Anestezi ve Reanimasyon

Pelvis Ağrısı Bloğu

Superior hipogastrik pleksus bloğunun pelvik kanser ağrısı ve dismenore yönetimindeki rolüne dair ayrıntılı bilgileri öğrenin.

Pelvis bölgesinde ortaya çıkan kronik ağrılar, hem fiziksel hem de yaşam kalitesi açısından önemli güçlüklere yol açabilen bir sağlık sorunudur. Bu bölgedeki ağrı genellikle yalnızca jinekolojik nedenlerle sınırlı kalmaz; ürolojik, gastrointestinal, kas-iskelet sistemine bağlı ya da sinirsel kökenli pek çok süreçle de ilişkili olabilir. Üç aydan uzun süren ve günlük yaşamı belirgin biçimde kısıtlayan pelvik bölge ağrılarında uygulanan girişimsel yöntemlerden biri de superior hipogastrik pleksus bloğudur. Bu girişim, sempatik sinir liflerinden köken alan ağrı sinyallerinin hedeflenmesine yönelik özelleşmiş bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.

Superior hipogastrik pleksus, omurganın alt seviyesinde, beşinci lomber omur ile birinci sakral omur düzeyinde, retroperitoneal boşlukta yer alan bir sempatik sinir ağıdır. Bu pleksus; rahim, yumurtalıklar, fallop tüpleri, mesane, prostat, vezikül seminalisler, sigmoid kolon ve rektumun üst kısmından gelen sempatik sinir uyarılarını ileten önemli bir merkezdir. Pelvik organlardan gelen ağrı sinyalleri büyük ölçüde bu pleksus üzerinden merkezi sinir sistemine taşındığı için, anılan bölgeye uygulanan bir blok, kronik pelvik ağrıların algılanma şiddetinin azaltılmasına katkı sağlayabilen bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Söz konusu girişim, ağrının kaynağına yönelik olmaktan çok, ağrı iletim yolunu hedef alan modüler bir yaklaşım olarak tanımlanır.

Superior hipogastrik blok uygulamasının klinik pratikte tercih edilmesinde, hastalarda gözlemlenen ağrı paternlerinin belirleyici rolü vardır. Endometriozis, adenomyozis, kronik prostatit, intersisyel sistit, pelvik konjesyon sendromu gibi iyi huylu süreçlerin yanı sıra; serviks, endometrium, prostat, mesane ya da rektum kaynaklı malign hastalıklara bağlı gelişen kronik ağrılarda da bu girişim seçenekler arasında değerlendirilebilir. Özellikle ilerlemiş onkolojik durumlarda, sistemik analjeziklerle yeterli ağrı kontrolü sağlanamadığında ya da yüksek doz opioid kullanımına bağlı yan etkilerin sınırlandırılması amaçlandığında, girişimsel bir basamak olarak gündeme gelmektedir.

Pelvik bölgede aylarca süren ve klasik ilaç yaklaşımlarına yeterli yanıt vermeyen ağrılarda, hastaların yaşam kalitesinde belirgin düşüşler gözlemlenir. Uyku düzeninin bozulması, cinsel işlevlerin etkilenmesi, çalışma performansının azalması ve psikolojik tablonun olumsuz yönde değişmesi sıkça karşılaşılan sonuçlardır. Bu çok boyutlu tabloda superior hipogastrik pleksus bloğu, multidisipliner bir ağrı yönetim planının parçası olarak ele alınır. Anestezi ve reanimasyon uzmanlarının yönettiği bu yaklaşımda, hastaya özgü ayrıntılı bir değerlendirme yapılması ve eşlik eden hastalıkların gözetilmesi büyük önem taşımaktadır.

Girişim öncesi süreç, başarının korunması açısından kritik bir aşamadır. Detaylı anamnez alınması, ağrının niteliğinin, süresinin, lokalizasyonunun ve yayılım paterninin sorgulanması, fizik muayene bulgularıyla birleştirilir. Hastaların kullandığı ilaçlar, eşlik eden sistemik hastalıklar, kanama eğilimini etkileyebilecek durumlar ve daha önce uygulanmış cerrahi ya da girişimsel öyküler kayıt altına alınır. Kanama parametrelerinin değerlendirilmesi, antikoagülan ya da antiagregan tedavi alan bireylerde özellikle gerekli görülmektedir. Bu ilaçların gerektiğinde uygun aralarla kesilmesi, hekim tarafından bireysel temelde planlanır.

