Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

Seyahat Sağlığı

Seyahat Sağlığı için umut verici yaklaşım seçenekleri ve güncel yaklaşımlar. Uzman hekim rehberi.

Seyahat sağlığı, uluslararası ya da bölgeler arası yolculuk yapan bireylerin karşılaşabileceği enfeksiyöz ve enfeksiyöz olmayan sağlık risklerinin öngörülmesi, azaltılması ve yönetilmesi süreçlerini kapsayan çok disiplinli bir alandır. Dünya Sağlık Örgütü verileri, her yıl milyonlarca kişinin sınır ötesi seyahat gerçekleştirdiğini, bu bireylerin önemli bir bölümünün gittiği bölgeye özgü hastalık etkenleriyle temas etme ihtimalinin bulunduğunu ortaya koymaktadır. Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanlığı çerçevesinde seyahat öncesi danışmanlık, uygun aşılama, kemoprofilaksi ve davranışsal koruma önlemlerinin birleşimi, yolculuk sırasında karşılaşılabilecek sağlık sorunlarının önlenmesine katkı sağlar. Seyahat sağlığı yaklaşımı yalnızca aşı uygulamasından ibaret olmayıp, gidilecek bölgenin epidemiyolojik profili, seyahat süresi, konaklama koşulları, planlanan aktiviteler ve bireyin kişisel sağlık geçmişi ile birlikte değerlendirilir.

Seyahat öncesi hekim değerlendirmesinin ideal zamanlaması, yolculuk tarihinden en az dört ile altı hafta öncesine denk gelmektedir. Bu süre, gerekli aşıların bağışıklık yanıtı oluşturması, çoklu doz gerektiren şemaların tamamlanması ve olası yan etki gözleminin yapılabilmesi açısından önemli bir zaman aralığı sunar. Değerlendirme sırasında bireyin kronik hastalıkları, kullandığı ilaçlar, alerji öyküsü, geçmiş aşılama durumu ve gebelik ihtimali gibi parametreler ayrıntılı biçimde sorgulanır. Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar, gebeler, süt çocukları ve ileri yaş grubu, standart seyahatçilerden farklı bir yaklaşım gerektirdiği için ayrı bir kategori olarak değerlendirilir. Danışmanlık sürecinde ayrıca gidilecek ülkenin sağlık altyapısı, salgın haritaları ve güncel uyarılar üzerinden risk sınıflaması yapılır.

Rutin aşıların güncelliği, seyahat öncesi kontrol edilmesi gereken temel unsurlardan birini oluşturmaktadır. Kızamık, kızamıkçık, kabakulak, difteri, tetanoz, boğmaca, çocuk felci ve suçiçeği gibi hastalıklara karşı bağışıklığın tamamlanmış olması, dünyanın pek çok bölgesinde hâlâ görülen bu enfeksiyonlardan korunmanın temelini oluşturur. Özellikle son yıllarda çeşitli ülkelerde kızamık salgınlarının yeniden görülmeye başlaması, seyahat öncesi bağışıklık durumunun sorgulanmasını daha da önemli hâle getirmiştir. Yetişkinlerin on yılda bir hatırlatma dozu almasının önerildiği difteri ve tetanoz aşısı, seyahat öncesi kontrol edilmesi gereken uygulamalar arasında yer alır. Çocuk felcinin hâlâ endemik olarak bulunduğu bölgelere yolculuk planlayan bireylerde ek doz uygulaması gündeme gelebilmektedir.

Seyahate özgü aşılar arasında sarı humma aşısı, uluslararası düzeyde en fazla düzenlemeye tabi tutulan uygulamalardan biri olarak öne çıkmaktadır. Afrika ve Güney Amerika'nın tropikal bölgelerinde endemik olarak görülen sarı humma, sivrisinek yoluyla bulaşan viral bir hastalık olup, ağır seyirli olgularda karaciğer ve böbrek yetmezliğine yol açabilmektedir. Sarı humma aşısı, Uluslararası Sağlık Tüzüğü kapsamında bazı ülkeler tarafından giriş şartı olarak talep edilmekte ve uygulama yetkilendirilmiş merkezlerde yapıldıktan sonra düzenlenen uluslararası aşı sertifikasıyla belgelenmektedir. Aşının yolculuktan en az on gün önce uygulanması, koruyucu bağışıklığın oluşması açısından önerilir. Aşının bazı özel durumlarda kontrendike olabileceği göz önünde bulundurularak, uygulama öncesi hekim değerlendirmesi gereklidir.

