstlenir.
Patofizyoloji
Osteoartritin patofizyolojisi karmaşık bir süreç olup, eklemin tüm bileşenlerini etkiler. Başlangıçta kıkırdak matriksinde yıkım ön plandadır; matris metalloproteinazlar (MMP-1, MMP-3, MMP-13) ve agrekanaz (ADAMTS-4, ADAMTS-5) gibi proteolitik enzimler kollajen ve proteoglikan yapısını parçalar. Kondrositlerin bu yıkımı telafi etme kapasitesi aşıldığında net kıkırdak kaybı başlar. Subkondral kemikte skleroz (sertleşme) ve subkondral kistler oluşur. Eklem kenarlarında kemik ve kıkırdak proliferasyonu sonucu osteofitler gelişir. Sinoviyal membran inflamasyonu (sinovit) eklem sıvısının bileşimini değiştirir ve ağrıya katkıda bulunur. İleri evrelerde menisküs dejenerasyonu, ligaman gevşekliği ve periartitüler kas atrofisi tabloya eklenir.
Belirtiler
Osteoartrit belirtileri genellikle sinsi başlangıçlıdır ve yıllar içinde ilerler:
- Mekanik ağrı: Osteoartritin en karakteristik belirtisidir. Aktivite ile artar, istirahat ile azalır. İleri evrelerde istirahat ve gece ağrısı da gelişebilir. Ağrı genellikle künt ve zonklayıcı niteliktedir.
- Sabah tutukluğu: Eklemde sabah uyanıldığında hissedilen sertlik ve hareket güçlüğü 30 dakikadan kısa sürer. Bu özellik, sabah tutukluğunun genellikle bir saatten uzun sürdüğü inflamatuar artritlerden (romatoid artrit) ayırt etmede önemli bir klinik ipucudur.
- Krepitus: Eklem hareket ettirilirken duyulan veya hissedilen çıtırtı, gıcırtı hissidir. Düzensizleşen kıkırdak yüzeylerinin birbirine sürtünmesinden kaynaklanır.
- Hareket kısıtlılığı: Eklem hareket açıklığında ilerleyici azalma gelişir. Diz osteoartritinde tam fleksiyon ve ekstansiyon kaybı sık görülür.
- Eklem şişliği: Sinoviyal inflamasyon ve eklem sıvısı artışına (efüzyon) bağlı şişlik gelişebilir. Kemik büyümeleri (osteofitler) de eklem çevresinde sert şişlik oluşturur.
- Deformite: İleri evre diz osteoartritinde medial kompartman tutulumuna bağlı varus deformitesi (O bacak) gelişir. El osteoartritinde parmak eklemlerinde açılanma ve nodül oluşumu karakteristik deformitelerdir.
- Fonksiyonel kayıp: Merdiven çıkma-inme güçlüğü, uzun süre yürüme zorluğu, çömelme ve oturma-kalkma güçlüğü günlük yaşam aktivitelerini olumsuz etkiler.
Tanı Yöntemleri
Osteoartrit tanısı büyük ölçüde klinik ve radyolojik bulgulara dayanır:
- Klinik değerlendirme: Ayrıntılı anamnez (ağrının karakteri, süresi, tetikleyici ve rahatlatıcı faktörler) ve fizik muayene (eklem hareket açıklığı, krepitus, efüzyon, deformite, instabilite testi) tanının temelini oluşturur.
- Direkt radyografi (röntgen): İlk basamak görüntüleme yöntemidir. Kellgren-Lawrence sınıflaması radyolojik değerlendirmede en yaygın kullanılan evreleme sistemidir.
Kellgren-Lawrence Radyolojik Evreleme
- Grade 0: Normal eklem, osteoartrit bulgusu yok.
- Grade 1: Şüpheli osteofitler, eklem aralığında belirgin daralma yok.
- Grade 2: Belirgin osteofitler, hafif eklem aralığı daralması. Klinik olarak erken evre osteoartrit kabul edilir.
- Grade 3: Orta derece eklem aralığı daralması, multipl osteofitler, hafif subkondral skleroz ve olası kemik deformitesi.
- Grade 4: İleri derece eklem aralığı daralması (kemik-kemik teması), belirgin osteofitler, subkondral skleroz ve kistler, belirgin deformite.
- Manyetik rezonans görüntüleme (MRG): Kıkırdak hasarının erken evrelerinin, kemik iliği ödeminin, menisküs lezyonlarının ve sinovitin değerlendirilmesinde radyografiden üstündür. Klinik pratikte genellikle rutin tanı amacıyla gerekmez, ancak atipik tablolarda ve cerrahi planlama öncesi değerlidir.
- Laboratuvar testleri: Osteoartritte rutin kan testleri genellikle normaldir. Eritrosit sedimentasyon hızı (ESR) ve C-reaktif protein (CRP) hafifçe yükselebilir. Laboratuvar testleri asıl olarak inflamatuar artrit ve diğer ayırıcı tanıların ekartasyonunda kullanılır.