Görüntüleme yöntemleri, girişimin doğru ve güvenilir biçimde gerçekleştirilebilmesi için belirleyicidir. Pek çok merkezde floroskopi rehberliği kullanılırken, bazı seçilmiş olgularda bilgisayarlı tomografi ya da ultrasonografi rehberliği tercih edilebilmektedir. Görüntüleme eşliğinde çalışılması, iğnenin hedeflenen anatomik düzleme yerleştirilmesini kolaylaştırırken, çevredeki damarsal ve nöral yapıların korunmasına katkı sağlar. Bu nedenle girişim, deneyimli ekip ve uygun donanım altyapısına sahip merkezlerde uygulanmaktadır.

Uygulama sırasında hasta genellikle yüzükoyun pozisyona alınır. Karın altına yerleştirilen destek ile lomber lordoz azaltılır ve anatomik hedef noktasına ulaşım kolaylaştırılır. Cilt antiseptik solüsyonlarla temizlenip steril örtülerle örtüldükten sonra, lokal anestezi ile cilt ve cilt altı dokuların duyarlılığı azaltılır. Ardından özel ince iğneler kullanılarak, görüntüleme rehberliğinde beşinci lomber omur ile birinci sakral omur arasındaki diskovertebral düzeye yaklaşılır. İğnenin doğru konumda olduğu kontrast madde uygulamasıyla doğrulanır; sempatik pleksusun saçaklı dağılımına uygun yayılım görüntüsü elde edilir.

Hedef bölgeye ulaşıldıktan sonra ajan seçimi yapılır. Tanısal amaçlı uygulamalarda lokal anestezikler tek başına ya da düşük doz steroidlerle birlikte tercih edilebilir. Beklenen düzeyde fayda elde edilmesi durumunda, daha uzun süreli ağrı kontrolü için nörolitik ajanlarla yapılan blok düşünülebilir. Bu aşamada özellikle ilerlemiş kanser ağrılarında alkol ya da fenol gibi nörolitik maddeler kullanılmaktadır. Karar süreci tamamen bireyseldir; hastanın genel durumu, beklenen yaşam süresi, eşlik eden hastalıklar ve önceki yanıtlar göz önünde bulundurularak şekillenir. Nörolitik blok kararının verilebilmesi için, öncesinde gerçekleştirilen tanısal blok sonrasında ağrı şiddetinde belirgin azalma sağlanmış olması beklenir.

Girişimin süresi genellikle kırk beş ile altmış dakika arasında değişmektedir. İşlem süresince hastaların hemodinamik parametreleri, oksijen satürasyonu ve genel durumu yakından izlenir. Uygun bulunan olgularda hafif sedasyon eşliğinde uygulama yapılabilmekte; ancak hastanın hekimle iletişimini koruyabilmesi açısından genellikle hafif düzeyde bilinç korunması tercih edilmektedir. İşlem tamamlandıktan sonra hastalar kısa süreli gözlem altında tutulur. Kan basıncındaki olası değişiklikler, alt ekstremitelerde geçici kuvvet kayıpları, idrar yapma güçlükleri ve postürel hipotansiyon açısından dikkatli izlem yapılması önerilir.

Superior hipogastrik pleksus bloğu, deneyimli ekiplerce uygulandığında güvenli kabul edilen girişimsel yöntemler arasındadır; bununla birlikte her invaziv işlemde olduğu gibi belirli risklerin varlığı göz ardı edilmemelidir. Damar yaralanmasına bağlı kanama, retroperitoneal hematom oluşumu, infeksiyon, intratekal ya da intravasküler enjeksiyon, geçici nörolojik bulgular, sempatik tonus değişikliklerine bağlı hipotansiyon başlıca komplikasyonlar arasında sayılır. Nörolitik blok sonrasında nadiren mesane ve bağırsak işlevlerinde geçici değişiklikler görülebilmektedir. Bu olası durumlar nedeniyle girişim öncesinde ayrıntılı bilgilendirme yapılması ve onam belgesinin eksiksiz alınması büyük önem taşımaktadır.

Girişimin etkinliği, hastaya ve altta yatan patolojiye göre değişkenlik gösterebilir. İyi huylu kronik pelvik ağrı sendromlarında, blok sonrası ağrı şiddetinde belirgin düşüşlerin görülmesi durumunda, hastaların ilaç kullanım gereksinimlerinde azalma sağlanabilmektedir. Onkolojik ağrı yönetiminde ise, opioid dozlarının düşürülmesi ve buna bağlı yan etkilerin azaltılması mümkün olabilir. Bulantı, kabızlık, uyku hali, bilişsel bozulma ve solunum baskılanması gibi sistemik analjeziklere bağlı sorunların sınırlandırılması, hastaların günlük yaşam aktivitelerine daha iyi adaptasyonuna katkı sağlayan bir gelişme olarak değerlendirilir. Etkinlik süresi uygulama tipine göre farklılık göstermekte; tanısal bloklarda etki haftalarla sınırlı kalabilirken, nörolitik bloklarda aylarca süren rahatlama bildirilmektedir.