Tifo aşısı, Salmonella Typhi kaynaklı sistemik bir enfeksiyon olan tifoya karşı korunmada uygulanan bir yaklaşımdır. Hastalık, kontamine gıda ve su ile bulaşmakta olup, hijyen koşullarının yetersiz olduğu Güney Asya, Sahra Altı Afrika, Orta ve Güney Amerika ile Güneydoğu Asya bölgelerinde endemik seyir göstermektedir. Enjeksiyon yoluyla uygulanan polisakkarit aşı ile oral olarak alınan canlı zayıflatılmış aşı formları bulunmaktadır. Uygulama şekli ve tekrar dozu aralıkları, bireyin yaşı, seyahat süresi ve risk profiline göre değerlendirilerek belirlenir. Tifo aşısının koruyucu etkinliği mutlak olmadığından, aşı uygulamasının gıda ve su güvenliği önlemleriyle birlikte sürdürülmesi önemlidir.

Hepatit A ve hepatit B, seyahat öncesi bağışıklama planlamasında sıkça gündeme gelen viral enfeksiyonlar arasında yer almaktadır. Hepatit A, fekal-oral yolla bulaşan bir enfeksiyon olup, sanitasyon koşulları düşük olan bölgelere yapılan yolculuklarda önemli bir risk oluşturur. İki dozluk aşı şeması ile uzun süreli koruma sağlanmakta ve tek doz uygulama dahi kısa vadede önemli oranda bağışıklık geliştirebilmektedir. Hepatit B, kan ve vücut sıvıları yoluyla bulaşan bir enfeksiyon olduğundan, tıbbi girişim planlanan, uzun süreli konaklama yapacak ya da yüksek riskli aktivitelere katılacak bireylerde önerilir. Kombine hepatit A ve B aşıları, tek uygulamada her iki etkene karşı bağışıklık oluşturulmasına olanak tanıması nedeniyle sıklıkla tercih edilmektedir.

Meningokok aşısı, Neisseria meningitidis kaynaklı invazif hastalıklardan korunmada kullanılan bir uygulamadır. Sahra Altı Afrika'nın menenjit kuşağı olarak bilinen bölgesine yolculuk planlayanlar, hac ve umre ziyaretlerine katılacak bireyler ile toplu konaklama koşullarında bulunacak seyahatçilerde önerilmektedir. Suudi Arabistan, hac ve umre için ülkeye giriş yapan tüm ziyaretçilerden dörtlü konjuge meningokok aşısı belgelendirmesini talep etmektedir. Aşının, yolculuktan en az on gün önce uygulanması ve son beş yıl içinde tekrarlanmış olması aranan koşullar arasındadır. Meningokok enfeksiyonunun ağır seyirli olabilmesi, aşılamanın önemini artıran bir faktör olarak öne çıkmaktadır.

Kuduz aşısı, seyahat öncesi profilaksi kapsamında değerlendirilen bir diğer uygulamadır. Uzak bölgelerde, tıbbi hizmete erişimin sınırlı olduğu alanlarda uzun süre kalacak, kırsal bölgelerde faaliyet gösterecek, hayvanlarla yakın temas kurma ihtimali yüksek olan gezginler, mağara araştırmacıları ve bazı meslek gruplarında ön koruyucu şema tercih edilebilmektedir. Ön koruma uygulanmış bireylerde, olası temas sonrası profilaksi şeması kısalmakta ve immünoglobulin ihtiyacı ortadan kalkmaktadır. Kuduzun temas sonrası mutlaka değerlendirilmesi gereken bir enfeksiyon olduğu, herhangi bir memeli ısırığı veya tırmalaması sonrası vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği unutulmamalıdır.