Ayırıcı Tanı
Osteoartrit, diğer eklem hastalıklarından dikkatli bir klinik değerlendirme ile ayırt edilmelidir. Romatoid artrit, simetrik, poliartriküler tutulum, bir saatten uzun sabah tutukluğu, sistemik inflamasyon bulguları ve serolojik pozitiflik (RF, anti-CCP) ile ayrılır. Gut artriti akut, monoartiküler, şiddetli inflamasyon ile karakterizedir ve serum ürik asit yüksekliği ile sinoviyal sıvıda monosodyum ürat kristalleri tanıyı doğrular. Psöriyatik artrit, deri ve tırnak bulguları ile birlikte asimetrik oligoartriküler veya DIP eklemi tutulumu ile osteoartriti taklit edebilir. Septik artrit, akut başlangıçlı monoartiküler artrit tablosunda mutlaka ekarte edilmelidir. Kalsiyum pirofosfat depozisyon hastalığı (CPPD/psödogut), özellikle diz ve el bileğinde akut artrit atakları ile görülür ve radyografide kondrokalsinozis bulgusu tipiktir. Avasküler nekroz ise özellikle kalça ekleminde ani ağrı ile kendini gösterir ve MRG ile erken tanı konur.
Tedavi Yaklaşımları
Osteoartrit tedavisi basamaklı bir yaklaşımla planlanır ve hastanın semptom şiddeti, fonksiyonel durumu ve eşlik eden hastalıkları göz önünde bulundurulur:
- Yaşam tarzı değişiklikleri: Tedavinin temel taşıdır. Kilo kontrolü obez hastalarda semptomları belirgin şekilde azaltır; yüzde 5-10 kilo kaybı diz ağrısında yüzde 50'ye varan azalma sağlayabilir. Düzenli egzersiz, konservatif tedaviler arasında en etkili yöntemdir; kuadriseps güçlendirme, aerobik egzersiz, su içi egzersiz ve esneklik çalışmaları önerilir.
- Fizyoterapi ve rehabilitasyon: Kas güçlendirme, eklem hareket açıklığı egzersizleri, proprioseptif eğitim ve yürüme eğitimi programları ağrı ve fonksiyonel kapasiteyi iyileştirir. Fizyoterapist eşliğinde bireyselleştirilmiş egzersiz programları ev egzersizlerine göre daha etkilidir.
- Parasetamol (asetaminofen): Hafif ağrıda ilk basamak analjezik olarak kullanılır. Günlük dozun 3 gramı aşmaması ve karaciğer fonksiyonlarının izlenmesi gereklidir. Son yıllarda etkinliğinin sınırlı olduğuna dair kanıtlar artmıştır.
- Topikal NSAİİ: Diz ve el osteoartritinde oral NSAİİ'ye alternatif olarak topikal diklofenak veya ketoprofen jel etkili ve güvenlidir. Sistemik yan etki profili oral formlara göre çok daha düşüktür.
- Oral non-steroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ): İbuprofen, naproksen, diklofenak gibi ajanlar ağrı ve inflamasyonu kontrol eder. Gastrointestinal, renal ve kardiyovasküler yan etkiler nedeniyle mümkün olan en kısa süre ve en düşük etkili dozda kullanılması önerilir.
- İntraartüküler (eklem içi) kortikosteroid enjeksiyonu: Akut alevlenmelerde ve özellikle efüzyon varlığında kısa süreli (4-8 hafta) ağrı rahatlaması sağlar. Yılda üçten fazla enjeksiyondan kaçınılmalıdır.
- İntraartiküler hyaluronik asit (HA) enjeksiyonu: Viskosuplemantasyon olarak adlandırılan bu yöntemde eklem sıvısının viskoelastik özelliklerini iyileştirmek amacıyla hyaluronik asit ekleme enjekte edilir. Etkinliği tartışmalı olmakla birlikte bazı hastalarda semptomatik rahatlama sağlar.
- Trombositten zengin plazma (PRP) enjeksiyonu: Hastanın kendi kanından elde edilen yoğunlaştırılmış trombosit solüsyonunun eklem içine enjeksiyonudur. Etkinliği tartışmalıdır ve standart tedavi kılavuzlarında henüz güçlü öneri düzeyinde yer almamaktadır.
- Artroplasti (eklem protezi): Konservatif tedavilere rağmen yaşam kalitesini ciddi şekilde bozan ileri evre osteoartritte son basamak tedavi seçeneğidir. Total diz artroplastisi ve total kalça artroplastisi en sık uygulanan protez ameliyatlarıdır. Başarı oranları yüzde 90'ın üzerindedir ve protez ömrü modern implantlarla 20-25 yılı aşabilir.