Hastaların girişim sonrası süreçte dikkat etmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır. İşlem günü ağır fiziksel aktivitelerden uzak durulması, uzun süreli ayakta kalmaktan ve araç kullanımından kaçınılması önerilir. Girişim yapılan bölgede hafif düzeyde hassasiyet, basınç hissi ya da gerginlik birkaç gün sürebilir. Bu yakınmalar çoğu durumda hekimin önerdiği basit analjeziklerle yönetilebilir. Ateş yüksekliği, girişim bölgesinde belirgin şişlik, kızarıklık, akıntı, idrar yapamama, alt ekstremitelerde güçsüzlük ya da ciddi baş dönmesi gibi bulguların ortaya çıkması durumunda, vakit kaybetmeksizin sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir. Düzenli kontroller, ağrı yönetim planının başarısının izlenmesi açısından önem taşımaktadır.

Superior hipogastrik pleksus bloğunun başarılı sonuçlar verebilmesi için multidisipliner bir yaklaşım benimsenmesi gerekmektedir. Jinekoloji, üroloji, genel cerrahi, onkoloji ve fizik tedavi gibi farklı uzmanlık alanlarıyla iş birliği içinde çalışılması; ağrının tek bir bakış açısıyla değil, bütüncül biçimde değerlendirilmesini sağlar. Psikolojik destek, davranışsal terapiler, fizik tedavi yaklaşımları ve uygun ilaç düzenlemeleri, girişimsel yöntemlerle bir araya geldiğinde, kronik pelvik ağrı yönetiminde anlamlı katkılar elde edilebilmektedir. Bu nedenle blok uygulaması tek başına bir çözüm olarak değil, kapsamlı bir tedavi planının destekleyici bir basamağı olarak konumlandırılmalıdır.

Girişim için aday seçimi titizlikle yapılmalıdır. Aktif sistemik infeksiyon varlığı, girişim yapılacak bölgede lokal infeksiyon, kontrol edilemeyen koagülasyon bozuklukları, kullanılan ilaçlara karşı bilinen ciddi alerji öyküleri, ileri derecede anatomik bozukluklar ve hastanın işbirliği sağlamasını engelleyen durumlar göreceli ya da kesin kontrendikasyonlar arasında yer alır. Gebelik durumu, böbrek ve karaciğer yetmezliği gibi sistemik tablolar bireysel değerlendirme gerektirir. Bu nedenle her hastanın klinik tablosu ayrı ayrı ele alınmakta; risk-yarar dengesi gözetilerek karar verilmektedir. Hastaların sürece dair beklentilerinin gerçekçi temellere oturtulması, memnuniyet düzeyinin korunmasına katkı sağlar.

Sonuç olarak superior hipogastrik pleksus bloğu, üç aydan uzun süren ve klasik yöntemlere yeterli yanıt vermeyen pelvik kaynaklı kronik ağrıların yönetiminde başvurulan girişimsel bir seçenektir. İyi huylu jinekolojik, ürolojik ve gastrointestinal patolojilerin yanı sıra ilerlemiş onkolojik tablolarda da hastaların yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayan bir yaklaşım olarak öne çıkmaktadır. Doğru hasta seçimi, deneyimli ekip, uygun görüntüleme rehberliği ve multidisipliner planlama bir araya geldiğinde, ağrı şiddetinde belirgin azalmalar ve sistemik ilaç gereksiniminde anlamlı düşüşler elde edilebilmektedir. Bu girişimin uygun adaylarda değerlendirilmesi, kronik pelvik ağrıyla mücadele eden bireylerin günlük yaşamlarına daha rahat tutunabilmesine yönelik önemli bir destek olarak görülmektedir.

Kaynakça

  1. National Center for Biotechnology Information - StatPearls (NCBI) — Superior hipogastrik pleksus blok anatomisi ve tekniğincbi.nlm.nih.gov/books/NBK557783
  2. National Cancer Institute (NCI) — Kanser ağrısının kontrolü ve girişimsel yöntemlercancer.gov/about-cancer/treatment/side-effects/pain/pain-hp-pdq
  3. National Library of Medicine - PubMed Central (PMC) — Pelvik kanser ağrısında nörolitik sempatik blokpmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC5709826
  4. World Health Organization (WHO) — Kanser ağrısı tedavi rehberi ve basamaklı yaklaşımwho.int/publications/i/item/9789241550390

Bu bölümdeki kaynaklar bilgilendirme amaçlı olup yalnızca referans niteliğindedir.

Anestezi ve Reanimasyon Hekimlerimiz

Sık Sorulan Sorular

10 soru

Bu konuda uzman hekimlerimizle görüşmek ister misiniz?

Şikayetinizi anlatın, çağrı merkezimiz sizi doğru hekime yönlendirsin.