Japon ensefaliti aşısı, Asya kıtasının bazı bölgelerinde endemik olarak görülen bir viral ensefalit etkeni olan Japon ensefaliti virüsüne karşı geliştirilmiştir. Bulaş, öncelikli olarak pirinç tarlaları ve domuz yetiştiriciliği yapılan kırsal alanlarda görülen sivrisinekler aracılığıyla gerçekleşmektedir. Kısa süreli kentsel seyahatlerde risk sınırlı iken, uzun süreli konaklama, kırsal bölge ziyareti veya muson mevsimi seyahatlerinde aşılama önerilebilmektedir. İki dozluk aşı şeması, koruyucu bağışıklık için genellikle yeterli kabul edilmektedir. Kolera aşısı ise oral olarak uygulanan bir preparat olup, kolera salgınlarının bildirildiği bölgelere gidecek sağlık çalışanları ve yardım gönüllülerinde tercih edilebilmektedir.

Sıtma, dünyanın tropikal ve subtropikal bölgelerinde önemli bir sağlık sorunu olmayı sürdürmektedir. Plasmodium cinsi parazitlerin dişi Anopheles sivrisinekleri aracılığıyla bulaşmasıyla ortaya çıkan hastalık, özellikle Plasmodium falciparum etkenli formlarda ağır ve hızlı seyirli olabilmektedir. Sıtmaya karşı aşı geliştirme çalışmaları sürmekte olup, yaygın seyahat uygulaması olarak henüz standart kullanıma girmemiştir. Bu nedenle korunma, kemoprofilaksi ilaçları ile sivrisinek ısırıklarından kaçınma önlemlerinin birleşimine dayanır. Kemoprofilakside kullanılan ilaç seçimi, gidilecek bölgedeki direnç paterni, seyahat süresi, bireyin yaşı ve mevcut hastalıkları göz önünde bulundurularak belirlenir. İlaç kullanımı, seyahat öncesi başlatılıp yolculuk süresince ve dönüş sonrası belirli bir süre daha sürdürülmelidir.

Sivrisinek kaynaklı hastalıklardan korunmada davranışsal önlemler, kemoprofilaksi kadar önem taşımaktadır. Açık renkli, uzun kollu ve uzun paçalı giysilerin tercih edilmesi, akşam saatlerinde ve gece boyunca cilt üzerine repellan uygulanması, permetrin ile emprenye edilmiş cibinlik kullanımı ve klimalı ya da sineklikli ortamlarda konaklama tercih edilmesi, temel korunma stratejileri arasında sayılmaktadır. Repellan olarak DEET, ikaridin ve limon okaliptüs yağı içerikli preparatlar önerilmektedir. Dang humması, chikungunya, Zika virüsü enfeksiyonu ve batı Nil virüsü gibi hastalıklara karşı da benzer önlemler geçerlidir. Zika virüsü enfeksiyonunun gebelikte konjenital anomalilere yol açabilmesi nedeniyle, gebelik planlayan ya da hamile olan bireylerin salgın bölgelerinden kaçınması önerilmektedir.

Seyahat ilişkili gastrointestinal enfeksiyonlar, yolculuk sırasında en sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Seyahat ishali olarak bilinen tablo, farklı bakteriyel, viral ve paraziter etkenlerin neden olduğu, çoğunlukla kendini sınırlayan bir klinik tablo olarak seyretmektedir. Kontamine su ve gıdalarla bulaşan bu tablodan korunmada, güvenli su tüketimi, iyi pişirilmiş sıcak yemeklerin tercih edilmesi, çiğ sebze ve meyvelerden kaçınılması, buz kullanımından uzak durulması ve el hijyenine dikkat edilmesi ön plandadır. Şişelenmiş su ya da kaynatılıp soğutulmuş su tüketimi güvenli bir yaklaşım olarak önerilmektedir. Şiddetli, kanlı ya da uzayan ishal tablolarında gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması, komplikasyon gelişiminin önlenmesine katkı sağlar.