Komplikasyonlar
Osteoartrit tedavi edilmediğinde veya yetersiz tedavi edildiğinde çeşitli komplikasyonlar gelişebilir. Eklem deformitesi ilerleyici biçimde kötüleşerek fonksiyonel kapasiteyi ciddi şekilde sınırlandırır. Kas atrofisi ve güçsüzlük eklem stabilitesini bozar ve düşme riskini artırır; özellikle yaşlı popülasyonda kalça kırığı riski yükselir. Kronik ağrı sendromu ve buna bağlı depresyon, uyku bozuklukları ve sosyal izolasyon yaşam kalitesini derinden etkiler. Hareket kısıtlılığı sedanter yaşam tarzına yol açarak obezite, kardiyovasküler hastalık ve metabolik sendrom riskini artırır. İleri evre diz osteoartritinde fleksiyon kontraktürü gelişebilir ve tam ekstansiyon kaybı yürüme biyomekaniğini bozar. Ayrıca eklem instabilitesine bağlı düşme riski artışı yaşlı hastalarda ciddi morbidite ve mortaliteye neden olabilir.
Korunma
Osteoartrit gelişimini önlemek veya ilerlemesini yavaşlatmak için alınabilecek önlemler şunlardır:
- Kilo kontrolü: Normal vücut ağırlığının korunması diz osteoartriti riskini yüzde 50'ye kadar azaltabilir. Obez bireylerde kilo verme en etkili önleyici stratejidir.
- Düzenli egzersiz: Düşük etkili aerobik aktiviteler (yüzme, bisiklet, yürüyüş), kas güçlendirme ve esneklik egzersizleri eklem sağlığını korur. Aşırı yüklenmeden kaçınılmalı, eklem dostu sporlar tercih edilmelidir.
- Travmadan korunma: Spor aktivitelerinde uygun ekipman kullanımı, ısınma ve esneme hareketleri, doğru teknik eğitimi eklem travmalarını önler. Ön çapraz bağ yaralanması önleme programları etkinliği kanıtlanmış müdahalelerdir.
- Mesleki önlemler: Tekrarlayan diz çökme ve ağır kaldırma gerektiren mesleklerde ergonomik düzenlemeler, diz koruyucu kullanımı ve düzenli molalar riski azaltır.
- Eklem dizilim bozukluklarının düzeltilmesi: Varus veya valgus deformitesinin erken dönemde ortez veya gerektiğinde düzeltici osteotomi ile tedavisi osteoartrit ilerlemesini yavaşlatabilir.
- Kas güçlendirme: Özellikle kuadriseps kasının düzenli güçlendirme egzersizleri ile desteklenmesi diz eklemini koruyucu etki gösterir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Aşağıdaki durumlarda ortopedi veya romatoloji uzmanına başvurulması önerilir:
- Eklem ağrısının günlük aktiviteleri kısıtlaması: Yürüme, merdiven çıkma-inme veya oturma-kalkma gibi temel fonksiyonların ağrı nedeniyle güçleşmesi profesyonel değerlendirme gerektirir.
- Eklem şişliği ve kızarıklık: Özellikle akut başlangıçlı eklem şişliği septik artrit veya kristal artropatisi gibi acil müdahale gerektiren durumları düşündürebilir.
- Sabah tutukluğunun uzaması: Otuz dakikayı aşan sabah tutukluğu inflamatuar artrit lehine değerlendirilmeli ve ayırıcı tanı yapılmalıdır.
- Hareket kısıtlılığının ilerlemesi: Eklem hareket açıklığında giderek artan kayıp ve deformite gelişimi ileri tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesini gerektirir.
- Ağrının istirahat ve gecede devam etmesi: Mekanik ağrı paterninin değişerek istirahat ağrısına dönüşmesi hastalığın ilerlediğini gösterir.
- İlaçlara rağmen kontrol edilemeyen ağrı: Konservatif tedaviye yanıtsızlık durumunda enjeksiyon tedavileri veya cerrahi seçenekler değerlendirilmelidir.
Eklem kireçlenmesi kronik ve ilerleyici bir hastalık olmakla birlikte, erken tanı ve uygun tedavi ile semptomlar kontrol altına alınabilir ve hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir. Tedavinin temelini yaşam tarzı değişiklikleri, düzenli egzersiz ve kilo kontrolü oluşturmakta olup, farmakolojik tedavi ve cerrahi seçenekler ihtiyaca göre basamaklı biçimde eklenmektedir. Eklem ağrısı, şişlik veya hareket kısıtlılığı fark edildiğinde erken dönemde uzman hekime başvurulması, doğru tanının konulması ve bireyselleştirilmiş tedavi planının oluşturulması hasta sonuçlarını olumlu yönde etkilemektedir. Osteoartrit yönetiminde hasta eğitimi ve tedaviye aktif katılım başarının anahtarıdır.
Koru Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde uzman hekimlerimiz, bu alandaki en güncel tanı ve tedavi yöntemlerini uygulayarak hastalarımıza kapsamlı sağlık hizmeti sunmaktadır. Detaylı bilgi ve randevu için bizimle iletişime geçebilirsiniz.