Uzun süreli hava yolculuklarında görülebilen derin ven trombozu, hareketsizlik, dehidratasyon ve kabin basıncındaki değişikliklerin katkısıyla gelişebilen dolaşım sistemi sorunları arasında yer almaktadır. Risk faktörleri arasında ileri yaş, geçirilmiş tromboembolik olay öyküsü, kalıtsal pıhtılaşma bozuklukları, gebelik, obezite, hormonal tedavi kullanımı ve aktif malignite sayılabilir. Uzun uçuşlarda düzenli aralıklarla ayakta hareket edilmesi, ayak bileği egzersizlerinin yapılması, yeterli sıvı alımının sağlanması ve alkolden uzak durulması önerilen genel önlemler arasındadır. Yüksek riskli bireylerde varis çorabı kullanımı ya da hekim tarafından değerlendirilen profilaktik yaklaşımlar gündeme gelebilmektedir. Yükseklik hastalığı ise yüksek rakımlı bölgelere hızlı çıkış sonrası ortaya çıkan bir tablo olup, kademeli yükselme, yeterli dinlenme ve gerekli durumlarda profilaktik ilaç kullanımı ile ilgili yaklaşımla yönetilir.

Kronik hastalığı bulunan bireylerin seyahat planlaması, standart yolculardan farklı bir dikkat gerektirmektedir. Diyabet, kalp hastalığı, kronik akciğer hastalığı, böbrek yetmezliği ve otoimmün hastalıklar gibi tablolarda, seyahat öncesi kontrol muayenesi, gerekli ilaç tedariki, sağlık raporu ve reçete hazırlığı önem taşımaktadır. İlaçların orijinal kutu ve prospektüsleri ile taşınması, uçak yolculuklarında el bagajında bulundurulması ve saat farkı gerektiren rejimlerde uygulama saatlerinin planlanması önerilen yaklaşımlar arasındadır. Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda canlı aşıların uygulanması genellikle uygun bulunmamakta, bu nedenle bireysel değerlendirme daha da önem kazanmaktadır. Gebelerde seyahat planlaması, gebelik haftası, obstetrik risk faktörleri ve gidilecek bölgenin özellikleri birlikte değerlendirilerek şekillendirilir.

Seyahat sonrası dönemde ortaya çıkan sağlık sorunları, gidilen bölge ve maruziyet öyküsü birlikte ele alınarak değerlendirilmelidir. Yolculuk dönüşü ateş, ishal, cilt döküntüsü, sarılık ya da solunum yolu belirtileri gösteren bireylerin, seyahat öyküsünü mutlaka belirtmesi tanı sürecinin doğru yönlendirilmesine katkı sağlar. Sıtma, bazı olgularda dönüş sonrası haftalar hatta aylar geçtikten sonra da klinik bulgu verebildiğinden, tropikal bölgelerden dönen ateşli hastalarda mutlaka akla getirilmelidir. Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanları tarafından yapılan değerlendirme, uygun mikrobiyolojik testlerin planlanması ve gerekli durumda erken tedavi başlatılması, hastalığın seyri açısından belirleyici bir rol üstlenir.

Sağlık sigortası ve seyahat sigortası, yolculuk planlamasının göz ardı edilmemesi gereken bileşenleri arasında yer almaktadır. Yurt dışında karşılaşılabilecek sağlık sorunlarında ortaya çıkabilecek ekonomik yük, kapsamlı bir sigorta poliçesi ile sınırlandırılabilmektedir. Poliçenin acil sağlık hizmetlerini, hastane yatışını, gerektiğinde tıbbi tahliyeyi ve kronik hastalık akut alevlenmelerini kapsayıp kapsamadığı, seyahat öncesi dikkatle incelenmelidir. Ayrıca seyahat çantasında bulundurulması önerilen temel ilaç ve malzemeler arasında ateş düşürücü, ağrı kesici, oral rehidratasyon solüsyonu, antihistaminik, antiseptik solüsyon, yara bandı, güneş koruyucu, sivrisinek repellanı ve hekim tarafından reçetelenmiş kişisel ilaçlar sayılabilir. Seyahat sağlığının bütüncül biçimde ele alınması, yolculuk deneyiminin sağlıklı ve güvenli biçimde tamamlanmasına önemli katkı sunar.

Kaynakça

  1. CDC — Travelers' Health (Seyahat Sağlığı ve Aşılar)wwwnc.cdc.gov/travel
  2. World Health Organization (WHO) — International Travel and Healthwww.who.int/health-topics/travel-and-health
  3. MedlinePlus — Traveler's Health (Seyahat Sağlığı)medlineplus.gov/travelershealth.html
  4. NHS — Travel Vaccinations (Seyahat Aşıları)www.nhs.uk/conditions/travel-vaccinations

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

10 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.